By 15 Mayıs 2010 2 Comments Devamı →

ÇÖLYAK BELİRTİLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Çölyak Hastalığı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Ekmeğin esnek dokusunu gluten sağlar. Hatta ilaç ve kozmetik gibi üretim alanlarında da kullanılır. Gluten aynı zamanda jambon, rokfor peyniri, bira, aromalı kahve, meyan kökü ve soya sosu gibi ürünlerde saklı olabilir.

 

Gluten aldığınızda ne olur?

Gluten intoleransınız varsa ve bu proteini vücudunuza aldıysanız, bağışıklık sisteminiz, besinlerin emilimini ve kana geçmesini sağlayan, ince bağırsağın mükemmel mimarisinin bir parçası olan villüslerinize zarar veren antikorlar salarak bunu yanıtlar.

Normalde ince bağırsak yiyeceklerdeki önemli besinleri emen parmak benzeri tüylerle kaplı bir peluş halı gibidir. Çölyak hastalığına maruz kaldığınızda, bu villusler düzleşir ve halıya benzeyen bağırsak daha çok parke tabana benzer. Böylece artık besinler doğru düzgün emilemezler.

Bu da, ne kadar yerseniz yiyin, yetersiz beslenmeye yol açar. Gluten intoleransı ve çölyak hastalığı arasındaki fark, gluten intoleransının genellikle bağırsağa aynı zararı vermemesidir ancak gluten alımı, rahatsızlık verici belirtilere yol açabilir.

Çölyak hastalığının belirtileri

Belirtileri saptamak zor olabilir ancak genelde en yaygın şikayetler karın ağrısı, şişkinlik ve aralıklı ishal. Bazen çölyak hastaları mideyle, karınla ilgili hiçbir sorun yaşamazlar ve bunun yerine asabiyet, eklem ağrısı, kas krampları, ağız yaraları, ayaklarda karıncalanma, veya gluten intoleransından kaynaklanan kaşıntılı, kabartılı bir deri hastalığı olan dermatit herpetiformis gibi şikayetlerde bulunabilirler. Bu döküntünün ve diğer çölyak hastalığı belirtilerinin tedavisi, glutensiz bir beslenme programı sağlamaktır. Aslında esas anahtar, doğru tanıyı bulmakta. Çölyak hastalığı yanıltıcı bir teşhise neden olabilir, çünkü bu hastalık IBS (Hassas Bağırsak Sendromu), ülser, Crohn Hastalığı (İltihabi Bağırsak Hastalığı) ve anemi gibi hastalıkları taklit edebilir.

Şişkinlik, yorgunluk veya eklem ağrısı yaşıyorsanız siz de çölyak hastalığı veya gluten intoleransından mustarip milyonlarca insandan biri olabilirsiniz.

Araştırmacılar artık ABD’de çölyak hastalığının özellikle de yüksek orandaki yanlış teşhislere bakarak, önceden düşünülenden daha yaygın olabileceğine inanıyorlar. Artık doktorunuzun çölyak hastası olup olmadığınıza karar vermesine yardımcı olmak için güvenilir kan testleri mevcut. Çölyak hastalığı bir otoimmün hastalığı olduğu için çölyak hastalarının bazı antikor seviyeleri anormal derecede yüksektir. Doktorunuz bu antikor seviyelerini ölçüp, endoskopik doku örneğiyle birlikte teşhisi doğrulayabilir. Eğer çölyak hastalığınız varsa, glutensiz bir diyet rahatlamanızı sağlayacaktır çünkü şu anda tedavisi yoktur.

Kaçınılması gereken başlıca yiyecekler

Ekmek
Krakerler
Tahıl
Makarna
Kurabiye, pasta ve börek
Unlu soslar Amarant, esmer buğday, kinoa
gibi bazı tahıl çeşitleri gluten içermezler ancak siz etikette gluten içermez yazdığından emin olun çünkü bu ürünler glutenli tahıllarla aynı fabrika veya tesislerde üretiliyorsa çapraz bulaşma meydana gelebilir.

 

Çölyak hastaları için genellikle güvenli olan yiyecekler

Meyve ve sebzeler
Et, balık ve kümes hayvanları (panesiz)
Çoğu süt ürünleri
Glutensiz un (pirinç, soya, mısır, patates)
Patates

Çölyak hastalığı hakkında bilinçlenme arttığından dolayı üreticiler giderek daha fazla glutensiz ürün sunuyorlar. Uzman bir diyetisyen de size glutensiz yiyecekleri öğretmekte yardımcı olabilir.

Yanlışlıkla gluten tüketiminde bulunursanız, ishal veya mide krampları yaşayabilirsiniz çünkü azıcık miktarda tüketilen gluten bile zarara neden olabilir. Önemli olan yiyeceklerin etiketini okuyarak almak ve gluten içerenleri elemek, çünkü glutensiz bir beslenme genellikle çoğu hasta için tam iyileşme sağlar.

Mehmet ÖZProf.Dr. Mehmet ÖZ

* Elma Suyunda Yüksek Arsenik Uyarısı
*
Afrika MAngosu Hapı ABD’yi Karıştırdı.
*
Siz Çocuğunuzu Büyütürken
*
Mehmet ÖZ’ün Yeni Yaşam Reçetesi
*
Mehmet ÖZ’den Beslenme Önerileri
*
Enerji Depolama Zamanı
*
Koruyucu ve Önleyici Güç Paketi
*
Stresle Mücadelede Beş Adım
*
Nelerden Uzak Durmalıyız?
* Kalbi Korumak için Vitamin Kullanmalı mı?
*
Yaşlanmayı Doğal Yollarla Geciktirin
*
Soya Zararlı mı Yararlı mı?
* Makyaj Malzemelerindeki Tehlike
* Yiyeceklerimizdeki Tehlikeler
*
Trigliserit Tehlikesine Dikkat
*
40 Yaşından Sonra Metabolizma Hızlandırma
*
Diyette 5 Altın kural
*
Uyku Apnesi Nasıl Tedavi Edilir?
* Neler Baş Ağrısına Yol Açar?
* Gıda Zehirlenmesi Belirtileri
* Kafein Detoksu
* Mehmet ÖZ’den Yeni Reçete
*
Hamilelik Efsaneleri
* Diyet Yapma Sırları
* Gıda Takviyeleri Tehlikeli mi?
*
Toksik Şişkinlik ve Nedenleri
* Çölyak Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
*
Kanser Risk Faktörleri
*
İki Hafta Diyeti
*
Kalp Krizi ve Mide Yanması
* Yargunluk ve Halsizlik
*
ACAİ Bitkisinin Sırrı Ne?
*
Yoğurt İle Gülümseyin
*
Doğru Beslenme Önerileri
*
Genç Görünmek ve Genç Kalmak
*
Ev Yapımı Ketçap Kullanın
*
Mehmet ÖZ BESLENME Önerileri
*
Doğal Tatlandırıcılar ve Şeker
*
Kalp Sağlığı için 5 Öneri
*
Tiroid Hakkında Merak Edilenler
*
İnsan Ömrü Uzayacak
*
Kanser Uyarıları
*
Manganın Zararları
*
Kanser Filmleri Zararlı mı?
*
Kriz ve Kilolar
*
Doymuş Yağlar Doymaya Engel Değil
*
Sağlıklı Beyin İçin
*
Şişe Mantarıyla ve Stress
*
Neti Pot ve Kullanımı
*
Gençlik Formülü
*
Genç Kalın
*
BEL Ölçüsü
*
Gençlik İksiri
*
Belinizi İnceltme Sırları

Tüm Yazılar İçin

Not: Kestane – Önemli bir enerji kaynağıdır. Kolayca sindirilebilir. Çölyak hastaları için buğday içermeyen un kaynağı olabilir. E ve B6 vitamini içerir, yağ oranları düşüktür.


Çölyak hastalığı nedir ve nasıl ortaya çıkar?

Gluten enteropatisi olarak ta bilinen Çölyak hastalığı (Celiac disease, Celiac sprue, nontropical sprue) barsaklarda besin maddelerinin sindiriminin ve emiliminin bozulmasına yol açan bir hastalıktır. Çölyak hastalığı olan insanlar buğday, arpa, çavdar ve bir dereceye kadar da yulafta da bulunan bir protein olan ‘gluten’ e karşı hassasiyet gösterirler. Bu kişiler gluten içeren gıdalarla beslendiklerinde ince barsakların iç yüzeyini örten hücrelerden oluşmuş olan ve mukoza diye adlandırılan kısımda meydana gelen immunolojik reaksiyonlar sonucunda bu bölgede bulunan emici hücrelerde harabiyet oluşur ( İmmunolojik reaksiyon = Vücudun bağışıklık sistemi tarafından oluşturulan bir tür iltihabi reaksiyon). Oluşan bu harabiyet sonrasında vücut için gerekli olan besin maddelerinin sindirimi ve emilimi bozulacağından, ishal ve zamanla vücutta bu maddelerin eksikliği başlar. Bu nedenle Çölyak hastalığı emilim bozukluğu ile giden barsak hastalıkları arasında sınıflandırılır. Çölyak hastalığı olan insanlar glutensiz diyetle beslendiklerinde barsaklarında oluşan harabiyet düzelir, ancak tekrar glutenli gıdaları tüketmeye başlamaları halinde hastalığın bulguları yeniden ortaya çıkar.

Çölyak hastalığı genetik bir hastalıktır, bu hastalığın oluşmasına yol açan genler aile içinde geçiş gösterebilir. Çölyak hastalarının % 10 kadarında ailede çölyak hastalığı olan başka bireyler bulunur. Cerrahi girişimler, hamilelik, doğum yapma, bazı viral enfeksiyonlar ve şiddetli ruhi sıkıntılar hastalığın ortaya çıkmasına sebep olabilir. Zencilerde ve Asya kökenlilerde daha nadir görülür. Her yaşta ortaya çıkabilmesine rağmen 8-12 aylık çocuklarda ve 30-40 yaş aralığında daha sık görülmektedir.
Çölyak hastalığının gerçek sıklığı bilinmemektedir. Hastalığın giderek artan sıklıkta akla gelmesi ve teşhisde kullanılan testlerin yaygınlaşması hastalığın eskiye nazaran daha sık görülür olmasından sorumlu olabilir. Hastalık en sık olarak batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da yaşayan insanlarda görülmektedir. Bu bölgelerde yaşayan her 300 kişiden birinde çölyak hastalığı bulunmaktadır. Kan bankasındaki kanlar üzerinde yapılan serolojik çalışmalar her 300 kişiden birinde bu hastalığın bulunabileceğini düşündürmektedir. Birinci derece akrabasında çölyak hastalığı olanlarda bu hastalığın görülme sıklığı artmıştır (%10).

Çölyak hastalığı ne zaman ve nasıl tedavi edilmelidir?
Erken dönemde teşhis edilmediğinde çölyak hastalığı ciddi problemlere yol açabilir. Yukarıda tarif edilen bulgulara benzer şikayetleri ve/veya ailesinde çölyak hastalığı öyküsü olanların bir gastroenteroloğa başvurmaları gerekir. Çölyak hastalığı ailevi geçiş gösterdiğinden hastaların yakınlarının da en azından serolojik testlerle incelenmesi uygun olacaktır. Çölyak hastalığı olanların %10 kadarında anne, baba, kardeş veya çocuklarında da aynı hastalık görülebilmektedir. Gebelik döneminde kansızlığı belirgin ölçüde şiddetlenen kadınların çölyak hastalığı yönünden araştırılması gerekir.

Çölyak hastalığında tedavinin temelini sıkı bir glutensiz diyet uygulanması oluşturur. Bu amaçla gluten içeren tahıl ürünleri ( buğday, arpa ve çavdar) kullanılarak yapılan gıda maddelerinin kesinlikle yenmemesi gerekir. İçinde buğday parçacıkları bulunabileceğinden, en azından hastalığın erken dönemlerinde, yulaf da yenmemelidir. Pirinç, mısır, patates ve soya unundan yapılmış ürünler yenilebilir. Normal un yerine pirinç unu veya mısır unu ve bunlardan yapılan hamur işleri tercih edilmelidir. Mısır şurubu, sos vb. yapımında kıvam artırıcı olarak kullanılabilir.Meyve, sebze, yumurta ve et ürünlerinin yenmesinde sakınca yoktur ancak sosların hazırlanmasında buğday unu kullanılmamalıdır. Alkollü içecekler ve meyva suları aşırıya kaçılmamak şartıyla içilebilir. Bira ve viski az miktarda tolere edilebilir ancak şikayetleri başlatıyorsa içilmemelidir. Gluten içermeyen bir diyetin uygulanması normal beslenmeye göre daha pahalı, güç ve sıkıcı olabilir. Bu nedenle kesin teşhis konulmadan bu tür bir diyetin uygulanması tavsiye edilmez.

Günümüzde çölyak hastaları için hazırlanmış çeşitli gıda ürünleri büyük marketlerden kolaylıkla temin edilebilmektedir. Alınan gıdaların etiketleri dikkatle okunmalı ve gluten içeren bir gıda maddesi içerip içermediği araştırılmadan çölyak hastasına verilmemelidir. Piyasada satılmakta olan ve gluten içermediği sanılan birçok üründe (salata sosları, hazır pudingler vb.) gluten bulunabilmektedir. Sıkı diyet uygulayan bir çölyak hastasının günün birinde glutenle tekrar karşılaşması ciddi tablolara yol açabileceğinden bu durum özellikle önemlidir. Bu hastalarda laktaz eksikliği (laktoz intoleransı) de olabildiğinden başlangıçta süt ve sütlü gıdaların alınmaması tavsiye edilmelidir.
Glutensiz diyete başlanmasından günler sonra şikayetlerde azalma görülmeye başlar. Şikayetlerin tamamiyle ortadan kalkmasına rağmen barsak mukozasının tamamiyle iyileşmesi bazen 2 yıl kadar uzun bir süre alabilirse de iyileşme genellikle 3-6 ay içinde gerçekleşir. Çölyak hastalığında ilaç tedavisi yoktur. Glutensiz diyete cevap vermeyen hastalarda kortikosteroid tedavisi denenebilir. Sıkı bir glutensiz diyet uygulayan hastalarda hastalık genelde iyi bir gidiş gösterir. Tedavi edilmeyen hastalarda barsaklardaki emilim bozukluğunun devam etmesine bağlı yukarıda anlatılan bulgular devam edecektir. Tedaviye cevap vermeyen vakalarda ince barsakların lenfoma gibi başka hastalıklarının araştırılması gerekir. Tedavi edilmeyen vakalarda uzun dönemde ortaya çıkabilecek ciddi bir hastalık bir tür ince barsak tümörü olan ve Non-Hodgkin lenfoma (NHL) olarak adlandırılan bir hastalıktır. Çölyak hastalığı olanlarda NHL görülme sıklığı normal bireylere göre üç misli daha fazladır. Sıkı diyet uygulanan vakalarda lenfomaya dönüşüm engellenebilmektedir.
Prof.Dr. Ahmet Dobrucalı
Sorularınız için;
0216 3505372 adobrucali.@yahoo.comÇölyak İle İlgili Yardım Alabileceğiniz Dernekler
* ÇÖLYAKLA YAŞAM DERNEĞİ:
Eminali Pasa Cad. Kibar Apt. No: 1 D: 5 Altintepe, Küçükyali, Maltepe, Istanbul
Tel: 0216 388 38 02 Faks: 0216 388 38 07
www.colyak.org.tr e mail: info@colyak.org.tr
* EGE ÇÖLYAKLA YAŞAM DERNEĞİ:
Ankara Caddesi No: 237 Kat: 1 Daire: 2 Bornova/İzmir
Tel: 0232 373 04 74 Faks: 0232 373 04 75
e mail: egecolyakder@gmail.com
* ÇÖLYAK DERNEĞİ:
Eti mahallesi Toros Sok 13/2 Sıhhiye Ankara
Tel:0312 232 28 34 Fax: 0312 232 38 24
www.colyakankara.org.tr
* GÜNEYDOĞU ÇÖLYAKLA YAŞAM DERNEĞİ
Kooperatifler Mah. Akkoyunlu Sokak,
İmbat Apt. Kat:1 D:3 Ofis/Diyarbakır Tel:0412 228 00 26Not : Aslıhan Koruyan Sabancı tarafından iki yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda kaleme alınan “Glütensiz Gurme Lezzetler”, Türk mutfağı üzerine hazırlanan, besin analizleri içeren dünyada ve Türkiye’deki ilk glütensiz yemek kitabı


Çölyak hastalarının gluten sınavı (AA)
Buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunan “gluten” adlı proteine karşı alerji nedeniyle gelişen çölyak hastalığı, bir bağırsak hastalığı olarak milyonlarca kişinin hayatını etkiliyor.

Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hamit Köksel, son yıllarda alerjik rahatsızlıkların dünya genelinde giderek arttığının tespit edildiğini söyledi. Bu nedenle özellikle Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin alerjenlere karşı çalışmalarını genişlettiğini ifade eden Prof. Dr. Köksel, bu çalışmalarda öne çıkan konuların başında, alerjen bulaşıların yarattığı sorunların geldiğini anlattı.
Fındık, yer fıstığı, kabuklu deniz ürünleri ve gluten içerikli birçok ürünün en küçük kalıntısının bile bu gıdalara hassasiyet gösteren hastaları olumsuz etkileyebildiğini belirten Köksel, şunları söyledi:
“Yurt dışında yaşanan bir olay, alerjen bulaşıların yol açabileceği sorunu gözler önüne seriyor. Fındığa alerjisi olan genç bir kız, erkek arkadaşını öpünce çok ciddi rahatsızlandı. Fındık yiyen erkek arkadaşından geçen küçük bir gluten üzücü sonuçlara yol açabilirdi. Bu yüzden alerjenler konusunda eğitimler giderek artıyor. Biz de bölüm olarak son dönemlerde alerjenler konusundaki eğitimlerimizi artırdık. Gıda sanayisinin alerjenler hakkında bilgilenmesi ve özellikle bulaşılar konusunda önlemler alması gerekiyor. Türkiye’de artık, gıda üretiminde alerjen bulaşılarının ciddiyetle ele alınmasının zamanı geldi.”
Salata suyuna bandırılan ekmek bile risk
Çölyak Derneği Başkanı Şebnem Ercebeci ise alerjen bulaşılar konusunda en büyük mağduriyeti çölyak hastalarının yaşadığını belirterek, bu sorunun çözümünü en çok kendilerinin istediğini söyledi. Ercebeci, çölyak hastalığının buğday, arpa, çavdar ve yulafta bulunan, bir protein olan glutene karşı vücudun hassasiyet göstermesi olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“Çölyak, ömür boyu süren bir rahatsızlıktan. İnce bağırsak alerjisi olarak da tanımlanan bu hastalıkta glütensiz diyetle yaşam sorunsuz sürdürülebilir. Türkiye’de her 100 kişiden 1’inin çölyak hastası olduğu biliniyor. Sayı bu kadar fazla ancak çölyak hastaları için ne özel bir restoran ne de bir fabrika var. Hastalar dışarıda yiyemiyor çünkü büyük sıkıntılar yaşıyor. Bir lokantada et, döner, köfte ya da salata yiyemiyoruz. Döner kesildiğinde kenarındaki pideden, köfte yapılırken içine konulan ürünlerden bulaşan gluten yemeğimizi adeta zehirliyor.”

Tabağa veya kaşığa bulaşan en küçük glutenin bile hayatlarını daha zorlaştırabildiğini dile getiren Ercebeci, “Bunu kimse bilmiyor. Salatanın suyuna ekmeğini bandıran bir baba, çocuğuna ne ölçüde zarar verdiğini kestiremiyor. Makarna karıştırılırken kullanılan bir kaşıkla çölyak hastası için hazırlandığı sanılan yemek yada mutfaktaki un tozları, bizler için her zaman büyük risk” dedi.

Mektup zarflarından bile uzak duruyorlar
Dernek Başkanı Şebnem Ercebeci, bazı gıda firmaların “glutensiz” ürün ürettiğini ancak bunların bile çölyak hastalarını etkilediğini vurgulayarak, “Çünkü normal glutenli bir ürün ile çölyak hastaları için yapılan ürün aynı bantta üretiliyor. Glutensiz yazsa da firma bulaşıyı dikkate almıyor. Bunu tüketen hasta da büyük sıkıntı çekiyor. Ülkede bir düzenlemeye gidilmesi şart. Biz birçok yerde, programda aç kalıyoruz” diye konuştu.
Bir gıda fabrikasının bir bölümünün glutensiz üretim için özel olarak açılabileceğine dikkati çeken Ercebeci, şunları kaydetti:
“Kasaplardan, marketlerden hazır kıyma alamıyoruz, çünkü bazı kıyma makinelerinde hazır köfte hazırlamak amacıyla ekmek de çekilebiliyor. Yemeklerin içeriği kadar mutfakta glutenle temas olmaması da çok önemli. Glutenle bulaşma olmaması gerekiyor. Ekmek kırıntılarının sıçramamasına, unlu gıdaların kızartıldığı yağda yemek hazırlanmamasına dikkat ediyoruz, etmeliyiz. Unlu bir yemekte kullanılan aynı kaşık ve bıçağı yıkamadan kullanamıyoruz. Mutfakta gluten içeren ve içermeyen gıdaları ayrı yerlerde saklıyoruz. Unun tozları uçabildiğinden, fırını yemek pişirmeden önce iyice temizlemek zorunda kalıyoruz.”
Ercebeci, teflon, tahta kaşık gibi mutfak aletlerinin gözeneklerine giren glüten zerreciklerinin bile büyük risk oluşturduğunu belirterek, “Sirke, çikolata, sakız, ketçap, mayonez, dondurma gibi gıdaların bazılarında glüten bulunabiliyor. Kenarları yapışkanlı mektup zarflarında, kenarları kıvırık karton bardaklarda da glüten var. Zarfların yalanmaması, bu ürünlerin kullanılmaması konusunda uyarılar yapıyoruz. Birçok ürünü glüten içerdiği için yiyemiyoruz ancak bulaşanlar da çok önemli. Çölyak, gerçekten zor bir hastalık. Bu yüzden mücadele için destek gerekiyor” dedi.
Çölyak hastalığı
Çölyak hastalığı bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus denilen yapıların bozulmasına sebep olan ve dolayısıyla da yiyeceklerdeki besinin emilmesini engelleyen ve ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir sindirim hastalığı olarak tanımlanıyor.
Küçük çocuklarda kusma, ishal, karın şişliği, iştahsızlık, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkabileceği gibi, daha ileri yaşlarda sadece kansızlık, boy kısalığı, kemik zayıflığı ve nedeni bilinemeyen karaciğer hastalığı gibi çok değişik belirtilerle de kendini gösterebiliyor. Çölyak hastası olan kişiler buğdayda, arpada, çavdarda ve kesin olmamakla birlikte yulafta bulunan ve gluten olarak adlandırılan bir proteine tahammül edemiyor ve gluten içeren yiyecekler yediklerinde çok küçük ve parmak şekline benzeyen villus olarak adlandırılan ince bağırsaktaki emilimi sağlayan yapıları kaybediyorlar. Villuslar olmadan kişi ne kadar yiyecek yerse yesin beslenemeyeceği için ciddi sorunlarla karşılaşıyorlar.

Çölyak hastalığı gastroenterolog tarafından yapılacak kan tahlilleri ve ince bağırsak biyopsisi ile tanımlanabiliyor.

Hastalık yaşamının her hangi bölümünde ortaya çıkabiliyor ve tek tedavi yöntemi olarak ömür boyu gluten içeren gıdalardan uzak durmak gösteriliyor.(AA)



Çölyak hastaları için glutensiz erişte DHA
Buğday, arpa ve çavdarda bulunan “Gluten” proteinine karşı duyarlı olan çölyak hastaları için gluten bulunmayan erişte üretildi.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde (AİBÜ) buğday, arpa ve çavdar ve benzerlerinde bulunan “Gluten” proteinine karşı duyarlı olan çölyak hastaları için içerisinde gluten bulunmayan erişte üretildi. Yiyeceklerini yurt dışından ithal eden çölyak hastaları için bir umut olan erişteye üniversitenin adı verildi.
Mühendislik Mimarlık Fakültesi Gıda Mühendisliği’nde görevli öğretim üyesi Doç.Dr. Gülsün Akdemir Evrendilek, 3 yıl önce çölyak hastalarına alternatif gıdalar üretmek için glutensiz erişte üretimi için proje hazırladı. AİBÜ Metabolizma Vakfı, Hacettepe Üniversitesi, Barilla Makarna ve makine firması Mateks’in işbirliğiyle ilk olarak D-100 Karayolu Civril Köyü girişinde bulunan bir depo AİBÜ adına satın alınarak Teknoloji Araştırma ve Geliştirme Merkezi’ne dönüştürüldü. Gerekli olan makineler alınırken, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan, Türkiye’de ilk kez üretilecek glutensiz erişte için 2.5 yıl üretim izninin alınması için beklenildi. 27 Ağustos 2010 tarihinde gıda üretim izninin alınmasının ardından Doç.Dr. Gülsün Akdemir Evrendilek, erişteye ’Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ adını vererek isim hakkını da Türk Patent Enstitüsü’nden onaylattı. Gıda Mühendisliği bölümüne de üretilecek gıdaların analizlerinin yapılabilmesi amacıyla 6 milyon TL’ye laboratuvarlar kuruldu.

Seri üretime geçilecek
Çölyak hastalığının en etkili tedavi şeklinin ömür boyu glutensiz beslenmek olduğunu belirten Doç.Dr. Gülsün Akdemir Evrendilek, şöyle dedi:
“Çölyak, gıda ile ilişkisi olan bir gıda sorunu olup, bağışıklık sistemi kaynaklı kalıtsal ve metabolik bir hastalık. Bu kişiler özellikle buğday, arpa, çavdar yulaf ve benzerlerinde bulunan ’Gluten’ ve benzeri proteinlere karşı aşırı duyarlı. Bu kişiler gluten içeren yiyecekleri yediklerinde çeşitli sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor. Biz de bu hastalar için alternatif gıdalar üretmek üzere çalışma başlattık. ilk etapta glutensiz erişte ürettik.”
Doç.Dr. Gülsün Akdemir Evrendilek çölyak hastalarının gıdalarını yurt dışından ithal ettiklerini, bir paket makarnanın 30 TL’ye geldiğini açıklayarak, şöyle konuştu:
“İstatisliklere göre her 75-150 kişiden birinde bu hastalığa rastlanıyor. Çölyak hastalığını ortadan kaldıracak ilaç veya tedavi şekli henüz bulunamamasına rağmen glutensiz bir diyet ile daha rahat ve sağlık sorunlarını en aza indiren bir yaşam sürmek mümkün değil. Çölyak hastaları gıdalarını yurt dışından ithal ediyorlar ve bir paket makarna kendilerine 30 TL’ye geliyor. Biz onlar için bir umut olduk. Tüm yasal izinleri aldık. Gerekli personel eksiğimizi tamamladıktan sonra üniversitenin adını verdiğimiz eriştelerin seri üretimine başlayacağız.”

SGK’DAN ÇÖLYAK HASTALARINA İYİ HABER

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), hak sahiplerinin, tamamı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı onaylı bu ürünleri, istedikleri yerlerden adlarına uzman hekimlerce düzenlenen rapor doğrultusunda temin edebileceklerini bildirdi.

Kurumdan yapılan açıklamada, doğuştan metabolik hastalıkları ile çölyak hastalığı bulunan hastaların kısıtlı diyetleri sebebiyle kullandıkları hayati öneme haiz özel formüllü un ve özel formül içeren mamul ürünlerin (makarna, şehriye, bisküvi, çikolata, gofret vb.) rapor ve reçete karşılığı sadece eczanelerden temin edildiği anımsatıldı.

Hastaların, kullandıkları ürünleri, eczaneler dışında satılan yerlerden de almak istemelerinin kurumca değerlendirilerek yeni düzenleme yapıldığı bildirilen açıklamada, düzenleme ile 11 Mart 2011 tarihinden itibaren bu ürünler için kişilerin başvuru tarihleri esas alınarak mağduriyetlerine sebep vermeden bildirecekleri hesap numaralarına doğrudan belirlenen tutarların ödenmesi imkanı getirildiği belirtildi.

Uygulama ile hak sahiplerinin, tamamı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı onaylı bu ürünleri istedikleri yerlerden (eczaneler, dernekler vb.) adlarına uzman hekimlerce düzenlenen rapor doğrultusunda temin edebilecekleri vurgulanan açıklamada, bugüne kadar kurumun geri ödeme listesine başvurmamış ürünlere de erişim sağlanarak ürün çeşidinin artırıldığı ifade edildi.

Açıklamada, şu bilgilere yer verildi:

“Bu ürünler Sağlık Uygulama Tebliği ‘Hastalığa Özel (doğuştan metabolik hastalıklar, kistik fibrozis ve inek sütü alerjisi) Diyet Ürünleri ile Tıbbi Mamalar Listesi (EK-2/E)’den çıkarılmakla birlikte ödeme kapsamından çıkarılmamış, ürün karşılığı tutar ödenerek ulaşılabilirlik artırılmıştır. Sistemimizde bu ürünleri kullanan ve hastalığa ait tüm bilgileri kayıtlı olan 12 bin hasta mevcuttur. Hastalara ait bu bilgiler, kurumumuzca ve oluşturulan teknik komisyonlarca değerlendirilerek takip edilmektedir. Kişilerin uygulamadan yararlanmak için rapor süresi içerisinde bir defaya mahsus en yakın Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne başvurmaları yeterli olacaktır. Uygulamayla ilgili kurumumuz internet sitesinde duyuru yayınlanmış olup, konuyla ilgili derneklere de bilgi verilmiştir. Bu grup ürünlerde yapılan düzenlemenin, kurumumuzca ödenen diğer bazı ürünlerde de yapılabilmesi konusunda çalışmalar devam etmektedir.”


SOSYAL Güvenlik Kurumu, (SGK) reçeteyle sadece eczanelerden glutensiz un ve unlu mamül alabilen çölyak hastalarına ’alışveriş serbestliği’ getirdi. Yeni uygulamada reçete ve eczane zorunluluğu kaldırılıp, hastaların yaş gruplarına göre belirlenen ürün bedellerinin hesaplarına yatırılacağı bildirildi. Uygulama ’insani ama kaygı verici’, ödemeler ise ’yetersiz’ bulundu. Prof. Dr. Sema Aydoğdu, “Hastanın ürünleri reçeteyle alması, doktorlarıyla sürekli diyalog halinde olmasını sağlıyordu. Şimdi bu kalktı, uygulama Avrupai, ama bizim toplumumuz için çok erken ve riskli” dedi.

Ömür boyu glutensiz (buğday, arpa, çavdar, yulafta bulunan bir tür protein) beslenmeyi gerektiren tek gıda alerjisi olan çölyak hastalığında tedavi yardımları konusunda SGK, son bir yıl içerisinde değişikliklere gitti. SGK önce glutensiz un ve ürünlerinde hastaların ihtiyaçlarını yaşlara göre kilogram bazında belirledi. SGK, daha sonra bunu paraya çevirdi. Böylece çölyak hastaları un yerine parasını aldı. Yaş gruplarına göre değişmesine rağmen bu para aylık 123 lira 50 kuruşa kadar ulaştı. 15 Ekim 2010 tarihinde yapılan değişiklikle bu tutar 80 liraya indirildi.
“HER AY HESAPLARA YATACAK”
Tedavi yardımında yaklaşık yüzde 35’lik bir azalma yapılırken, bu kez 1 Mart 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan düzenleme geldi. Bu yeni dözenleme ile hastaların tedavi yardımlarının her ay hesaplarına yatırılacağı, istedikleri glutensiz un ve ürünleri istedikleri yerlerden alabilecekleri bildirildi, reçete zorunluluğu kaldırıldı. Bu uygulamadan yararlanabilmeleri için hastaların her yıl yenilenen raporları kuruma bildirmeleri gerektiği kaydedildi.
SGK yetkilileri uygulamanın ’çok insani’ olduğunu savunarak, “Artık çölyaklılar eczaneden reçeteyle ilaç alan hasta değil, marketten özel diyet ürünü alan bireyler haline geldi. Anne babalar çölyaklı çocuklarıyla marketlere gittiklerinde, çocukları diğer yaşıtları gibi raflardan özel diyetlerine uygun ürünleri alabilecek. Bu bile insanın psikolojisini olumlu etkiliyor” diye konuştu.
Öte yandan SGK, çölyaklı hastalar için 0- 5 yaş 52.50 lira, 5- 15 yaş 80 lira, 15 yaş üstü 72.5 lira, protein metabolizma bozukluğu olan hastalar için 0- 12 ay 31 lira, 1- 5 yaş 60 lira, 5- 15 yaş 77.5 lira, 15 yaş üstü 80 lira ödeyecek. Hastalar kilosu 5- 6 lira olan yerli glutensiz unun prinç unu ve mısır nişastasından elde edildiğini, lezzetli ekmekler, kurabiyeler yapmak için kilosu 25 lirayı bulan ithal unla karıştırmaları gerektiğini belirtirken şöyle dert yandı:
“Glutensiz ürünler pahalı. 150 gram bisküvi 7.5- 15 lira, gofret çikolata fiyatı 5- 10 lira arasında değişiyor. Mısır gevreği 250 gram 19 lira, kıtır ekmek 250 gram 15, 250 gram şehriye 10 lira. Yarım kilo makarna 13 lira. Yani yapılan tedavi yardımının tutarı azaltıldı, bu da daha az ürün almamız demek. İstediğimiz yerden almak rahatlık ama miktar yetersiz.”
PROF. DR. AYDOĞDU: AVRUPAİ AMA BİZİM TOPLUMA SAKINCALI
Ege Üniversitesi Çocuk Gastroenteroloji Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Ege Çölyakla Yaşam Derneği Başkanı Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Türkiye’de tanı almış 12 bin civarında çölyaklı hasta bulunduğunu, tanı almamış hasta sayısının 300 bin olarak tahmin edildiğini söyledi. Yeni uygulamanın ’Avrupai’ olduğunu, ancak bizim toplumumuz için henüz kabul edilemeyecek, sakıncalar yaratacak bir uygulama olduğunu öne süren Prof. Dr. Aydoğdu, şunları söyledi:
“Hastanın ürünleri reçeteli alması, hastanın doktor ile diyaloğunu sürekli tutuyordu. Hastanın gelişmesi yakından takip edilerek diyetine uyup uymadığı takip edilebiliyordu. Yeni yapılan düzenleme ile hasta- doktor diyaloğu bir yıldan bir yıla gerek duyulacak rapor aşamasında gündeme gelecek. Çölyakta yanlış diyet uygulaması ile geçirilecek böyle bir süre, hastada kalıcı hasarlara yol açabilecek ve uzun vadede gerek toplum sağlığı gerekse tedavi yardım bütçesi açısından çok daha olumsuz sonuçlar ortaya çıkacaktır.”

Bu arada aynı uygulamanın fenilketonürü hastalarını da kapsadığı kaydedildi.

Çölyak Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri - Prof.Dr. Mehmet Öz
Çölyak Hastalığı Yayılıyor – Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
- Çölyak Neden Artıyor? Prof.Dr. A.Rasim Küçükusta



Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Mehmet OZ

Etiketler:, , ,


2 Yorum Var "ÇÖLYAK BELİRTİLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ"

Trackback | Comments RSS Feed

  1. ayfer sara diyor ki:

    Öncelikle geçmiş olsun bende bu hastalıgı biray önce ögrendim bayagı sarstı beni ne yapacagımı tam olarak bilmiyorum yemek yemeyi seven bir insanım ama yemekten uzagım bende de yeterince un var tüketemiyorum yardımcı olmak isterdim ama ne tavsiyeniz olur

  2. Adem İKİZEK diyor ki:

    Elımde 7 adet buğday ıcermeyen jelatinli paketi acılmamıs glutensiz ekmek unu var ilgilenenler mesaj tane 15 tl??hasta olanlar mesaj tel.5417750196

Yorum Ekleyin


yedi + = 9