By 02 Nisan 2014 Devamı →

Otizm ve Erken Teşhis



Gözlerinize bakmazlar, sarılmazlar, söylediklerinize kayıtsız kalırlar. Türkiye’de 472 bin otizm tanısı konulmuş çocuk var. Dünyada görülme sıklığı 68 çocuktan bire düştü. Erken teşhis için belirtilerini iyi bilmek gerekiyor. İşte uzman görüşleriyle otizm hakkında her şey…

OtizmKONUŞMUYORSA DİKKAT

02 Nisan Otizm Farkındalık Günü’nde aslında doğuştan gelen; ama geç fark edildiğinde aile için zor bir kabullenme dönemini ve çocuk için de daha geç başlayan eğitim sürecini Hisar Intercontinental Hospital Pedagoğu Seval Uslu Yazıcı anlattı.

Otizm, çocuğun içine kapanması, dış dünya ile ilişkilerin azalması, ilginin kaybı anlamına gelir. Sanki çocuk dışarıda olup bitenlerle ilgilenmiyormuş gibi bir algı oluşturur. Başka çocuklarla bir aradayken, o yalnız kalıp, kendi kendine uzun bir süre oyun oynamayı tercih edebilir. Kurgusu olan evcilik gibi oyunlar yerine arabayı ileri geri hareket ettirme, ipi döndürme, kendi etrafında dönme gibi daha otomatik davranışların olduğu oyunları tercih edebilir. Uzun süre çalışan bir çamaşır makinesini seyredebilir. İsmi söylenip kendisine seslendiğinde dönüp bakmaz. Onun ilgisini çekmek için bir nesneye işaret ettiğinizde bakmasını sağlayamazsınız. Konuşmak için yüzüne yaklaştığınızda sizden kaçabilir, göz kontağı kurmakta isteksiz davranır. Bazı durumlarda otistik çocukların anneleriyle daha yakın bir ilişki kurdukları gözlemlenir. Ancak bu çabanın karşılıklı ilişki kurmaya yönelik değil de tek düze bir ilişki şeklinde olduğu dikkati çeker. Çocuk sadece temel ihtiyaçlarının karşılanması için ilişki kurar, su istediğinde annesinin elini tutup sürahiye doğru yönlendirebilir. Bedensel temastan hoşlanmaz ve rahatsız olur. Amaçsız ve anlamsız sesler çıkarabilir. Bazı otistik çocukların kelime haznesine sahip olduğu ancak bu kelimeleri konuşmak ve ilişki kurmak için kullanmadıkları fark edilir. Otizmi ayıran en temel özellik bu durumdur.

Tarama testleri
Genellikle çocuk konuşmaya başlamadığı için aile bu durumu fark eder. Bu da yaklaşık 3 yaşında fark edilmesine neden olur. Ancak öncesinde de bazı otistik eğilimler fark edilebilir. Bunu ancak çocukla çalışan ruh sağlığı uzmanları tespit edebilir. Çocuk gelişen ve değişebilen bir varlık olduğu için tanı koymak için 3 yaşına gelmesi gerekir. Ancak öncesinde fark edilen bazı eğilimler için alınan eğitim\psikoterapi çocuğun tam olarak içine kapanmasını engelleyebilir. Bu nedenle erken tanı önemlidir. Aileler 1-3 yaş erken dönemlerde gördükleri otistik eğilimleri “aslında ilişki kurabilir ancak istemediği için ilgilenmediği” şeklinde yorumlayabilir. Bu durum zaten otizmin altında yatan temel dinamiktir. Otistik çocukların yapmayı istemedikleri için yapılan gelişim tarama testlerinde dil-zihinsel-sosyal-özbakım becerilerinde geri kaldıkları görülmektedir. Genellikle yürüme, koşma gibi kaba motor faaliyetleri yaş düzeyindedir. Çocuğunuz akranları gibi iletişim kurmak yerine yalnız kalmayı tercih ediyorsa, ilişki kurmak istemiyor, insanlardan kaçıyorsa mutlaka bir uzmana başvurun. Çünkü hastalığın derecesi eğitimler ve psikoterapi ile azaltılabilir.

BİRÇOK NEDENDEN OLABİLİR
Otizm Federasyonu Başkanı Veysel Şahin, ABD Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (CDC) yayınladığı rapora göre, otizmin tüm dünyada artık 68 çocukta bir görüldüğünü belirterek, “Bu rakam gittikçe yükseliyor. Amerika’da artık otizmin ele alınması gereken bir konu olduğu yönünde bildiri yayınlandı. Otizm dünya boyutlarında çocukları ve insanlığımızı tehdit ediyor” dedi.
Şahin, otizmli bireylere ve ailelerine destek amacıyla Otizm Federasyonu işbirliğinde Üsküdar Üniversitesi Altunizade yerleşkesinde düzenlenen 1. Ulusal Otizm Günleri’nin açılışında yaptığı konuşmada, otizmin 2 yıl önce 95 çocuktan birinde görüldüğünü söyledi.

Geçen yıl 85 çocuktan birinde otizm görüldüğünü aktaran Şahin, “ABD Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin yayınladığı rapora göre, otizm tüm dünyada artık 68 çocukta bir görülüyor. Bu rakam gittikçe yükseliyor. Amerika’da artık otizmin ele alınması gereken bir konu olduğu yönünde bildiri yayınlandı. Otizm dünya boyutlarında artık çocukları ve insanlığımızı tehdit ediyor” diye konuştu.

Bu nedenle federasyon olarak otizmle ilgili farkındalığı artırmak istediklerini vurgulayan Şahin, otizmin artık dünyanın problemi olduğunu dile getirdi.

Şahin, otizmin görülme sıklığının giderek arttığını ancak bunun nedeninin açıklanamadığını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Genetik faktör olabilir. Yediğimiz gıdalardan olabilir. Teknolojiden olabilir. Aşılardan olabileceği söylendi ama artık aşılardan olmadığı kesinlik kazandı. Birçok faktör var. Ama otizmin çocukta 15, 16, 18 aylıkken farkına varabilirsek, bunu teşhis edebilirsek, 3 yaşına kadar çocuğun normal hayatına dönmesi, normal gelişim göstermesi sağlamak yüzde 30, 40 civarında. 3 yaşından 6 yaşına kadar da aynı oranda. Yani güzel bir eğitimle, erken teşhisle, düzgün ve sağlıklı bir beslenmeyle bu çocukların, 12 yaşına kadar yüzde 85’i tamamen topluma kazandırılabiliyor. Kendi hayatlarını normal devam ettirebiliyor. Ama maalesef Türkiye ‘de yeni bir alan olduğu için, buradaki çalışmalar biraz geç kalmış.”

Göz kontağı kurmuyorsa

Türkiye’de 6 ay önce yapılan bir araştırmaya göre, 472 bin otizmli çocuk bulunduğunu aktaran Şahin, her geçen gün bu sayının arttığını ve teşhis edilmemiş çok sayıda otizmli çocuk olduğunu söyledi.

Şahin, ailelerin çocuklarında ilk dikkat etmesi gereken konunun “göz kontağı” olduğuna işaret ederek, “6 aylık çocuğun bile annesi, emzirirken göz kontağı kurması gerekir. Eğer göz kontağı kurmuyorsa bu çocukta illa otizm değil, bir iletişim bozukluğu vardır. Zaten 3 yaşına kadar otizm tanısı konmaz. Otizm tanısı 3 yaşından sonra konulur. 3 yaşına kadar gelişme bozukluğu olarak adlandırılır. Buna erken müdahale olursa, illa doktor veya öğretmen değil, tecrübeli bir ailenin desteğiyle 3 yaşına kadar gelişme bozukluğu olarak kalır ve geçer, otizm olmaz” diye konuştu.

OTİZM BİR ASKER ÇOCUK

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Aylin Çiftçi de otistik çocuklar için sosyalleşmenin ve sporun çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Otizm, bir asker çocuk. Yani asker gibi tanımlayacaksınız, programlayacaksınız. Ondan şaşmayacaksınız. O programdan şaşacak olursanız, mutlaka önceden bilgilendireceksiniz. Haber vermeden programı değiştirirseniz o zaman hayat duruyor” değerlendirmesinde bulundu.

YÜZÜN HAREKET EDEN KISIMLARINA BAKARLAR

Çocuk ve ergen psikiyatristi Prof. Dr. Özgür Yorbik ise otizmin, sosyal iletişim ve etkileşim bozukluğu olduğunu söyledi. Otizmin, sadece çocukların değil, ailelerin de yaşantısını büyük ölçüde etkilediğini vurgulayan Yorbik, şöyle devam etti:

“Otizmli çocuklar, gözlerinize bakmazlar. Daha çok ağza, kulağa yani yüzün hareket eden kısımlarına bakarlar. Kayıtsızdırlar. İsmi ile çağrıldığında çoğu kez aldırmazlar. Sarılmazlar. Taklit etme olayı yoktur. Annenin ya da babanın yokluğuna kayıtsız kalırlar. Tek başına eşyalarla uğraşan, yaşıtlarıyla oynamayan çocuklardır. Vücut dilini kullanamazlar. Genellikle aşırı hareketli çocuklardır. Parmak ucunda yürüme, garip el hareketleri gibi davranışları vardır.” (Radikal)

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Çocuk Bebek, Sağlık

Etiketler:, , , , ,


1 Yorum Var "Otizm ve Erken Teşhis"

Trackback | Comments RSS Feed

  1. prof.dr. ibrahim uslu dedi ki:

    Ultrason ve OTİSTİK Çocuklar
    Kardeşlerim size çok komik bir durum göstermek istiyorum. Ultrasonun zararlı olduğunu, 23 Mayıs 2011 de, ultrason kullanımı bebeğin kalbine zarar verir diyerek açıklayan bir doktor.
    İşte haberi: http://www.ntvmsnbc.com/id/25215605/
    Geçenlerde ultrasonun zararsız olduğunu
    http://www.ntvmsnbc.com/id/25535620/ haberinde söylemektedir.
    Ey doktor kardeşim, 3 senede ultrason zararlı diyen sen, şimdi çıkmışsın ve bu milletin gözünün içine baka baka ultrasonun hiç zararı yoktur diyorsun.
    Benim sana söyleyecek hiç sözüm yok.
    Seni yüce Rabbimle baş başa bırakıyorum. seni Allahımla baş başa bırakıyorum.
    Allahım, bebeğin kalbine zararı olan, bebeklerimizin OTİSTİK doğmalarına neden olan sık sık ultrason çekimlerinden sen Türk insanını koru yarabbim.
    Yüce Rabbim kaç gündür bikmadan usanmadan işimi gücümü bıraktım, anne karnında doğmamış bebeklerimizi korumak için tek başına mücadele ettim. Artık gerisini Halkıma ve onların sağduyularına bırakıyorum.
    Prof.Dr. İbrahim USLU