AĞIZ KANSERİ VE TEDAVİSİ

Bilmediğimiz sinsi bir hastalık AĞIZ KANSERİ!

Ağız KanseriBir ay içerisinde geçmeyen ağızdaki herhangi bir “şişlik veya doku değişikliğiniz” varsa ihmal etmeyin.

Lezyonun direkt muayenesi veya küçük bir biyopsi teşhisi koydurabilir. Kanserin boyutunu belirlemek ve kemikleri veya diğer bölgeleri etkileyip etkilemediğini öğrenmek üzere Bilgisayarlı Tomografi veya MR taramaları faydalı olabilir.

 Semptomlar

Uzun süredir ağızda bulunan ve geçme belirtisi göstermeyen şişlik veya lekeler bir doktor (Genel Cerrah, diş hekimi veya sağlık uzmanı) tarafından kontrol edilmelidir. Aynı şekilde ağız içi veya dudaktaki ağrı vermese de iyileşmeyen herhangi bir çatlak, şişlik veya ülser muayene edilmelidir.

Gelişen bir tümör ağrı vermeyebilir ancak yayılarak kanamaya sebep olabilecek ülserler oluşturabilir. Dil kanseri çoğunlukla acı verir ve dilin anormal bir şekilde sert ve bükülmez olmasına neden olur. Düzgün konuşma veya yutkunma zorluğu ve uyuşmuşluk hissi görülebilir.

Ağız içinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında bu lekeler öncü kanser koşulları (ardından kanser görülmesi muhtemel koşullar)olarak onaylanabileceğinden doktor veya diş hekimlerinin dikkatine sunulmaları gerekir.

Nedenleri

Ağız kanseri çoğunlukla tütün kullanımı ile ilgilidir. Sigarayı bırakıp pipoya veya puroya geçmek veya enfiye ya da ağızdan alınan tütün (antrun) riski azaltmaz. Katran miktarı daha düşük olan veya ‘light’ sigaralar da işe yaramaz. Bir miktar tütünü ağızda bir noktada uzun süre tutmak da çok tehlikelidir. Bu durum çoğunlukla öncü kanser koşulu olarak kabul edilen lökoplakiye neden olur (bakınız Semptomlar). Ağız kanserinin gelişimini tetikleyen diğer faktörler arasında:

* özellikle sert alkollü içkiler olmak üzere aşırı alkol tüketimi,

* alkol ve sigarayı bir arada kullanma,

* yerine oturmayan takma dişler,

* özellikle dişler pürüzlü veya sivri uçlu olduğunda yetersiz bakım yapma,

* dişteki herhangi bir keskin kenardan ötürü dilin sürekli tahriş olması ve……

DEVAMI İÇİN TIKLA


Ağız kanseri yayılıyor

Son 30 yıldır, Batı ülkelerinde ağız kanseri vakalarında artış görüldüğü bildirildi.

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (Centers for Disease Control and Prevention, CDC) tarafından bugün yayımlanan tıbbi bir araştırma, ağız kanserine, cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virus enfeksiyonun neden olduğunu belirtiyor ve bu durumun da, bireyler arasındaki cinsel ilişki alışkanlıklarında değişiklik meydana geldiğinin bir işareti olarak yorumluyor.

Doktorlara göre, Human Papilloma Virus (HPV), jenital bölgede ve mukozalarda enfeksiyon yapan ve kondilom adı verilen siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan bir virüstür.

Vücuda girdiğinde hücreler içinde yerleşen bu virüs, yaygın olarak özellikle çok sayıda eşi olan veya olmuş olan bireyler ve bu bireylerin eşlerinde görülür.

Araştırma, ayrıca virüsün, cinsel yönden çok genç yaşta aktif olmaya başlamış bireylerde veya çok cinsel partneri olan veya olmuş olan kişilerde görüldüğünü ifade ediyor.

Araştırmayı kaleme alanlar, ABD’de ve kuzey Avrupa ülkelerinde HPV sonucu oluşan ağız kanserinin, bu son 30 yılda yavaş yavaş salgın bir hastalık gibi yayıldığının altını çiziyor.

İsveçli doktor Torbjörn Ramqvist de, “HPV’nin neden olduğu bir ağız kanseri salgınıyla karşı karşıya kalma olasılığı, bizi ciddiyetle olayın üzerine eğilmemizi gerektiriyor” ifadesini kullanıyor.

Genital siğiller, hem kadında hem de erkekte HPV enfeksiyonu sonucu gelişen karnıbahar görünümünde, bazen tek bir bölgede, bazen birkaç bölgede, bazen toplu iğne kadar ufak, bazen de 5 santimetre çapına, (ender durumlarda 15-20 santim çapına), erişebilen ağrısız kitlelerdir. 19.10.2010


Uzmanlar, her yıl 12 bin kişinin hayatını kaybettiği ağız kanserine karşı uyardı.

Türk Dişhekimleri Birliği Başkanı Prof Dr. Taner Yücel, ”Birçok vakada klinik muayene yetersiz olduğundan tanıda biyopsi kullanılması önerilmektedir. Bu yüzden diş hekimlerine önemli bir görev düşmektedir” ifadesini kullandı.

Yücel, Kanser Haftası nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün en ölümcül sekiz kanser türü arasında ağız kanserini de saydığını, her yıl 40 bin vakaya tanı konulduğunu, bu rakamın her yıl artış gösterdiğini, hastalıktan bir yılda 12 bin kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Daha çok erkeklerde ve 40 yaşından sonra görülen ağız kanserinin ileri tanı yöntemlerine rağmen teşhis edilemediğini kaydeden Yücel, şunlara dikkati çekti:

”Tanı ve tedavisi geciken hastaların yarısı yaşamlarını ilk 5 yılda kaybetmektedir. Ağız kanseri lezyonları belirgin klinik semptom ve ağrı ile kendini göstermemektedir. Birçok vakada klinik muayene de yetersiz olduğundan tanıda biyopsi kullanılması önerilmektedir. Bu yüzden diş hekimlerine önemli bir görev düşmektedir. Hastaların periyodik muayenelerinde iyi bir anamnez ve ayrıntılı bir muayene erken teşhiste önemli rol oynamakta ve hayat kurtarmaktadır. Rutin diş hekimi kontrolleri de bu yüzden gereklidir.”

Türk Dişhekimleri Birliği Başkanı Yücel, ağızda geç iyileşen yara, lenflerde büyüme, ağız yumuşak dokusunda esneklik kaybı ve hareket zorluğu, kulak ağrısı, kanama, dişlerde hareketlilik, konuşma ve yutma güçlüğü ve protez kullanmada zorluğun ağız kanserlerinin belirtileri olduğunu bildirdi.

Yücel, alkol, sigara ve diğer tütün ürünleri, kötü beslenme, virüsler, lökoplaki ve liken planus gibi kansere dönüşme riski taşıyan yumuşak doku lezyonları, yumuşak dokulara ve dile temas eden kötü yapılmış diş restorasyonları, taşkın dolgular, hatalı kuron köprü restorasyonları, dil sırtını kesecek şekilde aşınmış diş dokuları, tıbbi standartlara uygun olmayan dolgu ve protez malzemelerinin ağız kanserine neden olan risk faktörü olduğunu kaydetti. 05.04.2013 AA

Paylaş
Yazar : XprodoksiT - Yazıları
Kategori: Sağlık

Etiketler:, , ,


Yorum Ekleyin


sekiz − = 3