By 17 Nisan 2013 Devamı →

Sedef Hastaliği



Sedef çıktı bir türlü geçmiyor

Sedef HastalığıNedenini bilmediğim bir şekilde yaklaşık 6 ay önce başımda pul pul dökülme tarzı yaralar çıktı. Doğal şampuan, antibiyotik ve kremler kullandım ama geçmedi; doktorum da yardımcı olamadı. Bu arada saç derimde yaralardan oluşan iltihaplar çıktı ve patladığı yerde saç çıkmadı. Ne yaptıysam geçmedi. En son bir deri hastalıkları doktoru ‘sedef olabilir’ dedi. Ne yapmam lazım?

Sedef hastalığı; özellikle diz kapaklarında, dirseklerde, ellerde, ayaklarda belde ve kafa derisinde ortaya çıkan bir deri hastalığıdır. Bu hastalıkta deri hücrelerinin bir kısmı normalden daha hızlı çoğalarak o bölgelerde kalın, beyazdan kırmızıya değişen renklerde yama gibi döküntülere sebep olurlar. Çoğunlukla yetişkinlerde görülmekle beraber, çocuklarda da hastalık belirtileri ortaya çıkabilir. Normal olarak deri hücreleri yavaş yavaş gelişirler ve 28 gün sonra en üstteki tabaka kendiliğinden dökülür. Alttan olgunlaşıp gelen yeniler, dökülenlerin yerlerini alır. Sedef hastalığında ise alttaki hücreler henüz olgunlaşmadan 3-6 gün içinde üste çıkarak yerleşir ve o bilindik plakları oluşturur. Sedef hastalığının kesin sebebi bilinmemekle beraber, çoğu vakada kalıtımın rolü ön plana çıkar. Bununla birlikte bağışıklık sistemi bozuklukları, soğuk ve kuru iklim, deri yaralanmaları, mikrobik hastalıklar, bazı ilaçlar, endişe ve stresin de hastalığın gelişiminde etkili olabileceği varsayılır. Hastalığın belirtileri çok çeşitlilik gösterir ve farklı tablolar içerisinde ortaya çıkabilir. Hafif seyreden vakalarda küçük döküntüler görülür. Orta şiddetlilerde üstü beyaz kabukla kaplı kırmızı kabarık döküntüler belirginleşirken; şiddetli vakalarda bu tabloya kaşıntı ve hassasiyet de eklenir. Döküntüler kendi aralarında birleşerek büyük alanları kaplar ve harita benzeri görünüme bürünebilir.

Eren EroğluCildi nemli tutun

Eklemlerde ağrı ve şişlik, el ve ayak tırnaklarında bozukluk, sedef döküntüleri ile beraber görülebilen tablolardır. Tüm belirtiler hiç tedavi uygulanmasa bile kendiliğinden ortadan kaybolup bir süre gizlenebilirler. Genellikle hastalığın görüntüsüne ve hastanın hikayesine dayanılarak teşhis konulabilir. Hafif vakalarda mantar enfeksiyonlarından ayırmak için özel bazı tetkikler gerekir ama genellikle ileri tetkike ihtiyaç yoktur. Sedef tedavisi; önce cildi nemli ve yumuşak tutmakla başlar. Bunun yanında; döküntüleri söndürmeye yönelik kremler, losyonlar, mor ötesi ışın tedavisi ve bağışıklık sistemini baskılayan tabletler kullanılır. Sizin gibi kafa derisinde döküntü olan hastalar özellikle şampuan formundaki ilaçlardan fayda görür. İlaçlar belirtileri kontrol altında tutmakla beraber, bu hastalık için henüz kesin tedavi yoktur.

Dr. Eren Eroğlu


Sedef Hastalığı Depresyon Yaratıyor

Görüntüsü nedeniyle halk arasında “sedef” adı verilen psoriazis hastalığına yakalanan kişilerde, toplumun gösterdiği “bilinçsiz” tepki nedeniyle sosyal hayattan uzaklaşma, evden çıkmama ve işe gitmek istememe gibi davranış bozukluklarının görüldüğü, bu durumun depresyona yol açtığı bildirildi…

sedef depresyon yaratıyorCelal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Öztürkcan, konuya ilişkin sedef renkli kepeklerle karakterize bir hastalık olan psoriazisin, görünümü nedeniyle insanları rahatsız ettiğini vurguladı.

Hastalığın kesinlikle bulaşıcı olmadığını dile getiren Öztürkcan, şöyle devam etti:

“Sedef hastaları, bu döküntüler ve toplumun da bulaşıcı olduğunu düşünmesi nedeniyle toplum içerisinde hep kendilerini geri çekme, sosyalleşmeden kaçınma durumundalar. Halbuki bu hastalık temasla, el sıkışmayla bulaşan bir hastalık değil. Sedef hastalarının görünümle ilgili hissettikleri sıkıntının boyutu, hastalığın şiddetiyle de gittikçe artmakta. Sonuçta sadece sosyal ortamdan kaçmaya değil, önemli psikolojik sorunlar yaratacak boyuta gelebiliyor. Bu hastalarımızda biz depresyonu çok daha fazla görebiliyoruz, intihar eğilimi de oldukça yüksek olabiliyor. Sosyal hayattan kaçarken, tedavi nedeniyle işten de uzak durmak zorunda kalıyorlar.”

Öztürkcan, hastalık nedeniyle yaşam kalitesi bozulan hastaların evden çıkmama, işe gitmeme, sosyal aktivitelerden kaçınma gibi davranış biçimleri geliştirdiklerini anlatarak, etkin tedavi ile bu hastaların topluma kazandırılabileceğini kaydetti.

Toplumun ve hasta ailelerinin bilinçlendirilmesinin çok önemli olduğuna değinen Öztürkcan, buna ilişkin çeşitli toplantılar düzenlediklerini sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Serap Öztürkcan

“PSORİAZİS OLDUĞU İÇİN İŞTEN ATILAN HASTA BİLE VAR”

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilser İlter de her bebeğin yüzde 2 oranında bu hastalığı geliştirme riskiyle doğduğunu aktararak, hastalığın çok geniş bir yaş grubunu içerdiğini, en geç vakanın 108 yaşında bir kişide görüldüğünü söyledi.

Anne ve babası bu hastalığa sahip bir çocuğun sedef hastalığına yakalanma oranının yüzde 41 olduğunu belirten Prof. Dr. İlter, “Bu, klinik olarak yaşamı çok ciddi etkileyen bir hastalık. Çünkü görsel olarak çok önemli ve vücudun görülen yerlerinde tutunabiliyor” dedi.

Prof. Dr. İlter, özellikle saçlı deri, diz, dirsek ve kalça bölgesinde tutunan hastalığın bazı türlerinin el ve ayakta görüldüğünü, tüm vücudu kaplayan çeşitlerine de rastlanabildiğini dile getirerek, “Maalesef başladığında bu hastalığı tamamen yok etmek mümkün değil. Ancak dönem dönem kontrol altına alınabiliyor. Ama hastalık yapan faktör, sürekli devam ediyor ve hayat boyu alevlenme riski bulunuyor” diye konuştu.

Hastaların en yakındığı konunun, bulaşıcı olduğu düşüncesiyle kendilerine gösterilen tavır olduğunu ifade eden İlter, “Psoriazis olduğu için işten atılan hasta bile var. Hastalık, el bölgesinde olduğunda, sıklıkla el sıkmaktan kaçınıyorlar, kendilerine güvenlerini yitiriyorlar. Psoriazis hastasının elini sıkmaktan kaçındığınızda, her an kendinizin de hayatınızın bir döneminde bu hastalığa yakalanabileceğinizi hatırlamanız lazım” dedi.

Prof. Dr. Nilser İlter

“ÜMİTSİZLİĞE KAPILMADAN HEKİME BAŞVURUN”

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sibel Alper de erken tanı ve tedavinin, tüm hastalıklarda olduğu gibi bu hastalıkta da büyük önem taşıdığını belirtti.

Hastalık ölümcül olmasa bile, görünür olduğu için hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini dile getiren Alper, şunları kaydetti:

“Halk arasında ‘bunun çaresi yok’ deniyor. Ama aslında tedaviyle lezyonlar tamamen silinebiliyor. Ve tedaviler sanıldığı kadar maliyeti yüksek değil. Tek sıkıntımız nüksü (tekrarı) önleyecek bir tedavinin olmaması. Onun için de lezyonları geçen hastalarımıza tedbirleri açıklıyoruz. Tanıyı alınca ümitsizliğe kapılmadan hekime başvurmak lazım. Evet, kronik, zor bir hastalık, ömür boyu sürüyor. Ama aynı zamanda yapılabilecek de çok şeyi olan bir hastalık.”

Prof. Dr. Sibel Alper


Her çocuğun sedef hastalığına yakalanma riski yüzde 2. Ancak anne ve babasında hastalık olan çocuklarda risk yüzde 41’e çıkıyor. Her insanın hayatının bir döneminde sedefe yakalanma ihtimali bulunuyor, hastalığın tedavisi ise ömür boyu sürüyor.

Manisa’da gerçekleştirilen Spil Dermatoloji Günleri’nde halk arasında ”Sedef” olarak bilenen ”psoriazis” hastalığı hakkındaki gelişmeler ele alındı.

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serap Öztürkcan, hastalığın çok yaygın olduğunu ve insanın yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini söyledi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, dünya genelinde bu hastalığın oldukça yaygın bulunduğunu belirterek, verilere göre hastalığın en fazla Norveç’te görüldüğünü aktardı. Eskimo, zenci, kızılderili ve sarı ırkta nadir olarak görülen hastalıkla ilgili ABD’de her yıl 150 bin yeni vaka ortaya çıktığını bildiren Gürer, Türkiye’deki verilere göre nüfusun 1.3’ünün bu hastalığı taşıdığını dile getirdi.

Prof Dr Mehmet Ali Gürer, sedef hastalığını ve tedavisini anlatıyor.


Sedef Tedavi Edilebilen Ancak Süre ve Düzenli Tedavi Gerektiren Bir Hastalıktır.

Sedef hastalığı, insanların psikolojisini öyle bozuyor ki, onları intihara bile sürükleyebiliyor. Doç. Dr. Leon Kircik, “Sedef hastaları enjeksiyon yoluyla iyileşebilir. Ancak ilaçlarını şeker hastaları gibi ömür boyu almalılar” diyor..

Sedef hastalığı çok yaygın bir hastalık olmasa da, insan psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Her ne kadar ‘Sedef hastalığından kimse ölmez’ dense de, uzmanlar sedef hastalarının yüzde 10’unun intiharı düşündüğünü, yüzde 5’inin ise intihar girişiminde bulunduğunu dile getiriyor. Konya’da düzenlenen 22.Ulusal Dermataloji Kongresi’ne katılan ABD Indiana Üniversitesi’nden Doç. Dr. Leon Kircik, “Hastalara, ‘Al, bir tüp kremi başından aşağı sür’ demekle olmuyor. Hastanın çektiği acı, ağır depresyona hatta intihara bile neden olabiliyor! Bu hastalığı ciddiye almak ve kesintisiz tedavi etmek gerekir” diyor. Doç. Dr. Kircik, bu hastalıkla ilgili sorularımızı yanıtladı:

ETKİSİ ÖMÜR BOYU SÜRER!
* Sedef, sadece bir deri hastalığı olarak mı nitelendirilmektedir?
Düne kadar sadece bir deri hastalığı olarak görülen ve tedavisi kremlerle yüzeysel olarak yapılan sedef, aslında hayat boyu süren sistemik bir hastalıktır. Aynı şeker hastalığı gibi kontrol altında tutulmalıdır. Bir şeker hastasına, “Artık insülin kullanma, tedaviyi bir yıl durduralım” diyemeyiz. Aynı durum, bir sedef hastası için de geçerlidir.

* Sedef hastalığı, aniden mi ortaya çıkar?
Sedef belirti vermez. Herhangi bir sebeple, herhangi bir yerden patlak verir. Özellikle ortaya çıktığı diz, dirsek, saçlı deri ve kalça gibi bölgeler vardır. Buralardan başladığında, bizim için tanı kolay oluyor. İlk başladığında sedef tanısı koyulamayabiliyor. Egzamalarla, alerjilerle, ilaç döküntüleri veya diğer deri hastalıkları ile karışabiliyor. Adı konduktan sonra ise, tedavisi vardır ve kolaydır.

* Sedef, bulaşıcı bir hastalık mı?
Değil ama böyle etiketlendiği için hastalar için utanç nedeni oluyor. Kalp ve kanser gibi pek çok ölümcül ve ciddi hastalığa göre, hastayı sosyolojik ve psikolojik anlamda çok daha fazla etkiliyor. Depresyondan sonra en fazla etkileyen ikinci hastalık! Sokağa çıkarsan kimse kanser olduğunu bilmez ama sedef olduğunu herkes görüyor. Sabah dişini fırçalıyorsun, sedefinle yüzleşiyorsun. Bu durum hastaları psikolojik olarak çok etkiliyor. Çocuklarına rahatça sarılamayan hastalarımız var. Eşler birbirleriyle ilişkide bulunamıyor. Toplum bu hastalığı ‘bulaşıcı’ olarak algıladığı için sedef hastasını dışlıyor. Hastalar cüzzamlı muamelesi görüyor. İnsanlar sedef hastalarıyla tokalaşmak, onların elinden para almak istemiyor. Toplum, bu konuda bilinçlenmeli.

* Krem kullanımı, bu hastalığın tedavisinde etkili mi?
Şimdiye kadar kremlerve eski sistemik ilaçlarla tedavi götürülüyordu. Ancak bu ilaçların bazıları böbreklere zarar veriyor ve karaciğeri bozuyor. Bir kısmı da kolesterolü yükseltiyor. Sedef kronik bir hastalık ve yaşam boyu ilaç kullanılması gerekiyor. Şiddetli sedef hastalarında diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve obezite sorunu da var. Bu hastalıklar arasında ilişki var. Biyolojik tedavi, burada devreye giriyor. Alternatif tedavi, sedefi ağırlaştırıyor.

DÜZENLİ ENJEKSİYON ŞART
* İleri derecede bir sedef hastasının ilaçlarla tamamen iyileşmesi mümkün mü?
Tedavi için biyolojik ilaçlar kullanıyoruz. Hastalığa neden olan bir virüs ya da bakteri olabilir. Yeni tedavilerle; mesela haftada bir enjeksiyon tedavisi ile hasta yaklaşık bir ayda büyük ölçüde iyileşiyor. 3-6 ay arasında ise, yüzde 77 iyileşmiş oluyor.

* El ve ayaklarda oluşan sedefin tedavisi daha mı zor?
Ellerinde ve ayaklarında sedef olan hastalar, gerçekten çok sıkıntı çekiyor. Sosyal hayatta, iş hayatında ve özel hayatta büyük problemler yaşıyor. Çünkü el ve ayak sedefini temizlemek çok zor, gerçekten çok uzun zaman alıyor. Vücutlarında yaygın olmasa sadece ellerinde bile olsa, sedef hastası bir ev kadını için yemek yapmak, evi ve çocuklarıyla ilgilenmek bir ızdıraba dönüşüyor. Genç ve çalışan bir kadın için de aynı problemler söz konusu. Çalışan bir insanın ayaklarını saran bir sedefi varsa; yürüyemiyor ve ayakta duramıyor. Şimdiye kadar fototerapi ve kremlerle tedavi ediyorduk ancak hastalık hasta ilacı bıraktığı anda yeniden aktive oluyordu. Artık sedefi yeni biyolojik ilaçlarla tedavi ediyoruz. Orta ve şiddetli sedefler tamamen temizlenebiliyor. Saçlı derideki sedef hastalığı da yok edilebiliyor.

Sedef; genç yaşta tedavi edilmezse ömrü 20 yıl kısaltabiliyor. Hastalar genellikle 40 yaş civarında tedaviye başlıyor. 25 yaşında ortaya çıkan ve vücudun dörtte birini tutan sedef hastalığı, 10 yıl içinde başlangıçtaki durumundan tam 5 kat daha fazla yayılıyor. Sedef hastalığı beraberinde kalp, diyabet, iltihaplı romatizma, kanser ve depresyonu da getirebiliyor.


Sedef hastalığına karşı ilaç gibi ‘Dalaman çamuru’ Gerçekten Etkili mi?

Dalaman’daki Therme Maris Gölü’nden elde edilen çamur; egzema, sedef ve sivilce gibi döküntülü deri hastalıklarının tedavisinde kullanılıyor. Dr. Haluk Dayıoğlu, “21 günlük çamur kürü, sedef hastalığını yüzde 85 iyileştiriyor” diyor…..

Dalaman Çamuru ile Sedef TedavisiDalaman Therme Maris’in doktoru Dr. Haluk Dayıoğlu, Dalaman çamurunun ve Therme Maris Gölü’nün özelliklerini anlattı:

* Dalaman çamurunun özelliği nedir?
Therme Maris Gölü doğaya açık bir göl. Bu göl hem mineralli suyu, hem de deniz suyunu içeriyor. Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfı’nın koruması altında. Çevresinde yapılaşma veya kirlenmeye fırsat verilmiyor. Deniz ve gölün karışımı sonucunda dipte çamur oluşmuş. Gölde Nil kaplumbağaları yaşıyor. Normalde bu kaplumbağalar yılda 1-2 defa yumurtlar ve 40-50 sene yaşar. Therme Maris Gölü’ndekiler yılda 5 defa yumurtluyor ve 81 seneye kadar yaşadıkları söyleniyor. Bu da gösteriyor ki; bu çamur sağlığa çok yararlı. Gölün tabanında uzun yıllar sonucunda oluşmuş çamur, tamamen doğal.

HER YAŞA UYGUN
* Dalaman çamuru ilaç yerine geçer mi?
İlaç yerine geçtiğini söyleyemeyiz. Ancak tedavilerde yardımcı ve tamamlayıcı bir rol oynar.

* Hangi mevsim, çamur tedavisi için daha uygundur?
Dalaman’da yılın büyük bir bölümü güneşli geçtiği için çamurdan da yılın 12 ayı yararlanılabiliniyor.

* Her yaş grubuna uygulanabilir mi? Çamur kimlere uygulanamaz?
Küçük çocuklar da dahil herkese uygulanabilir. Ancak, tüberküloz gibi ağır enfeksiyon hastalıklarında, kanser vakalarında, ağır kalp yetmezliklerinde, protein yıkımı olan hastalıklarda ve direnç sistemi bozulmuş olanlarda uygulanmamalıdır.


Sedef hastalığıyla ilgili genler belirlendi

Sedef hastalığı (Psoriasis) riskini büyük ölçüde artıran iki gen belirlendi.

İngiltere’deki Nottingham Üniversitesinden genetik uzmanlarının yaptığı, İspanya, İtalya, Hollanda ve İngiltere’den 2.831 kişinin katıldığı araştırma, LCE3B ve LCE3C genlerinin büyük oranda sedef hastalığıyla bağlantılı olduğunu gösterdi.

Araştırma, LCE3B ve LCE3C genlerinin, derinin korunmasına katkıda bulunduğunu, bu genler olmadığı takdirde derinin zarar gördüğünü ve sedef hastalığına neden olan iltihaplanmaların meydana geldiğini ortaya koydu.

Bilim adamları, bu genlerin belirlenmesiyle sedef hastalığının mekanizmaları daha iyi anlaşılsa da, hemen tedavinin bulunmasını beklemek için erken olduğunu belirtiyorlar.

Araştırma Fransa’da yayımlanan “Science et Avenir” dergisinde yer alıyor.

Kökü, eski Yunancada kaşıntı anlamındaki “psora” kelimesinden gelen sedef hastalığı en çok dizler, dirsekler, kasık bölgesi ve genital bölge, kollar, bacaklar, avuç ve ayak tabanları, saçlı deri ve vücuttaki kıvrım bölgelerinde görülüyor. Hastalığın olduğu bölge kızarıyor, üzerinde kalın gümüş renkli kabuklanmalar oluşuyor. Bazı vakalar kişinin hastalığının farkında olmayacak kadar hafif seyrediyor. Diğer taraftan hastalık vücudun büyük kısmına dağılacak şekilde şiddetli olabiliyor. Sedef hastalığı aynı ailenin birden fazla bireyinde görülebilmesine rağmen bulaşıcı değil.


www.xprodoksit.com ‘da yer alan yazılardan derlemeler :

** Benim annemde sedef hastalığı oluştu. Ayak kısımlarında kırmızı lekeler var. Acaba onun da bir tedavisi var mı? Ne öneririsiniz?

Suna Dumankaya: Öncelikle bir doktora görünmenizi önereceğim. Doğal olarak da cildinizi limonla ovun; sonra da havuç yağı ile susam yağını eşit miktarda karıştırıp cildinize sürün. (yazıya git)

SEDEF SORUNLARI İÇİN

-Ezdiğiniz 3-4 diş sarımsağı 1 bardak kaynar suyun içine atın. 1 tatlı kaşığı üzüm veya elma sirkesi bu suya ekleyin. 4-5 tane taze yaban mersinini de ekledikten sonra 1 dakika kaynatın. Bu karışım ile rahatsızlık görülen bölgeleri yıkayabilirsiniz.
-1 ölçü zerdeçal ve 1 ölçü deve dikeni tohumunu toz haline getirip Sabah ve akşam aç karnına 1 tatlı balla karıştırıp yiyebilirsiniz.
Alternatif tıp yöntemlerini doktorunuza danışmadan denemeyiniz.

Ben de sedef hastalığı var. Doktorların verdigi ilacları kullanmama ragmen coğalıyor.

Suna Dumankaya: limonla ovun sonra da havuç yağı ile susam yağını eşit miktarda karıştırıp cildinize sürün. (yazıya git)

** Sağlık Bakanlığı, risklerinin yararlarından daha fazla olması nedeniyle sedef hastalığı (psöriyazis) tedavisinde kullanılan efalizumab etken maddeli Raptiva isimli ilacın ruhsatını askıya aldı. (yazıya git)

** Sedef hastalığında hangi kaplıcalardan istifade edilmelidir. Dr. Ender Saraç’ ın sunduğu programda Prof.Dr. M.Zeki Karagülle cevaplıyor. (yazıya git)

** Şems Arslan, Sedef hastaların şikayetlerinin azalmasına ve iltihabı kurutmaya yardımcı bitkisel şampuan tarifi (yaziya git)

 

 

 


Pratik ve Doğal Öneriler :

– Ezdiğiniz 3-4 diş sarımsağı 1 bardak kaynar suyun içine atın. 1 tatlı kaşığı üzüm veya elma sirkesi bu suya ekleyin. 4-5 tane taze yaban mersinini de ekledikten sonra 1 dakika kaynatın. Bu karışım ile rahatsızlık görülen bölgeleri yıkayabilirsiniz.

– 1 ölçü zerdeçal ve 1 ölçü deve dikeni tohumunu toz haline getirip Sabah ve akşam aç karnına 1 tatlı kaşığı balla karıştırıp yiyebilirsiniz.

Alternatif tıp yöntemlerini doktorunuza danışmadan denemeyiniz.

 

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Sağlık

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,


3 Yorum Var "Sedef Hastaliği"

Trackback | Comments RSS Feed

  1. Meltem Genc dedi ki:

    Teşekkürler, çok faydalı ve detaylı bir yazı olmuş. Çok işime yaradı….

  2. AHMET İDRİS ULUTAŞ dedi ki:

    Ahmet idris ulutaş 25 Tem 2014
    Ahmet Idris Ulutaş Evde kombu çayı ve kefir yapmak isteyenler kombu mantarı ve kefir mayası paylaşılır. Fitoterapist eczacı ahmet idris ulutaş. mail:ahmetidrisulutas@gmail.com-cep- 0537935xxx-ADANA-

  3. AHMET İDRİS ULUTAŞ dedi ki:

    SEDEF :dışa vurulmamış duygular diye tarif edilebilir. Kendini bütünüyle her şeyin dışında hissetme, hiçbirşeye hiçbir gruba ait olmama duygusu. SEDEF tedavisinde ilk şart kişinin kendini sevdiğinin işaretidir. Kendinizi seviniz, kendinizi beğenmek ayrı şey, çocuğumu severim ama her huyunu beğenmem çok farklı şeyler. Kendini seven insan bu 19 maddeye zamanında cevap verir.

    Nasıl düşünmeliyim?
    1-Sabahları neşeli bir şekilde uyanırım.
    2-Çoğunlukla neşem yerindedir.

    3-Çoğu kimse tarafından sevilirim.
    4-Aynaya baktığımda gördüklerim hoşuma gider.
    5-Zeki bir insanım.
    6-Kendimle ilgili utanılacak bir şey görmüyorum.
    7-İşimden hoşlanırım.
    8-Oldukça enejiğim.
    9-Esas olarak iyimser bir kişiyim.
    10-Kendi hatalarıma güvenebilirim.
    11-Ben ilginç bir insanım.
    12-Başkaları beni önemser.
    13-Şimdiye dek yaptıklarımdan pişman değilim.
    14-Duygularımı açıklamaktan çekinmem.
    15-Öldükten sonra ben mutlaka cennete giderim.
    16-Başkalarıyla konuşurken rahatım.
    17-Yaşamımı istediğim yöne çevirebilirim.
    18-Yerinde olmak istediğim gıpta ile baktığım çok sayıda kimse yok.
    19-Her türlü iyilik ve değer biriyim.
    SEDEF’İ artıran hangi faktörlere dikkat edilmelidir?
    -Tiner, çamaşır suları, deterjanlar gibi maddelerden uzak durunuz.
    -Bilgisayar önünde fazla oyalanmayınız.
    -Süt ve demli çaydan uzak durunuz.
    -Yüzme havuzlarını kısıtlayınız.
    SEDEF tedavisini etkileyen en büyük 3 fark;
    -Sigara: Lütfen uzak durunuz.
    -Anemi: Demir eksikliğini tamamlayınız. Vi-fer kullanabilirsiniz.
    -Ruhi gerilim, sıkıntı.
    SEDEF VE KALITIM: Soyda bu hastalık varsa SEDEF olma ihtimali artar.

    A)GUATR
    B)DİABET
    C)BÖBREK TAŞI
    D)HİPERTANSİYON
    E)ROMATOİT ARTİRİT
    SEDEF hastalığı otoimmün hastalıklarla beraber bulunabilir. Özellikle SEDEF te tiroid bezi hastalıklarının bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. Yapılacak tahliller T3-T4-TSH ayrıca TPO demir bağlama kapasitesi-demire baktırılmalıdır.
    A)HİPERTROİD: Dolaşan kanda tiroid hormonlarının fazlalığıyla ilgili olarak zayıflama, kuvvetsizlik, kolay yorulma, çok hızlı konuşma, oturduğu yerden hızlı kalkma, telefon ve ev zili çalınca yerinden fırlama, kolay ürkme, hep tedirginlik, gece az uyuma, sıcağa dayanıklılığın azalması, kışın camları açarak ağlamaya yatkınlık, titremeler, sürekli terleme, saçlar ince ve seyrek, sinirlilik ve çarpıntı belirtileriyle karakterize hastalıktır.
    B)HİPOTROİD: Primer hipotiroid ve sekonder hipotiroid olarak 2’ye ayrılır.
    Tiroid hormonu üretimine bağlı klinik tablodur. Orta ve ileri yaşlarda başlayan hipotiroidi çoğunlukla HAŞİMATO’dur. Hipotiroidli hastalar genellikle yavaştır, hep yorgundur, soğuğa dayanamaz, tepkisizdir, deri kuru, soluk ve serttir. Kanda kolestrol yüksektir, kansızlık vardır, demir emilimi azdır, adet sorunları vardır ve hasta kilo almaya meyillidir. Ayaklarda ödem belirir, tırnakları kolay kırılır, depresyona yatkınlık vardır.
    Kanda T3-T4 düşük, TSH yüksekse PRİMER HİPOTROİD’dir.
    TSH düşükse SEKONDER HİPOTROİDİ akla gelir, eğer Haşimatoysa kanda anti tiroglobulin ve antikorlar bulunur. Bir sedefli aynı zamanda nefes darlığı (hava açlığı) çekiyorsa HAŞİMATO SEDEFİ olup, olmadığına bakılmalıdır. Haşimato orta yaş kadınlarda daha çok görülür. Haşimatoluların aile bireylerinde graves guatrı ve miksödem sıklıkla bulunur. Tiroid bezi hipofonksiyonuna yol açan kronik tiroid bezi iltihabında da sedefte görülebilir.
    KİŞİLİK ÖZELLİĞİ: Sedefini sorun yapanlarda artar, sorun yapmayanlarda artmaz. Sedef bir deri hastalığıdır. Soyda veya kişide şeker hastalığı, kum taşı düşürme, anemi, tiroid hastalıkları varsa duygusal bir baskı sonucunda sedef çıkma ihtimali ortaya çıkar. Ayrıca adrenerjik kişilerde kızgınlık, şüphecilik gibi etiyolojik oluşumunda psikosomatik faktörler etki eder.
    SEDEFLİLER , genellikle ya geç uyurlar ya uykusuzluk çekerler veya küçük bir tıkla uyanırlar.
    SEDEF NİÇİN ARTIYOR?
    Batı tipi yaşamda günümüz insanı, daima varlığını tehdit eden, mücadeleye zorlayan, adaptasyonu bozan, kalabalık bir dünya içinde yalnızlığı yaşamaktadır. Sanayileşmenin verdiği yalancı rahatlık insanlar arasında mücadeleyi arttırmış manevi bağların gevşemesi, maddenin katı soğuk cazibesi sıkıntılı insanı yaratmıştır. Son yirmi yılda batı tarzı yaşam şeklini almak, daha çok almak, her şeye sahip olmak, tüketimin toplumu olarak kısa tatillerde bile güneşi bol deniz kenarlarına hücum etmek… Güneş yanığı oluncaya kadar güneşlenmek insan derisindeki hassas dengeleri bozarak eksojen baskı, batı tipi yaşam biçimiyle endojen baskı sonucu sedef artışına bir ivme kazandırmıştır.

    BUĞDAY: Bazı insanlar buğdaya uyum gösteremezler örneğin çölyak hastalığında buğdaydaki gluten ince bağırsakta hasar oluşturur. Çavdar, yulaf ve arpada gluten vardır.
    YUMURTA: Alerji yapabilir
    Çinde sedef yok gibidir. Sedefli hastalarda süt ve süt ürünleri kesilirse lezyon küçülmektedir. Kıvırcık saçlı Çinli yoktur. Saçı beyazlamamış Çinli görmemizde zordur. SEDEFLİ Çinli görmediğimiz gibi 4000 yıldır süt ve süt ürünlerini yemezler. Taze sütün hazm edilemeyeceğini düşünürler, ekşimiş sütten elde edilen ürünlerinde temiz olmadığına inanırlar fakat m. ö. 2000 yıllarında Çin’de süt ürünlerinin yapılışı biliniyordu. Az kalsiyum aldıklarından Çinli’lerin kısa boyları vardır.
    KEFİR bol bol içiniz. KOMBU mantar çayı yanında bitki ektratları damlası ile mayalayıp bol bol tüketin.AKŞAMLARI KEFİR KREMİNİ SEDEFLİ OLAN YERLERE STREJ FİLİM KAĞIDI İLE SARINIZ.
    SEDEF VE DETERJAN
    SEDEF, deterjanlarla, çamaşır sularıyla çok uğraşan titiz ev hanımlarında çoğunluktadır. Deterjan üretenler çoğunlukla ucuz olduğu için polifosfatlar, nitrilotriasetik asit, bentonit ve salisilatlar karıştırılmaktadır. Bunların tabiata zararsız hale gelmesi zaman almaktadır. İstanbul’da yapılan bir çalışmada deterjanların içme ve kullanma sularında dünya sağlık teşkilatının saptadığı tehlikeli sınırın 40 katı üzerinde olduğu ortaya konmuştur. Bu fazla deterjan vücuda fazla zehirli olmasa da deri için irritandır. Temizlik işleriyle uğraşanların elleri ortada. Ayrıca neyin kokusu sizi rahatsız ederse, o sizin SEDEFİNİZİ arttırır, çünkü onlar demir depolarını boşaltır.
    CEP TELEFONLARI VE SAĞLIĞIMIZ
    Cep telefonları 217 radyo frekans darbesi üretmeleri nedeniyle bizleri radyasyona sürekli maruz bırakırlar, cep telefonu baz istasyonlarına ulaşmak için fazla enerjili RF dalgaları yayarlar. 20 dk. cep telefonuyla konuşanın sağlık sorunları başlamış demektir. Baz istasyonları 100 metre mikrodalga darbeleri yayarlar. En çok çocukları etkilerler. Amerika’da baz istasyonlarının okulların yakınına kurulması yasaktır.
    İnsan bir yılda 160 mili rem radyasyon dozu alır, insan doğal çevreden 100 mili rem radyasyon alır. Yolcu uçaklarında 10.000 metrede kozmik radyasyon şiddeti deniz seviyesinin 50 katıdır. Besinlerle vücudumuza aldığımız radyasyon iç radyasyonu oluşturur. Süt gıdalarımız arasında en radyoaktif olanıdır. Sütteki radyasyon suyun 500 katıdır. Bir göğüs röntgeninin çekimi 15 milirem doza mal olur. Atmosferdeki nükleer denemelerin radyoaktif serpintileri risk oluşturur. Radyasyon üreten çeşitli kaynaklar vardır. Elektronik cihazlar bunlardan biridir. Yatak odasında mümkün olduğunca elektrikli ve elektronik cihazlar bulundurulmamalıdır.
    KIŞIN SEDEF TEDAVİSİ
    1-İLAÇLAR
    2-BUHAR (KAPLICA BUHARI DAHA İYİ)
    3)IŞIKLA UYARMA (GÜNEŞ DAHA İYİ) VE DİĞER UYARICI IŞIK KAYNAKLARI:PHILIPS ENFARUJ LAMBASI İDEALDİR.
    Buhar, evde veya kaplıcada yapılabilir. Evde duş kabin gibi dar ortamlarda önce kremi sürerek yapılmalıdır. (buharı bol ve sıcak çıkaran araç gereçlerle 30-40 dk. tutulmalı). SEDEF az olan alanda kettle veya tencere ile devamlı kaynarken önce kremi sürerek 30 dk. buhara tutmalısınız.
    IŞIKLA UYARMAK için güneş kremini sürüp haftada 3 gün solaryuma girmek veya philips HB-172 yüz solaryumuyla 10 cm den,10 dk. tutmak gerekir.
    SEDEFTE güneş tedavisi ve buhar tedavisi vardır. Buhar tedavisi evde buhar çıkaran çaydanlık, kettle veya tüp üzerinde tencereyle yapabilir ama en etkilisi kaplıcada günde 2 defa 2-3 saat ilaç sürüp buhara tutmaktır. İlinizde veya yakınınızda kaliteli ve bol buhar çıkaran kaplıca varsa çok hızla iyileşirsiniz bunun yanında ayrıca ilacı sürüp güneşlenirseniz çok iyi olur. Güneşlenirken rüzgar esintisi olmayan yerler seçilmelidir. Bursa-Yeni Kaplıca gibi kaplıcalarda bulunan buhar odaları yoğun buhar üretirler. SEDEFİ iyileştirmek için buhar odaları olan kaplıcalara gidilmelidir. Benim bildiğim bu çeşit kaplıcalar; Kütahya’da Yoncalı ve Gönen Kaplıcaları, Tuzla Kaplıcaları, Haymana Kaplıcaları, Ankara’da Kızılcahamam Kaplıcası, Niğde’de Çiftehan kaplıcası, Afyon’da Oruçoğlu Kaplıcası vardır incelenince başka kaplıcalarda bulunur.
    Önerdiğim kaplıcalar;
    BALIKESİR>>GÖNEN-GÜRE KAPLICASI
    BURSA>>KARAMUSTAFAPAŞA-OYLAT KAPLICASI
    DENİZLİ>>SARAYKÖY TEKKE-YENİCE KAPLICASI
    ESKİŞEHİR>>ŞEHİR İÇİ KAPLICA
    İZMİR>>BALÇOVA
    KAYSERİ>>HACIVELİ
    KIRŞEHİR>>TERME
    KÜTAHYA>>EMET-EYNEL-GEDİZ-YONCALI
    MANİSA>>EMİR HAMAMLARI
    NEVŞEHİR>>KOZAKLI
    RİZE>>AYDER
    SAKARYA>>KUZULUK
    SAMSUN>>HAVZA
    SİİRT>>HİRSTA
    TOKAT>>REŞADİYE
    ŞANLIURFA>>KARAYAZI
    VAN>>HASAN ABDAL
    YALOVA>>TERMAL KURŞUNLU KAPLICASI
    Sıcak suyu olan diğer kaplıcalarda olur ama en iyileri bunlar. SEDEF için buhar merhemini sürüp bolca buharda durun. Güneş kremini sürüp bolca güneşlenin. Moral iyiyse çabucak iyileşir. Rüzgar ve esinti olmayan yerde güneşlenin.
    Merhem şu şekilde kullanılmalıdır;
    SEDEF merhemi günde 3 defa sürülmeli.Güneşin etkili olduğu saatlerde merhemi sürüp 1.gün 5-10 dk, 2. Gün 10-15 dk,3.gün 15-20 dk güneşte durun.Bu süre yavaş yavaş uzatılmalıdır. SEDEF olmayan yere gelmesi önemli değil, rüzgar esmeyen yerde bolca güneşlenin. Güneş çarpacak kadar güneşte kalmayın.
    Akşamları anason tohumundan çay yapılıp bir su bardağı içilirse iyi olur.SARI KANTORON ÇAYI VEYA TABLETİ KULLANIN.
    SEDEF ÇAYI:Devedikeni tohumu, şahtere otu, dağ çayı, beyaz papatya, anason tohumu, kara hindibağ ,hıltan tohumu, kereviz tohumu,enginar yaprak, SUMAK YAPRAĞI.
    KONU HAKKINDA GENİŞ BİLGİ ALABİLİRSİNİZ.MAİL.ahmetidrisulutas@gmail.com