By 26 Temmuz 2011 Devamı →

NÖRALTERAPİ İLE AĞRILARA SON



Modern tıbbın temellerine dayanan tek başına ya da diğer tedavi metotlarıyla birlikte uygulanabilen tedavi ile hücrelerdeki azalmış olan potansiyel normale çıkarılarak, sinirlerin ve damarların tekrar normal fonksiyonlarını kazanmasını sağlanarak, başta diz, bel, boyun olmak üzere birçok ağrı ortadan kaldırılabiliyor.

NöralterapiUzmanlar, nöralterapi ile hücrelerin organların tekrar kanlamasını sağlayarak o bölgede iyileşme döneminin başlatıldığını ve vücudun kendi dengesini bularak şikayetlerin ortadan kalktığını belirterek, uygulama ile boyun ağrısı, boyun fıtığı, boyun düzleşmesi, sırt, baş ve bel ağrısı, bel fıtığı, migren, kalça, diz ağrıları, spor yaralanmaları, omuz, dirsek, elbileği ağrıları, sinir sıkışmaları, varis, kırık komplikasyonları, lenf dolaşım bozukluğu, bağırsak rahatsızlıkları, hormonal dengesizlikler, huzursuz bacak sendromu, depresyon, adet düzensizlikleri, çene eklemi problemlerinin tedavi edilebildiğini belirtiyor.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Zeliha Kaya, yaptığı açıklama, nöralterapinin fiziksel, kimyasal, psikolojik, elektromanyetik gibi çeşitli sebeplerle vücutta meydana gelen organ fonksiyon bozukluklarının düzeltilmesini sağlayan bir tedavi metodu olduğunu söyledi.
Nöralterapinin, özellikle ağrı olmak üzere birçok durumda kullanılabildiğini ifade eden Kaya, nöralterapinin modern tıbbın temellerine dayanan tek başına ya da diğer tedavi metotlarıyla birlikte uygulanabilen düzenleyici regülatif bütünsel odaklı bir metot olduğunu belirtti.Kaya, nöralterapide lokal anestezik maddeyi vücudun belirli bölgelerine veya noktalarına uygulayarak düzenleyici bir uyarı verildiğini anlatarak, vücudun iç ve dış değişikliklere uyum sağlayarak bir düzen içinde çalışmaya programlandığını dile getirdi. Organizmanın bu düzeni, sinir sistemi aracılığıyla gerçekleştirdiğini belirten Kaya, “Vücudumuzun sinir sistemini uç uca eklediğiniz zaman yaklaşık 400-500 bin km’lik bir kablo oluşur. Yani dünyanın çevresini yaklaşık 12 defa dolaşacak kadar uzun” dedi.Kaya, sinir sisteminin tek başına ve damar çevresinde tüm vücudu bir ağ gibi sardığını ve hücreler arasında bilgi akışı sağlayarak organların çalışmasını düzenlediğini ifade ederek, “Bu sinir sistemi bilgi akışı sayesinde nefes alırız, ısı dengemiz gerçekleşir, dolaşım sistemi düzenli çalışır, hormonal sistem dengededir, cinsel fonksiyonlar gerçekleşir, düşünür ve konuşuruz. Yani yaşamamız için gerekli tüm fonksiyonlar bir denge içine çalışır” diye konuştu.
Vücuttaki hücrelerin 40-90 mV’luk elektrik potansiyeline sahip olduğunu ve bir pil gibi çalıştığını dile getiren Kaya, kimyasal, biyolojik, psişik, fiziksel, elektromanyetik alan, bozucu alan denen ameliyat izleri gibi çeşitli sebeplerle bu potansiyelde azalmalar meydana geldiğini ve böylece sinir sistemi aracılığıyla bilgi akışının sekteye uğradığını söyledi.
Kaya, normalde vücudun bu değişikliği düzelttiğini ve tekrar dengeli çalışmasına devam ettiğini belirterek, şöyle devam etti:“Ancak vücudun kapasitesini aşan veya sürekli devam eden bir uyarı gelirse vücut bununla baş edemez ve hücredeki potansiyel sürekli düşük kalır ve dolayısıyla hücrelerin işlevlerinde aksama gerçekleşir.

Bu süreçte kişide baş dönmesi, halsizlik, uykusuzluk, tansiyon oynamaları, dikkat eksikliği, kas ağrıları, gezen ağrılar gibi şikayetler ortaya çıkar. Bu şikayetler sinir sistemini aşırı uyarı ile yüklenmesi sonucu meydana gelir. Kişi bu dönemde doktora gittiğinde genel semptomlar olduğu için takibe alınır veya semptomlara yönelik ilaçlar verilir. Olay devam ederse sistem iflas eder ve hastalıklar ortaya çıkar. Oysa nöralterapide bu süreçte sinir sistemindeki aşırı yüklenme tespit edilir ve kaynağı bertaraf edilerek kişideki şikayetler tedavi edilir.”

“SİNİR VE DAMARLARIN NORMAL FONKSİYONLARINI KAZANMASI SAĞLANIYOR”

Vücuttaki sinirlerin, damarlar etrafında tüm hücrelere ulaştığını anlatan Kaya, damar etrafındaki sinir hücrelerinde meydana gelen bu potansiyel düşüklüğü sinirin fonksiyonlarında bilgi iletiminde aksama oluşturduğunu ve böylece ilgili damarda da bir fonksiyon bozukluğu meydana geldiğini söyledi.

Kaya, dolayısıyla damarın suladığı beslediği hücrelerde kan akımının azaldığını; kan akımı azalan bölgede oksijensiz ortam ortaya çıktığını, hipoksik ortamda çeşitli maddelerin salınarak ödem geliştiğini, yıkım ürünlerinin uzaklaştırılamadığını ve hücrenin hasarına kadar giden mekanizmaların devreye girerek hastalık oluştuğunu belirtti.

Nöralterapi’nin hücredeki bu azalmış olan potansiyeli normale çıkararak sinirlerin ve damarların tekrar normal fonksiyonlarını kazanmasını sağladığını ifade eden Kaya, “Dolayısıyla hücrelerin, organların tekrar kanlamasını sağlayarak o bölgede iyileşme dönemini başlatır ve vücut tekrardan kendi dengesini bulur ve şikayetler ortadan kalkar” dedi.

“KLASİK TIPLA ÇÖZMEK MÜMKÜN DEĞİL”
Bozucu alanın, vücutta geçirilmiş hastalık veya ameliyatlar sonrası biyolojik iyileşmesini tamamlamamış olan bölgeleri kapsadığını anlatan Kaya, şunları kaydetti:

“Bu bölgelerdeki hücrelerin potansiyelinde düşüklük vardır ve buralardan vücuda devamlı olumsuz düzensiz uyarı gelir. Diş tedavisinden sonra ortaya çıkan baş ağrıları, sezeryan sonrası ortaya çıkan bel ağrısı, baş ağrısı, doğum kontrol hapı kullanımından sonra ortaya çıkan migren şikayetleri, mide veya safra kesesi kaynaklı omuz sırt ağrıları gibi şikayetler vardır.

Bunları klasik tıpla çözmek mümkün değil. Çünkü, migren için hep ilaç verilir ama kaynağı tam belli değildir ya da bir türlü geçmeyen diz ağrıları filmine bakarsınız ciddi bir patoloji yok ama hastanın ağrısı ilaca FTR’ye rağmen geçmez. Olay oradaki kanlanma problemi ise FTR ile bir nebze azalır ama tam olmaz. İşte Nöralterapide vücuttaki şikayetin esas kaynağı tespit edilir ve ona göre tedavi uygulanır ve hasta avuç avuç ilaç almaz o alınan ilaçların yan tesiri olmaz ve sağlığına kavuşur.”

“CİLT ALTINA LOKAL ANESTEZİK MADDE VERİLİYOR”

Kaya’nın verdiği bilgiye göre, nöralterapi sinirlere değil sinir, damar paketinin yüzeyselleştiği bölgelerde cilt altına yapılıyor. Lokal anestezik madde, vücudun belirli bölgelerine veya noktalarına uygulanarak düzenleyici bir uyarı veriliyor.

Tedavide verilen lokal anestezikten ziyade yapılan yerler önem taşıyor.

Uygulamanın yan etkisi yok denecek kadar az oluyor. Olası en önemli yan etki alerji olarak gösteriliyor, ancak 1974’ten beri hiçbir alerji vakasına rastlanmadığı vurgulanıyor. Daha önce rastlananlarında ilacın konduğu şişenin ağzındaki plastik materyalden alerji geliştiği belirtiliyor.


NÖRALTERAPİ İLE NELER TEDAVİ EDİLEBİLİR?

Nöralterapi ile boyun ağrısı, boyun fıtığı, boyun düzleşmesi, sırt ağrısı, bel ağrısı, bel fıtığı, baş ağrısı, migren, kalça, diz ağrıları, spor yaralanmaları, omuz, dirsek, el bileği ağrıları, sinir sıkışmaları, varis, kırık komplikasyonları, lenf dolaşım bozukluğu, bağırsak rahatsızlıkları, hormonal dengesizlikler, bozucu alanlar, fibromyalji Sendromu, kronik yorgunluk sendromu, huzursuz bacak sendromu, depresyon, adet düzensizlikleri, adet öncesi sendromu, çene eklemi problemleri tedavi edilebiliyor.

Dr. Ayşe Zeliha Kaya
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı
Tunalı Hilmi Caddesi 94/15 Kavaklıdere / Çankaya / Ankara

Telefon : +90 312 4272525
Gsm : +90 532 3218913
info@draysekaya.com


Nöralterapinin zorunlu bir uygulama olmadığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Meliha Kasapoğlu, “Bu yöntem hastalara bir seçenek olarak öneriliyor. Yoğun şekilde kronik ağrı çeken hastalar, özellikle bu tedaviyi talep ederek bize başvurabiliyor. Herhangi bir ilaç kullanımı olmadığı için daha çok doğal yollarla tedaviyi tercih eden hastalar nöralterapiyi seçiyor” diyor. Dr. Meliha Kasapoğlu, nöralterapinin fizik tedavi ve rehabilitasyon kapsamında uygulandığı hastalıklarla ilgili olarak şu bilgileri veriyor:

BEL, BOYUN VE SIRT AĞRILARI
“Yanlış kullanıma bağlı olarak ortaya çıkan, özellikle masa başında çalışma oranlarının artması ile daha sık görülen bu tür kronik ağrıların tedavisi nöralterapi ile gerçekleştirilebiliyor. Omurgada ortaya çıkan sorunlar, düzleşmeler, bloklar tespit ediliyor ve bu bölgelere yönelik, belli noktalardan uygulama yapılıyor. Haftada 2-3 seans, gerektiğinde ise toplamda en fazla 10 seans uygulanıyor. Şikâyetlerin tekrar etmemesi için hastalara günlük hayatlarında nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda eğitim de veriliyor.

BEL VE BOYUN FITIKLARI
Bel ve boyun fıtığı vakalarında nöralterapinin uygulanmasına, fıtığın düzeyine ve yerine göre karar veriliyor. Yapılan muayene sonucuna göre; tendon, faset eklemler ve gangliona uygulama yapılabiliyor. Ayrıca omurgadaki bağlara (ligament) uygulama yapılarak, oradaki kan dolaşımının artmasına, otonom sinir sisteminin aktive olmasına ve bölgenin kendini toparlamasına imkân veriliyor.

FİBROMİYALJİ (YUMUŞAK DOKU ROMATİZMASI)
Kronik yorgunluk, sabah ağrılı uyanma, kronik bağırsak sistemi bozuklukları ve uyku rahatsızlıklarıyla kendini gösteren fibromiyaljinin tedavisinde de nöralterapiye başvurulabiliyor. Önce hastanın tüm vücut muayenesi yapılıyor. Bu muayene sırasında omurlar arasında kalan ciltteki doku farklılıkları elle hissedilebiliyor. Uygun noktalara enjeksiyon uygulanıyor ve tüm şikâyetler ortak tedavi ile giderilebiliyor.

EKLEM AĞRILARI
Eklem ağrılarında, en sık omuz ve dize nöralterapi uygulamaları yapılıyor. Omuzda çoğunlukla tendinitler (sıkışma sendromu) görülüyor. Omuzla birlikte boyun ve dirsek ağrılarına da rastlanabiliyor. Nöralterapi ile sıkışmanın olduğu bölgeye ve o bölgenin sinirsel iletimini sağlayan bölgeye (segment) müdahale edilerek, iyileşme sağlanıyor. Dizde kireçlenme ya da bağ-tendon hasarlarına bağlı olarak ortaya çıkan eklem ağrılarında da dizin etrafındaki tendonlara ve bağ dokulara, çok gerekli görülürse eklem içine enjeksiyon uygulamaları yapılıyor. Çok derin bir eklem olan kalçada ise aşırı oturma nedeniyle ortaya çıkan rahatsızlıklar ve kireçlenme, uygun bölgelere uygulanan enjeksiyonlarla tedavi ediliyor.

SİNİR SIKIŞMALARI
El bileğinde sık görülen ‘Karpal Tünel Sendromu’ ve dirsekte meydana gelen ‘Kübital Tünel Sendromu’nda, ortaya çıkan sinir sıkışmalarının serbestleşmesi, otonom sinir sisteminin aktive edilmesi ile tedavi ediliyor. Eğer sıkışmayı tetikleyen bir kas gerginliği varsa, o bölgeye uygulama yapmak yeterli oluyor.

NÖRALTERAPİ HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Kimler uygulayabiliyor?
Bu yöntem; fizik tedaviyi ilgilendiren hastalıkların tedavisinde, nöralterapi eğitimi almış fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanları tarafından uygulanıyor.

Herkese uygulanabiliyor mu?
Bebekler de dahil olmak üzere tüm yaş gruplarında, emziren kadınlarda ve hamilelerde uygulanabiliyor. Bebeklerin gaz sorunlarının giderilmesinde enjeksiyon yerine lazer uygulamaları yapılıyor.

Uygulamalarda çok ağrı hissediliyor mu?
Normal bir iğne uygulamasından daha fazla ağrı hissedilmiyor. Eğer hasta isterse uygulama yapılacak bölgeye soğutucu sprey sıkılabiliyor. Hastalar uygulamanın ardından günlük yaşantılarına devam edebiliyor.

Tedavi, kullanılan diğer ilaçlarla etkileşime giriyor mu?
Düzenli ilaç kullanan tansiyon, diyabet gibi hastalıkları bulunan hastaların nöralterapi tedavisi almalarında bir sakınca görülmüyor. İlacı kesmek ya da dozunu değiştirmek gibi bir zorunluluk da ortaya çıkmıyor. Nöralterapinin herhangi bir yan etkisi bulunmuyor.

Seanslar ne kadar sürüyor?
Süre ve uygulama sıklığı, hastalığa ve kişiye göre değişiyor. Toplamda en az 3, en fazla 10 seans uygulanıyor. İlk seanslarda, seansların arası daha yakınken, sonrasında süre uzuyor. Seanslar yaklaşık 20 dakika sürüyor.

İyileşme ne zaman fark edilir?
Nöralterapi tedavisinin etkileri, ilaçlı enjeksiyonlara göre daha yavaş ortaya çıkıyor.

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Faydalı Bilgiler

Etiketler:, , , ,


Comments are closed.