By 26 Eylül 2012 Devamı →

ERGEN ÇOCUKLARLA İLETİŞİM



Çocuklarımızla kavga etmek, inatlasmak, bağıra çağıra tartışmak onlara yapabileceğimiz en büyük kötülük. Sorunlarınızı çözmek için önce sakinleşin, ardından onunla konuşmaya çalışın. Amacınız çözüm üretmek olsun ve her iki tarafı da tatmin edecek yollar bulmaya çalışın.
Danışan: 15 yaşında bir kızım ve 17 yaşında bir oğlum var. Evde her gün savaş var adeta. Ne çektiğimi bilemezsiniz.
Dr. Başak: Çok mu kavga ediyorlar?Danışan: Birbirleriyle değil, daha çok bizimle. Asıl kızımla babası hiç anlaşamıyor. Maalesef babası ergen bir kıza nasıl davranması gerektiğini hiç bilmiyor. Kızımda da suç var, inkar etmiyorum. Çok asi.
Dr. Başak: Babası da onun bu davranışlarına katlanamıyor.

Danışan:
Hiç… Eşim çok öfkeli biri. Kızım da babasına çekmiş.
Dr. Başak: Ne zamandır sürüyor bu kavgalar?

Danışan:
Kızım 10-11 yaşlarındayken aralarında sürtüşmeler başladı. Eşimi hep uyardım; “Küçücük kızla bir olma. Sen büyüksün, ona doğruyu sen öğreteceksin” dedim. Maalesef hiç etkili olamadım.
Dr. Başak: Doğru söylemişsiniz. Çocuklarımızla ‘kavga etmek’, inatlaşmak onlara yapabileceğimiz en büyük kötülük.

Danışan:
Aslında ikisi de birbirini çok seviyor ama geçinemiyorlar işte. Ne yapabilirim? İlişkileri düzelebilir mi?
Dr. Başak: Elbette düzelebilir. Burada esas görev babaya düşüyor. Çünkü o bir yetişkin. Her şeyden önce genç olmak nasıl bir şeydir biliyor, kendisini bir gencin yerine koyabilir ama kızınız, ebeveyn olmak, baba olmak nasıl bir şey bilmiyor. Kendisini sizin yerinize koyamaz. Bu nedenle ondan sizi anlamasını beklemek haksızlık olur.

Danışan:
Sanırım kadın ve erkek arasında da fark var. Ben bir kadın olarak kızımın bağımsız, kendine güvenli, özgür bir genç kadın olmasını istiyorum ama babası çok koruyucu ve kaygılı. Kızımın kandırılacağından, zarar göreceğinden korkuyor.
Dr. Başak: Anne-babaların ergen yetiştirirken yaşadıkları kaygıları, onları koruma eğilimlerini doğal karşılamak lazım. Hatta anne-babaların ergen çocuklarının sosyal, akademik ve duygusal dünyalarından haberdar olmaları, gözlemlemeleri ve gerektiğinde müdahale etmeleri çok önemli. Diğer yandan bunları yaparken ölçülü olmak şart.

NE ÇOK SERBEST BIRAKIN NE DE ÇOK KORUYUCU OLUN
Danışan: İşte en zor kısmı da burası zaten. Ölçüyü nasıl ayarlayacağız?
Dr. Başak: İdeali, ne çok serbest bırakmak ne de çok koruyucu olmak. “Serbest bırakmanın ölçüsü ne olmalı?” diye karar vermeye çalışırken ergenin yetişkin olma yolunda olduğunu, bağımsız olma ihtiyacını göz önünde tutmalısınız. Yeni şeyler denemeye, bazen yanlış yapmaya, fikir değiştirmeye ihtiyacı olduğunu unutmamak gerek.

Danışan:
Bunu eşime anlatamıyorum. Kızımızın kendi başına bir şeyler yapmak istemesine anlam veremiyor. Arkadaşlarının çok ‘serbest’ olduğunu söylüyor.
Dr. Başak: Çok serbest olmak ne kadar zararlıysa çok koruyucu olmak da o kadar zararlı. Aşırı koruyucu anne-babaların çocukları;
1. Kendi başlarına doğru hareket edemeyeceklerine, kendilerini koruyamayacaklarına inanırlar, özgüvenleri gelişmez.
2. Hata yapmaktan çok korkarlar.
3. İhtiyaçlarını ifade etmeyi, problemlerini kendi başlarına çözmeyi öğrenemezler.
4. Hayata atılmakta zorlanırlar, çünkü tutkularını, hedeflerini belirleyememişlerdir.
Danışan: Kızımın öyle olmasını hiç istemem. Onun kendine güvenen, güçlü, çağdaş, özgür bir kadın olmasını isterim.
Dr. Başak: Öyleyse önce eşinizle aranızdaki fikir ayrılıklarını çözümleyin. Bu konuyu eşinizle bir kez daha konuşun ve onun aşırı koruyucu olduğunu ve bu yüzden çıkan çatışmaların kızınıza zarar verdiğini anlatın. Bir ilerleme kaydedemediğinizi düşünürseniz, profesyonel yardım alın.
Danışan: Eşimle tekrar konuşmayı deneyeceğim. Peki, benim kızımla daha iyi bir diyalog kurabilmem için ne önerirsiniz?
Dr. Başak: Size bazı temel iletişim becerilerinden bahsedebilirim. Bunlar, başkalarıyla yaşadığınız çatışmalarda da işinize yarayabilir:

SORUNU ÇÖZMEK İÇİN ÖNCE SAKİNLEŞİN
Sakinleşmeyi bekleyin. Duygular çok yoğunken, yani çok kızgınken, çok üzgünken çatışmaları çözmek mümkün olmaz. Konuşmadan önce duyguların normale dönmesini beklemek, çözüm üretebilmek için faydalı olur. Birkaç dakika sessiz kalın, yüzünüzü yıkayın, bir bardak su için, kısa bir yürüyüş yapın. Herkesin sakinleşme şekli farklıdır. Siz kendinize neyin iyi geldiğini daha iyi bilirsiniz.

Sizi rahatsız eden konuları konuşurken suçlamak yerine ‘ben’ ile başlayan cümleler kurun. “Beni çok üzüyorsun” yerine “Ben çok üzülüyorum”, iletişim kurmak için daha ılımlı bir yöntemdir. Karşınızdakini suçladığınızda, gelecek cevap ya savunmadır ya da karşı saldırıdır. Her ikisi de problemin çözümünde etkili değildir. “Bir problem var ve bu senin suçun” mesajını vermek yerine, “Bir problem var ve bu beni üzüyor, bunu nasıl çözebiliriz?” demeyi deneyin.

İsteklerinizde, kurallarınızda net olun. “Yemek masasında telefonla meşgul olman hoşuma gitmiyor” yerine “Yemek masasında telefonla meşgul olmak yok” diyerek aile kurallarınızı net bir şekilde ifade edin.

Birbirinize her zaman saygılı davranın. Onu küçümsemeyin, alay etmeyin, bağırmayın, hakaret etmeyin. Onun da size bağırmasına izin vermeyin. Ergenler bazen öfkelerini kontrol etmekte güçlük yaşayabilir. Böyle durumlarda onunla münakaşaya girmek yerine “Şu anda çok sinirlisin ve bana istemediğim şekilde davranıyorsun. Konuşmamıza sen sakinleşinceye kadar ara verelim” diyerek yanından uzaklaşın. Saygısızlığı hoş görmeyeceğinizi ona öğretin.

HAKSIZSANIZ ÖZÜR DİLEYİN
Haksız olduğunuzu fark ettiğinizde kabul edin, gerekirse özür dileyin. Ondan özür dilediğinizde otoritenizin sarsılacağını sanmayın. Özür dilediğinizde size güveni, saygısı artacaktır. Özür dileyerek ona model olduğunuzda o da hata yapmanın dünyanın sonu olmadığını ve özür dilemenin insanı küçültmediğini sizden öğrenecektir.
Çözüme odaklanın
Amacınız çözüm üretmek olsun ve bunu yaparken her iki tarafı da tatmin edecek çözümler bulun. Çatışmaları çözebilmek için yaratıcı olmak gerek. Bazen birinin kazanabilmesi için diğerinin kaybetmesi gerektiğini sanırız. Oysa problemleri çözmenin birden fazla yöntemi vardır. Dikkatimizi sadece problemin çözümüne verirsek her iki tarafı da mutlu edecek yaratıcı bir çözüm bulabiliriz. Önemli olan problemin neden nasıl ortaya çıktığı değil, nasıl çözüleceğidir.

Bir örnek: Kızınız her gece geç yatıyor ve siz bu konudan çok şikayetçisiniz. “Neden her gece geç yatıyorsun, hiç sorumluluklarını bilmiyorsun” gibi sizi hiçbir yere getirmeyecek cümlelerle kızgınlığınızı veya hayal kırıklığınızı ifade etmek yerine, ona “Senin her gece geç yatmana çok üzülüyorum. Ertesi gün yorgun kalkmak senin de hoşuna gitmiyor ve sanırım sen de bunun bir problem olduğunu farkındasın. Bu problemi çözmek için bana üç-dört öneri getirebilir misin? Belki ben de sana bu konuda yardımcı olabilirim” diyebilirsiniz.

Çatışmaları tatlı bitirin. Çatışmalarınızı hallettiğinizde, konuşmanızı yapıcı bir ifadeyle “Neyse ki problemleri konuşarak halledebiliyoruz” veya “Problemi bugün çözemesek bile bu konu üzerine konuşabilmemize çok mutlu oldum” şeklinde olumlu bir ifadeyle ya da ona sarılarak noktalayın. Gerginliklerinizi uzatmayın ve mutlaka onu affettiğinizi hissettirin. Bu şekilde, ilişkinizde saygı ve sevgiyi her zaman koruduğunuzu ve bunun sizin için en önemli şey olduğunu ona öğretmiş olursunuz. Bu ergen çocuğunuza vereceğiniz en önemli mesajdır.

ÖNEMLİ
Psikoterapi diyalogları, yaşanmış hikâyelerden esinlenilerek, psikoterapi sürecinde kullanılan yöntemlere örnek oluşturmak amacıyla yaratılmıştır. İçeriği psikolojideki bilimsel gelişmelere paralel olmakla beraber genel bilgilendirme ve tavsiye niteliğindedir.
Dr. Başak DEMİRİZ
Şakayık Sok. No:44-46 Altılar Apt. D:12 34365 Nişantaşı / İstanbul
Tel: 0212 296 06 19
info@basakdemiriz.com

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Çocuk Bebek

Etiketler:, , , ,


Comments are closed.