Oyun Tanıtım & Free Game

 

Prince of Persia

Batman: Return of the Joker
Fallout
World of Warcraft
The Lord of the Rings
Prince of Persia

 

 

Yoğun bir kar yağışının sonrasında okullar 1 hafta süreyle tatil edilmişti. Ben de bu tatili fırsat bilerek yeni bir oyun almak için bilgisayarcımın yolunu tuttum. Başıma geleceklerden kesinlikle haberim yoktu. Bilgisayarcıya ulaştığımda herkes makinenin başına toplanmış hayretler içerisinde bir oyunu izliyorlardı. Tabii ben de merakla bilgisayarın karşısına geçtim ve bir anda dumura uğradım. O da nesi! Bu adam gerçek insan hareketleri yapıyordu. Bilgisayarcıma hemen bu oyunu almak istediğimi söyledim, o da bana gülerek bu oyunu oynamak için 1 MB RAM'e ihtiyacım olduğunu söyledi. Ben de o nedir falan derken (o zamanlar bilmiyoruz RAM'in ne olduğunu) nerede bulabileceğimi ve peşi sıra "elindekini satar mısın?" diye sordum. O zamanlar ha deyince bulunmayan bir parçaydı. Peki dedi ve aynı gün anne ve babamı yalvar yakar RAM'i almaya ikna ettim. Hemen ardından hayatımın en mükemmel oyunlarından biri olan Prince of Persia'yı da aldım


Oyunun yapım hikayesine kısaca değinelim. Sene 1990, Jordan Mechner adlı programcı, kodundan, grafiklerine ve seslerine kadar olan bir oyun programladı. Yeni bir programlama olan Motion Capture'ın ilk denemesini de bu oyun üzerinde denedi. Sonuç kusursuzdu. Oyunda karakterin hareketleri gerçek insan hareketleri ile birebir olarak aktarılmıştı oyuna. Bu arada oyundaki karakterin hareketleri Mechner'in kardeşinin hareketleridir.

Mechner kusursuz yapımını güzel bir hikayeyle bütünleştirmiş. Prensimiz prensesiyle evlenmeye hazırlanmaktadır. Fakat prensese göz koyan bir başkası daha vardır. Hain vezir Jaffar. Jaffar prensesi kaçırıp kulesine hapseder ve prensi de zindana atar. Amacımız bu zindanlardan kurtulup prensesimize kavuşmak. Konu tamamıyla 1001 gece masalları tadında.

PoP, tür olarak az action'lı bol atlamalı zıplamalı bir platform oyunu. Zindanlarda bir oraya bir buraya koşup çıkış yolunu bulmaya çalışıyorsunuz. Ama bu o kadar da kolay olmuyor tabii ki. Zindanlar çeşitli tehlikelerle dolu. Genelde ansızın çöken zeminler ve yerden fırlayan demir kazıklar ile karşılaşıyorsunuz. İleriki bölümlerde açılıp kapanan bıçaklarla da karşılaşacaksınız. Fakat bunların sizi fazla zorlayacağını söyleyemem. Ama zamanlama çok önemli. Kapanan bir kapıya tam zamanında yetişmeniz gerekebiliyor. Hızlı ve dikkatli olmanız lazım. Eğer açılmayan bir kapı varsa, mutlaka bir taşa dokunmanız veya düşürmeniz gerekiyordur.


Bir de baş belası muhafızlar var. Bu elemanlar ilk bölümde bütün kılıç darbelerinizi yiyorlar, ancak birkaç bölüm sonra ataklarınızı savuşturup hayli iyi düellolar çıkarabiliyorlar. Yakın dövüşmeye dikkat edin. Çünkü bazı bölümlerde ya bir tuzağa yakın ya da uçuruma yakın olabiliyorsunuz. Muhafızlar sizi oraya doğru sürüklüyorlar. O bakımdan darbeyi vurduktan hemen sonra yakınlaşın ve saldırıyı savunup karşı vuruşu yapın. İlerleyen bölümlerde iskeletle de karşılaşacaksınız. Onu öldürmeniz imkansız, o bakımdan yüksek bir yerden düşürmeniz gerekiyor.