By 03 Aralık 2011 Devamı →

LOKUM GİBİ KOLESTEROL



Habertürk televizyonunda Yiğit Bulut’ un sunduğu Sansürsüz isimli programda kolesterol hastalık mıdır, kolesterol ilaçları ne kadar işe yarıyor soruları etrafında güzel ve faydalı bir tartışma oldu.

LOKUM GİBİ KOLESTEROLPrograma kardiyolog Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, Prof. Dr. Bingür Sönmez ve kardiyolog Dr. Deniz Şener katıldı.

Ülkemizin çok ünlü ve değerli kalp-damar hastalıkları cerrahlarından olan Prof. Dr. Bingür Sönmez, halk arasında kötü kolesterol denilen LDL-kolesterole “Lanetli kolesterol” ve iyi kolesterol olarak bilinene HDL-kolesterole ise “Hayırlı kolesterol” diyor.

Ben ve benim gibi düşünenler ise kolesterolün iyisinin veya kötüsünün olmayacağını; HDL-kolesterol, LDL-kolesterol veya VLDL-kolesterol gibi tanımlamaların kolesterolü kanda taşıyan lipoproteinleri ifade ettiğini dile getiriyoruz.

Bize göre “LDL-kolesterol yüksekliği” tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil; tam aksine damar cidarında meydana gelen enflamasyonu kontrol altına almak için karaciğer tarafından daha fazla üretilen bir madde.

Yeni araştırmalar da kötü kolesterol denilerek LDL-kolesterole haksızlık yapıldığını, bunun aslında hiç de “kötü olmadığını “ ortaya koyuyor.

Bu sene başında yayınlanan ve Warwick Üniversitesi tarafından yapılan çalışmada özellikle şeker hastaları ve yaşlılarda kalp krizi riskini artıran en önemli etkenin, LDL-kolesterol değil yapışkan özelliği çok fazla olan ‘ultra küçük LDL-kolesterol’ olduğu gösterildi.

Araştırmaya göre, bu ultra küçük-LDL’ ler normal LDL’ ye şeker gruplarının ilave eklenmesiyle (bu olaya glikozillenme deniyor) ortaya çıkıyor. Bu şeker gruplarının LDL yüzeyinde yeni bölgeler yarattıkları ve bunların da damar cidarına yapışmayı kolaylaştırdıkları ileri sürülüyor.

Yapısı değiştiği için LDL-reseptörleri tarafından tanınmayan, bu yüzden kandan uzaklaştırılamayan ve kanda birikmeye başlayan bu kolesterole “ultra kötü kolesterol” adı veriliyor.

Metformin isimli diyabet ilacının kalp damar hastalıkları riskini azaltması da kan şekerini düşürerek normal LDL’ nin ultra kötü-LDL’ ye dönüşmesinin engellenmesi suretiyle olduğu düşünülüyor.

Gelelim neticeye

Bu durumda senelerdir kötü-kolesterol, lanetli-kolesterol gibi tanımlamalarla suçlanan LDL-kolesterole itibarının iade edilmesi gerekiyor.

Bunun için de LDL-kolesterole bundan böyle “LOKUM GİBİ KOLESTEROL” adının verilmesini tavsiye ediyorum.

Programı seyretmek için tıkla

Prof.Dr. A.Rasim KÜÇÜKUSTA
Prof.Dr. A.Rasim KÜÇÜKUSTATelefon: 0212 631 99 19 / 0212 631 94 72
Sekreter cep telefonu: 0537 717 70 70
E-posta: ahmetrasimk@hotmail.com

Yoğurt Her Derde Deva
Kötü Kolestrol Fobisi
Osman Müftüoğlu’ndan İnciler
Vitaminler Öldürüyor
Açık Süt Kutu Süte Karşı
Grip ve Aşk
Bitkisel İlaçta Ölüm Tehlikesi
Ateş Düşürücü Haplar Zararlı Video
Champix ile Sigarayı Bırakmak
Astım krizine yol açan ilaçlar
Mesleksel Astım Tehlikesi
Öksürükten Teşhis ve Öksürük Türleri

Benzer Yazılar :
Kolestrol Nedir? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
HDL Kolestrolünüz Düşük mü? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
Suda Bekletilen Ceviz Kolestrol Düşürür mü? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
Kolestrol İlaçlarına Ne Zaman Başlanmalı? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
Çocuklarda Kolestrol Doç. Dr. Murat Baş
Yüksek Tansiyon ve Kolestrol için Zeytin Yaprağı Prof.Dr. Erdem Yeşilada
Ceviz Kolestolü Düşürür mü? Prof.Dr. Erdem Yeşilada
Yüksek Koletrol ve Şekere Karşı Pırasa Prof.Dr. Erdem Yeşilada
Kolestrolü Düşüren Tarifler Dr. Gürkan Kubilay
Kolestrol ve Kemik Erimesine Karşı Kür Op.Dr. Feridun Kunak
Tansiyon ve Kolestrol için Kür Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu
Yüksek Kolestrolün Vücuttaki Etkileri Dr. Deniz Şener
İyi Kolestrolde Umut Prof.Dr. E.Murat Tuzcu

Kolestrol Tartışması :

Karatay Diyetine Kardiyologlardan İtiraz Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
Karatay Diyeti
Canan Efendigil Karatay Diyetini Anlatıyor
Karatay Diyetine Kardiyoloji Derneğinden Sert Yanıt
Prof.Dr. Bingür Sönmez Suç Duyurusunda Bulunuyor
Kolestrol


“Statinler etkili değil”

Prof.Dr. A.Rasim KÜÇÜKUSTAProf. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Göğüs Hastalıkları Uzmanı, Kitaplarından bazıları: Biri Bizi Hasta Ediyor, Adamın Biri Doktora Gitmiş Gidiş O Gidiş!, Bir İki Üç Tıp, Bu İşte Bir Domuzluk Var!, Kalbime Koy Başını Doktor.

“Kolesterolü düşürmek için kullanılan statinlerin etkili olmadığını ortaya koyan önemli klinik araştırma ve meta-analizler var. Bunlardan en önemli 5 tanesi şunlar.


BİR:

Statinlerin, kalp damar hastalığı hikâyesi olmayan fakat orta veya yüksek risk grubunda bulunanlardaki etkinliğini belirlemek amacıyla toplam 65.229 kişiyi kapsayan 11 klinik çalışmanın değerlendirildiği meta-analizde ortaya çıkan gerçek şudur: Ortalama olarak 3,7 senelik statin tedavisi tüm sebeplere bağlı ölümlerde bir azalma sağlamamıştır.


İKİ: Statinlerin kalp yetersizliği olanlardaki etkinliğini belirlemek için İtalya’ da 357 kalp ve iç hastalıkları merkezinde yapılan araştırmada günde 10 miligram rosuvastatin alanlarda klinik gidişin değişmediği ortaya çıktı.



ÜÇ:

Statinlerin yüksek kalp-damar hastalığı riskine sahip olan ve diyalize giren hastalardaki etkinliğini belirlemek için düzenlenen ve kan diyalizi yapılan 2.776 hasta üzerindeki milletlerarası bir çalışmada günde 10 miligram rosuvastatinin etkinliği araştırıldı. Ortalama olarak 3.8 sene takip edilen hastalarda ilacın LDL-kolesterolü azaltmasına rağmen ne kalp krizi ve felçlerde ve ne de kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerde bir azalma olmadığı ortaya çıktı.


DÖRT: Tip 2 şeker hastalığı olan ve diyalize giren 1.255 hastada yapılan çok merkezli bir çalışmada atorvastatin isimli kolesterol ilacının etkinliği araştırıldı. Dört hafta sonra ilaç alan hastalarda LDL-kolesterolün yüzde 42 oranında almayanlarda ise yüzde 1,2 oranında azaldığı tespit edildi. 4 sene süreyle takip edilen hastalarda kolesterol düşürücü ilaç alanlarda, kalp krizi ve felçlerde de kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerde de plasebo grubuna göre bir farklılık bulunmadı.BEŞ: 2.410 tip 2 şeker hastasında 10 miligram atorvastatinin kalp damar hastalıklarının önlenmesindeki etkinliği 4 sene süren bir çalışmada araştırıldı. İlaç alan grupta LDL-kolesterol seviyesinin plasebo grubuna kıyasla ortalama olarak yüzde 29 oranında azaldığı belirlendi fakat insüline bağımlı olmayan bu hastalarda statin tedavisinin bir faydası olmadığı ortaya çıktı.


GELELİM NETİCEYE: Kolesterol düşürücü ilaçların kanda LDL-kolesterolü düşürdüğüne şüphe yok ama gel gelelim ki bu düşüş ne kalp krizlerini ne felçleri ve de bunlara bağlı ölümleri önlemede bir işe yaramıyor. O zaman da insan haklı olarak soruyor. Ne anladım ben bu ilaçlardan?”
“Kolesterol ilacı kullanmak tam bir abonelik sistemidir”
Prof. Dr. Ahmet Aydın, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı ve Taş Devri Diyeti ve 7’den 70’e Taş Devri Diyeti kitaplarının yazarı:
“Bir yığın araştırma var, kolesterolü ortalamadan düşük olanların başka hastalıklara çok daha fazla yakalandıkları yönünde. Ancak bunları söylemek size ticari açıdan bir şey kazandırmaz, kaybettirir. O yüzden ibre daha çok kolesterol karşıtı kampanya yürütenler lehinde çalışır. Çok büyük bir rant var ortada. 1960’lara 70’lere kadar bu böyle değildi, tıp safiyane amaçlarla yapılıyordu. 40 yıldır ilaç tüketimine dayalı bir anlayış ve sistem geliştiriliyor. İlaç sanayi, hastalığı değil, belirtilerini yok edecek ilaçlara yöneldi. Mesela başınız ağrıyorsa onun gerçek nedenini bilmeyi değil, ağrısını dindiren ilaçlar vermeyi öneriyor tıp. Sebebi bilinip tedavi edilecekken migrenin 50 bin çeşidi üretilir, bunların yüzlerce ilacı çıkar. Hastalar bu ilaçları kullanır, ağrıları yıllarca devam eder. Sanayinin de aradığı budur. Kolesterol ilacı da kullanmak tam bir abonelik sistemidir, 40 yıl kullanırsınız.
Kolesterolün düşürülmesinde kullanılan ‘statin’lerin zararlıdır. Vücudunuzda enerji santralı olan bir maddeyi bu ilaçlar tahrip eder. Bu ilaçları kullananlar zaten halsizlikten şikâyet ederler. Bütünüyle emin değiliz, ama teorik olarak baktığımızda kansere de sebep olma ihtimali var. Diyorlar ki ‘madem öyle ispat edin’. Asıl siz bu ilacın zararsız olduğunu ispat etmek durumundasınız. Ve bunu ispat etmek için trilyonlar harcamanız gerekir. Kârı olmadığı için de hiçbir firma böyle bir masrafı karşılamaz. İşin kötüsü, devletlerin desteklediği, bağımsız araştırmalar yapan kurumlar kalmadı. Araştırmaların yüzde 90’ı ilaç firmaları tarafından yapılıyor ve tedaviye, önlemeye dönük değil. Vücutta mikropsuz bir iltihap vardır. Vücut bunu kolesterol ile tamir etmeye çalıştığı için kolesterol oranını yükseltir. Kolesterol tamir materyalidir orada. Bu, bir yangın mahallindeki itfaiyeyi görünce ‘itfaiye yangın çıkarıyor’ demenize benzer. Çünkü bundan büyük paralar kazanılıyor. Tıpta bu kadar ilerleme ve kolesterollü gıdaların tüketiminde büyük bir azalma varken neden koroner kalp rahatsızlıklarında muazzam bir artış var? Meslektaşlarımız bu soruyu yanıtlasınlar.”
Yaşlılarda kolesterol düzeyi yükseldikçe ölüm oranı azalır

Mevlüt Durmuş, Uzman Biyolog, Kolesterol ve Akıl Oyunları, Manifesto: Çarmıha Gerilen Molekül ve Modern Bilimin Kolesterol Masalları ve Kolesteroldeki Kaos kitaplarının yazarı

“Kolesterolün zararlı olduğu yönündeki yaygın bilginin bir masal olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki: Size bir bardak su getirsem ve ‘içindeki bileşenler zararlıdır’ desem tepkiniz muhtemelen sıvının ne olduğunu anlama yönünde olurdu. İçinde ne olabilir, su (H2O) olabilir ya da hidrojen peroksit (H2O2) olabilir ki o da sıvıdır. İlki hayat verir, ikincisi öldürür. Kolesterol konusunda yapılan saçmalık, verdiğim örneğe benzer şekilde, bardakta ne olduğu söylenmeden size sıvının zararlı olduğunun söylenmesidir. Kolesterolün zararlı olduğu yönündeki yaygın teoride, teori oluşumunda kurulan yöntem tümüyle yanlış, matematiksel ve mantıksal değil. Her şeyden önce kandaki kolesterol yüksekliği, aşırı hücresel kolesterol üretimine değil, kanda aşırı partikül birikimi (LDL) nedeniyle oluşuyor, böyle bir durumda ilaç (statin) kullanmak tümüyle akıl ve mantıkdışı”¦

Dünyadaki 8 milyar insanın 45 yaşından sonra en az yüzde 30 ila 40’ında kolesterol (göreceli olarak) yükselmek zorunda. Eğer hücresel kolesterol üretime dayanmayan, kanda ortaya çıkan bu göreceli kolesterol yüksekliğini, bir hastalık olarak gösterip bunu düşük gösterecek ‘statin’ gibi bir alternatif bulacak olursanız, sürekli ve muazzam bir para kazanırsınız. Kardiyologlar yaşlılardaki ölüm oranları ile kolesterol yüksekliği arasındaki ilişkiye girmezler. Çünkü yaşlılarda kandaki kolesterol düzeyi yükseldikçe ölüm oranı azalır, kolesterol düzeyi azaldıkça ölüm oranı artar!
Organizmada bazı moleküller kanda yüksek görünüyorsa bu, bir hastalıkla-bir organla ilişkilidir. Mesela bir enfeksiyonda kandaki lökosit sayınız artar, ateşiniz yükselir. Doktor size ‘Kandaki lökosit sayınız sizi hasta etti’ demez, ‘Hastalığınızdan dolayı lökosit sayınız arttı’ der. Enfeksiyona neden olan bakteriyi verdiği ilaçla öldürür ve lökosit sayısı normale iner. Aynı mantık kolesterol için de geçerlidir. Kolesterolün yüksekliğini organizma içinde hiçbir hastalıkla-organla ilişkilendiremediler. Bu yüzden de doğrudan tek hedef olarak kolesterolü seçtiler. Oysa mantık çok basit: ‘Homozigot ailesel kolesterol yüksekliğinde’ çocuklara karaciğer nakli yapılıyor ve böylece bu minik insanlar tümüyle kolesterol sorunundan ömür boyu kurtuluyor. Genetik kolesterol yüksekliğine biraz dikkatli bakmayı becerebilseler sorunun aslında kolesterol değil, karaciğer hücreleri olduğunu çok rahat görebilirlerdi”
...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Sağlık

Etiketler:, , , , , , , ,


Comments are closed.