By 17 Nisan 2013 Devamı →

Alkali Diyet Nedir?



Elimizde dönem dönem popüler olan diyet listeleri… Ve aklımızda besinlerin içinde ne kadar yağ, ne kadar protein, ne kadar vitamin soruları… Tüm bu detayları sorgularken kaçırdığımız bir nokta var. İşte puzzle’ın bu eksik parçasını Dr. Ayşegül Çoruhlu tamamlıyor. Odaklanmamız gereken “asıl nokta” konusunda bizleri uyarıyor. Ona göre vücudun genel iyilik ve sağlık halini belirleyen “ASİT- ALKALİ DENGESİ”

Alkali Diyet - Ayşegül ÇoruhluYapılması gereken asit yapan yiyecekleri azaltıp alkali yapan yiyecekleri artırmak. Örneğin et yiyorsak yanında yiyeceğimiz bol yeşillik dengeyi sağlayacak ve sağlıksız bir durum oluşmasını engelleyecek.  Tüm bu bilgilerin detayını bulabileceğiniz “Alkali Diyet” adlı kitabın yazarı Doktor Ayşegül Çoruhlu, ileri anti-aging yaklaşımlarını ülkemizde ilk uygulayan hekimlerden. Hücre düzeyinde bir denge ile diyeti biyokimyasını açıklıyor.  Mantığı şöyle, sağlık da hastalık da hücre üzerinde başlıyorsa önce hücre biyokimyası seviyesinde sağlığı koruyan bir beslenmeye ihtiyacımız var. Ankara Life dergisi olarak bizler de “Alkali Diyet” adlı kitabın içindeki “yeni” fikirleri merak ederek kitabın yazarı Dr. Ayşegül Çoruhlu’nun kapısını çaldık. Röportaj sonunda sağlıklı beslenme konusunda doğru bildiğimiz yanlışların ve asit-alkali dengesinin beslenmedeki öneminin farkına vardık. Şimdi bu bilgi dolu söyleşiyi okurlarımızla paylaşma zamanı…

Kitabınız asit alkali dengesini koruyarak toksinlerden arınma, kilo verme rehberi olarak oldukça ilgi gördü ve pek çok kişinin beslenme düzenini değiştirdi, hayatlarına sağlık kattı…  Öncelikle bu kitap neleri fark etmemiz sağladı?
Alkali diyetin,  hücre biyokimyası seviyesinde sağlığı  koruyan beslenme biçimi olduğunu gördük.

Sağlık ve hastalığın hücre düzeyinde başladığını kavradık. Vücudumuzun asitlenmesinin gizli saklı işleyen en büyük tehlike olduğunun farkına vardık.  Çünkü hastalıkların temelinde hücrenin asitlenme sebebiyle fonksiyonlarını tam yapamaması yatar.

Şimdiye kadar yanlış yapılan neydi, diyet konusunda
Günümüzde  farklı noktalara vurgu yapan değişik diyet önerileri sürekli çıkmaya devam etmektedir. Bu diyet önerilerinde tek hedef hızla kilo vermek olduğu için kısa ve uzun vadedeki sağlık sorunları göz ardı edilmektedir.  Örneğin, uzun süre yapılan ağır protein diyetleri vücudun  asit seviyesini arttırdığı için böbrek taşı oluşumundan ürik asit yüksekliğine, ağız kokusundan kabızlığa ve hatta osteoporoz ve damar sertliğine zemin hazırlamaktadır.  İşte şimdiye kadar olan diyet önerilerindeki eksik kalan parça,  vücudun asit-alkali dengesinin daima korunması gerektiğidir.  Kilo vermek ilk hedef olduğu için, kilo verirken sağlığımızı olumsuz etkileyebileceğimizi düşünmüyoruz bile. Oysa diyet seçerken hem kalıcı kilo kontrolü hedeflemeli hem de daha sağlıklı bir beslenme şekli yaşam tarzı olmalıdır. “Alkali Diyet” bu amaçları hedefleyen bir beslenme şeklidir.

 “Asit- alkali dengesi” nedir,  kısaca açıklar mısınız?
Biz trilyonlarca hücrenin belli bir kimyasal dengede bir araya gelmesinden oluşan gelişmiş organizmalarız. Canlılığımızın kaynağı hücrelerdeki enerji oluşumudur.  Doğduğumuz günden şu saniyeye kadar hücrelerimiz  yediklerimizi aldığımız oksijenle  yakarak enerji oluştururlar. Bu enerji olmadan yaşam olmaz.  Fakat bu oksijenle “yanma” sonucu vücutta asidik artıklar oluşur. Bu asitler tıpkı motorun “egzoz”u gibi dışarı atılmalıdır. Nefesle verdiğimiz karbondioksit bizim egzozumuzdur. Aynı şekilde terleme, idrar ve dışkılama bu asidik artıkları atma yollarımızdır. Atılacaklarımız olmasaydı bu fonksiyonlarımız da olmazdı. Asitlenmenin giderilmesi alkali olmak ile mümkündür. Basit lise kimya bilgisinden hatırlayacağımız üzere, asitler alkali ile yok olur. Vücut alkali olmak ister,  asitler de atmak istedikleridir. Temel işleyiş bu kadar basit bir prensibe dayanır.

Çevremizde özellikle kadınlarda kilo verme konusunda kısa süreli çözüm yolu arayışı var.  Sizce hemen olsun bitsin anlayışını nasıl yeneceğiz?
Amacımız her zaman sağlıklı kilo vermek olmalıdır.  Vücudun alkali dengesi korunarak kilo kaybetmek hem sağlıklı hem de kalıcı çözümdür. Bunun için alkali beslenmeliyiz. Beslenmedeki doğru seçimlerle vücuttaki asitli artıkların miktarını azaltabiliriz ve daha kolay kilo verebiliriz. Çünkü her besin sindirildikten sonra ya hücrenin asit miktarını arttırır, sağlığa zarar verir ya da alkali miktarını artırır.

Alkali diyet, diyet sözcüğünün çağrıştırdığı gibi bir kısıtlama  değildir. Aksine, vücuda alınan alkali oluşturan besinlerin miktarının asit oluşturanlardan daha fazla  olmasını sağlayan bir “ekleme ve dengeleme” diyetidir.

Alkali diyete örnek bir menü verebilir misiniz bize?
Her besin dışarıda ne olduğundan bağımsız olarak, sindirim sonrası ya vücudu alkali yapar (alkali besinler) ya da vücudu asitlendirir (asitli besinler).  Alkali besinler olan taze sebzeler, çoğu taze meyve, tohumlar (badem vs.), tohum yağları, diğer sağlıklı yağlar (zeytin yağı, balık yağı, avakado yağı, keten tohumu yağı gibi), baharatlar, su… Bunlar neden sağlıklıdır?  Çünkü vücudu alkali yapıyorlar. Vücuttan asit atılım işini kolaylaştırıyorlar.

Asitli besinler nelerdir?
Asitli besin grubundakilerin sağlıksız besinler olduğunu herkes biliyor.  Neden sağlıksızdır?  Çünkü vücudu asitlendirirler.  Hazır gıdalar, işlenmiş etler, basit şekerli besinler, şekerli kolalı içecekler, kızartmalar, cipsler, kömür ateşinde pişirilmiş yiyecekler, beyaz undan yapılmış besinler, tüm işlenmiş unlar, sağlıksız yağlar, katkı maddeleri, hormonlu ürünler… Bu liste böyle uzayıp gider.

Gerçekten de “suda kaynayan kurbağa sendromuna sahibiz”, çok haklısınız bir yazınızda… Yeni fikirlerin kabulü için “öncelikle” nasıl bir adım atmalıyız?
Önce gerçekle bir an önce yüzleşmeliyiz.  Şu an modern hayat yaşayıp  modern beslenme modelini uyguluyoruz.  Nedir şu anki sözde modern beslenme?  Hazır yiyeceklerle dolu market rafları, işlenmiş gıdalar, hormonlu hayvanlar vs.   Bize modernliğin nimeti gibi gösterilen sanayileşmiş beslenmenin bedelini artan hastalıklarla ödüyoruz.  Hastalıkların (diyabet, obesite, kanser, osteoporoz vs.) bunca arttığına şaşmamalıyız.  Oysa bunları görmezden geliyoruz.  Ancak tamamen hastalanınca ileri tedavi yöntemlerine başvuruyoruz. Oysa bahsi geçen hastalıklara sebep olarak ne bir bakteri ne de virüsü suçlayabiliriz. Temel suçlu beslenmedir. Ne yiyorsak oyuz. Hastalıklar bizi bulmuyor, onların ortaya çıkmalarına biz yardım ediyoruz.

Alkali diyette KAHVALTI nasıl olmalı?

Sabah kalkınca ilk iş olarak idrarınıza bakın.  İdrar rengini açık ve kokusuz olmasını sağlamaya çalışmalıyız.

Açken bir büyük bardak doğal elma sirkeli su içilmeli.

Kahvaltıda aşağıdaki seçeneklerden kombinasyonlar yapınız:

Lor veya ricotto peyniri,

Söğüş yeşillikler, limon ve soğuk sıkım zeytin yağı eklenerek, (gün içinde sarı ve kırmızı sebzeleri tüketmek serbest)

Siyah tuzsuz zeytin,

4 yumurta beyazı ve 1 sarısı ile  omlet veya haşlama,

Az miktarda tereyağı,

Keçi, koyun peynir türleri,

Avakado bir bütün, limonla, (mayonez veya başka sos yok)

Ekmek  glutensiz veya karbuğday ekmeği, iki dilim,

Az miktarda üzüm pekmezi ve tahin,

Şarküteri ürünleri yok (sucuk sosis bal vs.),

Yeşil çay ve  bitki çayları serbest.

Badem sütü: (Akşamdan  içme suyuna konulup  buzdolabında 1 gece bekletilen bademler, sabah blenderdan geçirilirse ideal kahvaltı içeceğine dönüşür. Çok yüksek alkali yapma kapasitesi vardır.) Badem protein, yağ,  kalsiyum içeriği ve yüksek alkali özellikleriyle diğer kuruyemişlerden üstündür. Sütünü yapmak zor gelirse, bir avuç çiğ badem tüketebilir .

Haftada birer gün ceviz ve fındık da kahvaltıya eklenmelir.

Dr. Ayşegül Çoruhlu

Ayrıntılı bilgi ve randevu için 0212 296 68 70
Teşvikiye caddesi Venüs apt. No:24 Nişantaşı / İstanbul

...

loading...

Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Diyet

Etiketler:, , ,


Comments are closed.