By 10 Kasım 2010 Devamı →

PROBİYOTİK MUCİZESİ



Probiyotik gücünüzü artırın

“Vücudunuzda trilyonlarca bakteri var” veya “Vücut ağırlığınızın neredeyse bir kilodan fazlasını bu ‘mikrop yükü’ oluşturuyor” desem, şaşırır mısınız?

Probiyotik BakterisiSakın şaşırmayın, sağlıklı bir beden bile aslında tam bir bakteri deposudur ve bu yükün tamamına yakını kalın bağırsaklarda yaşar. Bu depo azalıp küçülürse, pek çok sağlık sorunu kapınızı çalmaya başlar.

Bağırsak ortamında yaşayan bakteri topluluğuna “bağırsak florası” deniyor. Sağlıklı bir insanın bağırsağında ortalama 40 çeşit farklı bakteri var. Bunların çoğu zararsız, hatta bazıları faydalı mikroplar. Çok az kısmı da zararlı olma potansiyeline sahip.

ONLARA İYİ BAKIN

Size belki garip gelecek ama sağlığınızı sürdürmek için bağırsaklarınızda sizinle beraber yaşayan bu mikroskopik komşularınıza itina göstermek, onları sağlıklı ve mutlu tutmak, özellikle de sayılarının kötü niyetli bakterilerden fazla olmasını sağlamak zorundasınız.

Bunu bir görev gibi de düşünebilirsiniz. Çünkü sağlıklı bir bağırsak floranız varsa, sağlığınızın özellikle bağışıklık sisteminizin dengede kalması garantidir.
Bu iyi ve dost bakteriler, “işbirlikçi” bakterilerdir. Bir taraftan bağırsakta birlikte yaşadıkları potansiyel zararlı bakterileri baskı altında tutarken diğer taraftan yiyecek içeceklerle vücudunuza giren mikropların vereceği zararları da önlerler. Bunu yaparken de bağışıklık sisteminizle yani sizinle mükemmel bir işbirliği yaparlar.

NE YAPIYORLAR?

İyi bakterilerin en önemlileri, lactobacillus ve bifidobacterium ailelerindendir. Bu iki grup bağırsağın gaz dengesinden düzenli boşalmasına, kanserlerden korunmasından iltihaplanmamasına kadar pek çok süreçte inanılmaz işlere imza atarlar.

Bir taraftan kötü bakterilerin miktarını azaltan laktik asit üretirken, diğer taraftan vücudunuzun ihtiyaç duyduğu K ve B12 vitaminlerini meydana getirirler.

Alerjileri önlerler, toksinlerin bağırsaklardan geçişlerini engellerler, kanserojen maddelerin vereceği zararları en aza indirirler.

YOĞURT, KEFİR YİYİP İÇİN

Eğer iç dengeniz bakteri yükü açısından sağlamsa, sağlığınızın daha güçlü olacağından emin olabilirsiniz.

Peki bu gücü daha da artırmak mümkün mü? Mümkün. Bunun en kolay yolu, probiyotik zengini yiyecekleri artırmak.

Yoğurt -özellikle probiyotiklerle zenginleştirilmiş yoğurtlar- ve kefir, bu konuda ilk akla gelen besinler olmalı. Ayrıca içine prebiyotik maddeler eklenmiş yiyecek-içecekleri daha fazla tüketirseniz veya çözülebilen liflerden, sebzelerden mesela yer elması, sarımsak, soğan, muz ve benzeri yiyeceklerden zengin bir beslenme planı yaparsanız prebiyotik gücünüzü daha da artırırsınız.

Benim tavsiyem, bağırsak floranızı korumak ve güçlendirmek için probiyotik ve prebiyotik yiyecek-içeceklerden düzenli olarak faydalanmaya çalışmanızdır.

Bunun için daha fazla süt ürünü, özellikle yoğurt, peynir, kefir yiyip için. Daha çok sebze-meyve, özellikle çözülebilir liflerden zengin besinlere ağırlık verin.

Balığın yıldızı neden parladı?

Son yıllarda size “sık sık balık yiyin” diye tavsiye etmemizin nedenlerin biri de bu besinin neredeyse tek omega-3 kaynağımız haline gelmesidir.
İnekleri ahırlara, tavuklara, kümeslere hapsedince ette, sütte, yumurtada omega-3 miktarı azaldı, hatta hiç kalmadı!

Aslında doğal beslenseler ineğin sütünde, etinde, tavuğun et ve yumurtasında yeteri kadar omega-3 olacak. Ama ahırlar ve kümeslerde yapay beslenen inek ve tavukların eti, sütü, yumurtasında yeteri kadar omega-3 bulmak mümkün olmuyor, olamıyor.

Bu nedenle geriye denizde, doğal ortamda -balık çiftliklerinde değil- doğal şeyler yiyip büyüyen ve bu nedenle hâlâ omega-3 üretmeye devam eden balıklar kalıyor.

Kısacası elimizde bir tek omega-3 kaynağı kaldı: Doğal deniz balıkları.

Domatesten vazgeçmeyin

Yaz aylarında fiyatı oldukça düşen domates yeniden pahalandı. Ben yine de maliyet-fayda ilişkisi dikkate alındığında, domatesin en ucuz ve mükemmel besinlerden biri olduğu düşüncesindeyim.

Düşük kalori içeriği, mineral ve vitaminlerden özellikle de likopen isimli antioksidandan zengin yapısı, domatesin “özel besinler” sınıfına girmesini sağlıyor.

Likopenin mükemmel bir antioksidan olduğunu çok iyi biliyoruz. Kanserden, kalp damar hastalıklarından koruyor, cilt yaşlanmasını geciktiriyor, belleği, beyni güçlendiriyor.
Önerim, domatesten asla vazgeçmemeniz yönündedir.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL
Tel:(212) 2367300

Son Yazılar :
* HDL Kolestrolünüz Düşük mü?
* Hangi Kansere Hangi Bitki Kitabı
* Tokluk Şekeri Neden Önemli
* Kilo Sorununu Ciddiye Alın
* 7 Büyük Diyet Yanlışı
* Dizlerinizin Kıymetini Bilin
* Beyaz Şeker Zararlı mı?
* GUT Atakları Önlenebilir mi?
* Yalancı Hipertansiyona Dikkat
* Sağlıklı Beslenme Sahası
* PSA Testi ile Erken Teşhis
* Kilo Yönetiminde 5 Önemli Tavsiye
* Erken Teşhis Hayat Kurtarır
* TROİD Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler
* Bilinçli ve Sağlıklı Beslenme
* Memehmet ÖZ’de Kanser Olabilir
* İnsülin Drenci Diyeti
* Kanser Testleri Ne Kadar Güvenli?
* İnsülin Direnci Belirtileri ve Önlemler
* Enerji Düzeyinizi Arttırın
* Üzüm ile Gelen Sağlık
* Bu Hapları Yasaklayın

Tüm Yazıları İçin


Hamilelik kilolarından bakterilerle kurtulun

Prof.Dr. Mehmet ÖZ

Hamilelik boyunca alınan kilolar hayatınız boyunca sizinle olmak zorunda değil… Yoğurt ve sütte olan probiyotikler işi hızlandırır

MEhmet ÖZHamilelikten sonra eski kilonuza dönmek, hatta daha da ince olmak için emrinde üç aşçı, iki dadı ve bir spor hocası çalışan bir ünlü olmak zorunda değilsiniz… Çünkü genel sağlığınız için alacağınız küçük bir hap, hamilelikte aldığınız kilolardan kurtulmanıza da yardımcı olabilir. Bu küçük hap, probiyotik bir takviyedir… Teknik olarak probiyotikler iyi huylu mikroplardır. Ve sindirim sisteminin iyi çalışması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi için her gün düzenli olarak bu iyi mikroplardan almamız tavsiye edilir. Yani, kötü mikropları kontrol altında tutmak için iyi bakterilere sahip olmak önerilir…

DAHA AZ KİLO ALDILAR
Finlandiya’da yapılan bir araştırma; ilk üç aylarında probiyotik takviye alan ve düzenli beslenen hamile kadınların, bu takviyeyi kullanmayan kadınlara oranla; doğumda sonra daha az kiloya sahip olduklarını gösterdi. Probiyotik takviye alanların bel çevrelerinin daha az yağlandığı da gözlendi.

Araştırmacılar, probiyotik takviyelerin bebeğe hiçbir zararının olmadığını da ortaya çıkardı. Hatta bu takviyeleri kullanan annelerin bebeklerinin bazı hastalıklara daha az yakalandığı da belirlendi. Peki, buradaki sihir ne? İyi bakterinin, vücuttaki iltihaplanmayı önlemesi ve bir şekilde obeziteyi kontrol altına alması mümkün. Veya vücutta yağları depolayan bakteriyi de dengeliyor olabilir ama bunun nasıl olduğu belli değil… Tabii istiyorsanız kendinize bir spor hocası ve dadı tutabilirsiniz ama biz önce bu küçük bakteriyi denemenizi tavsiye ederiz. Hem unutmayın ki, cüzdanınız da bunu tercih eder!

Prof.Dr. Mehmet ÖZMEhmet ÖZ

* Diyette 5 Altın kural
* Uyku Apnesi Nasıl Tedavi Edilir?
* Neler Baş Ağrısına Yol Açar?
* Gıda Zehirlenmesi Belirtileri
* Kafein Detoksu
* Mehmet ÖZ’den Yeni Reçete
* Hamilelik Efsaneleri
* Diyet Yapma Sırları
* Gıda Takviyeleri Tehlikeli mi?
* Toksik Şişkinlik ve Nedenleri
* Çölyak Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
* Kanser Risk Faktörleri
* İki Hafta Diyeti
Kalp Krizi ve Mide Yanması
* Yorgunluk ve Halsizlik Aynı mı?
* ACAİ Bitkisin Sırrı Ne?
* Yoğurt ile Gülümseyin
* Doğru Beslenme Önerileri Mehmet ÖZ
* Genç Görünme ve Genç Kalmak
* Ev Yapımı Ketçap Kullanın
* Doğal Tatlandırıcışar ve Şeker
Kalp Sağlığı için 5 Öneri

Tüm yazılar için…….

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Osman Müftüoğlu

Etiketler:, , , , ,


Comments are closed.