Yazla birlikte çarşıda, pazarda satılanlar da, mutfağımızda pişirilenler de değişti. Kısacası sofralarımız yaz yemekleri ile yeniden şenlendi!
Ne var ki bu şenlikler dikkat edilmez ve de fazlaca abartılırsa sağlığımız için ciddi tehditler haline dönüşebiliyor. İşte o yanlışlar... 
KIZARTMALARA DİKKAT!
“Azı karar çoğu zarar” yaz yanlışlarımızın başında kızartmalar geliyor. Kızartmalar bizim yaz sofralarımızın demirbaşları, mutfağımızın olmazsa olmaz geleneksel lezzetleri. Dozunda yapıldığı ve usulüne uyulduğunda kızartma bizim mutfak kültürümüzün bir parçası ama dikkat edilmediği zaman bu kültür sağlığı bozucu bir tehdit haline gelebiliyor. Bunun iki nedeni var: Birincisi; yüksek ısıda pişirilen kızartmalar, kızartma yağlarında fazla miktarda trans yağ oluşumuna sebep oluyor. Hele dikkat edilmez de bilgisizlik ya da tasarruf amacıyla kızartmalık yağlar tekrar tekrar kullanılacak olursa içindeki trans yağ miktarı daha da artıyor.
Kızartma-trans yağ ilişkisi yalnız sebze kızartmaları için söz konusu değil. Patates kızartmasında da aynı tehdit söz konusu. Kızartılmış etlerde de aynı sorun var. Özellikle inek ve bufalo-sığır etleri yağda kızartıldıklarında fazla miktarda trans yağ ortaya çıkıyor. Buna da çok dikkat etmek lazım.
TRANS YAĞ NEDEN ZARARLI?
Bilindiği gibi trans yağlar sadece kızartmalarda değil, yüksek ısıda pişirilen pek çok besinde var. Cipsler, bisküviler, fırın-pastane işi tatlı-tuzlu hamur işlerinin her biri birer trans yağ bombası. Fastfood dükkânlarında yediğiniz kızarmış patatesler ve etlerde bol miktarda trans yağ bulunabileceği aklınızda olsun.
Trans yağlar kötü kolesterolü yükselttiği iyi kolesterolü azalttığı ve kötü kolesterol LDL'nin en zararlı formülü olan okside-LDL miktarını çoğalttığı için damarlarınızın en önemli düşmanlarıdır.
Trans yağların bir başka günahı daha var ki o çok daha önemli ve kızartmalardan gelebilecek tehditlerin ikincisini oluşturuyor: Kızartmalardaki trans yağların kanserojen olabileceklerini düşündüren çok sayıda bilimsel çalışma var.
NE YAPMALI?
Benim önerim şu: Kızartmaları yaz sofralarınızdan eksik etmeyin ama hemen her gün yemenizin doğru olmadığını da unutmayın. Mümkünse daha seyrek yiyin. Özellikle kızartmada kullandığınız yağları tekrar tekrar kullanmayın.
Kızartmaların çok yüksek kalorili besinler olduklarını ve kilo kontrolünü zorlaştırdıklarını da unutmayın. Yaz sofralarınızdaki günahlara yarın da devam edeceğiz.
Beslenme ile ilişkili yaz günahlarının arasında mutlaka ağır akşam yemeklerini de eklemek lazım.
Malum, yaz akşamları oldukça uzun, sofrada geçirilen saatler diğer mevsimlere oranla daha fazla. Bu da eğer dikkat etmezseniz gereğinden fazla kalori yüklenmenize yol açabiliyor. Sonuçta daha kolay kilo alıyorsunuz.
Geç saatlere kadar bir şeyler yemenin yarattığı sorunlardan biri de özofagus reflüsüdür. Özellikle alkolle birlikte yatmadan hemen önce tüketilen besinler bütün geceyi reflüye bağlı mide sorunlarıyla geçirmenize yol açabiliyor.
ALKOLE DİKKAT!
Bu uzun yaz akşamı yemeklerinin bir sorunu da akşam saatlerinde alınan alkoldür. Diğer mevsimlerde daha seyrek olan alkol tüketimi yaz aylarında, özellikle akşam sofralarında artabiliyor. Bu hatayı hele bir de gündüz saatlerine de taşırsanız yani sıcak gündüz saatlerinde de alkol alırsanız günahınızı üçle hatta beşle bile çarpabilirsiniz.
Kısacası yaz akşamları yemeği hafifletmekte ve alkol tüketimini kontrol altında tutmakta fayda var. Bu dikkat hem kilonuzu kontrol için hem karaciğerinizi korumak hem de reflü problemlerinden kurtulmak için son derece önemlidir.
MEYVEYİ ABARTMAYIN!
Yaz günahları arasına mutlaka aşırı meyve tüketimini de eklemek lazım. Biz millet olarak meyve tüketimi fazla olan bir toplumuz. Meyveyi seviyoruz. Ülkemizde meyve bol ve ucuz. Ama ne var ki sağlık için son derece faydalı olan meyve tüketimi de abartıldığında bir “sağlık günahı” haline gelebiliyor. Aşırı meyve tüketimi kilo almayı kolaylaştırıyor.
Özellikle glisemik yükü fazla, fruktoz içeriği yüksek olan karpuz, incir, üzüm gibi meyveler bu konuda son derece uyanık davranmamız gereken besinler. Bu üçlüde fazla miktarda fruktoz var. Bilindiği gibi fruktoz doğal bir şeker ama fazla tüketildiğinde o da tıpkı glikoz ya da sakaroz gibi-bakkal şekeri- sağlığa zararlı bir besin haline dönüşebiliyor.
Fruktozun fazlası= kilo artışı
Yetişkin bir kişinin günlük fruktoz tüketimi ortalama 20-30 gram civarında olmalı. Bu rakam 50 gramı asla aşmamalı. Fruktozun fazlası hem ürik asiti hem de trigliserid seviyelerini yükseltiyor. Yüksek oranda fruktoz alınınca- yani karpuzu, üzümü, inciri bol yediğiniz zaman- önce kanınızda yağlar artıyor ve aynı zamanda da insülin direnciniz tetikleniyor.
Anlatmak istediğim şey şu: Eğer meyveyi abartırsanız özellikle karpuz, üzüm, incir gibi tatlı meyveleri gereğinden fazla yerseniz -hele hele bir oturuşta bir tabak meyveyi bitirirseniz- kilonuzu kontrol etmeniz de trigliserid ve ürik asit seviyelerinizi dengelemenizde imkânsız hale geliyor.

|
|
Paylaş Tweet |