Sabahları zar zor kalkıp hızlı bir şekilde hazırlanıp kendimizi
dışarı atıyoruz. İş güç, toplantı derken beslenmeye gerekli önemi vermiyoruz.
Özellikle de kahvaltıya. Oysa bu koşturma içinde en çok dikkat etmemiz gereken
şeylerden biri sağlıklı beslenme. Uzmanlar düzenli kahvaltı edenlerin daha
başarılı olduğunu, etmeyenlerde ise konsantrasyon bozukluğu ve dengesizlikler
olabileceğini söylüyor.
Sağlıklı beslenme
konusunda şirketlere de iş düşüyor. Çalışanlara verilen yemeklerin içeriğine ve
besin değerlerine dikkat etmek gerekiyor.
İş hayatında sürekli koşuşturma
içindeyiz. Sabah zar zor kalkıp acele bir şekilde hazırlanıp kendimizi dışarı
atıyoruz. Dakikalar hatta saniyeler bile önemli. Bu yoğunlukta beslenmeye
gerekli önemi vermiyoruz. Özellikle de kahvaltıya. Güne başlarken doğru düzgün
şeyler yiyip enerji toplamamız gerekirken pastaneden aldığımız yağlı poğaça
börekleri tercih ediyoruz. Öğle yemeğini iş yerinde veya ofise yakın yerlerde
yine acele bir şekilde yiyerek işimizin başına dönüyoruz. Hele bir de akşam
mesaiye kalmışsak ya çok geç saatlerde karnımızı doyuruyoruz ya da miktar olarak
az fakat kalorisi bol şeyler yiyerek yine geçiştiriyoruz. Belki farkında değiliz
ama bu şekilde beslenmek bizi olumsuz etkiliyor. İş yapış şeklimizi
değiştiriyor, yorgunluğa, halsizliğe neden oluyor, kilo alıyoruz.
Çalışanların (özellikle büyük şehirde yaşayanların) en büyük sorunları
stres ve yoğunluk. Erken kalkmak, trafik, yapılması gereken onlarca iş... Böyle
bir tempoda da sağlığa pek dikkat edilmiyor. Her şeyi ucu ucuna yetiştirirken
sağlıklı beslenmeye ve spor yapmaya vakit kalmıyor. Hareketsiz kalmak, sürekli
hamburger, pizza gibi çabuk tüketilebilen yiyeceklerle idare etmek de sağlık
problemlerine yol açıyor. Oysa güne başladığımız andan itibaren dikkat etmemiz
gerekiyor.
İş kahvaltıyla başlıyor. Kahvaltı, günün en uzun açlığı olan
gece açlığını takip etmesi nedeniyle biten enerjinin tekrar alınabilmesini
sağlayan en önemli öğün. Gece çalışmaya devam eden vücudun sabah enerjiye
ihtiyacı oluyor. Kahvaltının önemini uzman diyetisyen Dilara Koçak şu şekilde
anlatıyor: “Gece boyunca hiçbir şey tüketilmediğinde yaklaşık 8-9 saatlik açlık
ile kişi güne başlar. Kahvaltı edilmez ise öğle saatlerine kadar toplam süre
12–14 saat olabilir. Çalışan kişinin zihninin açık ve üretkenliğinin tam olması
gerekir. Bedenin ihtiyacı olan yakıt ortamda değil ise istenilen performansa
ulaşılamaz. Bu yüzden sabah glikoz kaynağı olarak karbonhidrat önemlidir ancak
yanına protein desteği de unutulmamalıdır. Aksi takdirde uyku hali ve daha çabuk
acıkma ile karşılaşılabilir.”
Kahvaltı yapmayan konsantre
olamıyor
Beslenme ve diyet uzmanı Gonca Güzel, sabahları
8:30 civarı vücudumuzda kortizol hormonunun salgılandığını söylüyor. Bu saatte
kahvaltı yapmazsak kortizol maksimum seviyeye çıkıyor. Kortizol aslında stres
hormonu; yükseldiğinde hem stres artıyor hem de bel çevresinde yağlanma yapıyor.
İş yerinde çok çay ve kahve içmek de kortizolü artırıyor. Kahvaltı etmek
kortizolü ve stresi dengeliyor, yağ depolanmasını azaltıyor. Kahvaltı yapmamak
veya sağlıklı bir kahvaltı tercih etmemek; güne kan şekeri dengesizliği ile
başlamaya sebep oluyor. Kan şekeri dengesizleştiğinde enerji azalıyor, ruh hali
değişiyor. Beyin yeterince konsantre olamıyor ve kortizol hormonunun artmasıyla
stres hormonu da artıyor. Sonuç olarak hem performans hem metabolizma kötü
etkileniyor.
Uzman diyetisyen Simge Çıtak, her gün düzenli olarak
kahvaltı yapan kişilerin, diğerlerine oranla daha başarılı ve verimli olduğunu
söylüyor. Kahvaltı alışkanlığına sahip olmayanlarda ise konsantrasyon güçlüğü,
yorgunluk ve bitkinlik gibi problemler ortaya çıkıyor. Ayrıca, sağlıklı bir
kahvaltının yaşlanmayı geciktirdiği, yaşlılık döneminde ortaya çıkması muhtemel
bellek ve algı kusurları ile kas zayıflıklarına engel olduğu da araştırmalarla
ortaya konmuş. Her sabah sağlıklı bir kahvaltı yapan bireylerin kilolarını
korudukları, daha düşük kolesterol ve daha dengeli kan şekerine sahip oldukları
yapılan araştırmalarca ispatlanmış.
Şirketler yemek hizmetini ucuza kapatmaya
çalışıyor
Sağlıklı beslenmede iş sadece çalışanlara
düşmüyor. Şirketlerin de yapması gerekenler var. Öğle yemeklerini yemekhanede
veren şirketlerin, anlaştıkları catering firmalarına dikkat etmeleri gerekiyor.
Bu şirket yemeği hangi yağlar ile pişiriyor, içine nasıl et koyuyor, yoğurdu
nereden alıyor, hangi pirinci kullanıyor, yemek nasıl bir ortamda hazırlanıyor,
menüler neye göre hazırlanıyor gibi onlarca soru var. Keyveni Catering Genel
Müdürü Sadık Çelik, şirketlerin bu soruların yanıtını değil hizmeti ucuza
kapatmanın yollarını aradıklarını ve bulduklarını söylüyor: “Sağlığın fiyatı,
ticareti olmaz. Belki bir anda değil ama uzun vade de işyerinde kötü ve
sağlıksız beslenmeden dolayı işçisinden, yöneticisine kadar tüm şirket
çalışanları diyabet, obezite, kalp damar hastalıkları, dahili enfeksiyonlar ve
kansere kadar uzanan pek çok hastalığın pençesine düşüyor.” İş yerinde kötü ve
sağlıksız beslenme bağışıklığımızı düşürüyor, düşük bağışıklığı olan bir vücut
her türlü enfeksiyon, virüs ve kanser türüne karşı savunmasız kalıyor.
Şirketlerde sağlıklı beslenmeye teşvik edecek bir şeyler yapıldığından
bahsetmenin zor olduğunu ifade eden Çelik, maliyet ve tasarrufun işyerilerinde
sağlıklı beslenmenin önüne geçtiğini söylüyor ve sağlığın tasarrufu, ticareti
olmadığını vurguluyor: “Can boğazdan gelir, boğazdan gider.”
Beyaz yakaya ayrı mavi yakaya ayrı menü
Beyaz yaka
çalışanları daha az hareketli olduğu için beslenmelerine ve kilo almamaya dikkat
etmeli. Mavi yaka çalışanları daha hareketliler. Kadınlar ortalama 1.500-2.000
erkekler ise 1.800-2.500 kalori alımıyla kilolarını koruyabilir. Eğer aynı
yemeği beyaz yakalılar da yiyorsa kilo almaları kaçınılmaz oluyor. Bu nedenle
menülerin gelişi güzel değil diyetisyen ve gıda mühendisleri tarafından
çalışanların yaptığı işe özel olarak beyaz yaka mavi yaka kıstaslarında
hazırlanması gerekiyor. Yanlış menü uygulamaları ile yemek hizmeti alan
şirketlerin zarar göreceğini belirten Çelik: “Mavi yaka personelin genellikle
ayakta ve hareketli bir mesai saati var. Ortalama enerji ihtiyacı inşaat
işçileri gibi çok ağır işlerde çalışanlar için 4.500 kalori, fırıncılar gibi
ağır işlerde çalışanlar için 3.500 kalori, garsonlar gibi orta derece ağırlıkta
çalışanlar için 3.000 kalori civarındadır. Masa başı beyaz yaka çalışanları için
ise 2.500 kalori civarındadır. Öğle menüsü günlük toplam kalori ihtiyacının en
az 3’te biri oranında hazırlanmalı. Hazırladığınız menünün kalorisi bu oranların
çok çok altında ise kişi istem dışı zayıflamaya başlayacaktır” diyor.
Sağlıklı bir yemeğin maliyeti 7.5 TL
Yemek verilen
şirketlerin uyması gereken bir kalori miktarı var. Fakat bazı kurumlar
yiyeceklerin kalorisi az olsa bile bu bilgileri şişirerek uyulması gereken
miktara çekebiliyor. Beslenmenin, sağlık ile ilgili bir faaliyet olduğunu ve
sağlıkta tasarruf olmayacağını vurgulayan Çelik tasarruf yapayım derken tam
tersine zarar ettiren kararlar alındığını söylüyor.
Sağlıklı, dengeli,
yeterli, hijyenik ve kaliteli bir menünün kişi başı maliyetinin ortalama 7.5 TL
civarında olduğunu berlirten Çelik, 5.5 TL’nin altında bir fiyat uygulamasına
mutlaka kuşku ile bakılması gerektiğini söylüyor: “İşletme size yemeği bu
fiyatın altında sunabiliyorsa bir yerde bir usulsüzlük ihtimali çok yüksektir.
Tarihi geçmiş hammaddeler, yetersiz ya da niteliksiz porsiyonlar gibi. İşte size
çarpıcı bir açıklama: Etin kilosu 20-25 TL. 1 kap tas kebabının içindeki sadece
150 gr etin maliyeti 3.00 – 3.75 TL. Pilavı, salatası, çorbası, tatlı ya da
meyvesi derken, bir de buna üretim, tesis, servis, vergi, SSK ve diğer işletme
giderlerini ekleyelim; 4 kap yemeği 7.00 TL’ye satarsanız ancak yüzde 3 kar elde
edersiniz.”
Kriz yemekleri etkiledi
Krizlerde şirketler, tasarruf
yapmak için etli yemekler, salatalar, taze sebze yemekleri, meyveler ve süt
ürünlerinden yapılan yemekler gibi besin değeri yüksek gıdaları azaltarak
karbonhidrat ağırlıklı menülere yöneliyor. Krizlerde tasarruf yapacak önlemler
almanın şirketlerin devamlılığını sağlayabilmeleri için son derece elzem bir
konu olduğunu ifade eden Çelik, beslenmenin tasarrufu olmadığını vurguluyor:
“Personel dengeli, yeterli ve kaliteli beslenirse hem fiziksel hem zihinsel
verimi yüksek olur, kaliteli iş yapar işverene kazanç sağlar, tam tersi durumda
ise gerek fiziksel gerek zihinsel düşüşler ile performans kaybeder, performans
kaybetmek para kaybetmektir.”
Kahvaltıda bunları tercih edin
Uzman diyetisyen
Dilara Koçak, sabah poğaça, simit, açma, meyve suyu gibi sadece karbonhidrat
içeren bir seçim yapılırsa bunun daha fazla acıkmaya sebep olacağını söylüyor.
Sabah karbonhidrat ve proteini beraber almak çok önemli. Simit veya meyve hızlı
bir kahvaltı olabilir ancak meyvenin yanına süt veya fındık ekleyerek, simit ile
birlikte peynir yiyerek protein dengesi sağlanabilir. Böylece gün içindeki
tokluk duygusu ve kan şekeri dengesi daha iyi sağlanır. Koçak kahvaltı için her
gün farklı bir seçim yapılmasını tavsiye ediyor. Bunlar tost, ekmek peynir
domates ile sandviç, yumurta ve ekmek, yulaf, kuru meyve ve yoğurt, meyve ve
süt, simit ve peynir, meyve ve fındık olabilir.
Öğünlerde nelere dikkat edilmeli?
Öğünlerde protein
ve karbonhidrat açısından dengeli, sebze ve lif içeren besinlerle öğün planlama
yapılmalı, yağlı yiyeceklerden kızartmalardan uzak durulmalı. Her öğünde hem
sağlıklı karbonhidrata hem de proteine yer verilmeli. Bu besinlerle
beraber sebze ve salata da kullanılırsa hem kan şekeri açısından hem de
metabolizma açısından çok yararlı oluyor. Karbonhidratları seçerken de kolay
hazmedilen bol tahıllı ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor. Çok sık yaptığımız
kahve ve tatlıyı beraber tüketmek kan şekerini olumsuz etkiliyor. Bunun yerine
süt veya yoğurt ile beraber tatlı yenmesi öneriliyor.
Kurumsal beslenme danışmanlığı gerekli
Uzman
diyetisyen Simge Çıtak, iş verimini arttırmak, sağlık harcamalarını düşürmek,
çalışanların bellek ve konsantrasyonunu güçlendirerek iş potansiyelini
yükseltmek için kurumsal beslenme danışmanlığının giderek önem kazandığını
söylüyor. Kurumsal beslenme danışmanlığı kapsamında şirketin mutfak denetimi ve
menü danışmanlığının yapılması, çalışanlarının beslenme bilgi seviyesinin
artırılması ve üst düzey yöneticilere yönelik sağlıklı yaşam programlarının
geliştirilmesi yer alıyor. Dünyada özellikle Amerika’da bu tip çalışma örnekleri
daha fazla. Bunlara örnek olarak şirket menülerine danışmanlık ve mutfak
denetimi, çalışanlara sağlıklı beslenme eğitimleri, muayene ve beslenme
danışmanlık hizmetinin şirket içinde verilmesi, yöneticilerin beslenme koçluğu,
tüm şirketin beslenme risk haritasının çıkarılması verilebilir. Divan Grup İnsan
Kaynakları Müdürü Pınar Türkmen şirketlerde dengeli beslenme ve kalori
değerleriyle ilgili eğitimler seminerler verildiğini, menü hazırlanırken işyeri
hekimlerinin görüşlerini alındığını söylüyor.
Öneriler
* Sabah evden
çıkmadan önce bir bardak süt veya ufak bir sandviç hazırlanabilir veya tost,
simit-peynir, kahvaltılık gevrekler gibi seçenekler tercih edilebilir.
*
Öğlen veya akşam yemeği iş yoğunluğu nedeniyle aksayacak ise ara öğün
tüketilmeli. Ara öğün olarak taze veya kuru meyve, tost, süt, ayran, yoğurt,
meyveli yoğurt, galeta seçilebilir.
* Öğle yemeğinde ana yemeğin yanında
garnitür olarak verilen kızarmış patates, püre, pilav, makarna, börek vb.
besinlerin yarısını yiyin. Çorba içecekseniz pilav veya makarna yemeyin.
*
Ekmek yerken, kepekli veya tam buğday ekmeği tercih edin.
* Tatlı
yiyecekseniz sütlü tatlıları seçin. Bunları da yemekten hemen sonra değil, ara
öğün olarak öğleden sonra tüketin.
* Masanızda sürahi veya su şişesi
bulundurun. Çay ve kahvenin dışında toplamda 6-8 bardak su için.
* Bir
egzersiz danışmanından ofis ortamında yapabileceğiniz egzersizleri öğrenin.
* Toplantılarda kuru pasta, meyve suları, çay kahve yerine bitki çayları,
kuruyemiş, kuru meyve veya kepekli-tahıllı sandviçleri tercih edin.
Yapılan hatalar
* Kahvaltı yapamamak ya da
geçiştirmek, öğlen yemeğine kadar çok uzun süre aç kalmak.
* Kahvaltı
yapmadan öğlen yemeğine kadar olan sürede çok fazla çay veya kahve içmek.
*
Kahvaltı niyetine poğaça vb. besinler yiyerek çok yağlı ve yüksek kalorili
gıdalar tüketmek.
* Su içmemek. Susuzluk baş ağrısına neden olduğu için iş
performansını ve konsantrasyonu düşürür.
* Öğlen yemeğini geçiştirmek için
hızlı ve doyurucu olmayan fakat yüksek kalorili gıdaları seçmek.
* Sadece
sunulduğu için yemek.
* Besinlere anlam yüklemek, besinleri stresi atmak için
kullanmak. Patrona öfkelenince yemeğe yönelmek. Ya da iş yerinde mutsuz bir
kişinin mutlu olmak için besinlere yönelmesi gibi.
* Akşam yemeğinde yüksek
kalori almak veya yatana kadar yüksek kalorili besinler atıştırmak.
*
Egzersiz yapmamak.
* Çekmecede çikolata, şekerleme, kek, bisküvi gibi şeyler
saklamak.
* Öğle yemeğinde ekmek yemeden sadece salata ile yetinmeye
çalışmak. Birey sabah kahvaltı etmediyse öğlen sadece salata yediyse akşam üzeri
kan şekeri düşer ve gereksiz atıştırmalara hayır diyemez.
* Grup
psikolojisine kapılmak. Aslında aç olunmadığı halde sırf çalışma arkadaşları bir
şeyler yiyor, atıştırıyor diye onlara katılmak.
* Taylan Kümeli ile Kahvaltı
* Kahvaltının Faydaları Dr. Yasemin Amato
* Çocukları Kahvaltısız Okula Göndermeyin
* Kahvaltı mı? Akşam Yemeği mi? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
* Kahvaltı Mucizesi Dyt. Özlem Sert Aydın
|
|
Paylaş Tweet |