By 07 Nisan 2010 Devamı →

ÇOK MU TUZLU YİYORSUNUZ?



Tuz, sağlık gündeminden hiç düşmeyen bir konu ve bu gidişle de düşmez, çünkü dünyanın önde gelen çok tuzlu yiyen ülkelerinden biriyiz. Tuzu azaltmak, hele tansiyon yüksekliği varsa yaşamsal bir öneme sahip.
Tuz tüketimine dikkat
Dr. Hasan İnsel -Sofra tuzu dediğimiz madde, kimyasal adı ile sodyum klorürdür. Sodyum klorürün yarısına yakın bölümü, %40’ı sodyumdur. Sodyum azı gerekli, çoğu gereksiz ve hatta zararlı olan bir mineraldir. Sodyumun vücudumuzdaki sıvı dengesinin sürdürülmesine yardımcı olmak, sinir iletisinde rol almak, kasların kasılmasını ve gevşemesini etkilemek gibi çeşitli önemli görevleri vardır.
Böbrekler, vücutta tutulan sodyum miktarını düzenliyor. Sodyum düzeyleri düşük olduğunda, böbrekler sodyumu vücutta muhafaza ediyor. Düzeyler yüksek olduğunda ise sodyumun fazlası idrarla atılıyor. Böbrekler yeterince atamazsa sodyum vücutta birikmeye başlıyor. Sodyum da suyu tuttuğundan kan hacmi artıyor. Kan hacmi artınca, kalp kanı vücutta dolaştırmak için daha çok çalışmak zorunda kalıyor ve damarların içindeki basınç yani tansiyon yükseliyor. Kalp yetmezliği, karaciğer sirozu, kronik böbrek hastalığı gibi bazı hastalıklar sodyumu düzenleme mekanizmasını bozabiliyor.
Günlük sodyum alım miktarı

Sağlıklı erişkinler için günlük sodyum alım miktarları, ortam sıcaklığı, terlemeyle kaybedilen sıvı miktarı, kilo gibi faktörlerle değişmesine rağmen normalde günde takriben 1,500 ila 2,400 miligram arasıdır. Unutulmaması gereken gerçek şu ki, yemeklere serptiğimiz bir tutam fazladan tuz bile, aldığımız sodyum miktarını sağlıksız düzeylere taşıyabilir çünkü pek çok işlenmiş ve hazır gıda zaten yeterli olandan çok fazla sodyum içeriyor çoğu kez. Medeniyetin bize sunduğu hazır yiyeceklerin sodyum alımımızın %50 sinden fazlasına neden olduğunu, bunun üstüne bir de tuzlu yemek pişirip, bu yemeği yerken de üstüne tuz ekersek, nasıl tuz alımında dünya birinciliğine gittiğimizin anlaşılması pek zor olmasa gerek. Yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalığı ya da diyabet gibi bir sağlık sorununuz varsa veya elli yaşın üstünde iseniz sodyumun kan basıncını yükseltici etkisine karşı çok daha dikkatli olmalısınız.
Sodyum kaynakları veya işlenmiş gıdalar

Bir kişinin aldığı sodyumun büyük bölümü konserveler, hazır çorbalar, tuzlu atıştırmalar, şarküteri gibi kaynaklardan gelir. Gıda üreticileri gıdaların bozulmasını önlemek, tadını artırmak, dokusunu zenginleştirmek için tuz ve sodyum içeren başka bileşikler de kullanırlar. Başka adlarla gizlenmiş sodyum miktarını bulmanın en iyi yolu varsa hazır gıdaların üzerindeki etiketleri okumaktır. Bu etiketlerde tuzun dışında sodyum içeren başka bileşenler de yazılıdır, örneğin: glutamat (MSG) sodası, tozu, fosfat, aljinat, nitrat veya nitrit ve soslar. Bir dolu çay kaşığı sofra tuzunda 2,400 mg sodyum ve bir yemek kaşığı soya sosunda yaklaşık 900 – 1,000 mg sodyum bulunur.Kırmızı et, beyaz et, süt ürünleri ve sebzelerde sodyum bulunur. Sözgelimi 100 gram kadar lor peynirinde 400 mg kadar sodyum varken, aynı miktar beyaz peynirde bu oran 2,5 katına çıkıyor.

Fazla sodyumu keşfedin

Bir gıdanın sadece tadına bakarak o gıdada fazla sodyum bulunduğunu anlamayabilirsiniz. Örneğin ekmeğin tuzlu olduğunu düşünmeyebilirsiniz ama bir dilim ekmekte ortalama 200-250 mg sodyum vardır. Onun için tuzsuz ekmek yemek, sodyuma duyarlı ve yüksek tansiyonu olanlar için çok önemlidir. Soda ve maden sularında fazla miktarda sodyum vardır, etiketlerini okumakta yarar vardır.

Sodyumu azaltmanın yolları

Hazır gıdalar yerine taze gıdaları tercih edin. Taze meyve ve sebzelerin çoğunda doğal sodyum miktarı düşüktür. Taze etin sodyum miktarı da salam, sucuk, pastırma gibi hazır et ürünlerinden düşüktür. Hazır gıda alırken düşük sodyumlu ürünleri seçin. Yemek tariflerindeki tuzu mümkün olduğu kadar azaltın. Haşlama gibi birçok tarifteki tuzu tümüyle çıkarabilirsiniz. Sosları ve benzeri sodyum yüklü çeşnileri sınırlayın. Yemeğin tadını artırmak için otlar, baharat ve başka doğal aromalar kullanın. Yemekleri tatlandırmak için taze ve kurutulmuş ot ve baharatları nasıl kullanacağınızı öğrenin.

Dr. Hasan İNSEL (Milliyet.com.tr)


Günde 2.5 gram tuz yeterli

Türkiye’de sağlıklı bir bireyin alması gereken 2,5-3 gram tuz miktarının tam 6 katı fazlası tüketiliyor.
Türkiye’de kişi başına, sağlıklı bir kişinin günlük alması gereken tuz miktarının tam 6 katı tuz tüketildiği, bunun da bir çok hastalığa davetiye çıkardığı bildirildi. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Üstündağ, Türkiye’de sağlıklı bir bireyin alması gereken 2.5-3 gram tuz miktarının, tam 6 katı fazlasının tüketildiğini söyledi.

Aşırı tuz tüketiminin böbrek rahatsızlıklarından hipertansiyona bir çok hastalığa davetiye çıkardığını vurgulayan Üstündağ, şunları kaydetti:

“Bizim vücudumuz ilk insana göre programlanmış. O sırada tuzlu yiyecek falan yok. Sabah uyanıyorsunuz, av peşinde koşuyorsunuz. Avladığınız ette ne kadar tuz varsa sadece o kadar tuzu alıyorsunuz. Günde sadece 2 buçuk gram tuz alınması gerekirken, Türkiye’de günlük kişi başı 18 gram tuz alınıyor. Vücudumuz yoruluyor, suyla doluyor, böbreklerimize fazla yük biniyor.”
Doğal besinlerde var olan tuzun yeterli olduğunu, bunun dışında daha fazla tuz kullanımının sağlık açısından büyük sorunlar doğuracağının altını çizen Üstündağ, “Tuzsuz pişirilmiş bir tabak ıspanaktan bile günlük tuz ihtiyacımızı karşılayabilecekken, biz hala yemeklere tuz atıyoruz. Özellikle tansiyon hastaları, böbrek hastaları kesinlikle tuzlu yiyecek yememeli. Bu tür hastalıkları olan hastalarımızın, peynirleri dahi suda bekletip yemesi gerekir, turşuydu, ev salçasıydı bunlara dokunulmayacak” dedi.

Finlandiya tuzu azalttı felçler yüzde 80 azaldı

Tuzla mücadelede toplumun her kesiminin önder ve destekçi olması gerektiğini ifade eden Üstündağ, Finlandiya’nın geçmişte top yekün bir hareketle tuzla mücadele ettiğini söyledi. Finlandiya’da tuz kullanımının azaltılmasına bağlı bir çok hastalığın da önüne geçildiğini vurgulayan Üstündağ, şöyle konuştu:

“Finlandiya’da da 1950 yılında Türkiye kadar tuz tüketiliyordu. Devlet tuzla mücadeleyi vazife edindi. Gazeteler, sivil toplum kuruluşları destek oldu. O mücadele sonunda Finlandiya’da tuz tüketimi kişi başı ortalama 4 grama indirildi. Bu sayede Finlandiya’da felçler yüzde 80 azaldı. Bu önleyici sağlık hizmetlerinin de en güzel örneğidir. Çünkü, tuzun neden olduğu hastalıkların tedavisi için ayrılan bütçeler devletler için büyük yük oluşturuyor.”

Çok tuzlu yemeğin aslında yemeğin kusurunu kapatmak için yapılan bir yanıltma taktiği olduğunu savunan Üstündağ, “Lokantalara gidin en tuzlu yemeği yapan lokanta aslında en kötü yemeği yapan lokantadır. Çünkü tuzla yemeğin ayıbını kapatmaya çalışıyorlar. Sonra, yemek programlarını izliyoruz, (1 tutam karabiber, 1 tutam nane ama bolca tuz) diyorlar. İşte bunları dikkate almayalım, hayatımızdan bolca tuzu çıkaralım” diye konuştu.

Üstündağ, ayrıca tuzlu yemek sevenlerin bu alışkanlıklarından çok kolay kurtulacaklarını da belirterek, ağızda oluşan tuz reseptörlerinin 2 ayda bir yenilendiğini, 2 ay tuzsuz yemeye alışıldığında yenilenen reseptörlerinde artık tuz tadı istemeyeceğini kaydetti.”

Doç. Dr. Sedat Üstündağ

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Faydalı Bilgiler

Etiketler:, , , ,


Comments are closed.