Ana Sayfa

  
Aradığınız Sayfa Bulunamadı!
Adresi doğru yazdığınıza emin misiniz? Eğer bu sitedeki bir linke tıklayarak bu sayfaya ulaştıysanız, aradığınız döküman taşınmış veya kaldırılmış olabilir.


Makyaj, Kadın Olmanın Vazgeçilmez Bir Parçası

Renklerin hayatımızda yeri çok büyük. Bulunduğumuz mekanlarda tercih ettiğimiz renkler, ruh halimizi ve yaratıcılığımızı etkiliyor. Makyaj yaparken ya da giyinirken seçtiğimiz renkler ise zevkimizi, kişiliğimizi ortaya koyuyor. Renkleri iyi tanımalı ve bize en uygun renkleri tercih etmeliyiz.

Renkleri tanımak

Renkler sıcak ve soğuk olmak üzere ikiye ayrılır.
Sarı, turuncu ve diğer renklerin sarıya veya turuncuya bakan tonları sıcaktır.
Sıcak renkler bize ateşi, soğuk renkler ise bize serinliği çağrıştırır.
Mavi, eflatun, pembe gibi renkler soğuk renklerdir.

CİLT RENGİ TESTİ
Kıyafetlerinizi ve makyaj ürünlerinizi seçmeden önce mutlaka cilt renginizi belirlemelisiniz. Cilt rengi testi yapmak Bu testi yaparken yüzünüzün doğal gün ışığında olmasına dikkat edin. Tüm yüzünüzü ve boynunuzu görebilecek kadar geniş bir ayna kutlanın. Eğer mümkünse omuzlarınızı çıplak bırakın. Mümkün değilse omuzlarınıza giysinizi kapatacak şekilde beyaz bir havlu sarın. Yüzünüzü fondöten, kapatıcı ve pudra dahil olmak üzere her türlü makyaj malzemesinden arındırın. Saçınızı geriye doğru sıkıca bağlayın ve yüzünüzü tamamen açıkta bırakın.
Şimdi cildinizin sıcak/soğuk olduğunu belirleyin: Eğer cildiniz sarı-şeftali tonlarındaysa, cilt renginiz sıcaktır. Pembe - mavi tonlarındaysa, cilt renginiz soğuktur. Eğer cildinizin renginden tam olarak emin olamadıysanız, turuncu ve pembe ruj sürerek ve hangisinin size daha çok yakıştığına bakarak da, cildinizin soğuk mu sıcak mı olduğunu anlayabilirsiniz. Cilt renginiz sıcak ise sıcak tonlarda, soğuk ise soğuk tonlarda makyaj ürünlerini tercih etmelisiniz.

Makyajda ışık ve gölge

Makyajda amaç, yüzdeki kusurları gizlemek, güzel bölümleri ise vurgulamaktır. Bunu gölgelendirme ile yapabiliriz. Doğru bir şekilde gölgelendirme yapabilmek için, ışık ve gölge tekniğinin iki kuralını bilmeliyiz; açık renkler ışık verip, hacim kazandırırken, koyu renkler gölge yapar ve hacmi küçültür. Yani, açık renkler yüzümüzdeki dar alanları geniş göstermek, çökük ve koyu bölümleri yumuşatmak için; koyu renkler ise, yüzümüzdeki geniş alanları daraltmak, uzun alanları kısa göstermek için kullanılabilir. Örneğin burnunuza uyguladığınız rengin daha koyusunu burun ucuna ve burun kanatlarına uyguladığınızda burnunuz daha kısa ve ince görünecektir.

Aklınızda bulunsun
• Ambalajı açılmış ürünleri satın almayın.
• Uygulama fırçalarınızı ve spatulalarınızı sık sık temizleyin.
• Fondöten ve rimelinize su, ojenize aseton eklemeyin.
• Ürünlerin ambalajlarını değiştirmeyin.
• "Bulmuşken alayım mantığıyla alışveriş yapmayın"; her malzemeyi bitmesine yakın yenileyin.

Makyöz Meryem DEDE

Vücudun en önemli organlarından biri olan böbreklerde yaşanacak sorunlar, birçok hastalığı tetikler. Bol bol su tüketin….

Böbrekler vücudumuzun en önemli organlarındandır. Bel omurlarımızın her 2 yanında yer alırlar. Erkeklerdeki ağırlığı 125-170 gr, kadınlarda 115-155 gr arasında değişir. Fasulye biçiminde çift organlarımızdandır. Sağ böbrek sol böbrekten 1-2 cm kadar aşağıdadır. Bu kadar küçük olan bu organların fonksiyonları ise düşünülemeyecek kadar büyüktür. Böbrekler yerlerine çok sıkı bağlanmışlardır. Solunumla hareket ederler.

ZEHİRLİ MADDELER
Her 2 böbrekte yaklaşık olarak 2 milyon 400 bin civarında nefron adı verilen süzme üniteleri vardır. Bunla¬rın sayısı yaşlanmayla birlikte azalır. Kalbin dakikada pompaladığı 6 litre kanın 1,5 lt'si böbreklerden filtre olur. iki böbrekte bulunan nefronlardan 1 dakikada 1 litre kan geçmektedir. Tüm bunlar böbreklerin vücut için ne kadar hayati önemi olduğunu göstermektedir. Böbreklerden geçen kan filtre edildikten sonra yararlı maddeler (kan elemanları, proteinler gibi) tekrar kana verilir. Vücuttan uzaklaştırılması gerekli olan zehirli maddeler ise idrarı oluşturur. Böbrekler yaptıkları birçok fizyolojik fonksiyonlarla canlının var olabilmesinin şartı olan iç ortamın sabitliğini devam ettirmeye çalışır.

HORMONLARI DÜZENLER
1- Metabolizma sonucu meydana gelen artıkların, kandaki zehirli maddelerin atılma işlemidir ki, bu gerçek anlamda idrar yapma olayıdır.
2- Vücudun sıvı-iyon dengesini ayarlar.
3- Asit-bazdengesini ayarlar.
4- Vücutta kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan vücut için zararlı zehirli maddelerin atılmasını sağlar.
5- Birtakım hormonlar salgılayarak vücudumuz için çok gerekli bir takım düzenlemeler yapar. Bu hormonların yapım ve yıkım yeridir: 
- Kan yapımını sağlayan "eritropoetîn" salgılayarak kanı temizler.
- Kan basıncını "renin" salgılayarak ve onu kana ve-rerek ayarlar.
- Kemik mineral yapısını, Vitamin D salgılayarak dengede tutar. Vücudun tüm organlarıyla bir bütün olarak düzenli çalışmasını sağlar. Sağlıklı bir böbrek için bol bol su tüketilmesi gerekmektedir.

BÖBREK TAŞI SICAK SEVER!

Böbrek taşı, böbreklerin içinde çeşitli maddelerin kristalizasyonu sonucu oluşan maddelerdir. Bu taşlar böbrekte kalır, büyür ve idrar yollarına ilerler. 

Böbrek taşı, böbreklerin içinde çeşitli maddelerin kristalizasyonu (taşlaşması) sonucu oluşan maddelerdir. Taşların çoğunluğu kalsiyum oksalat taşları olmakla beraber, bazıları kalsiyum fosfat, ürik asit ve başka maddelerdir. Bu taşlar böbrekte kalabilir, büyüyebilir veya böbreklerden hareket ederek böbrekler ile idrar kesesini birleştiren idrar yollarına ilerleyebilir. Böbrek taşları erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha sık rastlanır. Sıcak mevsimlerde daha sık oluştuğu bildirilmektedir (vücutta su kaybı daha fazla olur). Özellikle diyetin bazı taşların oluşumuna zemin hazırladığı kabul edilmektedir. Böbreklerden süzülen su miktarı ile yakın ilgisi olan böbrek taşları, özellikle vücudu taş oluşumuna yatkın olan kişilerde su kaybı meydana gelmesiyle idrar yoğunluğu artar ve kristalleşme kolaylaşmaktadır. Bunun yanında bol sıvı alan kişilerde de taş oluşumu nadirdir. Diyet, metabolizma değişiklikleri ve bazı hastalıklar da taşların oluşumunda rol oynayan faktörlerdir. Böbrek taşları dayanılmaz ağrılara neden olabileceği gibi, hiçbir belirti vermeyebilir. İdrar yollarına düşen taşlar ise şiddetli ağrı yapabilir. Ağrı genelde gelip geçici özelliktedir ve taşın olduğu tarafta belin alt kısmı ve yan tarafında ağrı olur. Bazen de karına doğru yayılan bir ağrı olabilir. Böbrek taşını teşhis etmek için muayene yapılır ve yeri ile boyutunu belirlemek amacıyla böbrek rontgeni (IVP) ve ultrasonografi yapılır. Birçok taş kendiliğinden düşebilir ve bu yüzden küçük boyuttaki taşların düşmesine şans tanınabilir. Taşın büyüklüğüne ve bulunduğu yere göre süre değişebilir. Bu durumda hastaya ağrı tedavisinin yanı sıra günde en az 2-3 litre sıvı alması tavsiye edilir. Düşürülen taş, laboratuarda incelenerek cinsi tespit edilir ve tekrar oluşmaması için gerekli önlemler alınır.

LAZERLE KIRILABİLİR
Taş kırma (ESWL): Bu yöntemde şok dalgaları verilerek taş kırılır ve idrar yollarına zarar vermeden kırıntılar halinde idrarla atılır. Lazerle taş parçalanmaz veya küçülmezse, işlem tekrarlanabilir. Hastanın bu işlem sonunda da bol sıvı alması gereklidir. Bazı durumlarda taş, kırma işleminden sonra da düşmez. Böylesi durumlarda, idrar yollarına, mesaneye ve idrar kanallarına girilerek taş çıkartılır. Taş yine de çıkartılamazsa, cerrahi müdahale uygulanır.

Taş büyükse :
Üreteroskopi:
Bu işlemde kamera kullanılarak idrar yollarına direkt gözle görülerek taşlar ya kırılır veya kırılmadan dışarı çıkarılır. Perkütan taş kırma: Sırttan bir delikten kamera ile böbreğe girilir ve gözle görülerek böbrek içindeki büyük taşların kırılmasında kullanılan yöntemdir. Taşın tekrar oluşumunu engellemek için bol su içilmelidir. Su kristalleşmeyi engeller böylece tekrar taş oluşmaz.

Tabiatın sonsuz kaynakları

elif güveloğluBedenimiz o kadar mükemmel proglamlanmış ki, o emanete özen gösterdiğimizde karşılığını almamamız mümkün değil. Tabiat o kadar muhteşem ve bereketli ki, bedenimizi hasta olmadan korumamız, hatta hasta olduğumuzda onarmamız için bize sonsuz kaynak sunmuş, bize düşense yalnızca bu sonsuz kaynağı bilinçli kullanmak. Soğuğun iyiden iyiye bastırdığı şu günlerde bitki çaylarının tam zamanı. Bu doğal içecekleri bilinçli kullanırsak hem içimizi ısıtıp hem de birçok hastalıktan korunmamız mümkün. Bedenimiz o kadar tutumlu, tabiat ise o kadar zengin ki, hiçbirşeyin de fazlasına gerek yok. İşte tabiatın sunduğu kaynaklar arasında, evimizde uygulayabileceğimiz bazı doğal çayların verdiği şifalar..

BEDENİ TEMİZLEMEK
Çok sağlıklı beslenenlerin bile, eğer yediklerini fazla kaçırmışlarsa toksin atıcı destekler almaları gerekir. Unutmayın, her şeyin fazlası zehirdir, suyun bile. Size Hipokrat'ın çok sevdiğim bir sözünü hatırlatmak isterim: 'Zararlı bir şeyden az miktarda yemek, faydalı bir şeyden çok yemekten daha iyidir.'

Kereviz yaprakları, maydanoz sapları ve taze nane yapraklarını bir taşım kaynatıp bol limon suyu karıştırarak aralıklı olarak günde 3 fincana kadar içebilirsiniz. Tadı hafif, içimi güzeldir, toksin atmada ise üzerine yoktur. Kurutulmuş bitki çayı tercih ederseniz, yeşil çay harmanlı kekik, papatya, zerdeçal çaylarını öneririm.

SİNDİRİM SORUNU OLANLARA
Yine çok yemek yenilen bir günün ertesi veya hemen yemek sonrasında sindirim salgılarını uyaran ve gaz giderici özelliği olan bitkileri harmanlayıp, çay gibi demleyip içebilirsiniz. Rezene, anason, fesleğen, nane, zencefil, kimyon, mercanköşk, karanfil sindirim sistemini çalıştıran bitkilerin başında gelir.

SAKİNLEŞİN
Kendinizi depresif, huzursuz, asabi hissettiğinizde, uyku bozukluğu çektiğinizde hemen ilaçlara sarılmayın. Sarı kantaron, oğul otu, karabaş otu, fesleğen ve anason bu konuda mükemmeldir.

FORM ÇAYI
Kış dönemi çoğumuzun kilo aldığı bir dönemdir ancak bu kuralı yıkmanız mümkün. Kışın da formunuza dikkat edip yazı fit karşılayabilirsiniz. Düzenli bir beslenme ve egzersiz planı yanı sıra alacağınız bazı bitkisel çaylar formda kalmanıza yardım ederler. Yeşil çay, biberiye, mate yaprağı ve kekik metabolizmayı canlandırıp yağ yakımını artıran maddeler içerir. Kiraz sapı, mısır püskülü, ısırgan ve funda yaprağı ise vücutta biriken fazla sıvının atılmasına yardımcı olurlar. 

Dr. ELİF GÜVELOĞLU

Yanlış antibiyotik böbreğe mal oldu.

Hatalı antibiyotik yüzünden böbreklerini kaybeden Furkan babasından nakledilen böbrek sayesinde hayata döndü.

Henüz 2 yaşında soğuk algınlığı sonucu boğaz enfeksiyonu geçiren Furkan D., hastaneye götürüldü. Furkan'a bir süre antibiyotik tedavisi uygulandı ancak iyileşmek yerine sağlığı günden güne bozuldu. Bunun üzerine ailesinin İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürdüğü Furkan daha da fenalaşınca yoğun bakıma alındı. Burada böbreklerinin çalışmadığı ortaya çıkınca da ilaç tedavisine başlandı. Yıllardır ilaçla tedavi edilen ve şu an 9 yaşına gelen Furkan'a, hastalığı en ağır aşamaya geldiği için nakil yapılmasına karar verildi. Babasının yüzde 70 uyumlu olduğu anlaşılınca Furkan bir hafta önce Doç. Dr. Alp Gürkan tarafından ameliyata alındı. Babasının böbreğiyle yeniden yaşam bulan küçük çocuk bir hafta sonra hastaneden taburcu edilecek.

'ENFEKSİYONU HAFİFE ALMAYIN'
Solunum yolu enfeksiyonlarının önemsenmemesi sonucu birçok çocuğun böbrek yetmezliğine yakalandığına dikkat çeken Gürkan, "Bazılarının vücudu iltihabın neden olduğu mikroba karşı aşırı duyarlılık gösterir. Vücut böbreği o mikropla dolu zannedip böbreği çalışamaz hale getirir. Ancak genelde kültür testi yapılmadan antibiyotik veriliyor ve o antibiyotik mikropla savaşamıyor. Türkiye'de çocukların böbrek yetmezliklerinin yüzde 30'u üst solunum yolu enfeksiyonuyla gelişiyor. Oysa Batıda böbrek yetmezliği yaşa bağlı oluşuyor" dedi. (Sabah)

Yerime oğlumu yetiştiriyorum tamamlayıcı tıbbı getirecek

Kanseri yalnızca ilaçla tedavi edemeyiz. İlacın yanı sıra, hastalığı destekleyecek ve bu hastalığın yan etkilerini ortadan kaldıracak pek çok faktör var. İşte bu noktada tamamlayıcı tıbba ihtiyacımız var. Alternatif tıp yoktur, tamamlayıcı tıp vardır! Amerika'da aşağı yukarı en büyük 24 üniversitede; meditasyon, dans terapi ve diyet gibi tamamlayıcı tıp bilimi bulunuyor. Tamamlayıcı tıp, bilimsel olarak ispat edilmiş tıptır. 1999 yılında İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü'nde ilk defa tamamlayıcı tıp bilimi kuruldu. Bu enstitü, bütün Türkiye'den gelen soruları yanıtlamaya çalıştı. Ama yeterli sayıda eleman olmaması, gelişmesini engelledi.

Sağlık bakanlığı öncü
Dr. Berk TOPUZSağlık Bakanlığı da tamamlayıcı tıp bilimini tanıdı. Böylece şarlatanlarla mücadele ederek, yeni çıkmış herhangi bir bitkinin denenmesinde veya diğer yaklaşımlarda hastanelere destek olmayı seçti. Ama tamamlayıcı tıp, bilimsel olarak yerleşmedi. Oysa tamamlayıcı tıbbın gelişmesi için; bir doktorun eczacılarla birlikte botanikçiler ve farmakologlarla da çalışarak bunu bir bilim haline getirmesi gerekir. Türkiye'de bunun öncülüğünü yapanların başında Prof. Dr. Ekrem Sezik geliyor. Sezik, Gazi Üniversitesi'nde 'fitoterapi' yani 'bitkilerle tedavi' bölümünü kurdu. Onun gayreti ile biz doktorlar, Türkiye'de ilk defa eczacılık eğitimi ile birlikte ilerlemenin adımlarını attık. Türkiye'de bu işlerle uğraşacak kimseleri göremediğim için oğlumu bu işe yönlendirdim. Oğlum hem bu ihtisası yapıyor, hem de akupunktur eğitimi alıyor. Bunları bitirdikten sonra ABD'de San Francisco'da benim çalıştığım üniversitede eğitimini sürdürecek. Sonunda da Türkiye'ye ilk defa bilimsel olarak tamamlayıcı tıbbı getirecektir. Ben bu idealimi gerçekleştirmeye çalıştım ama hem yaşımdan dolayı, hem de bazı bölümler tarafından sekteye uğratılması nedeniyle tam hedefime ulaşamadım. Türkiye'de organik tarım bakir ve hiç bilinmeyen bir bölüm. Eğer başarı elde edebilirsek ve oğlum bu eğitimi yeteri kadar alabilirse, Türkiye'de sahtekar herbalistlerin bilinçsizce kullandığı ilaçların yerine, organik tarım ürünlerini, standartlarını koruyarak hazırlamak istiyorum. Türkiye'de pek çok, herbalist geçinen, doktorlukla alakası olmayan ziraatçı, kimyager ya da ilkokul, lise mezunları; yaptıkları çeşitli karışımları pazarlayarak insanları kandırıyor. Bizim amacımız; Türkiye'de bunu bilimsel olarak ortaya koymak.

Prof.Dr. Erkan TOPUZ


internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2009 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.