|
Batman: Return of the Joker
Fallout
World of Warcraft
The Lord of the Rings
Prince of Persia
|
Bir iki ay evvel bir arkadaşın
sayesinde yeniden keşfedene kadar ismini bile bilmiyordum Return Of The
Joker'in. Hayal meyal hatırladığım bir dönemde güzel Türkiye'mde Atari olarak
bilinen Nintendo isimli konsolda oynayıp hayran olduğum bir oyundu sadece. İşin
ilginç yanı o zamanlar kaseti sadece bir kere oynadıktan sonra değiştirmiş,
yerine başka bir şey almıştım. Şimdi düşününce bu kadar beğenmişken neden böyle
yaptığımı anlamıyorum. Aklım başıma geldikten sonra anlayacağınız gibi oyunu
tekrar almaya karar verdim ama nafile. O zamanlar tam adına dikkat etmediğim bir
Batman oyununu tekrar almak veya bulmak sandığımdan da zor olmuştu. Uzun yıllar
birçok yerden sayısız Batman oyunu aldım, değiştirdim falan ama konsola çıkan
diğer 4–5 yarasa adam yapımını üst üste istiflemekten öteye gidemedim. Aslında
sonucun böyle olmasında oyun hakkında hiçbir şey bilmeyen bir kaynaktan "oyunun
adı Batman Classic olm" diye bir bilgi almamın büyük etkisi vardı tabii. Gerçek
olmayan bir isimle oyunu bulmaya çalışınca uzun süre bir arpa boyu kadar yol kat
edemedim. Yıllar sonra yani PlayStation ve bilgisayarla tanıştıktan sonra bile
en sevdiğim oyun gerçekte var olmayan "Batman: Classic" oldu. Oyun hakkında
hatırladığım en somut bilgiler Password ekranında acayip detaylı bir Joker
resminin olduğu ve piyasaya çıktığı tarihi aşan grafikleri ve müzikleri
olduğuydu. Bu kadar özlemle aradığım bir şeyi evet belki biraz gözümde büyütmüş
olabilirim. Ama hayır o zamanlar bile aslında hiç yanılmamışım. Half Life 2'yi
defalarca oynamış, bitirmiş olmama rağmen en sevdiğim oyun halen daha Batman:
Return Of The Joker.
—Jack is dead, my friend. You can call me Joker
and as you can see I'm a lot happier.
Hikâye kısmını biraz kısa
keselim gerekirse daha sonra tekrar döneriz. Aslında oyun hakkında söylemek
istediğim çok fazla şey var ama birazda oyunun asıl geçmişine bakalım. Batman:
Return Of The Joker, 1989 yılında Comodore gibi birçok konsol için piyasaya
sürülen aynı zamanda hatırı sayılır derecede başarılı olan ilk Batman oyununun
devamı niteliğindeydi ve şimdilerde bir türlü talihi değişmeyenler gibi bir film
oyunuydu. Oynayanlar bilirler kısmen de olsa filmle paralel bir senaryoya
sahipti ilk macera. Her iki oyununda yapımcısı olan SunSoft, yeni bir devam
oyunu yapmak için Batman: Returns filmini bekleyememiş olacak ki 1991 yılında
Return Of The Joker raflarda yerini aldı. Oyunumuz ortada yeni bir film olmadığı
içinde olsa gerek çizgi romanla da pek bağdaşmayan bir senaryoya sahipti. -Her
süper kahramanın sahip olduğu gibi- Batman'in en ezeli rakibi olan (hatta Batman
artı, Joker eksi olarak tanımlanabilir.) saplantılı psikopat katil Joker'in öldü
sanılmasına rağmen bir şekilde Gotham'a geri dönüp yine Batman'i zorlu bir
mücadele içerisine sürüklemesini işliyordu ROTJ (kısaltılmış). Dynamite Batman
olarak da tanınan oyunumuz Nintendo dâhil olmak üzere GameBoy gibi bir iki
farklı platforma da uyarlanmıştı. Serinin konuyla alakasız ikinci serüveni
olduğu için Batman Returns filminin oyununun Batman 3 ve Batman Returns olmak
üzere iki farklı isimle piyasaya çıkmasındaki neden birazda kendisiydi. İki oyun
arasında az bir süre olmasına rağmen görsel yönden olsun, oyun yapısı yönünden
olsun Batman ve Batman: Return Of The Joker arasında var olan dağlar kadar fark
15 yıl sonra bile anlaşılıyor. Ama nedir bunlar?
—Have you ever danced
with the devil by the pale moon light?
Oyunun piyasaya çıktığı yılı
göz önünde bulundurduğumuzda sahip olduğu görselliği aynı sene ekranlarda dönen
oyunlarla karşılaştırınca ROTJ'ın ayrı bir havası, bir duruşu olduğu belli
oluyor. O zamanlar piyasaya çıkan yapımların %80'ini oluşturan platform
oyunlarının en iyi örneklerinden saydığımız Mario, Sonic gibi popüler
rakiplerinden daha sönük bir şöhrete sahip olmasına rağmen ROTJ'ın Boss
karşılaşmalarında falan diğerlerinden çok farklı olduğunu hatırlıyoruz. Return
Of The Joker, oyun mantığı olarak sağa git, engeli atla, karşına geleni vur
tarzında bir yol izlese de, özel bonus'ları alınca Batman'in kostüm
değiştirmesi, silah mod'ları arasında geçiş yapabilmesi vs. ileride çok popüler
olacak olan bu özellikleri 1991 yılında bile çok başarılı kotardığı görülüyor.
Biraz önce söylediğim Boss karşılaşmalarında cana değil de puana dayalı
sekansların yapılması, Boss'a karşı taktiği belirledikten sonra puanı
etkilememesi için stage boyunca hatasız ilerlemeye çalışmak falan oyunu iyice
zorlaştıran fakat oyundan alınan zevki ikiye katlayan ayrıntılardı. Toplam yedi
stage boyunca (bu stage'ler alt bölümlere ayrılıyor) sağa veya sola ilerleyen
ekrandan kaçtığımız ve araç kullandığımız (jetpack vs. ekran görüntülerine
bakabilirsiniz) kısımların tempoyu hiç düşürmediğini aksine kısacık oyunun en
heyecanlı taraflarını oluşturduklarını söyleyebilirim. Ayrıca stage sonlarında
ödül olarak nitelendirebileceğimiz Batman, Batmobile gibi resimlerin açılmasını
da hoş bir ekstra olarak hatırlıyorum.
|