By 03 Ekim 2011 Devamı →

FORMDA KALMAK



Mesela arada bir yaptığı sabah yürüyüşüyle formuna form kattığını düşünenler veya gecenin bir yarısı sokak aralarında kan ter içinde koşturup nefesini açmaya çalışanlar da form tuttuğunu zannedebiliyor.
Peki nedir form meselesi? Ne zaman, hangi şartlarda ve kimlerin ‘formda’ olduğunu söyleyebiliriz…
Sağlığımızı etkileyen önemli şeylerden birinin de hayat tarzımıza ilişkin seçimler olduğunu öğrenmemiz, son yılların en faydalı bilgi edinimlerinden biri oldu. Yaptığımız basit bazı seçimler bile sağlam ya da hasta mı olacağımızı, çabuk ya da geç mi iyileşeceğimizi etkileyebiliyor. Bunların en başında besin tercihlerimiz geliyor. Bunu bedensel aktivite ile ilgili kararlarımız izliyor. Eğer söz konusu olan formda olmak/formda kalmak ise ikilinin önemi daha da artıyor.Formda olmak ve kalmak aslında aynı şeyler. Biri olmadan öbürü olmuyor. Ayrıca form konusunda herkesin farklı bir fikri var. Pek çok kişi formda olmayı, her gün düzenli fiziksel aktivite yapmak, yağ oranını azaltıp, kaslarını çoğaltmak, hatta bazıları neredeyse tamamen yağsız, kastan ibaret bir bedene sahip olmakla aynı şey zannediyor.

Farklı düşünenler de var elbette. Mesela arada bir yaptığı sabah yürüyüşüyle formuna form kattığını düşünüp, eve dönünce çift yumurtalı sucuk, Çengelköy böreği, ekmek içi tulum peyniri ve gül reçeli ile kahvaltı yapanlar veya gecenin bir yarısı sokak aralarında kan ter içinde koşturup nefesini açmaya çalışanlar da form tuttuğunu zannedebiliyor.

Peki, nedir, nasıl bir şeydir aslında form meselesi? Ne zaman, hangi şartlarda ve kimlerin ‘formda’ olduğunu söyleyebiliriz? Nasıl form tutulur ve nasıl formda kalınır?

TAM BİR SAĞLIK HALİ

Formda olmakla formda kalmak arasında aslında pek bir fark yok. Her iki durum da tam bir sağlık halini ifade ediyor. Ama şu nokta çok önemli olsa da çoğumuzun dikkatinden kaçabiliyor: Sadece fiziksel olarak formda olmanız yetmiyor. Ruhsal ve zihinsel olarak formda olmamız lazım.

Ben, form durumunun sadece yağ/kas oranı ile ilgili olduğunu düşünenlere katılmam pek. Formda olmanın birinin sadece az yağlı, çok kaslı biri olmak olduğunu düşünmem, düşünemem. Çünkü yağ kas oranı biraz da yaratılışınız (habitus), yapınız (constitutio), hormonal durumunuz, yaşınız ve de genetiğinizle ilgili bir durumdur. Örneğin sumo güreşçileri fazlaca yağlı da olsalar mükemmel bir form grafiği içindedirler. Vücudunda 1 gram bile yağ bulunmayan (!) bir boksör korkunç bir formsuzluk içinde kıvranabilir. Kısacası formda olmak beslenme ve fiziksel aktivitesine aynı özeni göstererek, ama besleyip aktive ederek ikisini birlikte iyi hale getirmekten geçiyor.

NE YAPMALI

Beslenme form tutmak için çok önemli bir nokta. Hem forma girmenizi sağlıyor hem de formda kalmanızı sağlayıcı bir yakıt görevini üstleniyor. Aktivitenin de benzer etkileri var. Ne kadar çaba gösterirseniz gösterin sadece beslenmenize dikkat ederek ya da yalnızca aktivitenizi iyi planlayıp beslenmenizi es geçerek formda kalamıyorsunuz.

Sürekli egzersiz yapmalarına rağmen göbeklerinden bir türlü kurtulamayan ya da hep sağlıklı şeyler yemelerine rağmen sürekli hımbıl ve halsiz kalanların yaşadıkları sorun da aslında bu!

Ayrıca önemli bir noktayı daha hatırlamamızda yarar var: Her yaşta formda olabiliriz, formda olmanın yaşı yoktur.

NE KAZANIRIZ

Peki, neden bu kadar ısrarlıyız form tutma ve formda kalma konusunda? Nedeni kısaca şu: Formda olduğunuzda kendinizi daha iyi, daha güçlü hisseder ve görürsünüz. Daha az hastalanır, daha çabuk iyileşirsiniz. Şeker, tansiyon yüksekliği, kanser, obezite, kilo sorunu, romatizma gibi kronik hastalıklardan ciddi biçimde uzaklaşırsınız. Kolay kolay uyku sorununuz olmaz. Gelin bu pazarınızı şu formda olma/formda kalma konusuna biraz kafa patlatmaya ayırın!

Dört maddeyi alt alta yazın ve ısrarla, bıkıp usanmadan uygulayın:

– Doğru besleneceğim
– Ruhumu beslemeyi de ihmal etmeyeceğim
– Düzenli bir aktivite-egzersiz planım olacak ve bunu ısrarla sürdüreceğim
– Ruhsal egzersizlerimi de ihmal etmeyeceğim!

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL
Tel:(212) 2367300

Son Yazılar :
* Emzirenler Nasıl Kilo Verebilir?
* Kanserden Korunmak İçin Neler Yemeli?
* Tansiyon İlaçları Cinsel Gücü Azaltır mı?
* Kırmızı Et Tehlikeli mi?
* Hipoglisemi Psikolojiyi Bozuyor
* Göbek ve Karaciğer
* Yangi Yaşta Hangi Besin Öncelikli Olmalı?
* Metabolik Sendrom TEST’i
* Gıda Alerjisi Efsaneleri
* Egzersizlerden Daha İyi Sonuç Almak İçin
* Beslenme Sorgulama Testi
* Tok Tutan 12 Besin
* Neden Kilo Alıyorum?
* Oruç Sağlığımızı Etkiler mi?
* Yaz Meyvelerinin Gücü
* Osteoporozun Çaresi Egzersiz
* Kalsiyum Deposu Besinler
* Doğa Şifa mı Tehtid mi?
* Neden Terliyoruz?
* Bu Kadar İlaç Nerey Gidiyor?
* Sağlığa Zararlı Yaz Yanlışları
* En İyi Krem Hangisi?
* Cilt Yaşlanmasına Karşı Kırışıklık Kürü
*
Tansiyonu Düşük Olanlar Daha Şanslı
* Anti-Aging Rüyası Bitiyor mu?
* Unutkanlık ve Kötü Beslenme
* DUKAN Diyet Zararlı mı?
* Çölyak Hastalığı Yayılıyor
* Kolestrol İlaçları Tehlikeli mi?
* Kolestrol Neden Yükselir?
* Yorgunluk ve Hipoglisemi İlişkisi

Tüm Yazıları İçin

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Osman Müftüoğlu

Etiketler:, ,


Comments are closed.