By 23 Aralık 2011 Devamı →

SAĞLIK YAP-BOZ OYUNU MU?



Bilim son derece değişken bir kavram. Sürekli yenilenen bilgi birikimiyle daha önce doğru bildiklerimiz bugün yanlış, bugün doğru olarak kabul ettiklerimiz ise yarın kaçınılması gereken durumlar olarak gösterilebiliyor.

Bu değişim ‘bilimsel gelişim’ olarak adlandırılıyor. Bilimsel gelişimin sonuçlarını bazı bilim alanlarında daha somut bir şekilde izleyebiliyoruz. Mesela ulaşım araçlarının geçirdiği evrim tartışılmaz bir şekilde gözümüzün önünde. Ancak sağlık söz konusu olduğunda hala soyut kavramlar üzerinde tartışıyoruz. Tedavi yöntemleri ve ilaç uygulamalarındaki gelişmeler sayesinde ortalama insan ömrünün seksenli yaşların üzerine çıkmasına rağmen hala başta kanser türleri ve dolaşım sistemi hastalıkları gibi en ölümcül olanları olmak üzere birçok sağlık sorununa çözüm arayışı devam ediyor. Bırakın tedavi ve ilaçları ‘sağlıklı insan’ tanımını bile henüz yapabilmiş değiliz. Kolesterol yararlı mı, yoksa zararlı mı? Seviyesi ne olmalı? Koşmak mı, yürümek mi, yoksa oturmak mı daha yararlı?

Aynı şekilde sağlıklı bir beslenme şeklinin nasıl olması gerektiği konusunu da tartışıyoruz. Hala vitaminlerin yararlı mı, yoksa zararlı mı olduğuna karar verebilmiş değiliz! Başlıca besin kaynağı yumurta dost mu, yoksa düşman mı? Sakınılacak besinler arasında gösterilen yumurta birden “Özür dileriz yanlış düşünmüşüz, artık yenebilir” dendi. Bu yeni fikre çekinerek alışmaya çalışırken, şimdi günde iki-üç yumurta yenmeli şeklinde öneri ortaya atıldı. Benzer şekilde daha önce yasaklanan tereyağı, kırmızı et ve diğerleri.

Benim düşünceme göre sorun insanların robotlar gibi ‘standart varlıklar’ olarak düşünülmesinden kaynaklanıyor. İşte güncel modern tedavi sistemleri ile geleneksel tedavi sistemlerini temelden ayıran en önemli kavram farkı. Herbir insanda farklı kalıtımsal ve metabolik özellikler, çevre, beslenme şekli, yaşam şekli, cinsiyet ve yaş gibi etkenlere bağlı olarak değişim geçiriyor. Bu farklılaşma geleneksel tedavi sistemlerinde şu şekilde ifade ediliyor: “Yeryüzünde insan sayısı kadar hastalık vardır.” Ne kadar akılcı bir yaklaşım! Bu yaklaşım günümüzde yeni yeni gelişmekte olan ‘kişiye özel ilaç kullanımı’ yani farmakogenomi kavramının temelini oluşturuyor. Biz bunu daha yeni algılıyoruz!

Halbuki geçmişin deneyim ve bilgeliğinden ders alınıp, onlardan yararlanılarak yeni bilimsel bulgular çerçevesinde bir değişim yerine, sağlıkta modernizasyon adı altında geçmişle bağlar koparılarak bağımsız yeni bir sistem yaratıldı. Bence ‘yap-boz’ oyununa dönen bu sistemin içine düştüğü çıkmazın başlıca nedeni bu!

Özür dilerim, yanılmışım!
Son günlerin en popüler isimlerinden biri tartışmasız Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay. Hangi TV kanalını açsam orada hararetle fikirlerini savunuyor. Kendisinin bilimsel çalışmaları takip ettiğini, çok okuduğunu ifade ediyor ve bilimsel bulgulara göre sağlıklı bir yaşam için geliştirdiği teorisini savunuyor. Diğer taraftan, gazete ve televizyonlarda ise farklı görüşleri savunan hekimlerin beyanları yer alıyor. Şüphesiz bu durum, yukarıda da belirttiğim gibi ‘bilimsel gelişim’in bir gereği. Ancak burada atlanan bir husus var: İnsan hayatı, insan sağlığı. Karatay, teorisini uyguladığı hastalarında birkaç yıl sonra ortaya çıkabilecek sorunlar için yumurta örneğinde olduğu gibi “Özür dilerim, yanılmışım” mı diyecek? Hiç şüphesiz, tarafsız bir yaklaşımla, aynı durum aksini savunanlar, yani “Kolesterol zararlıdır” diyenler için de geçerli. Bir başka husus ise toplumun her kesiminde yarattığı tedirginlik, şüphe:

“Acaba yanlış mı yapıyorum?”

Aslında bilimsel çalışmaların sonuç ve yorumları, yarım bardak suyun bakış açısına göre dolu ya da boş görünmesine benzetilebilir. Bilimsel araştırma sonuçlarına dayanarak size sigaranın sağlık için ne kadar yararlı olabileceğini ispat edebilirim. Ama sadece işime gelen, görüşüme uyan kısımlarını dikkate alıp kullanarak. Nitekim bu tip oyunları ilaç tekelleri rekabeti kaldırmak amacıyla sık sık oynarlar.

Mevcut deneysel bulguların yorumlanarak ortaya atılan görüşlerin, hipotezlerin tartışılması bilimsel gelişme bakımından son derece önemli. Ancak özellikle söz konusu sağlık olduğunda, bu hipotezlerin tartışılması gereken ortam halkın önü değil, bilimsel toplantılardır. Orada biliminsanları arasında tartışılarak olgunlaştırılan görüşlerin halka açıklanması kanımca daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Aksi takdirde herkesin bir görüş ortaya atmasıyla tam bir kargaşa ortamı yaratılacak ve bunun bedeli ise insan hayatı olacaktır.

Bakanlığa düşen görev

Yeni ilaç ve farklı tedavi uygulamalarında Etik Kurul’un izni alınmalı. Mesela kök hücre tedavisi gibi. Bu uygulamanın da bu şekilde bir Etik Kurul onayını gerektirdiğini düşünüyorum. Çünkü burada insanlar doğruluğu henüz tartışılmamış, bilinmeyen kişisel bir görüş için deneye tabi tutuluyor. Sağlık Bakanlığı’na düşen görev, öncelikle görüşün doğruluğu ya da yanlışlığını ve risklerini tarafsız bir şekilde bilimsel açıdan değerlendirecek bir kurul oluşturmak. Oluşturulacak kurula alınacak kişilerin tarafsızlığına dikkat edilmesi gerekir. Alınacak karar kişilerin şahsi görüşlerini değil, bilimsel bulguları yansıtmalı. Aksi takdirde alınacak karar gerçekçi olmayacak, bir çözüm getirmeyecektir.

Söz konusu diyetin dikkati çeken bir diğer önerisi ise halkımızın vazgeçilmezi olan ekmeğin glisemik indeksi yükselteceği gerekçesiyle yasaklanması. Onun yerine ceviz, badem, fındık gibi tohumların yenilmesi öneriliyor. Bu uygulamanın insan sağlığı için ne derecede yararlı olabileceğini bilemem ama cüzdan sağlığı bakımından dengesiz bir denklem gibi görünüyor. Biraz Marie Antoinette zihniyeti gibi: “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler!”

Prof.Dr. Erdem YEŞİLADAProf. Dr. Erdem YEŞİLADA
Sorularınız İçin :
eyesilada@yeditepe.edu.tr

* Sağlık Yap-Boz Oyunu mu?
* Baharatlar Sağlık Deposu
* Kemik Erimesine Karşı Kuru Erik
* Noni Meyvesi Yeni Sağlık Modası mı?
* Doğadan Gelen Sağlık : Bitki Çayları
* Ihlamur Doğal Dopinginiz Olsun
* Alzheimer ve B Vitamini
* İdrar Yolu Enfeksiyonlarına Karşı
* Kolin ve Lesitin Desteği
* Keten Tohumu Yağı ve Yüksek Kolestrol
* Badem Kan Şekerini Düşürüyor
* Kırmızı Meyveler Meme Kanserini Önler mi?
* Guarana ve Kemoterapi
* Badem ile Kolestrol Kontrolü
* Metabolik Sendrom ve Bitkisel Çözümler
* Sonbahar İçin Bitkisel Çaylar
* Eklem Kireçlenmesinde Beslenme
* Nanoteknoloji Zararlı mı?
* Çay Algılamayı Etkiliyor
* Kahve Tansiyonu Yükseltir mi?
* Hamilelikte Çemen Tohumu Kullanımı
* Tip 2 Diyabetin İlacı Çemen Otu Tohumu
* Safranın Kısırlık Üzerine Etkisi
* Tarçın Alzheimer’den Korur mu?
* Spor ve Diyet Yapmadan Zayıflanır mı?
* Ortalama Yaşam Süresi Nasıl Uzuyor?
* Mate Çayı Zayıflatır mı?
* Eklem Kireçlenmesinde Glukozamin Kullanımı
* Şerbetçi otu Sinirsel Uykusuzluğun İlacı
* Zayıflama ilaçları ile Gelen Ölümler
* Altın Çilek Efsanesi
* Hamilelikte Hangi Bitkisel İlaçlar Kullanılabilir?
* Hamilelikte Bitkisel İlaç Kullanımı
* Alzheimer ve Demansı Önlemek için
* Şeker Hastaları İçin Muhteşem Üçlü
* Bitkilerin İlaç Haline Gelmesi Zararlı mı?
* Doğru Bitkisel Tedavi Nasıl Olmalı?
* İdrar Yolu Enfeksiyonu için Kranberi
* Damar Sertliğine Karşı Siyah Çikolata
* Ekinezya Tablet Kullanmayın
* Meyve ve Sebze Kanserden Korur mu?
* Yüksek Tansiyon ve Kolestrol içn Zeytinyaprağı
* Menopozdaki Kadınları Sarı Kantaron Kurtarıyor
* Sarı Kantaron ve Yaraları İyileştirme Gücü

Tüm Yazıları…

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Erdem Yeşilada

Etiketler:


Comments are closed.