By 01 Kasım 2010 Devamı →

KEMOTERAPİ TEDAVİSİNİ YAŞAMAK



Kemoterapi odasında 24 saat

Kemoterapi kanser hücrelerini yok eden ilaçlarla kanserin tedavisi. Kanserin tipine ve nasıl ilerlediğine bakılarak tedavi etmek ve kontrol altında tutmak için uygulanan bir yöntem. Bu nedenle de hem sistematik olması hem de ilacın damar dışına taşabilme ihtimaline karşı çok dikkatli uygulanması gerekiyor. Peki bu tedavi gerektiği şekilde verilebiliyor mu? Hastalara nasıl davranılıyor?

Kemoterapi Odasında 24 SaatHer gün yüzlerce hastanın girip çıktığı İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeyiz. Onkoloji Bölümü’nün kemoterapi odasındayız. İyi aydınlatılmış büyük bir oda, içerde yan yana sıralanmış 36 koltuk var tedavi için gerekli cihazlarla donatılmış. Sabah 08.30’da açılıyor ve saat 17.00’ye kadar günde ortalama 100-150 hastaya tedavi uygulanıyor. O yüzden de her gün çok kalabalık.

Odaya bekleme bölümünden giriliyor. Hasta isminin çağrılmasını bekliyor. İsmi okunduğunda ilacı hazırlanıp içeri alınıyor. Hasta yakını ise dışarıda bekliyor.

Personel sayısı yetersiz

Hastalarla 8 görevli ilgileniyor. Birine soruyorum nasıl yetişiyorsunuz hepsine birden diye. Çünkü ilacı hazırlayan, hastaya katateri takan, ilacın veriliş sürecini takip eden, tedavisi bitince hastayı dışarı çıkarıp diğer hastayı çağıran hepsi epi topu bu 8 kişi. “Bazı günler hasta sayısı 150 olunca zor oluyor. Diğer bölümlerden yardım istiyoruz.” diyor. Personel gerçekten de çok özverili çalışıyor.

Hastalar sıra gelmesini beklerken bazen sinirler gerilmiyor değil. Özellikle de öğle arası verdiklerinde. Bunu yapmak zorundalar çünkü bir saat verilen o arada, kemoterapi odasında temizlik yapılıyor. Yerler siliniyor, tozlar alınıyor. Odanın kapısı 13.00’te yeniden açılıyor. Bir saat sonra odaya baktığınızda gözlerinize inanamıyorsunuz, sanki yeni temizlik yapılmamış gibi. Bu kadar kalabalığı hiçbir temizlik kaldırmıyor ne yazık ki. Bir de sabahtan beri temizlenmediğini düşünün.

Kimi 3 yıldır kimi 1 yıldır kemoterapi görüyor

Hastalarla konuşuyorum. Hiçbirinin derdi aman bu iyiymiş diyeceğiniz türden değil. Kanser tedavisi bu. Dolayısıyla birazdan sayacağım vakalar doğru isimler değil. Mesela 50 yaşındaki Gülin hanım kalın bağırsak kanseri. 3 yıldır kemoterapi görüyor. Tarık bey 64, akciğer kanserine geçtiğimiz yıl yakalanmış. Melahat hanım 78 yaşında, şeker hastası ve meme kanseri tedavisi görüyor.

45 yaşındaki Ahmet beyde de 2003 yılında kalın bağırsağında tümör görülmüş. Ameliyat olmuş, kemoterapi görmeye başlamış, 6 ay boyunca 30 seans. Tedavi başarılı olmuş, kontrolleri başlamış, önce 3 ayda bir sonra 6 ayda bir. 5 yıl bu şekilde devam ederken hastalık akciğerde çıkmış bu kez. Yine kemoterapi görüyor daha sonra da ameliyat olmak zorunda.

Sevim hanım meme kanseri, yeşil kartı var. 2 yıldır tedavi görüyor, yazın başında göğsünü tamamen almak zorunda kalmışlar. 8 ay daha kemoterapi alacakmış. Hastaneden doktorlarından çok memnun. Allah devletten razı olsun diyor.

Gözlerinin içi gülmek

Mustafa bey ise çok genç, 22 yaşında, lenfoma kanseri. 3 aydır tedavi görüyor. Gayet olumlu sonuçlar aldığını söylerken gözlerinin içi gülüyor.

Konuştuğum bütün hastalar ve yakınları genelde hastaneden, personelden, doktorlardan çok memnun. Tek şikayetleri çok kalabalık olması. Bir tanesi “Bazen sabah geliyoruz, akşam 5’te çıkıyoruz. Çok yoğun olduğu için gerginlik yaşanabiliyor. Ama herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor” diyor.

Onkoloji Kliniği Şefi Doç. Dr. Mustafa Ünsal’ı buluyorum ve soruyorum kemoterapi odasını ve yaşanan sıkıntıları.

Kemoterapi dikkatli yapılması gereken bir tedavi. İlaç damar dışına taşabilir, dokuda harabiyet oluşturabilir. Hastaların bazıları 7 saat görmek bazıları da 1 saat görmek zorunda. Hastalığına ve ilacına bağlı. Odada 36 koltuk var. Bazen kıyamet kopmasının nedeni uzun tedavilerin hepsinin aynı güne denk gelmesi.

Sabah bir grup ilaç veriliyor. Öğleden sonra ikinci grup veriliyor. Bazı ilaçların diğerinden erken verilmesi lazım. Hastalar istiyor ki serum takılsın ilaç verilsin, bir an önce olsun bitsin. Ancak aceleyle yapılırsa ilaç bulantı yapar, kusma artar, ikincisi alerji oluşturabilir.

Koltuğa oturuyorsun sağında kanser hastası, solunda kanser hastası. Odadaki diğer kemoterapi görenlerden bir kısmı saçını çoktan kaybetmiş. Birinin midesi bulanıyor, biri tuvalete gitmek istiyor, hemşire yardımcı oluyor. Kemoterapide ilacın kesintisiz verilmesi lazım, diyelim 2 saat alacak bir ilacı, 2 saat kesintisiz almak zorunda. Bu halde tuvalete gitmek tedaviyi olumsuz etkilemiyor mu?

Tuvalete gitmenin sakıncası olmadığını belirten Ünsal, “İlaç alerji de yapabilir. O zaman kesiyoruz. Tabii bu ilaçların verilme süreleri var, bu sürelere uygun davranmamız lazım. Her hastaya ve hastaya uygulanan tedavi protokolüne göre değişir bu durum.”

Kanser hastalıklarında psikoloji de çok önemli. Moralinizin iyi olması lazım. Pozitif düşünmek tedavi sürecini olumlu etkiliyor. Bu noktada mavi melekler devreye giriyor. Mavi melekler Okmeydanı’nın gönüllü çalışanları. Mavi meleklerin hastalarla yakından ilgilendiğini belirten Ünsal, “Mavi meleklerimiz hastalarla sohbet ediyor, onlara moral veriyor. Her birinde bir yakınının, arkadaşının kanserle ilgili bir hikayesi vardır. Onlar o yüzden hastaları çok daha iyi anlıyor ve yardımcı olabiliyorlar.” diyor.

Haber : Çiğdem İŞLER (cigdemisler@hurriyet.com.tr)

Aynı Hastaneye Farklı Bir Bakış Akısı :

Kemoterapi merkezinde insanlığa yemek arası
Okmeydanı Hastanesi Kemoterapi Merkezi’nde personel öğlen tedavisi bitmemiş hastaları dışarı çıkarıp yemeğe gidiyor.
Sağlık Bakanlığı’na bağlı Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Bölümü Kemoterapi Merkezi’nde sıradan bir gün. Onlarca hastaya hizmet veren merkezde, hemşire ve sağlık görevlilerinin de işi başından aşkın. Hastaların kemoterapi süresi yarım saatle 5-6 saat arasında değişiyor. Saatler öğlen 12.00’yi gösterdiğinde sağlık ekibi, kemoterapi ilacı alan hastaların bitmeyen serumunu çıkartarak, öğlen molasına gidiyor.
Radikal gazetesinde yer alan habere göre dışarıdaki koridor tedavileri yarım kalan ve yemekten dönecek sağlık görevlilerini bekleyen hastalarla dolu. Hastalar bir yandan kanseri yenmek için çabalarken, bir yandan da sistemin aksaklığıyla boğuşuyor. Kimi aldığı kemoterapi ilacının yarattığı güçlü yan etki yüzünden ayakta durmakta zorlanıyor. Kimi koridordaki sandalyede uyumaya, kimiyse mide bulantısıyla baş etmeye çalışıyor.
İlacın etkisiyle başbaşa
Solgun yüzünde ilk göze çarpan, kirpiksiz ve kaşsız gözleri. Saçına örttüğü pembe bandana, ağzında maske ve kolundaki açık damar yoluyla, hastane bahçesinin duvarına dayanarak ayakta duruyor. Damardan vücuduna verilen kemoterapi ilacına öğlen arası nedeniyle ara verilmiş. Hastane bahçesinin duvarına yaslanarak koluna girdiği yeğeninin yanında güçlükle ayakta duran Ayşe K. da durumdan şikâyetçi: “Az önce ilacı vermeye başladılar ama görevliler öğlen yemeği vakti geldi diye bizi dışarı çıkarttı. Ayağa kalkmaya çalışırken baygınlık geçirdim. Uygulama bize eziyet gibi. Kadro yetersizse, çalışan sayısını arttırsınlar.”
Eşiyle iki aydır kemoterapi için hasteneye geldiklerini belirten Gülbahar T. “Öğle yemeği vakti geldiğinde kemoterapiye ara verilmesi sebebiyle koridorlarda, bahçede bekliyoruz. Kemotarapi ilaçları şiddetli yan etkileri olan ilaçlar, psikolojik olarak hastayı yıpratıyorlar. Eşim kemoterapi odasını gördüğü anda başı dönmeye ve midesi bulanmaya başlıyor. Görevlilerin de yoğunluğunu görüyoruz ama istediğimiz biraz daha hassas olunması” diyor.
Bir yıldır tedavi gören K.S ise şöyle diyor: “Görevli doktor ve hemşireler de yoğun çalışıyorlar ama yemeğe nöbetleşe gidilebilir. Kemoterapi ilacı alan hastalar, sandalyeye oturamayacak kadar perişan halde bekliyor.”

‘Sağlık çalışanı robot değil’
Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin konuyla ilgili yetkilileri ise şunları söylüyor: “Günde 120 hastaya hizmet veriyoruz. Kemoterapi yapılan mekânın havalandırılması ve temizlenmesi lazım. Kemoterapi ilaçlardan çıkan gazların da mekâna yayılmasının havalandırma yoluyla giderilmesi gerekli. Verilen bir saatlik arada aksama diye bir şey yok. Hastaların işlerinin en kısa sürede tamamlaması için uğraşıyoruz. Öğlen vakti hem yemek molası, hem temizlik molası, veriliyor çünkü sağlık çalışanları da robot değil.”
İnsanlığın büyük çilesi
Her yıl 150 bin kişinin kanserden öldüğünü belirten uzmanlar, bu rakamın önümüzdeki 20 yıl içinde 500 bine çıkacağını öngörüyor. 20 yıl içinde kanser hastası sayısının da 1.5 milyon kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. Kanserin Türkiye’ye yıllık maliyeti ise 2.5 milyar dolar. Kadınlarda meme, erkeklerde ise akciğer kanseri birinci sırada yer alıyor. Türkiye genelinde 2006 yılı verilerine göre 396 bin kanser vakası bulunuyor.
* Önce Kemoterapi Sonra Doğum
*
Kemoterapi Nedir? Yan Etkileri Nelerdir? Doç.Dr. Canfeza Sezgin
*
Kemoterapi ile Yaşamak
*
Kemoterapi Sırasında Ağızda Çıkan Yaralar Prof.Dr. Erkan Topuz
*
Kişiye Özel Kemoterapi
*
Guarana ve Kemoterapi Prof.Dr. Erdem Yeşilada
*
Kan Kanserinde Kemoterapisiz Dönem

Tedavi gören hasta ve hasta yakınlarına Sağlık ve Sabır diliyoyoruz www.xprodoksit.com

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Faydalı Bilgiler

Etiketler:, ,


Comments are closed.