By 28 Ocak 2012 Devamı →

KALBİNİZE GÜVENİYORMUSUNUZ?



Toplumda kalp krizinin çoğu zaman ani olarak çıktığına dair yanlış bir inanış var. Oysa ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp ve damar sorunları önceden ‘geliyorum’ diyor.Ülkemizdeki ölüm nedenleri arasında yüzde 43 ile ilk sırada yer alan koroner kalp hastalıkları geniş ölçüde yaşa ve cinsiyete bağlı gelişiyor. Erkeklerde kadınlardan yaklaşık 10 yaş erken başlar ve oran daha yüksektir. İlerleyen her on yaş hastalığa yakalanma riskini yaklaşık 2 -2,5 kat arttırır. Eğer şu risklerden bir ya da birkaçını taşıyorsanız, koroner kalp hastalığı yönünden son derece dikkatli olun: “45 yaşın üzerinde olmak, birinci dereceden erkek akrabalarda 55 yaşından önce koroner arter hastalığının varlığı, sigara içmek, hipertansiyon, total kolesterolün 200 mg/dLden fazla olması, şişmanlık, sebze ve meyve tüketiminin yetersiz olması, fiziksel aktivitenin azlığı.”

Yine erkeklerin sağlığını olumsuz yönde etkileyen kan basıncı değerlerindeki artış, yaşlanma ile birlikte artış göstermektedir. Bakanlığımız tarafından yürütülen bir araştırmada ülkemizde erkeklerde hipertansiyon görülme sıklığı yüzde 19.5 bulundu. Ancak hipertansiyon hastası olan erkeklerin ancak yüzde 16’sı tedavi görüyor. Erkeklerde görülen obezite (aşırı şişmanlık) oranı yüzde 21.2’dir. Özellikle 50-59 yaş grubundaki erkeklerde obezite oranı en yüksektir. Obezite görülen erkeklerde kalp hastalığı görülme riski çok daha fazladır. Kan kolesterol düzeyleri 50 yaşına kadar erkeklerde daha yüksek seyrediyor. Araştırmalara göre 30 yaş üstü erkeklerin yüzde 11.6sında şeker hastalığı saptanıyor. Ülkemizde her yıl 100 bin kişi sigara nedeniyle ölüyor.

Şişe suyundaki tehlikeye dikkat

Özellikle 45 yaş üzerindeki grubun sağlıklarını korumak için vakit kaybetmemeleri hayati önem taşıyor. Yeterli ve dengeli beslenilmesi kalp hastalıklarını önlemede ilk kural. Tereyağını, hayvansal yağları hayatınızdan çıkarın. Besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edin. Daima taze ve aşırı tuz içermeyen besinleri tercih edin. Hazır gıdaların etiketlerini okuyun. Baharat ve maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen gibi aroma sağlayıcıları tuz yerine tercih edin. Bol su için. Su da az miktarda sodyum içerir. Şişe ve maden sularının sodyum içeriğini etiketinden kontrol edin.

Kışa vitamin almadan girmeyin

Yeterli vitamini beslenme ile karşıladığınızdan emin olun. Bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olan vitaminlerin gerektiği kadar alınmaması kronik hastalıkların da oluşumuna zemin hazırlıyor.
Soğuk havanın kendini iyice hissettirdiği bu günlerde bedeninizi vitaminden mahrum bırakmayın. Günlük tüketilen sebze ve meyvelerde yeterli miktarda vitamin var, ancak yanlış beslenme yüzünden bu ihtiyaç karşılanamıyor. Sonbaharın son günlerinden vücudun en çok ihtiyaç duyduğu vitaminlerin başında gelen C vitamini yara ve berelerin çabuk iyileşmesini ve cildin doğal renginin korunmasını sağlar. Kılcal damar çeperlerinin dayanıklığını artırdığından kanamaları, çarpma ve vurmalardan ileri gelen yara ve bereleri önler buna bağlı cilt yüzeylerinin düzgünlüğünü sağlar. Aynı şekilde varis oluşumunun önlenmesinde de yardımcıdır. Her gün en az 2 mandalina veya 1 portakal yemeli veya 1 su bardağı nar ve portakal suyu karıştırılarak içilmelidir. Eğer bu meyvelere ulaşılamıyorsak mutlaka yeşil biber ve taze maydanozu bol bol salatalara eklemeliyiz. D vitamini derinin bağışıklık sistemini güçlendirir.

Deriye ait bağışıklık sisteminin işlenmesinde B ve T hücreleri görevlidir. Bir bardak süt ve bir yumurta yemek D vitamini vücudun içinden destekler. K vitamini kanın pıhtılaşmasını sağlar, gözaltı lekelerini azalttır. Bu ihtiyacı roka, ıspanak, maydanozla karşılayabilirsiniz.

E vitamini ciltte leke oluşmasını önler, cilt kanserlerinden korur. Salatalara zeytin yağı koymak ve bol ceviz-badem-antep fıstığı karışımı güçlü E vitamini kaynağı için bire bir. Cildi sıkılaştırmada etkili olan bakırı kırmızı et yiyerek salatalarınıza fındık ekleyerek alabilirsiniz. Çinko yetersizliğinde egzama, dermatit, saç dökülmesi, diyare ve tırnaklarda bozulmalar gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Çinko protein sentezi, nükleik asitlerin yapısı ve hücrenin yaşamının devamı için gereklidir. Çinkonun yeterli alımı için mutlaka balık, tavuk ve kırmızı eti dönüşümlü olarak tüketmelisiniz.

ERKEKLER İÇİN…

Türkiye’de 40 yaş üzeri erkeklerin yaşam süresinin kadınlara göre daha kısa olduğu biliniyor. Erkeklerin karşılaştıkları sağlık risklerinin başında koroner kalp hastalıkları ve kanser geliyor.

Türkiye’de 2010 raporlarına göre ortalama ömür yaşı kadınlarda 74 yıl, erkeklerde ise 69 yıl olarak belirlendi. Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de 40 yaş üstü erkeklerin karşılaştıkları sağlık risklerinin başında koroner kalp hastalıklarının geldiğini bildirirken, hastalığa yakalanmayı artıran nedenler olarak hareketsiz yaşam tarzının benimsemesi, sigara ve alkol kullanımı, yüksek tansiyon ve diyabet sorunlarına karşı ihmalkarlık ile bilinçsiz beslenmeyi gösterdi.

Türkiye’de koroner kalp hastalıklarından ölüm oranının tüm ölümler içinde yüzde 43 oranıyla ilk sırada yer alındığı kaydedilirken, bu ölümlerin önemli bir bölümünün 41-58 yaş grubundaki erkeklerde görüldüğü bildirildi. Prostat kanseri erkeklerde akciğer kanserinden sonra en çok görülen vaka. 40 yaş üstü her erkeğin prostat kanserinin dışında kolon kanserine de dikkat etmesi geliyor.

‘Bana bir şey olmaz’ demeyin

Erkeklerin 40 yaşından sonra sağlıklı bir şekilde hayat sürüp ömür sürelerini uzatması için ilk kural sağlıklı yaşam biçimini benimsemek. Bu konuda ilk yapılması gereken şey sigara ve alkol alışkanlığını bırakmak olmalı.

Aynı zamanda yeterli ve dengeli beslenmeye de başlanmalı. ‘Bana bir şey olmaz’ mantığından uzaklaşıp tüm sağlık risklerine karşı önlem alınmalı. 40 yaşından itibaren erkeklerin yılda bir kez detaylı taramadan geçip herhangi bir hastalığı var mı, ya da hastalık açısından risk taşıyor mu konusunu netleştirmesi gerekiyor.

Test sonuçlarına göre bir beslenme uzmanından beslenme önerisi almalı fazla kilo, kolesterol ve yüksek tansiyon sorununu çözmeli. Yaşına ve bedenin durumuma göre fiziksel aktivite yapmalı. Hayvansal gıdalar dengeli tüketilmeli, sakatat, mangal gibi kanserojen besinlerden mümkün olduğunca uzak durulmalı. Modern yaşam biçiminde aktif iş hayatının ileri yaşlarda da sürdürülmesi erkeklerin genç ve dinamik görünme zorunluğunu da doğurdu. Dolasıyla sağlıklı yaşam biçimine geçen 40 yaş üzeri erkekler bir taraftan kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltırken, diğer taraftan daha fit bir görünüme kavuşabilirler.

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Selahattin Dönmez

Etiketler:, , ,


Comments are closed.