Ana Sayfa

  
Aradığınız Sayfa Bulunamadı!
Adresi doğru yazdığınıza emin misiniz? Eğer bu sitedeki bir linke tıklayarak bu sayfaya ulaştıysanız, aradığınız döküman taşınmış veya kaldırılmış olabilir.


Yanlış antibiyotik böbreğe mal oldu.

Hatalı antibiyotik yüzünden böbreklerini kaybeden Furkan babasından nakledilen böbrek sayesinde hayata döndü.

Henüz 2 yaşında soğuk algınlığı sonucu boğaz enfeksiyonu geçiren Furkan D., hastaneye götürüldü. Furkan'a bir süre antibiyotik tedavisi uygulandı ancak iyileşmek yerine sağlığı günden güne bozuldu. Bunun üzerine ailesinin İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürdüğü Furkan daha da fenalaşınca yoğun bakıma alındı. Burada böbreklerinin çalışmadığı ortaya çıkınca da ilaç tedavisine başlandı. Yıllardır ilaçla tedavi edilen ve şu an 9 yaşına gelen Furkan'a, hastalığı en ağır aşamaya geldiği için nakil yapılmasına karar verildi. Babasının yüzde 70 uyumlu olduğu anlaşılınca Furkan bir hafta önce Doç. Dr. Alp Gürkan tarafından ameliyata alındı. Babasının böbreğiyle yeniden yaşam bulan küçük çocuk bir hafta sonra hastaneden taburcu edilecek.

'ENFEKSİYONU HAFİFE ALMAYIN'
Solunum yolu enfeksiyonlarının önemsenmemesi sonucu birçok çocuğun böbrek yetmezliğine yakalandığına dikkat çeken Gürkan, "Bazılarının vücudu iltihabın neden olduğu mikroba karşı aşırı duyarlılık gösterir. Vücut böbreği o mikropla dolu zannedip böbreği çalışamaz hale getirir. Ancak genelde kültür testi yapılmadan antibiyotik veriliyor ve o antibiyotik mikropla savaşamıyor. Türkiye'de çocukların böbrek yetmezliklerinin yüzde 30'u üst solunum yolu enfeksiyonuyla gelişiyor. Oysa Batıda böbrek yetmezliği yaşa bağlı oluşuyor" dedi. (Sabah)

Yerime oğlumu yetiştiriyorum tamamlayıcı tıbbı getirecek

Kanseri yalnızca ilaçla tedavi edemeyiz. İlacın yanı sıra, hastalığı destekleyecek ve bu hastalığın yan etkilerini ortadan kaldıracak pek çok faktör var. İşte bu noktada tamamlayıcı tıbba ihtiyacımız var. Alternatif tıp yoktur, tamamlayıcı tıp vardır! Amerika'da aşağı yukarı en büyük 24 üniversitede; meditasyon, dans terapi ve diyet gibi tamamlayıcı tıp bilimi bulunuyor. Tamamlayıcı tıp, bilimsel olarak ispat edilmiş tıptır. 1999 yılında İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü'nde ilk defa tamamlayıcı tıp bilimi kuruldu. Bu enstitü, bütün Türkiye'den gelen soruları yanıtlamaya çalıştı. Ama yeterli sayıda eleman olmaması, gelişmesini engelledi.

Sağlık bakanlığı öncü
Dr. Berk TOPUZSağlık Bakanlığı da tamamlayıcı tıp bilimini tanıdı. Böylece şarlatanlarla mücadele ederek, yeni çıkmış herhangi bir bitkinin denenmesinde veya diğer yaklaşımlarda hastanelere destek olmayı seçti. Ama tamamlayıcı tıp, bilimsel olarak yerleşmedi. Oysa tamamlayıcı tıbbın gelişmesi için; bir doktorun eczacılarla birlikte botanikçiler ve farmakologlarla da çalışarak bunu bir bilim haline getirmesi gerekir. Türkiye'de bunun öncülüğünü yapanların başında Prof. Dr. Ekrem Sezik geliyor. Sezik, Gazi Üniversitesi'nde 'fitoterapi' yani 'bitkilerle tedavi' bölümünü kurdu. Onun gayreti ile biz doktorlar, Türkiye'de ilk defa eczacılık eğitimi ile birlikte ilerlemenin adımlarını attık. Türkiye'de bu işlerle uğraşacak kimseleri göremediğim için oğlumu bu işe yönlendirdim. Oğlum hem bu ihtisası yapıyor, hem de akupunktur eğitimi alıyor. Bunları bitirdikten sonra ABD'de San Francisco'da benim çalıştığım üniversitede eğitimini sürdürecek. Sonunda da Türkiye'ye ilk defa bilimsel olarak tamamlayıcı tıbbı getirecektir. Ben bu idealimi gerçekleştirmeye çalıştım ama hem yaşımdan dolayı, hem de bazı bölümler tarafından sekteye uğratılması nedeniyle tam hedefime ulaşamadım. Türkiye'de organik tarım bakir ve hiç bilinmeyen bir bölüm. Eğer başarı elde edebilirsek ve oğlum bu eğitimi yeteri kadar alabilirse, Türkiye'de sahtekar herbalistlerin bilinçsizce kullandığı ilaçların yerine, organik tarım ürünlerini, standartlarını koruyarak hazırlamak istiyorum. Türkiye'de pek çok, herbalist geçinen, doktorlukla alakası olmayan ziraatçı, kimyager ya da ilkokul, lise mezunları; yaptıkları çeşitli karışımları pazarlayarak insanları kandırıyor. Bizim amacımız; Türkiye'de bunu bilimsel olarak ortaya koymak.

Prof.Dr. Erkan TOPUZ

Anne karnında 6 hafta sağlıklı beslenen kanserden korunur!

Prof. Dr. Erkan Topuz kanserden basit önlemlerle korunulabileceğini söylüyor. Örneğin, hamileyken yalnızca altı hafta organik beslenen anne, çocuğunu bütün hayatı boyunca kanserden yüzde 50 koruyor..
Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kanser Hastanesi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmak için alınabilecek en kolay önlemleri anlattı...

Çevremizde pek çok kanserojen var. Ama kanserden korunmanın yolları da var, bunları değerlendirmemiz lazım. Siz anne karnındayken, anneniz en az 6 hafta sağlıklı beslenirse, kansere yakalanma riskiniz yüzde 50 azalıyor. Bir öğünde vücudun ihtiyacı olan bütün yiyecekleri yemelisiniz. Balık çiftlikleri, tüm kızartılmış besinler, kızartılmış bir tost bile şüphe uyandırır. Hammaddesi pamuk, keten, yün ve kenevir olan elbiseleri tercih etmelisiniz. Evinizde; özellikle yapı malzemelerine, hava ve su tesisatına dikkat edin. Leylak, benjamin ve alovera toksit havayı temizler. Ayrıca ev temizliğini; sirke, limon suyu, kabartma tozu, yıkama sodası ve zeytinyağı ile yapmanızda fayda var.

Kanser Patlayacak

Sanayi devriminden sonra pek çok kimyasallar ve pek çok endüstriyel toksit maddeler bilinçsizce, o zamanki kâr-zarar hesapları göz önünde tutularak dünyaya verildi. 1945-46 ve 1965 doğumlular arasında, ilk büyük kanser patlamasının ortaya çıkabileceği söyleniyor. Çünkü biz dünyayı zehirliyoruz.

Hayvanlar da oluyor

Dünyada hayvanlarda da kanser artıyor. Kutup ayıları bile çevre kirlenmesinden etkileniyorlar. Sperm sayıları azalan kutup ayılarında kanser oranı artıyor. Bunun nedeni, yedikleri çok büyük balıkların toksit gıdalar taşıması. Köpeklerde de, altıda bir oranında mesane kanserlerinde artma görüldü. Doğum kontrol hapı kullanan kadınların idrarları ile kirlenen sularda yaşayan balıklar kısır oldu.

Köylerde de fazla
Röntgeni aşırı miktarda alan çocuklarda lösemi vakası iki kat fazladır. Lösemi gebelik sırasında pestizit alan, böcek zehri ile temas eden annelerde de iki kat artmıştır. Yalnız biz bunu normal şehir hayatına bağlamayalım. Köylerde lenfoma, mide kanseri, lösemi, beyin tümörü; şehirde yaşayanlara oranla iki-üç kat fazladır. Çünkü tarımla uğraşanlar genellikle hormon ve tarım ilaçlarını aşırı miktarda kullanıyor.

Prof.Dr. Erkan TOPUZ

Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU Anne sütünü artırıcı Kürleri

Emzirme döneminin daha ikinci aylarında sütlerinin azaldığından yakınan annelerin sayısı ne yazık ki, giderek artmaktadır.
İşte Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu'ndan doğal çareler;

Bebeklerini emziren annelerden sık sık aldığım soruların başında, “Bebeğimi daha uzun emzirmek istiyorum, fakat sütüm azalmaya başladı, ne önerirsiniz?” sorusu geliyor. Emzirme döneminin (laktasyon) daha ikinci aylarında sütlerinin azaldığından yakınan annelerin sayısı ne yazık ki, giderek artmaktadır.ANNE SÜTÜNÜ ARTTIRAN BİTKİLER

Tek bir kür yok :
Bu konuda önerdiğim tek bir kür yoktur. Çünkü, emziren bir annenin sütünün erken azalmasının birçok nedeni olabilir. Bu durumu mutlaka öncelikle hekimleriyle görüşmelerini öneririm.

Hamilelerin, bebeklerini emziren annelerin mevsiminin dışında yetişen hormonlu ve ebter tohumlu sebzeleri tüketmemelerini özellikle belirtmek isterim. Ayrıca mevsiminde olsun veya olmasın ebter tohumdan üretilen sebzelerin tüketilmemesini öneririm. Transgen (genleri ile oynanmış) tohumlardan elde edilen ve ülkemizde de görülmeye başlayan bu ürünleri, örneğin mısır, hamilelerin  ve bebeklerini emziren annelerin özellikle tüketmemeleri gerekir. 

Önermiş olduğum kürlerin tamamı anne sütünü artırıcı etkiye sahiptir. Özellikle, incir-havuç kürü ve taze beyaz dut oldukça güçlü galactogogue (anne sütünü artırıcı) dır. Bebeklerini emziren annelere öncelikle incir-havuç kürünü uygulamalarını öneririm.

Taze beyaz üzüm
Dereotu
İncir (taze veya kurutulmuş)
İncir-havuç
Taze beyaz dut
Haşlanmış taze beyaz dut kurusu kürleridir.

Yukarıda isimlerini yazmış olduğum kürlerin hazırlanma ve kullanma şekillerini vermiş bulunuyorum. Aynı anda yukarıda belirtmiş olduğum kürleri birden fazla kürün uygulanmaması gerektiğini özellikle belirtmek isterim.
Bunların dışında diğer yardımcı kürler ise,
Anason
Kereviz
Taze kereviz yaprakları
Bal kabağı
Çilek
Kıvırcık salata
Sumak
Rezene çayı
Tere

GÜNÜN KÜRÜ

Kür 1 : Günde iki porsiyon taze beyaz üzüm tüketmek anne sütünü artırıcı etki yapar.
Kür 2 : Sabah akşam yemeklerden önce tüketeceğiniz dereotu sütünüzün artmasını sağlayacaktır.
Kür 3:  Anne sütünü artırmak için haşlanmış kuru incir suyu da içilebilir. Sekiz- dokuz adet kuru inciri yarım litre suda haşlayınız. İkiye böldüğünüz suyu sabah-akşam olmak üzere günde iki kere tüketiniz.

Not: Bu kürler aynı anda uygulanmaz. Uygulama süresi bir haftadır. Bir haftanın sonunda uygulama bırakılır. Bir hafta uyguladığınız herhangi bir kürden sonra tekrarlama ihtiyacı duyarsanız bu defa başka bir kürü uygulamanızda bir sakınca yoktur. Örneğin, bir hafta taze beyaz üzüm kürü uygulayıp bıraktınız. Daha sonraki bir dönemde yine bir hafta olmak üzere dereotu veya kuru incir kürünü uygulayabilirsiniz.

Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU

BEYHAN HÜR12 /02/1956—28/08/2006
Sevgili Karıcığım,İlk tanıştığım...
| Yorumlar (2) | 06.01.2009 | Fotoğraf Albümü  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2009 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.