By 21 Ağustos 2008 123 Comments Devamı →

ELMA SİRKESİ2

Elma Sirkesi İle Zayıflama

Elma SirkesiKepeksiz saçlar:
Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin.Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.

Akne tedavisi:

Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.

Ciltteki lekelere:

Dörtte bir litre suya, üç çorba kaşığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın, ateşi kısın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.

Varisli damarlara karşı destekleyici olarak:

Bir bezi elma sirkesine batırıp sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah-akşam tekrarlayın.

Zayıflamak için:

Bir bardak suya 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1-2 tatlı kaşığı bal katarak, günde 3 kez, mümkünse yemeklerden önce (fazla kilo problemi için de etkili olan elma sirkesi bu amaçla kullanılacaksa mutlaka yemeklerden önce alınmalıdır) kullanılır.

Sabahları aç karnına içtiğiniz bir bardak elma sirkesi-bal kokteylinin içindeki müthiş zenginliği öğrenmiş bulunuyorsunuz artık. Bu zenginliğin sağlığımıza yaptığı katkılara da şöyle kısaca bir göz atmamız herhalde yararlı olacaktır.

- Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır. Sirkenin içerdigi yüksek orandaki potasyum sayesinde, kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir. Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir
ve her öğünde 1 bardak içebilirsiniz.

- Sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler, bağışıklık sistemleri sirke-bal kokteyli sayesinde güçleneceği için, bu tür sıkıntılardan büyük çapta kurtulmuş olacaklardır. Ama bu tedaviyi asağıdaki plana göre uygulamakla kalıcı sonuçlara ulaşabilmek mümkün olacaktır.

- Soğuk algınlığı ve grip zamanlarından önce, 4 haftalık bir sirke-bal kokteyli kürüne baslayın ve günde 3 bardak için.

- Sirke-bal kokteyli nezleye karşı da bedeni güçlendirecektir. Nezleye karşı ayrıca, 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü suya karıştırılır, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve inhalasyon tedavisi uygulanır.

- Boğaz ağrısı ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile 3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür. Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.

- Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcıgına karşı yarım tatlı kaşığı alın ve yavaş yavaş yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tatlandırın ve yudumlayarak için.


– Gaz şişkinliğine karşı, her öğünden yarım saat önce 1 bardak elma sirkesi-bal kokteyli içerek, sağlıklı bir bağırsak florasinin temelini atın. Bu kokteyle rezene veya frenk kimyonu çayı da ekleyebilirsiniz.

- Kabızlığa karşı, günde pek çok kere, 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyerek için.

- Ergenlik sivilcelerine karşı, her yemekten yarım saat önce, içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş 1 bardak su için. Yüzünüze buğu banyoları uygulayın: 1 litre kaynar derecede sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve 2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası ekleyin, 1-2 kere karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5-10 dakika gözlerinizi yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın!

* Besinlerin verimli kullanımını, metabolizmanın sağlıklı işleyişini, vücudun asit alkali dengesini korumasını sağlar. Örneğin kalsiyumun daha verimli kullanımını sağlayıp, bir yandan kemiklerin yeniden gerekli kalsiyumu almasını desteklerken, bir yandan da eklemlerdeki kalsiyum birikimini kırar.

Uzun süreli kullanımı eklem ve kemiklerdeki sertlik ve sıkıntılara son verir.

* Sodyumun etkisini yansızlaştırarak yüksek tansiyondan korur.

* Başta damarlar, karaciğer, böbrekler olmak üzere vücudu detoksifiye eder, yağlı-mukus kalıntıları parçalar.

* İçerdiği yoğun potasyum sayesinde hücre büyümesini destekler.

* Soğuk algınlıklarında, boğaz enfeksiyonlarında, bronşitte içilebilir ya da buhusu yapılır.
* İdrar yolları enfeksiyonlarında, sindirim bozukluklarında, kramplarda, yaban arısı sokmasında, saçta kepekte, uyku bozukluklarında, kulak çınlamasında da kullanılabilir.

ARKADAŞLIKLAR BİTMESİN SORUNLAR PAYLAŞILSIN DİYE DİYE 2. SAYFAYI AÇTIK 999 YORUMA KADAR DEVAM YETMEDİ 3. AÇARIZ :)
Elma Sirkesi 1.SAYFA BURADA

EVDE ELMA SİRKESİ YAPIMI



Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Faydalı Bilgiler

Etiketler:, , , , , , ,


123 Yorum Var "ELMA SİRKESİ2"

Trackback | Comments RSS Feed

  1. Esraa diyor ki:

    Gerçekten de faydalı olmuş

  2. haldun diyor ki:

    piyasadaki en kaliteli elma sirkesi tariş in ürettiği cam şişede olandır, 1 buçuk litrelik su şişesine 1.5- 2 parmak kadar elma sirkesi doldurun, yarım parmak kadar çiçek balı ekleyin üzerini suyla doldurun, baş aşağı baş yukarı yaparak balın çözünmesini sağlayın sabah öğle akşam aç karnına yemeklerden 15-20 dakika önce 3/2 su bardağı için, (bardağın 3 te ikisini doldurun) oda ısısında saklayın buzdolabına koymayın, her şişe bittiğinde şişeyi yenileyin, hergün basküle çıkmayın hayat boyu kullanın etkisini en az 3 ay sonra görürsünüz, yavaş ve kalıcı kilo verdirir, yılda kişiye göre 5- ila 15 kilo verdirir, diyet yapmaya gerek yoktur biraz yürüyüş iyidir, çaya kahveye şeker atmayın o kadar.

  3. eeeeeeee diyor ki:

    necdet bey siz mukemmel bir insansiniz… bu kadar bilgi bana olunceye kadar yeter…. kizlar ne fesatsiniz ya…… boyle siteler insanlarin bir birinden bir seyler ogrenmesi icindir sizin hic bi anlami olmayan sohbetleriniz icin degildir……

  4. necdet diyor ki:

    Eda Hanım, yorumunuz için teşekkür ederim. uzun bir süredir yazmayı bıraktım. Bilğiler paylaşıldıkça güzeldir, bu yazılar uzun bir araştırma ve tecrübenin sonucudur.
    necdet

  5. eda diyor ki:

    ebus ve ayse biz necdet beyin katkılarından çok memnunuz.bence siz de bu bilgilerden faydalanmaya bakın.bu değerli bilgiler anlaşıldığı üzere araştırmalar sonucu bizlere sunulmuştur.lütfen nankörlük etmeyin.necdet bey sizin de emeğinize sağlık.teşekkür ederiz.

  6. M.Kemal Akıner diyor ki:

    Yaklaşık 2 aydır içiyorum elma sirkesi ile bal kokteylini.Daha zinde ve dirençliyim.
    Kendimi dinlenmiş ve huzurluhissediyorum.
    Tüm dostlara ve ilgilenenlere önemle tavsiye ederim.Sevgi ve saygılar.

  7. sevilay demir diyor ki:

    slm herkese bende bugun başladım elma sirkesine bakalım deneyip göreceyiz

  8. gul diyor ki:

    arkadaslar pazartesi onbes gun olacak elma sirkesine baslayali ama henuz bi kilo vermis degilim acaba ben yanlis uygulamami yapiyorum yoksa kilo verdim diyen arkadaslarmi abartiyoo iki gundurde yuruyuse basladim umarim faydasi olur

  9. murat diyor ki:

    ya arkadaşlar bu sirke sizide sık sık idrara çıkarıyormu?

  10. NADİDE diyor ki:

    çoğu yorumları okudum ama sirkeyi sürekli hiç ara vermeden mi kullanmak gerek fazla kilolardan kurtulmak için ve elma sirkesi tek başına kilo verdiyormu.kaç günde kaç kilo verdirir acaba bilgi verirseniz sevinirim.hoşçakalın

  11. NADİDE diyor ki:

    eğer mahsuru yoksa bana güvenilir ve her yerde rahatlıkla bulabileceğim bir elma sirke markası verirseniz menmun olurum

  12. ayça yılmaz diyor ki:

    bende başladım inş iyi qelirr ya bide saçımda kullanıorum kepek için

  13. nehir diyor ki:

    ay ne bu butun sayfa necdet ısımlı ınsanın yazdıklarıyla dolu okadar bılgılısın neden burdasın gıdıp kıtap cıkar veya tv ye cık bıldıklerını anlat valla hayret bısı yanı bence artık buraya yazma o engın bılgılerını gıdıp baska yerde kullan

  14. erhan kolagası diyor ki:

    bende yeni başladım elma sirkesi içmeye. 2 tatlı kaşıgı elma sirkesi 2 tatlı kaşıgı bal 2tatlı kaşıgı limon suyu ( taze sıkılmış ) bir su bardagına ılık su ile inşallah zayıflarım.

  15. Şencan diyor ki:

    Sayın Necdet bey merhaba ben birşey soracağım size;Siz bukadar bilgi sahibisinizde neden bir kitap çıkarmaya çalışmıyorsunuz bayanların sitesini bakıyorum uzun süredir siz işgal ettiğinizin farkındamısınız neden sadece siz başkaları yazmıyor söylermisiniz bu konularda sadece sizmi bilgilisiniz . lütfen uzmanlık dalınız ne sorabilirmiyim. Bu site çoğunlukla biz bayanlara ait okadar istiyorsanız birazda başka sitelerde başka araştırmalar yapın ve sizden ricamız lütfen bu günden itibaren siteyi terk edin . Bu benim fikri düşüncem eminim diğer bayan arkadaşlarımda aynı fikir ve düşünce içindelerdir. şimdiye kadar bir kitap çoktan çıkarmıştınız Biz bayanlar burada tanıştık arkadaş olduk . Sizi lütfen biraz dinlenmeye yada dışarı alabilirmiyiz.

  16. ebuş diyor ki:

    yorum bırakmaya ben tüm yorumlardan devam ediceğim.bilginize arkadaşlar…

  17. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    şimdi sizlere başka bir zayıflama dosyası açıyorum,değerlendirmesi sizlere kalıyor. yorumlarınızı yazın.
    ENDER SARAÇTAN ZAYIFLAMA ÖNERİLERİ | ZERDEÇAL | NANE | YEŞİL ELMA

    Ayurveda Uzmanı ve Aile Hekimi Dr. Ender Saraç “Zerdeçal, nane ve yeşil elmakokularını günde 25-30 kere derin derin içinize çekerek, iştah merkezini rahatlatabilir, açlık hissinizi bastırabilirsiniz” Ayurveda Uzmanı (Yaşam Bilgisi) Dr. Ender Saraç, kilolu insanların vücut tiplerine göre beslenerek zayıflamaları gerektiğini söylüyor. Bu konuda “Sağlıklı Zayıflamanın Sırları” adlı bir de kitap yazan Dr. Saraç, bilinçsiz diyet uygulamalarının zararına dikkat çekiyor.

    Kalori hesabına dayalı, kısa süreli, klasik diyetlerin handikapları neler?
    Artık devir sadece kalori hesabına dayalı klasik diyetle zayıflama devrini geçti. Beden tipinize uygun, yaşa, cinsiyete uygun, mevsime uygun ve yaşamsal özelliklerinize uygun sağlıklı ve bilinçli doğal beslenme var artık. Çünkü sadece kalori hesabına dayalı diyetlerle zayıflıyorsunuz ama sonra verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri alıyorsunuz.

    Siz hastalarınıza kilo verdirmek için beden tiplerinden yola çıkıyorsunuz. Bunu biraz açıklar mısınız?
    Standart diyetleri doğru bulmuyorum ben. Uzmanlık alanım olan Ayurvedaya göre, belli beden tipleri var. Mesela birçok insan “Ender bey, bütün günü aç geçiriyorum, sadece salata yiyorum, bir türlü zayıflayamıyorum” diye geliyor bana. Yediklerine ve vücut tipine bir bakıyorsunuz; aslında tere, roka gibi yeşil salataları hiç yememesi gerekiyor. Yani aç
    kalıyor ama vücut tipine uygun olan gıdaları yemediği için zayıflayamıyor. Halbuki, doğru bir sisteme geçtiğinizde, tıkır tıkır, sağlıklı bir şekilde kilo vermeye ve sağlığına kavuşmaya başlıyor.

    Sizce zayıflama konusunda yaptığımız en önemli yanlış hangisi?
    Zayıflama işi biraz disiplin ister. Türk toplumundaki en büyük problem ise, disiplin eksikliği. Diyetleri nisan mayıs aylarında, iki aylık bir heves şeklinde yapıyoruz. Ondan sonra uzun kollu, kat kat giyilmeye başlandığı anda, olayı rafa kaldırıyoruz. Ve sonra
    tekrar dengemiz bozuluyor. Doğru yaşam biçimini edinmez veya doğru beslenme felsefesini benimsemezseniz, en iyi diyetisyenlere, en iyi doktorlara, merkezlere bile gelinse, bir yere kadar işe yarar. Şunu kabul etmek gerek: İki ay çok yoğun diyet yapıp, bıkıp, yorgun düşmek yerine, yılın 12 ayına daha az kurallı, doğru, boğucu olmayan
    bir yaşam biçimi ve doğru beslenme felsefesi şeklinde yaymak daha sağlıklı.

    Sadece bilinçli beslenme yeterli mi
    Bilinçli beslenme işin en önemli ayağıdır. Fakat sadece doğru beslenmeyle olmaz; mutlaka düzenli egzersiz de gerekir. Şok diyetler, açlık rejimleri, zamana karşı yarışan diyetler, tek gıda rejimleri, 10 gün lahana çorbası, karpuz diyeti, karbonhidrat diyeti, sadece protein diyeti, bütün bunlar yanlış. Dengeli beslenilmeli. Ama sadece bilinçli diyetle de olmaz, düzenli egzersiz, yürüyüş yapılmalı. Haftada üç- dört gün,
    bir buçuk saat civarında orta sporlar; mesela tempolu yürüyüş, hafif koşu, fitness, aerobik, yüzme, neden zevk alınıyorsa, o spor
    yapılmalı.

    Spor yapılan saatin herhangi bir önemi var mı?
    Evet, var. Ayurvedaya göre, sabah 6 ile 10 ya da 18.00 ile 22.00 saatleri arasında daha çok yağ yakıyoruz. Çünkü bunlar Ayurveda’ya göre vücudun ‘kapha’ saatleri, yani daha çok biriktirme, yağlanma saatleri. Bu saatlerde metabolizmayı ısıttığınızda daha iyi sonuç alınıyor. Egzersizden bıkmamaya çalışın. Çılgınca egzersiz yapmayın, sporu zamana yayın. Çok ağır egzersiz ve çok ağır spor yanlış. Çünkü vücudu hem çok aç olmak savunmaya sokar, hem de aşırı ağır egzersizler savunmaya sokar. Çünkü vücut bunları bir tehdit olarak ele alır. Bu nedenle, mutlaka düzenli yapılan egzersizlere ağırlık vermek lazım.

    Sizce zayıflamanın en önemli kriteri nedir?
    En önemli şey, bu fikre hazır ve zayıflamaya kararlı olmak. Bana zayıflamaya gelenlere, ilk önce şunu soruyorum: “Hazır mısınız, kararlı mısınız?” Eğer gerçekten hazırsanız ve kararlıysanız bu işe başlayın. Şişmanlıkta şöyle bir şey saptıyorum: İnsanın sinir
    sistemine bir virüs bulaşmış gibi oluyor, bilgisayar virüsü gibi”¦ Bu virüs sizin kilo vermeniz için gerekli olan doğru davranış, beslenme ve hareket alışkanlıklarınızı olumsuz etkiliyor. “Boş ver şimdi yürüme, sonra yürürsün”, “Bu çikolatalı kek çok güzel; bir
    dilim daha ye” gibi uyaranları gönderiyor adeta. Onun için ilk başta bu virüsleri silmek lazım.

    Zayıflamaya karar verenlere destek olacak, cesaretlerini artıracak destek yöntemler de var mı?
    Evet, bitki çayları, doğal ve bitkisel zayıflama preparatları”¦

    Doğal bitki özlü çayların hepsi zayıflama sürecinde tüketilebilir mi?
    Piyasada tanınmış firmaların hazırladıkları form çaylarının formülleri güzel. Günde iki-üç fincan içilebilir. Birkaç hafta içip, ondan sonra ara vermek gerekir. Bunun dışında, mesela gazımız varsa rezene çayı, iştahımız çok fazlaysa ıhlamur çayı, sindirimimiz zayıfsa zencefil çayı, hormon krizlerinden dolayı daha çok yiyorsak adaçayı, metabolizmayı canlandırmak için yeşil çay, bağırsakları çalıştırmak için sinameki çayı, şekerimiz çok yüksekse kekik çayı gibi bitkisel çayları tüketebiliriz.

    Diyetlerde baharatların yeri nedir?
    Baharatlar çok önemli. Mesela zencefil yağları yakar, zerdeçal karaciğerden toksin attırır,
    biberiye iyi bir antioksidandır, kekik şekeri düşürür, sarmısak zayıflamaya yardımcı olur. Bir de özel ayurveda tabletleri var. Bunlar, zayıflamaya yardımcı, yan etki oranı son derece düşük olan, güvenilir doğal preparatlar. Bu tabletler de metabolizmayı
    canlandırıyor, aynı zamanda kişinin incelmesine ve iştahının azalmasına katkıda bulunuyor.

    Kişi zayıflamak istiyor, öğün saati değil ama çok acıktı. Açlığını bastırmak için yapabileceği bir şey var mı?
    İştahı azaltan ve zayıflamaya yardımcı bir ipucu şudur: Zerdeçal, nane ve yeşil elma
    kokularını günde 25-30 kere derin derin içinize çekerek, iştah merkezini rahatlatabilirsiniz.

    Bu karışım tokluk hissi mi yaratıyor?
    İştah merkezini sakinleştiriyor. Almanya’da yapılan bir araştırmada yeşil elma ve nane koklayan kişilerin, (bunların aromatik yağları da olabilir) daha hızlı kilo verdiği saptanmış.
    sağlıcakla kalın.

  18. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    zayıflama çaylarından 5 li karışım hakkında ne biliyoruz?
    Beşi bir yerde zayıflama çayı oldukca saçma bir formüldür ve bu görüşü ortaya atan cahil biri olsa neyse?
    a.) Yeşil çay 5 dakikadan daha uzun süre demlenirse fayda yerine zarar veririr, çünkü birleşimindeki taninler deme geçer ve buda bağırsak mukozasını kurutur ve besinlerdeki vitaminler, mineraller ve enzimlerin absorbesini önler.
    b.) Funda, bu bitki sadece 5. sınıf bitki hakkında hiçbir araştırma yapılmamıştır, ne klinik, ne komisyon e, ne homöopatlar vede nede aroma terapotistler tarafından araştırma yapılmıştır.
    c.) Mate çayı hakkındada hiçbir araştırma yapılmamıştır ve sadece 5.sınıf bir bitkidir.
    d.Biberiye hakkındada klinik arştırma yapılmamıştır fakat komisyon e tarafından yayınlanan monografi bildirisine göre: sindirim rahatsızlıkları ve kan dolaşımına karşı etkilidir, ama asla zayıflatıcı değildir.
    e.) Kekik hakkında klinik arştırmalar yapılmıştır: Yani ağız-boğaz iltihaplanması, bademcik iltihaplanması, orta kulak iltihaplanması, hazımsızlık, şişkinlik ve bağırsak mantarlarına karşı kullanılır. Kekik yağı antibiyotik, virüstatik (virüsleri öldürücü) ve antimikozit (mantarları öldürücü)’dir.Fakat hakiki kekik olması şartı ile Türkiyede bu kekiği bulmak ise imkansız.Evet bu bitkide zayıflatıcı değil, o halde bu beş birkiden hangisi zayıflatıcı.Böyle etkisi bir formülü ortaya atan olsa olsa kim olabilir.

    Mate çayı üzerine yazılanlar bir masaldan ibrettir.Gerçekle ilgisi yoktur.Ondan daha etkili bitkiler varken bazıları çıkıp bu bitki şu şu özeliklere sahip diyorlar.Mate birinci, iksinci, üçüncü ve daha dördüncü sınıf bile bir şifalı bitki sayılmaz.Birinci sınıf şifalı bitkiler klinik araştırmaları ile etkisi % 100 ispatlanmış şifalı bitkilerdir.2. sınıf şifalı bitkiler ise komisyon e trafından hakkında monografi yayınlanmış şifalı bitkilerdir.3. sınıf şifalı bitkiler homöopati uzmaları tarafında tentürü yapılıp tedavi denemeleri yapılan şifalı bitkilerdir.4. sınıf şifalı bitkiler ise aromaterapotisler tarafından eterik yağları yapılıp tedavi denemeleri yapılan şifalı bitkilerdir.Peki Mate hangi sınıf şifalı bitkiler gurubuna dahildir.Hiçbirine dahil değildir.Aynı şekilde funda içinde bu geçerlidir.Bazı uyanıklar çıkıyor beşi bir yerde bu bitkiler işte zayıflatır diyorlar.Öncelikle kekik ve biberiye zayıflatmaz kilo aldırabilirler çünkü iştah açıcıdır.Ama biz masalcı bir milletiz ilmi verilere değil masalllara inanınıırz.Hadi hayırlısı beşi bir yerde ila zayıflayan kaç kişi var.Bugün buraya gelen bir bayan aylardır bu çayı içiyorum gram zayıflamdım dedi.Benim Almanyadan tanıdığım bir aşcı var ben onu tanıdığımda 1988 de 90 kg geliyordu.Aradan yılar geçti ve bu 2007 de tam 180 kg geliyordu.Bu kişinin iki özeliği vardı.Bir hergün düzenli mate çayı içmek iki okumak şişmanlayınca okumayı bıraktı, çünkü birçok hastalığa yakalandı.Mate etkili bir bitki olsa idi bu kişiye etki ederdi.
    bu konuda araştırması olan varsa yazabilir.
    sağlıcakla kalın.

  19. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Kadınların kendilerini kötü hissettikleri regl dönemi artık kabus olmaktan çıkıyor.

    Clara Amram’ın yazdığı Clarita’s Way adlı kitaptan size vereceğimiz birkaç öneriyle artık çok daha rahat ve huzurlu bir regl dönemi geçireceksiniz.

    İşte bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler..
    -Erken yatıp erken kalkmaya çalışın.
    -Uyandıktan ve yüzünüz de yıkadıktan sonra ( dilinizi de yıkamayı unutmayın).
    -Kahvaltıda bir tabak taze meyve yiyin.
    -Her gün en az 5 öğün taze gıda yiyin.
    -Kahve ya da koyu çayları daha az içmeye ya da içmemeye çalışın.
    -Alkol miktarını sınırlandırın.
    -Şiddet dolu filmler izlemeyin.
    -Derin derin nefes alın.
    -Gülün, gülmek stresle mücadele etmenin en iyi youdur.
    -Açık havada mümkün olduğunca çok zaman geçirin.

    Regl dönemi öncesi ve sonrasında problem yaşamak istemiyorsanız..
    -Adet öncesi şişkinlik yapan gıdalardan uzak durun.
    -Her türlü gazlı içeceklerden uzak durmanızda fayda var.
    -Günlük süt ürünleri, tuz ve maya tüketiminizi azaltın.
    -Eğer migren kaynaklı baş ağrınız varsa çikolata, şarap, kahve, sert peynir, bol mayalı yiyecekler, portakal ve domates kesinlikle yemeyin.
    sağlıcakla kalın.

  20. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    UYKU:
    Genç kalmanın belki de en önemli unsurlarından biri ciddi bir şekilde uyumaktır. Uyku tazeler ve yeniler. Cildin hücre yenileme hızı uyuduğumuzda en yüksek noktadadır. Güzel bir cilt istiyorsanız uykuyu bir kenara atamazsınız. Kronik uykusuzluk en çok cildinizden alıp götürür. Avustralyalılar genellikle uykusuzluktan ve yeteri kadar uyuyamadıklarından şikayetçidirler. Uykuya daldığınızda vücudunuz onarım moduna girer: toksinler atılır, bağışıklık sistemi hücreleri harekete geçer ve hormonlar çalışmaya başlar. Kronik uykusuzluk söz konusu olduğunda, vücudunuz kendi kendini onarma yetisini kaybetmeye başlar ve bu da erken yaşlanma gibi duygusal ve fiziksel problemlere sebep olur. Chicago Üniversitesi’nde yeni yapılan bir araştırmaya göre, uykusuzluğun psikolojik etkileri yaşlanmanınkiyle aynı. Uykusuzluk kan şekerinin düzenlenme yetisini ortadan kaldırıyor ve kortizol seviyelerinin normalden daha yüksek olmasına sebep oluyor.

    Sadece gereken miktarda uyumak da yeterli değildir; önemli olan, yeterli miktarda doğru uykuyu uyumaktır. Bu da, büyüme hormonunun (bunun gençlik hormonu olduğunu unutmayın) üretildiği, vücudunuzun yenilendiği derin uykudur. Uyku sırasında, özellikle de Dördüncü Safha derin delta uykuda, vücudunuz büyüme hormonu ve cildin iyileşmesini sağlayan diğer faktörleri salgılayarak kolajen ve yeni deri hücreleri üretimine yardımcı olur. Ne kadar çok derin uyursanız, yaşlanma sürecinizi doğal yolla o kadar uzatmış olursunuz.

    Uyurken salgıladığınız tek güçlü anti-ageing kimyasalı büyüme hormonu değildir. Epifiz beziniz melatonin hormonunun üretimini artırır. Melatonin aynı zamanda “yaşlanma saatini geriye döndüren kimyasal” diye de bilinir. Sadece uyumaya yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda serbest radikallerin -özellikle de hidroksil radikalin- vücuttan atılmasında da çok etkilidir. 1954 yılında radikal yaşlanma teorisinin kurucusu olan Dr. Harman yaşlanmanın yirmi yedi yaşında başladığını ve serbest radikallere karşı korunmak için hiç de erken olmadığını söylemektedir.

    Ne kadar uyku yeterli miktardır? Genel kurala göre 7-8 saat. Bazılarının daha az, bazılarının ise daha çok uykuya ihtiyacı vardır. Önemli olan gerçekten de dinlendiren bir uyku uyumaktır yani hemen uykuya daldığınız ve sabah kalktığınızda da size bütün gün yetecek kadar enerji topladığınız bir uyku. Gün içinde uyukluyorsanız, uykunuz yetmemiş demektir. Eğer gün içinde kahve gibi uyarıcılar tüketiyorsanız bu eksikliği fark edemeyebilirsiniz. Sabahtan bu eksiklik çok hissedilemeyebilir, ancak öğleden sonra vücudunuz eksik kalanı geri isteyecektir.

    Amerikan Ulusal Zihin Sağlığı Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre, insanlar kendi hallerine bırakıldıklarında gecede on dört saat uyumaktadırlar! İlginçtir ki, üç haftanın sonunda denekler, şimdiye dek hiç olmadığı kadar dinlenmiş olarak uyandıklarını söylediler.

    Günümüz dünyasında gecede on dört saat mümkün değil, ancak uyanmak için sürekli bir çalar saat kullanıyorsanız, o zaman uykunuz yetmiyor demektir. Yeteri kadar uyumadığınızı nasıl söyleyebilirsiniz? Açıkçası, sabah kalktığınızda dinlenmiş hissetmiyorsanız, yeterli kalitede uyumamışsınız demektir. Gün içinde kendinizi mayışmış hissediyorsanız, bu daha fazla uykuya ihtiyacınız olduğu anlamına gelmektedir. Yaşam tarzınızı değiştirmek durumunda kalabilirsiniz. İnsanlar yoğun olduklarında hemen uykuyu bir kenara bırakırlar. Mükemmel cilt konusunda kararlıysanız, her gece mutlaka 7-8 saat kaliteli bir uyku uyumak zorundasınız.

    Eğer yoğun stres altındaysanız ve zihninizi boşaltamıyorsanız, uyumadan önce meditasyon yapın ya da diğer rahatlama tekniklerinden birini uygulayın. Birkaç damla lavanta döktüğünüz suyla ılık bir banyo yapın, papatya, çarkıfelek çiçeği, kediotu kökü ya da takke çiçeği gibi bitki çayları için. Kalsiyum ve magnezyum mineralleri de derin uyku uyumanızı ve böylelikle cildinizin hem genç hem de güzel kalmasını sağlayacaktır.

    Yukarıda bahsedilen bitkilerin yanında, rahat uyumanızı sağlayacak iki farklı doğal hap da vardır: melatonin ve 5-HTP.
    Melatonin üretimi kırk yaşından sonra ani şekilde düşer. Onun için kırk yaşın üzerindeki kişiler ve aynı zamanda gece çalışanlar, saat farkı yaşamasını gerektirecek yolculuğa çıkanlar, kortizol seviyeleri yüksek olanlar, menopoz döneminde sıcak basması denen durumu yaşayan kadınların da bunları kullanması önerilir. Ancak bağışıklık sistemi hastalığı olanlara önerilmez.
    Melatonin almaya başlamadan önce doktorunuza başvurun.

    5-HTP doğal bir uyutucudur. Aynı zamanda anti-depresan ve anti-anksiyete ilacı olarak da kullanılmaktadır. Karbonhidrat ve çikolata isteğini azaltır. Eğer depresyonunuz çoğunlukla yeteri kadar ve sağlıklı uyuyamamanıza bağlıysa 5-HTP önerilebilir.
    Uyku, yenilenmek için çok önemli olduğundan, uyuyabilmek için elinizden ne geliyorsa yapmalısınız. Ama yatmadan önce alkol almayı unutun! Birkaç kadeh içmek uykunuzu getirebilir, ancak uykunuzun kalitesini düşürecektir. Belki hemen uykuya dalacaksınız, ama birkaç saat sonra uyanacaksınız. Bunun sebebi alkolün noradrenalin -stres ya da heyecan anında salgılanan bir hormon- salgılanmasına sebep olmasıdır. 0 nedenle içki içtikten birkaç saat sonra noradrenalin bilincinizi yerine getirir ve gece uykunuzu mahveder.

    Püf noktası
    Yatmadan önce kan şekerinin aniden yükselmesine sebep olacak hiçbir şey -bisküvi ve çikolata gibi- yemeyin. Bu tür yüksek Gl değerli yiyecekler büyüme hormonu üretimine engel olur ve sizi bu temel anti-ageing korumasından mahrum bırakır.

    Uyku ve stres
    Vücudunuzun 24 saatlik uyku döngüsünü düzenleyen seratonin ve melatonin hormonları, stres zamanlarında ilk zarar gören habercilerdir. Gereken seviyelerde olmazlarsa uykuya dalmakta zorlanırsınız, sık sık uyanırsınız ve sabah kalktığınızda kendinizi dinlenmiş hissetmezsiniz.

    Kortizol de aynı zamanda aşırı uyarı hali yaratacağından uykusuzluğa sebep olur. Eğer gece olduğunda kanınızda yüksek oranda varsa, iyi bir uyku çekmeniz neredeyse imkansızdır.

    Buna ek olarak, REM uykuda yaşanan düşüş de kortizol seviyelerindeki yükselmeyle ilgilidir. Kortizol seviyeleri normalde sabah saatlerinde yüksek olur ve akşama doğru düşer, yani kişinin uyku düzenine uyum sağlar, ama REM uykuda sorun yaşayanların kortizol seviyeleri akşamlan da yüksektir.

    Uykusuzluk çekenler, dikkat
    Yatmadan önce televizyon seyretmek ya da bilgisayar başında oturmak uyku problemlerinizin sebebi olabilir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, parlak bilgisayar ya da televizyon ekranının melatonin salgılanmasını engellediğini ve bunun da uyumakta güçlük çekmeye sebep olduğunu göstermiştir. Melatoninin aynı zamanda eşsiz bir serbest radikal savaşçısı olduğunu ve geceleri güzellik onarımınıza yardım ettiğini de unutmayın.
    sağlıcakla kalın.

  21. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    dostlar kafamızı biraz dinlendirelim, başka bir konuya geçelim.
    YOGO
    Eğer kararlıysanız ve yaşlanma saatini geri çevirecekseniz, yogayı deneyin. Yoga, genel sağlığınızı cildinizin sağlığını bozan stres hormonlarının seviyesini düşürmeye yarar. Yararları sonsuzdur. Nefes alma teknikleriyle (pranayama) ve fiziksel duruşlarla (asanas) yoga, dolaşımı hızlandırarak, cildin yenilenmesini sağlayan besin ve oksijen akışını düzenler. Sinir sisteminizi rahatlatmasının hem fiziksel hem de zihinsel artıları vardır. Yüzdeki kırışıklıkları yumuşatır, kan dolaşımını ve lenf akışını düzenler, sindirimi kolaylaştırır, hormonla sistemi ve eklemleri güçlendirir. Duruşların bir kısmı aynı zamanda iç organlarınıza yapılan birer masaj gibidir,onların toksinlerden arınmasına yardımcı olur. Siz lenfatik sisteminizi uyardığınızda, toksinlerden kurtulmanız daha kolay olur ve bu da daha temiz bir cilt demektir. Yoga aynı zamanda daha rahat uyumanızı da sağlar.

    Güzelliğe diğer bir artısı ise çeşitli yoga duruşlarının, saçlarınızın beyazlamasına neden olan foliküllere giden kan akışını artırmasıdır. Bu foliküllerin daha fazla beslenmesi, daha güçlü ve sağlıklı saçlara sahip olmanızı sağlar. Farklı yoga duruşlarıyla boynun esnetilmesi, kan damarları ve boyun sinirleriniz üzerindeki basıncın kalkmasını ve böylelikle cildinize gelen kan desteğinin artmasını sağlar.

    Yoga yalnızca mükemmel bir rahatlama şekli değildir, aynı zamanda harika bir egzersizdir. Yoganın pek çok farklı çeşidi vardır. Hatha gibileri çok rahatlatıcıyken, Ashtanga, lyengar ve Bikram gibileri daha serttir. Yüzünüzden yılların izini alıp o yılları ömrünüze eklemenin anahtarı, hem eğleneceğiniz hem de kopmayacağınız bir yoga türü bulmaktır. Eğer yoga size göre değilse, sinir sisteminizi rahatlatmak ve yaşlanma sürecini yavaşlatmak için Tai Chi ve Qi Gong’u da deneyebilirsiniz.

    Rahat uyuyun
    Hindistan Dehli’deki Psikoloji ve Ortak Bilimler Savunma Enstitüsü’nde yapılan bir çalışma, üç ay boyunca iki kez 1”²er saat yapılan Hatha yoga seansı melatonin üretimini arttırarak uykusuzluğun düzelmesine yardımcı olur.

    Üç Yoga Duruşu (asanas)
    Bu üç duruş, yumuşak ve etkilidir, ancak ilk başlarda tek başınıza yapmayın. Daha önce yoga yapmadıysanız, birkaç derse katılın ve hocanıza gerçekten de bu işi doğru yapıp yapamadığınızı sorun.

    Çocuk duruşu (balasana)
    Çocuk duruşu, stresi ve yorgunluğu atmak için idealdir. Beyni rahatlattığı, kalçaları ve baldırları sıkılaştırdığı bilinmektedir.

    Yerdeki bir şiltenin üzerinde diz çökün. Ayaklarınızı birleştiriri; baş parmaklarınızın birbirine değdiğinden emin olun ve topuklarınızın üzerine oturun. Sonra dizlerinizi kalçalarınız genişliğinde açın. Nefesinizi verin ve vücudunuzu (tarso) öne yatırın.

    Ardından kollarınızı vücudunuzun iki yanına uzatın. Avuç içleriniz yukarıya baksın ve omuzlarınızı yere doğru düşürün. Omuzlarınızın ağırlığının kürek kemiklerinizi her iki yana doğru nasıl açtığını hissedeceksiniz.

    Çocuk duruşu bir dinlenme duruşudur, o nedenle herhangi bir yerde bu şekilde 30 saniyeden birkaç dakikaya kadar durabilirsiniz.

    Kedi duruşu (bidalasana)
    Bu duruş, omurgayı esnetmek için mükemmeldir. Kedi Duruşu’nun omurilik sıvısını ve sindirim sistemini harekete geçirdiğine inanılır.

    Her dörtlüye sırtınız dümdüz, elleriniz omuz hizasında ve dizleriniz de tam kalçanızın hizasında olacak şekilde başlayın. Elleriniz tamamen açık olsun ve orta parmaklarınız karşıya baksın. Nefes alırken kaburganızı içinize çekin ve omurganız yay şeklini alsın. Nefesinizi verirken ise kuyruk sokumunuzu kızgın bir kedi gibi hafifçe yukarı kaldırın. Yavaşça 5 defa tekrar edin.

    Yüzü Yere Dönük Köpek (Adho Mukha Svanasana)
    Yüzü Yere Dönük Köpek, yüz bölgenizdeki cilde kan akışını artırmaya yardımcı olur. Stresi atmak ve beyni rahatlatmak için de iyidir. Bu duruş, omuzlan, baldırları ve diz arkası kirişlerini esnetir; sindirime yardımcı olur ve vücuda enerji verir.

    Şiltenin üzerinde ellerinizin ve dizlerinizin üzerinde durarak başlayın. Elleriniz dizlerinizin önünde dursun ve parmaklarınızı açın. Yavaşça geriye doğru adımlar alın -her seferinde bir adım. Ayaklarınız kalça genişliğinde geri gittiği zaman, nefes alın ve kalçanızı kaldırın. Kafanızı yere doğru eğin, boynunuzu esnetin ve omuzlarınızı kaldırın. Göğsünüzü omuzlardan kurtarın ve topuklarınızla yere tam basın. Derin nefes alın.

    Yüzü Yere Dönük Köpek, geleneksel Güneş Selamlama seansının parçası olan bir duruştur. Buna tek başına yoga asana (duruş) da denir. Bu pozisyonda, istediğiniz yerde üç dakika kadar durabilirsiniz. Derin nefes almayı unutmayın. Pozisyondan dizlerinizi yavaşça yere koyarak ve ardından da Çocuk Duruşu’na geçerek çıkın.

    NOT: Bütün yoga duruşları yüzünüze olan kan akışını hızlandırır.
    sağlıcakla kalın.

  22. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    DİYETTE SERBEST İÇECEKLER:
    Çay ve kahve kesinlikle yasaktır. Her türlü alkol de keza Öyle yasaktır. Bunun en baş sebebi içerdikleri kafeindir. Alkol ve kafeinler, pankreası uyarıcı etkiye sahiptir. Boş yere pankreası uyarıp insülin salgılanmasına sebep olurlar. Bu ise kanda bulunan şekerin düşmesine, elbette konumuzla ilgisi yönünden kandaki şekerin yağa çevrilip stoklanmasına sebebiyet verirler.

    Burada belirtmeden geçemeyeceğim. Ülkemizdeki çay içme alışkanlığı, birçok yanlış sözde şifa bilgileri ile had safhadadır. Birçok insan çayın zayıflattığını, yağlan erittiğini bile düşünür. Halbuki özellikle koyu çaylar burada anlattığım gibi durduğu yerde insanı şişmanlatmaktadır.

    İsteyen kendini denesin, yemekten sonra çay içmesinler. Şişkinlikleri olmadığını göreceklerdir.

    Yemekten sonra içilen çay ve kahvenin hazmettirdiğine inanılır. Oysa insülin salgılanması olduğundan insan bir an açlık hissine kapılır, yani bu olay hazımla ilgili değil insülin salgılanmasıdır ve elbette şişmanlama habercisidir. Çayda benim bildiğim tek faydalı şey, manganez mevcuttur, ama bunu gerektiği kadar her şeyden sağlamaktayız. Şahsen ben çayın başka bir yararını bulamadım. Her şeye rağmen “çok tiryakiyim, bırakamam” diyorsanız, şekersiz ve abdest suyu cinsinden çok açık ve az içebilirsiniz. Yine çok kahve seviyorsanız, şekersiz ve kahvesi çok az katılmış, kafeinsiz kahve içebilirsiniz, tabii ki az miktarda.

    Yine içecek konusu gelmişken söyleyelim; bazı diyetlerde yemekten önce çok su veya ortasında çok su gibi bazı yanlışlıklar mevcuttur. Ne yemekten önce, ne ortası, ne de sonrası su iyi değildir. Çünkü mide asitleri seyreleceğinden hazım güçlüğü yaşanır. Bu nedenle yemek üstüne sıvılar çok az içilmeli, mide bir iki saat sonra yükü azaldığında ve tam bu sırada metabolizmanın ihtiyaç duyduğu sırada alınmalıdır.
    Deneyin, çok rahat edeceksiniz. Bu aynı zamanda abur cubur atıştırmaları da bertaraf edip su içilmesini sağlayacaktır. Bu arada diyeti bırakıp başka konulara da değiniyorum, ancak bunlar da diyetin sağlıklı uygulanması açısından elzemdir.

    Sütte ve yoğurtta, ayranda yüksek oranda karbonhidrat olduğundan bu bölümde onlar da yasaklar arasındadır.

    Kısaca hiç karbonhidrat yani şeker içermeyen ıhlamur, ada çayı, kuşburnu gibi tabii bitki
    çayları içilebilir. Artık neyi severseniz.

    Hiçbir meyve suyuna yer yoktur. Sadece su ve tabii aromasız maden sulan içilebilir.
    sağlıcakla kalın.

  23. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    İŞTE ALTIN KURALLAR
    Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde artık ciddi bir hastalık kategorisinde ele alınarak tedavi edilme yoluna gidilen şişmanlığın önünün alınabilmesi için çeşitli araştırmalar yapılıyor. Diyetisyenler, yaptıkları çalışmalar sonucunda şişmanların başta çok fazla yemek alışkanlığından kurtulmaları gerektiğini belirtiyorlar. ‘Şişmanlıktan kurtulmak istiyorum’ diyenlerin yapmamaları ve uymamaları gereken kurallar şöyle:
    – Hızlı yemek, büyük lokmalar almak, az çiğnemek, yemekte çatalı, kaşığı hiç bırakmamak.
    – Öğün atlamak, öğün aralarında sürekli bir şeyler atıştırmak.
    – Yemek yerken başka aktivitelerle uğraşmak.
    – Sıkıntılı veya stresli durumlarda aşırı yemek.
    – Ziyaret ve davetlere sık sık katılmak ve ikramları reddetmemek.
    – Akşam yemeğinden sonra yatıncaya kadar sürekli yemek.
    – Su içmemek veya az içmek.
    – Özellikle çalışan kişilerde, akşam eve geldikten sonra yemek zamanına kadar atıştırmak ve sonra tekrar yemek yemek.
    sağlıcakla kalın.

  24. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    altın günleri
    Kadınların bu günlerdeki hamur işi ikramları, kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor.

    uzmanlar, kadınların düzenledikleri ”altın günleri”nde ikram edilen hamur işlerinin, kalp hastalıklarına zemin hazırladığına dikkati çekti.

    kurabiye ve poğaçaların yendiği, tariflerin alındığı ve sohbetlerin edildiği ”kabul” ya da ”altın günleri”nin, ilk başta masum görünse de kalp sağlığını olumsuz etkilediğini bildirdi.

    ”Kadınların bu günlerdeki hamur işi ikramları, kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor” , bu tür günlerde kadınların 4-5 saat bu tip yiyecek yapmak için uğraştığını ve birbirlerini ”O daha çok yaptı, bu daha az yaptı” şeklinde eleştirdiklerini

    Hamur işlerinin kilo, hipertansiyon, metabolik ve kalp hastalıkları ile ortopedik sorun olarak geri döndüğüne dikkati çeken uzmanlar, açıklamasında şu uyarılarda bulundu:

    ”Ev hanımlarının birbirleriyle yiyecek yapma yarışına girmeleri için hiçbir sebep yok. Bu günlerde birbirlerine lütfen meyve ikram etsinler. Çay ve kahve içip biraz da çerez yesinler. Böylece hem zahmetten kurtulurlar, hem masraf azalır, hem de kendilerini zehirlememiş olurlar. Hanımlara, yiyecek yapmak için harcadıkları bunca vakti bir sanat yapmak için harcamalarını tavsiye ediyorum. Sosyal sorumluluk projelerine destek versinler, yerel yönetimlerin toplumsal etkinliklerine katılsınlar, bir araya geldiklerinde çalabiliyorlarsa bir enstrüman eşliğinde şarkı söylesinler.”
    sağlıcakla kalın.

  25. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    C vitamini kırışıklıklarla savaşan antioksidan
    Tanım: Suda çözülebilir ve doğal bir antioksidandır. İnsanlar dünya üzerinde kendi C vitaminini üretemeyen bir avuç türden bir tanesidir; o nedenle her gün kaynaklarımızı yenilemeliyiz. C vitamini suda çözülebildiğinden, aldığımız vitaminlerin hepsi hemen kullanılamaz ve hızla idrara karışır. Aslında, yiyecek olarak alsanız da hap olarak yut-sanız da, C vitaminin vücudunuzdaki biyokimyasal etkinliği 6 saat kadar sürmektedir. 0 nedenle bu güzellik artırıcı vitamini günde iki ya da üç kez almak gerekmektedir.

    Cildin güzelliğine faydaları: C vitamini sağlığı ve güzelliği korumak için gerekli olan en önemli besinlerden biridir. Bioflavonoidlerin özel yardımlarıyla C vitamini, cildinize gençliğini veren kolajen üretimine yardımcı olur. C vitamini aynı zamanda özel bir antioksidandır. C vitamini bir serbest radikalle karşılaştığında, onu “yatıştırmak” ve etkisiz hale getirmek için kendini feda eder ve elektronlarının birini ona verir. C vitaminleri ve serbest radikaller arasındaki bu bitmeyen savaş saniyede yüz binlerce defa gerçekleşir. C vitamini, UV ışınlarına maruz kalınması sonucunda oluşan ve cildi foto yaşlanmaya götüren oksidatif strese karşı cildi korur. Sağlıklı ciltle kıyaslandığında, foto yaşlanmış ya da normal şekilde yaşlanmış cilt daha düşük C vitamini içermektedir.

    C vitamini yalnızca serbest radikalleri etkisiz hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda cildinizi kirliliğin, sigara dumanının ve radyasyonun yıkıcı etkilerine karşı koruyan ve güçlü antioksidanlar olan E vitamini ve glutatyon peroksidas seviyelerini yeniler. Yaşlanmayı, kırışıklıkları,çürükleri ve damar çatlaklarını önlemekte önemli rol oynamasının yanında, bu anti-ageing vitamini aynı zamanda damar gerginliği ve varislere karşı da etkilidir. Çiğ sebze ve meyvelerle beslenip, bunu da C vitamini destekleriyle güçlendirmenin cildi erken yaşlanmadan koruduğunu gösteren ciddi kanıtlar vardır. Ama vücudumuz tarafından emilen bütün C vitamininin yalnızca %8”²i cilt tarafından alınmaktadır. O nedenle hem vücudunuz hem de cildiniz için ciddi miktarlarda C vitaminine ihtiyacınız vardır.

    Eksiklik belirtileri: Kolay çürüme, dişeti kanamaları, erken kırışıklıklar, nezle ve gribe kolay yakalanma.
    Önerilen günlük güzellik dozajı: 500-2000mg (gün içinde bölünmüş dozlar halinde alın). C vitaminini bioflavonoidlerle (bioflavanoidler genellikle C vitaminlerinde bulunur) beraber alın; bu C vitamini emili-minizi %35 oranında artıracaktır! Suda çözülebilen bir vitamin olan C vitamini yüksek dozlarda alındığında bile güvenlidir, çünkü fazlası idrarla atılır.

    C vitaminin önerilen günlüm 40mg.lık miktarı normal beslenme ihtiyaçlarını karşılamaz, hatta serbest radikallerle savaşmak adına hiçbir işe yaramaz.

    Sigara içenler, dikkat! Eğer sigara içiyorsanız C vitamini eksikliği yaşamak konusunda yüksek risk grubundasmız demektir. Her bir sigara vücuttan 25mg. C vitamini tüketir. Sigara içenlerin kolajen elastikiyetini içmeyenlere göre daha çabuk kaybetmesinin ana nedeni de budur.
    sağlıcakla kalın.

  26. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Sağlık Bakanlığı, besinleri satın alma, hazırlama, pişirme, depolama konusunda vatandaşları uyardı.

    Sağlık Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgilere göre, alışverişe çıkmadan önce satın alınacak besinler için bir liste hazırlaması gerektiği ve listede seçeneklere yer verilmesi gerektiği ifade edildi. Besinlerin günlük, haftalık ve aylık olarak sınıflandırılması gerektiği belirtilen açıklamada, kısa süre içinde fazla besin alınmaması gerektiği vurgulandı. Beslenmeye ayrılan paranın önceden belirlenmesinin önemli olduğu ifade edildiği açıklamada, besinlerin değişik yerlerdeki fiyatlarının araştırılmasının gerektiği kaydedildi. Düşük gelirli ailelerin, enerji ihtiyaçlarını karşılamak için ucuz olan tahılların yanında bir miktar kuru baklagil ve yumurta satın alarak enerji ve protein yönünden dengeli bir beslenme yapmaları tavsiye edildi.

    Fazla yağlı besinlerin tercih edilmemesinin tavsiye edildiği açıklamada, özellikle yağsız kırmızı etin kullanılması gerektiği vurgulandı. Sağlıklı yaşam için az miktarda tuz kullanılması gerektiği belirtilen açıklamada, doğal sebze ve taze besinlerin tercih edilmesi, fazla miktarda katkı maddesi içeren besinlerden kaçınılmasının önemli olduğu bildirildi. Hazır meyve suları, gazoz, kolalı içecekler yerine besleyici değeri daha yüksek olan taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonun tercih edilmesi tavsiye edildi.

    HAZIRLAMA VE PİŞİRMENİN PÜF NOKTALARI
    Alışveriş sonrası satılan alınan gıda maddelerinin sağlıklı bir şekilde hazırlamasının önemli olduğunun kaydedildiği açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Ekmek, çörek, kurabiye yapmak için hamurun mayalandırılması besleyici değerini artırır. Beyaz ekmek yapmak için buğday tanesinin, kepek ve özünün iyice ayrılması besleyici değerini azaltır. Tarhana, yoğurt ve unun karışımıyla mayalandırılarak yapıldığından, besleyici değeri yüksektir. Pişirirken içine pişmiş nohut, mercimek, havuç eklenmesi değerini daha da artırır. Tarhana güneşte kurutulursa, süt ve yoğurt aydınlık yerde bekletilirse vitamin B2, vitamin B6 ve folik asit değerleri azalır. Yumurta, süt, yoğurt, peynir ve tahinle yapılan tatlıların besleyici değerleri, sadece un, yağ, şeker kullanılarak yapılanlardan üstündür. Şeker yerine pekmez kullanılması, besleyici değerini daha da artırır. Sütlü tatlı yaparken şeker önceden konulmalıdır. Birlikte yüksek sıcaklıkta pişirilirse, protein değeri azalır. Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler iyi pişirildiğinde sindirimi kolaylaşır ve böylelikle protein değeri artar. Yumurta çiğ yenirse ya da sarısının etrafı yeşillenecek kadar hızlı ateşte, uzun süre pişirilirse, besleyici değeri azalır. Yeşil ve sarı sebzelerden yapılan salatalara limon veya sirke eklenir, bekletilirse A ve C vitamini değeri azalır. Sebzeler doğrandıktan sonra bekletilirse ve haşlama, pişme suları atılırsa, vitamin ve mineralleri azalır. Meyveler kesildikten ya da suyu sıkıldıktan sonra bekletilirse C vitamini değeri azalır. Hatta sıkılmış meyve suları buzdolabında bekletilirse vitamin değeri azalır. Süt yarım saat gibi uzun süre kaynatılırsa vitaminleri azalır. Pastörize ve sterilize edilmemiş süt kabarınca ateşten alınırsa, mikropları ölmez. Süt kabardıktan sonra karıştırılarak 4-5 dakika kaynatılıp hemen soğutulur. Cam kavanozda buzdolabında 1-2 gün saklanır. Yağ yakıldıktan sonra yemeğe konursa, sağlığa zararlı duruma gelir. Yoğurdun yeşilimsi suyu atılırsa vitamin değeri azalır. Ayrıca yoğurt torbaya konup süzülür ve süzülen suyu atılırsa vitamin kaybı olur. Kapakları-hafif de olsa- içe veya dışa doğru bombaj yapmış konserveler sağlık için son derece zararlıdır.”

    BESİNLERİ SAKLAMA KURALLARI
    Bazı besinlerin kısa zamanda kullanılmasının olanaksız olduğunun bildirildiği açıklamada, bazı besinlerin çeşitli işlemlere tabi tutarak uzun süre değerinden ve lezzetinden kaybettirmeden saklamanın zorunlu olduğu kaydedildi. Taze besinlerin, hasat edilmelerinden itibaren mikroorganizma ve enzimlerin etkisine maruz kaldığının ifade edildiği açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

    “Besini mikroorganizmaların etkisinden koruyabilmek ve enzim faaliyetlerini durdurabilecek bir ortam oluşturmak zorunluluğu vardır. Mikroorganizma ve enzimler belirli bir sıcaklık derecesinde faaliyet gösterdiklerine göre besinler soğuk yerde saklanırsa, tazeliklerini koruyabilirler. Besinlerin saklanabileceği buzdolapları, soğuk hava depoları ve dondurma araçları veya yerleri yapılmıştır. Bu gibi yerlerde besinlerin bozulmadan saklanma süresi dolabın veya deponun ısı derecesine bağlıdır. Taze sebzeler bekletilmez, tereyağı ve benzeri kahvaltılık margarinlerde nem miktarı fazla olduğundan kolay bozulurlar. Bu bakımdan buzdolabında saklanması gereklidir. Patates, karanlık, serin, kuru ve hava akımı olmayan yerlerde saklanır. Işık, patatesin renginin yeşile dönmesine neden olabilir. Soğan için en iyi saklama ortamı kuru, hava akımı olan serin yerdir. Kuru besinler serin, karanlık, kuru ve havalandırılabilen yerlerde saklanır. Kuru besinlerin saklandığı yerin nemli olması küflerin çoğalmasına neden olur. Besinler mümkünse raflarda, yerden yukarıda, ağzı kapalı kaplarda birbirlerine benzeyenler bir araya konmak suretiyle saklanmalıdır.”
    sağlıcakla kalın.

  27. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    YEMEKLERDEN HEMEN SONRA YAPILMAMASI GEREKEN 7 ŞEY:
    Sigara içmeyin: Uzmanlarca yapılan deneyler, yemeklerden hemen sonra içilen bir sigaranın 10 sigaraya eşdeğer olduğunu kanıtlamıştır.(Kanser olma riski daha yüksek.)
    * Hemen meyve yemeyin: Yemeklerin peşinden yenen meyveler midenin havayla davul gibi şişmesine neden olur.
    * Çay içmeyin : Zira çay yaprakları yoğun asit içerir. Bu madde tükettiğimiz gıdalardaki proteğinin hazmını zorlaştırıyor.
    * Kemerinizi gevşetmeyin: Yemekten sonra kemeri gevşetmek kolaylıkla bağırsak düğümlenmesine ve tıkanmasına neden olur.
    * Banyo yapmayın: Banyo yapmak ellerdeki, bacaklardaki ve vücuttaki kan akışını hızlandırır, böylece mide çevresindeki kan miktarı bu durumda azalır. Bu da midemizin sindirim sistemini zayıflatır.
    * Yürümeyin: İnsanlar çoğu zaman, yemeklerden sonra 100 adım yürümek 99 yaşına kadar yaşamanızı sağlar derler. Gerçekte bu doğru değildir. Yürümek sindirim siteminin aldığımız gıdalardan besinlerin emilimini engeller.
    * Hemen uyumayın: Aldığımız gıdalar yeterince sindirilemez. Bu durum bağırsağımızda gastrit ve enfeksiyona önderlik eder.
    sağlıcakla kalın.

  28. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Büyük alışveriş merkezlerinde alışveriş oldukça zordur.Seçenekler, fiyatlar, paketler sürekli cezbeder .Alışverişe çıkmadan önce mutlaka bir liste oluşturmak gereksiz para harcamanıza ve özellikle albenisi çok yiyeceklerden uzak durmanıza yarayacaktır.

    – Alışverişe sakin veya stressiz bir zamanda gidin.
    – Hangi kalitede besine ihtiyacınız olduğuna karar verin .
    – Mutlaka bir alışveriş listesi hazırlayın ve buna sadık kalın.
    – Mutlaka tok karnına alışveriş yapın.
    – Turfanda sebze meyve yerine mevsim meyve ve sebzelerini satın alın.
    – Paketlenmiş gıdalarda besin etiketi nin yanı sıra üretim ve tüketim tarihlerini kontrol edin.
    – Raf ömrü kısa ürünleri alırken dikkatli olun.
    – Açıkta satılan besinleri almamaya gayret edin.
    – Bütçenize uygun ürünleri tercih ederken kalite konusuna dikkat edin.
    – Uygunluk yönünden fiyatı göz önünde bulundurun .
    – Marketler arasındaki fiyat takibi için zamanınız var ise kullanın.
    – Aldığınız ürünlerin alırken ve kasada fiyatlarını mutlaka kontrol edin.

    Alışveriş Rehberi
    ”¢ İhtiyacınız kadar satın alın
    ”¢ Paketlenmiş besinlerde etiket bilgilerini kontrol edin,
    ”¢ Özellikle sağlık sorunlarınız var ise tamamen bu tip beslenmenize yardımcı olacak yiyecek gruplarına yönelerek seçiminizi yapın.

    Bu uyarılar ışığı altında siz gıda alışverişinizde yardımcı pratik bilgiler:

    KIRMIZI ET , BEYAZ ET VE ŞARKÜTERİ

    Kırmızı et demir mineralinin yanı sıra B12 ve diğer bazı vitamin ve mineraller açısından oldukça zengindir.Bu etleri satın alırken yağsız olmasına dikkat edin Haftada en 2 kez tüketilmesinin, sağlıklı beslenme açısından önemi olan ,beyaz et ve ürünleri de satın alırken dikkat etmek gerkir.

    ”¢ Yağları ayrılmış eti satın alın.Ayrıca derisi ayrılmış tavuk ve hindi etini tercih edin,
    ”¢ Kıyma alırken paket üzerindeki yağ miktarını kontrol edin
    ”¢ Alacağınız et veya kıymayı kullanacağınız porsiyon miktarlarına ayırın veya bu konuda yardım isteyin
    ”¢ Eti her zaman güvendiğiniz marketten veya kasaptan satın alın,
    ”¢ Etin taze olup olmadığını mutlaka kontrol edin,
    ”¢ Dondurulmuş et satın alırken alışverişin en sonunda alıp hemen eve getirin,
    ”¢ Sıklıkla tüketilmesi önerilmese de kırmızı et veya beyaz etten üretilen şarküteri ürünlerinin az yağlı olanlarını tercih edin.Ayrıca etiket bilgilerini ve üretim , son kullanma tarihlerini kontrol edin

    BALIK

    Sağlıklı beslenmede haftada bir iki kez tüketilmesi önerilen balık iyi bir protein kaynağıdır.Omega -3 yağ asitleri açısından ve fosfor minerali açısından zengindirler.

    ”¢ Balığı her zaman güvendiğiniz market veya balıkçıdan satın alın, kontrol edin
    ”¢ Pişirme yöntemi için en uygun olan balığı seçin
    ”¢ Taze ve donmuş balığı tanıyıp özelliklerini bilin
    ”¢ Dondurulmuş balık veya deniz ürünü satın alırken mutlaka paketlerin üzerini saklama ve transfer koşullarını okuyun.Ayrıca üretim ve tüketim tarihlerine dikkat edin.
    ”¢ İhtiyacınız kadar deniz ürünlerinden satın alın

    SÜT ÜRÜNLERİ

    Süt protein ,kalsiyum, ,riboflavin ,A ve D vitamini ,fosfor ve diğer vitamin mineralleri sağlar. Ayrıca süt grubunda bulunan diğer besin maddeleri de günlük besin ihtiyaçlar açısından oldukça önemli bir kaynaktır.Çocuklar ,yaşlılar, menapoz dönemindeki bayanlarda artan ihtiyaçlara cevap vermek için mutlaka bilinçli tüketici olmak gerekir.

    ”¢ Alışveriş merkezinde veya markette uygun koşullarda soğutulmuş süt ve süt ürünleri satın alın
    ”¢ Süt şekerine hassassanız düşük laktozlu süt ,
    ”¢ Damak tadınıza uygun mümkünse pastörize ve eğer kolesterol yüksekliği , şeker hastalığı vb sağlık sorunları var ise az yağlı ürünleri tercih edin,
    ”¢ Tercih ettiğiniz ürünlerin etiket bilgilerini mutlak okuyun,
    ”¢ Çeşitli süt ve süt ürünü satın alırken var ise sağlık problemlerinize dikkat ederek ürün satın alın.

    YUMURTA :

    KALİTELİ ve ekonomik bir protein kaynağı olan YUMURTA hazırlanması açısından da oldukça pratiktir. Kolesterol açısından iyi kaynak olan yumurta dikkatli tüketildiğinde A,D ,B12 vitaminleriyle beraber günlük protein ihtiyacınızın yaklaşık%10 nu sağlar .
    Oda sıcaklığında değil buzdolabında saklanmış yumurtaları satın alın. Üzeri kirli yumurtaları satın almayın. Kartonları veya paketleri üzerinde ki son kullanma tarihlerine dikkat edin.

    SOSLAR , SALÇALAR, YAĞLAR
    Yağlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde kalori açısından herhangi bir fark oluşturmazlar.Ancak içerikleri sağlık ile doğrudan ilişkilidir.Tercihlerinizi ve alışveriş listenizi bu verilere göre hazırlayın.

    ”¢ Mayonez veya salata sosları , daha az yağ için light,yağı azaltılmış ,düşük kalorili ,veya salata sosları için yağsız çeşitleri seçin
    ”¢ Margarin veya katı yağlar yerine sıvı yağları ve özellikle zeytinyağını tercih edin.
    ”¢ Likopen açısından iyi bir kaynak olan salça ve ketçap alırken mutlaka etiket bilgilerine dikkat edin,
    ”¢ Hipertansiyon,kolesterol vb sağlık sorunlarınız var ise lezzet verici ürünlerin mutlaka etiket bilglerine yağ ve tuz oranlarına bakmanız gerekir.

    EKMEK , PASTAHANE ÜRÜNLERİ VE KRAKERLER

    ”¢ Ekmek satın alırken tam tahıl ürünlerini ,
    ”¢ Az yağlı pastane ürünlerini (börek , kek, galeta,vb )
    ”¢ Hipertansiyon, şeker hastalığı vb sağlık sorunlarınız var ise tuzsuz ve tam tahıl ürünlerini
    ”¢ Paketlenmiş, kek, pasta, kurabiye,krakerlerin etiket bilgilerinde enerji,yağ vb besin değerleri var ise mutlaka okuyup satın alın.
    ”¢ Üretim ve son kullanma tarihlerine dikkat etmek gerekir.Küflenmiş, paketleri deforme olmuş ürünleri satın alıp taşıdığı risklerden dolayı tüketmemek gerekir.
    sağlıcakla kalın.

  29. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Egzersiz yani fiziksel aktivite vücudumuza neler kazandırır?
    – Egzersiz ile kalp kasının gücü artar ve oksijen alımı ile kalbin kan akım hızı ve hacmi artar,
    – Yeterli oksijen alımında kalp atım hızını ve kan basıncını düşürür,
    – Egzersiz sırasında dayanıklılık artar
    – Metabolizma hızlanır,
    – Vücutta yağ depolanması engellendiği için şişmanlık önlenir,
    – Kan şekeri olan glikoz kullanımını arttırarak şeker hastalığının önlenmesi ve kontrolünde yardımcı olur
    – İyi kolestrolün (HDL) miktarını arttırır,
    – Hormonların düzenli ve dengeli salınmasına yardımcı olur,
    – Osteoperoz oluşumunu önler,
    – Eklemlerin yapı ve işlevlerini iyileştirir,
    – Fiziksel güç ve dayanıklılığı arttırır.
    sağlıcakla kalın.

  30. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Egzersizi arttırmak veya yaşam biçimi haline getirmek için neler yapmak gerekir?
    1 – Kısa mesafelerde araç kullanmayın orta hızda adımlar atarak yürüyün.
    2-Eğer yaşadığınız ev çok yüksek katlı değilse evinize iniş ve çıkışlarda merdiven kullanın.
    3- Eğer önemli bir sağlık sorununuz yok ise ev işlerinizi kendiniz yapın.
    4- Büyük alışveriş merkezlerinde yürüyen merdiven veya asansör yerine merdivenleri kullanın.
    5- Pazar veya diğer alışverişlerde poşet veya paketleri bizzat kendiniz taşıyın.
    6- İşe veya evinize servis ,dolmuş vb. ulaşım araçlarını kullanırken bir durak önce inip yürümek için zaman kazanın.
    7- İşe ,eve, veya alışverişe giderken aracınızı uzak bir mekana park edin ve yürüme şansı yakalayın.
    8-Ailenizle birlikte aktif bir hafta sonu planı yapın .Kumsal kenarında oturmak yerine yürümek ,bisiklet sürmek veya kayak yapmak gibi aktiviteleri tercih edin.
    9-Yürüyerek konuşmanızı yapın "Telefonda sohbet etmekten hoşlanıyorsanız ,portatif bir telefon alarak gezerek konuşma yapabilirsiniz.
    10-Bir sinema filmi yerine egzersiz kaseti kiralayın ve boş vaktinizde bu kaseti seyrederek egzersiz yapın.

    Sağlıklı yaşam için :
    Sağlıklı bir yaşam için alınan kalori ile yakılan kalori arasında kurulacak denge büyük önem taşır .Hangi aktivitenin ne kadar kalori yaktırdığının bilmemiz bu dengeyi kurmada bize yardımcı olacaktır.

    Aşağıdaki tablo ortalama 65 kg ağırlığındaki bir kişinin aktivitelere göre yakacağı kalori miktarlarını göstermektedir.

    Aktivite türü Harcanan Ortalama enerji
    kcal /dak

    Odun kırmak 7
    Bisiklet 15-25 km/saat 9
    Yüzme kuvvetli 11
    Futbol 8
    Yürüyüş 5.5 km /saat 11
    Koşu 8 km/saat 9
    Su kayağı 7
    Plaj voleybolu 9
    Yemek yapmak 3
    Çocuk bakmak 4
    Yürüyüş 11
    Koşu 8 km/saat 9
    Su kayağı 7
    Plaj voleybolu 9
    Yemek yapmak 3
    Çocuk bakmak 4
    Bahçe ile uğraşmak 5
    Çim biçmek 6
    Alışveriş 4
    Uyumak 1
    Ayakta durmak 1
    Eşya taşımak 8
    Paket açmak 4
    Uyumak 1
    Ayakta durmak 1
    Eşya taşımak 8
    Paket açmak 4
    sağlıcakla kalın.

  31. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    ÖNERİLER
    Hamilelikte alınan kilolar,doğru beslenme davranışları kazanılarak uzun dönemde verilmelidir
    Çocuklarda oluşabilecek şişmanlık sorununu ortadan kaldırmak adına tv karşısında parkta vb ortamlarda yemek yedirmemeye gayret edin.

    Şişmanlığın oluşumunu önlemek ,şişmanlık oluştuktan sonra zayıflamaya çalışmaktan çok daha kolaydır.
    Beslenme davranışlarını değiştirmeye yönelik yapılan bütün uygulamalar ,sizi sağlıklı bir yaşama yönlendirir.
    Deri altı yağ tabakasının az veya çok olması sağlık sorunları yaratabilir
    Günlük kahve tüketiminizi 1-2 fincanla sınırlı tutmaya gayret edin.
    Şişmanlık sorunu ile karşı karşıya iseniz ,yanlış beslenme davranışlarını düzeltmek bile ağırlık kontrolü için yeterli olabilir

    Diyet kişiye özeldir.Sihirli diyetler,şuruplar,çorbalar vb uygulamalar sizi doğru hedefe yönlendirmez

    Anneler dikkat ,yanlış beslenen çocuklar gelecekte şişman yetişkinler olmaya adaydır.

    Sağlığınız için yeterli ve dengeli beslenin

    Kilo vermek için sabırlı olmanız gerekmektedir

    Ebeveynler çocuklara kahvaltı alışkanlığı edindirmelidir.

    Gebelik döneminde ,kalsiyum gereksinimi artmaktadır.
    Yürüme problemi olan engelliler,hareket kısıtlamasından dolayı ,aldıkları kaloriye
    dikkat etmeliler
    Öğünlerinizden önce 1 bardak su içmek sizi tok tutacakdır.

    Akşam öğününüzü saat 7 de sonlandırın.

    Formda ve sağlıklı olmak için yağ oranı düşük bitkisel kaynaklı yiyecek tüketin

    Sağlığınız için tansiyon ve kan değerlerinizi takip edin

    Ögünlerinize posalı sebzeleri ilave edin.

    Gebelikte yeterli ve dengeli beslenme fetusun gelişiminde büyük rol oynar.

    Atıştırmak istediğinizde kalorisi düşük yiyeceklere yönelin.

    Zayıflama tedavisi uzun zaman alan ve sabır gerektiren süreçtir.

    Kemik ve diş sağlığı için kalsiyumdan zengin besin tüketin.

    Davetlerde hamurlu tatlı yerine meyve tercih edin.

    Sofranızda balık ve cevize her zaman yer verin.

    Dengeli ve sağlıklı beslenme yaşlanmayı geciktirmektedir.

    Emzikli annelerde zayıflama diyeti Uygulanmamalıdır.

    Uzun raf ömrü olan katkılı gıda maddelerine hayatınızda çok az yer verin.

    Tükettiğiniz besinlerin çeşidini arttırın.Tek tip yiyecekle beslenmeyin.

    Gün içinde çay şekeri kullanımını azaltın.
    Gıda alışverişine karnınız tokken çıkın.
    Sağlıklı olmak için hareket edin.
    Soğuklarda C vitamini içeren sebze ve meyve tüketin.

    Diabette posa yönünden zengin besinleri yenmesi,kan şekerinin istenlen düzeyde tutulmasını sağlamaktadır.
    Kilo kontrolünde sadece nedenlerin araştırılması değil,davranışlarında değiştirilmesi gerekmektedir.

    Çocuğunuza yemek alışkanlığını kazandırmak için beraber sofraya oturun.
    Yetersiz ve dengesiz beslenme cildinizide olumsuz etkilemektedir.
    Aldığınız kaloriyi yakın yada yakacağınız kadar kalori alın.
    Besin değeri yüksek kalorisi düşük yiyeceklere ağırlık verin.
    Sürekli diyetle metabolizmanızı ve sindirim sisteminizi bozabilirsiniz.

    Anne sütü bebek için en faydalı gıdadır.
    Sağlığınız için içecek olarak meşrubat yerine meyve suyu,ayran bitki çaylarını tercih edin.

    Kilo kontrolü için sorunun temeline inip nedenlerini araştırmak gerekir.
    Yemek yerken başka şeyle meşgul olmayın.Fark etmeden miktarı kaçırabilirsiniz

    Hergün düzenli olarak yapacağınız egzersiz sağlıklı kalmanıza faydalı olacakdır
    Yemeklerden önce su içmeye gayret edin.Bu sizin fazla yemek tüketmenizi önleyecektir

    Zeytin ve peyniri yüksek tuz içeriğinden dolayı suda bekletmeden tüketmeyin.
    Akşam yemeğini yatmadan
    3-4 saat önce sonlandırın

    Her gün kalsiyum ihtiyacını karşılamak için süt ve süt ürünlerini tüketin

    Her yemekten sonra dişinizi fırçalayın.Bu sizin belirli bir süre açıkma hissinizi
    engelliiyor

    Zencefil,kan damarlarını açar,terleme yapar.kalbi canlandırır
    Havuç,cildi nemlendirirken aynı zamanda ışıltılı ,sağlıklı görünüm sağlar.

    Kilo vermede,büyük hedefler değil.küçük hedefler kişiyi başarıya götürür.
    Porsiyon ölçülerini küçük tutarsanız,istediğiniz besinleri rahatlıkla yersiniz.

    Selüllitin önlenmesinde maydonoz,turp,çilek tüketiminin vücuddaki suyun atılımını,sağladığı için faydası olmaktadır.
    Aldığınız kadar kalori yakın,yada yakacağınız kadar kalori alın.
    Sadece zayıflamak için değil,sağlıklı kalmak içinde diyet yapın
    Alışverişlerinizde ,gıdalardaki aflatoksin miktarına dikkat edin

    Çok sıcak yiyecek ve içecek almayın.
    Aşırı tuzlanan gıdalardaki nitrat ,mide kanserine neden olmaktadır
    aze kabak tüketmekle folik asit ihtiyacınızı karşılayailirsiniz.

    Kuşburnu vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.

    Karaciger dostu Enginarı, her mevsim tüketin
    Uzun süre açlık.aşırı kiloyu davet etmektedir.
    Ana ve ara öğünlerinizi atlamayın.Sık ve az yiyin.
    Taze ceviz protein,lif,magnezyum,E vitamini,ve potasyum yönünden çok
    zengindir.
    Soğan, kanı inceltmekte ve iyi huylu kolesterol HDL yi yükseltmektedir.
    Kansere karşı savunmada,C ve E vitamini ,folik asit,selenyum önemli rol oynamaktadır
    Asitli içecekler diş minesine zarar vermektedir.
    Kemik erimesi bayanları tehdit etmekte,bunun için kalsiyum açısında zengin
    beslenilmesi gerekmektedir.

    Zeytinyağı,kalp hastalıkları riskini azaltmakta,aynı zamanda E vitamini açısındanda zengindir.
    Kilo verirken, sofra şekerinden uzak durun.
    Sigara ,kandaki C vitamini düzeyini düşürmektedir.
    Tuz yerine, baharat ve çeşitli otları kullanmayı deneyin
    Günde 3 gramdan fazla tuz tüketmeyin
    Üzüm çekirdeği güçlü bir antioksidandır.Her fırsatta tüketmeye gayret edin.
    Zayıflamak için düşük kalorili yiyecekleri tercih edin.
    Yemegin tadına bakmadan tuz kullanmayın.

    Akşam yemeğinizi yatmadan 3 saat önce sonlandırın.
    Etleri kömür ateşinde değil buharda,fırında
    haşlama olarak yemeyi tercih edin.

    Zayıflamak istiyorsanız yavaş ,yavaş yiyin.
    Kahvaltı yapmayanların daha fazla kilo aldığını unutmayın
    Sigara,alkol ve tuzu azaltın.

    Yağlı beslenmenin kanser gelişmesine neden olduğunu gösteren birçok çalışma vardır.
    Donmuş gıdaları konservelere tercih edin.
    İşlenmemiş çiğ gıdalar tüketmeye gayret edin.
    Bol bol çay için çay antioksidanlar açısından zengindir

    Turunçgillerde bulunan C vitamini enfeksiyonlara karşı direnci arttırmakta ve damar duvarlarını güçlendirmektedir.
    Etli yemekleri mutlaka yanında sebze ile tüketiniz
    Domatesde bulunan likopen LDL kolesterolü düşürmekde ,aynı zamanda iyi bir antioksidan görevide görmektedir

    Her gün biraz daha fazla adım atmaya bakın. Günlük hayatınızda daha aktif ve
    hareketli olmak için gayret gösterin
    Günde en az 8 bardak su içmenin yararını hiç bir zaman unutmayın
    Alınan her kilo ,kişinin ömrünü yirmi hafta kısaltmaktadır.Zayıflamak ise kalp,kanser ve eklem iltihabı hastalıklardan koruyor.

    Elma ,portakal,havuç,ıspanak gibi lifli yiyecekler dişleri güçlendirmektedir.

    Haftada üç kilo vermeyi vaad eden mücize diyetlerden uzak durun .Fazla kilolarınızı uzun vadede verin

    Keten tohumunun besinsel kalitesi,iyi posa yapısı ve omega-3 içeriği ile yıldızı parlamaktadır.

    Posa almak için sebzeleri (patates ,salatalık,domates) gibi yenebilen kabuklarıyla beraber tüketin.
    Tuzlu atıştırmalar yerine çiğ sebzeleri tercih edin.

    Lahana ailesinden sebzelerde posa antioksidan vitaminler ve kanseri önleyen birçok özellik bulunmaktadır.Bunlar ( Brokoli,karnıbahar,pazı) gibi.

    Bir avuç dolusu dilimlenmiş havuç tükettiğinizde günlük A vitamini gereksinimini karşıladığınızı unutmayın.
    Taze meyve suyu içmeyi alışkanlık haline getirin veya yogurt ,tahıllar ve ürünlerini taze yada kuru meyvelerle tatlandırın.

    Süt ve süt ürünlerinin az yağlı veya yağsız olanlarını tercih edin
    Sevdiğiniz restoranlarda az yağlı ürünleri deneyin.Haşlama olanları sipariş edin
    Koenzim Q en çok sardalya ve uskumruda bulunmakta ,balığın damar tıkanmasını önlemedeki rollerinden birinin bu maddeyi içermesinden kaynaklandığı düşünülmektedir
    Kahvaltı yapmadan güne başlamayın
    Meyankökü bileşiminde bulunan glikozid’lerin ,alerjiyi ve iltihabı önleyen, bir etkiye sahip olduğu söylenmektedir
    Balık ,temizlendikten sonra kağıda sarılıp birkaç gün buzlukta saklanabilir.Buzluğa konmadan önce içine limon sıkılırsa ,daha sonra çözdürülüp pişirildiğinde koku daha az olur.
    Meyve suları ,sıkıldığı anda bekletilmeden tüketilmelidir.Sıkılmış meyve suyu buzdolabında bekletilirse C vitamini azalır
    Domates yiyenlerde kanser ve kalp damar hastalığı riskinin azaldığı yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur
    Çok sık tartılmayın.Ağırlık günde güne ve gün içinde değişir. Haftalık tartılmalar yeterlidir
    Sarımsak içindeki alli-sülfür yapısındaki maddeler kanserli hücrelerin çoğalmasını önlemektedir

    CUMHURİYETİMİZİN 85.YILI KUTLU OLSUN
    sayğılarımla.

  32. necdet-ankara diyor ki:

    sayın prodoksit 20:41 deki yazım olan sebzeler orkestrası iki kez yazıldı düzeltmeniz mümkünmü. teşekkür ederim.sayğılarımla.

  33. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    "DİKKAT"

    BİLİMSEL VE DOĞRU ZAYIFLAMA TEDAVİLERİNİN GENEL İLKELERİ

    Enerji protein, karbonhidrat,yağ,vitamin-mineraller,su ,posa,yönünden mutlaka bireyin ihtiyaçlarını karşılayacak ve sık aralıklarla düzenli beslenme alışkanlığını düzenleyecek özellikte olmalıdır.
    ”¢ Sadece tek bir besin (örn.greyfurt suyu )veya tek bir yemek (örn.lahana çorbası) seçerek olmamalı.
    ”¢ Çok düşük kalorili kişinin ağız tadını bozmayacak şekilde hazırlanmış olmalı.
    ”¢ Sosyo –ekonomik durumuna uygun planlanmalı.
    ”¢ Yaşam tarzına adapte edilmiş şekilde olmalı.
    ”¢ Esnek olmalıdır.
    ”¢ Kısa dönemli acele (şok ) programlardan kaçınmalı.
    ”¢ Basit karbonhidrat (şeker )yerine kompleks karbonhidratlar (kurubaklagil vb)tercih edilmeli.
    ”¢ Posanın ,vitamin ve minerallerin önemli kaynakları olan sebze ve meyveler yeterli miktarda bulunmalı kabuklu yenilebilen sebze ve meyveler soyulmadan ve meyve suyu yerine meyvenin kendisi tüketilmeli.
    ”¢ Ekmek ,kepekli ekmek şeklinde posdan zengin tercih yaparak tüketilmeli.
    ”¢ Yağdan zengin besinler kısıtlanmalı ve bitkisel yağlar uygun miktarlarda tercih edilmeli.
    ”¢ Yemekleri pişirme şekli haşlama ,ızgara ,veya fırında olamlıdır.

    "Zayıflama tedavisi veya Diyet Doğru beslenme alışkanlığını kazandıracak şekilde planlanıp uygulamaya konulmalıdır"

    Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanma ilkeleri
    1. Besin değeri yüksek ,kalorisi az olan besinlere yönelin.
    2. Az yağlı yiyin ;doğru yağları ,doğru zamanda yiyin
    3. Sabit kilonuzda kalın
    4. Diyetinizi çeşitlendirin.
    5. Sebze yiyin.
    6. Meyve mutlaka tüketin.
    7. Daha çok lif tüketin.
    8. Aşırı protein tüketiminizi azaltın.
    9. Kompleks karbonhidratları tercih edin
    10. Fazla şekeri terk edin
    11. Balık yiyin.
    12. Vejetaryenseniz dikkat!
    13. Tercihli diyet yapın.
    14. Gizli yağ ve kaloriden uzak durun .
    15. Kolesterol ve tuzu kesin
    16. Alışverişte sağlığınızı düşünün.
    17. Yemek tercihleri için uygun ortam yaratın.
    18. Sık sık az yiyin.
    19. Yemeklerde bol bol su için.
    20. En önemlisi yemeklerden keyif alın

    DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ

    Davranış değişikliği programı ;kendini izleme ,uyarıların kontrolü ,kendisini ödüllendirme tekniği olmak üzere 3 bileşenden oluşur. .

    1-Kendini izlemede birey ,yemek yediği yeri ,neler yediğini,zamanı ve yemeklerle ilgili duygu ve düşüncelerini not eder veya günlük tutar.Böylece yemek yeme sırasındaki fiziksel kontrolü sağlar
    2- Uyarıların kontrolü; yemek yeme ortamı ,yenen yiyeceklerin türü ve yemek yemenin sonuçları ile ilgilidir.
    3- Kendisini ödüllendirme: Kilo vermede gösterilen başarıdan dolayı bireyin kendi kendisini ödüllendirmesi zayıflama programının devamında yardımcı olur.

    ÖNERİLEN ÇEŞİTLİ DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ

    1-Yeme isteğini ortadan kaldırma davranışı:

    Yiyeceklerinizi önceden planlayıp alışveriş yapın.
    Yiyecek alışverişinize yemek yedikten sonra tok karnına çıkın
    Yemek biter bitmez masadan kalkın,
    Yemek yerken gazete vb okumayın
    Masaya yemeği servis veya tencere ile getirmeyin,
    Lokantada ekmeğin fazlasını ve yağı masadan kaldırılmasını sağlayın
    Evde enerji yoğunluğu yüksek yiyecek bulundurmayın
    Yiyecekleri göremeyeceğiniz şekilde dolaplarda tutun

    2-Yemek miktarları ile ilgili davranışlar :

    Yavaş ve iyice çiğneyerek yemek yiyin.
    Yemek yemeye küçük aralar vererek devam edin
    Yemekleri büyük tabakta değil küçük tabakalara servis yaparak tüketin
    Açlık hissettiğinizde yemek sırasında ve sonrasında bol su için

    3- Yediklerinizi harcama ile ilgili davranışlar:

    Eğer yenilmemesi gereken herhangi bir yiyeceği tüketmek istiyorsanız tüketin fakat o yiyecekle aldığınız kaloriyi kilo artışı sağlamadan bir fiziksel aktivete yaparak harcayın
    Özel bir olay nedeni ile diyet dışındaki yiyeceklerden tükettiyseniz bu öğünü takip eden öğünde sadece sebze veya salata ile geçiştirin
    Öğün aralarında yeme isteği duyduğunuzda su için ve bir süre bekleyin veya domates, salatalık gibi aparatifler atıştırın
    Motivasyon
    Diyet tedavisine başlamadan önce mutlaka kendinize güvenin.
    Aynaya baktığınızda hedefi ve sonucu hayal edin.
    Yaşam tarzınızı değiştirmeye çalışırken ailenizden veya yakın bir arkadaşınızdan destek almaya çalışın. Eğer bu tip bir destek alamıyorsanız kendi kendinize bu konuda destek olun.
    Bir günlük veya kayıt defteri tutun ve gelişmeleri mutlaka takip edin ve not tutun.
    Zaman zaman kendinizi küçük alışverişler vb ile mutlu edin.
    Aldığınız yol size her zaman keyif versin.
    Diyet yaparken dikkat edilmesi gerekenler
    Et ve ürünleri:
    ”¢ Yağsız etler tercih edilmeli ,et ile pişirilen yemeklere yağ eklenmemelidir,
    Ӣ Tavuk ve hindi etinin derisiz beyaz ete tercih edilmelidir.
    ”¢ Haftada en az bir kez balık yenmelidir.
    ”¢ Sosis,sucuk ,salam,gibi yiyecekleri tüketmekten uzak durmalı
    ”¢ Kurubaklagiller,düşük yağ içeren, protein zengin kaynaklarıdır.Pişirirken et eklenmeyebilir ve haftada bir kez tüketimi önerilir .

    Süt ve ürünleri:
    ”¢ Az yağlı süt ,yoğurt ,dondurma peynir tercih edilmelidir.

    Ekmek ve tahıl ürünleri
    ”¢ Pilav ,makarna ,börek pişirilirken eklenen yağ miktarı azaltılmalıdır.
    ”¢ Evde yapılan yağ ve şeker oranı düşük kurabiyeler tercih edilmelidir.
    ”¢ Kepekli undan yapılan ekmek ve tahıl ürünleri tüketilmelidir.

    Sebze ve meyveler
    ”¢ Yağ içeriği düşük,vitamin ve mineral içeriğ yüksek ,renkli lezzetli ,hoşlanılan harika besinlerdir.
    ”¢ Meyveler ,öğün aralarında yemek için ideal ve sağlıklı seçimlerdir.
    ”¢ Evde kolaylıkla görülen yerlerde ,seyhatlere çıkarken yanınızda bulundurmaya özen göstermelisiniz.
    ”¢ Sebzeler mümkünse kızartılmamalı ,örneğin patetes kızartma yerine ,patetes salata veya püresi tercih edilmelidir.

    Diğer öneriler

    ”¢ Hazır yiyeceklerin yağ içeriği,ev yemeklerinden çok daha fazla olduğu için sık tüketilmemeye çalışılmalıdır.
    ”¢ Günlük tüketilen yağın 2/3’si sıvı yağlardan seçilmelidir.
    ”¢ Hazır meyve sularıyerine taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir.
    ”¢ Kahve ve çay ,şekersiz veya az şekerli içilmelidir.
    ”¢ Yemeğin tadına bakmadan tuz eklenmemelidir.
    ”¢ Tuzlu yiyecekler az tüketilmeye gayret edilmelidir.
    ”¢ Kahvaltıda greyfurt ,mandalina ,portakal,domates,öğle ve akşam yemeklerinde bolsebze,salata,roka maydanoz,marul gibi yeşillikler soğan ,sarımsak,tüketilmelidir.

    Ayrıca
    ”¢ Küçük tabak ve porsiyonları tercih edin
    ”¢ Yemek için küçük ,salata için büyük tabak kullanın
    ”¢ Yemeğe başlamadan önce 1 bardak u için
    ”¢ Daha yavaş yemek yiyin ve iyi çiğneyin
    ”¢ Sofraya tam acıkmadan oturun,sofradan tam doyduğunuzda değil,açlığınız geçtiğinde kalkın
    ”¢ Yemeğiniz bitince sofradan hemen kalkın
    ”¢ Yemeği pişirdiğiniz tencereyi masaya koymayın
    ”¢ Şişmanlatıcı yemekleri evde özellikle göz önünde bulundurmayın
    ”¢ Her öğün bol miktarda su için,
    ”¢ Fazla miktarda yemek pişirmeyin
    ”¢ Alışverişe aç iken ve liste hazırlamadan çıkmayın
    ”¢ Atıştırmak istediğinizde oyalanacak bir iş bulun
    ”¢ Tatlı yemeye başlamadan önce biraz bekleyip gerçekten aç olup olmadığınıza karar verin
    ”¢ Davetlerde sunulan yiyeceklerin yarısını yiyin.
    ”¢ Her sabah dışkılama alışkanlığı edinin

    Obezitenin yol açtığı sağlık sorunları
    Beden ağırlığının olması arzu edilenin %20 üzerine çıkması hastalıklara yakalanma riskini arttırır.
    Bu hastalıklar
    a- Kalp Damar Hastalıkları:
    Şişman bireylerde uygulanan yanlış beslenme ve aşırı yağlı karbonhidratlı besinler, tüketilmesi sonucunda trigliserit, LDL(kötü huylu kolesterol) düzeylerinde yükselme ve HDL oranlarında azalma görülür.
    Hipertansiyon, koroner kalp hastalığı ,hiperlipidemi, ortaya çıkar.

    b- Solunum Sistemi Bozuklukları:
    Aşırı kilolu bireylerde kanda karbonmonoksit birikir ve sürekli bir uyku hali ortaya çıkar.
    Eğer birey sigara kullanıyorsa sorunlar artarak devam edecektir.Şişmanlık veya bir diğer adıyla obezite solunum durması (sleep apne) sorunu sık görülmektedir.

    c-Ortopedik Sorunlar:
    Ayaklara fazla yük gelmesinden dolayı hareketler azalır, düztabanlık yani taban çökmesi görülür.
    Ayrıca fazla yük kalça eklemlerinde kireçlenme ve bacaklardaki toplardamarların etrafının ve kasların etrafının, yağlar ile kaplanması kan dolaşımını bozar ve varisler ortaya çıkar.

    d- Endokrin ve Metabolik bozukluklar:
    Normal vücut ağırlığının %20 oranında artması Tip 2 diyabet riskini artırır.Bunların üst üste yığılmasıyla oluşan metabolik bozukluklar "Sendrom X "hastalığı olarak belirlenir.
    Ayrıca şişmanlarda yanlış beslenme sonucunda alınan fazla proteine bağlı olarak ürik asit düzeylerinde artma ve dolayısı ile "gut hastalığı" görüme riski yüksektir.

    e- Psikolojik problemler :
    Şişmanlık ister bayan ister erkek olsun estetik kaygıların ciddi olarak yaşandığı bir sağlık sorunu olmuştur.Özellikle bayanlarda ve gençlerde "anoreksiya nevroza (yemek yememe), "bulimia (yediklerini kusarak çıkarma) vb. sorunları beraberinde getirmektedir.
    Birey aynaya baktığında kendini beğenmemekte ,kendini toplumdan uzaklaştırmakta veya toplumsal uyum sorunları yaşamaktadır.

    f-Diğer sağlık sorunları:
    Beden ağırlığının daha da artması bazı kanserlerin ( meme ve endometrium ), ve safra kesesi hastalıkları ( fazla yağ tüketimi kolesterol miktarını ve dolayısı ile safra kesesi içinde taş oluşumu için risk faktörüdür).
    Şişmanlık ile birlikte karın içi ve duvarında yağ toplanır ve kaslar zayıfladığı için fıtık çok kolaylıkla oluşur.
    Yaşam sigorta şirketlerinin derledikleri verilere göre ,ideal ağırlığın % 40 üstünde olanlarda ölüm oranı %90 daha çoktur.Ölümün en az olduğu BKİ düzeyi 20- 25 arasıdır

    ŞİŞMANLIĞIN (OBEZİTENİN ) TEDAVİSİ:

    ŞİŞMANLIĞIN TEDAVİSİNDE (obezitenin) TEDAVİSİNDE AMAÇ:
    Şişman bireyin zayıflama tedavisinin amacı ideal vücut ağırlığına düşmesini sağlamaktır.
    Uzun zaman alan ve sabır gerektiren bir süreçtir.
    Şişmanlığın derecesi ,bireyin yaşam biçimi ve yaşına göre ulaşabileceği gerçekçi ağırlığı hedef alınması daha doğru olur.
    Bazı durumda gerçekten şişman olmadığı halde diyet yapmaya kalkışan birey ağırlık döngüsü tuzağına düşerek zamanla daha çok ağırlık kazanabilir.

    ŞİŞMANLIĞIN TEDAVİ YÖNTEMLERİ:
    A- DİYET TEDAVİSİ
    B- FİZİKSEL AKTİVİTE
    C-İLAÇ TEDAVİSİ
    D- GASTRİK OPERASYONLAR
    E- GEN TEDAVİSİ

    (Yeterli ve Dengeli Beslenme programı) Tedavisi ve Beslenme Eğitimi
    Çocukluk çağından itibaren kazanılan doğru beslenme davranışları şişmanlığın önlenmesi açısından oldukça önemlidir.
    Ancak şişmanlık sorunu ile karşılaşmış bireylerde beslenme eğitimi çok önemlidir.Sağlıklı yaşam ,yeterli ve dengeli beslenme , düzenli kilo verimi için bu eğitim ve beslenme planını oluşturulması mutlaka "BESLENME VE DİYET UZMANI (DİYETİSYEN)" tarafından düzenlemelidir.
    Çünkü diyet programı kişiye özeldir,fiziksel özellikleri,sağlık durumu,ailevi özellikler,ve beslenme alışkanlıkları dikkate alınarak bir program oluşturulur ve uygulanır.
    Diyet tedavisi uygulanan bireye yemek pişirme tekniklerinden yemek yeme zamanına kadar her konuda bilgi verilir.
    Kontroller sürekli yapılarak uyum ve sonuç karşılaştırılır ve değerlendirme yapılır.Ayrıca bireye besinlerle alınan enerjinin harcanması konusunda da bilgi verilir.
    sağlıcakla kalın.

  34. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    SEBZELER ORKESTRASI

    Bedenimizin ihtiyaç duyduğu demir, kalsiyum, potasyum gibi maddeleri sebzelerden sağlarız. Sebzeler asıl olarak taze tüketilmesi gereken besinlerdendir. Taze bir sebzenin % 70’i su, % 3.5’u protein ve % 1’i yağdır. Az yağ içermesi sebebi ile diyet programları için de sebze önemlidir. Sebzelerin dondurularak ileri tarihlerde tüketilmesi ile taze tüketimi arasında kuşkusuz fark vardır. Sebzeler kesilerek ya da bütün olarak dondurulduklarında besin değerlerinde azalma olur. (Eğer sebzeleri dondurarak saklamayı tercih ediyorsanız parçalamadan saklamayı tercih edebilirsiniz.) Aynı şekilde taze sebzelerin aşırı haşlanarak ya da pişirilerek yenmesi durumunda da sebzeler taşıdıkları değeri önemli ölçüde kaybedebilirler. Sebzeleri bir çoğumuz konserve olarak da tüketmeyi tercih ederiz. Aslında sebzeler konservelendiğinde, çiğ ve dondurulmuş sebzelere kıyasla daha yüksek oranda besin değerini kaybederler. Örneğin fasulye çiğ ile kıyaslandığında pişmiş ya da dondurulmuş fasulye lif değerinin % 25’ini, vitamin değerinin ise % 10’unu kaybeder. Konserve olarak ise bu değerleri neredeyse % 50’ye yakın yitir Miktar Kalori Yağ Lif Prot. Carb. Sod. Demir Brokoli 1 Demet 170 2 gr 18 gr 18 gr 32 gr 164 mg 5 mg Domates 1 Adet 26 0.5 gr1.5 gr 1 gr 5.5 gr 11 mg 0.5 mg Havuç 1 Adet 26 0 2 gr 0.5 gr 6 gr 21 mg 0 Ispanak 1 Demet 75 1 9 gr 9.5 gr 12 gr 268.5 mg 9 mg Karnıbahar 1 Adet 144 1 gr 14 gr 11 gr 30 gr 172.5 mg 2.5 mg Mantar 1 Kase 17 0 1 gr 1.5 gr 3.2 gr 2.8 mg 1 mg Marul 1 Adet 64 1 gr 7.5 gr 5.5 gr 11 gr 49 mg 2.5 mg Mısır 1 Adet 77 1 gr 2.5 gr 3 gr 17 gr 13.5 mg 0.5 mg Patates 1 Adet 96 0 2 gr 2.5 gr 22 gr 7 mg 1 mg Salatalık 1 Adet 39 0 2 gr 2 gr 8 gr 6 mg 1 mg Sarımsak 1 Diş 38476 0 0 0 1 gr 0.5 mg 0 Soğan 1 Adet 41 0 2 gr 1 gr 9.5 gr 3 mg 0 Sebzeleri genel olarak çiğ tüketmeye pek alışık değilizdir. Oysa ki, ıspanak, karnıbahar salata olarak, patates, salatalık meyve olarak rahatlıkla tüketilebilir. Sebzelerin taşıdığı besin değeri ile yetiştikleri toprağın doğallığı arasında da ilinti vardır. Toprağın verimli olması halinde sebzeler içerdikleri besin değeri açısından daha faydalı olacaktır. Öte yandan aşırı gübre ve kimyevi maddeler sebebi ile yapay olarak zenginleştirilmiş sebzelerin de sağlı açısından yan etkileri olduğu şüphesizdir. Tarım ilaçları sebebi ile sebzeleri kullanmadan önce iyice yıkamalıyız. Buzdolabında saklarken sebzeleri mümkün olduğunca naylon poşetlerde saklamalıyız. En doğrusu da sebzenin alındıktan sonra kısa bir süre içinde tüketilmesidir.

    MUTFAK ÖLÇÜLERİ:
    1 paket margarin= 250 gr
    1 su bardağı sıvıyağ= 200 ml
    1 su bardağı un= 125 gr
    1 su bardağı şeker=185 gr
    1 paket kabartma tozu=11 gr
    1 yemek kaşığı yağ/şeker = 15 gr
    1 yemek kaşığı un= 7,5 gr
    1 fincan=20 ml.

    Zeytinyağı Zeytinyağı kokusu ile tadı ile sofralara ayrı bir keyif ayrı bir lezzet katar. İçerdiği selenyum sebebi ile özellikle kalp sağlığı ve damar rahatsızlıkları içim faydalı olduğu modern tıp tarafından da ifade edilmektedir

    MEYVELERİN BÜYÜLÜ DÜNYASI
    Meyvelerin aslında bitkilerin tohumu olduğunu biliyor muydunuz? Meyveler barındırdıkları vitamin, şeker, madensel maddeler ve su sebebi ile sağlık için “olmazsa olmaz”lar arasındadır. Ama buna rağmen çok az meyve yeriz. Meyve yeme bir alışkanlığa dönüştürülmelidir. Bunu nasıl yapabiliriz? Aldığımız meyveleri genellikle yıkamaya üşendiğimizden ya da buzdolabından çıkarmaya üşendiğimizden yemeyiz. Oysa meyveleri yıkayarak evimizin en çok kullandığımız köşelerine bir çanak içinde koyarsak onları yemeyi daha çabuk hatırlarız. Tek bir meyve yemek de hiç meyve yememekle eşdeğer tutulabilir. Bu sebeple olabildiğince farklı meyveleri aynı gün içinde tüketmeliyiz. Muz meyveler arasında genellikle en cazip olanlardandır. Ama muz ölçülü tüketilmelidir. Zengin içeriği ve zor sindirimi sebebi ile aşırı muz tüketimi bedenimizi yorar, sindirim sistemimizi ağırlaştırır. Mümkün olduğunca meyveleri kabukları ile yemeliyiz. Elma, armut hatta şeftali gibi meyveleri halk arasında soymak bir adet olsa da bu adeti hızla unutmalıyız. Aslında bütün bitkilerin meyvesi vardır. Bu anlamda salatalık, patates de bir meyvedir. Meyve kavramımızı sadece dar anlamda tutmamalıyız. Salatalığı, domatesi, çiğ patatesi de meyve olarak yemek yerinde olacaktır. Meyveler içerdiği maddeler ile metobolizmamızı düzenler, cildimize dinginlik ve seneklik kazandırır. Vitamin gereksinimimizi önemli ölçüde karşılayarak hücre işçilerinin çalışmalarını kolaylaştırır.

    Meyvelerin kalori değerleri ;
    Ananas 100 gr. 53
    Armut 1 adet 70
    Avokado (orta boy) 190
    Çilek 100 gr. 26
    Elma (orta boy) 60
    Erik 1 adet 18
    Greyfurt (1 adet orta boy) 60
    Karpuz (1 ince dilim) 300 gr. 55
    Kavun (300 gr.) 1 dilim 40
    Kayısı (1 adet) 8 Kiraz (100 gr.) 40
    Kivi (1 adet orta boy) 34
    Limon ( 1 adet orta boy) 15
    Mandalina (1 adet orta boy) 50
    Mango (1 adet orta boy) 73
    Muz (orta boy) 100
    Nektarin 100 gr. 46
    Portakal (1 adet orta boy) 50
    Şeftali 1 adet 60
    Taze Hurma (1 adet) 15
    Taze İncir 100 gr. 41
    Kuru İncir 100 gr. 59
    Üzüm 100 gr. 57

    BİTKİ ÇAYLARI
    Bitki çayları, çay, kahve ve colalı içeceklerin yanı sıra evlerde ve cafelerde alternatif bir içecek olmaya başladı. Şifa içermesi sebebi ile bitki çayların böylesine tüketilmesi gerçekten güzel. Ama tercih ettiğimiz bitki çayının neye deva olduğunu da bilmeliyiz. Sözgelimi kanamayı durdurma özelliği sebebi ile kuşburnu özellikle kan basıncı önem taşıyan tansiyon ve kalp hastaları için sık içilmemesi gereken bir içecektir.

    DENGELİ BESLENME KURALLARI
    Yiyeceklerinizi haftalık olarak planlayın. Böylece alışveriş yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz. Asla süpermarkete aç gitmeyin. Eğer insanlar tok karnına alışverişe giderlerse, besin değeri daha yüksek yiyecekler alıyorlar. Abur cuburdan da uzak duruyorlar. Hayatınızda akılcı bir beslenme rejimi her zaman olmalı. Kilo vermeyi ertelemeyin. Eğer hızla kilo veremediyseniz, hayal kırıklığına uğramayın. Keza çok çabuk kilo kaybederseniz, yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz imkansız. Herhangi bir tatlıyı yemeden veya bisküvi paketini açmadan önce kendinize sorun, “Ben gerçekten aç mıyım” eğer cevabınız olumluysa, on dakika bekleyin ve bu soruyu tekrar sorun. Daha hareketli olabilmek için hayatınızda, beslenme rejiminizde değişiklik yapmaktan kaçınmayın. Bir günlük tutun. Hem ne yediğinizi, hem de ruh halinizi kaydedin. Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık… sürelerle devam eder. Daima geriye dönüp kendinizi kontrol edin.. Geçmişi değiştiremeyebiliriz ama gelecek için şansımızı deneyebiliriz. Hiçbir zaman neden kilo vermek istediğinizi unutmayın. Sıkıldığınızda veya diyet yapmaktan yorulduğunuzda eski fotoğraflarınıza göz atın. Ve her verdiğiniz kiloda kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Değişimin zamanla ve sabırla olacağını hep aklınızın bir köşesinde bulundurun. Yeryüzündeki hiçbir yiyecek, sizin kendinizi zayıf hissetmenizden daha lezzetli olamaz. Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık… sürelerle devam eder. Artık biliyorum ki, doğru seçimler yaparsam, zayıflayabilirim. Her an şu soruyu soruyorum: “Buna ihtiyacım var mı, gerçekten onu yemeyi istiyor muyum? Sosyal zorunluluk olarak, bir partiye gidiyorsunuz, ne yiyeceğinizi de planlayın Eğer yemek yemek istemiyorsanız, yemek yiyebileceğiniz bir yere gitmeyin. Her zaman ölçülü olun. Porsiyonlarınız küçük olsun. Eğer bir açık büfe ile yüz yüze iseniz, hemen salata bölümüne gidin ve tabağınızı salatayla doldurun. İkinci kez gittiğinizde kendinizi tok hissedeceksiniz ve daha fazla kontrol edebileceksiniz. Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için ve bu sırada düşünün, “Şu anda yemek yiyorum ama hedeflediğim kilodan uzaklaşıyorum.” Kendi kendinizle yapacağınız tartışmalar işe yarayacak. Bol sebze, Az yağ, Bardak bardak su… . Her yemekten sonra dişleriniz fırçalayın. Ağzınızdaki temizlik duygusu sizin bir kaç saat acıkmanızı engelliyor. Bilinçli bir şekilde yemek yiyin. Yavaş olun. Ağzınıza götürdüğünüz her lokmaya dikkat edin.

    BESLENME VE KANSER İLİŞKİSİ
    Haftada dört kez kepek içeren ekmek,makarna yada kabuklu pirinç tüketmek kanser riskini % 40 azaltmaktadır. Hamburger ,patates kızartması gibi yiyecekleri tüketmeden önce kalp hastalıklarının üçte birinin bu yiyecekler yüzünden ortaya çıktığını hatırlayın ve fast fooddan vazgeçin. birazdan önemli açıklamalar geliyor. sağlıcakla kalın. Sebzeler Orkestrası Bedenimizin ihtiyaç duyduğu demir, kalsiyum, potasyum gibi maddeleri sebzelerden sağlarız. Sebzeler asıl olarak taze tüketilmesi gereken besinlerdendir. Taze bir sebzenin % 70’i su, % 3.5’u protein ve % 1’i yağdır. Az yağ içermesi sebebi ile diyet programları için de sebze önemlidir. Sebzelerin dondurularak ileri tarihlerde tüketilmesi ile taze tüketimi arasında kuşkusuz fark vardır. Sebzeler kesilerek ya da bütün olarak dondurulduklarında besin değerlerinde azalma olur. (Eğer sebzeleri dondurarak saklamayı tercih ediyorsanız parçalamadan saklamayı tercih edebilirsiniz.) Aynı şekilde taze sebzelerin aşırı haşlanarak ya da pişirilerek yenmesi durumunda da sebzeler taşıdıkları değeri önemli ölçüde kaybedebilirler. Sebzeleri bir çoğumuz konserve olarak da tüketmeyi tercih ederiz. Aslında sebzeler konservelendiğinde, çiğ ve dondurulmuş sebzelere kıyasla daha yüksek oranda besin değerini kaybederler. Örneğin fasulye çiğ ile kıyaslandığında pişmiş ya da dondurulmuş fasulye lif değerinin % 25’ini, vitamin değerinin ise % 10’unu kaybeder. Konserve olarak ise bu değerleri neredeyse % 50’ye yakın yitirir.

    Miktar Kalori Yağ Lif Prot. Carb. Sod. Demir
    Brokoli 1 Demet 170 2 gr 18 gr 18 gr 32 gr 164 mg 5 mg
    Domates 1 Adet 26 0.5 gr 1.5 gr 1 gr 5.5 gr 11 mg 0.5 mg
    Havuç 1 Adet 26 0 2 gr 0.5 gr 6 gr 21 mg 0
    Ispanak 1 Demet 75 1 9 gr 9.5 gr 12 gr 268.5 mg 9 mg Karnıbahar 1 Adet 144 1 gr 14 gr 11 gr 30 gr 172.5 mg 2.5 mg Mantar 1 Kase 17 0 1 gr 1.5 gr 3.2 gr 2.8 mg 1 mg
    Marul 1 Adet 64 1 gr 7.5 gr 5.5 gr 11 gr 49 mg 2.5 mg
    Mısır 1 Adet 77 1 gr 2.5 gr 3 gr 17 gr 13.5 mg 0.5 mg
    Patates 1 Adet 96 0 2 gr 2.5 gr 22 gr 7 mg 1 mg
    Salatalık 1 Adet 39 0 2 gr 2 gr 8 gr 6 mg 1 mg
    Sarımsak 1 Diş 4.5 0 0 0 1 gr 0.5 mg 0
    Soğan 1 Adet 41 0 2 gr 1 gr 9.5 gr 3 mg 0

    Sebzeleri genel olarak çiğ tüketmeye pek alışık değilizdir. Oysa ki, ıspanak, karnıbahar salata olarak, patates, salatalık meyve olarak rahatlıkla tüketilebilir. Sebzelerin taşıdığı besin değeri ile yetiştikleri toprağın doğallığı arasında da ilinti vardır. Toprağın verimli olması halinde sebzeler içerdikleri besin değeri açısından daha faydalı olacaktır. Öte yandan aşırı gübre ve kimyevi maddeler sebebi ile yapay olarak zenginleştirilmiş sebzelerin de sağlı açısından yan etkileri olduğu şüphesizdir. Tarım ilaçları sebebi ile sebzeleri kullanmadan önce iyice yıkamalıyız. Buzdolabında saklarken sebzeleri mümkün olduğunca naylon poşetlerde saklamalıyız. n doğrusu da sebzenin alındıktan sonra kısa bir süre içinde tüketilmesidir.

  35. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    CUMHURİYRT BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
    sağlıcakla kalın.

  36. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    sayın prodoksit, teşekkür ederim.paylaşılacak ne varsa yazacağım.ebuş hanım ben alınmadım,sizlerin yazılarıyla bu günlere geldik. önceleri ben iyi bir takip ediciydim yazmıyordum çünkü zamanı vardı, araştırmalarımı tamamlamam gerekiyordu. bir konuyu yazmadan önce iyi bir eleme ve iştişare sonra sitedeki dostlarla paylaşmak ana fikrim. bu sayfada aradığımız diyet, zayıflama ve dengeli beslenme ile ilğili her konu olacak, başka yerlerde aramaya gerek kalmayacak .bir başvuru kaynağı olacak tabiki benden önce bu site hepimizin eserler paylaştıkca değerlenir.şencan,vildan ebuş,sera bunlar zaten bu sitenin en kıdemlileri,siteyi bizlere onlar sevdirdi,haklarını verelim hepinize sağlıklı günler diliyorum.
    sağlıcakla kalın.

  37. ebuş diyor ki:

    ne yani aşk olsun.biz yazarken baya faydasızmışız demekki.iki dakka ayrıldık diye sevgili xprodoksit hemen laf sokuşturmuşunuz.alacağınız olsun.ben kendi adıma tekrar burdayım.vildan ve serayıda bekliyoruz.
    henüz elma sirkesine başlamayanlar hiç zaman kaybetmeyin olurmu.ben bu yaz sirkeyle 16 kilo verdim.şimdi süpere yakın :) bir fiziğim oldu.kalan 5 kilo fazlam içinde en kısa zamanda sirkeye tekrar başlıycam.başlayınca yazarım.
    bu arada sizde çok alınganmışınız necdet bey ben menfaatmi bekliyorsunuz dedim.sadece arada bakıyorumda genelde herkes hala tüm yorumlara yazıyor.hala burayı keşfedemediler.yazılarınızın devamını bekliyoruz.tabi sabredebilip sonuna kadar okuyabilenlere…
    ayrıca msn den hiç zayıflamayla ilgili şeyler konuşamadık dimi kızlar.burdan tekrar birbirimizi motive etsekte versek bu kalan kilolarıda…
    vildan sende bayadır msn açmadın.seni merak ediyorum.yeni evini,60 a inip inmediğini.yaz olurmu.öptüm……
    şencaaaaaaan bak geldim….

  38. xprodoksit diyor ki:

    Ellerinize sağlık gerçekten çok faydalı bir sayfa oldu burası. Yazdırılıp kitap bile yapılabilir nitelikte

  39. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    İŞTAH KESMEK İÇİN…

    Malzemeler:

    1 kilo vişne
    1 limon
    taze nane

    Hazırlanışı:1 limonu dilimleyerek 1 kilo vişne ile birlikte 5 bardak suyun içinde kaynatın. İçine taze nane yaprakları koyabilirsiniz.

    Soğuduktan sonra gün boyu için. Vişnenin tanelerini de yeyin.
    sağlıcakla kalın.

  40. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Daha sağlıklı bir yaşam için yeme-içme önerileri

    Ekmek konusunda seçiminizi yüzde 100 tam tahıldan üretilmiş ekmekten yana kullanın.

    Bitki çaylarını ihmal etmeyin ama doğru zamanlarda tüketin.

    Örneğin, adaçayının uyarıcı, melisanın ise rahatlatıcı etkisi vardır. Siyah çayın, sütsüz ve şekersiz alındığı sürece kalorisi yoktur.

    Vücudun su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynayabilir. Ancak kafein içermesi nedeniyle dikkatli tüketilmeli.

    Çayınızı, kahvenizi veya kahvaltılık gevreğinizi tatlandırmak için normal şeker yerine, enerjisiz doğal tatlandırıcıları kullanın.
    Her zaman yanınızda, çantanızda, arabada, ofiste sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun.
    Omlet yaparken iki yumurta yerine, yumurtalardan birinin tamamını kullanın, diğerinin ise sadece beyazını ekleyerek aldığınız kaloriyi azaltın. Omletinizi peynir veya et yerine, soğan, mantar, ıspanak, biber ve baharatlarla lezzetlendirin.
    Kırmızıbibere acı tadını veren kapraicin adlı madde güçlü bir antioksidandır. Bu nedenle yemeklerinizi kırmızıbiberle tatlandırın.
    Soya fasulyesi sağlıklı bir protein kaynağıdır, öğünlerinizde kullanmaya özen gösterin.
    Süt-yoğurt-peynir : Süt, her tür peynir, yoğurt, dondurma gibi süt ürünleri, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral sağlar.
    Tereyağı dışındaki süt ürünleri kemiklerin büyümesi ve bakımı için önemli bir besleyici olan kalsiyumun olağanüstü kaynaklarıdır. Sütte çeşitli oranlarda tam yağlı (yüzde 2), kaymağı alınmış ya da kısmen yağı alınmış (yüzde 1) D vitamini vardır.

    Ortalama yetişkin günde iki bardak süte ihtiyaç duyar. Süt aynı zamanda temel kalsiyum kaynaklarından biridir. Kadınlar, özellikle hamile ve emziren kadınlar ve büyümekte olan çocuklar günde iki bardaktan fazlasına ihtiyaç duyar.

    sağlıcakla kalın.

  41. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    YASAL UYARI !……..
    Bu sitedeki bilgiler tavsiye niteliğinde olup tedavi amaçlı değildir.
    Uygulamaların sorumluluğu site sahibine ait değildir.
    Sağlık sorunlarınız için mutlaka bir hekime danışınız.
    Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız.
    Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız.
    Buradaki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.
    sağlıcakla kalın.

  42. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    ZAYIFLAMANIZI KOLAYLAŞTIRACAK ÇÖZÜMLER !……

    Her metabolizmanın enerji ihtiyacı farklıdır, metabolik hız parmak izi gibi kişilere göre değişmektedir.

    Kendinizi iyi hissettiğiniz kiloyu arzu etmeniz çok normal fakat en son ne zaman o kiloda kaldınız ve bu kilonuzu uzun müddet koruyabildiniz mi?İşte bu soruların cevabı önemlidir.

    En iddiasız miktarda kilo kaybı bile sağlık bakımından büyük fayda sağlayabilir. Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, uyku bozuklukları ve bir çok tıbbi sorun, en iddiasız kilo kaybı ile bile düzelme göstermiştir. Bu gerçek her şeyi değiştirir. Hemen herkes kendini daha iyi hissettiği ve sağlık problemleri riskini azalttığı daha sağlıklı bir kiloya erişmeyi başarabilir.

    Kilo verirken başarıya giden 3 önemli nokta:

    Hedef

    Yöntem

    Motivasyon

    Hedeflerinizi belirleyin

    Hedefler her zaman için planlı bir biçimde diyetinize uymanıza yardım eder. Ulaşmak istediğiniz şeyler için detaylı bir biçimde plan yapmak başarınızın bir kısmını oluşturacaktır. Mesela 10 kilo verebilmek için kendinize 3 ay süre verin. Zamanlamanız için bir tablo hazırlayın ve her hafta alışveriş stratejilerinizi, yaptığınız egzersizleri ve ileriye dönük planlarınızı liste halinde yazın. Bunlar sizin motivasyonunuzu artıracak ve gerçekleştirme oranınızı yükseltecektir.

    Başarınızı HAYAL EDİN

    Genelde atletler elde etmek istedikleri başarılarının her aşamasının zihinlerinde provasını yaparlar ve bu küçük zihin oyunu kişinin kendisini bu başarıya ulaşabileceğini hissetmesini sağlar.

    Aynı şekilde, siz de kendi hedeflerinizin gerçekleşmiş olduğunu, senaryoyu gözünüzde canlandırın. Mesela akşam yemeği için doğru tercihler yaptığınızı gözünüzde canlandırabilirsiniz ya da akşam bir davette önünüze gelen çikolatalı sufleyi yemek yerine sabah tartıda göreceğiniz hafiflemiş kilonuzu düşünün. Aklınıza geldikçe bu senaryoları tekrar edin.

    Kendinizi SABOTE etmeyin

    Bir çok kez aslında farkında olmadan kendimize yeteri kadar güvenmediğimiz ve asla kilo veremeyeceğimizi düşündüğümüz için diyetimizi sabote ederiz. Kendinizi bu tarz şeyleri düşünürken yakalarsanız hemen bunu olumlu sözlere yer değiştirmeye çalışın.

    Örnek olarak; ‘İstediğim kadar kilo veremedim ama bunu değiştirebilirim. Şu andan itibaren kendime haftada 3 kere olacak şekilde egzersiz planı hazırlayacağım.’ diyebilirsiniz.

    Sağlıklı beslenmeye başlamak için hiç bir zaman geç değildir genelde diyete başlamak için ayın ilk günü ya da haftanın ilk günü beklenir. Buna hiç gerek yok karar verdiğiniz andan itibaren değişime başlayın.

    Kendi kendinizin KOÇU olun

    Bazı insanlar kendilerini küçük görmenin alçakgönüllülük olduğuna inanırlar. Fakat siz arkadaşlarınızı şişman veya çirkin diye çağırır mısınız? Aynı saygıyı siz de görmek istersiniz değil mi?

    Bu sebeple kendi kendinizin en yakın arkadaşı olmayı deneyin. Aksaklıkları kafanıza takmayın ve ilerleyişinizi kutlayın. Bunun en iyi yollarından birisi de hayatınızın tüm alanlarında sahip olduğunuz kişisel, profesyonel ve fiziksel becerilerinizi liste halinde sıralamanız olacaktır.

    Bugünden itibaren yaptığınız tüm doğru şeyleri not edin. Doğruların büyük bir hızla artması sizi şaşırtacak.

    Kendinize güvenin

    Kendinize olan güveniniz hakkında tereddütünüz mü var? Bunun bir yolu da kendinize olan inancınızı olumlu cümleler ile desteklemektir; basit, kendinizi onaylayıcı ifadeleri hergün tekrarlamaya çalışın size destek olabileceğini düşündüğünüz arkadaşlarınıza bunu açıkça anlatın. Sizi iyi tanıyan birilerinin önceki başarılarınızı hatırlatması kendinize olan güveni tazelemenize yardım edebilir.

    Battı balık yan gider demeyin

    Ya hep ya da hiç şeklinde düşünmemeye çalışın, Mesela sırf bir öğünde fazla yediniz diye diyetinizi mahvettiğinizi düşünmeyin. Kendinize karşı daha nazik olun ve yaşanan aksilikleri, öğrenmek için bir fırsat olarak görmeye çalışın.

    Hedeflerinizin peşinden gidin

    Kilo kaybetmekle ilgili hedeflerinize ulaşacağınıza dair olan inanç çok önemlidir. Fakat bunu aynı zamanda beslenmede davranış değişiklikleri yaparak ve aynı zamanda fiziksel aktivitenizi artırarak gerçekleştirmelisiniz. Kendinizi sadece incecik olarak düşünemezsiniz ama beklentilerinizi etkin kılmak için kendinizi doğru ruh durumu içerisinde düşünebilirsiniz.
    sağlıcakla kalın.

  43. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    ZAYIFLAMAK İÇİN MUZİCE FORMÜL,

    Sofraya oturmadan 15 dakika önce bir yemek kaşığı dereotu yerseniz sofradan daha erken kalkarsınız. 10 dakika sonra tokluk hissi artacaktır. Daha az yemek yersiniz.

    Diyet yapanların özellikle yemesi gerekir. Açlık duygusana fren yaptıran dereotudur. Hatta yemek arasında da yiyebilirsiniz. İştahınızın yavaş yavaş kalktığını görürsünüz.

    Göreceksiniz ki iştahınız daha erken kapanacak ve doygunluk duygunuz daha erken gelecektir.
    sağlıcakla kalın.

  44. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Cilt güzelliği için elma ve kayısı kürü

    Bu maskeyi uyguladığınız andan itibaren yüzünüzdeki değişikliği hemen farkedebilirsiniz. Sivilce ve Siyah noktalara bire bir, taptaze,pırıl pırıl ve pürüzsüz bir cilt için hemen uygulayın

    gerekli malzemeler:

    * 1 adet taze kırmızı sert sulu tatlı elma
    * 4 adet taze kayısı (sert olacak)

    * yarım çay bardağı su

    yapılışı:
    Elmanın kabuğunu çok ince bir tabaka halinde soyun.Çekirdeğini çıkarın, fakat çekirdeğin etrafındaki ince beyaz yumuşak kısmı çıkarmayın bir tencerenin içinde soyulmuş elma ile çekirdeklerini çıkardığınız kayısıları ( kayısılar kabuklu olacak) ve yarım çay bardağı suyu kısık ateşte 6-7 dakika ağır ağır kaynatın. daha sonra blenderden geçirip ılınınca yüz ve dekolte bölümlerine sürün.Yarım saat sonra normal su ile yıkayın.

    Bu kürü uyguladıktan ilk 10 dakika içinde gözle görülür olumlu değişimi sizde hemen fark edeceksiniz.

    DİKKAT: Bu kürü haftada sadece 1 kez uygulayın.1 den fazla uygulamayınız.
    sağlıcakla kalın.

  45. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    öncelikle övgülü sözleriniz için teşekkür ederim.elma sirkesinin evde nasıl yapıldığını ben açıkladım,sizden önce,fakat o günlerde gündemde olan katkı maddeleri ile ilğili kuşkulu bilğiler vardı, onuda araştırdım ve daha sonrada hiçbir beklentim olmadan sağlıklı haberleri sitedeki dostlarla paylaştım, herhalde 2, sayfada onları dikkatle incelediniz.
    sayğılarımla.

  46. Şencan diyor ki:

    Hayır elveda etmedim sizin gibi bir üstadın yazılarını görünce yazılarınızın takipçisi oldum. Benim yaşlı teyze daha kızının yanından gelmedi .gelmiş olsaydı hemen ziyaretine gidip hem hayır duasını alıp hemde onun yaptıkları güzel elma sirkesi ve turşularından tarif yazacaktım hala aklımda yakında kış gelmeden evine gelecekmiş gelsin Buradan bütün arkadaşlarım için yazacağım. Çünkü bu bilgiler mezara gitmeyecek.Buradan bütün dost ve arkadaşlarıma sevgi ve saygılarımla.EBUŞ, VİLDAN,SERA ZEHRA, Nerelerdesiniz Haydi sizleride bekliyoruz.

  47. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    siteye hoş geldiniz,uzun zaman oldu yoktunuz , elma sirkesi evde nasılyapılır yazısından sonra,siteye elveda dediniz.
    saygılarımla.

  48. Şencan diyor ki:

    Arkadaşlar merhaba hepiniz nasılsınız ben mi teşekkür ederm . önceleri burada yazışıyorduk . msn den arkadaşlara ulaşmayı denedim bu sefer iş yerim msnleri kapattırdı.kapandığı için şikayeçi değilim her patron kendi işyerinde istediğini yaptırmak hür ve özgür. arkadaşlarımla önceleri görüşebiliyorduk. birkaç haftadır hiç kimse ile terince yazışamıyorum. msn adresim halen açık tüm arkadaşlarımı yinede bekliyorum. arkadaşlar akşamları evden yazışabiliriz gönül bahçemde hepinize yer var. Başta daha önce çok sık yazıştığım arkadaşlarım Ebuş, Vildan, Sera ,Zehra hepinizi çok özledimgündüzleri yazışamasakta akşamları buradan ister msn ister buradan yazışabiliriz. hepinizi çok özledim.prodoksit yetkililerini ve burada emeği geçen herkese bütün kalbimle çok teşekkür ederim . saygılarımla

  49. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    yazdıklarım sık sık tekerarladığım gibi bir araştırma ve birikimler. herhanği bir beklentim felan yok ,doğru bilgileri paylaşmak.
    biraz dikkatli okursanız, 2. sayfanın başlarında katkı maddeleri ile ilğili doğru bilğiler,elma sirkesinin evde yapımı, ve diyetle doğru bigiler var, 2. sayfa size yaradı diyorsunuz sizlerde yazın diye sürekli not bırakıyorum, nerede bu sitenin sahipleri diye. teşekkür ederim yorumunuza.
    saygılarımla

  50. ebuş diyor ki:

    ya necdet bey bunların hepsini yazıyormusunuz yoksa benim bilmediğim bir yöntemmi var.o kadar çok şey yazmışınızki ben okuyamadım bile.bu arada 2.sayfada size yaradı.kolay gelsin =}

  51. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Uzmanlardan zayıflama önerileri
    Beslenme ve Diyet Uzmanları, piyasada mantar gibi biten zayıflama merkezlerinin yarardan çok zarar getirdiğini söyledi. uzmanlar, insanlara sunulan birçok zayıflama yönteminin aldatmacadan öte gitmediğini ileri sürerek, "İnandırıldığımız bu uygulamalarla belki de ömür boyu sürecek bir şişmanlık problemine davetiye çıkarıyoruz" dedi.

    Sadece salata-yoğurt gibi belirli besinler yiyerek diyet yapılamayacağını, bu tip Beslenmenin metabolizmayı yavaşlattığını bildiren uzmanlar, "Vücudun ihtiyacı olan Protein, karbonhidrat, yağ ve vitamin-minerallerin eksik alınması saç dökülmesi, tırnak kırılması, asabiyet, vitamin ve Mineral eksikliği gibi bir takım sorunlar ortaya çıkarır. Bu tip beslenme alışkanlığı vücuda yağ yerine Su kaybettirir" uyarısında bulundu. kilo vermekamacıyla naylon eşofman giyilerek yapılan egzersizlerin de Sağlıksız olduğunun Altını çizen uzmanlar, "Bu şekilde zayıflamaya çalışanlar çeşitli sağlık sorununa davetiye çıkarır. Çünkü naylon eşofman aşırı terlemedi yol açar. Aşırı ter de vücutta aşırı derecede mineral ve su kaybı meydana gelir. Bu da kas kramplarına ve halsizliğe neden olur" diye konuştu.

    "MASAJ VE YOSUN TEDAVİSİ ZAYIFLATMAZ"
    Beslenme ve Diyet Uzmanları , hanımların zayıflamak için başvurdukları kestirme yollardan birinin de bitkisel çaylar olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Yağ erittikleri ve zayıflattıkları iddia edilen bu bitkisel çayların idrar söktürücü etkilerinden başka bir yararları yoktur. Vücuttan su kaybettirmelerinin yanı sıra laksatif etkileriyle kişiyi ishal yaparak ağırlığı azaltırlar. Fazla kullanımları vitamin – mineral emilimini bozup halsizlik,yorgunluk ve bağırsak bozulmalarına neden olur. Bitkisel zayıflama hapları da aynı özelliğe sahip oldukları için hiçbir zayıflatıcı özellikleri yoktur. Eğer uzman tavsiyesi olmadan kullanırlarsa çeşitli sağlık sorunlarını da beraberlerinde getirirler."

    Kilo verdirmek amacıyla yapılan masaj ve jel ve yosun tedavisi gibi yöntemlerin de bir tür cilt bakımı olduğunu iddia eden uzmanlar, "Vücudun dış yüzeyini temizleyen ve rahatlatan bu uygulamaların kilo verme gibi bir yararı yoktur. Sadece kısa süreli incelmelere neden olurlar. Akupunktur da tıbbi bir zayıflama yöntemi değildir. Hatta uzman olmayan ellerde geçici felçlere bile neden olur" diye konuştu.

    Şişmanlık tedavisinde kullanılan bilimsel yöntemler de olduğunu hatırlatan uzmanlar, "Kişinin gerekli kan tahlilleri, fiziksel ve psikolojik özellikleri de göz önünde bulundurularak yapılan sağlıklıklı diyetlerle ayda 4-6 kilo verilebilir. Bunun yanında doktor reçeteli ilaçla zayıflama yöntemleri de sağlık zayıflamanın başka bir yoludur" dedi.
    sağlıcakla kalın

  52. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    dostlar nerdesiniz haberlerinizi bekliyoruz.

  53. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    "Her gün bir elma"

    Bazı besinler tok tutar, kolay acıktırmaz. Çünkü işin sırrı kan şekerinin dengede durmasında. Böylece gün içinde daha az yiyerek daha kolay kilo verebilirsiniz. Nedir bunlar?

    'Kompleks karbonhidratlar' dediğimiz sebze, meyve, baklagiller, tahıllar, esmer ekmek, esmer pirinç, kepekli makarna gibi besinlerdir ve bunlara ağırlık verilmelidir. Bu yiyecekler kan şekerimizi dengede tutarak bizi acıktırmaz. Böylece gün boyunca yediğimiz miktar azalır.
    Çabuk kilo verdiren besinler nelerdir?
    Liften zengin yiyecekler; mercimek, fasulye, meyve, yulaf, tüm meyve ve sebzeler. Bunların içerdikleri lif, şeker molekülleriyle birleşip onların emilimini yavaşlatır. Böylece kan şekerini dengelemeye yardımcı olur. Zaten kilo vermede ve kilo korumada hedef, kan şekerini dengede tutmaktır.

    Her gün bir elma
    Kan şekeri dengesizliği, vücutta bir kısır döngüye yol açar. Kan şekerini çok çabuk yükselten besinler yediğinizde (örneğin şeker, bal, muz, karpuz, kavun gibi meyveler, kuru üzüm, işlenmiş buğday unu gibi) içlerindeki şeker, mide ve bağırsaklardan çok çabuk emilir ve kan şekerini bir anda yükseltir. Kan şekeri çabuk yükseldiği zaman beyin pankreasa, "Hemen insülin salgıla, kan şekerini düşür" emrini gönderir. Pankreas aşırı insülin üretir o da kan şekerini düşürür. Beyin bu kez de sizi tekrar yeme ihtiyacı içine sokar ve gereksiz yemeye başlarsınız. Örneğin yemek üzerine tatlı yendiğinde bu yaşanıyor; çabuk acıkıyorsunuz.
    Hangi meyveler, ne kadar yenmeli?
    Günde 5 porsiyon sebze ve meyve yemek, sadece kilo vermek için değil, sağlıklı bir yaşam ve pek çok rahatsızlığa karşı korunmak için de şart. Kilo verme programlarında öncelik verdiğimiz meyve elma. "Her gün bir elma" herkesin sloganı olmalı.

    sağlıcakla kalın.

  54. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,

    DİKKAT !…..

    Öldüren zayıflama ilacı izinsiz yeniden satışta

    Ölüme neden olduğu için yasaklanan zayıflama ilacı "Lida", içeriğinde değişiklik yapılmadan, izinsiz olarak yeniden satışa sunuldu.

    İthalatçı firma Farmalife, satış izni için yeniden Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na başvurdu. Ancak izin çıkması beklenmeden Lida internet üzerinden satışa sunuldu. Lida satış temsilcileri, ithalatçı firma Farmalife için istenen 880 bin YTL’lik cezanın, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce reddedildiğini, firmanın da elindeki stokları eritmek için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na izin için başvurduğunu bildirdiler. Bakanlıktan henüz gerekli iznin alınmamasına rağmen, Lida internet üzerinden pazarlanmaya başladı. Sağlık Bakanlığı yetkilileri ise Hürriyet’e, zayıflama kapsülünün içinde "ilaç etkin maddesi" olan "sibutramin" çıkması nedeniyle geçen yıl yasaklandığını ve "çok acele" yazısıyla toplatma kararı alındığını hatırlattılar. Bakanlık yetkilileri, obezite tedavisinde kullanılan ilaçlarda bulunan sibutramin etken maddesinin yan etkileri nedeniyle doktor kontrolünde alınması gerektiğini söylediler. Yetkililer, ilacın kullanılmasının kesinlikle insan sağlığına zararlı olduğunu belirterek, ürünün yeni ölümlere sebep olacağı uyarısında bulundular .
    SAĞLICAKLA KALIN

  55. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    HORMONLAR VE SIZ HORMON NEDIR?

    Hormonlar, vucudumuzdaki salgi bezlerinden salınarak kana karışan ve böylece uzak organlarda etkisini gösteren protein yapisindaki maddelerdir.

    HORMONLARIN GOREVLERI:

    Hormonlar sayesinde gelişme, büyüme, üreme, tansiyon, vucut isisi, beyin, bagirsak ve diger organlarin saglikli calismasi saglanir. Hormonlar ayrica psikolojik degisiklikler yapma ozelligine de sahiptir. Hormon salinimi her gun bir denge halinde olur ve gece ve gunduz ve bazen mevsimsel farkliliklar ortaya cikabilir.

    HORMON SALGILAYAN BEZLER HANGILERIDIR?

    Beyinde bulunan Hipofiz bezi, boynumuzda bulunan tiroit bezi, tiroit bezinin arkasinda yerlesmis paratiroit bezleri, böbrek üstü bezleri, overler (yumurtaliklar) ve testis baslica hormon salgilayan organlardir. Beyinde bulunan pinela bez ise melatonin hormonu salgilar.

    HANGI BEZ HANGI HORMONU SALGILAR?

    Hipofiz bezi: FSH, LH, Prolaktin, Buyume hormonu, TSH, ACTH, Oksitosin, ADH hormonlarini

    Tiroit Bezi: T3 ve T4 hormonlarini

    Paratiroit bezleri: Paratiroid hormonu

    Böbrek Ustu Bezi: Kortizol, aldosteron, Renin, Adrenalin, Noradrenalin hormonlarini ve az miktar testosteron ve ostrojen

    Overler: ostrojen, progesteron

    Testis: testosteron, inhibin

    HORMON HASTALIKLARI NEDIR?

    Hipofiz , tiroit, paratiroit, bobrekustubezi, over ve testis gibi salgi bezzlerinden hormonlarin az veya cok salgilanmasi hormon hastaliklarini olusturur. Diyabet, Obezite, Beslenme, metabolizma boxukluklari, osteoporoz, lipid (kolesterol, trigliserit), urik asit yuksekligi, polikistik over hastaligi, tuylenme de endokrinoloji bilim dalinin tedavi ettigi hastaliklardir.

    ENDOKRINOLOJI NEDIR?
    Endokrinoloji, hormon ve metabolizma hastaliklari tani ve tedavisiyle ugrasan bir bilim dalidir. Endokrinoloji ihtisasi yapmak icin dahiliye uzmani olduktan sonra 3 yil daha ihtisas yapilmaktadir.

    sağlıcakla kaıln

  56. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    DOĞRU BESLEN FORMDA KAL

    ‘’Şişmanlık, dünyada ve ülkemizde hızla artmakta olan bir hastalık. Şişmanlığın hızla artmasının temel nedeni insanların yaşam biçimindeki değişiklikler. Dünyanın bazı bölgelerinde açlıktan ölen insanlar olmasına karşın, büyük bir kesim aşırı ve sağlıksız besleniyor; arabalarda, televizyon ve bilgisayar başında, hareketsiz saatler geçiriyor. Yeni kuşaklar fast foot tuzağına düşmüş durumda. Sağlıksız yiyecekler tarım kesimindeki doğaya yakın yaşayan insanların yaşamına bile sızmaya başladı. Öte yandan, şişmanların sayısı arttıkça insanlar fazla kilolarından kurtulmak için, traji-komik bir takıntıyla, her türlü tuhaf öneriye kulak vermeye başladılar. Bu kitapta şişmanlığın nedenleri, yol açtığı hastalıklar, bilimsel olarak sağlıklı ve dengeli beslenmenin nasıl olması gerektiği, besinler, vitamin ve minerallerin kullanımı konularıbnda özet bilgiler vermeye çalışırken, zayıflamak isteyenleri, bilimsellikten uzak diyet kitaplarına, internetteki sıradan diyet listelerine, tek gıdaya dayalı yanlış diyet önerilerine karşı da uyarmak istedim.

    Şişmanlık, dünyada ve Türkiye’de hızla artmakta olan bir hastalıktır. Günümüzde, tüm dünyadaki aşırı kilolu insan sayısının bir milyarı geçtiğini söyleyebiliriz. Önceleri sadece erişkin insanların problemi olarak görülen şişmanlığın, son yıllarda çocukları da tehdit ettiği ve aşırı şişman çocuk sayısının hızla arttığı gözlenmektedir. Şişmanlığın hızla artmasının başlıca nedenleri: Aşırı beslenme ve hareketsiz yaşam biçimidir. Bu faktörler dışında, anne ve babadan gelen bazı genlerin şişmanlıkta rol oynadığı da artık bilinmektedir.

    Şişmanlık, sigaradan sonra önlenebilir ölüm nedenlerinden ikincisidir. Kilosu fazla olan kişilerde şeker hastalığı (diabetes mellitus), tansiyon yüksekliği (hipertansiyon), kan yağlarında yükseklik (hiperlipidemi) ve kalp hastalıklarının daha fazla olması ve bu rahatsızlıkların erken yaşlarda ölüme yol açması nedeniyle, kilo vermek ve sağlıklı beslenmek büyük önem taşımaktadır.

    Fazla kilolardan kurtulmanın ilk yolu sağlıklı ve dengeli beslenmek, az yemek ve egzersizi artırmaktır. Otomobil kullanımının artması, televizyon ve bilgisayar başında geçirilen hareketsiz saatler, insanların kilo almasının belli başlı nedenleridir. Akşam yemeğinden yatıncaya kadar geçen süre içinde atıştırılan yiyecekler de fazla kiloların önemli bir nedenidir.

    Ülkemizde beslenmeyle ilgili en büyük yanlışlığın beyaz ekmek tüketimi olduğunu söyleyebiliriz. Artık köylerde bile bol miktarda beyaz ekmek tüketilmektedir. Bol nişasta içeren, buna karşılık mineral, vitamin ve posa açısından zayıf olan bu tür ekmeğin, sağlığa faydası olmadığı gibi, şişmanlığa, şeker, kalp ve tansiyon hastalıklarına zemin hazırladığı da bilinmektedir. Eğer beyaz ekmek tüketimi bu hızla devam ederse, ülkemizde, şişmanlık, şeker, kalp ve kanser gibi hastalıklarda büyük bir artış olacaktır. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeğinin yenmesi artık alışkanlık haline getirilmelidir.

    Ülkemizde beslenme konusundaki çok yaygın bir başka yanlışlık, meyveleri bol şekerle kaynatarak reçel yapmaktır. Sadece meyvenin kendi şekeriyle, yani şeker ilave edilmeden yapılan reçel daha sağlıklıdır.

    Bir diğer önemli yanlış beslenme alışkanlığı ise, ülkemizde, süt, yoğurt ve peynirin yağlı olanının tercih edilmesi, yağsız yoğurt ve peynirin pek makbul sayılmamasıdır. Oysa peynir, yoğurt ve sütün yağsız olanı sağlıklıdır.

    Kilo almanın önemli bir nedeni kahvaltı yapmamak, öğleyin az, akşamları çok fazla yemektir. Aslında sağlıklı olanı kahvaltıyı iyi yapmak, öğlen normal, akşam ise hafif yemektir. Özellikle çocukların çoğunun kahvaltı yapmadığı ve bu nedenle gün içinde fazla miktarda abur-cubur yiyip kilo aldıkları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle sabahları ailece iyi bir kahvaltı yapılması çok önemlidir. Kahvaltı yapan kişilerin gün içinde daha az acur-cubur atıştırdığı bilimsel olarak ortaya konmuştur.

    Sağlıklı bir yaşam için, günde en az 6-8 bardak su içilmesi gerekmektedir. Maalesef ülkemizde su içme alışkanlığı yoktur. Az su içenlerde şişmanlık, böbrek taşı ve bağırsak hastalıkları daha fazla görülür. Zayıflamak isteyenlerin de günde en az 6-8 bardak su içmeleri gerekir. Kola, gazoz veya diğer meşrubatlarda şeker oranının fazla olduğunu unutmayınız. Kola veya gazoz yerine su içmeyi alışkanlık haline getiriniz ve hatta susamadan su içmeye çalışınız.

    Son yıllarda sevinçle gördüğümüz önemli bir değişiklik, artık çoğu kişinin yemeklerde bitkisel sıvı yağları tercih etmeye başlamasıdır. Margarin, tereyağı, iç yağı ve diğer katı yağların sağlığa zararlı olduğu bilinmektedir. Etiketinde, ‘hidrojenize bitkisel yağ’ içerdiği belirtilen gıdalar, bisküvi, gofret, kurabiye, pasta ve keklerin sağlığa zararlı olduğunu unutmayın. Yağların hepsi zararlı değildir. Bitkisel sıvı yağlar, zeytinyağı, ceviz, badem, Antep fıstığı, yer fıstığı, fındık ve balıkta bulunan yağlar sağlığa faydalıdırlar. Bizi kalp ve damar hastalıkları, kanser ve yüksek kolesterol’den koruyan omega 3 yağlarını yeterince almak için, haftada en az iki defa balık ve her gün 4-5 tane ceviz veya badem yemeye çalışınız.

    Sağlıklı beslenmenin bir başka önemli kuralı da bol miktarda sebze ve meyve tüketmektir. Özellikle renkli olan meyve ve sebzeleri tüketmek sağlığımız için daha faydalıdır. Fazla miktarda sebze ve meyve tüketenlerde tansiyon, kalp ve kanser gibi hastalıkların daha az görüldüğü bilimsel olarak ortaya konmuştur. Meyve ve sebzelerin tazesini bulamadığınızda konservesini değil, dondurulmuş olanını tercih ediniz.

    Beslenmenin ve uzun yaşamanın altın kuralı, gıdaları mümkün olduğu kadar çok çeşitli ve doğal halinde yemek; buna karşılık rafine edilmiş (işlenmiş), konserve, katkı maddeli, renk verilmiş, margarinle yapılmış veya işlenmiş gıdalardan uzak durmaktır. Yediğiniz gıdaların kalorisini öğrenmeye çalışmak, posalı gıdalar dediğimiz sebze, meyve ve tam tahılları çok miktarda, şeker yükü fazla olan patates, havuç, muz ve reçel gibi gıdaları az miktarda yemek, kilo vermede önemli adımlardır. Sağlıklı bir yaşam için un, tuz ve şekerden (3 beyaz) uzak durmak gerekmektedir.

    Kilo vermenin anahtarı, kalorisi düşük bir diyet yapmak ve hareketi mümkün olduğunca artırmaktır. Yanlış yeme davranışlarını değiştirmek, iyi uyumak ve stresten uzak durmak da zayıflamak için çok önemlidir. Stresli ve uykusuz kişilerde atıştırma ve kilo alımı daha fazladır.

    Zayıflayacağım diye aç kalmak, çok az veya dengesiz beslenmek, öğün atlamak, kahvaltı yapmamak ve tek gıdaya dayalı yanlış diyet veya beslenme alışkanlıkları, vücudunuzda birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olabileceği gibi, verilen kiloların hemen geri alınmasıyla sonuçlanır. Önemli olan, günlük kalori alımını, vücudun temel besin ihtiyacını karşılamayı göz ardı etmeden, sağlıklı ve dengeli bir şekilde azaltmak ve bunu sürdürmektir. Hızla zayıflamanın da sağlığa zararlı olduğu unutulmamalı ve yavaş bir şekilde kilo verilmelidir.

    Kilo alımının önemli nedenlerinden biri de, vücudumuzun genetik olarak buna eğilimli olması ve bazı hormon bozukluklarıdır. Yapılan bilimsel çalışmalar kilo alıp vermelerde beynimizin hipotalamus adı verilen bir bölgesinin çok önemli rol oynadığını ortaya koymuştur. Yağ dokusundan salgılanan ve beyine sinyaller göndererek iştahı kesen leptin isimli hormonun şişmanlarda iyi çalışmadığı artık bilinmektedir. Beynimizin hipotalamus adı verilen bir bölgesinde iştahı artıran veya azaltan birçok hormonun salgılandığı ve bunların şişmanlama üzerindeki etkileri daha yeni aydınlığa çıkmaktadır. Tıp biliminin bu beyin hormonları ve hipotalamus konusunda bilgisi arttıkça, iştahın mekanizması ve şişmanlık daha iyi anlaşılacak ve yeni tedavi olanakları ortaya çıkacaktır. Görüldüğü gibi kilo almanın henüz tam anlamıyla çözülememiş bir beyin boyutu vardır ve bilimsel araştırmalar bunu aydınlatmaya çalışmaktadır.

    Şişmanlıkla mücadelenin ilk koşulu, çocukluk çağından itibaren sağlıklı beslenmeyi öğrenmek, uygulamak ve spor yapmayı alışkanlık haline getirmektir. Bu bilincin ailede ve toplumda yaygınlık kazanması, çağımızın hastalığı olan şişmanlık ve onun neden olduğu hastalıklarla savaşımın ilk koşuludur. Ailenin sağlıklı beslenmeyi öğrenmesiyle, çocuklar daha sağlıklı beslenecektir. Çocuklarımız genellikle anne ve babanın davranışlarını taklit ettiklerinden, beslenme alışkanlıkları hızla değişecektir.

    Zayıflamak ve yaşamınızı sağlıklı bir kiloda sürdürmek istiyorsanız, piyasadaki bilimsellikten uzak diyet kitaplarına, internetteki sıradan diyet listeleri veya zayıflama metotlarına fazla rağbet etmemenizi, öncelikle sağlıklı beslenmeyi öğrenmenizi öneriyorum. Beslenme alışkanlığında değişiklik yapmak da, hiç egzersiz yapmayan birinin yürümeye veya spor yapmaya başlaması da, başlangıçta biraz sıkıntılı olsa bile, zaman içinde bir alışkanlığa dönüşür. Bu alışkanlık da kilonuzu kontrol altında tutmanızı mümkün kılar. Başlangıçta bazı kaçamaklar olabilir. Bunlar umudunuzu kırmasın, başladığınız işte ısrarcı olun ve beslenmenizi sağlıklı bir duruma getirin. Bu değişikliğin sizin sağlığınız kadar eşiniz ve çocuklarınızın sağlığı için de çok önemli olduğunu ve bu sayede birçok hastalığı önleyeceğinizi unutmayın.

    Diyet ve egzersize başlamadan önce fazla kilolarınızın nedenini anlamak, hormon bozukluğu veya başka hastalığınız (şeker hastalığı, kan yağları yüksekliği, tansiyon veya kalp hastalığı gibi) olup olmadığını ortaya çıkarmak için, önce doktorunuza başvurun. Bu hastalıklarla ilgili tetkikler yapıldıktan sonra, doktorunuzun önerisi doğrultusunda bir diyet planlaması yapmak için bir diyetisyenle görüşüp egzersize başlamak uygundur. Hormon bozukluğu olan bir kişinin, bu bozukluğu giderecek tedavi görmeden zayıflaması mümkün değildir.

    Psikolojik sıkıntılar, aşırı stres, uykusuzluk ve yeme bozukluğu gibi sorunların, bir psikolog veya psikiyatr desteği ile çözümlenmesi ve gevşeme tekniklerinin öğrenilmesi de zayıflamanın başarılı olmasında büyük önem taşır.

    sağlıcakla kalın

  57. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,

    DİYET VE TİROİT İLİŞKİSİ

    Tiroit yetmezliği metabolizmayı yavaşlatan ve bu nedenle kişilerde önceki kilolarına göre %15-30 oranında kilo alınmasına neden olan bir hastalıktır. Bu nedenle tiroit bezi yetmezliği tedavi edilmeden kilo vermek çok zordur. Tiroit hormon ilaçları (Levotiron veya Tefor gibi) ile hastaların çoğunda tedaviyle birlikte kilo verme oluşursa da hastaların % 17’si kilo veremez. Özellikle menopozdaki kadınlarda bu durum daha sık görülür. Hem menopoz hem de tiroit yetmezliği kilo vermeyi engeller.

    Tiroit bezi yetmezliği olmadığı halde kilo vermeye çalışan kişilerde belirli bir kilo verdikten sonra kilo kaybının azaldığı veya durduğu bir dönem oluşur. Bu durum vücudun kendini koruma mekanizmasıdır. Vücudumuz daha fazla kilo verilmesine direnç göstermeye başlar. Bu direnç tiroit hormonlarının azalmasıyla olabildiği gibi bazı başka hormonların salınmasının artması ile de oluşur. Kalori alımı yani yenilen gıda alımı azaldıkça vücudumuzda bulunan T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşümü azalır ve sonuçta hücrelere giren ve etkili olan T3 azaldıkça metabolizmamız yavaşlar ve kilo veremeyiz.

    Kalori alımı azaldıkça yani diyet yaparken az yemek yedikçe vücudumuzdaki yağlardan salgılanan Leptin isimli hormon kanda azalır. Azalan leptin hormonu ise beyindeki iştah merkezini uyararak iştahı artırır ve gıda alınmasını sağlar.

    Kilo vermeyi engelleyen hormonlardan birisi Ghrelin hormonudur. Bu hormon mideden salgılanmakta ve kana karışarak beyine ulaşıp yemek yemeyi artırmaktadır. Kilo vermek için diyet yaparken bu hormon kanda artmakta ve daha fazla kilo verilmesini engellemektedir. Bu hormonun salgılanmasını önleyecek bir ilaç ise henüz yoktur.

    Bazı minerallerin eksiklikleri de kilo vermeyi engeller. Manganez, krom çinko, kalsiyum ve magnezyum eksikliği özellikle çok önemlidir. Bu minerallerde saptanan eksikliklerin tedaviyle düzeltilmelidir.

    T4 hormonunun T3’e dönüşmesinde selenyum minerali de etkili olduğundan kilo veremeyen kişilerde selenyum eksikliği olup olmadığına bakılması gerekir. Selenyum eksikliği varsa bu eksiklik giderilir. Ayrıca çinko, demir, bakır mineralleri de T4’ün T3’e dönüşümünde etkilidir. Bu minerallerde eksiklik olup olmadığına da bakılması gerekir.

    Omega-3 alımını artırmak kilo vermede faydalı olabilir. Omega-3 yağ asitleri tiroit hormonlarının hücrelerdeki etkisini artırmaktadır.

    Kanda insülin hormonu yüksek ise kilo vermede sıkıntılar oluşur. İnsülin yüksekliğini azaltmanın önemli bir yolu şeker yükü yüksek olan karbonhidratları yememektir. Beyaz ekmek, şeker, makarna, patates, kek, tatlı, çikolata gibi şeker yükü fazla gıdalar insülin hormonunu kanda iyice artırarak kilo vermenizi önler. Bu gıdalar yerine tam buğday unundan yapılmış ekmek (köylü ekmeği gibi), kepekli makarna, nohut, kuru fasulye, mercimek, bezelye, sebze ve meyvelerle beslenmek gerekir.

    Tiroit yetmezliği olan hastalarda metabolizma yavaşladığından alınan karbonhidratların (unlu, şekerli gıdaların) sindirilmesi veya parçalanması ve kandaki şekerin hücrelere girmesi zorlaşır. Bu nedenle vücut daha fazla insülin salgılayarak kan şekerini düşürmeye çalışır. İnsülin arttıkça da iştahta artma ve kilo alma oluşur. İnsülin hormonundaki yükselmeler gün içinde kan şekerinde düşme yaptığı için de yorgunluk, baş dönmesi, bitkinlik, öfkelenme, birden sinirlenme, bağırma ve açlık hissi oluşur. Sizde bu belirtiler varsa kan şekerinizde düşmeler oluyor demektir. Bunu anlamak için 3-4 saatlik şeker yükleme testi yaptırmanız gerekir.

    Stresli kişilerde stres hormonu dediğimiz kortizol artmaya başlar ve artan kortizol hormonu da kan şekerini yükseltir.

    Yukarıda söz edilen faktörler hipotiroidili bir hastada kilo almaya, kan şekerinde düşmelere neden olur. Eğer kilo veremezseniz ileride bu defa şeker hastalığı gelişir.

    Bu nedenle karbonhidrat ve yağdan fakir bir beslenme ile ve egzersiz yaparak kilo vermeyi denemelisiniz.

    İyi beslenmenize ve egzersiz yapmamıza rağmen zayıflayamıyorsanız doktorunuz size bazı ilaçlar verecektir. Bu ilaçlar zayıflamanıza yardımcı olur.

    Hipotiroidili hastalarda selenyum desteği almak T4 hormonunun T3’e dönüşümünü artırarak dokulardaki tiroit azlığını veya metabolizma yavaşlamasını artırmaya faydalı olabilir. Bu nedenle selenyum ölçümü yaptırınız. Eksiklik varsa doktorunuz size selenyum desteği için ilaç verecektir.

    Kilo veremeyen tiroit yetmezlikli hastalarda T4 (Levotiron veya Tefor) ve T3 ilaçlarını birlikte almak bazen faydalı olabilir. TSH hormonunu 1.5-2.5 arasında tutacak şekilde doktorunuz bu ilaçları ayarlayacaktır.

    Yukarıdaki önlemlere rağmen kilo veremeyen kişilerde altta yatan diğer nedenleri araştırmak gerekir. Bunlar depresyon, stres, uyku bozuklukları, bazı mineral ve vitamin eksikleri ve gıda allerjileri olabilir. Özellikle selenyum, çinko, ve demir eksikliği varsa bunların tedavisi kilo vermeniz açısından çok önemlidir.

    Bazen TSH hormonu normal olduğu halde kilo veremeyen hastalarda anti-TPO antikoru yüksek olabilir. Anti-TPO antikor yüksekliğinde tiroit bezinin çalışmasında hafif bozukluklar olabilir. Çok hassas TSH ölçümleri ile bu durum anlaşılabilirse de gizli tiroit yetmezliğin tanısı için TRH testi yapılabilir. TRH sonrası 25nci dakikada TSH 15’den yüksek çıkarsa tiroit bezi az çalışıyor demektir.

    Özetle; tiroit yetmezliği olan kişiler kilo veremiyorsa şu nedenler araştırılır:

    1. İlaç yeterince alınıyor mu? TSH düzeyi istenen seviyede mi? TSH düzeyi 1-1.5 düzeyine indirmekle kilo verme sağlanabilir.

    2. Gıda allerjisi olup olmadığını araştırmak gerekir. Gıda allerjisi varsa kilo vermede sıkıntı olur.

    3. Kanda insülin düzeyine bakılır. İnsülin yüksek ise ona yönelik tedaviler uygulanır.

    4. Kalori azaltılmasını yeterince yapmamış olabilirsiniz

    5. Selenyum, B vitamini, yağ asitleri, magnezyum ve kalsiyum eksikliğiniz varsa kilo veremezsiniz

    6. Psikolojik stres varsa düzeltilmelidir. Stresi olan kişilerin kilo vermesi zordur.

    7. Kanda anti-TPO antikoruna bakılır. Yüksek ise ona yönelik tetkik ve tedaviler yapılır.

    8. Diğer hormon bozuklukları olup almadığı araştırılır (Kortizol eksikliği, yumurtalık kistleri, prolaktin hormon yüksekliği, kan kalsiyum azlığı gibi).

    sağlıcakla kalın

  58. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    DİKKAT!……

    DIYETE BASLAMAN ONCE MUTLAKA ENDOKRINOLOJI UZMANINA BASVURMANIZ GEREKTIGINI UNUTMAYINIZ.

    Seker hastaliginiz var ve kilolu iseniz yakinda Epsilon yayinevinden cikacak olan ''SEKERLI YASAM'' kitabi size rehber olacaktir.

    ZAYIFLAMAK ICIN ONCE BIR ENDOKRINOLOJI – HORMON HASTALIKLARI UZMANINA BASVURARAK HORMON; MINERAL VE DIGER TETKIKLERINIZI YAPTIRINIZ. TETKIKLERE GORE NASIL BIR ZAYIFLAMA PROGRAMI YAPILACAGINA DOKTORUNUZ KARAR VERECEKTIR.

    GELISIGUZEL DIYETLERE, BITKISEL ILACLARA VE MAMALARA RAGBET ETMEYINIZ, BU TUR ZAYIFLAMA METOTLARI SAGLIGINIZA ZARAR VERIR. ZAYIFLAYACAGIM DIYE AÇ KALMAYINIZ.
    SAĞLICAKLA KALIN.

  59. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Göbek ve Karın Bölgesindeki Yağların Verilmesi
    Göbek ve Karın Bölgesindeki Yağlarından kurtulmak isteyenler asla her duyduğunuz lafa inanmayın.Vücudumuzun herhangi bir bölgesindeki yağları bölgesel olarak eritme diye bir durum sözkonusu değildir. Vücudunuzun belli bir bölgesini hareket ettirmek sadece vücudunuzun o bölgesindeki yağların yakılmasını asla sağlamaz. Yaptığınız çalışma veya spor veyua egzersizler vücudunuzun her tarafındaki yağların eşit oranda yakılmasını sağlar. Özellikle karın kaslarına yönelik yapılan egzersizler çok az kalori yaktıran çalışmalardandır. Vücudunuzdaki yağların erimesi yaktığınız kalori miktarı ile doğru orantılıdır. Örneğin; koşmak, karın kaslarını çalıştıran hareketlere göre daha fazla kalori yaktırdığı için, göbeğinizdeki yağların eritilmesi için daha verimli ve etkin bir egzersiz hareketidir. Şüphesiz sadece karın kaslarına yönelik bir çalışma göbeğinizdeki yağların altındaki kasların gelişmesini de sağlar. Ancak bu çalışma az kalori yaktırdığı ve göbeğinizdeki yağları eritemediği için, gelişmiş karın kaslarınız üzerinde sarkan göbek yağları altında kalacağı için, bu durumu hiç kimse fark etmeyecektir, boşuna uğraşmış olacaksınız.

    sağlıcakla kalın

  60. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Dengeli Beslenme
    Herkes için hayatta akılcı bir beslenme rejimi olmalı. Kilo vermeyi asla ertelemeyin. Eğer hızla kilo veremediyseniz, hayal kırıklığına da asla uğramayın.Çünkü çok çabuk kilo kaybederseniz, sağlığınızı büyük risklere atmış olursunuz. Ayrıca insanın kısa bir sürede yeme alışkanlıklarını değiştirmesi imkansız. Herhangi bir tatlıyı yemeden veya bisküvi paketini açmadan önce kendinize sorun, “Ben gerçekten aç mıyım?” eğer cevabınız olumluysa, on dakika bekleyin ve bu soruyu tekrar sorun.Yapılan araştırmalar 10 dk. yapılan ayıştırmaların tokluk hissi vereceğini göstermektedir.Dendeli beslenme için yeceklerinizi haftalık olarak planlayın. Böylece alışveriş yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz ve dengeli beslenme için ilk adımı atmış olursunuz .Asla süpermarkete aç gitmeyin. Eğer insanlar tok karnına alışverişe giderlerse, besin değeri daha yüksek yiyecekler alıyorlar. Abur cuburdan da uzak duruyorlar.

    Daha hareketli olabilmek için hayatınızda, beslenme rejiminizde değişiklik yapmaktan kaçınmayın.Dengeli beslenme için dengeli rejim de şart.

    Dengeli belenme için günlük tutun. Hem ne yediğinizi, hem de ruh halinizi deftere kaydedin. Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık olarak devam eder. Daima geriye dönüp kendinizi kontrol edin. Unutmayın ki dengeli beslenme dengeli kilo vermeye gebedir.

    Hiçbir zaman neden kilo vermek istediğinizi unutmayın. Sıkıldığınızda veya diyet yapmaktan yorulduğunuzda eski fotoğraflarınıza ufak bir göz atın ve her verdiğiniz kiloda kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Değişimin zamanla ve sabırla olacağını hep aklınızın bir köşesinde bulundurun.

    Geçmişi değiştiremeyebiliriz ama gelecek için şansımızı ve kilolarımızı değiştirebiliriz.Yeryüzündeki hiçbir yiyecek, sizin kendinizi zayıf hissetmenizden daha leziz olamaz.

    Eğer yemek yemek istemiyorsanız, yemek yiyebileceğiniz bir yere gitmeyin.Sosyal zorunluluk olarak, bir partiye gidiyorsanız, ne yiyeceğinizi de planlayın!

    Eğer bir açık büfe ile karşı karşıya iseniz, hemen salata bölümüne gidin ve tabağınızı salatayla doldurun. İkinci kez gittiğinizde kendinizi tok hissedeceksiniz ve daha fazla kontrol edebileceksiniz. Eğer yeterli ve dengeli beslenme kurallarına uyarsanız bunlar size hiç zor gelmez.

    -Dengeli beslenme için her zaman ölçülü olun. Porsiyonlarınız küçük olsun.

    -Dengeli beslenme için bol sebze, az yağ, bardak bardak su.

    -Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için ve içerken düşünün, “Şu anda yemek yiyorum ama hedeflediğim kilodan uzaklaşıyorum.” Kendi kendinizle yapacağınız tartışmalar işe yarayacak.Unutmayın her şey dengeli beslenme uğruna.

    -Bilinçli bir şekilde yemek yiyin. Yavaş olun. Dengeli beslenme için ağzınıza götürdüğünüz her lokmaya dikkat edin.

    -Her yemekten sonra dişlerinizi fırçalayın. Ağzınızdaki temizlik duygusu sizin bir kaç saat acıkmanızı engelleyecektir
    sağlıcakla kalın

  61. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Dengesiz beslenme sonucu gelişen şişmanlık, arzu edilmeyen bir durumdur ve çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına da zemin hazırlar. Zayıflamak amacıyla yapılan yanlış diyetler de sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

    Sağlıklı zayıflamak ve vücut ağırlığını dengede tutmak için ilk kural doğru beslenme bilgisine sahip olmaktadır. Diyet kiyişe özeldir. Herkes için ortak bir diyet öneren gazete, dergi ve kitaplardaki "sihirli diyetlerin"in
    sizi başarıya götüreceği umuduna kapılmayınız.
    sağlıcakla kalın

  62. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    ZAYIFLAMA YÖNTEMLERİ
    OBEZITE

    Tanım: Besinlerle alınan eneji miktarının, metobolizma ve fiziksel aktivite ile tüketilen enerji miktarını aştığı durumlarada ortaya çıkar.

    Obezitenin Nedenleri

    1. Genetik yapı: Bu, kalıtımsal bir şişmanlıktır, aile yapısından kaynaklandığı için kişi şişmanlıktan kendini sorumlu tutmaz. Ancak yine de kilolarını kontrol altında tutmak için dengeli beslenerek kilo almamaya çalışmalıdır. Zira, kalıtımsal da olsa, şişmanlığı dengeli beslenerek önlemek mümkündür.

    2. Hormonlar: Bir insanın hormonal dengesi yaşantısında çok önemli rol oynar, özellikle kadınlarda. şişmanlığın nedeni hormonal dengenin bozulması olabilir. Bu nedenle sağlıklı zayıflama programlarında hormon testleri yapılması öngörülür.

    3. Beslenme: şişmanlığın tek sorumlusu, kişinin gereğinden fazla veya dengesiz beslenmesi olabilir. Çözümlenmesi en kolay olan şişmanlık sorununun, beslenme bozukluğundan kaynaklanan şişmanlık olduğunu söyleyebiliriz.

    4. Hareketsizlik: Aldığınız kaloriyi sarfedemiyorsanız, sarfettiğiniz kalori, aldığınız kaloriden az ise şişmanlarsınız. Tembellik kiloları, harekete geçilerek atılır!

    5. Stres: İnsanın hayatındaki boşluğu beslenmeyle doldurması sonunda ortaya çıkan bir şişmanlık sorunudur ve hayli ciddi bir sorundur. Zira işin içine psikoloji de giriyor. Stres ve depresyon kilo almada veya zayıflamada söz sahibi olan iki önemli unsur!

    6. İlaç ve operasyon: Genelleyemesek de bazı ilaçların kullanımı (depresyon gidericiler, hormon ilaçları, kortizon vs) bazı kişilere kilo aldırıyor. Bu tür ilaçlar doktor denetiminde kullanılır. Ameliyatlardan sonra da kilo almak söz konusudur; bu da ameliyat şokuyla ilgili olarak psikolojik şişmanlık şeklidir.

    ZAYİFLAMA ÖNERILERI,

    1.Bitkisel Zayıflama İlaçları Sinir Sistemini Bozuyor: Bitkisel zayıflama ilaçlarının vücutta B1 vitamini (thiamin) eksikliğine yol açarak, karbonhidrat metabolizmasını etkilediği, bununda istem dışı göz kaymasına ve yürümede dengesizliğe neden olabildiği belirlendi. Aynı durumun, alkoliklerde de görülebildiğini ifade eden uzmanlar,alkoliklerde de thiamin eksikliğinin meydana gelebildiğine işaret ettiler. Bitkisel zayıflama ilaçlarının, ciddi bir rahatsızlık olan ataksiaya da yol açabildiği kaydedildi. Uzmanlar, araştırmada bitkisel ilaçların, metabolik dengesizlik yarattığını belirlediklerini açıkladılar. Araştırmada, deneklerin kaslarına thiamin enjekte eden uzmanlar, 3 gün içinde yürüme ve vücut dengesinin sağlanabildiğini gözledi. Bir ayiçinde ise hastalardaki sorunun tamamen giderildiği belirlendi.

    2.Açlık Karşısında Nasıl Dayanıklı Olunabilir: Açlık hissini duyar duymaz hemen bir şeyler atıştırmaya kalkmayın ve on dakika bekleyiniz. Belki bu süre içinde ortaya çıkan o açlık arzusunun önüne geçmiş veya açlık durumunuz herhangi bir gıda almadan da azalmış olacaktır. Bu durumda hemen bir bardak su içiniz. Mideniz dolduğunda doyma refleksi sayesinde açlık hissinizi kandırmış olacaksınız. Mide dolduğu için açlığı daha iyi tolere edebilirsiniz.Yanınızda limon varsa bir dilim kesip suyunu içiniz.İçilen bir dilim limon suyu açlık hissini azaltacaktır. Büyük öğünler yerine daha sık aralıklarla az gıda yiyiniz. Doyma dorumu beyinde kontrol edilen bir merkez sayesinde yapılmaktadır. Ara öğünleri zevk alarak bekleyiniz. Açlık hissinden uzak durmanın diğer bir şekli ise hareket halinde olmaktır. Sadece kalorinin sınırlanması ile olan bir diyet uzun vadede başarılı olamaz. Onun için kalorinin sınırlanmasının yanı sıra aynı zamanda egzersiz yapmak ve hareket halinde olmak bir o kadar önemlidir.
    Not: Hareketlilik paralelinde verilen kilolar kalıcı olarak verilmiş olan kilolardır.

    3.Su İçmek zayıflatır: Birçok kişi sinirli ya da üzgün olduklarında ilk iş olarak buzdolabına yönelir. Çünkü bu zamanlarda vücutta salgılanan endorfin hormonu iştah açar ve bizi yemeye yönlendirir. Oysa bu durumda yapılacak en yararlı şey su içmektir. Çünkü su, endorfin hormonu salınımını bloke ederek gereksiz yemek yemeyi engeller. Kabızlığı önler. Yeterli su alınmadığı zaman beden ihtiyacı olan
    suyu bağırsaklardan çektiği için kabızlık oluşur. Yemeklerden önce içilen su tokluk hissi verir.Yağların vücutta depolanmasını önler. Karaciğerin başlıca görevlerinden biri de depolanmış yağları enerjiye çevirip, yakmaktır. Ancak böbrekler yeterli su alamazsa karaciğer iyi çalışmaz ve yağlar bedende depolanır. Vücudumuz yeterince su alamazsa bunu bir tehlike gibi algılayıp suyu saklamaya başlar. Bu da vücutta su toplanmasına özellikle el ve ayaklarda ödem oluşumuna neden olur. Bu yüzdendir ki kişinin gün içinde yeterli miktarda su içmesi çok önemlidir.
    Not:Eğer günde 1 saat spor yapıyorsanız, bu miktarı 1 litre arttırmanız gerekir. Genelde insanın 8 bardak (2 litre) suya ihtiyacı vardır. Ancak kilolu kişilerin metabolizmalarını hızlandırmaları için daha fazla su tüketmeleri gerekir. Uzmanlar bunu fazladan her 12 kilo için 1 bardak su olarak ifade etmektedir.

    4. Zayıflamada Elma Vazgeçilmez: Elmada yalnız 50 kalori vardır ve içinde bulunan petkinden dolayı doyurucudur. Zayıflamak için harika bir meyvedir. Düşük kalorili olduğu için kilo almayı önler, kan şekeri ve yüksek tansiyon için de oldukça faydalıdır. Elmadaki petkin maddesi, zararlı kolesterolü (LDL) düşürür; atardamarları koruyan faydalı kolesterolü (HDL) yükseltir. Elmadaki etkili maddelere yeni keşfedilen "Phenylalanin" de eklendi. Bu madde, vücutta bulunan ve kalbin çalışmasında destek olan Q enzimini faaliyete geçirir.

    5.Kilo Veremiyorsanız Beslenme Alışkanlıklarınızı Değiştirin: Sağlıklı yaşam için yemek yeme ve pişirme alışkanlıklarında yapılması gereken değişikler ile dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:
    -Yüksek kalori içeren hazır besinlerden sakınılmalı.
    -Aynı gruptaki besinlerin düşük kalorili olanları tercih edilmeli.
    -Az ve sık yenmeli, öğün atlanmamalı.
    -Mutlaka kahvaltı yapılmalı, akşamları aşırı yemek yenmemeli.
    -Açlığı bastırmak için salatalık, havuç, elma, şeftali gibi düşük kalorili yiyecekler tercih edilmeli.
    -Her gün sebze ve meyve yenmeye çalışılmalı. Böylece vücudun ihtiyaç duyduğu posa alınmış olunur.
    -Beta keroten, C ve E vitamini gibi antioksidanları içeren yiyeceklerden almaya özen gösterilmeli.
    -Yemekler için küçük tabak, salatalar için büyük tabak kullanılmalı.
    -Yemek küçük lokmalar halinde yenmeli, iyi çiğnenmeli, acele yemek yenmemeli.
    -Yemek yerken, TV izleme, gazete, kitap okuma gibi, başka şeylerle meşgul olunmamalı.
    -Yemek öncesi ve yemekle birlikte su içilmeli. Günde 8-10 bardak su içmeye özen gösterilmeli.
    -Yemekten sonra dişler fırçalanmalı.
    -Yalnızlık duygusu varsa, bunu yiyerek bastırmaya çalışılmamalı.
    -Etli, kıymalı yemeklere yağ konmamalı.
    -Diyette doymuş yağ ve kolesterol miktarı azaltılmalı. Yemeklerde zeytinyağı ve diğer sıvı yağların her ikisi de kullanılmalı.
    -Zeytinyağlı sebze yemeklerine az yağ konulmalı. (1 kilogram sebze için 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı)
    -Her türlü kızartmadan uzak durulmalı.
    -Kömür ateşinde aşırı pişmiş etler ve tütsülenmiş yiyeceklerden kaçınılmalı.
    -Evde tatlı yapmamaya çalışılmalı. Çok arzu edilirse tatlandırıcı ile yapılmış sütlü tatlılar tercih edilmeli. Tatlı yerine meyve tüketilmeli.
    -Böreklerde kıyma yerine sebze kullanılmalı. Fırında pişirilmiş börekler tercih edilmeli.
    -Özel diyet yemekleri yapılıp, aileyle birlikte sofraya oturmaktan soyutlanmamalı. Sağlıklı pişirilen yemekler tüm aileyle paylaşılmalı.
    -Haftada bir gün, serbest gün ilan edilip istenen şeyler yenebilir. Ancak takip eden öğünde, salata, yoğurt, sebze, meyve gibi düşük kalorili yiyeceklerle önceki öğün dengelenmeli.

    Vücut Aktivitesi de Arttırılmalı

    Sağlıklı yaşam için yeme alışkanlıklarının değiştirilmesinin yanı sıra vücut aktivitesinin de artırılmasına değinen uzmanlarca ;
    -Güne erken başlanmalı, 7-8 saatten fazla uyunmamalı.
    -Kısa mesafeler için taşıt kullanma yerine yürünmeli, asansör yerine de merdiven kullanılmalı.
    -Mümkünse haftanın 3-4 günü egzersiz yapılmalı. Pasif jimnastik yerine kalp-damar sistemini güçlendirecek aktif jimnastik tercih edilmeli veya günde 30 dakika-1 saat tempolu şekilde yürünmeli.

    DİĞER ZAYIFLAMA YÖNTEMLERİ

    1. Rejim ve dengeli beslenme:

    Kilo vermek uğruna açlık rejimleri, organizmayı kızdırır ve ilk fırsatta kaybettiklerini fazlasıyla geri alır. Sağlıklı zayıflamak için branşlarında uzman kişilere başvurulmalıdır:

    Beslenme uzmanı: Beslenme sorunları ve metabolizmayla ilgili hastalıklar konusunda uzmandır. Basit beslenme bozukluğundan sağlığı tehdit etmeye varan ciddi kilo sorunlarına kadar her alanda size yardımcı olabilir.

    Diyet Uzmanı: Hekim olmamakla beraber bu işin uzmanlarıyla yakın işbirliği içindedir. Kişiye kalori hesabına sadık kalarak hazırladığı dengeli beslenme reçeteleri sunar.

    Hormon Uzmanı: Hormonal denge ve salgı sistemi onun uzmanlık alanıdır. Aşırı şişmanlık, hormonların yanlış çalıştıklarının bir göstergesi olabilir.

    Zayıflama Merkezi: Yukarda saydığımız uzmanları bünyesinde barındırır ve genel bir sağlık taramasından geçirdikten sonra beslenme ve diyet uzmanlarının işbirliği içinde sizi ideal kilonuza getirir.

    2. Spor salonları:

    Kasları çalıştırıp geliştirirken form tutmanızı sağlayacak aletlerin bulunduğu bu salonlarda uzmanların öngördüğü aletlerde ve bir program dahilinde çalışılır. Bu program, dengeli beslenmeyle desteklendiği takdirde fazla kiloları spor salonlarında atabilirsiniz. Zayıflama programı da uygulayan bazı spor salonlarında sağlık taraması isteniyor (ya da yapılıyor) ve sağlık durumunuza göre spor ve beslenme programınız hazırlanıyor.

    3. Enstitülerde mekanik zayıflama:

    Enstitülerin zayıflama programlarına giren mekanik aletler farklı işlevleriyle vücudu sıkılaştırıp biçimlendirmeyi hedefler. Bunu da adaleleri çalıştırıp yağları yakarak, lenfatik drenaj uygulamasıyla toksinleri sürerek, ödemi çözüp vücuttan su atarak, bazıları da birden fazla işlevi aynı zamanda uygulayarak yaparlar. Mekanik yöntemler dengeli beslenmeyle desteklendiğinde istenen sonuca ulaşılır.

    4. Masajla zayıflama:

    Çok çeşitli masaj yöntemleri var, bunlardan lenfatik drenaj toksinleri vücuttan sürerek toparlanma sağlıyor. Akupressür (baskı masajı) ise stres noktalarına uygulanarak, sakinleştirici etkisiyle fazla kiloların birikimine karşı çıkıyor. Masajlarda sıkılaştırıcı kozmetik ürünleri veya aromatik yağların kullanılması masajın zayıflama rejimlerindeki etkisine destek oluyor. Masajlar tek başına vücudun biçimlenmesinde, kasların toparlanmasında ve selülit tedavilerinde etkili. Dengeli beslenme ile birlikte uygulandığında kilo verirken vücudun biçimlenmesini sağlar.

    5. Yosunla zayıflama:

    Yosunun çok çeşitli kullanımları var: Yosun maskeleri, yosun sargıları, yosun banyoları, yosun hapları gibi. Yosunun bulunduğu ortamda zehiri yokeden etkisi, vücuttan toksinleri sürmek için ideal. Ayrıca mineral açısından da çok zengin bir madde. Yosunlar maske, sargı veya banyoda lokal olarak kullanıldığında, kullanıldığı bölgede sıkılaştırıcı etkisi nedeniyle seans sonunda bir incelme sağlar. Düzenli uygulamalarla bu incelme uzun ömürlü olduğu için enstitülerin gözde kürlerinden biridir.

    6. Kozmetikte zayıflama:

    Kremler, jeller, yağlar… Kozmetikte lokal etki yapan ürünlerin bir çoğunda kafein gibi yağları parçalayan; carnitine gibi yağ asitleri üzerinde etki yaparak yağların parçalanmasını hızlandıran aktif maddeler, sarmaşık ve yosun gibi ödem çözücü ve su tutulmasını önleyen bitkiler, E vitamini gibi hücre yenileyici, C vitamini gibi cildi pürüzsüzleştiren vitaminler bulunuyor. Kozmetikler, zayıflama rejimlerinde ve her istendiği, ihtiyaç duyulduğu zamanlarda cildi ve vücudu toparlamakta etkilidir.

    7. Diyet ürünlerinin rolü:

    Eğer kilolarla savaşmakta zorlanıyorsanız, diyet ürünleri zayıflama rejimlerinde size destek olur. Rejim yapmıyorsanız bile zor anlarınızdaki yeme arzunuzu bastırarak stres yaratmadan kilo almanıza engel olurlar. Fazla kilolardan kurtulmak uğruna stres altına girmemek için onlardan yararlanabilirsiniz..

    SON SÖZ…

    Zayıflama yöntemleri adı altında birçok uygulama yapılıyor. Ancak her uygulamanın uzmanı tarafından ve dengeli beslenmeye destek vermek amacıyla yapılmasına dikkat edilmeli. Fiziksel ve psikolojik sağlığı tehdit edecek açlık rejimlerinden kaçınılmalıdır.

    Verilen kiloların geri alınmaması için 3 yol:

    · Vücudun yapısına göre bir diyet uygulanmalı ve bu diyet bozulmamalı. Uzmanın rejimine mutlaka uyulmalı ve hiçbir koşulda diyet bozulmamalı.

    · Normal hayata geçiş diyeti uygulanmalı. Eğer birden eskisi gibi beslenmeye başlanırsa vücut verdiğini fazlasıyla alır ve bir dahaki diyete kendini hazırlayarak yediğinizi depolar. Diyetten sonra normal beslenmeye yumuşak geçiş dönemi şarttır.

    · Kişi diyet sonrası iki ay aynı kiloda kalmalıdır. Ancak diyetten sonraki iki ayda bir kilo alırsa bu sorun yapılmamalıdır; zira alınan bu bir kilo ile vücut yeni kilosuna uyum sağlamaya başlamış demektir.

    sağlıcakla kalın

  63. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    ELMA SİRKESİ
    Dünyada 5 binden fazla türü olan elma, kabuğu, sirkesi, suyu ve çiğ haliyle insan yaşamında çok önemli bir besin ve yaşam kaynağı oluşturuyor

    Elma uzmanlar tarafından sağlıklı yaşamaya önem veren kişilerin yanından eksik etmeyeceği meyveler arasında gösteriliyor. Organik asitler, fosfor, sodanın yanı sıra, A, B1, B2, C, E vitaminleri bulunan elma, taze meyve, meyve suyu ve sirke olarak kullanılabiliyor.

    Çiğ elma kabuğu da yenildiğinde vücuttaki ürik asit oranını azaltırken, çiğ elma içerdiği organik asitler, soda ve fosfor yardımı ile beyin, karaciğer ve mideyi olumlu etkiliyor. Pişmiş elma ile yapılan hoşaf türü yiyecekler rahatlatıcı olurken kabızlık sorununu da giderebiliyor. Taze elma suyu ile yıkanan kırışık ve pörsük deriler canlılık ve tazelik kazanıyor. Ayrıca deri döküntülerine, böbrek, karaciğer rahatsızlıkları, damar sertliği, egzama ve romatizma hastalıklarına karşı da başarıyla kullanılabilen elmanın suyu, soğuk algınlığı, öksürük, ses kısıklığı, yüksek ateş ve iltihaplı hastalıklara çok iyi geliyor.

    Bütün bunların yanı sıra elma suyu sindirim sistemini uyarıyor ve mide mukozasını güçlendiriyor. Uyku sorunu olanlar ise yatmadan önce bir elma yediklerinde daha rahat uykuya dalabiliyorlar. Ham elma rendesi de ishale karşı başarılı bir şekilde kullanılabiliyor. Öte yandan, elma kürü, gut, böbrek, mesane, hastalıkları ve hemoroite hastalarına şifa veriyor.

    ELMA SİRKESİ YAŞAM İKSİRİ

    Elma sirkesi de, doğal bir yaşam iksiri olarak kabul ediliyor. Elma sirkesi, vücudu genel anlamda güçlendiriyor, çeşitli hastalık belirtilerini hafifletiyor ve cilt bakımı için kullanılabiliyor.
    SAYĞILARIMLA

  64. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,

    —————–VİTAMİNLER—————

    B1 Vitamini

    Thiamin olarak da adlandırılan B1 vitamini merkezi sinir sistemi sağlığını korumakta önemli bir rol oynar. Yeterli B1 düzeyleri zihinsel fonksiyonun korunmasında bize yardımcı olur. B1 düzeylerinde ki yetersizlik ise gözlerde güçsüzlük, zihin bulanıklığı ve fiziksel koordinasyonda bozukluğa sebep olur.

    B1 vitamini kan hücrelerinin oluşumu ve sağlıklı bir dolaşım sistemi için gerekli olan hidroklorik asit in üretiminde rol oynar. Ayrıca karbonhidratlardan enerji üretiminde, kalp ve sindirim sistemi kaslarının tonusunun korunmasında anahtar rolü vardır.

    Diğer B vitaminleri gibi B1 vitamini de suda eriyen vitaminler sınıfındandır ve vücutta depolanmaz. Bu sebeple her gün yeterli miktarda B1 vitamini alınması gerekmektedir.Diğer B vitamini kompleksleri ile birlikte alındığında tek başına yapacağı etkiden daha fazla etki oluşturur.

    B1 Vitamini Eksikliğinde Görülen Belirtiler:

    İştah azalması

    Sindirim bozukluğu

    Kabızlık

    Yorgunluk

    Baş ağrısı

    Sinir ve dolaşım sistemi hastalıkları

    Kas krampları

    Ödem

    B1 vitaminin uzun süre eksikliklerinde Beriberi adı verilen ve merkezi sinir sistemini yıkıcı ve bazen ölümcül olabilecek bir hastalık oluşabilir. Beriberi'ye beslenme düzeyleri yeterli olan ülkelerde pek rastlanmaz. Ancak alkol B1 i yıkıma uğrattığından uzun süreli alkolizm vakalarında bu hastalığa rastlanabilmektedir. B1 düzeylerini ağızdan alınan antibiotikler, sulfa grubu ilaçlar, antiasitler ve doğum kontrol hapları da etkileyebilir. Ayrıca karbonhidratı yüksek diyetle beslenen kişiler de B1 ihtiyacı artabilmektedir.

    B1 vitamini açısından zengin besinler: Kuru fasulye, yumurta, bira mayası, bütün hububatlar, kahverengi pirinç ve deniz ürünleridir. Süt ve süt ürünleri, sebze ve meyveler B1 açısından çok zengin kaynaklar olmasalar da yüksek miktarlarda tüketildiklerinde yeterli B1 vitamini girişini sağlayabilirler.

    Besinler haricinde alınan ek vitamin preperatlarında B1 genellikle B2, B3, B6, pantetonik asid ve folik asit ile birlikte bulunur.

    Günlük B1 Vitamini Gereksinimi: 1,5 mg dır.

    B2 Vitamini

    Riboflavin olarak da adlandırılan B2 vitamini enerji üretimi, enzim fonksiyonu, normal yağ asidi ve aminoasit sentezi için önem taşımaktadır.. Serbest radikallerin toplayıcısı olan glutathion un üretimi için gereklidir.

    Riboflavin suda eriyen bir vitamindir ve vücutta depolanmaz. Karaciğer, böbrek ve kalpde sadece birkaç dakika kalır. Bu sebeple dışarıdan alınması gerekmektedir.

    Ağır Riboflavin eksikliğine nadir olarak rastlanır. Alkoliklerde görülebilir. Ancak çok ağır olmasa da tehlikeli düzeyde Riboflavin eksikliği yaşlıların yaklaşık yüzde 33 ünde görülebilmektedir.

    Riboflavin hücre enerji üretimini arttırdığı için migren tipi baş ağrılarının önlenmesinde etkili olabilmektedir. ( Migrenin kan damarlarında üretilen enerjinin azalmasıyla oluştuğuna inanılmaktadır. 1994 de yapılan bir çalışmada yüksek dozlardaki riboflavinin baş ağrılarının tedavisinde etkili olduğu
    gösterilmiştir.)

    Riboflavin ışığa karşı oldukça hassastır. Açık yeşil sebze ve meyvelerde bulunan bu vitamin özelliğini çok çabuk kaybeder. Boş mideye alındığında sadece % 15 i emilebilir. Fazla miktarda alınan Riboflavin idrar ile atılır ve idrarı hafif bir sarı yaşil renge boyar.

    Vitamin B2 kaynakları:

    Badem

    Bira Mayası

    Peynir

    Tavuk

    Sığır eti, böbrek

    Buğday

    FAYDALARI:

    Kanıtlanmış Faydaları:
    Besinlerden enerjinin serbest bırakılmasında rol oynar.A vitamini ile birlikte kullanıldığında solunum, sindirim, dolaşım ve boşaltım sisteminin mukozasının sağlıklı olmasını sağlar. Sinir sistemi, deri ve gözleri korur. Normal büyüme ve gelişmeye yardımcı olur. Enfeksiyon, alkolizm, yanık, mide ve karaciğer hastalıkları tedavisine yardımcı olur.Antioksidan aktivitesinde gerekli olan Glutation un rejenerasyonunda gereklidir. Migren, katarakt, orak hücreli anemi tedavisinde kullanılır.

    Vücut dokularının nefes alması için gerekli flavin mononucleotide ve flavin adenine dinucleotide adlı iki koenzimin bir parçası gibi davranır. Vitamin ve
    minerallerdeki piridoxin i harekete geçirir.

    Kanıtlanmamış faydaları:
    Çeşitli göz hastalıklarını, deri hastalıklarını tedavi ederler.Kansere karşı önleyici olduğu iddia edilmektedir. Vücudun normal gelişimini arttırırlar. Kısırlıkta faydalı olduğu sanılmaktadır. Stresi engellerler. Görme duyusunu güçlendirir.

    Kimler kullanmalıdır:

    Yetersiz kalorili diyet alanlar, beslenme bozukluğu olanlar veya kalori ihtiyacı artmış kişiler.
    Gebe veya emziren kadınlar.
    Alkol veya diğer madde bağımlıları.
    Kronik hastalığı olanlar, uzun süreli stres altında olanlar, yakın geçmişte operasyon geçirmiş kişiler.
    Sporcular ve beden işçileri.
    Sindirim sisteminin bir bölümü operasyonla alınmış olanlar.
    Ağır yanık veya yaralanması olan hastalar.
    Doğum kontrol hapı veya östrojen kullananlar.

    Yararlı bilgiler:
    B2 vitamini idrarı koyu sarı renge boyayabilir.
    İşlenmiş yiyeceklerde B2 vitamini miktarları azalır.
    Soda ile birlikte pişirme yiyeceklerdeki B2 vitaminini ortadan kaldırır.

    EKSİKLİK BELİRTİLERİ:

    Ağız kenarlarında çatlaklar, dil ve dudaklarda iltihaplanmalar.

    Işığa duyarlı gözler.

    Ciltte kaşıntı.

    Sersemlik, uykusuzluk.

    Öğrenme güçlüğü.

    Gözlerde yanma ve kaşıntı.Kornea hasarı.

    Kanıtlanmamış Belirtiler:

    Hafif Anemi.

    Hafif uyuşukluk hali.

    Akne.

    Migren tipi başağrıları.

    Kas spazmları.

    Riboflavin eksikliği ile özofagus kanserleri arasında bir ilişki olduğu öne sürülmektedir.

    Günlük Tavsiye Edilen Dozlar:

    ÇOCUKLAR ERKEKLER KADINLAR
    0-6 Ay 0.4mg 11-14 Yaş 1.5mg 11-50 Yaş 1.3mg
    6-12 Ay 0.5mg 15-18 Yaş 1.8mg 51+ Yaş 1.2mg
    1-3 Yaş 0.8mg 19-50 Yaş 1.7mg Hamileler 1.6mg
    4-6 Yaş 1.1mg 51+ Yaş 1.4mg Emzirenlerde
    (ilk 6 Ay) 1.8mg
    7-10 Yaş 1.2mg Emzirenlerde
    (ikinci 6 Ay) 1.7 mg

    Herhangi bir B vitaminine karşı allerjik kişilerde, kronik böbrek hastalıklarında kullanılmamalıdır.

    Gebeler ve emzirenler doktorlarının tavsiye ettiği şekilde kullanmalıdır.

    B-2 Fazlalığı:
    İdrar renginde koyulaşma.
    Bulantı, kusma.

    Etkileşim:
    Trisiklik antidepressanlar, fenotiazinler, probenesid B-2 nin etkisini azaltırlar.

    B3 Vitamini

    Niasin, Niasinamid veya Nikotin Amid olarak ta adlandırılan B3 vitamini sindirim için gerekli olan hidroklorik asit üretimi için olduğu gibi , protein, yağlar ve karbonhidrat metabolizması için de tüm insanlar tarafından gereksinim duyulan zorunlu bir besindir.

    B3 vitamini kan dolaşımını düzenler, sağlıklı bir deri sağlar ve santral sinir sisteminin çalışmasına yardımcı olur. Beyin ve hafızanın ileri fonksiyonlarını denetlemesinden dolayı şizofreni ve diğer zihinsel hastalıklarda tedavi edici rol oynar. Son olarak yeterli B3 düzeyleri insülin ile estrojen, progesteron ve testesteron gibi cinsiyet hormonlarının sentezi için hayati rol oynamaktadır.

    B3 vitamini eksikliğinde Pellegra adı verilen ve sinir sisteminde fonksiyon bozukluğu, mide barsak sistemi bozukluğu, ishal, zihin bulanıklığı, depresyon, ve ağır dermatit ve çeşitli cilt lezyonları ile karakterize bir hastalık
    oluşur. Son zamanlarda kan kolesterolunu ve trigliseritini yan etki olmadan emniyetle düşürebildiği için doktorlar tarafından bu amaçla sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak B3 vitamininin kullanımında doz ayarlaması mutlaka doktor tarafından yapılmalıdır.

    Yüksek miktarlarda alınan B3 vitamini doğal bir allerjik reaksiyon olan ciltte kızarmalara neden olabilir. Bu kızarmalar yanma, kaşıntı ve ağrı ile beraber olabilir. Genellikle yüz, kollar ve göğüse yayılır.Genellikle zararsızdır ve 20 dakika ile bir saat arasında kendiliğinden geçer.Bir bardak su içilmeside yardımcı olacaktır.

    Gebelikte B3 vitamini dikkatle kullanılmalıdır. Yüksek dozlarda saf nikotinik asit mide ülserleri, gut, glokom diabet ve karaciğer hastalıklarında sağlık problemlerini arttırabilirler. Günde 1.000 mg ın üzerindeki dozlar için doktora tekrar danışmak gereklidir.

    B3 vitamini içeren doğal yiyecekler sığır eti, brokoli, karnabahar, havuç, peynir, mısır unu, yumurta,balık, süt, patates ve domatestir.

    B5 Vitamini

    Pantotenik Asit olarak ta adlandırılan B5 vitamini hem hayvansal hem de bitkisel kaynaklarda bulunabildiğinden dolayı yunanca "heryer" anlamına gelen "pantos" sözcüğünden kökenini almıştır. Vücutta depolanmayan ve suda eriyen bir vitamindir.
    Pantotenik asit karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerin enerjiye çevrilmesinde bir katalizör olarak hayati rol oynayan Koenzim A nın üretiminde zorunlu bir parçadır. Asetilkolin gibi sinir iletimini sağlayan maddelerin üretimine katılır. Çeşitli böbrek üstü bezi hormonları, steroidler ve kortizonun oluşumunda hayati rol oynadığı için antistres vitamini olarak da tanımlanır. Depresyonla savaşmakta olan faydasının yanı sıra mide barsak sisteminin normal çalışmasına yardımcı olur; kolesterol, D vitamini, kırmızı kan hücreleri ve antikorların üretimi için gereklidir.

    Kanıtlanmış Yararları:

    Normal büyüme ve gelişmeyi destekler.

    Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesine yardım eder.

    Birçok vücut materyalinin sentezine yardımcı olur.

    Böbrek üstü bezinin fonksiyonunu destekler,

    Enerji metabolizmasında gereklidir.

    Kanıtlanmamış Yararları:

    Yara iyileşmesini uyarır.

    Stresi yatıştırır.Depresyon tedavisinde yararlıdır.

    Alerjilerin tedavisinde yararlıdır.

    Alkolizm, karaciğer sirozu tedavisinde yararlıdır.

    Kabızlık tedavisinde yararlıdır.

    Yorgunluğun giderilmesinde yararlıdır.

    Mide ülserlerinde yararlıdır.

    Osteoartrit, Romatoid artrit tedavisinde yararlıdır.

    B5 vitamini açısından zengin besinler:

    Dana eti, karaciğer, balık, tavuk, yumurta, peynir, fasülye, tüm tahıllar, hububatlar, karnabahar, bezelye, avakado, patates, mısır, kuru yemişler de bolca bulunur.

    B5 Vitamini eksikliği:

    Direkt olarak B5 vitamini eksikliğine bağlı insanlarda oluşan hiçbir hastalık belirtilmemiştir. Bunun sebebi her türlü besinde bolca bulunmasıdır.

    Ancak B5 vitamini eksikliğine bağlı bazı belirtilerin oluşabileceği kanıtlanmasa da varsayılmaktadır. Bunlar:

    Sinir harabiyetleri

    Solunum problemleri

    Cilt problemleri

    Artrit

    Alerji

    Doğumsal bozukluklar

    Zihinsel yorgunluk

    Baş ağrısı

    Uyku bozukluğu

    Kas spazmları, kramplar

    Alınması gereken miktar:

    Günlük alınması gereken sabit miktar:10-1000 mg dır.

    Alınması gereken en az günlük miktarlar:

    0-6 aylık 2mg/gün

    6 ay-3 yaş 3mg/gün

    4-6 yaş 3-4mg/gün

    7-9 yaş 4-5mg/gün

    10yaş ve üstü 4-7mg/gün dür.

    Hamilelik ve emzirmede gereksinim 1/3 oranında artabilir.

    Genellikle bu miktarlar günlük besinlerle fazlası ile karşılanır.

    Günlük 10-20 gr gibi çok yüksek dozlarda alınması ile ishal ve su kaybı oluşabilir.

    B6 Vitamini

    Pyridoxine olarak ta adlandırılan B6 vücutta depolanmayan ve suda eriyen bir vitamindir. Diyetle veya ek vitamin olarak mutlaka alınmalıdır.
    Vücutta diğer birçok vitaminden daha fazla hayati fonksiyonları destekleyici rol oynar. Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında yer alır. Hormonlar, kırmızı kan hücreleri, sinir hücreleri, enzimler ve prostoglandinlerin oluşumunda rol oynarlar. Ayrıca B6 vitamini iştahımızı, ağrıya karşı duyarlılığımızı, uyku düzenimizi, ruh durumumuzu etkileyen serotonin adlı maddenin yapımında da etkili olmaktadır.B6 vitamini eksikliğinde ani uykusuzluk ve santral sinir sisteminin çalışmasında bozukluklar oluşmaktadır.

    B6 vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir, kolesterol birikimine engel olarak kalbi korur, böbrek taşı oluşumunu engeller. karpal tunel sendromu, adet öncesi gerginlik sendromu, artritler, allerjiler , geceleri oluşan bacak kramplarının tedavisinde de kullanılır.

    Vitamin B6 eksikliği belirtileri:

    Depresyon, kusma, anemi (kansızlık), böbrek taşları, dermatitler, uyuşukluk, bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak sık hastalanma gibi beleirtileri olabilir. Yeni doğanlarda B& vitamini eksikliğine bağlı olarak aşırı sinirlilik, huysuzluk; bazende kasılma nöbetleri görülebilir.

    Ek vitamin B6 bulantı, sabah kusmaları ve depresyon tedavisinde kullanılabilir.

    Başlıca Vitamin B6 kaynakları arasında muz, avakado, tavuk eti, patates, ıspanak, bezelye, bira mayası, havuç, yumurta, balık ve bütün hububatlar gelmektedir.

    Önerilen günlük doz 2 mg dır.

    Vitamin B6 zehirlenme yapabilen ender vitaminlerdendir. Günlük 500 mg a kadar güvenli olabilir ancak günlük 2 gr lık dozla sinir sisteminde geriye dönüşü olmayan bozukluklar ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca beyinde L-Dopa nın etkisini azaltabildiğinden L-Dopa tedavisi gören parkinson hastalarında kullanılmamalıdır.

    B12 Vitamini

    Kobalamin olarak ta adlandırılan B12 suda eriyen bir vitamindir. Diğer suda eriyen vitaminlerden farklı olarak vücut dokularında depolanabilir. Bu yüzden eksiklik belirtilerinin ortaya çıkması yıllar alabilir.
    Vitamin B12 hayvansal gıdalarda bulunur.Karbonhidratlar, protein ve yağların işleme tabi tutulması için gereklidir. Özellikle sinir hücrelerinin büyümesi ve tüm hücrelerin tamirinde önemli rol oynamaktadır.Protein oluşumunda aminoasitlerin işlevinde rol oynamaktadır. Folic asit ile bileşimi sinir hücrelerinin kılıflarının korunabilmesi ve DNA sentezi için gereklidir; sinir iletilerini kolaylaştırır.

    B12 vitamini ince barsaklarda emilir. Diyetle yetersiz alınım, bazı hastalıklar sebebi ile ince barsaklardan yetersiz emilim B12 vitamin eksikliğini oluşturur.

    Hafif derecede B12 eksikliği çok sık görülür. Uyuşukluk, unutkanlık, sabahları yataktan yorgun kalkma gibi belirtiler verir.

    Ağır vitamin B12 eksikliğinde ise sinir fonksiyonlarının bozulduğu kronik hastalıklar ortaya çıkmaktadır. alıcı sinir harabiyetine yol açabilir.

    Yaş ilerledikçe vitamin B12 eksikliğinin görülme sıklığı artmaktadır. Araştırmalar 65 yaşın üstündeki kişilerin yaklaşık % 40 ında vitamin B12 eksikliği olduğunu göstermektedir. Bu yaşlarda görülen bazı zihinsel bozukluklar ve depresyonun bu nedenle oluşabileceği düşünülmektedir. Alzheimer hastalığına benzer belirtiler verebilir ve eksiklik uzun yıllar sürerse zihinsel bozulma geriye dönüşümsüz hale gelebilir.

    Asetilkolin üretimini arttırdığı ve beyinde sinir iletimini düzenlediği için Alzheimer hastalığında koruyucu rolü olabileceği düşünülmektedir.

    Folik asit ile birlikte doğum defektlerini önlemekte önemli rol oynar. Yine folik asit ve B6 vitamini ile birlikte kalp hastalıklarını ve damar tıkanıklığını önleyici rol oynamaktadır.

    Çocuklarda görülen astımların, depresyonun, şeker hastalığına bağlı nöropatilerin, düşük sperm sayısı ve spermlerdeki hareket yetersizliğinin tedavisinde de B12 vitamini kullanılmaktadır.

    HIV pozitif kişilerin % 35 inde vitamin B12 eksikliği olduğu bulunmuştur. Yararı tam olarak kanıtlanamasa da AİDS tedavisinde vitamin B12 eklenmektedir.

    Vitamin B12 Kaynakları:

    Dana eti, dana karaciğeri,böbrek,süt ve süt ürünleri, peynir, yumurta, midye, dil balığı, ringa balığı, uskumru, sardalya B12 vitamini içeren yiyeceklerdir. Sebzelerde ise B12 vitamini bulunmaz.

    Vitamin B12 nin kanıtlanmış yararları:

    Normal büyüme gelişmede olumlu rol oynar.

    Sinir hasarlarında tedavi edici rol oynar.

    Pernisiyöz anemi tedavisinde kullanılır.

    Mide barsak sisteminin bir kısmı cerrahi olarak çıkartılmış hastalarda oluşabilecek B12 vitamin eksikliğine bağlı belirtileri önler.

    Vejeteryanlarda ve birtakım emilim bozukluğu olan hastalarda oluşabilecek B12 vitamin eksikliğine bağlı belirtileri önler.

    Bağışıklık sistemini ve sinir sistemini güçlendirir.

    Vitamin B12 nin kanıtlanmamış ancak olası yararları:

    Akıl ve sinir hastalıklarında faydalı olabilir.

    Mikrobik hastalıklara karşı direnci arttırır.

    İştahı arttırır.

    Ortalamanın altındaki boy uzunluklarında yararlıdır.

    Öğrenme ve bellek kapasitesini geliştirir.

    Enerjiyi arttırır.

    A Vitamini

    A Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir.Balıkyağında, karaciğerde, tereyağı ve kremada, peynirde, yumurta sarısında bulunur.Sonradan A vitamini (retinol) ne dönüşecek olan Beta Karoten ve diğer karotenoidler ise yeşil yapraklı ve sarı sebzelerde ve tahıllarda bulunur.A vitamini karaciğerde depolanır. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Vitamin A miktarı Retinol Equivalant ile ölçülür.

    Vücuttaki Fonksiyonları

    Sağlıklı deri ve saçlar için gereklidir.

    Diş, dişeti, ve kemik gelişiminde önemli rol oynar

    Normal iyi görme de ve gece görme de etkilidir.

    Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

    Akciğer, mide, üriner sistem ve diğer organların koruyucu epitelinin düzeninde rol oynar.

    Eksiklik Belirtileri

    Gece körlüğü

    Xerophthalmia ( korneanın anormal kuruması ve kalınlaşması = göz kuruluğu)

    Bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara elverişli hale gelme

    Akne (sivilce) oluşumunda artış

    Yorgunluk

    Diş, diseti ve kemiklerde deformiteler

    Aşırılık ve Zehirlenme Belirtileri

    Karaciğer bozuklukları

    Mide bulantısı ve kusma

    Saç dökülmesi (saçlar çabuk kopar)

    Baş ağrısı

    Eklem ağrıları

    Dudak çatlamaları

    Saç kuruluğu

    İştah kaybı

    Beta Karoten Aşırılığı ve Zehirlenme Belirtileri

    Avuçlarda ve ayak tabanlarında ciltte sarı-kavuniçi renk değişikliği.

    Çocuklarda zehirlenme 300000 Retinol Equivalant A vitamini alımıyla oluşur. Yetişkinler de ise genellikle günde 100000 Retinol Equivalant A vitamininin aylar boyu alınması ile oluşur.

    Yetişkin Erkeklerde Vitamin A gereksinimi 1000 Retinol Equivalant Yetişkin Kadınlarda Vitamin A gereksinimi 800 Retinol Equivalantdır.
    Yiyecek Miktar Retinol Equivalant
    Vitamin A için
    Karaciğer (Dana) 6 gr
    9124

    Balıkyağı 1 servis kaşığı
    4080

    Yumurta sarısı 1 büyük
    97

    Chedar Peynir 2 gr
    86

    Süt 1 fincan
    76

    Kaymak-krema 1 servis kaşığı
    63

    Beta Karoten için
    Patates 1 orta boy
    2487

    Havuç 1 orta boy
    2025

    Brokoli 1 fincan
    136

    Kayısı 1 tane
    92

    D Vitamini

    D Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. Daha çok iki şekilde bulunur.Bunlardan aktif ergosterol, kalsiferol ve D2 vitamini gibi adlarla da bilinen ergokalsiferol ışınlanmış mayalarda bulunur.Aktif 7-dehidrokolesterol ve D3 vitamini gibi adlarla da anılan kolesalsiferol ise insan derisinde güneş ışığı ile temas sonucu meydana gelir ve daha çok balık yağında ve yumurta sarısında bulunur. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir.

    Vücuttaki Fonksiyonları

    İnce barsaklardan kalsiyum ve fosforun emilimini düzenleyerek kemik büyümesi, sertleşmesi ve tamiri üzerinde etkili olur.

    Raşitizmi önler

    Böbrek hastalıklarında düşük kan kalsiyumu seviyesini düzenler.

    Postoperatif kas kasılmalarını önler.

    Kalsiyumla birlikte kemik gelişimini kontrol eder.

    Bebekler ve çocuklarda kemik ve dişlerin normal gelişme ve büyümesini sağlar.

    Henüz kanıtlanmamış olası etkileri:

    Artrit, yaşlanma belirtileri ,sivilce,alkolizm, kistik fibrozis uçuk ve herpes zoster tedavisi, kolon kanserinin önlenmesi.

    Vitamin D alınımına dikkat edilmesi gereken durumlar:

    Güneş ışığı bakımından yetersiz bölgelerde yaşayan çocuklar.

    Yetersiz gıda alan ve fazla kalori yakan kişiler

    55 yaşın üzerindekiler, özellikle menapoz sonrası kadınlar.

    Emziren ve hamile kadınlar.

    Alkol veya uyuşturucu kullananlar.

    Kronik hastalığı olanlar, uzun süredir stress altında olanlar, yakın geçmişte ameliyat geçirmiş olanlar.

    Mide-barsak kanalının bir kısmı ameliyat ile alınmış olanlar.

    Ağır yaralanma ve yanığı olan kişiler.

    Eksiklik Belirtileri

    Raşitizm:(Çocuklarda D vitamini eksikliği ile oluşan hastalık)Çarpık bacaklar, kemik veya eklem yerlerinde deformasyonlar, diş gelişiminde gerilik, kaslarda zayıflık, yorgunluk, bitkinlik.

    Osteomalazi (yetişkinlerde D vitamini eksikliği ile oluşan hastalık) kaburga kemiklerinde,omurganın alt kısmında, leğen kemiğinde, bacaklarda ağrı, kas zayıflığı ve spazmları, çabuk kırılan kemikler.

    Aşırılık ve Zehirlenme Belirtileri

    Yüksek kan basıncı

    Mide bulantısı ve kusma

    Düzensiz kalp atışı

    Karın ağrısı

    İştah kaybı

    Zihinsel ve fiziksel gelişme geriliği

    Damar sertliğine eğilim

    Böbrek hasarları

    Günlük Vitamin D ihtiyacı:

    Çocuklar Erkek Kadın
    0-6 ay: 7,5 mcg
    11-18 yaş: 10 mcg 11-18 yaş: 10 mcg
    6-12 ay: 10 mcg 19-24 yaş: 10 mcg 19-24 yaş: 10 mcg
    1-10 yaş: 10 mcg 25 yaş üstü:5 mcg 25 yaş üstü:5 mcg
    Hamileler: 10 mcg
    Emzirenler: 10 mcg

    E Vitamini

    E Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir.Alfa,beta,gama ve delta tokoferolleri içerir. Bitkisel yağlar ve buğday tanesi en iyi kaynağıdır. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.
    Vücuttaki Fonksiyonları

    En iyi Antioksidandır.Hücre zarı ve taşıyıcı moleküllerin lipid kısmını stabilize ederek hücreyi serbest radikaller, ağır metaller, zehirli bileşikler, ilaç ve radyasyonun zararlı etkilerinden korur.

    İmmun sistemin aktivitesi için gereklidir.Timus bezini ve alyuvarları korur.Virütik hastalıklara karşı bağışıklık sistemini geliştirir.

    Göz sağlığı için hayati önem taşır.Retina gelişimi için gereklidir.Serbest radikallerin katarakt yapıcı etkilerini önler.

    Yaşlanmaya karşı koruyucudur.Serbest radikallerin dokular, deri ve kan damarlarında oluşturduğu dejenaratif etkiyi önler.Yaşlanmayla ortaya çıkan hafıza kayıplarını da önleyici etkisi vardır.

    Eksiklik Belirtileri

    Çocuklarda hemolitik anemi ve göz bozuklukları

    Yetişkinlerde Dengesiz yürüme, konsantrasyon bozukluğu, düşük tiroid hormonu seviyesi, sinir harabiyeti, uyuşukluk, anemi, bağışıklık sisteminde zayıflama.

    E vitamini eksikliğinde kalp hastalıkları ve kanser riski artmıştır.

    K Vitamini

    K Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir.Kan pıhtılaşmasında önemli rol oynar. Lahana, karnıbahar, ıspanak ve diğer yeşil sebzelerde, soya fasülyesi ve tahıllarda bulunur.Genellikle vücutta barsak bakterileri tarafından sentez edilir.
    Vücuttaki Fonksiyonları

    Kan pıhtılaşmasını sağlar.

    Bazı çalışmalar özellikle yaşlılarda kemkleri güçlendirdiğini göstermektedir.

    Pıhtılaşmada ve kemik yapımında kalsiyum'a yardımcıdır.

    Eksiklik Belirtileri

    Kontrolsuz kanamalara neden olan K vitamini eksikliği malabsorbsiyon hastaları hariç ender görülür.Doğumdan sonraki ilk 3-5 gün içerisinde barsak florası henüz tam gelişmemiş olduğundan K vitamini eksikliği vardır.

    Günlük Vitamin K ihtiyacı:

    Genellikle sebzelerle alınan günlük 60-85 mg. herhangi bir eklemeye gerek kalmadan yeterli olmaktadır.

    SAĞLICAKLA KALIN

  65. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,

    HIZLI ZAYIFLAMANIN ZARARLARI

    BEYİN

    Karbonhidrat diyeti beynin fonksiyonlarını düzenleyen özellikle hafıza kapasitesini artıran serotonin maddesini etkiler. Hafıza kaybı ve çeşitli beyin bozuklukları başlar. Zeka kaybı başlar ve beynini hızlı ve doğru karar verme fonksiyonu bozulur.

    KALP

    Kısa sürede kilo vermek kalp hastalıklarına yol açar. Tansiyon yükselir ve kalp hastalıkları başlar. Süratli kilo kaybı sırasında yağ kaybıyla birlikte kaslarda zayıflar. Diyet kesildiğinde mide ve karın bölgesi süratle yağ toplar. Şok diyetlerden sonra alınan kiloları kaybetmek çok zordur.

    ADALELER

    Protein eksikliği adale zayıflığına yol açar. Özellikle sabahları kahvaltıyı kesmek adaleleri etkiler.

    CİLT

    Şok diyet B vitamini öncelikli olmak üzere tüm vitaminlerin ve minerallerin kaybolmasına yol açar. Cilt kurur ve dökülür.

    KAN

    Kanda demir azalması nedeniyle çeşitli kan hastalıkları başlar. Anemi ve hemoglobin bozuklukları görülür. Çabuk yorulma, kırgınlık, halsizlik görülür.

    SAFRA KESESİ

    Diyet safra kesesi faaliyetini etkiler. Çalışmayan safra kesesi taş üretmeye başlar.

    KEMİK

    Süt, yoğurt ve peynirin az tüketilmesinden dolayı ortaya çıkan kalsiyum eksikliği kemik erimesine yol açar Kemiklerin kırılması kolaylaşır, kırıkların iyileşme süresi ise uzar.

    ENERJİ

    Metabolizma bozuklukları lahana diyeti, greyfurt diyeti gibi sebze meyve diyeti sonucu ortaya çıkar.Sadece meyve ve sebze ile beslenenlerde (et ve balık yemeyenlerde) metabolizma bozuklukları ortaya çıkar, tüketilen her türlü besin kilo yapar .

    SAĞLICAKLA KALIN

  66. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    SAĞLIK BAKANLIĞINDAN ZAYIFLAMA DİYETLERİYLE İLĞİLİ UYARI !..

    SAĞLIK BAKANLIĞI: -''SAĞLIKLI VE KALICI KİLO KAYBI İÇİN GENEL SAĞLIK KONTROLÜNDEN GEÇTİKTEN SONRA DİYETİSYEN TARAFINDAN YAŞ, KİLO, BOY, FİZİKSEL AKTİVİTE DÜZEYİ VE BESLENME ALIŞKANLIKLARINA ÖZGÜ HAZIRLANAN ZAYIFLAMA DİYETLERİ UYGULANMALIDIR'' -''SAĞLIKLI VE KALICI AĞIRLIK KAYBININ HAFTADA EN FAZLA 0.5-1 KİLOGRAM OLMASI GEREKTİĞİ UNUTULMAMALIDIR''

    Sağlık Bakanlığı, sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için genel sağlık kontrolünden geçtikten sonra diyetisyen tarafından yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve beslenme alışkanlıklarına özgü hazırlanan zayıflama diyetlerinin uygulanması gerektiğini bildirdi.
    Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Sağlık Bakanlığının internet sitesinde ''sıfır beden'' ve şok diyetlerle ilgili öneriler yer alıyor.
    Çağın en önemli sağlık sorunlarından birisi olan obezitenin, teknolojinin getirdiği yaşam şekli ve ayak üstü beslenmenin ağırlık kazanmasıyla gün geçtikçe arttığı ve yaşam kalitesini düşürdüğü kaydedilen yazıda, bir yanda değişen beslenme alışkanlıkları, diğer yanda güzelliğin ''sıfır beden'' gibi ölçülere indirgenmesinin, özellikle gelişme çağındaki çocuk ve ergenler üzerinde olumsuz psikolojik ve fizyolojik etkileri olduğu belirtildi.
    ''Manken diyetleri, mucize diyetler, şok diyetler'' gibi hızlı kilo kaybına neden olan, ancak uzun vadede önemli sağlık sorunlarına yol açabilen diyetlerin, medyatik ve ticari amaçlar nedeniyle özellikle yaz aylarında sıklıkla gündeme geldiği ve pek çok genç tarafından bilinçsizce uygulandığı ifade edilerek, ergenlerde moda haline gelen ''sıfır beden'' tutkusunun, sağlığı önemli ölçüde tehdit ettiğine işaret edildi.
    Kendini kanıtlama, kabul ettirme, beğeni toplama isteğinin en üst seviyede olduğu ergenlik döneminde fiziksel büyüme, psikolojik ve sosyal gelişimin olgunluğa eriştiği, özellikle 11-16 yaşları arasında boy uzunluğunun hızla arttığı kaydedilerek, 2-3 yıl süren bu büyüme atağı sırasında, erişkin hayattaki ağırlığın yaklaşık yarısının, total kemik kitlesinin ise yaklaşık yüzde 37'sinin kazanıldığı bildirildi.
    Bilinçsizce ve kontrolsüzce uygulanan çok düşük kalorili zayıflama diyetlerinin büyüme ve gelişmede duraklama, adet yaşında gecikme ve adet düzensizlikleri, iskelet sisteminin anormal gelişimi gibi pek çok sağlık probleminin gelişimine neden olabildiği uyarısında bulunuldu.
    Bilinçsizce yapılan çok düşük kalorili sağlıksız zayıflama diyetlerinin ayrıca baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizlikleri, kabızlık, kansızlık, ciltte kuruluk, saç dökülmesi gibi pek çok sağlık sorunları yol açtığı ifade edilerek, ''Bu diyetler, bireyin bazal metabolizma hızının düşmesine, diyet sonrasında hızla verilen kiloların geri alınması nedeniyle de sürekli zayıflama diyeti uygular hale gelinmesine neden olur'' ifadesine yer verildi.
    Sıfır beden olma isteğiyle gelişebilecek en tehlikeli sağlık sorunlarından birinin de yeme davranış bozukluğu ile karakterize olan, halk arasında ''manken hastalığı'' olarak bilinen anoreksiya nervoza olduğu bildirildi.
    Aşırı zayıflığın bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalıklara karşı direncin azalmasına, vücut fonksiyonlarının işleyişinde bozukluğa, kronik yorgunluk ve halsizliğe, çalışma veriminde ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olduğuna dikkat çekildi.

    -SAĞLIKLI DİYET İÇİN UYARILAR-

    Sağlık Bakanlığının yazısında, sağlıklı ve ideal vücut ağırlığına ulaşmak ve bu kiloyu korumak için şu öneriler yer aldı:
    ''-Ağırlığınızı, boy uzunluğunuzun karesine bölün ve bu oranın 20-24.9 olmasına özen gösterin.
    -Kısa sürede kilo kaybını sağladığı öne sürülen ve pek çok yan etkisi bulunan çeşitli ilaçlar, gerçek kilo kaybı yerine vücuttan sadece su kaybına neden olan diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar bilinçsizce kullanılmamalıdır. Sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için, genel sağlık kontrolünden geçtikten sonra diyetisyen tarafından yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve beslenme alışkanlıklarınıza özgü hazırlanan zayıflama diyetleri uygulanmalıdır.
    -Sağlıklı ve kalıcı ağırlık kaybının haftada en fazla 0.5-1.0 kg olması gerektiği unutulmamalıdır.
    -Öğünlerinizi atlamayın. Düzenli aralıklarla günde 3 ana, 3 ara öğün tüketmeye özen gösterin.
    -Yemeklerde hayvansal yağlar yerine bitkisel sıvı yağları ve zeytinyağını tercih edin. Margarin, kuyruk yağı, içyağı gibi katı yağları kullanmayın.
    -Yemeklerinizi pişirirken haşlama, ızgara veya fırında pişirme gibi sağlıklı yöntemleri tercih edin, kızartma ve kavurma yöntemlerinden kaçının.
    -Mevsimine uygun taze sebze ve meyve tüketimini artırın. İmkanlar çerçevesinde günde en az 5 porsiyon sebze veya meyve tüketmeye özen gösterin.
    -Güvenli besin tüketimi için aldığınız ambalajlı gıdaların etiketlerini mutlaka okuyun, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izni almış olmasına dikkat edin.
    -Yemeklerinizi yerken acele etmeyin, iyice çiğneyin. Unutmayın, tokluk hissi midenizden beyninize yaklaşık 20 dakika içinde ulaşır.
    -Televizyon seyretmek, kitap okumak gibi başka bir işle meşgul olmak farkında olmadan fazla yemenize neden olabilir. Bu yüzden yemeğinizi tek bir olay olarak algılayın ve keyif alın.
    -Yemeklerinizi mümkün olduğunca küçük tabaklarda porsiyonlayarak tüketmeye çalışın.
    -Vücutta oluşan zararlı maddelerin atımı ve bağırsak sağlığı için günde en az 2 litre su tüketin.
    -Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen besinleri tercih edin. Basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur pilavı gibi lifli besinleri tüketin.
    -Haftada en az 3 kez ve 30 dakika süreyle düzenli fiziksel aktivite yapmaya özen gösterin.''
    sağlıcakla kalın.

  67. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,

    Ekzersiz yapmak için 99 neden
    Biraz üşengeçlik, çokça tembellik yüzünden spor yapma isteğimizi hep sonra erteleriz. Aslında yararlarını biliriz ama spor yapmamakla tam 99 faydadan mahrum kaldığımız hiç aklımıza gelmez. İşte spor için gerekli motivasyonu sağlayacak 99 neden: Sağlığınızın değerini anlamanıza yardımcı olur.
    Hayat kalitenizi arttırmanıza ve geliştirmenize yardımcı olur.
    Fiziksel performansınızı geliştirir.
    Kalp rahatsızlığı riskini azaltır.
    Maksimum oksijen kapasitenizi artırır.
    Yüksek tansiyon riskini veya ilerlemesini azaltır.
    Yüksek tansiyonu olanların, tansiyonu kontrol altında tutmasına yardımcı olur.
    Kandaki Triglycerid seviyesinin azalt
    Kandaki iyi kolestrolu (HDL) artırır.
    Dinlenme kalp atımını düşürür.
    Kalp damar dolaşımını geliştirir.
    Anaerobik eşiği artırır, bu da çabuk yorulmayı ve dolayısıyla kanda laktik asit birikiminin erken oluşmasını engeller.
    Kalp rezervini artırır.
    Kalbinizin bir atımda vücuda pompaladığı kan miktarını artırır.
    Vücut ısınızı soğutma için, deri yüzeyine gerekli kan akış kabiliyetini artırır.
    Akciğer kapasitenizi artırarak, oksijenin akciğerlerden kana geçebilme kabiliyetini artırır.
    Kalp krizi geçirdikten sonra hayatta kalma şansınızı artırır.
    Koronerde kan pıhtılaşma hassasiyetini düşürür.
    Kandaki yoğunlaşmayı azaltır
    Kalbinizin daha verimli pompalama işlevi yapmasını sağlar
    Kanınızın kan plazma hacmini genişletir.
    Orta seviyeli egzersizler sırasında kalp atım sayısını düşürür.
    Anormal nabız atım incinmelerini azaltır.
    Kaslarınızın kandan oksijen çıkarma kabiliyetini artırır.
    Çarpıntı riskini azaltır.
    Çok çeşitli sebeplere bağlı baş ağrılarından kurtulmanızı sağlar.
    Hamilelikte karşılaşılan birçok rahatsızlıklardan (kabızlık, bel ağrısı, mide ekşimesi gibi) kurtulmanızı sağlar.
    Sıcaklığa karşı tahammülünüzü artırır.
    Endişe ve kuruntularınızı azaltır.
    Streslerden korunmaya ve kurtulmaya yardımcı olur.
    Vücudun üst solunum yolları enfeksiyonuna karşı direncini artırır.
    Şeker hastalığınızın gelişme riskini azaltır.
    Şeker toleransınızın gelişmesini sağlar.
    Prostat kanserinin gelişme riskini azaltır.
    Sigarayı bırakmanıza yardımcı olur.
    Bağırsak kanserinin gelişme riskini azaltır.
    Göğüs kanserinin gelişme riskini azaltır.
    Eklem rahatsızlıklarından dolayı, eklemlerin bozulma oranını yavaşlatır.
    Kan şekerinin kontrol altında tutulması için gerekli insulin miktarının düşürülmesine yardımcı olur.
    Yüksek tansiyona bağlı ciddi komplikasyonlara maruz kalma oranını azaltır.
    Yaralanmalara karşı korunmayı sağlar.
    Eklemlerdeki kıkırdak dokunun yoğunluğunu artırır.
    Stresle başa çıkmanıza yardımcı olur.
    Bağışıklık sisteminizin iyi şekilde çalışmasını geliştirir.
    Kabızlıktan kurtulmanıza yardımcı olur.
    Depresyonun hafifletilmesine ve atlatılmasına yardımcı olur.
    Soğuk ortamlara çabuk adapte olma kabiliyetinizi artırır.
    Bel ağrılarının hafiflemesine ve kurtulmanıza yardımcı olur.
    Bel ağrılarından doğan sıkıntıların azalmasını sağlar.
    İnsuline karşı,doku duyarlılığını artırarak, kan şekerinin daha iyi kontrol edilmesine yardımcı olur.
    Yüksek tansiyonu kontrol için alınan ilaçların yan etkilerine karşı koymaya yardımcı olur.
    Eklem esnekliğini korur ve gelişmesine yardımcı olur.
    Eğer yüksek tansiyonunuz varsa, bunu kontrol etmek için aldığınız
    ilaç ihtiyacını yüzde 20-30 azaltır.
    Kemik erimesi hastalığı riskinin gelişmesini azaltır.
    Zihinsel uyanıklılığınızı artırır.
    Yaşa bağlı olarak oluşan kemik bozulmalarının yavaşlamasına yardımcı olur.
    Endometriyoya karşı riski azaltır.
    Eklem rahatsızlıklarından doğan acılara karşı koyma toleransınızın artmasını sağlar.
    Kilonuzu korumanıza veya kilo kaybetmenize yardımcı olur.
    Yaratıcılık gücünüzün artmasına yardımcı olur.
    Yağsız vücut dokularınızın korunmasına yardımcı olur.
    Sağlık harcamalarının ve ilaç kullanımının azalmasına yardımcı olur.
    Yabancı madde kullanımı ile mücadeleye yardımcı olur.
    Fazla kalorilerin yakılmasına yardımcı olur.
    Yüksek oranda gıda tüketmenizi sağlar, fakat buna rağmen, kalori dengenizin aynı kalmasına yardımcı olur.
    Ağır ilerleyen şişmanlığa karşı korur.
    Denge ve koordinasyonunuzun gelişmesine yardımcı olur.
    İştahınızın kısa süreli etkilerle azaltılmasına yardımcı olur.
    Ani kabarmaların üstesinden gelmeye yardımcı olur.
    Yaşlı bireylerdeki kısa süreli belleklerin gelişmesine yardımcı olur.
    Adet kanamalarından doğan belirtilerin hafiflemesine yardımcı olur.
    Genel ruhsal durumunuzun gelişmesini sağlar.
    Kolay ve iyi uyumanıza yardımcı olur.
    Kilo kaybına, özellikle vücuttaki yağdan kaybetmenize yardımcı olur.
    Kemiklerinizin kırılmalara karşı direncini ve yoğunluğunu artırır.
    Dinlenme durumundaki metabolik seviyeyi korumanıza yardımcı olur.
    Kassal güç seviyenizi artırır.
    Kassal dayanıklılık seviyenizi artırır.
    Egzersizden sonra çabuk toparlanabilme kabiliyetinizi artırır.
    Uygun kas dengenizi korumanıza yardımcı olur.
    Cinsel hayatınızın istenen doyumda ve düzeyde artmasını sağlar.
    Vücudunuzun dik durmasının gelişmesini sağlar.
    Egzersiz sırasında vücudun enerji elde etmede yağ kullanabilmeb kabiliyetini artırır.
    Solunum sistemindeki kasların gücünün ve dayanıklılığın artmasını sağlar.
    İyi bir fiziksel görünüş sağlar.
    Kendinize olan güven duygunuzu artırır.
    Rahat olmanıza yardımcı olur.
    Kısa süreli bilgileri hafızanızda tutma kabiliyetini geliştirir.
    İş veriminizi artırır.
    Bol enerji verir. Günlük hayatınızda acil durumlarda ihtiyacınız olan enerjiyi sağlar ve sonradan ihtiyaç olabilecek daha fazla enerjinizi korumanıza yardımcı olur.
    Hastalıklara bağlı olarak iş günü kaybınızı azaltır.
    Bağımsız hayat tarzını korumanıza yardımcı olur.
    Yeni insanlarla karşılaşmanıza ve yeni arkadaşlar edinmenize yardımcı olur.
    Fiziksel zindeliğinizi geliştirerek, hayata daha yaratıcı olarak adapte olmanızı sağlar.
    Aktiviteler, kemiklerin güç depolamasına ve orta şiddetli egzersizler sırasında daha fazla baskı yaparak hem daha çok güç depolamasına hem de kemik yoğunluğunun artmasına yardımcı olur.
    Egzersiz, bağ ve bağ dokularını kuvvetlendirerek, yaşa bağlı olarak oluşabilecek sakatlıkları azaltır.
    Önceden hareketsiz bir yaşam tarzına sahip kişilerin, yorgunluğa karşı direncini artırır ve dinçlik hissinin oluşmasını sağlar.
    Hatta kalp hastaları bile, kalp ve solunum sistemlerini çalıştırıcı egzersizler yaparak, hastalığının üstesinden gelmek için gayret sarf ederek, korkularından kurtulmalarına ve normal hayatlarına dönmelerine yardımcı olur.
    Spor yapmak, sıkıntılarınızın azalmasına, eğlenme ve neşelenmenize, kısaca hayattan zevk almanızı sağlar.
    sağlıcakla kalın.

  68. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    GENÇ KALMANIN SIRLARI

    Sağlıklı ve uzun yaşamın sırları: stresi hayatından kovan, dengeli beslenip spor yapan herkes uzun ömürlü olabilir. 120 yıl yaşamak hayal değil!

    "Mutlu bir hayat daha uzundur…"

    Ne mucize besinler, ne sporla geçirilen bir hayat, ne de sihirli formüller… Uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırlarını öğrenmek için , UZMANLARIN: üzerinde en çok durduğu ve ısrarla vurguladığı kavramlar, sağlığa eşlik eden mutluluk, huzur ve dinginlik oldu…

    Belki temel bu ama daha pek çok şey var… Bu yazıda daha uzun ve sağlıklı yaşamın püf noktaları ve çeşitli reçeteleri verilirken, genç kalmayı kolaylaştıran küçük formüller de sıralanacak.

    'Biz yaşamı uzatmıyoruz, zaten yaşam uzuyor' diyorsunuz. İnsan ömrü neden uzuyor ve biz ne kadarına müdahale edebiliyoruz?

    Bilim ve teknolojik gelişmeler insan ömrüne ömür katıyor. Sadece antibiyotiklerin keşfi, ortalama insan ömründe 10-15 yıllık uzama yaptı.

    Aşılanmanın getirdiği koruyucu güç, bizim daha az hastalanmamızı sağladı.

    Son bir araştırmada statin grubu kolesterol ilaçlarının ortalama insan ömrüne ilavesinin 12 yıl civarında olduğu hesaplandı. Karaciğere verdiği zarar çözülürse statinler 10 yıl sonrasının Aspirin'leri olacak. Genetik bilimindeki gelişmelerle genetik mirasımızdan dolayı başımıza gelen sağlık olaylarının çoğunun ertelenmesini sağlayacağız. İnsanlar, muhtemelen hak ettiği ömrü zaten yaşayacak.

    Eğitim bir avantaj

    Nedir hak ettiğimiz ömür?

    Bence 120'nin üzerinde. Kayıt altında bilinen en uzun yaşayan kişinin yaşı, 117. Eğer 117 yıl gerçekleşiyorsa insan ömrü bunu zorlayabilir. Bana göre 120 yıl yaşamak efsane değil. Son 100 yılda yaşam süremiz ortalama 30 – 40 yıl uzadı.

    Uzun yaşamın kaynağı dediğimizde en önemli belirleyiciler neler?

    Daha çok sağlık bilinci içinde olmayı, daha iyi, daha sağlam duruşu sağlamayı becerebildiğimiz için hak ettiğimiz süreyi yaşayacağız. Entelektüel düzey iyiyse, bu daha iyi gerçekleşecek. Çünkü araştırmalara göre uzun ömrün en önemli anahtarlarından biri eğitim.

    Yaşlanmayla eğitimin ilişkisi ne?

    Eğitimli kişi sağlık ve dünya konusunda daha bilinçli. Araştırmalar eğitilmiş insanların belleklerinin daha sağlam olduğunu ve yaşam süresinin uzadığını gösteriyor. Eğitimli insan aşısını yaptırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hastalık belirtilerinde doktora daha erken başvuruyor. Hastaların yüzde 80'i çok hastalanmadığı sürece doktora gitmiyor.

    Bugünkü Türkiye'de eğitim düzeyimize bakarsanız, potansiyel yaşlanma sürecimiz nasıl?

    8 yıllık eğitimin sadece eğitimle ilgili değil, sağlıkla ilgili sorunlarda da ciddi çözüm üreteceğini umut ediyorum. Eğitim düzeyimize, üniversitelileşme oranlarımıza bakarsanız hâlâ yüzde 35-40'lardayız. Türkiye'de ortalama yaşam süresi kadınlarda 72, erkeklerde 68-69'a dayandı. ABD'de 78-82 yaş civarında. İleride ortalama yaşam süresini hızla uzatan ülkelerden biri haline geleceğiz.

    'Ölçü kaçmamalı'

    'Sağlıklı yaşlanma'dan ne anlamalıyız?

    Ömrü akıllıca yaşamak. Hiçbir şeyin ölçüsünü kaçırmamak lazım. Formda kalmak, kaliteli bir hayat yaşamak, mutlu olmakla birleştirdiğiniz zaman sağlığın faydası var.

    Nereden, nasıl başlamak lazım? Bunun için belli bir yaş var mı?

    2 sınır çiziyorum. 30-35'li yaşlar artık dönüp kendinize bende neler oluyor diye sormaya başlamanız gereken yaşlardır. Diğeri 55 yaş ve üstü.

    Yolun yarısı da 35 değil artık…

    Tabii ki. 35 çok gerilerde kaldı. Ama orada Cahit Sıtkı'nın anlatmak istediği hayatın sadece organik yarılanması değil, ruhsal yarılanması. 35'ten sonra yaşamınız uzuyor ama ruhsal kalıbınız orta yaşa geliyor. 50 yaş ve civarını orta yaşlara giriş gibi düşünmek lazım. Bugünkü klasifikasyonda birkaç şeyi gündeme getirmek lazım. Artık bütün dünyada her şey yaşlılar ve orta yaşlı insanlara göre konumlandırılıyor. Çünkü tüm dünyada doğurganlık azalıyor, yaşam süresi uzadığından en fazla yaşlı nüfus artıyor.

    55'te doktor şart

    Peki bir doktora başvurmak için hangi yaşı beklemek lazım?

    Doktora başvurmanın mutlaka gerektiği yaş, 55 ve üstü yaştır. Bu yaş grubu çok daha önemli. Çünkü o dönemde kadında da, erkekte de birdenbire hızlanan hormonal, metabolik değişimler yaşanır.

    Kadında yıkım daha fazla olmasına karşın daha uzun yaşamaları bir paradoks değil mi?

    Evet ama bence kadınların uzun ömürlü olmalarında bu çok olumlu bir katkı. Bütün dünyada kadınların ömrü daha uzun. Hiçbir ülke yok ki, erkekler kadınlardan daha uzun yaşasın. Erkeklerin sağlıkları konusunda daha fazla duyarlı olmaya ihtiyaçları var. Sağlıklarını daha iyi izlemeleri bazen erkekler tarafından alay konusu edilse bile, çoğu zaman kadınların daha uzun yaşamalarının sebebidir.

    Orta yaşlarda hayata bakış nasıl olmalı?

    İlkönce sağlığa, mutluluğa, dinginliğe odaklanmak lazım. Sağlıklı olma kararı, beraberinde başka türlü bir hayat yapılanmasını da gerektiriyor. Biraz egzersiz, biraz beslenme odaklı, uykuya, stres yönetimine dikkat eden, kendini başarıya daha fazla adayan, bunlar için gerekli olan ekonomik gücü elde etmeye çalışma gayreti içinde olan, ki ekonomisi daha iyi olanlar daha az hastalanıyor.

    Örneğin ben sağlığımdan başlamalıyım, sigara içiyorum, onu bırakmalıyım. Egzersiz yapmıyorum, yapmalıyım. Duygusal hayatıma çok iyi dikkat etmeliyim. Ailevi ilişkilerim çok iyi değil, eşimle, çocuklarımla yeterince ilgileniyor muyum?

    Bunları zaman zaman gözden geçirmek lazım. Hayatı dikkatli bir şekilde dağıtmak lazım. Sağlıklı olma kararı bir meydan okumadır.

    Haftada en az 2 öğün balık yiyin

    Likopen içeren domatesi, karpuzu, proantosiyanidin içeren üzümü, pekmezi, beta karoten bakımından zengin portakal, kayısı, şeftali ve havucu, yoğun lif içeren tüm meyve ve sebzeleri bol bol tüketin.

    Günde birkaç tane ceviz ya da fındığı, salataya ekleyeceğiniz yarım fincan ketentohumunu beslenme alışkanlıklarınıza yerleştirin.

    Süt ürünlerinde yağsız ya da az yağlı olanlara yönelin.

    Haftada 2 kez ortalama 100-150 gram düzenli olarak balık tüketin.

    Yeşil yapraklı sebze ve meyvelere daha çok ağırlık verin.

    Kafeinden olabildiğince uzak durup tuzu azaltın.
    Daha bol potasyum, magnezyum, kalsiyum almaya çalışın. Lahana, brokoli, ıspanak, soya fasulyesi, güvenilir bitkisel kalsiyum kaynaklarıdır.

    Orta yaşlarda güçlü antioksidan etkileri sebebiyle flavinoitlerin de bol bol tüketilmesi yararlıdır. Çaydan, koyu yeşil, sarı ve kırmızı renkli sebze ve meyvelerden yeterince sağlanabilir. Soya, elma ve brokoli önemli flavinoit kaynaklarıdır. Lahana, kereviz, bezelye ve şalgamda da bol bulunur.

    Kadınlar erkeklerden fazla yaşıyor çünkü…

    Kadınlar sağlıklarına daha düşkün.

    Stresleri erkeklere göre daha az.

    İş kazalarıyla karşılaşma riskleri daha az.

    Erkeklere göre ruhsal ve hormonal açıdan daha monogam olmaya eğilimli. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıklara daha az yakalanıyorlar.

    Hormonal hiperaktif olmaları yani çok fazla değişken hormonal yaşamları, daha dirençli olmalarını sağlıyor.

    Kadınlar daha sevecen, hayata daha bağlı, daha çok huzur içinde olmaya çabalıyor. Erkekler birbirlerine çok açık ve samimi değiller.
    Kadınlar daha az sigara, alkol tüketiyor.

    İşte erken yaşlanmanın nedenleri

    Beslenme eksiklikleri.
    Hipertansiyon, şeker hastalığı, damar sertliği gibi uzun süreli sağlık sorunları.
    Genetik hastalıklar.
    Kas ve eklem sorunları.
    Egzersiz eksikliği (hareketsiz yaşam tarzı).
    Kolesterol-trigliserit yüksekliği.
    Yoğun stres, mutsuzluk, kötümserlik, depresyon.
    Organ yetmezlikleri (tiroit bezi tembelliği, karaciğer yetersizliği, kalp, böbrek, hipofiz yetmezliği).
    Yoğun çevresel kirlilik ve radyasyon etkisi.
    Yetersiz ve kalitesiz uyku.
    Sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı.

    SAĞLICAKLA KALIN

  69. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    NE KADAR KALSİYUM ALMALI

    50'li yaşlara adım atan kadınlarda hemen bir "Kalsiyum desteği almalı mıyım?" endişesi başlıyor.

    Bu, en azından her kadın için şart olan bir durum değil. Bu yazıda, kalsiyum desteği kullanmanızla ilgili önemli bazı noktaları aktarmaya çalışacağım.

    Her şeyden önce kemik yoğunluğunu azaltmanın tek ve biricik çaresinin kalsiyum desteği almaktan geçmediğini bilmelisiniz. Eğer 50'li yaşlara yeteri kadar güçlü bir kemik kitlesi ile merhaba demişseniz (ve hele bir de egzersiz yapan, güneşten faydalanan, kalsiyum, D vitamini, K vitamini, floridden zengin beslenen biriyseniz) böyle bir desteğe 60'lı yaşların ortasına kadar hiç ihtiyacınız olmayabilir.

    Araştırmalar, kadınların kalsiyum desteği alıp almadıkları konusunda telaşlarını biraz abarttıklarını gösteriyor. Uzmanlar eğer böyle bir telaş söz konusu olacaksa bunun D vitamini için yaşanmasının daha doğru olacağını belirtiyor. Çok az gıda D vitamini içerdiği için ihtiyacınız olan D vitamini desteğini güneş ışığından kazanmanız veya vitamin desteklerinden tamamlamanız gerekiyor.

    KALSİYUMU D VİTAMİNİ İLE BİRLİKTE ALMAK DAHA İYİ

    Kalsiyum desteklerini alırken "kalsiyum+çinko+magnezyum" karışımlarını kullanmanın da ciddi bir fayda sağlamadığı belirtiliyor. Bu ikili-üçlü karışımlar vitamin üreticileri tarafından tercih ediliyor. Oysa bu karışımların fiyatı artırmaktan başka ciddi bir işe yaramadığı çok iyi biliniyor.

    Diğer taraftan bu tür ikili-üçlü veya dörtlü mineral karışımlarını içeren tabletlerin çoğu maşallah taş gibi oluyor! Bunların çoğu bağırsakta açılmadan olduğu gibi kanalizasyona karışıyor! Kısacası kalsiyum veya kalsiyumla birlikte alınan karışımların osteoporoz yani kemik erimesi sorunu için tek çare gibi gösterilmeleri doğru olmayabiliyor. Kalsiyumu D vitamini ile birlikte almak daha iyi.

    Sırası gelmişken bir konunun daha altını çizelim. Deniz ürünlerinden (oyster shell) veya kemik tozlarından (bone meal) elde edilen kalsiyumların da o bildik ucuz kalsiyumlardan hiçbir farkı yok. Hatta bu ürünlerin bazı toksik ağır metalleri taşıyabileceği de belirtiliyor.

    HANGİ YİYECEKLERİ TÜKETMELİ?

    Mevcut bilgiler dikkate alınırsa yetişkin biri için günde en az 500 mg civarında kalsiyum kazanmak gerekiyor. Bir su bardağı yoğurtta 300 mg civarında kalsiyum var. Peynirlerin tümü ama özellikle sert peynirler çok güçlü kalsiyum kaynakları.

    Ayrıca badem, fındık, ceviz, susam gibi yağlı tohumlarda da bol miktarda kalsiyum bulunuyor. Yeşil yapraklı sebzeler çok güçlü bitkisel kalsiyum kaynakları olarak biliniyor. Diğer taraftan balık da (özellikle kılçıklarıyla birlikte yenebilen küçük balıklar) önemli bir kalsiyum kaynağıdır.

    NE YAPMALISINIZ?

    Eğer doktorunuz sizde osteoporoz tehdidi yani osteopeni olduğunu veya osteoporoz sorununun başladığını söylememişse durup dururken kalsiyum kullanmaya başlamanın bir anlamı yok. Paranıza da midenize de yazık etmeyin! Vitamin satıcılarının gazına da gelmeyin.

    Eğer osteopeni probleminiz varsa ya mevcut kalsiyum alımınızı gözden geçirip yoğurt, peynir ve diğer kalsiyumdan zengin yiyeceklere ağırlık verin ya da günde 400 mg civarında kalsiyum desteği almaya çalışın.

    Osteoporoz probleminiz olduğu kemik yoğunluğu ölçümüyle de kanıtlanmışsa sorunun çözümü için bir uzmandan yardım isteyin. O uzman size hangi kalsiyumu ne miktarda ve hangi saatlerde alacağınızı söyleyecek ve muhtemelen eczanelerde satılan internette değil -ve ilaç gibi üretilen vitamin destekleri gibi değil- etkili bir kalsiyum desteğini yazacaktır. Eğer uygun görürse D vitamini ve diğer reçeteli ilaçları da ekleyecektir.

    Egzersizi unutmayın

    Osteoporoz sorununu sadece ilaçlarla çözmeye kalkmayın. Egzersiz yapmaktan, kalsiyumdan zengin besinler yemekten uzak durmayın. Sigara içiyorsanız hemen bırakın. Proteinli yiyecekleri fazla yemeyin. Alkolden uzak durun.

    Yaşlandıkça hepimizin kemik yoğunluğu bir miktar azalacaktır. Her organın bir yaşlanma biçimi vardır. Saçlarınız yaşlandıkça beyazlaşır veya dökülür. Cildiniz yaşlandıkça kırışır buruşur. Kemiklerinizde yaşlandıkça bünyesindeki kalsiyumu muhafaza etmekte zorlanmaya başlar. Kısacası osteoporoz sağlık sorununa dönüşmediği sürece biraz da normal yaşlanmanın doğal bir parçasıdır.

    Onu bir hastalık olarak düşünmek ve "kemiklerim eriyor, her yerim kırılacak!" diye korkmak yerine onun yavaşlatılabilen bir yaşlanma işareti olduğunu düşünün.

    Hálá kimse "kalsiyumun bir günde alınması gereken en sağlıklı, en güvenli, en etkili miktarının ne olduğunu" tam olarak bilmiyor.

    Her ülkenin beslenme alışkanlıklarına göre günlük bir kalsiyum kazanımı olduğu anlaşılıyor. Ancak kalsiyum kazanımının fazla olduğu ülkelerde kalça kırığı oranının daha düşük olmak bir yana daha yüksek olabildiği de biliniyor. Günlük kalsiyum kazanımının bir gramdan fazla olduğu İskandinav ülkelerinde, yarım gramdan az olduğu Japonya ve Peru'ya oranla kalça kırığı oranı daha fazla görülüyor.

    Aynı tezat, süt tüketimi için de söz konusu. Süt tüketimi arttıkça kemik kırığı olasılığının azalması bekleniyor. Ama durum her zaman böyle olmuyor. Bir Meksikalı kadın, sınırdaşı bir Amerikalı kadının neredeyse yarısı kadar süt içmesine rağmen Meksikalı kadınların kemikleri Amerikalılardan daha güçlü bulunuyor.

    Okuduklarınızın kafanızı bir hayli karıştırdığına eminim. Ama bilmeniz gereken bazı gerçekler daha var. Mesela bunlardan biri de insan vücudunun muhteşem uyum kabiliyetinin olması. Kuzey Avrupa ülkelerinde cezaevlerinde yaşayan erkekler üzerinde yapılan bir çalışma uzun yıllar düşük kalsiyum içeren bir beslenme ile karşı karşıya kalan erkek tutukluların bir süre sonra kalsiyumu bünyelerinden daha az atarak (ve eldeki kalsiyumu daha etkin kullanarak) kemik bütünlüklerini koruyabildiklerini ortaya koymuş. Yani kısa vadeli birkaç çalışmanın sonuçlarına bakıp telaşlanmaya gerek yok. Bedenin müthiş bir uyum kabiliyeti var ve ona güvenmek gerekiyor.
    SAĞLICAKLA KALIN.

  70. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    DİYET GÜNLÜĞÜ

    Kilo verme programlarında seçici olmalısınız !………

    Kilo vermek için katıldığım birçok program oldu. Ancak hiçbirini tamamlamadım. Kısa sürede sıkılıyorum. Bende mi yoksa uygulamalarda mı bir terslik var?

    Yeni bir programa başvurduğunuzda aşağıdaki soruların cevabını mutlaka isteyin:

    1-Bir ekip çalışması ile mi yürütülüyor? (Doktor, diyetisyen, egzersiz danışmanı, psikolog…)

    2-Öncelikle doktor kontrolünden geçiyor musunuz? Laboratuvar sonuçlarınıza göre değerlendirmeye alınıyor musunuz?

    3-Hazırlanan beslenme planınız diyetisyen tarafından hazırlanıp, uygulanıyor mu?

    4-Hazırlanan liste size özel mi?

    5-Her türlü besin grubundan yiyecek seçimi öneriyor mu?

    6-Marketlerden alabileceğiniz ve damak tadınıza uygun yiyecekler dikkate alınıyor mu?

    7-Beslenme alışkanlıklarınızda ve yaşam tarzınızda uygun değişiklikler öneriyor mu?

    8-Mali olarak size uygun mu?

    9-Fiziksel aktivitenizi artırmak için öneriler sunan bir danışman var mı?

    10-Programın devamında motivasyonunuzdaki eksilmeleri destekliyor mu?

    11-Verilen kiloların geri gelmesini önleyici bir koruma programı var mı?

    12-Ağırlık kaybı hedefleri ayda minimum 2 kg, maksimum 4 kg'ı geçmeyecek şekilde mi?

    Tüm bu sorulara evet yanıtını verebildiğiniz bir kilo verme programı başarıya ulaşmanıza yardımcı olacaktır.

    SAĞLICAKLA KALIN

  71. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    İYİLEŞMEK İSTERKEN HASTA OLMAYIN
    Yanlış ilaç kullanımına ve ilaç reaksiyonlarına bağlı sağlık sorunlarında ciddi bir artış var. Her yıl daha çok insan "iyileşmek" umuduyla kullandığı ilaçlar nedeniyle hastalanıyor. İlaç reaksiyonlarındaki artışta doktor, hasta ve eczacıların yaptıkları hatalar önemli rol oynuyor.

    DOKTOR hataları, daha reçeteyi yazma aşamasında başlıyor. Doktorlar reçetelere fazla miktarda ilaç yazmaktan hoşlanıyor. Reçetedeki ilaç sayısı arttıkça "ilaç-ilaç etkileşimleri" ve "ilaçlara bağlı yan etkiler"le karşılaşma ihtimali yükseliyor. Ayrıca doktorlar hastalarını ilaçlar konusunda bilgilendirmeyi de ihmal ediyor. Daha önce kullandıkları ilaçları sormayı ya unutuyor ya da önemsemiyor. Ayrıca doz ve süre ile ilgili hatalar da olabiliyor.

    Eczacının görevleri

    Eczacılara gelince… Eczacılar "ilaç bilgilendirimi" söz konusu olduğunda sağlık takımının en önemli oyuncuları haline geliyor. İlaçların mutlaka onların denetimi ve gözetiminde hazırlanması gerekiyor. Çünkü eczacılar, ilaç dozları, ilaç-ilaç etkileşimleri yönünden doktorlardan çok daha bilgili, eğitimli ve tecrübeliler. Aslında yalnız ilaçlar konusunda değil, sağlık danışmanlığı konusunda da eczacılara çok önemli görevler düşüyor. Bize göre herkesin ajandasında nasıl ki doktorunun telefonu kayıtlı ise, eczacı veya eczanesinin telefonu da kayıtlı olmalı. Herkes eczacısını sağlığı ve ilaçları konusunda en önemli danışmanlarından biri yapmalı. Halkımız doktorlara soru sormaktan çekiniyor. Bari eczacılardan böyle bir çekince duymamalı.

    Eczacıların önemini gösteren daha çok şey söylenebilir. Ne var ki ilaç reaksiyonlarının sıklaşmasında eczacıların da rolü var. Bazı eczacılar eczanelerinde bulunamayabiliyor. Reçetesiz ilaçların hastalara elden satışı hálá önlenemiyor. Az sayıda eczacı, hastaları ilaç konusunda bilgilendirmekte yeteri kadar istekli davranmıyor. Oysa "doktor reçetesinde bulunabilecek muhtemel hataları filtre etme" ve "hastaları ilaç konusunda bilgilendirme" bakımından eczacıların yerini tutacak başka bir sağlık danışmanı yok. Yani eczacılar çok önemli sağlık profesyonelleri. Hastaların da doktorların da onlardan daha çok yararlanmaları gerekiyor.

    Bilgili hasta olmak

    Hastaların günahları yok mu? Tabii ki var. Hastalar "bilgili hasta" olma konusunda pek duyarlı değiller. Sormaktan çekiniyor, öğrenmek ihtiyaç duymuyorlar. Ayrıca doktorlar veya eczacılar tarafından kendilerine aktarılan uyarıları dikkate almıyorlar. Reçetesiz, eczacıya doktora danışmadan, kendi başına ilaç kullanma konusunda bazen çok fazla cesaretli olabiliyorlar. Boğazı ağrıyınca antibiyotik yutan, reflü, idrar yolu enfeksiyonu, gastrit teşhisini kendi kendine koyup ilaç kullanan, bazı sağlık sorunlarını benzer problemi yaşayan komşularının kullandığı tedavileri kopya ederek çözmeye çalışan hastalar var!

    Fazla ilaç almak erken yaşlandırır

    Bazı ilaçları rasgele kullanmanın sağlığınızı ciddi ölçülerde tehdit edebileceğini aklınızdan çıkarmayın. Gereksiz ilaç kullanmanın en azından böbrek ve karaciğer fonksiyonlarını bozabileceğini, uzun vadede sizi erken yaşlandıracağını unutmayın. İlgili ve bilgili bir hasta olmaya bakın. Doktorunuz size bir ilaç önerdiğinde ona sormaktan, eczacınızdan ilaçlarınızda ilgili bilgi almaktan çekinmeyin, utanmayın. Kullandığınız ilacın ne dozda ve ne süre alınması, ne zaman alınması gerektiğini sormaktan korkmayın, çekinip utanmayın.
    sağlıcakla kalın, yorumları sizlere bırakıyorum.

  72. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    KARIN YAĞLARI NASIL YAKILIR

    Karın veya göbekte biriken yağların nedeni genetik, metabolik veya hormonal faktörler olabiliyor.

    Eğer kanda insülin hormonun fazlalığı ve insüline cevapsızlık ile seyreden "insülin direnci sendromu" olan "kronik stresli" ya da "metabolik sendromlu" biriyseniz, otuzlu yaşlar sonrasında karın çevrenizin yavaş yavaş genişlemesine şaşırmayın. Eğer karın çevrenizde yağlanma ile birlikte yüzde yuvarlaklaşma, ensede yağ birikimi, karın ve kalçada kırmızı-mor çatlaklar meydana gelmişse bir Kuşing (Cushing) hastalığı veya sendromundan kuşkulanmak gerekiyor. Böbrek üstü bezinin stres hormonu kortizolü fazla miktarda üretmesi sonucu oluşan bu sorun yüksek dozda ya da uzun süreli kortizol kullanımı durumunda da ortaya çıkabiliyor. (Sezen Aksu’da böyle olmuştu). Orta yaşlarla birlikte belirginleşen karın ve bel çevresi yağlanması erkeklerde testosteron azalması (Andropoz), kadınlarda östrojen kaybı (Menopoz) ile de ortaya çıkabiliyor. Ve nihayet herhangi bir hormonal veya metabolik sorun olmadan da karın ve göbek çevresinde yağlanma ortaya çıkabileceğini bilmek gerekiyor. Bu durum çoğu kez genetik kökenli oluyor. Fazla miktarda alkol içmenin (özellikle biranın) de karın yağlarını artırdığı biliniyor.

    Nasıl tedavi edilecek

    Karın çevresinde biriken yağlardan "Liposuction", "Lipoliz" veya "Mezoterapi" gibi geçici çözümlerle kurtulabileceğinizi düşünmeyin. Bu yöntemleri denerseniz hem ağrılı bir işleme katlanmış, hem de belinizi değil cüzdanınızı inceltmiş olursunuz!

    Karın yağlarını cerrahi olarak aldırmak belki 300-500 gramdan geçici olarak kurtulmanıza ve birkaç aylık geçici bir görüntüye sahip olmanıza yardımcı olsa bile kilo sorununuzun çözümüne hiçbir yarar sağlamaz.

    Lipoliz ve mezoterapi gibi yöntemlerin, yağ kaybı amacıyla kullanılmasının hiçbir yarar sağlamadığını daha önceki yazılarımızda okumuş olmalısınız.

    Karın bölgesi yağlarını azaltmanın yolu öncelikle onu oluşturan nedeni tedavi etmekten geçiyor. Hormonal eksikliklerin giderilmesi, kortizol fazlalığı, insülin yüksekliği gibi problemlerin kontrol altına alınması, kronik stresin önlenmesi gerekiyor. Bunun dışında bir miktar günlük kalori kısıtlaması yapmak da etkili. Diyeti mutlaka egzersiz-aktivite çalışmaları ile desteklemek gerekiyor.

    En etkili yağ eritici düzenli egzersizdir

    Karın bölgesi yağlarını azaltmada en etkili egzersiz her gün yapılan 30-35 dakikalık sıkı yürüyüşlerdir. Sert, ritmik ve dakikada ortalama 120 adımın altına düşmeyen etkili yürüyüş planları karın yağlarından kurtulmayı kolaylaştırıyor. Mekik çekmenin de yararlı olabileceği belirtiliyor. Eğer yürüyüş planı ile günde ortalama 300-500 kalorilik bir kayıp sağlayabilirseniz bu yağların bir hayli azalabileceğinden kuşkunuz olmasın. Sırası gelmişken belirtelim: "Men’s Health" veya diğer fitness dergilerinde gördüğünüz dümdüz karınlı, bol kaslı erkek veya hanımlardan biri olmayı düşünüyorsanız, toplam vücut yağınızın %15 geçmemesi, hatta %12’lere inmesi gerekiyor. Bu da kolay kolay ulaşılacak bir oran değil.
    sağlıcakla kalın.

  73. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    UZMANINDAN KİLO VERME YÖNTEMLERİ …….
    hangi doktora veyabeslenme ve kilo yönetimi merkezine giderseniz gidin beş aşağı beş yukarı aynı şeyleri dinlersiniz.

    Kilo yönetimi uzmanlarının son cümlesi genellikle aynıdır: Daha az yiyin! Bu cümleyi aslında şu şekilde düzeltirseniz doğruya en yakın zayıflama programını bulursunuz: “Ne yiyorsanız yarı yarıya azaltın, ne kadar hareket ediyorsanız iki katını yapın”. Bu cümlenin birinci bölümü işin en zor kısmıdır. Yiyip içtiklerini değiştirmekten, eski alışkanlıklarından kimse kolay kolay vazgeçmez. Bir süre sonra sıkılır ve diyeti bırakır. Diyet yaparak kilo vermek istiyorsanız bu kararınızın uzun süreli değil kalıcı bir yaşam tarzı değişikliği anlamına geldiğini, düzenli bir kilo kaybını içerdiğini ve belirli bir kiloya ulaştığınızda en az 2-3 yıl bunu korumanız gerektiğini unutmamalısınız. İşte kalıcı bir kilo kaybını başarabilmeniz için işinize yarayacak kolay ve etkili bazı öneriler”¦

    BUNLARI UNUTMAYIN

    1 Düzenli yemek yiyin. Öğün atlamayın. Günlük beslenmenizi 10 birim kabul ederseniz kahvaltı kalorinizi 3, öğle ve akşam yemeği kalorinizi 2’şer birim olarak planlayın. 2-3 saatten fazla aç kalmayın. Kuşluk, ikindi ve yatsıda 1’er birim ara öğün alın: 1200 kalorilik bir zayıflama diyetinde sabah kahvaltısını 300, öğle ve akşam yemeklerini 200’er kalorilik olarak planlayabilir, ara öğünlerde 100 kalorilik besinler tüketebilirsiniz.

    2 Diyet süresince belirli bir besin öğesini sınırlayın. Uzun süreli diyetlerde bu sınırlamaları belirli bir dönemde belirli bir besin öğesi (proteini, yağı veya karbonhidratı sınırlayan diyetler) için yapabilirsiniz. Bir süre yağı, karbonhidratları (unlu ve şekerli besinler) ve ya proteinleri (eti, süt ve süt ürünleri) kısıtlayan diyet uygulamanız ciddi bir sağlık sorunu yaratmaz. Bizim önerimiz düşük yağ oranlı (günlük toplam kalorinin en fazla % 15’inin yağlardan alındığı diyetler Pritikin Diyeti ) zayıflama programlarının hem daha başarılı olduğu hem de yaşlanma geciktirici etkisi nedeniyle yararlı bulunduğu yönündedir.

    3Günlük toplam kalori alımınızı 800 kalorinin altında tutmayın. 1000-1200 kalorinin altındaki zayıflama diyetlerini bir tıbbi danışma ve doktor kontrolü almadan uygulamayın.

    4Hergün düzenli egzersiz yapın. Aerobik egsersizleri tercih edin. Egsersiz süresini 35 dakikanın üzerinde tutun. Günde ortalama 45 dakikalık düzenli, tempolu yürüyüş veya yüzme gibi aerobik egsersizler daha iyidir.

    5 Düzenli uyuyun. Stresle başetme tekniklerinden ve yoga, meditasyon gibi yardımcı tıp tekniklerinden faydalanın.

    6İştah kesici ya da sindirim sisteminde yağ bağlayıcı ilaçları doktor kontrolü olmadan kullanmayın. Bitkisel zayıflatıcıların sadece mali durumunuzu zayıflattığını unutmayın. Hiçbir bitkisel zayıflatıcının yararı bilimsel olarak kanıtlanmış değildir. Bitkisel/ doğal olduğu iddia edilen birçok ürünün içeriğini ısrarla sorgulayın. İçeriğinde EFEDRİN, AMFETAMİN, KAFEİN, TİROİD HORMONU ÖZLERİ bulunan ve yasal olmayan kombine bitkisel /doğal ürünleri kullanmayın. Adı ve kimyasal yapısı ihtiva ettiği etken maddelerin belli olmayan, numaralandırılmış (G-3167, G-4640) ürünlerin çoğunda kullanımına izin verilen yasal miktarların üstünde EFEDRİN veya EPHEDRA bitkisi ekstreleri bulunmaktadır.

    7Sizi daha çok yemeye yönelten ortamlardan uzak kalmaya özen gösterin. Dışarıda daha az dışarıda yemek yiyin. Sosyal toplantılarda alkol yerine soda-limon için. Yemek davetlerine veya restoranlara gitmeden evvel evinizde bir şeyler yiyin. Eviniz dışında da hafif, az kalorili besinlere yönelin.

    8En iyi yemek zamanı tokluk zamanıdır. Asla uzun süre aç kalmayın. Uzun açlıklardan sonra sofraya oturmak yerine sık aralarla düşük kalorili sebzeler tüketin.

    9Kiloyu kontrol etmenin en emin yolu hergün tartılmaktır. En iyisi sabahları, aç karnına, tuvaletten çıktıktan sonra ve çırılçıplak tartılmaktır. Hergün tartılarak küçük kilo artışlarına hemen müdahale etme şansınız olur.

    10Diyet yaparken unlu mamullerden, tatlılardan, şekerden ve alkolden uzak durun. Aşırı meyve tüketiminden kaçının. Fazla tuz tüketmeyin. Özellikle kalori değeri yüksek meyvelere dikkat edin. (İncir, üzüm, kiraz, kayısı”¦) Bol bol su içmeyi unutmayın!

    Bu önerileri “Bunları ben zaten biliyorum” diye küçümsemeyin. Bunları kalıcı ve yerleşik tavırlarınız, alışkanlıklarınız yapmaya gayret edin.

    Tamamlayıcı tıptan yararlanmakta fayda var

    Modern tıbbın temel kusurlarından birisi sadece hastalıklarla ilgilenmesi, hastalıkları sınıflandırılması, sağlıklı olma haline ve sağlığı sınıflandırmaya ilgi duymamasıdır. Modern tıp, sağlık üzerinde çalışmayı önemsememekte sağlıklı olma ve sağlığın gücü üzerinde yoğunlaşmamaktadır. Çalışmalarını, hastalıkları ve hastalık semptomlarını tedavi etmek üzerinde yoğunlaşmıştır. Modern tıp bilimsel tıptır. Her şeyi kimyasal olarak hesaplamıştır. Pek çok görüşe göre modern tıbbın en önemli gücü olan bu mutlak bilimsel olma kaygısı aynı zamanda en önemli zaaftır. Vücutta ölçülemeyecek pek çok şey mevcuttur. Örneğin beyin fonksiyonlarının pek çoğu ölçülmez. Bu nedenle “iyilik hali”nin veya hastalıklardan iyileşmenin ruhsallığı ile de uğraşmak gerekiyor. Modern tıbbın bu konuda en iyi yardımcısı “geleneksel doğal tıp” olabilir. Modern tıp kendisini bilimsel tıbba alternatif görmeyen “Doğal-tamamlayıcı tıp”dan yararlanabilir.

    Yaşlanma hızınızı ölçün

    Günde 5-8 bardak su-meyve suyu- bitki çayı içiyor musunuz?

    Gece 22:30’dan önce uykuya geçip verimli uyuyor musunuz?

    Günlük egzersiz yapıyor musunuz? (dans, koşma)

    Sınırsız yemek yeme alışkanlığınızı önleyebildiniz mi?

    Duygularınız özgürce dışa vurabiliyor musunuz?

    Stres ile mücadeleniz yeterince hızlı mı?

    Kendinizi değerli bulup, kendinize iyi bakıyor musunuz?

    Diyetiniz dengeli mi? (balık, meyve sebze, tahıl)

    Hayvansal yağlar yerine zeytinyağı tercih ediyor musunuz?

    Vejeteryan diyet veya 1-5 kere haftada balık yiyor musunuz?

    Antioksidan katkılar kullanıyor musunuz?

    Solunum egzersizleri tekniklerini kullanıyor musunuz?

    Kendinizi beğenmediğinizi ifade etmekten korkmuyorsunuz değil mi?

    Kendinize gülebiliyor musunuz?

    Düzenli diyet ile temizleme programı (detoks kürleri) uyguluyor musunuz?

    Pozitif düşüncede misiniz?

    Sağlıklı sosyal ilişkileriniz var mı?

    İşinizden keyif alıp, faaliyetler gösteriyor musunuz?

    80 yaşın üzerinde sağlıklı yaşayan aile bireyleri var mı?

    Huzurlu musunuz?

    Cevaplarınızın skorları

    Asla: 0

    Ender: 1

    Seyrek: 2Sık: 3

    Alışkanlık: 4

    Biyolojik yaşınız için skorları toplayın

    0-10 kronolojik yaşınıza 10 yıl ekleyin.

    11-20 kronolojik yaşınıza 5 yıl ekleyin.

    21-40 kronolojik yaşınıza = biyolojik yaşınız

    41-60 kronolojik yaşınızdan 5 yıl çıkarın

    61-80 kronolojik yaşınızdan 10 yıl çıkarın.

    En büyük beş diyet hatası

    Uzun zamandır diyet yapıyorum ve yavaş yavaş motivasyonumun azaldığını hissediyorum. Mevsimsel olabilir mi? Verdiğim kiloları almaktan korkuyorum.

    3-) Sosyal aktivitelerde fazla yemek: Yılda bir kaç kez dışarıda yemek yiyiyorsanız, restoranda ne istiyorsanız onu tüketebilirsiniz. Bu o kadar önemli değildir. Fakat gün içerisinde her dört öğününüzün birini dışarıda tüketiyorsanız bu sizin için bir alışkanlığa dönüşmeden dışarıda yemek yemek ile ilgili bir stratejiye ihtiyacınız vardır.

    Hemen düzeltelim: Bu aktivitelere katılırken çok olmamaya dikkat edin. Izgara gibi az yağlı pişirilen mönüleri ve içerisinde bulunan malzemeleri ve sosları sorun. Bu sizin besin tüketiminizi kontrol altına alacaktır.

    4-) Ufak tefek parçalar sayılmaz

    Evi temizlerken 1-2 patates cipsi, yemek pişirirken küçük bir parça kek yemek! Öğünler arasında sürekli bir şeyler atıştırmak, boş kaldığımızda veya bir şeye odaklandığımızda (kitap okumak gibi) bir şeyler yeme alışkanlığı doğurur. Ve bu yüzden bunlar sayılmaz diye düşünürsünüz.

    Hemen düzeltelim: Kitap okurken veya televizyon seyrederken bir şeyler atıştırmaktan çok bir şeyler içmeyi deneyin.

    5-) Gerçekçi olmayan hedefler

    Bazen tartının zorlukla kıpırdadığını düşünerek üzüntü içerisine düşersiniz. Uzun bir süre sonra çok fazla kilo kaybı beklemek insanların yaptığı en büyük hatadır. Devam eden kilo kaybınız haftada 500 gram ile 1 kg arasında olmalıdır. Birçok insan gerçekci olmayan hedefine ulaşamayınca diyeti bırakır.

    Hemen düzeltelim: Hızlı giden hızlı gelir.

    Gece yeme sendromu

    Gece zor uykuya dalıyorum ve sürekli uyanıyorum. Uyandıkça da buzdolabına saldırıyorum ve ne varsa yiyorum.Sürekli kilo alıyorum. Ne yapmalıyım?

    Gece yeme sendromu kalori alımını ciddi derecede artıran ve birçok nedeni olabilen bir yeme bozukluğudur. Hormonal ve psikolojik sorunlar da bu durumun ortaya çıkmasına neden olabilir. Tam olarak nedeni bilinmemektedir.

    Eğer:

    Günlük besin alımının yüzde 50’sini ve fazlasını akşam yemekten sonra tüketiyorsanız

    Sabah aç uyanmıyorsanız

    Uyku sorunlarınız var ise

    Gece uyandığınızda bir şeyler tüketiyorsanız

    Tatlı ihtiyacınız artıyorsa

    Bu durum sürekli olmasa da dönem dönem oluyorsa

    Çok hızlı ve çok fazla besin tüketebiliyorsanız mutlaka bir doktora başvurmalısınız.

    Bu durumda bir dahiliye uzmanı ve psikiyatristten yardım almak şarttır. Bu kontrolden sonra diyetisyen yardımı ile kalori alımını yavaş yavaş, en azından kilo artışını durduracak şekilde ayarlayabilirsiniz. Zayıflama diyetine geçiş yaparken ise mutlaka yavaş ve kalıcı kilo kaybını sağlamak sizin durumunuzda biri için çok önemlidir.
    sayın prodoksit övgüleriniz için teşekkür ederim. doğru biğileri paylaşmak için daha pek çok araştırma dosyalarım var, sıra geldikçe onları paylaşacağız. sayğılarımla.

  74. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba ,
    diğer siteden bir arkadaşımız ben nasıl kilo alırım diye sormuş işte cevabı,

    Hangi tahlilleri yaptırdığınız önemli. Hormon seviyelerini ve metabolizma hızını da ölçtürmenizi öneririm. Uykunuzu da süre ve saat bakımdan yakın değerlerde tutmalısınız.

    Sağlıklı kilo kazanımı için;

    Günlük öğün sayısını artırın.

    Ara öğün tüketmeye özen gösterin.

    Öğün içeriğini artırın, öğün atlamayın.

    Kahvaltıyı ihmal etmeyin.

    Öğle yemeğine kadar aç beklemeyin.

    Öğün saatlerinizi düzenleyin.

    Dinlenmeye ve uyumaya vakit ayırın.

    Bol su ve meyveyle öğünü geçiştirmeyin.

    Öğün öncesi atıştırma veya aşırı sıvı tüketiminden bunlardan kaçının.

    Tek başına yemek, tüketimi azaltır. Sevdiklerinizle birlikte yemek yiyin.

    Dışarıdaki yemeklere güvenmiyorsanız, yanınızda yiyecek taşıyın.

    Fiziksel aktivitenizde oluşacak dönemsel artışlara paralel besin alımınızı da artırın.

    Sevmediğiniz besinlerin sayısı fazla ise tüketebileceğiniz besinlere ulaşabileceğiniz fırsatlar yaratın.
    kimi zayıflamak istiyor, kimide kilo almak.
    sağlıcakla kalın.

  75. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,

    İNGİLTERE’de yayınlanan Daily Mirror Gazetesi, en iyi zayıflatan 10 yiyeceği belirledi. En iyi zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle:

    Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.

    Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.

    Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor.

    Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu.

    Nar: Hormonları dengeliyor. Bu sayede kiloyu kontrol etmek daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan”¦

    Azuki fasulyesi (Küçük kırmızı fasulye): Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip”¦ Vücutta daha fazla suyu tutuyor.

    Brokoli: Lif ve C vitamini deposu”¦ Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor.
    sağlıcakla kalın

  76. necdet-ankara diyor ki:

    Merhaba,
    kilolarınızdan kurtulabilmek için önünüzde 50 farklı yol var”¦

    Sürekli bir diyeti bırakıp başkasına mı başlıyorsunuz? Peki buna rağmen değil bir kilo 100 gram bile veremiyor musunuz? O halde size önerimiz diyet kelimesini kesinlikle unutup küçük ayrıntılara özen göstererek fazlalıklarınızdan kurtulmanız.

    “Bir dirhem et bin ayıp örter” anlayışının tarihte kaldığını hepimiz biliyoruz. Ama dirhem dirhem vererek mutluluk veren bir bedene sahip olmak çok zor değil. Kilo vermek için 50 farklı değişiklikle formda vücuda bir adım daha yaklaşabilir, sağlıklı ve zayıf olmanın tadına varabilirsiniz.

    İşte uygulaması kolay, oyun haline getirip zevkle deneyeceğiniz minik ipuçları:

    1-Tamamen unutun
    Sık yediğiniz, yağ oranı yüksek bir yiyeceği seçin ve onu 40 gün için tamamen unutun. Bu süre sonunda o yiyeceğin tadı ağzınızdan silinecektir.

    2- Aynı tadı verenler arasında her zaman daha düşük kalorilisini seçin
    Örnek: Portakal suyu (l fincan 110 kalori) yerine domates suyu (l fincan 45 kalori) için. Yarım bardak vişne suyunu yarım bardak soda ile karıştırdığınızda kalorisi yüzde 50 düşer.

    3-Su için
    Daha fazla su içmeye başlamalısınız. Günde en az 8 bardak su içerek işe başlayabilirsiniz. Eğer böyle bir alışkanlığınız yoksa yanınızdan küçük bir su şişesini ayırmayın, bu şişeyi her gördüğünüzde içmek aklınıza gelecektir.

    4-Sosları unutun
    Salatanıza bir miktar lezzet katmak için döktüğünüz soslar kilo almanıza neden olur. Bu nedenle salata sosu yerine biraz baharat ve bir tatlı kaşığı zeytinyağını salatanıza ekleyebilirsiniz.

    5-Yemeğin ardından yatağa girmeyin
    Kilo almamak için özellikle akşam yemeğinden hemen sonra yatma alışkanlığından kurtulun, mümkünse akşam altıdan sonra meyve dışında bir şey yemeyin. Gece atıştırmalarından da kurtulun.

    6-Sık yiyin
    Kilo vermek isteyenlerin düştüğü yanılgılardan biri de çok sık yemek yemenin kilo verdirmeyeceği inancıdır fakat bu yanlıştır. Çünkü beş altı saatte bir mideyi boş bırakmamak metabolizmanızın hızlı çalışmasına neden olur. Bu nedenle az az ve sık sık yemelisiniz.

    7-Süt için
    Günde üç ya da dört defa süt ve yoğurt ya da peynir gibi süt ürünlerini tüketen kadınlar, tüketmeyenlere oranla yüzde 70 daha fazla yağ yakarlar. Çünkü kalsiyum metabolizmayı hızlandırırken vücuda daha fazla yağ yakması için komut vermiş olur. Bu ürünlerin light olanları ile zayıflama hızınızı arttırabilirsiniz.

    8-İyi bir uyku
    Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için hergün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.

    9-Stresi yenin
    Stresli bir yaşam kilo almanın nedenlerindendir çünkü stresli olduğunuz dönemlerde vücudunuz stres hormonları salgılar ve bu hormanlar karın bölgesindeki yağ depolanmasını sağlayan hücrelerin büyümesine neden olur. Stresi yenmek için sosyal aktivitelerde bulunmalı, kendinizi rahatlatmalısınız.

    10-Hazır yemekleri unutun
    Hızlı ve çabuk yemek yapmak için aldığınız dondurulmuş gıdalar ya da hazır yemekler içerdikleri katkı maddeleri nediyle kilo aldırır. Bu nedenle taze sebzeleri pişirmeyi tercih etmelisiniz.

    11-Lifli yiyecekleri tüketin
    Çok lifli besinler doyduğunuz hissini verir ve çabuk acıkmanıza engel olur. Beyaz ekmek yerine kepeklisini, beyaz pirinç yerine esmerini tüketin. Lif oranı yüksek mercimek, kuru fasulye, nohut gibi gıdalara önelik verin. Elbette sebzeleri unutmayın.

    12- Atıştırmayı bırakın
    Arabanın içinda atıştırıyor musunuz? Telefonla konuşurken bir şeyler yiyor musunuz? Vazgeçin”¦

    13- Buzdolabınıza baskın yapın
    Bu baskın her zamanki gibi, birşeyler atıştırmak için olmasın. Buzdolabının kıyısında kösesinde kalmış bol kalorili yiyecekleri atın.Mutfak dolabınızdaki yağlı cipsleri, mısır gevreklerini ve kuru yemişleri atın. Mutfağınızda sizin için kötü olan bütün yiyecekleri, önümüzdeki 30 gün için, belki de ebediyyen yasaklayın.

    14- Daha çok su ve soda
    Alkolün yerine su ve soda içmeye özen gösterin. Vücudunuzdaki yağ parçacıklarının kaybolduğunu göreceksiniz.
    .
    15- Çikolata yeme isteğinizi bastırın
    Eğer adet öncesi dönemdeyseniz, çikolata yeme isteğinizi kesinlikle engelleyemiyorsanız, küçük mini barlardan alın veya şekersiz, sıcak kakao, yağsız puding kullanın.

    16- İşkolik olun
    Gelecek ay şirketin yemekhanesine girmeme kararı alın. Kahve ve çay içmek için ya da kendi getirdiğiniz sandviçi yemenin dışında”¦ Şirketteki doğumgünü ve partilerde şerefe kaldırdığınız kadehin içinde soda olsun.

    17- Kremayı kesin
    Bir sinema yıldızı, içinde krema kelimesi olan hiç birşeyi yemediğini söylüyor. Kremalı pasta, kremalı çorba gibi. Çünkü o, krema demenin yağ demek olduğunu biliyor. Bunun tek istisnası, yağsız krem peynir demektir.

    18- Kalorileri azaltın
    Kalorileri azaltmayı bir oyun haline getirin. Bugün yediklerinizin kalori miktarını hesaplayın, yarın bundan 50 kalori düşün. Öbür gün bir 50 kalori daha düşün. Günde 1200 kalorinin altına düşmemeye dikkat edin.

    19- Kahvaltı edin
    Hiçbir zaman kahvaltıları atlamayın. Yağsız yoğurdun içine muzu dilimleyin. Pişmiş yulafın içine kuru üzüm koyup yemeyi deneyin.

    20- Dans edin
    Evde müzik dinleyin. Hareketli müzik tercih edin ve eşliğinde dans etmeyi ihmal etmeyin.

    21- Asansöre binmeyin
    Önünüze gelen her merdiveni egzersiz yapacağınız bir fırsat olarak düşünün, istediğiniz kiloya gelinceye kadar asansöre binmeyi aklınıza bile getirmeyin.

    22- Diyet içecekler
    Diyet içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içeceklerin içlerinde yapay tatlandırıcı bulunur. Onlar yerine portakal, elma gibi sağlıklı meyve sularından içmelisiniz. Hem sağlığınız açısından hem de kilo açısından birçok uzman diyet içeceklerin içilmemesini tavsiye ediyor.

    23- Yavaş yemek yiyin
    Fazla kilolular, hızlı yemek yiyenlerdir. Arkadaşlarınızla veya ailenizle ne zaman yemek yerseniz yiyin, yemeği en son bitiren kişi siz olun.

    24- Sıkı gelen giysilerinizi deneyin
    Her sabah kalktığınızda ilk işiniz üzerinize dar gelen pantolon veya şortları denemek olsun. Bu yiyeceğinize dikkat etmekte, sizi gün boyu motive edecektir.

    25- Hayallerinizi kutulayın
    İstediğiniz kiloya indiğinizde yapmayı planladığınız herşeyi hatırlatacak bütün fotoğrafları, reklamları, yazıları kesip bir kutunun içine koyun. Birşeyler atıştırmak istediğinizde ya da jimnastik yapmaya hevesli olmadığınızda kutuyu açıp bakın.

    26- Yatak odasını yiyeceğe kapatın
    Eğer sizde pek çoğunuz gibi yatak odası dahil, evin her tarafında atıştırıyorsanız, bunu bir kere daha düşünün. Ne kadar çok yerde yemek yemek için kendinize izin veriyorsanız, o kadar çok yemek yiyorsunuz demektir. Bir süre için yemek saatlerinde, yemek odası dışında diğer yerlerde yemek yemeyi kendinize yasaklayın.

    27- Kendinizi ödüllendirin
    En çok sahip olmak istediğiniz 5 eşyanın listesini yapın. Her l kilo verdiğinizde ve bunu bir hafta koruduğunuzda,kendinize listedeki bir şeyi satın alın.

    28- Tasarruf yapın
    Gerçekten ihtiyacınız olmayan bir şeyi ne zaman yemek isterseniz, ona vereceğiniz parayı bir kavanozun içine atın. Birkaç hafta sonra paraların çokluğu size ne kadar çok şey yemediğinizi hatırlatacak ve bu para ile kendinize bir hediye alabileceksiniz.

    29- Aşka dair duygularınızı canlı tutun
    Tutku, kiloları eritir. İkiniz korkmadan restoranlara gitmeye başlayabilirsiniz. Çünkü, aşıkken kim yiyecekleri düşünebilir ki?

    30- Abur cubur yemeyin
    Verilecek 2-3 kilo bir yanda, kilolarınıza kilo katacak abur cuburlar diğer yanda ve siz bugüne kadar hiç aç kalmasanız da bunlardan bir türlü uzak kalamadınız. Bütün gün yapacaklarınızı planlayın. Sinemaya gidin, yürüyün, kendinizi bir romanın içine gömün ve şekerleme yapın. Ne yaparsanız yapın, yeter ki buzdolabından uzak durun.

    31- Mayonuzu giyin
    Yılın hangi mevsimi olursa olsun, özellikle yaza yaklaştığımız şu günlerde her gün birkaç kez mayonuzu giyerek boy aynasının karşısına geçin. Bu daha fazla egzersiz yapmanız ve hedefe kilitlenmeniz için size ivme kazandırır.

    32- Egzersiz yapın
    Egzersiz yapmaya vakit ayırmak size zor gelse de kilo vermek için mutkaka hareket etmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Hiçbir şey yapamıyorsanız evdeki duvarlardan yardım alabilirsiniz. 5-10 dakika boyunca kalçanızla duvara çok sert olmadan vurun. Bu kolay ve basit bir egzersiz yöntemidir. Egzersiz yaptığınız sırada televizyon ya da CD’den evde spor yapmanıza yardımcı olacak programlarını izleyebilirsiniz. Böylece neyi, nasıl yapacağınızı bilirsiniz.

    33 -Ev işleri
    Ev işleriyle ne kadar meşgul olursanız o kadar çabuk kilo verirsiniz. Çamaşır, bulaşık, yemek, çocuklarla elinizden geldiğince çok uğraşmaya bakın. Böylece sürekli hareket halinde olursunuz.

    34- Porsiyonlarınızı küçültün
    Tabağınıza konulan yemeğin hepsini bitirmek kötü bir alışkanlığınızsa bundan kurtulmak için küçük tabaklarda yemek yiyerek işe başlamalısınız. Bu göz kandırmacasıyla büyük tabaklarda yediğinizden daha az yemek yer ve tabağınızdakilerin arkanızdan ağlamamasına da olanak tanırsınız. Ayrıca tabağınıza ne kadar az yemek koyarsanız o kadar az yersiniz.

    35- Kahvaltıyı atlamayın
    Kahvaltı günün en önemli öğünüdür çünkü uyuduğunuz zaman yavaşlayan metabolizmanız tekrar bir şeyler yiyene kadar eski haline dönemez. Güne kahvaltı ile başlayanlar kahvaltı yapmayanlara oranla çok daha fazla kalori yakarlar. Çünkü kahvaltı kasları çalıştırır ve çalışan kaslar kalori yakılmasını sağlar.

    36- Meyve yiyin
    Yemek yedikten bir ya da iki saat sonra tekrar acıkıyorsanız atıştırmak için meyve yiyebilirsiniz. Meyve bir sonraki öğüne kadar sizin tok hissetmenizi sağlayacaktır.

    37- Etiketleri okuyun
    Etiketleri okuma alışkanlığı kazanmalısınız. Hangi ürünün içinde hangi yararlı ve hangi kilo aldırıcı madde var, bunların bilgilerini okursanız daha sağlıklı beslenirsiniz.

    38- Kola ve soda gibi asitli içecekleri tüketmekten vazgeçin.
    Bunun yerine taze sıkılmış meyve sularını içmeye gayret edin. Kırmızı etten uzak durun.

    39-Çok fazla kırmızı et tüketmek kilo vermenizi engeller bu nedenle tavuk, balık, hindi gibi beyaz et tüketmeye dikkat edin.

    40-Kızartma yerine haşlama
    Kızartarak yapılan yemekler yerine haşlanmış, ızgara yapılmış ya da fırında pişmiş yemekleri yemelisiniz.

    41- Fast food
    Modern çağın yiyeceği olarak kabul edilen hamburger, patates kızartması gibi fast food tarzı yiyecekleri yememelisiniz. Bunlardan uzak kalırsanız daha kolay kilo verirsiniz.

    42- Vücudunuzu tanıyın
    Hangi yiyeceklerin metabolizmanıza zarar verdiğini hangilerinin hızlandırdığını bilirseniz daha kolay kilo verebilirsiniz.

    43-Yemek başlangıcı
    Yemeğe çorba ya da salata ile başlamanız açlığınızın bastırılmasını sağlar. Böylece ana yemekten daha az yersiniz. Özellikle sebze çorbaları (domates, brokoli vs.) tok hissetmenizi sağlar.

    44-Yemekten sonra
    Yemekten sonra tatlı yeme alışkanlığınızın önüne meyve yiyerek geçebilirsiniz böylece tatlı yeme isteğinizi de azaltmış olursunuz.

    45-Göz zevkine önem verin
    Salata yemeyi sevmiyorsanız kendinize şık bir salata tabağı alın ve salatalarınızı bu tabakta yiyin. Hem göz zevkiniz hem de kilolarınız için daha yararlı olacaktır.

    46-Şekeri unutun
    Şekerli besinler kan sekerinin kısa sürede artmasına ya da düşmesine neden olur. Bu nedenle tatlı yedikten sonra tekrar tatlı yeme ihtiyacı duyarız. Şekerin fazlası vücutta yağ olarak depolandığı için mümkün olduğunca az tüketilmelidir.

    47-Tuzu kesin
    Tuz, vücutta su tutulmasına neden olur ve şişkinlik hissi yaratır. Ayrıca tuzun iştah açıcı bir özelliği olduğundan, sofrada tuz kullanmamak ve pişmiş yemeklere fazladan tuz eklememek gerekir.

    48-Dışarıda yemeyin
    Restoranlarda ya da ev dışında yenilen yemekler kilo aldırıcı olabilir. Bu nedenle dışarıda yemek zorunda kaldığınız zamanlarda salata ya da ızgara yemekleri yiyin.

    49-Alışverişte kendinizi kaybetmeyin
    Market alışverişine çıktığınızda aç olmamaya dikkat edin çünkü aç olduğunuzda canınız her şeyi almak ister ve eve geldiğinizde dolabınızın zararlı yiyeceklerle dolduğunu görürsünüz. Böyle bir dolaba karşı koymak ise zordur. Bu nedenle tok bir şekilde sağlıklı yiyecekler almaya ve bir liste yapıp o listeden dışarı çıkmamaya dikkat edin.

    50-Sofraya oturun
    Yemek vaktinde mutlaka sofraya oturun çünkü ayakta ya da televizyon karşısında yemek yediğinizde doyduğunuzu anlamaz ve daha çok yersiniz.

    DİĞER ÖNERİLER

    Hırs yapın
    Bir türlü kilo veremiyorsanız çok beğendiğiniz bir elbisenin bir beden küçüğünü alın ve görebileceğiniz bir yere asın. Kendinize aldığınız elbisenin içine gireceğinize dair söz verin.

    Mutfağınızı düzenleyin
    Kilo almamaka için mutfak tezgâhı üzerinde durmasına alıştığınız abur cubur yiyecekleri ortadan kaldırın. Bu yiyecekleri görmediğiniz sürece aklınıza çok fazla gelmeyecektir.

    Dişlerinizi fırçalayın
    Yemek yedikten sonra dişlerinizi fırçalamayı alışkanlık haline getirirseniz ağzınızda kalan ferahlık duygusuyla bir süre yemek yemek istemezsiniz.

    Yavaş yiyin
    Hızlı yemek yemek kilo aldırır bu nedenle lokmaları iyice çiğnemeye özen gösterin. Hızlı yediğinizde doyduğunuzu anlamayabilirsiniz.

    Oyalanmanın yollarını bulun
    Açlık hissettiğinizde meşgul olmanızı sağlayacak bir şeylerle ilgilenin. Hobiler edinin ya da kendinizi işe verin. Böylece yemek yemek aklınıza gelmez.

    Evinizi çocuklara açın
    Komşunuzun ya da bir yakınınızın çocuğunu arada sırada evinize konuk edip onunla ilgilenin, oyunlar oynayın. Bu hem daha fazla kalori yakmanıza, hem de duygusal olarak formda kalmanıza yardımcı olacaktır.
    işte sizlere kolay yöntemler, istifadenize sunuyorum, sağlıcakla kalın

  77. ebuş diyor ki:

    merhaba
    bendende elma sirkesini yeni kullanmaya başlayacaklara önemli bir dip not;
    elma sirkesini zayıflamak için kullanacak olanlar bunu bir ilaç gibi ciddiye alarak düzenli bir şekilde günde üç seferiçsin.aksi takdirde hiç bir sonuç alamazsınız.çektiğiniz eziyette yanınıza kalır.zaten karışımı biliyorsunuz.bir su bardağı su bir yemek kaşığı sirke bir tatlı kaşığı bal.unutmayın günde 3 sefer aç karnına.sağlıcakla…

  78. seher özgen diyor ki:

    iyi günler bayanlar.ben yeni katıldım.elma sirkesini bende yaptım ama aç karnına istifal etmekten kendimi alamadım.nasıl yapıcam ya.

  79. XprodoksiT diyor ki:

    Elma hakkında meğer ne çok şey varmış öğrenecek değil mi? Tebrikler ve elinize sağlık. Ana sayfaya Sirke yapımı yazınız ekledi bu arada.

  80. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Elmayı bir de kurutulmuş olarak incelemeyi düşündüm.
    Elma Kurusu Tatlı(Appel

    Sinirleri ve adaleleri kuvvetlendirir.
    Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir.
    Hamilelerin bulantı ve kusmalarını azaltır.
    Hastalıkların çabuk geçmesini sağlar.
    İdrar söktürür, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasında yardımcı olur.
    Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder.
    Kanı temizler.
    Kolestrolü düşürür.
    Damar sertliği ve kalp krizlerini önler.
    Kandaki şeker miktarını düşürür.
    Kabızlığı giderir.
    Şeker hastaları için faydalıdır.
    Dizanteri ve paratifoda iyileşmeye yardımcı olur.
    Öksürüğü keser.
    Kompostosu ateşi düşürür.
    Susuzluğu keser.
    Uçukları geçirir.
    Cildin taze ve güzel kalmasını sağlar.
    Göz ve kulak ağrılarında da kullanılır.

    Gülgillerden çiçekleri pembe, oldukça yüksek bir ağacın meyvesidir. Meyvesi (elma); çoğu yumruktan küçük ve yuvarlak, kabuğu parlak ve sert, kırmızıdan yeşile kadar türlü renktedir. Çekirdekleri ufaktır. Dokusu gevşektir. Kokusu hoş, tadı mayhoş veya tatlıdır. Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik gibi birçok çeşidi vardır.

    Diğer birçok meyve gibi elma da yüksek miktarda C vitamini ve bunun yanında kanser riskini ve DNA hasarını azaltan, değerli antioksidanlar içermektedir. Bundan ayrı olarak, zengin lif içeriği kalın bağırsak faaliyetlerine yardımcı olmanın yanında kalp hastalıklarında, kilo vermede ve kolesterolün kontrolünde etkilidir. Elmanın içeriğindeki bazı kimyasallar Parkinsonizm ve Alzheimer gibi beyin hastalıkları konusunda da koruyucudur. Çünkü taze elmada bulunan bazı antioksidanlar, beyin hücrelerini oksidatif stresten kaynaklanan nörotoksiditen korumaktadır. Böbreklerin temizlenmesine, sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder.
    sağlıcakla kalın.

  81. necdet-ankara diyor ki:

    MERHABA,
    DOSTLAR KONUYU BİRAZDA TEMELDE ARAŞTIRMAK LAZIM DEĞİLMİ, İŞTE BU KONUDAKİ YAZI DOSYAM
    Şişmanlık ve Sağlıklı Hayat

    Şişmanlık, tarifinde güçlükk çekilen bir olaydır.Halk nazarındaki yeri farklı olup bazen sağlık ve gürbüzlük belirtisi olarak görülebilmektedir. Şişmanlıkla uğraşan doktorlara göre ise hiç de basite alınamayacak bir hastalıktır. Maalesef hastalığın tedavisi oldukça komplekstir ve uzmanlık işidir. Bu konuda yazılan ve söylenenlerin önem1i bir kısmında da yanlışlıklar hatta tehlikeli sonuçlar verecek bilgiler mevcuttur. Şişmanlık, ihtiyaçtan fazla gıda alımı olarak tarif edilirse sadece gıda miktarını azaltma ile ortadan kaldırılabilecek bir hadise olarak görülebilir. Ancak hadise, bu kadar basit bir temele oturtulamayacak derecede karmaşıktır.

    Şişmanlık, enerji fazlasının yağ olarak depolandığı durumdur. Çoğu şişman kişiler hekim muayenesine ihtiyaç bırakmadan gözle farkedilebilir özelliktedir. Önemli olan, şişmanlığın derecesini tayin ve tedaviyi yönlendirmektir. Normal tanımlamada genellikle alışılan ve yaygın olarak da kullanılan ölçü, ağırlığın, boy uzunluğu ile mukayesesidir. Bu, genel hatları ile, doğru olsa bile, ilave bilgilere ihtiyaç vardır, İri kemikli ve gelişmiş adaleli insanlar şişman olmasalar da, ağırlık nisbi olarak fazladır.

    Bu konuda insanlar üç gruba ayrılabilirler.

    1- Dengeli beslenmiş

    2- Aşırı beslenmiş

    3- Şişman

    Bu üç grubu birbirlerinden kesin hatları ile ayırmak her zaman mümkün değildir. Burada bazı matematiki hesaplarla ortaya atılan Vücut Kütle Endeksi kavramı gerçeğe yaklaşan bir metod olarak şişmanlık derecesinin tesbitinde kullanılabilir:

    Herkes tarafından kolayca yapılabilecek bu hesaplama ile ortaya çıkan rakam, yukarıdaki tablodan yararlanılarak değerlendirilir.

    ŞİŞMANLIĞIN SEBEPLERİ

    Şişmanlığın sebepleri şu şekilde özetlenebilir:

    1- Şişmanlıkta esas olan fazla beslenmedir. Ancak bu tek başına her zaman olayı izah etmez.

    2- Termogenez dediğimiz enerji harcanmasının derecesi ve şekli şişmanlıkta ikinci faktördür.

    3- Hipotalamik kontrol: Beynin bir bölgesi olan hipotalamustaki organik bozukluklar iştahı artırarak fazla yemek yemeye sebep olan; neticede vücud yağ dokusunu artıran bir faktördür.

    4- Doğrudan mide tüpü ile beslenen deney hayvanlarının, normal yolla beslenenlerden daha fazla kilo aldığı ve yağ kütlelerinin fazla olduğu bilinmektedir. Buradan çabuk ve acele yemek yemek ile şişmanlık arasında bir ilişki olduğu söylenebilir.

    5- Kalori değeri aynı olan iki farklı diyetten daha yüksek yağ ihtiva edeni ile beslenme daha fazla kilo aldırır.

    6- Yüksek karbonhidrat (şeker) ihtiva eden diyetle beslenme, gençlerde şişmanlatıcı bir faktör olmadığı halde, orta yaşlı ve yaşlılarda şişmanlığı davet etmektedir.

    7- Kafeterya diyeti: Fazla yendiği ve iştah açıcı olduğundan, ev yemeğine göre daha fazla kilo aldırmaktadır.

    8- Geçmişteki beslenme hikayesi: Özellikle süt çocuğu döneminde fazla beslenenlerde beyaz yağ hücrelerinde sayıca artış (hiperplazi) ve hacimce büyüme (hipertrofi) olmakta ve bu kişiler daha kolay şişmanlayarak ömür boyu şişman kalabilmektedir.

    Enerjinin harcanması (Termogenez) ve bunun şişmanlığa etkisi iki önemli bölümde ele alınabilir:

    1- Mecburi ve bazal (temel) enerji sarfiyatı: Hayatı devam ettirmek için açlıkta ve istirahat halinde bile kullanılan enerjidir. Bu olay çoğunlukla tiroid hormonuna ve diğer hormonlara bağlı olarak çalışır.

    2- Değişken ve kondisyona bağlı enerji sarfiyatı: Adale egzersizi ile olan harcama, soğuğa uyum sağlanması için adalelerin titremesi, soğuktaki kimyasal harcama ve yemek yedikten hemen sonra ortaya çıkan enerji sarfiyatına dahil harcamalar bu tip enerji sarfiyatına girer.

    Soğuğa adaptasyon için oldukça yoğun enerji sarf edilir. Soğuk iklimlerde kalori harcanması sıcak iklimlerdekinden fazladır.

    Açlık durumunda vücut enerji sarfiyatını kısar. Bu durum ilmi olmayan açlıkla zayıflama kürlerinde önem kazanır.

    Bu bilgilere ilave olarak, şişmanlıkla ilgili araştırmalarda bazı ilginç sonuçlar da ortaya konulmuştur:

    a- Mutfak işlerinde çalışan aşçılar, ev hanımları gibi grupların devamlı atıştırma veya tadma bakma yoluyla daha fazla şişmanladıkları görülmüştür.

    b- Bir diğer dikkat çekici özellik, aynı kaloriyi alsalar da günde 3 öğün yemek yiyenlerin 5 veya 6 öğün yemek yiyenlerden daha şişman olmalarıdır.

    c- Şişmanların daha hızlı yemek yedikleri ve çiğnemeye daha az zaman ayırdıkları görülmüştür.

    ŞİŞMANLIKLA İLGİLİ KLİNİK BİLGİLER VE ORTAYA ÇIKMASI MUHTEMEL HASTALIKLAR

    Sağlıklı ve şişman olmayan 70 kg ağırlığındaki bir kişide 15 kg yağ dokusu ve deposu vardır. Bu miktar toplam ağırlığın % 23’üne tekabül eder. Halbuki 123 kg ağırlığındaki şişman bir şahısta 58 kg yağ deposu ve dokusu vardır. Bu miktar toplam ağırlığın % 46’sına tekabil eder. Örneklerden anlaşılacağı gibi, şişmanlık yağ kitlesi ile ilgili olup kemik iriliği ve gelişmiş adale kitlelerinin şişmanlıktan ayrılması gerekmektedir.

    Yağ kitlesinin kesme yakın matematiksel ölçümü özel hesaplarla mümkündür. Bir misal verelim: 70 kg ağırlığında ve 170 cm boyunda bir kişinin Vücut Kütle endeksini(VKE) hesaplayalım. l.70’in karesi 2.89 eder; 70 kg; 2.89’a bölündüğünde VKE yaklaşık 24 bulunur. İdeal kabul edilen ve istenilen sağlıklı endeks 20-24.9 arasında idi. Bu kişi şişman değildir.

    I. Dereceden Şişmanlık: Endeks 25-29.9 arasındadır. Bu gruba girenlerde bireysel hekim tedavisi gerekmez. Grup terapileri egzersiz ve sağlıklı beslenme önerileri ile VKE’ leri 25 ‘e çekilir. Bu gruptaki insanlar canlılıklarının azaldığım ve kendilerini rahat hissetmediklerini söylerler. Bunlarda şişmanlığa bağlı olarak gelişen hastalıklar daha düşük nisbette görülür.

    II. Dereceden Şişmanlık: Vücut Kütle Endeksi 30- 40 arasında olanlar bu gruba girer. Hekim tedavisi gerekir. Bu grupta şişmanlığın yol açtığı hastalıklar yönünden ağır risk mevcuttur.

    Vücud Kütle Endeksi 32’yi geçince ölüm nisbeti, felç, koroner hastalığı, kanser ve şeker hastalığı riski daha fazla artmaktadır.

    III. Dereceden Şişmanlık: Vücut Kütle Endeksleri 40 üzerinde olanlar. Bu gruba giren insanlar nadirdir. Mutlaka tıbbi ve hatta cerrahi tedavi gerekir. Bu gruptakiler çok ağır risk altındadır.

    DERİ KIVRIM KALINLIĞININ TAYİNİ

    Vücut yağ miktarını ölçmenin pratik yollarından biri deri kıvrım kalınlıklarını tayin etmektir. Vücuttaki yağın % 50-70’i deri altında yerleştiği için deri kıvrım kalınlıklarının bütün vücuttaki yağ miktarıyla orantılı olduğu gösterilmiştir. Deri kıvrım kalınlığını ölçen bir kompasla kol, bacak ve gövdedeki belirli yerlerden ölçüm yapılır. Elde edilen değerler, kişinin cinsiyet ve yaşına uyan kişilerden elde edilen değerlerle karşılaştırılarak veya bu değerler kullanılarak hazırlanmış olan formüllere yerleştirilerek vücut yağ yüzdesi tahmini olarak hesaplanır. Bu tekniğin dezavantajı hataya açık olmasıdır. Aynı kişide ölçüm yapanlar farklı sonuçlar elde edebilmektedirler. Bu yüzden ölçümler tecrübeli kişiler tarafından yapılmalı ve mümkünse kişinin yaşadığı toplumda geliştirilen formüller kullanılmalıdır.

    ŞİŞMANLIKLA ORTAYA ÇIKAN KOMPLİKASYONLAR

    a- Endokrin (hormonal) bozukluklar

    b- Diabet mellitus (şeker hastalığı)

    c- Koroner kalp hastalığı

    d- Eklem hastalıkları

    e- Solunum yetmezliği

    f- Hipertansiyon

    g- Daha genç yaşta ölümdür.

    Şişmanlarda göğüs kafesinde ve karında yağ birikimi, soluk alıp verme işlemini güçleştirir. Özellikle uykuda apne (solunum durması) nöbetleri sıklaşır. Şişman hastalar sigara da içiyorlarsa, hipoksi tehlikesi daha da büyük olur.

    Hipertansiyon gelişmesinde şişmanlık önemli bir risktir. Ona yaş grubunda şişman olanlar normallerle mukayese edildiğinde, şişmanların koroner hastalığı, hipertansiyon, felç ve ani ölüme yakalanma nisbeti % 30 daha fazladır. Kilo kaybedilirse tansiyon da aşağı çekilmektedir.

    Şişmanlıkta ortaya çıkan erişkin tipi diabet ayrı bir hastalık olarak bilinir. Şişmanlarda insuline karşı direnç gelişir. Bu direnç sebebiyle gittikçe daha fazla çalışmak zorunda kalan pankreas yetersiz kalır ve şeker hastalığı ortaya çıkar.

    Şişmanlarda koroner kalp hastalığı daha sık görülmektedir. Olayda kan yağlarının yüksekliği ile birlikte kalbin yükünün artması ve şişmanlıktaki hareketsizliğin baş rolü oynadığı bilinmektedir.

    Sonuç olarak, şişmanlık normal bir durum değil; bir hastalıktır. Vücut Kütle Endeksini hesapladığında kendisinin şişman olduğunu bulan herkes mutlaka hekime başvurarak, şişmanlığı konusunda gerekli tavsiyeleri almalı ve tedavi olmalıdır. Zayıf olanlar ise zayıf olduğuna sevinmeli, şişmanlamamaya çalışmalıdır.

    UMARIM
    FAYDALI OLDUM
    sayğılarımla

  82. necdet-ankara diyor ki:

    MERHABA,
    ELMA KALP HASTALARININ HİZMETİNDE,

    Dünyayı bütün nimetleriyle insanoğlunun hizmetine sunmuş olan kâinatın sahibi Allah, çeşit çeşit meyve ve sebzeleriyle onu aynı zamanda bir eczahane gibi hazırlayarak çeşitli hastalıklarda kullanılmak üzere emrimize vermiştir. Yeter ki kullanmasını bilelim. Bunun için de hangi bitkide ne gibi şifa verici hassalar olduğunu öğrenmek üzere araştırma ve deneyler yapmak gerekmektedir.

    Nitekim İslam’ın ilk dönemlerinde çok hızlı bir gelişme gösteren tıp ve eczacılık gibi insanı doğrudan alakadar eden ilim dallarında çalışan âlimlerimiz, asırlar boyunca yaptıkları çalışmalar neticesinde bitkilerden yapılan çeşitli ilaçlar keşfetmişler ve bunları kitaplara geçirmişlerdir.

    İşte şifa kaynağı meyvelerden biri olan elma, A ve C vitamini yüksek, şekeri ölçülü ve kolesterol düşürücü tesiriyle inşaallah bundan sonra, daha düzenli bir yeme ile kalp hastalığı riski yüksek olanların da elinin altında olacak.

    Fransa’nın Toulouse Paul Sabatier Üniversitesi’nden bir araştırmacı grubun yaptığı çeşitli deneyler neticesinde, elmanın mevcut kolesterol seviyesini %14’den daha aşağı indirebileceğini gösterdiler.

    Bu araştırıcılar deneylerinde aynı genetik yapıya sahip olarak üretilmiş hususi bir dağ sıçanı çeşidini kullandılar. Bu dağ sıçanları yaşlanmaları ile artan bir nisbette karaciğerlerinde hızlı bir şekilde ve fazla miktarda yağ depolamaktadırlar. Kimyevi yapı
    olarak kolesterolün esterleşmesinden meydana gelen bu yağlar, karaciğer ağırlığının %2’sine ulaşarak dağ sıçanlarını sirozlu hale getirir. Bu karaciğerlere “Kolesterol Esterli Karaciğer” (KEK) adı verilir.

    Laboratuar tecrübeleri için araştırmacılar iki grup dağ sıçanı teşkil ettiler. Birinci grupta hem normal karaciğerliler hem de KEK’li (Kolesterol Esterli Karaciğer) sıçanlar; ikinci grupta da kontrol için ayrılmış yine normal karaciğerli ve KEK’li sıçanlar eşit miktarda ayrıldılar. Birinci gruba öncelikle elma, daha sonra ise her zamanki yiyecekleri verilmiş; kontrol grubuna ise elma verilmemiş sadece her zamanki yiyecekleri verilmiştir.

    Daha deneyler başlarken elma yiyen ilk gruptaki hayvanların, elmanın üstüne yedikleri günlük normal yem miktarlarını azalttıkları tespit edilmiştir. Sindirim fizyolojileri ve metabolizma açısından incelendiğinde, elma yiyen sıçanların daha çabuk doyduğu ve yedikleri az miktar yemin içindeki besinleri daha iyi özümseyebildikleri anlaşıldı. Bir müddet elma ile beslenen KEK’li sıçanlar, daha sonra incelendiğinde hayret edilecek şekilde karaciğerlerinde normalden düşük bir miktar kolesterol vardı ve sirozlu karaciğer iyileşme yoluna girmişti.

    Dağ sıçanlarıyla yapılan bu laboratuar tecrübeleri muhakkak ki insanlaraları olarak uymaz. Çünkü dağ sıçanı ile insanın metabolizmaları ve fizyolojileri birbirinden az da olsa farklıdır. Bunu nazara alan araştırıcılar daha sonraki çalışmalarını insana çevirdiler.

    Kolesterolün insanda ortaya çıkardığı başlıca problem, atar damar çeperlerinde birikerek esnekliği azaltması neticesinde, yüksek tansiyon ve pıhtılaşma ile damar cidarından kopan pıhtı parçalarının bir damarı tıkaması ve tıkanan damarın beslediği bölgedeki dokuların ölümüne yol açmasıdır. Bu tıkanma kalbin kendini besleyen koroner damarlarında olabileceği gibi böbrek, akciğer ve beyin gibi hayati organlarda, neticesi ani ölümlere varacak kriz veya felçler şeklinde kendini gösterir.

    Elma yedirerek kolesterolün düşüp düşmediğini kontrol etmek için başla Fransa olmak üzere, İtalya ve Finlandiya’da bazı deneyler yapılmış ve neticeler müspet çıkmıştır. Sistemli bir şekilde elma yiyen insanların %50’sinden fazlası %10’un üzerinde bir kolesterol düşüklüğü göstermişlerdir. Küçük değişikliklerle, İtalyan araştırıcılar elma ezmesinin daha fazla tesirli olduğunu, İrlandalılar ise hakiki bir tesir elde edilmesi için günde iki elma yenilmesi icap ettiğini buldular.

    Fransa’da ise Paul Sabatiler Üniversitesi’ndeki deneyler hala devam etmektedir. Buradaki 26-65 yaşları arasındaki 30 kadar gönüllü isteklerine göre günde iki veya üç elma yiyorlardı. 59 ile 96 yaşları arasında ve Gerontoloji (yaşlılarla ilgilenen) servisinde kontrol altındaki 37 kişi ise yalnız veya karışık olarak sert elma yiyorlardı. İlk gruptaki 23 kişinin kan kolesterollerinde %14’lük bir azalma görülürken ikinci grup olan yaşlıların 19’unda daha zayıf fakat istatistik bakımından manalı bir azalma görüldü.

    Kolesterolün normal değerlerinin ne olması gerektiği hususunda yapılan hesaplara göre, 1.80 ila 2.20 gr/lt arasındaki miktarlar makul seviyelerdir. Yaşa göre yapılan bir diğer hesaplamada ise 1 gr/lt’ye ondalık olarak yaşın rakamının ilave edilmesiyle çıkan değer normal kabul edilir. Mesela, 40 yaşında 1.40 gr/lt, 50 yaşında 1.50 gr/lt’lik kolesterol miktarları gibi.

    Elma, kolesterol ile ilgili münakaşalara yeni bir sayfa eklemektedir. Aslında perhiz ve hayat tarzının kandaki kolesterol miktarı üzerinde tesirli olduğu uzun zamandan beri bilinmektedir. Güney Afrika’nın yüksek plato çöllerinde avcılıkla yaşayan Kalahari’nin dağ adamları 0.85 gr/lrlik çok düşük kolesterol seviyesine sahiptirler. Halbuki endüstrisi ve refah seviyesi yüksek Amerikalılar ise 2.1 gr/lt gibi yüksek bir değere sahiptir.

    Aslında kolesterolün eksikliği de fazlalığı kadar üzücü olmaktadır. Zira denge inde işlerin yürütüldüğü vücut makinası da kâinatın her yerinde olduğu gibi ifrat ve tefritten uzak bir çalışma ortamı ister. Bunun için herşeyin azı da çoğu da zarardır. Bu açıdan bakıldığında, kolesterol hiç de zannedildiği gibi korkutucu bir molekül değildir. Hücre zarlarının, cinsiyet hormonlarının, beyin hücrelerinin yapısında bulunur. Safra asitlerinin sentezlenmesi ve dolayısıyla yağların sindirimi için gereklidir. Nitekim kolesterolden çok korktukları için yumurta, süt, karaciğer ve beyin gibi hayvani gıdaları tamamen kesenlerde erken bunama, cinsi zafiyet ve beyine bağlı çeşitli güç kayıpları tesbit edilmiştir.

    Vücut hücrelerimizin hepsi kendileri kolesterol üretebilir. Ancak en fazla kolesterol üretimi yapılan yer bağırsak ve karaciğerdir. Kolesterolün hücrelere girmesi, çıkması, depo edilmesi, esterleşmesi, kullanılması, yenilenmesi, parçalanması gibi her saniye vücudumuzda cereyan eden biyokimyevi hadiseler birçok enzimin yardımıyla ve çok karışık yollarla sürdürülür. Kolesterol metabolizmasını uzun uzadıya anlatmak gereksiz olduğu için burada sadece önemli iki faktör olan LDL ve HDL kısaltılmalarıyla belirtilen düşük yoğunluklu ve yüksek yoğunluklu lipoproteinlerden söz etmemiz kâfidir. Düşük yoğunluklu ve yüksek yoğunluklu lipoproteinlerin karşılıklı ve hassas bir denge içindeki reaksiyonlarıyla, kolesterolün hücre tamirinde ve steroid hormon yapımında kullanılmaları mümkün olur. Vücuttaki kolesterol, karaciğerden geçerken bir seri kimyevi muameleye maruz kalır ve safra asitleri yapılır.

    Kolesterolün %80-%90’ı safra tuzlarına (sodyum veya potasyum tarafından nötralize olmuş safra asitleri) dönüşerek dışkı yolu ile atılır. Eğer safra kolesterole aşırı doymuş hale gelirse, safra tuzlan, fosfolipidler ve kolesterol arasındaki denge bozulur, kolesterol hızlanır, safra taşları meydana gelir.

    Kolesterolü dışarı atmak için safranın kapasitesi bir endeksle belirtilir. Bu kapasite yükseldikçe taş meydana gelme endeksi düşer. Karaciğerleri yük: sek kolesterollü olan dağ sıçanlarında, elma yeme suretiyle safra akışında yükselme ve safra asitlerinde artma görülmüştür. Böylece elma, taş meydana gelme endeksini yarı yarıya azalttığı için (0,4’den 0,2’ye) safra taşları problemi olmadan kolesterolün iki kat daha fazlası vücuttan atılabilmiştir.

    Acaba elma bu hadisede nasıl devreye giriyor?

    Bu hususta ilk faktör, içinde bulunan ‘pektin’ denilen bitkilerin hücre duvarlarından meydana gelip, pelteleşmiş ve yapışkan olmalarından dolayı, kozmetik, ilaç ve besin (reçellerin hazırlanması) sanayiinde kullanılan maddelerin yardımıdır. Elmada %15, şeker pancarı özünde ve çam ağacı kabuğunda da %25 ila %30 nisbetinde pektin bulunmaktadır.

    Beslenme uzmanlarına göre, pektinler besleyici bitki dokuları grubundan olup en çok bilinen türü buğday kepeğidir. Ancak bu, bağırsağa geçiş zamanını azaltırsa, kepek kandaki lipidler üzerinde tesirli olamaz. Tam tersine pektinler ise, kolesterol nisbetini azaltarak yağların özümlenme müddetini kısaltırlar. Amerika, Japonya, İngiltere, Hollanda, Almanya ve Fransa’da yapılan deneyler bunu ispatlamıştır.

    Pektinlerin kolesterol üzerindeki tesiri daha önceki konularda belirtilen, Amerika’da yapılmış ankette tesiri ispatlanmış bir ilaç olan “Kolestramin” ile benzerlik gösterir. Bunlar, safra asitlerini midede hapsederler ve dışkı ile vücuttan atılmayı hızlandırırlar. Görüldüğü gibi bu durum, kolestrerolden başlayarak yeni safra asidlerinin sentezleştirilmesiyle ortaya çıkar.Kolesterol sentezi böylece, başlangıçtakine eşit olarak yükselir ve kolesterolün dışarı atılması göz önün: de tutularak dengenin temininden önce belli bir adaptasyon müddeti (birkaç ay) gerekir.

    Pektinlerin rolü saymakla bitmez. Molekülleri, iyonlar (bakır, magnezyum, kalsiyum) su ve küçük organik moleküllerden oluşur. Böylece mineral dengemizi temin edip, bağırsağımızda kısa zamanda sindirilemeyen tanecikleri küçülterek mayalayan flora’nın kalitesini değiştirirler. Pektinlerin bu tür tesirleri yalnızca birkaç yıldan beri bilinmesine rağmen çok mühim görülmektedir. Beş yıl öncesine kadar pektinlenin, dışkılarla olduğu gibi dışarı atıldıkları düşünülüyordu. Bugün ise azaldıkları ve azalma ürünlerinin (asetik asit, propisonik asit vb.) kolesterol metabolizması üzerine faydalı oldukları ve belki de mide kanserinin tehlikelerini azaltabilecekleri düşünülmektedir.

    Bir kişinin kolesterol nisbetini azaltmak için düzenli olarak tatbik edilecek saf pektin miktarı onluk gramlar halinde tesbit edilmelidir. Bu da aşağı yukarı aynı neticeyi veren, günde 1,5 ila 2 kg’lık elmaya tekabül eder ki bir insanın hergün iki kilo elma yemesi mümkün değildir. Öyleyse pektinlerin tesirinin açıklanması kolesterolü düşürmeye kafi değildir. Bu durumda elmadaki pektinlenin esas vazifesi kolesterolü azaltacak diğer mekanizmaların devreye girmesini kolaylaştırmaktır. Bilhassa askorbik asit (C vitamini) ve magnezyum, bu iş için lüzumlu maddelerin başında gelir. Şu anda araştırmalar kolesterol ve yağ metabolizmasının kompleks biyokimyevi reaksiyonlarının ve elmanın nasıl bu işi yaptığını anlama üzerine yoğunlaşmıştır.

    Her ne şekilde olursa olsun elmanın bu hususiyeti inkâr edilemez bir şekilde gösterilmiş olduğundan, damar sertliği riski taşıyan kan kolesterolü yüksek kişiler bol bol elma yiyerek kendi kendilerini tedavi yolunda rahatlıkla mesafe alarak doktorlarına yardımcı olabilirler. Bu arada elma, armut ve ayva gibi meyvalarda bulunan fenollü bileşiklerin antioksidant tesirleri de düşünüldüğünde hücrelerin yıpranmasına veya mutasyonlarına mani olma yoluyla belki bazı kanser tiplerine karşı koruyucu özellikleri de pek yakında gösterilebilir. Bütün bunlar düşünüldüğünde umumi olarak Allah’ın bir nimeti olan meyvelerin yeterince değerlendirilmesinin insan sağlığı açısından ehemmiyeti daha iyi anlaşılacaktır. Hele Türkiye gibi yüzlerce meyvenin bol ve ucuz olduğu bir ülkede yaşadığımız düşünülürse.
    SAĞLICAKLA KALIN.

  83. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Elma ile sigara bırakmaya ne dersiniz o zaman okumaya başlayalım.
    Sigaranın Düşmanı Elma

    Dünyanın hemen bütün bölgelerinde yetişme imkanı bulan elma, bol miktarda vitamin, organik asit ve mineral madde içermektedir. Zengin besin maddelerine sahip olması sebebiyle besleyici, bu besin maddelerinin çoğunlukla şifalı etkileri sebebiyle de bazı hastalıkları tedavi edici özelliğe sahiptir.

    Elma sadece çiğ olarak değil, pişmiş ve kızarmış olarak da yenmektedir. Sabahleyin aç karnına 1-2 elma çiğ veya kızarmış olarak yemek sağlık yönünden yararlıdır. Elma hiçbir zaman soğuk ve/veya çabuk yenmemelidir, aksi takdirde mide ve karaciğer ağrılarına sebep olabilir. Bu sebeple soğukta depolanan elma yenmeden önce mutlaka sıcağa çıkarılıp ılıkken yenmelidir. Elmanın daima küçük parçalara ayrılarak yavaş yenmesine dikkat edilmelidir. Böylece hazmı kolaylaşır. Elma içerisinde bol miktarda alkali maddelerin bulunması sebebiyle normal olarak, yani hususi bir tedavi kürü uygulanmıyorsa günde iki elmadan fazla yenmemesi tavsiye edilir. Fazla yenmesi halinde vücutta meyve asidi birikmesi ortaya çıkar. Bu birikim bazı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olur.

    Burada, ülkemizde elma yerken yapılan önemli bir yanlışlığa dikkatinizi çekmek istiyorum. Elma kesinlikle kabuğu soyulmadan yenmelidir. Allah (c.c), bitkilerin atmosferle temasta olan dış yüzeylerini hastalık yapıcı mikroplardan korumak için çeşitli kimyevi maddelerle doyurmuştur.Bu kısmın soyulup atılması, şifalı etkisini ve besin değerini ortadan kaldırmaktadır. Örneğin elma kabuğunda C vitamini miktarı, etli kısmına nazaran 6 kat daha fazladır. Bir başka ifadeyle kabuğu soyulmamış bir elmadan aldığınız C vitaminini ancak kabuğu soyulmuş 6 elmadan alabilmektesiniz. Bilgili bir tüketici asla bu hataya düşmemelidir. Elmanın kabuğunu soyma ihtiyacı daha çok üzerine bulaşan tarım ilacı kalıntısından ileri gelmektedir. Bu kalıntı, ılık su ile yıkanıp temiz bir bezle silinerek ortadan kaldırılabilmektedir.

    Elma kürü ile Sigara Bırakma:

    Sigara tiryakileri genellikle elmaya karşı isteksizlik gösterirler. Bunun nedeni şudur: Sigara içenlerin bağırsaklarının iç kısmında bulunan ve nikotin içeren bağırsak mukoza zarı elma asidinin sindirilmesine sebep olmakta ,bu da hafif rahatsızlık doğurmaktadır. Sonuçta elma yiyerek sigaraya karşı nefret hissi doğmaktadır Bu durumdan yararlanarak elma kürü ile sigarayı bırakmak mümkün olabilmektedir. Şüphesiz burada başarılı olmak için iradenin yardımcı olması gerekir.

    Sigarayı bırakmak için elma kürü uygulaması şu şekilde yapılmalıdır: Günde orta boy 20 elma yiyecek şekilde yapılan elma diyeti sigaradan nefret ettirmekte ve bu elma kürü 2-3 gün devam ettirilerek sigara bırakılabilmektedir. Kür sırasında kesinlikle yemek yenmemeli ve içecek alınmamalıdır.

    Elmanın kızartılması ve pişirilmesi halinde C vitamininin büyük bir kısmı kaybolmaktadır.

    Elmanın yukarıda sözü edilen besin değeri yanında, dikkate alınabilecek ölçüde şifalı etkisi vardır. Bunlardan burada yerimiz elverdiği ölçüde söz edeceğiz.

    Elma eskiden beri mide ve bağırsak nezlesi, dizanteri, basur, ishal, paratifüs ve diğer mikrobik bağırsak hastalıklarına karşı normal ilaç tedavisini desteklemek maksadıyla kullanılmıştır. Bunun için 1,5 kg elma alınır ve çekirdek evleri (çekirdeğin bulunduğu sert kısım) ayıklanarak atılır. Diğer kısımları bir porselen içerisinde iyice ezilir. Bu şekilde hazırlanan elma püresi günde 8 defa yenecek şekilde bölünür ve yenir. Bu şekilde uygulanan elma kürü 1-2 gün sonra etkisini gösterir. Küçük çocuklarda etki daha çabuk görülür. Elma ezildikten sonra derhal yenmesi gerekir. Kullanılacak elma mutlaka çok iyi olgunlaşmış olmalıdır. Ham elma aksi tesir yapmaktadır. Elma diyetlerinde şeker ve sıvı azalmasının mutlaka dikkate alınması gerekir.

    Elma mide ve bağırsak hareketlerini düzenleyici etki yapmaktadır. Elmanın etli kısmında bulunan pektin maddesi bağırsaklar içerisinde sünger görevi yapmaktadır. Bu madde bağırsak suyunu ve zehirli bağırsak ürünlerini emer ve süratli bir şekilde ağrıyı dindirir. Böylece kolik sancılar ortadan kalkar. Elmanın içinde bulunan tanen asidi ise bağırsaktaki bakterilerin gelişmesini önler ve bu bakterilerden kaynaklanan ishali ortadan kaldırır. Ancak elmanın diğer bağırsak hastalıklarına karşı tedavi etkisi beklenmemelidir.

    Çok sağlıklı bir insanın dahi hiç değilse ayda bir bağırsak diyeti uygulaması yerinde olur. Bu diyet şöyle yapılmalıdır:

    Kahvaltıda, yarısı limon suyu diğeri elma suyu olmak üzere bir bardak içilir. Hazırlanan su ılık olmalı ve yudumlanarak içilmelidir. Öğleden önce 1 veya 2 elma kabuğu ile birlikte yenmelidir. Öğlede elma kabuklarından yapılmış çay içilir ve 2 tatlı kaşığı bal yenir. Bundan 1-2 saat sonra 3-4 elma kabuğu ile birlikte yenir. Öğleden sonra saat 13-15:00 dolaylarında bir bardak taze elma suyu içilir. Bunu takiben bir tabak sıcak elma marmelatı, 2-3 tatlı kaşığı balla karıştırılarak yenir.

    Elma kan dolaşımı hastalıklarına, kalp rahatsızlıklarına ve damar hastalıklarına karşı iyi gelmektedir.

    Elma demir, fosfat ve sodyum bikarbonat ihtiva etmesi sebebiyle sinirleri kuvvetlendirici ve kan yapıcı özelliğe sahiptir.

    Yüksek ateşe ve iltihaba hastalıklara karşı elma şu şekilde uygulanmaktadır: Bir bardak suya 5-10 gr elma kabuğu konur ve hafifçe kaynatılır. Bu şekilde hazırlanan çaydan günde birkaç kez içilir.

    Sinirleri teskin etmek ve ruhi gerginliği gidermek için; elma, kabukları soyulmadan küçük parçalara ayrılır ve yarım litre kaynar suya bandırılır. Bir saat dinlendirildikten sonra 2-3 çay kaşığı bal ilave edilir ve yudumlanarak içilir. İçerisindeki elma dilimleri ise yenir.

    Grip, öksürük, ses kısıklığı, uykusuzluk ve yüksek kolesterole karşı orta büyüklükte 3 adet elma doğranır ve bir litre suda haşlanır, süzülür ve her yemekten sonra birer bardak içilir.

    Böbrek ve mesane taşlarını düşürme gayesiyle; bir çay bardağı dolusu yaş veya kuru elma kabuğu 1 litre suda 10 dakika kaynatılır ve süzülür. Her sabah bu sudan ısıtılarak birer bardak içilir. Böylece sancı hafifler ve taş daha kolay düşer.

    Hanımların çoğunun sıkıntısı olan yüzdeki sivilceleri yok etme maksadıyla; elmanın kabuğu soyulmadan suyu çıkarılır ve bir pamuğa emdirilerek temizlenmiş sivilceler üzerine tatbik edilir. Bu işlem günde birkaç defa tekrarlanmalıdır. Sonuçta sivilceler yavaş yavaş kaybolur.

    Bütün romatizmal ve karaciğer hastalıklarına karşı, ayrıca erken yaşlanmayı önlemek için doktorun düzenleyebileceği bir elma diyeti uygulanmalıdır.

    Egzama tedavisi için bol miktarda elma yenerek kanın temizlenmesi sağlanmalıdır.

    Bağırsak parazitlerini dökmek için aç karnına elma çekirdeği yutmak gerekir. Ayrıca bunun için, taze elma suyuna biraz safran karıştırılarak içilmelidir. Dengeli ve bol miktarda elma yenerek cinsi iktidar artırılır.

    Elma nefes darlığını giderir, kalp çarpıntılarını azaltır, kanı çoğaltır.

    Sesin güzelleşmesi için kızarmış elma sıcak sıcak bala karıştırılarak yenir. Bir kısım ses sanatkarları sabah erkenden bu şekilde hazırlanmış ballı elma yerler.

    Yanıkların tedavisinde tatlı elma, sinirli otla (Plantago sp.) birlikte yumuşayıncaya kadar süt içerisinde bekletilir ve yara üzerine serilir.

    Çıbanların olgunlaşması için taze elma yaprakları toplanır, iyice ezilir ve çıbanın üzerine konur.

    Kanda şekerin düşmesine karşı tatlı elma suyu içilmelidir.

    Ekşi elma ise daha çok soğuk algınlığından ileri gelen mide bozulmalarına karşı yenir.

    Burada görülüyor ki, elma besin değeri yüksek olduğu kadar hastalıkları tedavi etme gücü de mükemmel bir meyvadır. Biz burada hastalıkları tedavi etme özelliklerinin ancak bir kısmını verebildik. Ayrıca yine önemle belirtmemiz gereken husus, bitkilerin tedavide kullanılmasının, klasik tedavi usullerinin terkine sebep olmamasıdır.

    Siz bu yazı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
    sayğılarımla
    sağlıcakla kalın.

  84. necdet-ankara diyor ki:

    MERHABA,
    Meyvelerin Sultanı: ELMA……..
    Kökeni Doğu Avrupâ'dır. Çok çeşidi
    olan elma eski çağlardan beri bilinen bir
    meyvedir. Tedavi edici özellikleri açısından
    en eski yazarlar bile elma kürünü övmekteydi. Bu meyvede vitaminler, sindirilebilir şeker, bedenin dengesi için çok gerekli enzimler, temel asitler ve hayatın kendisi olan (potasyum, sodyum, kalsiyum magnezyum, fosfor gibi) madenler bulunmaktadır.

    Elma, hemen her yerde yetişen, beyaz
    veya pemhe çiçek açan, boyu değişik yük-
    seklikte olan ağacın meyvesidir. Çeşitlı renk
    te hoş kokulu bir meyvedir. Ekşi, tatlı, may-
    hoş dan değişik tadlarda ve kımızıdan pem-
    beye, sarıya kadar değişen renk tonlarıyla şi-
    fa dolu bir meyvedir.

    Günümüzün şifalı bitkiler uzmanı M. Messegue, 'Eğer bir tik ağacınız olacaksa, onun elma ağacı olmasını tercih edin. diyerek elmayı soframızdan eksik etmememizi tavsiye etmektedir.

    Memleketimizde Golden, Sterkin, Misket Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik Elması gibi birçok çeşidi vardır.
    Dünyada ise 5 binden fazla türü bulunmak-
    tadır.

    Taze ve kurusundan komposto, marme-
    lat, pekmez, sirke, elma çayı gibi çok çeşitli
    şekilleriyle halk arasında kullanılmaktadır.

    Elmada neler var?
    Bir orta boy elma (100 gr) 50 kaloridir.
    Su 85.6 gr, protein 0.2 gr, yağ 0.3 gr, şeker
    10 gr, lif 2 gr, potasyum 127 mğr, fosfor
    13 mgr, magnezyum 8 mgr, kalsiyum 7
    mgr, kükürt 4 mgr, sodyum 2 mgr bulunur.
    Ayrıca A, B1, B2, PP, B5, B6, C, E vitamin-
    leriyle çinko, iyot, kobalt, klor, silisyum ve çe-
    şitli organik asitler mevcuttur.

    Elma kalbi korur!
    Meyvelerin sultanı diye bilinen elma bir-
    çok derde deva olduğu gibi, kalbe de çok iyi
    gelir. Çünkü elma kandaki kolesterol oranını
    düşürür. Dalağın kan yapmasını sağlar. Çalı-
    şırken devamlı olarak oturanlara, şişmanlara,
    kanı fazla koyu olanlara elma son derece
    faydalıdır.

    Demir, C vitamini ile birleştiğinde organiz-
    ma tarafından mümkün olduğunca iyi şe-
    kilde emilir. Elmada her ikisi de olduğundan
    demir eksikliğine bağlı kansızlıkta faydalıdır.

    Kan şekerini düşürür!
    Elma, şeker hastalarının ve kan şekerinin
    yükselmesini istemeyen kişilerin tercih etme-
    si gereken ilk meyvedir. Meyve şekeri (frük-
    toz) ihtiva ettiği için kan şekerini yükseltmez.
    Elma tansiyonu da düşürür. Yine elma-
    nın güzel kokusu sayesinde sinirler gevşer,
    insan rahatlar ve böylece tansiyon da düşer.

    Zayıflamak için ideal
    Elma kandaki şekeri geçici olarak yük-
    selttiği için ve pektinler mideye doygunluk
    verdiğinden kendimizivtok hissederiz. Eğer
    diyet yapıyorsak, bol bol elma yememizde
    fayda var. Böylece hem kilo vermiş, hem de
    sağlıklı kalmış oluruz. Kısacası zayıflamak için
    mükemmel bir meyvedir.

    Elma nefesi rahatlatır! İngiliz tıp dergisi Tho-
    rax'da yayınlanan bir çalışma, haftada en az beş Elma yiyenlerin daha kolay nefes aldığını göstermektedir.

    Bol taze meyve, özellikle elma yemekle akciğer kapasitesi artıyor. Hergün bir elma yiyenlerin
    hiç elma yemeyenlerden daha fazla nefes
    verebildiklerini gösterdi. Yani daha sağlıklı ol-
    mak içn elma yemek gerekli.
    .

    Günde bir elma
    Elma sindirimi kolay, bol C vitamini ihti-
    va eden (özellikk kabuğuyla yenildiğinde) ve
    şeker hastalarına bile tavsiye edilen düşük
    kalorili bir meyvedir.

    İngiltere'deki Milli Kanser ve tıp Araştır-
    ma Merkezi'nin her gün elma yeme alışkan-
    lığı olan 2 bin kişiyi kapsayan ve 77 yıl süren
    araştırması elmanın (yanı sıra taze meyve-
    nin) önemli faydasını gözler önüne serdi.
    British Medical Journal adlı tıp dergisin-
    de yayınlanan araştırma sonuçlarına göre
    hergün başta elma olmak üzere taze meyve
    yeme alışkanlığı olanlarda inme (felç) riski
    böyle bir alışkanlığı bulunmayanlara oranla
    yüzde 32 az.

    Her gün bir elma yemek ayrıca kalp krizi
    riskini yüzde 24 oranında düşürmektedir.
    Elma ayrıca yüksek tansiyon, adele ağrı
    ları, böbrek taşlarına karşı birebir. İdrar yolla-
    rını açıyor, gastrit ve ülsere de iyi geliyor.
    Yemeklerden sonra yenen elma, çoğu
    zaman diş fırçalamak gibi etki yapar. Çünkü
    elma çiğnenirken dişlerin arası çok iyi bir şe-
    kilde temizlenir.

    Yatmadan önce yenirse dişlerin beyaz
    kalmasını sağlaması yanında yatıştırıcı etki-
    sinden dolayı uykuyu kolaylaştırır, baş ağrısı-
    na iyi gelir.

    Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sa-
    yesinde sindirime yardımcı olur ve kolaylaştı-
    rır. Bağırsak sorunu çeken kişiler için denge-
    leyici ve normalleştirici bir besindir. Kabızlık
    sorunu olanlara çok faydalıdır. Bağırsak kan-
    serlerini önleyici etkisi vardır.

    İçindeki C vitamini ve pektin her derde
    devadır. Kolesterolü düşürür, sindirim siste-
    mini düzenler, idrar yollarındaki problemlere
    yardımcı olur.

    Elma kürü yapmakla gut, böbrek, mesane
    hastalıkları ve hemoroitte şifa elde edilir.

    Elma yemek için 8 sebep
    1-Sabahları hiçbir şey yemeden evvel el-
    ma yendiğinde kanı temizler ve toksinleri at-
    mayı sağlar.

    2- Isırarak ve kabuğuyla yenirse dişleri
    temizler ve diş etlerini güçlendirir.

    3- Uykudan önce yenirse rahatlatır ve
    kolay uyumayı sağlar.

    4- Yeşil, hafif ekşi olanları mide bulantı-
    larını önler.

    5- Gastritten kaynaklanan yanmaları ha-
    fifletir.

    6 Kabuğuyla pişirildiğinde bağırsakları
    çalıştırır ve yumuşatır.

    7-Bal ekleyerek pişirildiğinde enerji verir.

    8- Ortasına biraz marmelat ekleyip fırın-
    da pişirildiğinde, özellikle rejim yapanların
    tatlı yeme arzusunu giderir.

    Elmanın özellikleri
    – İçinde bulunan mineral tuzlar sayesin-
    de idrar sökücü ve kanı temizleyici özelliği
    vardır. Ayrıca ürik asite ve romatizmalara
    karşı güçlendiricidir.
    -Vitaminler ve mineral tuzlar aynı za-
    manda enerji ve tazelik verir.
    -A vitamininin varlığı solunum yollarını,
    sinir sistemini, kan damarlarını ve cildi sağlıklı
    tutar.
    -Organik asitler sayesinde hem midenin
    çalışma düzeni hızlanır, hem de gastrite kar-
    şı mücadele verilir.
    – İçindeki kükürt ve tanin sayesinde de-
    zenfektandır ve bakterilere karşı korur.
    – Sindirimi kolaylaştırdığı gibi kalbi de
    güçlendirir..
    Elma için evimizde mutlaka bir yer açalım.
    sağlıcakla kalın.

  85. necdet-ankara diyor ki:

    MERHABA,
    Dostlar şimdide sirkenin ana maddesi olan elmayı tanıyalım,
    ELMANIN FAYDALARI…..

    Enerji kaynağıdır!

    Elmanın verdiği enerji 100 gramda 54 kaloridir. Bu enerji yağdan değil, meyve şekeri ve organizma tarafından ağır olarak sindirilen şekerden gelmektedir. Bu veriler ve genel anlamıyla elmanın besleyici özelliği, bu meyveyi özellikle spor yapanlar için vazgeçilmez yapar. Gerçekten de fiziksel aktiviteler çerçevesinde elmanın içeriğindekiler spor öncesinde, sırasında ve sonrasında organizma üzerinde pozitif etkiler yaratır:
    1. Spor öncesinde tüketildiğinde; enerji verir.
    2. Spor sırasında tüketildiğinde; organizmaya çeşitli mineral ve vitaminler yükler.
    3. Spor sonrasında tüketildiğinde; %85 oranındaki su içeriğiyle organizmanın ihtiyacı olan suyu tamamlayarak toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır.

    100 gr. elmada

    Glucid
    % 12,6

    Protid
    % 0,3

    Su
    % 84,3

    Lif
    % 2,5

    Lipid
    % 0,3

    Vitamin deposudur!

    Elmanın sağladığı vitaminlerin en önemlisi C vitaminidir: en fazla kabuğunda ve kabuğun hemen altında yoğun olarak bulunur. Bu nedenle iyi yıkanmış elmanın kabuğuyla tüketilmesi en doğrusudur.

    Elmanın içerdiği diğer vitaminler ise B1, B2, PP, B5, B9, Provitamin A (karoten) ve E vitaminidir.

    100 gr. elmada

    B9 0,012
    A 0,070
    C Antioksidan. Organizmanın savunmasını güçlendirir. 5
    B1 Kas ve sinir sistemi için mutlaka gereklidir. 0,03
    B2 Hücrelerin iyi çalışması ve dokular için gereklidir 0,02
    PP Hücre enerjisi, ergenlik ve genel fonksiyonlar için gereklidir 0,3
    B5 Yağ ve şekerlerin kullanımında önemlidir; saç, deri ve kas sağlığı için gereklidir
    0,1
    B6 Yaşamsal mekanizmaların anahtar vitaminidir. Amino asit ve protein metabolizması için gereklidir.
    0,05
    E Antioksidan. Cilt yaşlanmasına karşı koruyucudur. 0,6

    Oligo-element ve vitamin zenginidir!

    Elmanın faydalarından ilginç bir tanesi de içerdiği potasyum (100 g’da 120-200 mg) zenginliği ve az sodyumdan (100 g’da 10 mg’dan az) ötürü dinlendirici olmasıdır. Bu kombinasyon ve %85 oranındaki su, elmaya idrar söktürücü özelliği de verir. Ayrıca potasyum içeriği yüksek tansiyona karşı savaşta önemlidir.

    Elmanın diğer içerikleri fosfor, kalsiyum, magnezyum, demir, çinko, selenyum, manganez de hücre metabolizmasında çok önemli rol oynar.

    100 gr. elmada

    Magnezyum
    4

    Fosfor
    9

    Potasyum
    145

    Kalsiyum
    4

    Çinko
    0,09

    Demir
    0,2

    Manganez
    0,03

    Muhteşem lif kombinasyonu!

    180 g’da 5 g gibi yüksek bir lif zenginliğiyle sindirim sisteminde büyük rol oynar.
    Elmada bulunan Suda çözünen lifler ve Suda çözünmeyen lifler kombinasyonu bağırsak hareketlerini tetikler ve hızlandırır. Kabızlığa karşı elmayı kabuğuyla yemek önerilir çünkü lif kabuğunda daha yoğundur.

    Daha az kolesterol!

    Yapılan pek çok araştırmanın ortak sonuçlarına göre:
    – günlük olarak tüketilecek 3 adet elmanın 2 ayda yaklaşık %10 oranında kolesterolün düşmesine yardımcı olduğu,
    – kötü kolesterol (LDL) oranını düşürdüğü
    – iyi kolesterol (HDL) oranını da 4 misli yükselttiği
    saptanmıştır.

    Bu nasıl olabiliyor? Nedeni, elmanın lif olarak zengin bir besin olması ve bu özelliğinin de kolesterol ve yağın birikmesine engel olmasıdır.

    Daha iyi nefes!

    Galler’de 2500 kişi üzerinde 5 yıl süreyle yapılan bir araştırmanın sonucu, daha önce yapılan bazı araştırmalara uyumlu olarak haftalık tüketilen elma sayısının nefes fonksiyonuna pozitif etkileri olduğunu göstermiştir. Yenen ortalama elma miktarı arttıkça sigara kullananlar da bile nefes alma kapasitesinde artış saptanmıştır. Bu etki elmadaki antioksidanlardan kaynaklanmaktadır.

    Vücuda faydaları..

    Böbreklerin temizlenmesine yarar,
    Baş ağrısına iyi gelir,
    Kolesterolü düşürür,
    Yüksek tansiyonu düşürür,
    Kan şekerini kontrol altında tutar,
    Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir,
    Uykusuzluğa iyi gelir,
    Bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar,
    Elma + kereviz/maydanoz yorgunluğa iyi gelir,
    Elma+kızılcık suyu veya elma+ananas+üzüm suyu gribe iyi gelir,
    Elma+armut suyu kabızlığa iyi gelir.

    İçinde birçok vitamin ve mineral bulunduran elma, vücudun mahrum bırakılmaması gereken bir meyve.

    Kökeni Doğu Avrupa olan elmada sindirilebilir şeker, bedenin dengesi için çok gerekli enzimler, temel asitler ve potasyum, sodyum, kalsiyum, fosfor gibi madenler bulunur. Diyetler için de mükemmel bir seçenek…
    Ortalama hemen hemen herkesin severek yediği elmanın faydaları saymakla bitmiyor. Çağın belalı hastalığı kanserden, kolesterole kadar birçok hastalığın gerek riskini azaltmada gerekse önlemede önemli rol üstleniyor.
    Öğle yemeğinden önce yendiğinde ya da kabuğuyla pişirildiğinde bağırsakları çalıştırır ve yumuşatır, kabızlığı önler. İçindeki petkin maddesi zararlı kolesterolü (LDL)'yi düşürürken, faydalı kolesterol (HDL) oranını yükseltir. Dalağın kan yapmasını sağlar. Çalışırken devamlı olarak oturanlar ve fazla kilolular için çok faydalıdır.
    Bünyesindeki C vitamini sayesinde bağışıklık sistemi güçlenir.
    Nefesi rahatlatır. Yapılan bazı araştırmalar, elma yiyenlerin daha kolay nefes aldığını göstermektedir.Gastritten kaynaklanan yanmaları hafifletir.Elma kürü, gut, böbrek, mesane hastalıkları ve hemoroit tedavisinde de işe yarar. Sabah aç karna yendiğinde kanı temizler ve toksinleri atmayı sağlar.
    Isırarak yenirse, dişleri temizler ve diş etlerini güçlendirir.Uykudan önce yenirse rahatlatır ve kolay uyumayı sağlar.Yeşil, hafif ekşi olanları mide bulantılarını önler.
    Düşük kalorili (50 kalori) olduğu için şişmanlığı önler, kan şekeri düzeyini ve yüksek tansiyonu olumlu bir şekilde etkiler.Ortasına biraz marmelat ekleyip fırında pişirildiğinde, rejim yapanların tatlı yeme isteğini giderir.

    OLAĞAN DIŞI BİR MEYVE!

    Her bir elma çekirdeğine, koskoca kimya fabrikalarının 10mikrona küçültülen şifreleri yerleştirilmiştir. Elmanın terkibindeki maddeleri eksiksiz yapabilmek için, gerekli olan bu fabrikalar, ağaç olduktan sonra demiri terkibine alır, kemik iliği ve kanın temel maddesi olan 2
    değerlikli demiri korumak için, özel elma asidi hazırlar ve bu terkibin hassas mideleri rahatsız etmemesi için, yine terkibine karbonat iyonları ekler. Elmanın terkibinde var olan harika iksirlerin en önemlilerini, şöyle sıralamak mümkündür:Terkibindeki hususî meyve şekeri ile doğrudan doğruya karaciğer hücrelerini korur. İçindeki meyve asitleri, bir yandan 2 değerli demiri ve C vitaminini bozulmaktan korurken, diğer yandan karaciğerdeki kimyevî
    faaliyetlerde yapıtaşı rolü oynar. İki değerli demir iyonları, alyuvarların yapısı için gerekli olan kanın temel elemanlarındandır. Kansızlık hastalarına ilâç şeklinde verilen demiri, 2 değerinde tutmak çok zor olduğundan, ayrıca C vitamini de verilir; bağırsak!ardaki 3 değerlikli demir, bağırsaklara zarar vermekten öteye geçmez.
    Elma, terkibinde taşıdığı bikarbonat iyonları sayesinde, sindirimi kolaylaştıran tek meyvedir.
    Elmada suda eriyen vitaminlerin tamamı mevcuttur. Yüksek miktardaki C vitamini, bir insanın günlük C vitamini ihtiyacına denktir.
    Elmanın kökleri vasıtası ile topraktan aldığı demir iyonunu indirgeyerek, 2 değerli demir hâline getirmesi, başlı başına bir hârikadır. Zira; böyle bir faaliyetin elmaya, uzaktan-yakından bir faydası yoktur. Üstelik 3 değerli demiri, 2 değerli demir hâline indirgemek fevkalâde zor bir
    kimyevî hâdisedir ve bir elmada bulunan iki değerli demir, milimi milimine bir insanın günlük demir ihtiyacı kadardır.

    Günde bir elma yemek,sizi tüm hastalıklardan korur.İki elma yerseniz kalp ve damar hastalıklarından korunmuş olursunuz.Kolesterolü normale indirir ve kabızlığı giderir,sindirimi kolaylaştırır.Güzel kokusu rahatlatır ve tansiyonu düşürür,sinirleri yatıştırır.Artrit,tomatizmalar ve gut hastalıklarında çok yararlıdır.Kalbi koruyan flavonoidlerden bol miktarda içerir. Portakal suyundaki C vitamininin üçte biri elmada da bulunur. Enerjinin yavaş bir şekilde açığa çıkmasını sağlayan fraktoz şekerinden bolca içerir. Ancak bebeklerin ya da emekleyen çocukların midesini rahatsız edebilir.
    ÇOCUKLARA ELMAYI SEVDİREN BİR DE ŞİİR ÖĞRETELİM

    Amasya elmasıyım,
    Meyvelerin hasıyım.
    Beni yersen kan olur,
    Yanakların al oluuur…

    KİLO VERME REJİMLERİNDE ELMANIN TOK TUTUCU ÖZELLİĞİNDEN FAYDALANABİLİRSİNİZ.UNUTMAYINIZ Kİ KİLO FAZLALIĞI, GÖRÜNTÜ BOZUKLUĞU YANINDA PEK ÇOK SAĞLIK SORUNUNU DA BİRLİKTE GETİRİR.
    yeni araştırma dosyasında buluşmak üzere sağlıcakla kalın.

  86. necdet-ankara diyor ki:

    sayın prodoksıt,
    teşekkür ederim,ama bende yoğun bir çalışma ve araştırma yaptım, son günlerde arkadaşlar hep soruyor sen kitapmı hazırlıyorsun nedir bu yoğunluk artık bize zaman ayırmıyorsun diye sitemde bulunuyorlar.benim için iyi oldu bilgi dagarcığım yeniden yenilendi. saygılarımla.

  87. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Dişler
    Ağızda çürük, dişeti ve diğer iltihaplara fırsat vermek istemiyorsanız, muntazaman içinde bir çay kaşığı elma sirkesi bulunan bir bardak su ile ağzınızı çalkalayınız
    Yemeğin veya bir meşrubatın bakteri taşıyabileceği endişeniz varsa, ihtiyaten içinde iki çay kaşığı elma sirkesi bulunan bir bardak suyu içiniz. Bu şaibeli yemeği yeseniz dahi muhtemelen bu karışımı alarak arkadan bünye savunmaya geçebilir
    Deterjan kokusundan rahatsız olanlar için, bulaşık makinasında (parlatıcı gözüne doldurularak) parlatıcı olarak kullanılabilir
    SİYAH noktaları elma sirkesi ile yok edebilirsiniz. Su ile karıştırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi akneye yol açan mikropları öldürecektir.
    SAĞLICAKLA KALIN.

  88. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    FIRINDAKİ YAĞ LEKELERİ İÇİN
    Yaklaşık 2 litre suyun içine 1 kahve fincanı 'elma sirkesi' ilave edin ve bir bez yardımıyla fırındaki yağ lekelerini ovun. Göreceksiniz hem lekeleri yok edecek hem de yeniden lekelerin oluşmasını önleyecektir.

    TIKALI DUŞLARINIZ İÇİN
    Tıkalı duşlarınızı elma sirkesi ve bir miktar su ilave edilmiş bir kapta bekletebilirsiniz.

    YABANCI OTLAR İÇİN
    Bahçenizdeki parke taşlarının çevresinde otların oluşmasını istemiyorsanız parkenin çevresine 'elma sirkesi' dökünüz.

    PIRIL PIRIL BARDAKLAR
    Daha parlak bardaklar için 3 litre durulama suyuna yarım fincan 'elma sirkesi' ilave edin. Daha parlak görünecektir. Aynı işlemi camlarınıza da uygulayabilirsiniz. Camlarınız daha pırıl olacaktır.
    sayğılarımla.

  89. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    ELMA VE ELMA SİRKESİNİN FAYDALARI

    Her bir elma çekirdeğine koskoca kimya fabrikalarının 10 mikrona küçültülen şifreleri yerleştirilmiştir.
    Elmanın terkibindeki maddeleri eksiksiz yapabilmek için gerekli olan bu fabrikalar ağaç olduktan sonra demiri terkibine alır, kemik iliği ve kanın temel maddesi olan +2 değerlikli demiri korumak için özel elma asidi hazırlar ve bu terkibin hassas mideleri rahatsız etmemesi için yine terkibine karbonat iyonları ekler. Tabiî bunların hiçbirisi elmanın kendi kendine almış olduğu kararlar ve uygulamalar değildir.. Elmanın terkibinde varolan harika iksirlerin en önemlilerini şöyle sıralamak mümkündür:

    Kansızlara müjde!
    Terkibindeki hususî meyve şekeri ile doğrudan doğruya karaciğer hücrelerini korur. İçindeki meyve asitleri, bir yandan +2 değerli demiri ve C vitaminini bozulmaktan korurken, diğer yandan karaciğerdeki kimyevî faaliyetlerde yapıtaşı rolü oynar. İki değerli demir iyonları alyuvarların yapısı için gerekli olan kanın temel elemanlarındandır. Kansızlık hastalarına ilâç şeklinde verilen demiri +2 değerinde tutmak çok zor olduğundan ayrıca C vitamini de verilir, bağırsaklardaki +3 değerlikli demir bağırsaklara zarar vermekten öteye geçmez. Elma, terkibinde taşıdığı bikarbonat iyonları sayesinde sindirimi kolaylaştıran tek meyvedir. Elmada suda eriyen vitaminlerin tamamı mevcuttur. Yüksek miktardaki C vitamini bir insanın günlük C vitamini ihtiyacına denktir. Elmanın kökleri vasıtası ile topraktan aldığı Fe iyonunu indirgeyerek +2 değerli Fe haline getirmesi başlı başına bir mucizedir. Zira; böyle bir faaliyetin elmaya, uzaktan-yakından bir faydası yoktur. Üstelik +3 değerli demiri, +2 değerli demir haline indirgemek fevkalâde zor bir kimyevî işlemdir ve bir elmada bulunan iki değerli demir, milimi milimine bir insanın günlük demir ihtiyacı kadardır.

    Mucizevî bir içecek: elma sirkesi
    Sık sık üşütür müsünüz? Veya kendinizi yorgun ve bitkin hisseder misiniz?

    Bir de elma sirkesi tedavisini deneyiniz!

    Peygamber Efendimiz (sas) birkaç hadîs-i şeriflerinde sirke hakkında (üzüm veya elma ayrımı yapmadan) oldukça iltifatkâr ifadelerde bulunarak, sirkeye dikkatleri çekmiş ve; “Sirke ne güzel katıktır. Allahım! Sirkeyi bereketlendir. Çünkü sirke benden önceki peygamberlerin katığı idi. İçinde sirke bulunan ev fakirleşmez.” buyurmuşlardır. Nitekim daha sonra gelişen İslâm tıbbına dev eserler veren başta İbn-i Sînâ olmak üzere, birçok ilim adamı sirkenin özelliklerinden bahsederler.

    uzun süre elma sirkesi ile yapılan tedavi unutulmaya yüz tutmuştu. Şifa kaynağı olarak tekrar keşfedilmesini öncelikle Amerikalı tabib Dr. De Forest Clinton Jorvis’e (1881-1945) borçluyuz. Bu işe gönül vermiş olan Amerikalı doktor, hastalarının yaptığı sirke mayalama işlemlerini notlarına kaydetmiştir. Eseri ancak ölümünden sonra yayınlanmış ve yüksek miktarda satılmıştır.

    Günümüzde elma sirkesi, şifa kaynağı olarak gerçek bir rönesans devri geçirmektedir. İster dahilî, isterse haricî kullanımda, vücudumuzun her bir parçası, sirkenin içindeki değerli maddelerden, hayatımız için önem arz eden çok sayıda mineral ve vitaminlerden yararlanmaktadır.

    Akut ve kronik sağlık problemlerin elma sirkesiyle tedavisinde püf noktası sayılabilecek hususlar üzerinde durmak gerekir. Cilt rahatsızlıkları, yaralanma ve güneş yanığında olduğu kadar baş ağrısı, mide rahatsızlığı ve kadın hastalıklarında kişiye hem güç-kuvvet verir, hem de kişiyi dinlendirebilir. Mucizevî tesirini soğuk algınlığı ve ateşli durumlarda da gösterir.

    Günümüzde yürütülen araştırmalar sonunda elma sirkesinde; vitaminler, mineraller ve tabiî asitler başta olmak üzere birtakım değerli maddelerin bulunduğu keşfedilmiştir.

    Böylelikle eski devirlere ait, elmadan elde edilen sirkenin sadece yemeklerin hazırlanması ve konserve yapımında kullanılmadığına dair bilgiler teyit edilmiş oluyor. Eski Mısır’da kadınlar, elma sirkesini güzellik bakımında kullanırlardı. Asurluların kulak ağrılarını, sirkeli bandajlarla tedavi ettikleri rivayet edilmektedir. Antik devirde tıbbî ilâç olarak kullanılmış ve hararet kesici içecek olarak kabul edilmiştir. Orta Çağ’da Hildegard von Bingen (1098-1179) elma sirkesinin şifalı tesirine dayanan ve bugün tekrar keşfedilen birçok reçete ve tedavi metotları hazırlamıştı.

    Elma sirkesi nasıl yapılıyor?
    Gözümüzle görmediğimiz sirke bakterileri, Allah’ın kendilerine verdiği mükemmel fermantasyon mekânizması ve enzimleriyle, tatlı olan her meyveyi sirkeye dönüştürme hususiyetine sahip kimya fabrikalarıdır. Her tatlı meyve, sirkeye dönüşebileceği halde en çok kullanılanlar üzüm ve elmadır. Elma, ne zaman mayalanırsa, o zaman sirke meydana gelir. Mayalanma esnasında şekerli sıvı oksijensiz durumda alkole dönüşür. Eğer sıvının üstü örtülüp kapatılmaz, açık hava ile teması sağlanırsa elma sirkesi oluşur. Sıvı az miktarda alkol kalırsa da havalandırma yapılarak bu süreç hızlandırılabilir. Sirkenin mayalanması kendi haline bırakılırsa haftalar, hattâ aylar sürebilir. Bu işlemi hızlandırmak için profesyonel sirke üreticileri sıvı haldeki meyveye, özel sirke bakteri kültürü enjekte ederler.

    Satın alırken dikkat etmeli
    Hakiki elma sirkesi bütün haldeki meyvelerden üretilmektedir. Buna meyvenin leziz etli kısmı ile pek çok kıymetli maddeleri ihtiva eden kabuğu ve çekirdek yuvası da dahildir. Dibinde posası olan ve bulanık gözüken bir şişe sirke ilk anda itici olabilir, ancak esas faydalı olan maddeler tabiî haldeki bu bulanık sirkede kalabilmektedir. Sirke istenirse filtreleme ve buharlaştırma suretiyle berraklaşır. Ne var ki bu işlemlerde birçok vitamin, mineral ve iz elementler yok olmaktadır; yüksek ısıda çok sayıda biyolojik maddeler kaybolmaktadır. Bu sebeple sürekli tabiî halde bulanık olan elma sirkesini tercih ediniz. Hafifçe çalkaladıktan sonra üzerinde köpük meydana geliyor veya dibinde koyu posası varsa, bu sirkenin kaliteli olduğuna işarettir.

    Elmaların kaynağı
    Sirkenin kalitesi bunun için kullanılan elmaların kalitesine bağlıdır. Meyve ne kadar çok kimyevî maddelere maruz kalırsa, bu meyveden üretilmiş sirkede o kadar çok zararlı madde görülür. Şişedeki etiket elmanın kaynağı üzerine bilgi verebilir. Ziraî ilâç, sunî gübre, hormon vs kullanmadan üretilen elmalardan yapılan sirke en kaliteli sirkedir. Tamamen eski usul ziraatle üretilmiş temiz elmalardan yapılan sirkede daha az çevre zehiri görülecektir.

    İhtiva ettiği birçok maddeler elma sirkesini sağlıklı kılıyor
    Elma sirkesinin ihtiva ettiği çok sayıda maddelerden, meselâ, sirke asidi veya pektinin vücudumuzdaki tesirleri tam olarak bilinmektedir.

    Asitler genelde, yakan ve dağlayan sıvılar olarak bilinir. Temizlik ilâcı ve lâboratuar asiti için doğru olan bu bilgiler, elma sirkesindeki asetik asit için geçerli değildir. Vücudumuzun metabolizması için bu meyve asitleri (malikasit, pirüvikasit, sitrikasit) enerji ve yapıtaşı sağlamaktadır. Bağırsaklarda emilen bu asitler, hücrelerde yakılmakta veya diğer maddelere dönüştürülmektedir.

    1.Sirke asidi: Metabolizmanın çalışmasını sağlayan yakıt olan sirke asidi, metabolizmada bir yan ürün olarak meydana gelir. Gıdalarla bünyemize aldığımız yağ ve karbonhidratların, sirke asidinin yardımı olmaksızın sindirilmesi hemen hemen mümkün olmayacaktı denilebilir. İnsan metabolizmasının mükemmel çalışabilmesi için yaklaşık 100 gram gereklidir. Kim muntazaman elma sirkesi tüketirse, sindirimi kolaylaştırmış ve metabolizmasını harekete geçirmiş demektir.

    2. Kanser ve yaşlanmaya karşı radikaller avcısı
    Solunum ve gıda vasıtasıyla bünyemize sürekli “serbest radikaller” almaktayız. Bunlar hücreye zarar verici maddeler olup, metabolizmayı bozarak kansere bile yol açabilirler. A vitaminin ön maddesi olan beta-karoten ve E-vitamini, elma sirkesinde bulunan çok önemli maddeler olup, bu zararlı serbest radikalleri yok etmektedirler.

    3. Pektin, kan damarların kireçlenmesinden korur
    Elma gibi birçok meyvenin sindirilmeyen selülozlu posa kısmında bulunan pektin maddesi, vücudumuzda bulunan kolesterolden meydana gelen safra asidini bağlar. Ne kadar çok safra asidi pektin vasıtasıyla yok edilirse, o kadar çok kolesterolü kandan çekilerek safra asidine dönüştürülür. Böylece kandaki zararlı olabilecek kolesterol azaltıldığından kalb ve damar hastalıklarına karşı korunmuş olursunuz.

    4. Osteoporoza karşı kalsiyum kaynağı

    Elma sirkesi yüksek miktarda kalsiyum, yani insan vücudunun (kemik ve dişler başta olmak üzere) en temel mineralinden birini ihtiva etmektedir. Organizmamız, gıdalarımızda kalsiyum azaldığı takdirde metabolik reaksiyonlar için gerekli kalsiyumu sahip olduğu kaynaklardan çekmeye başlar. Bu yüzden kemikler mineral bakımından fakirleşir ve osteoporoz (kemik erimesi) ortaya çıkabilir.

    Bundan başka elma sirkesi, bağırsak cidarından kalsiyumun geçişini kolaylaştıran sitrik asit (limon asidi) de ihtiva eder.

    Günlük sirke tedavisi
    Elma sirkesinin şifalı gücünden gerektiği şekilde istifade etmek ve vücudunuzu zehirlerden arındırmak istiyorsanız, bu süre içinde ek olarak sigara, kahve veya alkol gibi zevk veren maddelerden uzak kalırsanız, birden kendinizi iyi hissettiğinizi göreceksiniz. Bir gün boyunca sadece hafif, ama kıymetli gıdalar alınız. Buna ilâveten su, bitki çayı ve meyve suyu içiniz. Kalan iki günde sadece sıvı gıdalar alınız. Günde üç kez elma sirkesi, bal karışımı, ek olarak maden suyu, bitki, meyve çayı ve sebze püresi olarak; üç günlük perhizden sonra tekrar normal hayatınıza devam edebilirsiniz.

    Cilt ve saç bakımı
    Elma sirkesi bilhassa kozmetik sahasında tesirini ciddi şekilde göstermektedir. Çünkü pH değeri cildimizle aynı değerdedir. Tabiî sirke asidiyle cildimizin tabiî asit tabakası dengelenir ve cildimizin en dış tabakası altındaki kan dolaşımı harekete geçirilir. Böylece cildimiz nazik ve yumuşak kalır. Ayrıca elma sirkesi mantar ve bakterilerin gelişmesini engeller.

    Duş veya banyodan sonra vücudumuzu, elma sirkesi karıştırılmış su ile ovunuz veya banyo suyuna bir bardak sirke ilâve ediniz.

    Cildinizin pürüzsüz ve yumuşak kalması ve tırnaklarınızın kırılmaması için 4-6 haftalık, elma sirkesi-bal karışımı temel tedavi tavsiye edilmektedir. Kuru cilt ve çatlak tırnaklara aynı nispette elma sirkesi ve zeytinyağı sürülürse iyi gelir.

    Cilt problemlerine dair püf noktaları
    Döküntülü kısımları olan cildin üzerine inceltilmiş sirke ihtiva eden tampon sürülürse derhal döküntü kaybolur. Diğer cilt problemleri ise daha inatçıdır. Güvenilir ev reçetesi olarak özel bir sirke macunu geliştirilmiştir. Cildinizde oluşan siğil ve nasırları elma sirkesi-tuz hulâsası ile kontrol altına alınabilirler.

    Elma sirkesi tuz hulâsası
    Birçok kez kullanıldığında elma sirkesi-tuz hulâsası cilt değişimlerine karşı tesirli olmakta; bereler, şişmeler iyileşmektedir. Ayrıca hemoraji (kanama)’nın yayılması önlenmekte, iltihabî süreçler de gerilemektedir. Bir ölçek mutfak tuzunu dört ölçek elma sirkesinde erittikten sonra günde birkaç kere ilgili yerlere tamponla sürüldüğü takdirde kısa sürede tesiri görülecektir.

    Elma sirkesi macunu
    Elma sirkesine ek olarak çörekotu tohumu ve yağı, ayrıca nar kabuğu ile hazırlanmaktadır.

    1. İki bardak elma sirkesini bir bardak öğütülmüş çörekotu tohumuyla karıştırınız.

    2. Altı-yedi saat bu karışım bekletilir ve bir kompres veya benzer bir şeyle süzülür.sonra 24 saatliğine çökelmeye bırakılır.

    3. Arta kalan sıvı kısmını dökünüz, elde edilen çökeltiyi öğütülmüş nar kabuğu ve elma sirkesiyle 4; 2; 1 nisbetlerinde karıştırıp, fırında kısa bir süre ısıtınız.

    Bu macunun altına aynı miktarda saf çörekotu yağı sürünüz. Geceleyin hastalıklı bölgeye sürülen bu macun; sivilce, egzama, sedef hastalığı, ayaklarda mantar ve diğer ciltte oluşan acı veren rahatsızlıklara iyi gelmektedir.

    Saç bakımı için
    Parlak ve yumuşak saçlar için, saçları yıkadıktan sonra içinde ¼ ölçeğinde elma sirkesi bulunan sıcak su ile saçlarınızı durulayın. Aşırı saç dökülmesi genelde metabolizmanın düzgün işlememesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda da belirtilen elma sirkesi-bal karışımı iyi gelmektedir.

    Her gün sağlıklı olabilmek için
    Yorucu bir haftadan sonra, üzerindeki gerilimi ve bitkinliği kim gidermeyi istemez. Ne kadar yaşlanırsak, o kadar çok tahammül sınırını zorladığımızı hissederiz. Böyle bir durumda birtakım tesirli şifa kaynakları bize bahşedilmiştir. Mükemmel beslenme ve egzersizin yanı sıra elma sirkesinin günlük doğru kullanımı da önemlidir.

    Enerji kaynağı olarak elma sirkesi
    Ölçülü dozda alındığında elma sirkesi-bal karışımı yan tesiri göstermeyen bir hayat iksiri olup, bütün organizmamıza iyi gelmektedir. Sadece fizyolojik metabolizmaları değil, aynı zamanda bağışıklık sistemini de uyarmaktadır.

    Elma sirkesi bal karışımı
    Bir bardak suyu birer çay kaşığı elma sirkesi ve balla karıştırınız. Bu karışımı her öğün içiniz. Mide ekşimesi, gaz ve kabızlığa karşı sindirim üzerine teskin edici özelliği gösterirken, birçok tedavi süresince hızlandırıcı özelliği görülür. Meselâ sık sık burun kanamalarına karşı kanın pıhtılaşmasını sağlar.

    Ameliyat olmanız icab ediyorsa bundan dört hafta önce bu karışımı almaya başlayınız.
    Akşamleyin rahatlatıcı bir banyo

    Haricen kullanıldığında elma sirkesi yorgun kasları tekrar zinde kılmaktadır. Bir küvet suya iki bardak sirke ilâve edildiğinde gergin kasları gevşetmektedir. Bütün gün ayakta kaldıktan sonra bazen ayaklarımızın şiştiğinden ve ağrıdığından şikâyet ederiz. Bu durumda, inceltilmiş elma sirkesiyle hazırlanan suda ayaklarımızın ağrılardan kurtulmasını ve dinlenmesini sağlayabilirsiniz. Banyo yapmanız müsait değilse, küvet veya bir leğene, ayak bilekleri suyun içinde kalacak şekilde, isteğe göre sıcak veya soğuk su doldurunuz. İki ve üç bardak elma sirkesi ilâve ediniz. Tamamen dinleninceye kadar, ayakları su içinde durdurup hareket ettiriniz.
    siz dostlara en doğru bilğileri günlerce araştırıp, süzerek doğru kaynaklardan aldığım bilgileri vermeye devam ediyorum . umarım bu konuda eksik kalan yok. sayğılarımla.

  90. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    Elma sirkesi, zayıflamayı hızlandırırken aynı zamanda birçok hastalığa çare oluyor. Cilt lekelerini ve akneleri tedavi edici özelliğe sahip bu mucize sıvı, kolesterolün azalması için de birebir….
    Elma, meyveler arasında en sağlıklı olanlarından biridir. Hatta atalarımızın söylediği gibi; "Günde bir elma, doktoru evden uzak tutar!" İçerdiği vitaminler ve potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi mineraller sayesinde, hastalıklara karşı daha dirençli olmamızı sağlar. Elmanın bu özelliklerini bütünüyle içeren 'elma sirkesi' ise güçlü bir detokstur, ayrıca hastalıkları iyileştirmeye de yardımcı olur.

    Kemiklere destek
    Elma sirkesi; besinlerin verimli kullanılmasına, metabolizmanın sağlıklı işlemesine ve vücudun asit alkali dengesinin korunmasına yardımcı olur. Ayrıca kalsiyumun vücutta daha verimli kullanılmasını sağlar. Yani, bir yandan kemiklerin yeniden gerekli kalsiyumu almasını desteklerken, diğer yandan da eklemlerdeki kalsiyum birikimini elemine eder. Elma sirkesini uzun süre kullandığınızda, kemik ve eklemlerinizdeki sertlik ve sıkıntılar kısa sürede biter. Yapılan son araştırmalara göre elma sirkesi; sodyumun vücudunuz üzerindeki etkisini azaltıp, yüksek tansiyonun oluşmasına da engel oluyor. Neredeyse ülkemizde her iki kişiden birinin sorunu olan kolesterol ise yine bu sirke sayesinde sağlıklı bir şekilde düşürülebiliyor. Zira söz konusu sıvının içerdiği doğal asitler ve enzimler kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlıyor.

    Kilo verdiriyor
    Metabolizmanın daha hızlı çalışmasını sağlayarak besinler içerisindeki kalorileri kısa sürede yakmanızı sağlayan elma sirkesi, kilo vermeye de yardımcı oluyor. Bu durumu fark eden ilaç firmaları ise elma sirkesi içeren zayıflama haplarını piyasaya sürdü. Ülkemizde de satılan bu haplar sabahları aç karnına tüketildiğinde vücut metabolizmanızın daha düzenli bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Sağlığımız üzerinde birçok olumlu etkiye sahip olan elma sirkesinin yumuşak ve lekesiz bir cilde, ince bir vücuda ya da parlak saçlara sahip olmamızda da önemli katkıları var.
    sağlıcakla kalın.

  91. Xprodoksit diyor ki:

    Necdet bey çok güzel şeyler eklemişsiniz, takip ediyorsunuz merak etmeyin ama bayramdı, tatildi insanlar kendilerine gelemediler galiba. Ben şimdi sizin tarifi, sizin adınızla "Ana sayfaya" taşıyacağım.

    Sağlıklı Günler

  92. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    ELMA SİRKESİNİN FARKLI PRATİK KULANIM ALANLARI

    Camlar temizlenirken ılık su ve elma sirkesi ile silinir.

    ”¢ Cam bardakların parlaması için durulama suyuna elma sirkesi konur.

    ”¢ Eti yumuşatmak için pişerken içine elma sirkesi dökülür.

    ”¢ Ütülerdeki lekeler elma sirkesi ve tuzla ovularak giderilir.

    ”¢ Soyulan patatesin kararması için sirkeli suya konur.

    ”¢ Lahana ve karnabahar haşlarken suyun içine birkaç damla elma sirkesi konur.

    ”¢ Sigara kokusunu gidermek için bir tabağa sirke konur.

    ”¢ Deri eşyayı parlatmak için sirkeli bezir yağı ile ovulur.

    ”¢ Sirkeli bezle silinen fırında yağ lekesi meydana gelmez.

    ”¢ Halı renklerinin daha canlı olması için sirkeli bezle silinir.

    ”¢ Çelik çatal, kaşık ve bıçaktaki lekeler sirkeli bezle silinir.

    ”¢ Eldeki leke ve soğan kokusu sirke ile silinirse yok olur.
    sağlıcakla kalın.

  93. necdet-ankara diyor ki:

    merhaba,
    elma sirkesi ile ilğili araştırmalarım devam ediyor ve sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.sitede kimseden ses yok nerede bunlar,eski grup arkadaşları,yazan yok .sayın prodoksit yöneticileri yaptığım araştırmaları değerlendirmiyorsunuz, hani yazın baş köşede yayınlayalım demiştiniz.
    Elma sirkesi zayıflatıyor
    Elma Sirkesi'nin zayıflatma etkisinin olduğu ortaya çıktı.

    Elma Sirkesi'nin; cilt rahatsızlıkları, yaralanma, güneş yanığı, baş ağrısı, mide rahatsızlığı, kadın hastalıkları, soğuk algınlığı ve ateşli hastalıkların tedavisinde kullanması çok eski medeniyetlere kadar dayanıyor. Yıllardır yararları pek çok kişi tarafından bilenen Elma Sirkesi'nin son mucizesi ise zayıflatma özelliğinin bulunması. Elma Sirkesi düzenli kullanıldığında sindirime yardımcı olarak, kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Sabahları kahvaltıda, içine 1-2 kaşık elma sirkesi ve 1 kaşık bal karıştırılmış bir bardak su, uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında düzenli kilo kaybetmenizi sağlıyor.

    SİRKENİN YARARLARI

    " Antiseptik: Meyve ve sebzelerin elma sirkesi katılmış su ile yıkanması onların mikroplardan arınmasını sağlar. Ayrıca Bakteri ve mikropların barınmaması için mutfak ve banyolarınızda elma sirkeli su kullanmanız önerilir.

    " Boğaz ağrısı: Anjin ve streptokok dahil olmak üzere tüm boğaz ağrılarında, 1 bardak suya katılan 1 kahve kaşığı elma sirkesi ile her saat başı yapılacak gargara rahatlatıcı bir çözüm olacaktır.

    " Migren: Bir tasın içerisine eşit miktarda su ve elma sirkesi koyup kaynatın. Daha sonra altını kısarak yüzünüzü buhara tuttun. Bu şekilde 3 dakika kadar soluk almanız migren ağrılarının yok olmasını sağlayacaktır.

    " Ayaklar: Ayaklarınız için bir leğene ayak bileklerinize kadar ılık su doldurun ve içine yarım şişe elma sirkesi ilave edin. Sabah ve akşam, en az 5 dakika, ayaklarınızı bu su içinde dinlendirin.

    " Yorgunluk ve uykusuzluk: 1 litre suya 3 yemek kaşığı elma sirkesi ve bir fincan bal ilave edin. Her gece yatmadan önce 2 yemek kaşığı içeceğiniz bu karışımla uykusuzluğunuzun ve yorgunluğunuzun kaybolduğunu göreceksiniz.

    " Kaşıntılar: Böcek ısırmalarına ve kurdeşene bağlı kaşıntılarda, arı sokmalarında ve cilt çatlaklarında sürülecek elma sirkesi rahatsızlığı ve acıyı giderecektir.

    " Mide bulantısı: Mide bulantısının ve kusmanın önüne geçmenin yolu; ılık elma sirkesine bir bezi batırıp sonra sıkmak ve bu bezi midemizin üstüne yerleştirmektir. Bez soğudukça ılık bir bez ile işlem yeniden yapılmalı.

    " Sivilceler: Sağlıklı bir cilt için banyo suyunuza biraz elma sirkesi ilave edin. Cildinizin yumuşadığını ve parladığını fark edeceksiniz. Sivilceler için, su ile seyreltilmiş elma sirkesiyle yüzünüzü silin ve durulayın. Elma sirkesi akneye neden olan mikropları öldürür.

    " Varisler: Varislerin yol açtığı ağrıdan şikayetçiyseniz, sirkeli bir bezi, bacaklarınıza sarın ve 30 dakika bekletin. Otuz dakikalık süreyi bacaklarınızı yukarı kaldırarak geçirin. Bu işlemi sabah ve akşam tekrarlayın.

    " Nasırlar: En bilinen yollardan biri bayat ekmeği elma sirkesine batırıp nasırlı bölgenin üzerine koymak ve gece boyunca orada muhafaza etmektir. Sabah kalktığınızda nasırın veya sertliğin kaybolmuş olduğunu göreceksiniz. Bir başka yol ise ılık suyun içine yarım bardak sirke koyup, yarım saat süre ile nasırlı bölgeyi bu suda bekletmek ve daha sonra bir havlu ile kurulayıp ponza taşı ile bölgeyi ovuşturmaktır.

    saygılarımla

  94. necdet diyor ki:

    merhaba,
    Kalori Cetveli
    BAHARATLAR

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Defne Yaprağı 100 gr 313
    Dereotu 100 gr 253
    Hardal Tozu 1 Adet 470
    Hindistan Cevizi 100 gr 525
    Karabiber 100 gr 255
    Kırmızı biber 100 gr 318
    Kekik 100 gr 275
    Kimyon 100 gr 375
    Tarçın 100 gr 260
    Zencefil 100 gr 350

    DENİZ ÜRÜNLERİ

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Midye 1 Adet 9
    İstridye 1 Adet 6
    Karides 1 Adet 144
    Somon Füme 100 gr 171
    Ton Balığı 100 gr 121
    Alabalık 100 gr 168
    Kalkan 100 gr 193
    Levrek 100 gr 93
    Palamut 100 gr 168
    Uskumru 100 gr 159
    Tuzlanmış Balık 100 gr 305

    ET ÜRÜNLERİ

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Izgara Biftek 100 gr 278
    Izgara Tavuk 100 gr 132
    Haşlanmış Tavuk Göğsü 100 gr 150
    Izgara Kuzu (Yağlı) 100 gr 282
    Kuzu Ciğeri (Yağlı) 100 gr 232
    Salam 100 gr 446
    Sosis 100 gr 295
    Jambon 100 gr 182
    Sucuk 100 gr 452
    Pastırma 100 gr 250
    Ördek 100 gr 404
    Hindi 100 gr 160

    KURUYEMİŞ

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Ayçiçeği Çekirdeği 100 gr 560
    Badem 100 gr 600
    Ceviz 100 gr 650
    Fındık 100 gr 634
    Kabak Çekirdeği 100 gr 610
    Kestane 100 gr 194
    Kuru İncir 100 gr 274
    Kuru Kayısı 100 gr 260
    Kuru Üzüm 100 gr 290
    Şam Fıstığı 100 gr 600
    Ördek 100 gr 404
    Patlamış Mısır 100 gr 478

    MEYVELER

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Elma 1 Adet 80 gram 60
    Kayısı 1 Adet 10 gram 8
    Muz 1 Adet 40 gram 100
    Kiraz 100 gr 40
    Hurma 1 Adet 15
    İncir 100 gr 41
    Greyfurt 1 Adet 80 gram 60
    Portakal 1 Adet 80 gram 50
    Kivi 1 Adet 34
    Mandalina 1 Adet 50
    Karpuz 100 gr 19
    Kavun 100 gr 18
    Şeftali 1 Adet 80 gram 60
    Armut 1 Adet 80 gram 70
    Erik 1 Adet 8
    Üzüm 100 gram 57
    Çilek 100 gram 26
    Ayva 100 gram 57
    Dut 100 gram 93
    Limon 100 gram 27
    Vişne 100 gram 60
    Avokado 100 gram 147

    SEBZELER

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Domates 1 Adet 50 gram 14
    Enginar 1 Adet 50 gram 10
    Patlıcan 1 Adet 50 gram 28
    Salatalık 1 Adet 20 gram 11
    Taze Fasulye 100 gr 90
    Brokoli 100 gr 35
    Brüksel Lahanası 100 gr 35
    Kabak 100 gr 25
    Havuç 100 gr 35
    Karnabahar 100 gr 32
    Kereviz 100 gr 18
    Marul 100 gr 11
    Mantar 100 gr 15
    Soğan 100 gr 14
    Bezelye 100 gr 89
    Taze Yeşil Biber 100 gr 15
    Haşlanmış Patates 100 gr 100
    Ispanak 100 gr 26
    Lahana 100 gr 20
    Bakla 100 gr 72
    Bamya 100 gr 36
    Börülce 100 gr 127
    Maydonoz 100 gr 44
    Nane 100 gr 65
    Semizotu 100 gr 32
    Sarmısak 100 gr 137
    Soya Fasulyesi 100 gr 403
    Turp 100 gr 19
    Yer Elması 100 gr 75

    SÜT VE YUMURTA

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Yağlı Yoğurt 100 gr 95
    Yağlı Süt 100 gr 68
    Lor Peyniri 100 gr 85
    Meyveli Yoğurt 100 gr 125
    Ayran 100 gr 37
    Yağlı Beyaz Peynir 100 gr 275
    Yağlı Kaşar Peynir 100 gr 413
    Yağlı Parmesan Peynir 100 gr 440
    Yumurta 1 Adet 80
    Yumurta Akı 1 Adet 15
    Yumurta Sarısı 1 Adet 65

    TAHILLAR

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    1 Dilim Beyaz Ekmek 28 gr 90
    1 Dilim Kepekli Ekmek 28 gr 60
    1 Kızarmış Ekmek 15 gr 35
    1 Adet Kruasan 200 gr 200
    Kuru Mercimek 100 gr 314
    Kuru Arpa 100 gr 367
    Kuru Bulgur 100 gr 371
    Kuru Kuskus 100 gr 367
    Kuru Mısır 100 gr 342
    Kuru Buğday 100 gr 364
    Susam 100 gr 589
    Kuru Makarna 100 gr 339
    Haşlanmış Makarna 100 gr 85
    Kuru Pirinç 100 gr 357
    Haşlanmış Pirinç 100 gr 125

    TATLILAR,SEKERLİLER

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Bal 100 gr 315
    Dondurma 100 gr 193
    Çikolata 100 gr 550
    Marmelat 100 gr 275
    Tahin Helvası 100 gr 516
    İrmik Helvası 100 gr 302
    Şeker 100 gr 384
    Muhallebi 100 gr 173
    Sütaç 100 gr 140
    Kadayıf 100 gr 290
    Şöbiyet 100 gr 300
    Üzüm Pekmezi 100 gr 293
    Kakao 100 gr 289

    UNLU MAMÜLLER

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Bisküvi 100 gr 462
    Buğday Unu 100 gr 365
    İrmik 100 gr 371
    Talaş Böreği 100 gr 360
    Mısır Unu 100 gr 368
    Elmalı Tart 100 gr 276
    Kepek 100 gr 213
    Yufka 100 gr 152
    Pandispanya 100 gr 280

    YAĞLAR

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Tereyağ 100 gr 206
    Margarin 100 gr 204
    Sıvıyağ 100 gr 230

    DİĞER BESİNLER

    ÜRÜN GR/BİRİM KALORİ
    Et Suyu Tableti 100 gr 120
    Ketçap 100 gr 106
    Salata Sosları 100 gr 450
    Salça 100 gr 98
    Sirke 100 gr 13
    Turşu 100 gr 10
    Zeytinyağı 100 gr 884
    Sade Kahve 100 gr 0
    Kolalı İçecek 100 gr 39
    Şekersiz Çay 100 gr 0
    Viski 100 gr 275
    Rakı 100 gr 335
    Bira 100 gr 42
    Şarap

    sağlıcakla kalın

  95. necdet diyor ki:

    ÖNERİLERİ…
    Günde 3 ana 3 ara öğün olmak üzere 6 öğün beslenin. Sık yemek, kan şekerinin düzenli gitmesi ve karaciğerdeki depolarımızın boşalmaması için çok önemli. Gün içinde 3,5-4 saati aşmadan besin almanız gerekiyor.

    Yemek saatlerinizi aksatmayın, düzenli yemek yiyin.

    Tek tip beslenmekten uzak durun. Vücudun düzenli çalışması için karbonhidrat, protein ve yağları içeren besinlerden yeterli miktarda almak gerekli.

    Günde 2-2,5 litre su tüketin. Bol su içmek doğrudan zayıflamaya neden olmasa da yağların parçalanması için gerekli.

    Bol sebze ve salata tüketin. Posa içerikleri sayesinde hem doygunluk sağlaması, hem de şeker ve kolestrol seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olması yönünden önemliler. Günde 4-5 porsiyon sebze, 2-3 porsiyon meyve tüketilmeli.

    Kepekli ekmeği tercih edin. Tokluğu sağlamak ve şeker dengesini düzenlemek için kepek, çavdar, tam buğday tahıllı ekmek tarzında esmer ekmekler tüketilmeli.

    Fiziksel aktivitelerinizi artırın. Spor yapmanın da doğru kuralları olduğunu unutmayın. Spor kesinlikle aç karnına değil yemek yedikten 1 saat sonra yapılmaya başlanmalı. Vücuttaki yağlar 20 dakika sonrasında yakılmaya başlandığı için en az 25-30 dakikalık egzersizler öneriliyor. Dozu ise, ilk başlarda 10-15 dakikalarla başlayıp gitgide artırılmalı. Egzersizi hayatınızın 1-2 gününe sığdırmak yerine her güne yaymaya çalışın. "Spor yapamıyorum" diyenlerdenseniz, en azından dolmuştan iki durak önce inin ve yürüyün, asansör kullanmayın, merdivenleri yürüyerek inip çıkın, kısa mesafelerde araba kullanmayın. Bu ufak değişiklikler bile gün içinde metabolizma hızınızı artırıcı etki gösterecektir.

    Ayçiçek yağı, zeytin yağı, mısır özü yağı, fındık yağı ve soya yağını bir arada karıştırarak kullanın.

    1 kg sebzeye 2 yemek kaşığı yağ koyarak pişirin.

    Salatalara en fazla 1 tatlı kaşığı yağ koyun.

    Etli yemeklere yağ ilave etmeyin.Gün içinde tükettiğiniz yağ miktarını sınırlandırın. Salatalara en fazla bir tatlı kaşığı yağ koyun. Ayrıca ayçiçek, soya, mısırözü, fındıkyağı ve zeytinyağını bir arada karıştırarak kullanın.

    SAĞLICAKLA KALIN

  96. necdet diyor ki:

    merhaba,
    elma sirkesi insan bedenini içten ve dıştan tedavi edebilen olağanüstü doğal bir sıvı

    Elma sirkesi ile nasıl zayıflanır?

    Taşıdığı bikarbonat iyonları sayesinde sindirimi kolaylaştıran tek meyve olan elmanın, sirkesinin de genel sağlık açısından büyük önem taşımaktadır, 'Kanı temizleyen, bedeni ve zihni yorgunluklarda yatıştırıcı tesire sahip olan, idrar söktürücü özelliği bulunan, karaciğer ve damar sertliği hastalıklarıyla, hemoroid, egzama ve deri hastalıklarına iyi gelen elmanın sirkesi de, kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısının güçlenmesini sağlar' dedi.

    ılık bir bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1 çay kaşığı bal karıştırılarak yapılan kokteylin sabahları aç karnına içilmesi halinde vücutta biriken fazla yağın atımının kolaylaşacağı tavsiyesinde bulunarak, şöyle konuştu. 'Elma sirkesi, içerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir.

    Elma sirkesi bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebilen olağanüstü bir sıvıdır. İçerdiği yüksek orandaki Potasyum sayesinde kas yapısını güçlendiren, strese karşı koyabilecek dayanıklılık kazandıran, grip, soğuk algınlığı gibi üst solunum yolları enfeksiyonlarının hafif geçilmesini sağlayan elma sirkesi, boğaz ağrısı, öksürük ve ses kısıklığına da iyi gelmektedir. Elma sirkeleriyle yapılan salatanın yüksek kolestrole karşı da iyi gelmektedir, 'Elma sirkesinin faydaları saymakla bitmez.

    Ergenlik sivilceleri, dış derinin sıkılığı, gaz şişkinliği, kabızlık gibi birçok soruna yararı bilinen elma sirkesinin yüksek potasyum nedeniyle böbrek hastaları, asit değerinin yüksek olması nedeniyle de ülserliler ve gastriti olanlar tarafından tüketilmemesi gerekir' .
    sağlıcakla kalın.

  97. necdet diyor ki:

    merhaba,
    elma sirkesi :
    Elma sirkesi, doğal bir yasam iksiridir!

    Bileşim: Kalsiyum, fluor, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, silisyum, A vitamini, Beta-carotin, B1, B2, ve B6 vitaminleri, C vitamini, sirke asitleri, meyve asitleri, pektin, doğal aroma maddeleri.

    Yaşlılığımızda da sağlıklı olabilmek için hareketli bir yaşam ve sağlıklı bir beslenme biçimi oluşturmaya özen göstermeliyiz.. İşte burada elma sirkesi seçiminin değeri ile karşılaşıyoruz. İçerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir o. Elma sirkesi, bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebileceğimiz olağanüstü bir doğal ilaçtır. Burada size, bedeninizi genel anlamda güçlendirmek, çeşitli hastalık belirtilerini hafifletmek ve gerekli cilt bakımını yapmak için elma sirkesini nasıl kullanabileceğinizi anlatmak istiyorum.

    Kullanım biçimleri: Doğal elma sirkesinin en etkili kullanım biçimi, çiçek balı ile karıştırılarak oluşturulur:

    *1 bardak su

    *1 tatlı kasığı dolusu elma sirkesi

    *1 tatlı kasığı dolusu çiçek balı

    Hepsi iyice karıştırılır ve sabahları aç karnına küçük yudumlarla içilir. Sürekli kullanım sayesinde, öncelikle bedenin bağışıklık sistemi güçlenecek ve sizi pek çok hastalıktan koruyabilecektir. Bu enerji kokteyli ayrıca size canlılık ve güç kazandıracak ve ileri yaşlara kadar sağlıklı ve mutlu kalmanıza önemli katkılar sağlayacaktır. Ama burada çiçek balını da yakından tanımamız gerekiyor:

    Çiçek balının bileşimi: Seker: %32 üzüm şekeri (glikoz), %39 meyve şekeri, %7 malt şekeri. 100g balda mineraller: Sodyum 7 mg, potasyum 45 mg, kalsiyum 5 mg, fosfor 20 mg, magnezyum 3 mg, demir 1mg. 100g balda vitaminler: B1 0,03 mg, B2 0,05 mg, Niacin 0,1 mg, C 1mg.

    Sabahları aç karnına içtiğiniz bir bardak elma sirkesi-bal kokteylinin içindeki müthiş zenginliği öğrenmiş bulunuyorsunuz artık.

    Bu zenginliğin sağlığımıza yaptığı katkılara da şöyle kısaca bir göz atmamız herhalde yararlı olacaktir:

    -Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır. Sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde, kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir. Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir ve her öğünde 1 bardak içebilirsiniz.

    -Sık sık grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler, bağışıklık sistemleri sirke-bal kokteyli sayesinde güçleneceği için, bu tür sıkıntılardan büyük çapta kurtulmuş olacaklardır. Ama bu tedaviyi aşağıdaki plana göre uygulamakla kalıcı sonuçlara ulaşabilmek mümkün olacaktır.

    -Soğuk algınlığı ve grip zamanlarından önce, 4 haftalık bir sirke-bal kokteyli kürüne başlayın ve günde 3 bardak için.

    -Sirke-bal kokteyli nezleye karşı da bedeni güçlendirecektir. Nezleye karşı ayrıca, 1 ölçü elma sirkesi 2 ölçü suya karıştırılır, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve inhalasyon tedavisi uygulanır.

    -Boğaz ağrısı ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile 3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür. Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.

    -Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcığına karşı yarım tatlı kaşığı alın ve yavaş yavaş yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tatlandırın ve yudumlayarak için.

    -Yüksek kolesterole karşı, günde pek çok kere elma sirkesi-bal kokteyli içilir. Salatalarda öncelikle elma sirkesi kullanılır.

    -Varise karşı, elma sirkesiyle ıslatılan bir bez baldıra sarılır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.

    -Gaz şişkinliğine karşı, her öğünden yarım saat önce 1 bardak elma sirkesi-bal kokteyli içerek, sağlıklı bir bağırsak florasının temelini atın. Bu kokteyle rezene veya frenk kimyonu çayı da ekleyebilirsiniz.

    -Kabızlığa karşı, günde pek çok kere, 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyerek için. Ayrıca, 4 litre ilik suya 1 su bardağı dolusu elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı tuz ekleyerek ayak banyoları alın. Banyo süresi 10 dakikadır.

    -Yaraların çabuk iyileşmesi için, günde 3 bardak elma sirkesi-bal kokteyli için. İltihaplanmayı önlemek için, elma sirkesiyle ıslattığınız bir pamukla günde pek çok kere yarayı nemlendirin.

    -Ergenlik sivilcelerine karşı, her yemekten yarım saat önce, içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş 1 bardak su için. Yüzünüze buğu banyoları uygulayın: 1 litre kaynar derecede sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve 2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası ekleyin, 1-2 kere karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5- 10 dakika gözlerinizi yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın!

    -Güneş yanığına karşı, inceltilmemiş elma sirkesi, kızarmış olan bölgelere dikkatle sürülür veya 3 yemek kaşığı elma sirkesi eklenmiş soğuk bir banyo alınır. Banyo süresi 10 dakikadır. Elma sirkesinin pH değeri(asit derecesi), derimizin pH değeri ile hemen hemen eşit düzeydedir. Dolayısıyla, derimizin asidik koruma örtüsünün güçlendirilmesinde elma sirkesinin kullanımı önemle önerilmelidir
    sağlıcakla kalın.

  98. necdet diyor ki:

    merhaba,

    Elma Sirkesi Yapımı

    SİRKE yapımı için en uygun elma türü şeker oranı yüksek kış elmalarıdır. Değişik çeşitlerin bir araya getirilerek kullanılması da sirkeye ayrı bir lezzet katar. Sirke yapımında kaçınılması gereken elma türleriyse ham ve ekşi olanlardır. Sirke yapımında dikkat edilecek en önemli konuysa hijyendir.

    Elmalar yıkandıktan sonra, kullanılacak malzeme ve kavanozlar sıcak suyla iyice yıkanmalıdır. Elmalar küçük parçalara ayrıldıktan sonra preslenerek veya katı meyve sıkacağından geçirilerek suları çıkarılır. Meyve suyundaki şeker fermantasyona uğrayarak önce alkole, sonra ise asetik bakterilerinin yaptığı fermantasyonla asetik asite, yani sirkeye dönüşür.

    Sirke yapımında iki faktör çok önemlidir; bakterilerin verimli çalışmasını sağlayacak sıcaklık ve oksijen (havalanma). Havayla teması arttırmak için mümkün olduğunca geniş ağızlı ve sığ bir kavanoz seçilir. Meyve suyu, üstte boşluk kalacak şekilde kavanoza doldurulduktan sonra, meyve sineğinin geçemeyeceği, fakat havalanmanın sağlanabileceği temiz bir bez/tülbentle kavanozun ağzı kapatılır. Günde bir kez karıştırarak havalanmayı sağlamak sirkeleşmeyi hızlandırır. Sirkeleşme için ılık ( 15-25 C ) bir ortam tercih edilir ve kavanozlar güneş ışığından uzak, loş bir yerde saklanır. Kullanılacak kaplar cam veya ahşap olmalıdır, metal kap tavsiye edilmez. Yapım sırasında sirkeleşmeyi hızlandırmak için daha önce yapılan doğal elma sirkesi katılabilir.

    Sirke, seçilen elma türü ve koşullara göre üç- altı hafta içinde oluşur. Sirke kokusu alınmaya başlandığından itibaren, her gün tadarak istenilen tat ve asit derecesi (yüzde 4-8 asit oranı) elde edilene kadar işleme devam edilir. Elde edilen sirke fermantasyonun devamını engellemek için birkaç kat tülbentten, kahve filtresi vb. filtrelerden veya süzme yoğurt kesesinden geçirilerek iyice süzülür. Böylece meyve kalıntılarından arındırılır. Hava almasına olanak vermeyen ince uzun şişelere, tam dolacak şekilde aktarıldıktan sonra serin, loş, güneş ışığı almayan bir yerde saklanır.

    Ne kadar süzersek süzelim, ev koşullarında doğal elma sirkelerinde fermantasyon tam olarak durdurulamaz; şişede, şifai özelliklerinin göstergesi olan ve “anne” ismi verilen yumuşak kaygan yapısıyla deniz anasını andıran düz bir tabaka oluşur. Bu tabaka bakterilerin atıklarından oluşur ve sirke kullanılacağı zaman atılır. Doğal sirkeler rafine olanlara göre daha bulanıktır. Fakat pastörize veya damıtılarak üretilen rafine elma sirkeleri, yüksek sıcaklıklardan ötürü, ona şifai özellikleri kazandıran enzimler, mineral maddeler, iz elementler, vitaminler, pektin, malik ve tartarik asitler açısından fakirleşir, bir kısmını tamamen yitirir.

    Kullanıldığı yerler

    Hazırladığımız sirkeleri salatalarda, çorbalarda vs. aroma vermek amacıyla kullanabiliriz.

    Şifai amaçla kullanmak için; bir bardak suya 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1-2 tatlı kaşığı bal katarak, günde 3 kez, mümkünse yemeklerden önce (fazla kilo problemi için de etkili olan elma sirkesi bu amaçla kullanılacaksa mutlaka yemeklerden önce alınmalıdır) kullanılır.

    Elma sirkesi koruyucu sağlık amacıyla, sürekli olarak günde bir kez sabahları açken ve alınmalıdır.

    İyileştirici özellikleri

    * Besinlerin verimli kullanımını, metabolizmanın sağlıklı işleyişini, vücudun asit alkali dengesini korumasını sağlar. Örneğin kalsiyumun daha verimli kullanımını sağlayıp, bir yandan kemiklerin yeniden gerekli kalsiyumu almasını desteklerken, bir yandan da eklemlerdeki kalsiyum birikimini kırar.

    Uzun süreli kullanımı eklem ve kemiklerdeki sertlik ve sıkıntılara son verir.

    * Sodyumun etkisini yansızlaştırarak yüksek tansiyondan korur.

    * Kolesterolü düşürür. İçerdiği doğal asitler ve enzimler kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlar.

    * Başta damarlar, karaciğer, böbrekler olmak üzere vücudu detoksifiye eder, yağlı-mukus kalıntıları parçalar.

    * İçerdiği yoğun potasyum sayesinde hücre büyümesini destekler.

    * Soğuk algınlıklarında, boğaz enfeksiyonlarında, bronşitte içilebilir ya da buhusu yapılır.

    * İdrar yolları enfeksiyonlarında, sindirim bozukluklarında, kramplarda, yaban arısı sokmasında, saçta kepekte, uyku bozukluklarında, kulak çınlamasında da kullanılır. basur için herhangi bir yan etkisi genelde yok kullananlarda şikayet az. sağlıcakla kalın.

  99. ayshee diyor ki:

    necdet arkadaşım bilgilerin için saol.gönül rahatlığıyla (uygun şekilde tabiki) kullanabilirz demekki.ben evce markalı elma sirkesini bulamadım oturduğum yer ufak olduğu için hep bilinen markaların dışında bi ürünle karşılaşamadım.fersan kullanıyorum.inş ii gelir her yönden:)bişey sormak istiyorum bilgisi olan arkadaşlar yanıtlarsa;sirke hemeroid hastaları tarafından kullanılabilir mi?zararı varmıdır?

  100. necdet diyor ki:

    merhaba dostlar,elma sirkesi ile ilğili araştırmalarımı tamamladım.
    E223 diger adı (sodıum metabi sılfite)elde edildiği kaynak sentetik, sağlık yorumu:ZARARSIZ: zararsız veya bazı şahıslar bundan kaçınmalıdır.bunun açıklaması:herhangi bir katkı maddesine alerjisi olan kişilerde nadiren alerjik reaksiyonlara neden olsada zararsız gibi görülmektedir. mevcut verilere göre güvenle kullanabilirsiniz. BAZI ŞAHISLAR BUNDAN KAÇINMALIDIR:bazı şahıslarda alerjik reaksiyonlara veya başka problemlere sebep olabilir veya bazı ülkelerde yasaklanmıştır bu gruptaki katkılar tartışmalı katkılardır.bazı araştırma grupları zararlı olduğunu iddia ederken, diğerleri zararlı olmadığını ileri sürmektedir, bu katkılardan kaçınmaya hiç olmazsa çocuklarımızın kaçınmasını sağlamaya çalışınız.
    GIDA KATKI MADDELERİ GERÇEĞİ
    gıda katkı maddeleri gıdalarda mikrobiyolojik bozulmayı önleme ve dayanıklığı artırma,besleyicidegeri koruma, teknolojik işlemlere yardımcı olma, renk, görünüş, lezzet, doku gibi duyusal özellikleri düzeltme gibi pek çok amaçla katılan maddelerdir. Tüketicinin bilinçlendirilmesi parelelinde de katkı maddelerinin özellikler ve sağlıkla olan ilişkileri gıda satın almada dikkati çeken ve özen gösterilen bir konu haline gelmiştir. katkı sağlık ilşkisinde şüpheler özelllikle 3 konuda yoüunlaşmış olup, bunlar şunlardır,
    1-katkı maddelerinin kimyasal madde olmaları,
    2-E numaraları ile ifade edilmeleri,
    3-alerji yapmaları. bu şüphelere açıklıl getirmek amacıyla;
    Bir katkı maddesinin tavsiye listesinde veya gıda standatlarında yer alması için,
    —istenilen etkiyioluşturabilecek en düşük dozda kullanılması,
    —kullanımının belirli gıdalarla, belirli şartlarda ve amaçlar için sınırlandırılması,
    —söz konusu katkı için belirlenen vücuda günlük alınabilecek miktar veya buna eş değer bir değerlendirmeyle birlikte tüm kaynaklardan günlük olarak vücuda alımı mümkün olan miktarının dikkate alınması gerekmektedir. E NUMARALARI sağlığa zararlı maddeleri gösteren işaretlerdir. Bu ifadenin grçek payı bulunmamaktadır. E NUMARASI avrupa topluluğu bilimsel komitesi tarafından incelenmiş ve gıda katkı maddesi olarak kullanımında sakınca GÖRÜLMEYEN maddeler için verilmiş onayı belirleyen ve katkı maddesinin kimyasal adının yerine kullanılan tanıtıcı bir işaretdir. FAO ve WHO nun ortak olarak oluşturdukları gıda kodeks komisyonu CAC tarafından hazırlanan uluslararası numaralama sistemi INS NCEDE BU NUMARALAR BENİMSENMİŞ OLUP, GIDALARIN ETİKETLERİNDEKİ İÇERİK LİSTESİNDE KATKI maddelerinin uzun ve komple kimyasal ifadeler yerine numerik bir sistemle deklarasyonlar amacıyla uygulamaya konulmuştur.
    ülkemizde katkı maddeleri konusu, dünyadaki tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi titizlikle ele alınmakta ve yasal kuruluşlarca denetlenmektedir. kullanımına izin verilen katkı maddelerinin denetiminde değerlendirilmesi gereken en önemli iki husustan birincisi bu maddelerin gıda saflığında olmaları, diğeriise gıdalarda izin verilen sınırı aşmamalarıdır. bu denetim ise ancak ülkede etkin bir kontrol sisteminin kurulması ile gerçekleşebilir. kaynak 1-anon 1995: gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair kanun hükmünde kararname, resmi gazete, 28 haziran sayı: 22327, ankara 3-11
    kaynak 2:anon. 1990: gıda katkı maddeleri yönetmeliği, resmi gazete, 7 haziran sayı 20541, ankara 2-41
    kaynak 3. ege ünüversitesi gıda mühendisliği fakültesi prof dr. tomris altuğ
    HANĞİ KOŞULLARDA GIDA KATKI MADDELERİ İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDE
    POZİTİF LİSTEDE VEYA GRASS LİSTESİNDE YER ALMIYORSA, BELİRLENEN LİMİTLERİN ÜZERİNDE KULLANILIYOR VE ADI DEGERİ DİKKATE ALINMIYORSA,
    Etiketinde uyarıcı bigi taşımayan ve belirli katkıları içeren bazı gıdaların bazı risk gruplarınca tüketilmesi halinde,
    KATKI MADDESİ BAZI BULAŞILARI İÇERİYORSA,
    eğitimsiz kişilerce teknolojisine uygun kullanılmaması halinde,
    bir ülkede bu konudaki kontrol mekanizmalarının iyi işletilmemesi durumunda tüketiciler risk altındadır. pek çok bilim adamı gıda katkı maddelaerinden kaynaklanabilecek kanser riskinin çok az olduğu yada olmadığı görüşündedir. ancak bazı katkı maddeleri hakkında kuşkular örneğin NİTRİTLER VARDIR belli katkıların tüketiminden sonra başagrısı alerjik reaksiyonlar, hiper aktive gibi semptomlar rapor edilmektedir. bu reaksiyonlar rapor edilmektedir. bu reaksiyonlar ile katkı maddeleri arasında bir ilişki bilimsel olarak henüz kanıtlanamamıştır. bu nedenle zaman içinde sağlık üzerinde olumsuz etkileri saptanan katkı maddeleri yasaklanmış, kullanımdan kaldırılmıştır. bunun iki örneği olarak SİKLAMATLAR VE SAKARİN verilebilir. sakarin çok yüksek dozlara çıkıldığında farelerde tümörlere neden olmuş ancakgünlük diyetle alınabilecek sakarin dozunun bunun çok altında olduğu ve yeni tatlandırıcılarla birlik kullanımı ile iyi sonuçlar alınması nedeniyle yeniden kullanımına izin verilmiştir.
    problem yaratan katkı maddelerinden bir başkasıda MONO SODYUM GLUTAMATTIR MSG BU katkıda yüksek dozda alınırsa : baş ağrısı, bulantı, diyare, hafıza kaybı gibi semptomlara yol açmaktadır.
    üzerinde tartışmaların devam ettiği ve bazı sağlık sorunlarına neden olduğu varsayılan katkı maddeleri şunlar:
    ASASÜLFAM-K, ASPARTAM
    BHA VE BHT,
    KAFEİN,
    NİTRİT,
    OLESTRA,
    YAPAY RENK MADDELERİ.
    DOSTLAR ZATEN TÜRKİYE DE ÜRETİLEN GIDA MADDELERİNDE TÜRK GIDA KODEKSİNE UYGUN YAZAR.
    bu sonuçla E ismi veya kodu tehlike anlamında değil onu düzeltelim, bizim kullandığımız sirkelerde türk gıda kodelsine uygun yazıyor. ekodlu 223 katkı maddesi var diyor ve en önemliside tanınmış firmaların ürünleri bumlar zaten denetleniyor ve ruhsa alıyorlar. biz burada ölçüyü kaçırmayalım, rahatsızlığı olanlar doktoruna veya doktora danışsın, benim günlerce araştırmam bu, farklı araştırma olursa yazın ben şimdi sirkemi günde üç kek kullanıyorum. tabiki dogal sirkeyi yapabilirsek iyi olur gönülleriniz ferah olsun.saygılarımla, selamlar saglıcakla kalın. yoruldum.

  101. Şencan diyor ki:

    Elma sirkesinin tarifini araştırdım, yaşlı bir teyze biliyor Onun çok güzel elma sirkesinden turşuları olurdu ev yapımı sirkesinide kendi yapardı ondan öğrendiğimi size en kısa zamanda yazacağım .

  102. necdet diyor ki:

    merhaba, gıda katkı maddeleri ile araştırmalarıma devam ediyorum ,olumlu bilgilere, kaynaklara ulaştım ,şimdilik korkulacak bir şey yok. bu arada bende sirkeyi kullanmaya devam ediyorum. bu sitenin sahipleri nerede ses yok. sağlıcakla kalın

  103. korkutkarayazı@hotmail.com diyor ki:

    inşallah istediğiniz sonuca ulşırsınız arkadaşlar

  104. meltemx diyor ki:

    Elma sirkesini sade olarak değiş bir miktar bal ile karıştırarak içilmesi gerekiyor, benim uygulamam şu şekilde, yarım çay bardağı ılık suya 1 yemek kaşığı elma sirkesi, 1 çay kaşığı bal

  105. necdet diyor ki:

    merhaba dostlar, araştırmaya devam ediyorum.bugün doktor arkadaşıma sordum: elma sirkesi kullanmadan önce rahatsızlığı olanlar mutlaka doktoruna danışsın,özellikle reflü ve mide şikayeti olanlar ,ilaç kullananlar doktora danışsın ve kullanmaya başlasınlar dedi. bu katkı maddeleri içinde. olmayan gıda maddeleri yok gibi yiyeceklerimizde çogunlukla var diyor. evde elma sirkesi yapılmasına baktım ve araştırmaya devam ediyorum. sağlıcakla kalın, hadi araştırmaya devam.

  106. ayshee diyor ki:

    öncelikle verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.necdet arkadaşım maalesef kullanmicaz bu maddeleri içeren ürünleri.ama biraz baktım içinde katkı maddesi bulunmayan elma sirkeleride varmış.evce markalı elma sirkesinde böle maddeler yokmuş kendim görmedim ama en yakın zamanda çkıp bakıcam.tekrar yazarım hoşçakalın.


  107. xprodoksit diyor ki:

    Maalesef piyasada satılan bir çok ürünün içinde tehlikeli olduğu bildirilen E 'li katkı maddeleri mevcut.

    Önerimiz: Kendinize ait EV YAPIMI ELMA SİRKESİ tarifiniz varsa İLETİŞİM linkinden bize gönderin, isminizle yayınlayalım, bundan sonrada evde kendimiz yaptığımız Sirkeyi kullanınız.

  108. necdet diyor ki:

    merhaba,yukarıda yazılı olan katkı maddelerinden özellikle, elma sirkesini içeren katkı maddelerini araştırdım:benim kullandığım elma sirkesinde koruyucı olarak E223 kullanıldığı yazıyor. bu E233 gerçekten zararlımı diye araştırmayı derinleştirdim ne yazıkki zararlı ve özellikle: mide ve bagırsak hastalıklarına yol açıyor diye sonuca ulaştım. şimdi ne yapacağız ,dostlar acil herkes araştırsın, yoksa elma sirkesini hazır almayıp kendimiz doğal olarakmı hazırlayacağız veya dogal olarak hazırlanıp satılan yerlerdenmi alacagız,yada kullanmaya sonmu vereceğiz,dostlar sakin olalım araştıralım ve sonuçları paylaşalım.evet şencan ve diger kıdemliler size görev.sağlıklı haberler dilegimle.acele cevap…

  109. XprodoksiT diyor ki:

    Aşağıdaki katkı maddelerinden sakınılmasını tavsiye etmektedir: E102, E104, E107, E110, E120, E122, E123, E124, E128, E132, E133, E150, E151, E154, E155, E160, E210, E211, E220, E250, E251, E320, E321 Ek olarak, bebek ve çocukların gıdalarında bulunmaması gereken katkı maddeleri: E213, E214, E215, E216, E217, E218, E219, E310, E312, E420, E421, E621, E622, E623, E627, E631, E653 Astmatik veya aspirine karşı hassasiyeti olan insanların dikkatli olması gereken katkı maddeleri ise E211, E212, E213, E214, E215, E216, E217, E218, E219, E310, E311, E312, E321, E421, E621, E622, E623, E627, E631, E635 Astım hastaları da azo boya maddeli renklendiricilere dikkatli olmalıdırlar. E102, E107, E110, E122, E123, E124, E128, E129, E151, E154, E155, E180 Aynı şekilde şu koruyucu katkı maddelerine de dikkat etmelidirler. E220, E221, E222, E223, E224, E225, E226, E227 Aşağıdaki katkı maddeleri ise, kanser oluşumuna sebep olabilmesi muhtemel sorunlar oluştururlar: E110, E123, E127, E153, E249, E250, E251, E252, E320, E321, E905, E907, E954 Aşağıdaki katkı maddeleri, iltihaplanma ve taş oluşturma gibi böbrek problemleri oluşturabilir. E170, E252, E339, E340, E341, E385, E421, E430, E450, E451, E452 Lütfen yukarıda belirtmeye çalıştığımız listeleri, muhtemel problemlerin listesi olarak algılayınız, kesin ve mutlak olduğunu düşünmeyiniz. Daha özel ve detaylı bilgiler için E katkı maddelerini tıklayınız. Müslümanlar ve vejeteryanlar ise aşağıdaki katı maddelerinden kaçınmalıdır: E120, E441, E542, E910, E920, E921, E966 Aşağıdaki katkı maddelerine karşı da ihtiyatlı olmalıdırlar. E153, E160a, E161g, E252, E270, E322, E325, E326, E327, E442, E430, E431, E432, E433, E434, E435, E436, E442, E470, E471, E472, E473, E474, E475, E476, E477, E478, E479, E481, E482, E483, E491, E492, E493, E494, E495, E570, 572, E585, E631, E635, E640 ************************************************************************* Satın aldığınız ürünlerin etiketlerini dikkatlice inceleyerek gerekli önlemleri almanız gerekmektedir.

  110. ayshee diyor ki:

    slm herkese ben diğer sayfaya yazdığım için okunmuyor heralde yazdıklarım tekrar yazim ozaman buraya benim aklıma takılan bişi var ve paylaşmak istedim elma sirkesinin içinde (bazılarında) kanser yapıcı e 223 e 224 gibi maddeler varmış ne ölçüde doğru bilmiorum bu konu hakkında bilgisi olan arkadaşlar varsa lütfen çekimser kalmasınlar ve paylaşsınlar sağlık die sağlığımızdan olmayalım sonra dimi ama.

  111. necdet diyor ki:

    merhaba,çok haklısınız en doğru tarafsız bigiler burada.ya insan sitresini atıyor böylece:şu sitres varya insanın hasta olmasına neden oluyor dagları bile deliyor,kendimde denedim sıkıntıve sitres, bazende üzüntü hop tansiyon çıkıyor, kolestrol yükseliyor sonrası vücut dengesi bozuluyor. hepinize sitressiz günler diliyorum.ben emekliyim hemde yeni alışamadım meşguliyet olmayınca zor geçiyor genç emeklilik.saygılarımla.

  112. Şencan diyor ki:

    Necdet bey merhaba sitemizde bizi bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederiz. Biz arkadaşlarla yazışmalarımızda farkıdaysanız hiç birşey yemeyin demiyoruz. Herşeyden yiyin ama aşırıya kaçmadan, ölçüyü kaçırmadan yiyin. Zaten hiç birşey yemezsek sağlık düpedüz elden gider. İsterspor yapın isterseniz yürüyüş yapın Çünkü hepimiz çalışan kesimiz ve kimimiz zaman şartları ağır olduğu için kimimiz maddiyattan spora gidemiyoruz. Bol yürüyüş yapın şunuda eklemek istiyorum. Belediyelerin yaptığı bazı parklarda yada yeşil alanlarda aletli spor yapacak yerler var ama bütün heryerde varmı bilmiyorum . Arkadaşlar Lütfen Rejim yapıyoruz diye yememezlik yapmayın hepten sağlıktan olmayın Herşeyi yiyin için ama Özellikle susuz kalmayın . Vücudu susuz bırakmayın.

  113. necdet seyfeli diyor ki:

    ben uzun süredir siteyi takip ediyordum ama yazmıyordum, bende size teşekkür ederim. dikkatimi çeken buraya beyler yazmıyor neden ?bugün bir haber duydum komşunun kızı zayıflama , diyet derken birderi kemik kalmış ama şimdide hiç bir şey yemiyor,içemiyor istesede yani metabolizma bozulmuş durumu kötü diyorlar, bu kadarda insan kendisine eziyet yapmaz,derdin ne seni begenen seven böylede sever gerisi bahane dostlar ölçüyü kaçırmayalım her duyduğumuzu, yapmaya kalkmayalım, allah insana beyin vermiş bunu iyi kullanalım. insan önce kendisiyle barışık olacak , sevecek insanları,içinde kötülük fesatlık oldumu zor,şu kısa ömrün kullanmasını iyi bilmek lazım,sevgiyle, huzurla yaşamak ne güzel. selamlar iyi haberlerinizi duymak istiyorum.

  114. Şencan diyor ki:

    Kaman merhaba Sizi tanımıyorum ama iltifatlarına kendim ve bütün arkadaşlarım adına teşekkür ederim . Arkadaşlar elma sirkesine başlarken azdan başlayın sonra azar azar artırın ilk günlerden artırırsanız kimimizde sağlık problemi oluyor, dikatli olun spor yapamazsanız, yürüyüş yapın ben yürüyüşün çok faydasını gördüm . Günde enaz 45 dk yürüyün.hiç olmazsa 20 dk ayırın.

  115. kaman diyor ki:

    herkese merhaba, sitenin sahibi nihayet yazdı darısı digerlerine diyelim. bu sitede gerçek dostluklar oluşuyor , herkes gönlünce yazıyor,tecrübeler aktarılıyor, elma sirkesi ramazanda, oruç açıldıktan sonra kullanılması uygun ,birde sahurda ama sahurda yemekten önce olabilir,sakın elma sirkesini sek olarak aç karnına içeyim demeyin mutlaka sulandırın ve yeni başlayanlar elma sirkesinden bir tatlı kaşığıolarak 15 gün devam ederse iyi olur sonra 2 tatlı kaşığı elma sirkesi bir çay kaşığı bal diger i ise bir bardağı dolduracak kadar su karıştırıp yavaş yavaş içilir. şifa bulmak için beklemek lazım her bünye farklı yag yakabilir ve bol yürüyüş, yediklerimize dikkat. selamlar.

  116. Şencan diyor ki:

    Herkese selam msn herkese açık gerçekten dost ve arkadaşlara ve ayrıca busitenin hakkınıda ödeyemeyiz bütün arkadaşlara buraya beklediğimiz gibi msnmede beklerim diyetmi tatildeydim sil baştan yeniden başlıycam bütün herkese sevgi ve saygılarımla Merak etmeyin bizler buradayız ya sizler

  117. seda doğan diyor ki:

    bu gidişle 8 ide 9 uda açacaksınız insanlar elma sirkesiyle yeni yeni tanışıyor ben kullanıyorum ve çevremdeki herkesede tavsiye ediyorm onlarda sonuçları görünce tavsiyelere başlıyorlar.bu gidişle dünyayı ele geçireceğiz…

  118. kaman diyor ki:

    bu sitenin sahipleri diyorum, çünkü onlarsız artık bu sitenin tadı kalmadı:kimlermi, şencan, ebuş ve diger grup arkadaşları msn kaçtınız burası çöktü. yorumlarınızı bekliyoruz. yeni açılan 2 sayfaya yazın

  119. aylin selen akdogan diyor ki:

    slm arkadaşlar ben aylin bende deniyorum elma sirkesini kilo almamak için aynı kiloda kalıyorum iyi böyle devam diyorum

  120. Şencan diyor ki:

    Kızlar kim dediyse halt etmiş,bizi çekemeyenler kıskananlar çatlasın.

  121. ebuş diyor ki:

    ya valla sağolun ne kibarsınız.hayırlı olsun tabi.bol kilo vermelere vesile olsun.
    yaşasın elma sirkesi :))))))))))))
    burayı kadınlar hamamına çevirdiniz diyenler,KISKANANLAR ÇATLASIN.

  122. xprodoksit diyor ki:

    Hayırlı Olsun

Yorum Ekleyin


9 − = sekiz