Ana Sayfa

  
Aradığınız Sayfa Bulunamadı!
Adresi doğru yazdığınıza emin misiniz? Eğer bu sitedeki bir linke tıklayarak bu sayfaya ulaştıysanız, aradığınız döküman taşınmış veya kaldırılmış olabilir.

Ünlüler hızla zayıflarken siz yerinizde saymayın!

Kadınlar gibi artık erkekler de görünüşlerine dikkat etmeye ve kilo verme derdine düştü. Kadın sanatçıların yanısıra artık erkek sanatçılar da yediklerine son derece dikkat ediyor, özel mönülerle forma giriyor. Özellikle birkaç sanatçı var ki, kısa sürede verdikleri kilolarla büyük dikkat çekiyor...


Halil Ergün Çimen içti 20 günde tam 11 kilo verdi!

İlk olarak Halil Ergün, geçtiğimiz haftalarda kendini Kuşadası Davutlar Köyü'nde bir sağlık merkezine kapatmış ve 20 günde 11 kilo vermişti. Çimen suyu içip bol bol meyve yiyen Ergün, hayatında ilk kez yoga yaptığını söylemiş ve "Rejime devam ediyorum. Biraz daha kilo vereceğim" diye konuşmuştu.

Özcan Deniz meyve yedi

Ergün'den sonra Özcan Deniz de 20 günde 6 kilo verdi. Deniz, sık ve az yeme kuralına uyup sebze ve meyve ile beslendiğini söyledi. Ünlü sanatçı şöyle konuştu: "Zeytinyağlı yemekler dışında başka bir şey yemedim. Ana yemeğim hep meyve oldu. Akşam 19.00'dan sonra asla hiçbir şey yemedim. Bol su içtim. Hedefim, 4 kilo daha vermek."

Kenan Doğulu yoga yaptı


Diyet yapanlar kervanına ünlü şarkıcı Kenan Doğulu da katıldı. Doğulu, yaz başından bu yana 23 kilo verip incecik bir görüntüye sahip oldu. Mide rahatsızlığı yüzünden yediklerine hep dikkat ettiğini söyleyen Doğulu, yoga yapmaya başladı. Yakışıklı sanatçı, sık sık meyve çayları içtiğini de söyledi.

Okan Bayülgen'in sırrı!

Son olarak kısa sürede kilo veren bir diğer isim de Okan Bayülgen oldu. Bir diyetisyen yardımı ile birkaç haftada 13 kilo veren Bayülgen'in sırrı ise günde altı öğün yemek. Sık ve az yediğini söyleyen Bayülgen, ünlü star Mick Jagger gibi zayıf olmak istediğini açıklayıp rejime devam ettiğini belirtti.

Osteoporoz testi

İleri yaşlarda kemik erimesi diğer adıyla 'osteoporoz' sorunuyla mücadele edenler artıyor. Kemikleriniz ne kadar zayıflarsa, kırık riskiniz de o kadar artıyor. Aşağıda International Osteoporosis Foundation'ın hazırladığı Bir Dakikalık Osteoporoz Testi'ni bulacaksınız. Osteoporoz riskinizi ölçen bu sorulara 'evet' cevabını verirseniz; hemen korkmanıza gerek yok. Osteoporozun kesin tanısı kemik yoğunluğu ölçümü ile konulur. Özellikle menopoz sürecini yaşayan bir kadınsanız, 50 yaş üzerindeyseniz veya ailenizde ya da sizde kemik kırığı hikayesi varsa; bu sorunu ciddiye almanızda fayda var. Alkol-sigara kullanımı, aşırı kafein tüketimi, kalsiyumdan fakir bir beslenme ve hareketsiz bir yaşamın da; kemik erimesi riskini artıracağını bilmelisiniz. Osteoporoz Testi

EVET Mİ, HAYIR MI?
[E / H] Anne veya babanız küçük bir travma veya düşme sonrası kalçasını kırdı mı?
[E / H] Anne veya babanızda kamburluk var mı?
[E / H]40 yaşın üzerinde misiniz?
[E / H] Küçük bir travma veya düşme sonrasında, bir kemiğinizi kırdınız mı?
[E / H] Sık sık düşer misiniz? (Yılda bir kereden fazla)
[E / H] Vücut Kitle Endeksiniz (boy/ kilo2) 19'dan düşük mü?
[E / H] Üç ayı aşkın bir süre, kortikosteroid ilaçlar kullandınız mı?
[E / H] 40 yaş sonrasında boyunuzda 3 santimden fazla bir kısalma oldu mu?
[E / H] Günde 2 kadehin üzerinde alkol tüketir misiniz?
[E / H] Sigara içiyor musunuz? Hiç sigara içtiniz mi?
[E / H] Romatoid Artrit hastalığınız var mı?
[E / H] Tiroit veya paratiroid bezleriniz normalden fazla çalışıyor mu?
[E / H] Menopoza 45 yaşından önce mi girdiniz?
[E / H] Hamilelik dışı nedenlerle, 12 ay veya daha uzun süredir reglleriniz durdu mu?
[E / H] 50 yaşından önce (hormon takviyesi olmadan) yumurtalıklarınız alındı mı?
[E / H] Cinsel istek kaybı, sertleşme problemi gibi testosteron seviyelerine bağlı şikayetleriniz oldu mu?
[E / H] Günlük aktivite seviyeniz (yürüyüş, ev işleri gibi) 30 dakikadan az mı?
[E / H] Süt ürünlerinden kaçınır mısınız?
[E / H] Günde 10 dakikadan daha az gün ışığına çıkar mısınız?

The Alacakaranlik TARKAN DİLLİ DÜDÜK

Mp3 link bulunmamaktadır. Albümü satın almak ve dinlemek için tıkla
Şifalı bitkilere onay verildi. 
 
Prof. Dr. Mahmut ÇalışkanHalk arasında bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan defne, adaçayı, sığır kuyruğu gibi doğal ürünlerin faydaları, bilimsel çalışmayla kanıtlandı.

Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mahmut Çalışkan,  yaptığı açıklamada, kentte yoğun olarak yetişen bitkilerin faydaları üzerinde inceleme yaptıklarını söyledi.

"Bitkilerde antibakteriyel etkiler var mı?" projesi kapsamındaki çalışmayla, bölgede yetişen defne, adaçayı ve sığır kuyruğunu 2 yıl süresince topladıklarını ve güneş görmeyen bir ortamda kuruttuktan sonra yağlarını aldıklarını ifade eden Çalışkan, şöyle devam etti:
 
"Bitkilerden elde ettiğimiz yağları, bakteri ortamına aktardık ve bu şekilde beklettik. Daha sonra bu yağın bakterinin gelişimini durdurup durdurmadığını, antibakteriyel etkilerinin olup olmadığını araştırdık. Yaptığımız çalışmayla yıllarca ninelerimizin şifa niyetine soğuk algınlığı, öksürük balgam söktürücü olarak kaynatıp içtiği sığır kuyruğunun; mideyi rahatlattığı ve idrar söktürücü özelliği olduğuna inanılan adaçayının; kozmetik sanayisinde yoğun olarak kullanılan ve ağrılara iyi geldiği belirlenen defnenin, antibakteriyel özelliklerinin bulunduğu ve yararlı olduğu sonucuna ulaştık." Çalışkan, hastalıklara iyi geldiğine inanılan diğer doğal ürünlerüzerinde de araştırmalarının devam edeceğini sözlerine ekledi.

Kaynak

İftarda midenize yüklenmeyin

Normal zamanlarda 3 ve daha fazla beslendiğimiz için bu dönem içinde öğün karmaşası yaşanmakta ve gün içinde yaşanan açlıktan sonra aşırı ve sağlıksız beslenme ortaya çıkabilmektedir.

Diyetisyen Mevra ÇimiliDiyetisyen Mevra Çimili, Ramazan ayını daha sağlıklı geçirebilmek için bazı hatalardan vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, “Normal zamanlarda 3 ve daha fazla beslendiğimiz için bu dönem içinde öğün karmaşası yaşanmakta ve gün içinde yaşanan açlıktan sonra aşırı ve sağlıksız beslenme ortaya çıkabilmektedir” dedi.

Mevra Çimili, iki ayrı ana öğünden oluşan ramazan günlerinde sahur ve iftar menülerinde son derece titiz olunması gerektiğini anhlattı. Çimili, oruç tutacakların mutlaka sahur yemeğini yemesi gerektiğini belirtirken iftar da ‘mideye yüklenmeden' yavaş yavaş uygun besinler tüketilmelmesini önerdi. Sahurun ramazan için son derece önemli bir öğün olduğunu belirten Çimili, şöyle dedi:

Gün boyu aç olunacağından sahur bizi güne hazırlayacak bir öğündür. Sahur sayesinde gün içinde en az 18 saat aç kalacak olan vücudumuzun gece aç kalmamasını sağlamış oluruz. Sahur öğününde seçilen besinler yağlı, hamur işi ve ağır gıdalardan oluşmamalıdır. Bunlar sindirimi zor besinlerdir. Enerjileri de yüksek olduğu için çoğumuzun yaptığı gibi sahur ardından uyku süreciyle harcanmayacak ve yağ olarak depolanacaklardır. Bu sebeple sahurdan hemen sonra uyumamalı biraz beklenmelidir. Ağır gıdaların yerine düşük enerjili, çok çeşitli, dengeli olarak dağılmış protein, yağ ve karbonhidrat içeren öğünler tercih edilmelidir.”

Diyetisyen Merva Çimili, bireyin sahurdan sonra hemen uyuması ile, alınan ağır ve yağlı besinlerin reflü, gastrit ve ülser gibi hastalıklara yol açabileceği uyarısında bulundu. Çimili, şöyle devam etti:

“Şekerli besinler besinler kan şekerini hızla yükseltir, bu da gün içinde kan şekerinin daha hızlı düşmesine neden olur. Kan şekerini en iyi seviyede tutmak ve tok kalmak için sahurda protein içeriği yüksek, iyi kaliteli protein (süt, yoğurt, yumurta) ve kompleks karbonhidrat (kepekli ekmek) içeren besinlere yer verilmelidir. Su tüketimi 2 litreden az olmamalıdır. Sahur kadar önemli olan bir başka öğünün de iftardır. Gün içinde açlıktan dolayı çok düşük seviyelerde olan kan şekeri, doyma eşiğini de yükseltmektedir. Artan iştahla besinler iyi çiğnenmeden ve çok miktarda tüketilebilmektedir. Bu yüzden iftar öğününe hafif ve az yağlı, az şekerli, küçük porsiyonlarla, yavaş yavaş, ana yemeklerin önüne yüksek posalı aparatiflerle başlamak yemek sonrası oluşabilecek hazımsızlık, ekşime, mide yanması, kramp şeklinde mide ağrıları, barsak problemleri, gaz sorunları, reflü, gastrit ve ülserler, kusma, bulantı, uyku basması ve bitkinlik gibi sorunlarla karşılaşmamızı önler.”

Diyetisyen Çimili, orucun kahvaltı türü besinlerle ya da çorba ile açılabiliceğini, 15 dakikalık ara verilmesi ardından ana yemeklerin yenilmesini, kolalı içeceklerin yerine ayran, meyve suyu, maden suyu ve bitkisel çayların alınmasının sağlıklı olacağını anlattı. Merva Çimili, kolalı içeceklerin yüksek enerji ve karbonhidrat içerdiğini, bunun yerine maden suyuyla gün içinde kaybolan mineral ihtiyacının karşılanabileğini bildirdi. Çimili iftarda ve sonrasında şunları önerdi:
“İftarda proteinli besinlere önem verilmesi, kan şekerinin hızla yükselmesini, alınan fazla enerjinin kısmen de olsa yağ olarak depolanmasını önler. Yemeklerin ardından sofraya gelen hamurlu tatlıların yerini yemekten 1 saat sonra sütlü tatlılar alabilir. İftar menülerinde mutlaka sofrada salata, yoğurt, ayran veya cacık bulunmalıdır. Daha çok zeytinyağlı sebze yemekleri tercih edilmelidir, kızartma ve yağlı yemekler tüketilmemelidir. İftardan sonra yapılacak hafif tempoda yürüyüşlerle metabolizma hızlanacak veya yıkımını artıracak ve daha faydalı olacaktır,”

İFTAR SONRASI ÇAY VE ÇAHVE'YE DİKKAT

İftar ardından içilecek çay ve kahvenin su kaybını artırıcı etkisinin de olabileceğini, besinlerin vitamin ve mineral oranını düşüreceğini anlatan Merva Çimili, “Siyah çay ve kahve yerine yeşil ve bitkisel çaylar tüketilebilir. Daha sonra kuruyemiş olarak fındık, badem, ceviz içi tüketilebilir. Bitkisel çayların yanında da kek ve kurabiye gibi besinler yerine diyet bisküviler tercih edilebilir. İftardan 1-2 saat sonra hafif ara öğün tüketilebilir. Bu ara öğünde ise meyve, süt veya yoğurt, diyet bisküvi gibi besinler tercih edilmelidir” dedi.

Dyt. Mevra ÇİMİLİ

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.