KÖK HÜCREDEN SPERM İLE KISIRLIĞIN SONU

Erkek kısırlığını bitirecek gelişme

Kök hücreden laboratuvar ortamında sperm geliştirildi. Buluş kanser tedavisi gören veya zayıf sperme sahip olan erkekleri baba olma hayallerine kavuşturacak.


Japon bilim adamları, kök hücre yöntemiyle çığır açan bir buluşa imza attı. Testislerden alınan doku örneklerini laboratuvar ortamında geliştiren uzmanlar, döllenmeye imkan veren sperm üretmeyi başardı. Yokohama Kent Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, dokudan sperm geliştirme tekniği fareler üzerinde yapılan testlerde yüzde 99 oranında başarıya ulaştı. Bu teknikle tam 12 tane yavru fare dünyaya getirildi.

Testis dokusu alındı

Nature Dergisi’nde yayınlanan araştırmaya göre, Takehiko Ogawa başkanlığındaki ekip, testisten alınan dokulara gerekli protein ve diğer besinleri vererek sperm oluşmasını sağladı. Buluşun özellikte kanser tedavisi gören erkeklere yeniden çocuk sahibi olma imkanı vereceği söyledi. Ayrıca dokudan elde edilen spermin, dünya çapındaki milyonlarca kısırlık tedavisi gören erkek için de umut ışığı olduğu belirtildi.
Buna göre tamamen kısır veya döllenmeyi sağlayamayan zayıf sperme sahip olan erkeklerin spermleri laboratuvar ortamında geliştirilecek. Böylece erkeklerin kısırlığı tamamen tarih olacak ve başka birisinden sperm almalarına gerek kalmayacak. Tekniğin ayrıca donmuş testisler üzerinde bile işe yaradığı belirtildi. Ogawa, “Bir sonraki hedefimiz kadın için laboratuvar ortamında yumurta üretmek” diye konuştu. Kaynak : Nature (İng.)

Kök Hücre Tedavisinde Son Gelişmeler



Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Haber

Etiketler:, , ,


4 Yorum Var "KÖK HÜCREDEN SPERM İLE KISIRLIĞIN SONU"

Trackback | Comments RSS Feed

  1. anka diyor ki:

    azoosperm ve erken yumurta yetmezliği hastalarının toplandığı facebook topluluğuna bu linkten ulaşabilirsiniz.
    https://www.facebook.com/groups/118495431585781/

  2. ayşe dönmez diyor ki:

    sanki o yazilanları ben yazmışım gibi.benim anlatmak isteyipte anlatamadığım şeyleri yazmışlar.duygular aynı sorun aynı inşallah en kısa zamanda bizim gibilere de çare bulunur.okurken hıçkırıklara boğuldum.bende 32yaşındayım neolur biran önce bende hayalimdeki sudenazıma kavuşayım

  3. deger pesen diyor ki:

    üfaklıktan geçirmiş oldugum rasızlıktan dolayıtestislerim yukarıya çekilmiştir burahatsıslıkla ugraşırken ailem tessislerimin tedavisiyle ilgili geç kaldık larıiçin testislerim alınmak zorunda kaldı ben kök huçre ile cocuk saybi olabilirmiyim bana bukonuda yardımcı olurmusunuz teşkurler

  4. ANLATAMAM

    Bebeğim, yavrum, Cerenim;
    Kendimi bildim bileli, yani çocukluğumdan beri en büyük hayalimdi bir bebeğimin olması, babanla birbirimize aşık olup evlendikten sonrada en büyük hayalim; yüzünde, babanın yüzünü görebileceğim bir bebeğim olması idi…Hep hayal ettim, hamile kaldığımı öğrendiğimde bu haberi babana nasıl vereceğimi, ne diyeceğimi , nasıl mutlu olacağımızı… hamile kıyafetlerinin bana ne kadar yakışacağını, bebeğime ne kadar güzel ciciler alacağımı, bebek arabasında bebeğimi gezdireceğimi, hamileyken elimi belime koyarak oturup kalkacağımı…
    Ve bir gün bebeğim, senin bedenimde filizlendiğini öğrendiğimde ne kadar mutlu olduğumu, sevinçten nasıl çığlıklar attığımı anlatamam…
    Babana, bir bebeğimiz olacak diyerek senin müjdeni verdiğimde, babanın o anda bana sarılışını, gözlerindeki ışıltıyı ve mutluluğu anlatamam…o gün sabaha kadar senin hakkında neler neler konuştuğumuzu anlatamam…
    Hele kalp atışlarını ilk duyduğumuzdaki hislerimizi anlatamam, sanki dünyadaki bütün sesler kesilmişti ve sadece senin kalp atışların duyuluyordu ve o kadar heyacanlanmıştım ki benim kalbimin o anda ne kadar hızlı attığını hatta çırpındığı anlatamam…
    Bedenimde büyümeye başladığın ilk aylarda ne kadar çok midem bulanıyordu, ne kadar iştahsızdım ama senin varlığını düşündükçe ne kadar mutlu olduğumu anlatamam…
    Hep hayalini kurduğum hamile kıyafetlerinin bana ne kadar da yakıştığını, sana ne kadar güzel ciciler aldığımı, elimi belime koyarak oturup kalkarken ne kadar haz aldığımı anlatamam…
    Ve ve bebeğim, Cerenim seni ilk kucağıma aldığımdaki duygularımı ben bile tarif edemiyorum, mini minnacık eller ayaklar, küçücük bir burun, ya teninin kokusu, Allah’ımın bana yaşattığı öyle bir duygu ki anlatamam…
    Hep hayal ettiğim gibi, saçımda kırmızı bir kurdale sen, ben ve baban sayısız fotoğraf çektirdik o gün hastanede, ama fotoğrafları bir görsen, babanda bende mutluluktan nasıl şekilden şekle girmişiz anlatamam…
    Artık uykusuz geceler başlamıştı bizim için bebeğim, kulağımız hep sendeydi, gık desen babanda bende hemen yanındaydık, sen bizim için uykunun en tatlı yeri, en güzel rüyasıydın… hep özenmiştim, annenin bebeğini emzirdikten sonra kendilerinden geçip beraber koyun koyuna uyumalarına, böyle yatmak, nefesini duymak tenimde hissetmek nasıl hoşuma gidiyordu anlatamam…
    Sonra ilk gülüşün, ilk adım atışın, çok benzemese de ilk anne ve baba deyişin, bütün bunlar bizi o kadar mest ediyordu ki anlatamam…
    Ve ilk kez kutlanan anneler günüm, bir kadının yaşamak isteyeceği, gurur duyduğu, onur duyduğu o ilk kutladığın anneler günüm, yıllarca beklediğim anneler günüm…babanla aldığın bir demet çicek ve sarılarak yanağıma kondurduğun bir öpücük …varlığınla bir kez daha bana nasıl varlık kazandırdığını, nefes almamı anlamlandırdığını anlatamam…
    Daha bir çok yaşadığımız, paylaştığımız anları, duyguları anlatamam,

    Anlatamam bebeğim, kızım, Cerenim çünkü;
    Hiç annenin bedeninde filizlenemedin,
    Hiç babana varlığını müjdeleyemedim,
    Hiç kalp atışlarını duyamadım,
    Hiç miğdem bulanmadı,
    Hiç hamile kıyafetleri giyemedim, sana ciciler alamadım, oturup kalkarken elimi belime koyamadım,
    Hiç seni kucağıma alamadım, minicik ellerini, ayaklarını göremedim, mis gibi kokunu koklayamadım,
    Hiç saçıma kırmızı kurdale takıp hastanede fotoğraf çektiremedim,
    Hiç koyun koyuna yatamadım, nefesini tenimde hissedemedim,
    Hiç ilk adımını, ilk gülüşünü, göremedim, anne baba deyişini duyamadım,
    Hiç anneler günümü kutlayamadım.

    Sen bedenimde filizlenemedin ama yüreğimde filizlendin, sen hiç anne diyemedin ama ben hep hissettim…
    Seni kucağıma saramadım ama ruhuma sardım…
    Çünkü biz azosperm mağduruyuz bebeğim, yavrum, Cerenim.

    Babanla ben seni 13 yıldır bekliyoruz bebeğim, şimdi kök hücre çalışmaları var fakat halen azosperm mağdurlarında tedavi olarak kullanılmaya başlanmadı, bize sabırlı olun 4-5 seneye uygulanmaya başlanacak diyorlar ama ben 37 yaşındayım yavrum, uygulanmaya başlandığında yani en iyimser olarak 4-5 sene sonra, beklide ben artık istesem de seni filizlendiremeyeceğim bedenimde çünkü iyice babanın da benim de bedenimiz yaşlanmış olacak, hadi diyelim ki filizlenmeye başladın bedenimde, biz o yaştan sonra nasıl bir gelecek sunabileceğiz sana…

    Bebeğim, yavrum, Cerenim senin için, baban için, kendim için ve tüm azosperm mağdurları için yalvarıyorum yetkililere, “biz zaten azosperm mağduruyuz lütfen birde siz bizi mağdur etmeyin”

    Bebeğini kucaklarına sarabilen annelerin ve bebeklerini benim gibi ruhuna saran annelerin, anneler gününü kutluyorum.
    cocukistiyorum.com azoosperm forumundan alıntıdır

Yorum Ekleyin


üç + = 10