By 16 Temmuz 2010 Devamı →

GÖĞÜS HİKAYELERİ



Kadınlığın simgesi olan göğüsler, geçmişten bu yana doğurganlık ve cinsellikle özdeşleştiriliyor.
Göğüs kanseri teşhisi hayatımı değiştirdi!
Gail Konop Baker – “Canser is a Bitch” adlı kitabın yazarı
Gail Konop Baker40’ lı yaşlarım tıpkı bir kâbus gibi mamografi çektirmekle geçti. ‘Kâbus’ kelimesini kullanmanın aslında haksızlık olduğunu biliyorum. Çünkü bu mamografiler olmasaydı göğüs kanseri teşhisi konulamayacaktı ve bu hastalığı yenemeyecektim ama göğüslerimin hikâyesi tıpkı yeni görüntüleme ve tedavi yöntemleri gibi tartışma yaratacak cinsten! Sadece şunu söylemek istiyorum; erken mamografi çektirmenin benim için iyi olup olmadığından hâlâ emin değilim.
40’lı yaşlarıma sağlıklı ve zinde bir şekilde girdim. Fırsat buldukça yoga ve kayak yapıyordum. Nadiren hasta oluyordum. 41 yaşında ilk mamografimi çektirdiğimde röntgenlerimde şüpheli bulgulara rastlandığı zaman adeta şok geçirdim. Aslında kanser olmak için risk faktörü yoktu. Ailemde kanser olan birileri de yoktu, ilk bebeğimi 28 yaşımda dünyaya getirmiştim ama bunların hiçbiri bir anlam ifade etmiyordu. Mamografi sonuçlarından sonra hatırladığım bir diğer olgu da biyopsi için bir ameliyat masasında yatırılmamdı. Biyopsi sonucunda hücreler iyi huylu çıktı. Göğüs hücrelerinin sayısında artış anlamına gelen atipik hiperplazi teşhisi kondu. Bir başka deyişle meme kanserine yakalanma riskim fazlaydı.Biyopsiden sonra göğsüm gazlı bezlerle sarılı bir şekilde iki hafta boyunca kanepede uyudum. Biyopsi yapılan yerde ufak bir yara izi kalmıştı. Ruhum da aynı şekilde yaralanmıştı ve içimde hiç dinmeyen kronik bir korku vardı. Artık vücudumun her yeri yakın takip altındaydı. Altı ayda bir mamografi çektirmem gerekiyordu. Ayrıca sık sık muayene olmalıydım ve test yaptırmalıydım. Bu tetkikleri yaptırmakla iyi bir şey yaptığımı düşünüyordum ama bir yandan da doktor randevularından ve röntgenlerden ölesiye korkuyordum. Psikolojim gittikçe bozuluyordu.

43 yaşımdayken çektirdiğim mamografimin sonuçlarında yeniden şüpheli bulgulara rastlandı. Tıpkı iki yıl önce olduğu gibi mamografide küçük beyaz bir lekeye rastlandı. Bu sefer göğüslerime daha büyük bir iğne kullanılarak doku örneği alınan core biyopsi uygulandı. Ameliyat masasına yüzüstü yatmam gerekiyordu. Sağ göğsümü bir boşluğun içine sıkıştırdım. Doktorum, hücreleri avlamak için uzun bir iğneyi göğsüme soktu. Biyopsinin sonucunda hücrelerin yeniden iyi huylu olduğu ortaya çıktı. Tetkiklere kaldığım yerden devam etmem gerekiyordu. Daha çok mamografi, daha çok test ve daha çok korku…

45 yaşıma geldiğim zaman çektirdiğim bir mamografide yine şüpheli bulgulara rastlandı. Ameliyat masasına bu sefer doku alınma işlemi olan lumpektomi operasyonu için yattım. Patoloji raporu geldiğinde duktal karsinoma in suti (DCIS) teşhisi konuldu. Bu da göğsümdeki süt kanallarında kanserli hücrelere rastlandığı anlamına geliyordu. Kemoterapi görmeye ve Tamoxifen denilen ilacı kullanmaya başladım. Bu ilacın yan etkileri korkunçtu. Uykusuzluk ve sıcak basmasının yanı sıra yumurtalık kanseri ve kalp hastalıklarına neden olabiliyordu. Ancak daha sonra görüştüğüm bir patoloji uzmanı bana konulan DCIS teşhisinin aslında atipik hiperplazi ile karıştırılabileceğini söyledi. Büyük ihtimalle kanser değildim. Peki, bu kadar çok test yaptırmam ve tetkiklere girmem gerçekten gerekiyor muydu? Bütün bunlara gerek var mıydı?

Keşke bu sorulara kesin bir cevap bulabilsem… Bütün bu karmaşa sonucunda pek de hoşuma gitmeyen bir gerçekle karşı karşıya kaldım. Teşhisler ve tanılar, genel araştırmalar dikkate alınarak koyuluyordu. Kişilere göre bu teşhis sonuçlarının farklı olabileceği zaman zaman gözden kaçıyordu. Erken teşhisle kanseri yenen birçok kadın olduğu için yapılan testlerin ne kadar önemli olduğunu görmezden gelemem. Ancak şöyle de bir gerçek var; tıpkı Dr. Susan Love‘in söylediği gibi; ’50 yaşından önce mamografi çektirmek yanıltıcı olabiliyor.Genç kadınların göğüs dokusu daha yoğun olduğu için mamografide beyaz lekeler gözlenebiliyor. Bu da kanserle karıştırılabiliyor. Dr. Susan Love’in tabiriyle o yaşlarda çekilen mamografilerde kanserli hücre aramak tıpkı ‘karda kutup ayısı aramaya’ benziyor. Tümörler gözden kaçabiliyor. Tümör olmayan dokulardan ise gereksiz yere biyopsi almıyor. Love; ‘Daha da kötüsü genç kadınların radyasyondan etkilenme riski daha fazla. Vücutlarında biriken radyasyon kansere sebep olabiliyor’ diyor. Erken teşhis sayesinde 1900 kadın kanserden kurtuldu ama acaba kaç kadın erken teşhis için yapılan mamografilerden zarar gördü? Ben de zarar gördüm mü? Bunu henüz bilmiyorum. Mamografilerimde çıkan sonuç, vücudumun değişen hormon düzeylerine verdiği bir tepki de olabilirdi. Eğer mamografi çektirmek için 50 yaşıma kadar bekleseydim hormonlarımdaki bu dengesizlik kendi kendine çözülecekti. 80 ve 90’larda yapılan otopsiler, kadınlarda DCIS’nin yıllarca yayılmadan bulunabileceğini tespit emişti.

Şunu merak ediyorum, acaba 43 yaşımda yaptırdığım core biyopsi sonucu elde edilen hücreler mi DCIS’ye sebep olmuştu, yoksa yıllarca çektirdiğim mamografiler mi? Ya da şüphe uyandıran beyaz lekeler eğer tespit ve tedavi edilmeseydi tüm vücuduma yayılan bir kansere dönüşerek beni öldürecek miydi? Bu soruların cevabını bilmiyorum. Doktorlar da bilmiyor. Bildiğim tek şey vücuduma olabildiğince çok sevgi ve saygıyla davranmam gerektiği. Vücudumu organik yiyeceklerle besliyorum; yoga, seks ve spor yaparak bol bol ter atıyorum. Kalbime ve cildime iyi gelecek her şeyi özenle yerine getiriyorum. Artık herşeyi geride bırakmaya; göğüs kanseri teşhisi ve mamografilerle bir kâbusa dönen yıllarımı unutmaya çalışıyorum.”

Göğüs kanseri ile yaşadığım günler, bana vücuduma iyi bakmamı ve ne olursa olsun kendimle barışık olmayı öğretti…..
MARTHA MCPHEEDEAR MONEY ADLI KİTABIN YAZARI

Genç kızken göğüslerimin gelişimini büyük bir merakla izledim. Ablalarım aynı süreçten geçerken onların neler yaşadıklarını görünce dehşete düşmüştüm. Üvey annem Laura’ya, göğüslerinin annemizin oldukça iri göğüslerine çekmemesi için dua etmesini söylemişti. Sarah da henüz 11 yaşındayken dantelli mor bir sutyen hediye etmişti. Sarah da sutyeni bir dalın ucuna geçirerek bahçede yaktığı ateşe atmış ve yanmasını izlemişti. Bütün bunlar 1970’lerin başına denk geliyordu. 0 zamanlar feminizm revaçtaydı ve kadın haklarını savunmak için protestolar düzenleniyordu. Bu protestolar sırasında kadınlar sutyenlerini yakarak özgürlüklerini ilan ediyorlardı. Ben bunların hiçbirisiyle ilgilenmiyordum. Zaman içerisinde göğüslerim geliştiği ve bedenim 34B olduğu zaman rahatladım.

Artık ben de bir yetişkinin göğüslerine sahiptim!
Bebeğim olduğu zaman ise göğüslerime bakış açım daha da farklılaştı. Artık onlar vücudumun bir parçası olmaktan çok birer süt makinesiydi. Küçük kızım minik ağzını göğüslerime yapıştırarak saatlerce emiyor, daha sonra da ağaçtan düşen bir elma gibi kafasını arkaya atarak sanki süt içmekten sarhoş olmuşçasına uyuyakalıyordu. Bu makinelerin sütle dolmasını sağlamak için browni ve makaronları peş peşe mideye indiriyordum. Bebeğim daha çok süt içmek istedikçe ben de daha çok yiyordum. Artık biyolojik bir döngünün parçası haline gelmiştim. Bu süre içerisinde göğüslerin insan doğası için ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Doktorum artık emzirmememi tavsiye ediyordu. Ben ise bunu reddediyordum. Göğüslerim zaman zaman yanıyordu ve acıyordu. İltihap oluşmuştu. Bir doğum uzmanı iltihabı vücuttan atmak için göğüslerime sıcak kompres uygulamamı ve sıcak suyla duş almamı söyledi. Ben de dediklerini uyguladım ve tekrar sütüm gelmeye başladı.

Kız kardeşim Jenny; ‘Kendini bir inek gibi hissetmiyor musun?’ diye sordu. Hayır, bir inek gibi hissetmiyordum. Aksine kendimi doğanın bir parçası gibi hissediyordum. Kendi vücudumun neler yapabileceğini gördükçe doğaya ve göğüslerime olan hayranlığım artıyordu. 13 ay sonra bir gün kızım artık emmemeye başladı, süte yeteri kadar doymuştu. Bu beni üzmüştü. Ancak ertesi gün üzüntüm geçti. Kendimi yenilenmiş gerçek bir kadın gibi hissediyordum. Artık emzirmediğim için göğüslerimin bir süre sonra eski haline dönerek küçülmesini bekliyordum ama ilginç bir şey oldu göğüslerim hiçbir zaman eski boyutuna dönmedi Artık bedenim 32D’ydi. Kendimi eskisinden daha seksi hissediyordum. Bir gün eşime gülümseyerek; ‘Biliyor musun 32D beden sutyen takıyorum’dedim. Şaşkınlıktan gözleri büyüdü ve kaşları havaya kalktı. Daha sonraki günlerde bana iç giyim mağazası Laina Jane’den değişik modellerde sutyenler hediye etti. Hem bir anne hem de bir kadın olarak artık yeni göğüslerimle gurur duyuyorum .

Göğüs estetiğine rağbet gittikçe artıyor
PROF. DR. MESUT ÖZCAN (ESTETICARE ESTETİK CERRAHİ MERKEZİ)

Kadınlar bize en çok göğüslerinin küçüklüğü nedeniyle başvuruyorlar. Bunu göğüslerinin aşırı büyüklüğü ve sarkıklığından şikâyet edenler takip ediyor. Göğüsler, bebeği beslemek amacıyla süt veren organlar olarak algılanmasının yanı sıra kadın cinselliğinin çok önemli bir öğesi ve cinsellikte de erojen bir bölge olarak önemli bir rol oynuyorlar. Bu yönüyle kadınlığın simgesi. Göğüslerdeki herhangi bir şekil bozukluğu, sarkıklık, aşırı büyüklük ya da bir operasyon neticesinde kaybedilmesi gibi durumlar kişinin kendi kadınlık algısını olumsuz etkiliyor ve birtakım psiko-sosyal problemlere yol açabiliyor. Ayrıca vücut kontürleri yönünden göğüslerin dışarı doğru oluşturduğu çıkıntıların yokluğu, azlığı ya da aşırılığı, kişinin beğendiği giysileri giyememesi ya da giyse bile yakışmaması gibi faktörlerle bu olumsuzlukları kamçılıyor. Eskiden bu ameliyatları ancak sosyo kültürel ve ekonomik düzeyi yüksek kadınlar talep ederken şimdi hemen hemen her kesimden ve her yaştan kadınlar meme estetiği operasyonlarına başvuruyor. Bu durumu toplumdaki estetik bilincinin yaygınlaşması ile izah etmek mümkün. Yapılacak başarılı bir estetik ameliyatla normal şekil, hacim ve görünüme sahip yeni göğüsler oluşturulduğu zaman kişinin buna bağlı bütün psikolojik ve sosyal problemleri ortadan kalkmış oluyor ve yeniden kendi öz güvenini kazanıyor, girişkenliği artıyor, kendisiyle barışık hale geliyor ve bu da hayattaki başarısını olumlu şekilde etkiliyor. Göğüslerindeki deformasyonlara bağlı olarak kendisinden veya karşıt cinsten kaynaklanan cinsellik problemleri de ortadan kalkıyor. Sonuçta kişi mutlu ve başarılı bir birey haline geliyor. Hangi ölçünün uygun olacağına kişinin mevcut göğsünün durumu, göğüs kafesinin ve omuzlarının genişliği, cildinin kalitesi ve esneklik kabiliyeti, kişinin isteği ve estetik cerrahın önerisi gibi faktörler değerlendirilerek karar veriliyor. Genellikle 85 B boyutu göğüs estetiğinde tercih edilen ölçü. Estetik ameliyatlar içerisinde burun estetiğinden sonra en çok yapılan estetik ameliyat olan göğüs estetiği alanında son yıllara has önemli bir gelişme yok ancak teknik bazı gelişmeler olabiliyor. Özünde yapılan işlem aynı. Göğüs büyütme amacıyla lipofilling (yağ dolgusu) yönteminin uygulanmasıyla ilgili bazı çalışmalar mevcut ancak bunların uzun vadeli kesin verileri henüz oluşmuş değil. Bu nedenle ben yağ dolgusu ile meme büyütme yöntemine sıcak bakmıyorum ve bu yöntemi kendi hastalarıma uygulamıyorum. Özellikle slikon protezle yapılan göğüs büyütme operasyonlarında erkeklerde, temasta bir yapaylık hissi algılama endişesi olabiliyor. Ancak bu endişenin yersiz olduğunu ameliyat sonrası dönemde görüyorlar ve sonuçlar onları da mutlu ediyor.

Göğüs Dikleştirme
Küçük Göğüsleri Büyütme Önerileri
Dolgun ve Dik Göğüsler için Öneriler
Protezle Doğal Göğüsler
Göğüs Büyüten Bitkiler
Meme Kanseri
Meme Kanseri Testi
Meme Kanserinde Yeni Yöntem
Mamoğrafi Nedir?

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Haber

Etiketler:,


Comments are closed.