|
Türkiye'deki bazı firmaların ürettiği yumurtaların sarısında, göz ve kalp-damar sağlığı açısından büyük önem taşıyan lutein ve zeaksantin gibi önemli antioksidanlar bulundu. Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Tokuşoğlu, Celal Bayar Fen Bilimleri Enstitüsü master öğrencisi İrade Alakır'ın yürüttüğü tez projesinde, yumurta sarısının incelendiğini söyledi. Çalışmada yumurta sarısına rengi veren maddelerinin düzeylerinin ortaya konulduğunu ifade eden Doç. Dr. Tokuşoğlu, yapılan araştırmalarda, yumurta sarısında lutein, zeaksantin gibi önemli antioksidanların bulunduğunu bildirdi. Doç. Dr. Tokuşoğlu, lutein ve zeaksantinin, yumurta rengine katkısının ve antioksidan etkilerinin yanı sıra hayvan sağlığı açısından verimliliği artıran bileşenler olduğunu kaydetti. Rengi sağlayan bu iki maddenin oranının metabolizma açısından önemli olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Tokuşoğlu, şöyle dedi: “Türkiye'deki yumurtalarda ilk kez lutein ve zeaksantin arandı, incelendi. Lutein miktarı, yurt dışındaki yumurtalara oranla oldukça yüksek çıktı. Bu oldukça iyi bir gelişme. Ayrıca özellikle de luteinin göz sağlığı açısından kataraktı ve maküler dejenerasyon riskini (AMD) azalttığı biliniyor. Kalp-damar sağlığı açısından olumlu yararları da bulunuyor. Kaynama ve rafadan pişirme yöntemleri sonucunda bu maddelerin miktarında çok büyük kayıp olmuyor.” Doç. Dr. Tokuşoğlu, tüketilen yumurtanın sarısı ne kadar koyu ise lutein miktarının o kadar yüksek olacağını vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bu çok önemli bir ayrıntı. Türkiye'de lutein ve zeaksantinin kodeksteki düzeyleri, yakında önem kazanacak. Lutein dozu gıda kodeksi açısından önemli olacak. Artık firmalar, gelecekte yumurta sarısındaki lutein ve zeaksantin maddelerinin oranını belirtmek zorunda kalacak.” Doç. Dr. Tokuşoğlu, bu araştırmayı, Dünya Bilimsel Tavukçuluk Derneği Türkiye Şubesi Başkanı Prof. Dr. Rüveyde Akbay organizasyonunda 27-28 Kasımda İstanbul'da gerçekleştirilen ve yurt dışından çok önemli yumurta uzmanlarının katıldığı “Uluslararası Yumurta Sempozyumunda” sunduğunu ve ilgi gördüğünü bildirdi. |
|
SUNA Yıldızoğlu'nun oyuncu kızı Yasemin Allen, İngiltere'de en çok satan saç tasarım dergisi "Hair'in yenilenen sayısına kapak oldu. |
İbrahim SARAÇOĞLU Beyaz Lahana KürüLahana, brokoliden sonra üzerinde en çok araştırma ve çalışma yaptığım sebzeler arasındadır. İnsan vücudunun değişik organlarında ve yağ dokusunda ve de hücre zarında (membran) biriken toksinleri (zehirli kimyasallar) en iyi atan beyaz lahana kürüdür. Toksinleri, yani zehirli maddeleri en çok depolama kapasitesine sahip üç organımız sırasıyla karaciğer, böbrek ve akciğerlerdir. Genel olarak toksinler yağda çözünen ve suda çözünmeyen zehirli ve protein yapılı maddelerdir. Toksinler yağda çözünme özelliği gösterdiklerinden, vücudumuzun yağ dokusunda depolanırlar. Eğer suda çözünme özellikleri olsa idi, böbrek üzerinden idrar yoluyla veya terleme yoluyla vücudumuzda depolanmadan atılmaları çok kolay olabilecekti. İşte beyaz lahanadaki bazı etkin maddeler vücudumuzdaki biyotransformasyon mekanizmasını aktive ederek (uyararak) toksinlere (zehirli maddelere) suda çözünme özelliğini kazandırmaktadırlar. Suda çözünme özelliği kazanan toksinler, terleme yoluyla veya böbreklerimiz üzerinden idrar yoluyla veya safra kesesi yoluyla da bağırsak sistemi- miz üzerinden dışkıyla dışarı atılırlar. Biyotransformasyon ne demektir? Biyotransfor masyon, yağda çözünen yabancı maddelere suda çözünme özelliğini kazandırmak demektir.
Beyaz lahana en iyi toksin atıcıdır (detoxification = detoksifikasyon). Toksin atıcı olması bir başka ifade tarzıyla, vücudu arındırmak anlamına gelir. Yeri gelmişken hemen belirtmekte fayda görüyorum, toksin atmak ile antioksidan özellikler birbirlerinden tamamen farklı şeylerdir. Vücuda alınan zehirli kimyasalların (toksin) veya birikmiş zehirli kimyasalların uzaklaştırılmasında beyaz lahana kürü ideal bir toksin atıcıdır. Bu toksinlerin kaynağı nedir şeklinde bir soru sorulduğu zaman cevabı oldukça basittir. Tükettiğimiz sebze ve meyveler zirai ilaç içermektedir. Tükettiğimiz et veya süt gibi maddeler ağır metaller içermektedir. Soluduğumuz hava, araçların egsoz gazlarında bulunan zehirli gazları içermektedir. Yaşadığımız çevrede bulunan fabrika bacalarından solunum yoluyla aldığımız toksinlerdir. Tüm bu zehirli maddeler zamanla vücudumuzda birikmekte ve organlarımıza zarar verebilmektedir. İşte, beyaz lahana kürü bu zehirli maddelerin vücudumuzdan atılmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, beyaz lahana toksin atıcıdır veya arındırıcıdır diyoruz. Vücudumuzda oluşan biyokimyasal reaksiyonlar esnasında serbest radikal adı verilen çok hızlı reaksiyona girerek özellikle hücre zarına veya hücre içindeki DNA ya zarar veren (mutasyon) maddeler oluşmaktadır. İşte, hücreye zarar verebilen bu serbest radikallerin, zararsız hale getirilmesinde etkin rol oynayan maddelere antioksidan madde veya kısaca antioksidan denir. Yeri gelmişken hemen hatırlatmakta fayda görüyorum, taze beyaz üzüm bilinen tüm meyveler ve sebzeler içerisinde hiç biri ile mukayese edilemiyecek kadar güçlü antioksidan özelliklidir. Unutmayınız, her sebze ve her meyvede bir kaç değişik antioksidan madde bulunmaktadır. Ancak, taze beyaz üzüm ile bu konuda hiç bir meyve veya sebze boy ölçüşemez. Eğer, taze beyaz üzümün bu antioksidan gücünden istifade etmek istiyorsanız, mevsiminde ve günde bir salkımdan (200-250 gram) fazlasını tüketmemek şartıyla maksimum antioksidan gücünden faydalana bilirsiniz. Antioksidanlar üzerine bir çok spekülasyonlar yapılmaktadır. Eczanelerin vitrinleri bu tür ithal tabletler ile dolu... Unutmayınızki, vücudumuzun kendisi de çok güçlü doğal antioksidanlar üretmektedir. Vücudumuzun kendi ürettiği en güçlü antioksidanlardan bir tanesi frataxin’dir. Hekiminize danışmadan antioksidan tabletlerini kullanmayınız. Kür 1: Toksin atıcı ve kolon kanserini önleyici Beyaz lahananın toksin atıcı ve kolon kanserini önleyici özelliğinden istifade edebilmek için, kaynamakta olan yarım litre suda 6-7 adet beyaz lahana yaprağı parçalamadan (tüm olarak), on dakika ağzı kapalı olarak hafif ateşte haşlanır, sabah ve akşam olmak üzere aç veya tok karına birer su bardağı içilir. Bu işleme toplam beş gün devam edilir. Beş gün uyguladıktan sonra üç gün ara verilir ve tekrar beş gün uygulanır. Böylece toplam on günlük kür tamamlanmış olur. Kısaca: 5x2U+3A 5 gün uygulama + 3 gün ara + 5 gün uygulama = Toplam 10 günlük kür Toksin atıcı ve kolon kanserini önleyici bu on günlük kürü, bir yıl boyunca üç veya dört defa yapmak en doğrusudur. Bu kürü uygulamaya başladığınızın ikinci veya üçüncü gününden sonra vücudunuzun terlediğini ve özellikle de yüz kısmınızda yağlı yağlı terlediğinizi görürsünüz. Aynı zamanda dışkıda da belirgin şekilde yağ oranının artığı gözlenebilmektedir. Bu da yağla beraber toksinlerin atıldığını gösterir. Bu kürü uyguladığınız dönemlerde daha sık banyo veya duş yapmanız sizi hem daha çok rahatlatacak hem de deri gözenekleri açıldığından daha rahat toksinli-yağ atmanıza yardımcı olmuş olacaktır. Unutmayınız ki, toksin atan vücut kendini yeniler. Not: Kesinlikle on günlük kür için ihtiyacınız olan miktarı tek bir defada hazırlamayınız. Her gün taze olarak hazırlamanız şarttır. Prof.Dr.İbrahim SARAÇOĞLU (info@saracoğlu.at) |
SUNA DUMANKAYA'dan Saçkıran TedavisiÖncelikle saçkıran nedir? Saçkıran'ın nedenleri nelerdir? Konu hakkında bilgi sahibiyseniz. Suna DUMANKAYA' nın Doğal yollarla saçkıran tedavi yöntemine geçebiliriz.
Malzemeler : 1 Avuç veya Ceviz Hazırlanışı : 1 avuç fındık içi ya da ceviz içini 1 su bardağı zeytinyağı ile benmari usulü kısık ateşte 1,5 saat kaynattıktan sonra süzün. |
Ferhat Göçer SEN SÖYLE HAYAT
Bomboş Kaldı Zamanla Avuçlarım Hazırım Kendimden Geçmeye Aşk İsterse Görmeden Duymadan Mümkünmü Yaşamak |