Ana Sayfa

 
Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Yıllık Arşiv
Tanıtım
Reklam


Lida | Lida | Lida
Text/Link Reklam

Gelinlik Modelleri
Facebook Grubuna Katıl

 
Tercihiniz?
Ahmet MARANKİ
Suna DUMANKAYA
İbrahim SARAÇOĞLU
Yasemin AMATO
Erkan TOPUZ
xprodoksit Blog
Twitter Takip
Son Fotoğraflar
TERLİK KİLİDİ


Video
 
Özel Arama

Ana Sayfa > Sağlık
 

Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU -Değerli okuyucu, yaşlılık lekeleri (lentigo) 45 - 50 yaşlarında görülmeye başlar. Lentigo, derinin renk bozukluğu hastalığıdır. Ender de olsa otuzlu yaşlarda da görülebilmektedir. Derinin üst tabakasında kahverenkli pigment lipofuzsin  birikimleridir. Birkaç santimetre büyüklüğünde ve kahverenklidirler.
 
Lentigo Mikroskobik Görünüm
Açık tenlilerde daha belirgin olarak gözlenirler. Özellikle ellerin üstünde, burun ve çevresinde daha sık görülür. Yaşlılık lekeleri kansere dönüşmez.

Birinci sıradaki nedeni, güneş ışığında bulunan ultra-viyole ışıktır. Ultra-viyole ışık cilt üzerinde serbest radikal oluşumuna sebep olmaktadır. Oluşan serbest radikaller de cildin üst tabakasında pigmentlerin bir araya gelerek yoğun toplanmalarına neden olabilmektedir. İşte, yoğun biçimde bir arada toplanan pigmentler kahverengi görünüm alırlar. En sık görüleni güneşe bağlı olan solar lentigodur. Fazlaca güneş ışığına maruz kalmış kişilerde, güneş yanıklarından sonra sırt, omuz ve gövdede derinin soyulmasının arkasından lentigolar görülebilir.

Yaşlılık lekeleri bazı durumlarda keratoza dönüşerek, pul pul ince bir tabakayla kaplanabilir. Yaşlılık lekelerinin aksine keratozlar zamanla cilt kanserine dönüşebilir. Bu nedenle dermatoloğa gidilmesi gerekir.

Güneşten korunmalı
Omuzlarda LentigoGüneş ışığından korunmak yaşlılık lekelerinin artışına karşı bir önlem oluşturur.  Alkol ve tütün kullanımı yaşlılık lekelerinin artışında etkendirler. Çünkü her ikisi de serbest radikal oluşumunu hızlandırmaktadır. Sigarada bulunan benzpyren maddesi, ciltte lipofuzsin  birikimini hızlandırmaktadır. Yani, kahverenkli pigment birikimini hızlandırmaktadır. 60 yaşındaki insanların yüzde 85’inde yaşlılık lekeleri (lentigo) gözlenmektedir.

Lentigolar (yaşlılık lekeleri), fiziksel, kimyasal veya mekanik olarak uzaklaştırılabilmektedir. Böyle bir işlemin yapılabilmesi için bir uzman hekim tarafından mutlaka yaşlılık lekesinin melanom olmadığı teşhis edilmelidir. Yaşlılık lekelerine karşı iki ayrı kür önermekteyim. Her iki kür de birbirinden tamamen farklı olup, kişiye göre biri diğerinden daha etkili olabilmektedir.

"Aynı anda iki farklı kür uygulanmaz"

Kullanacağınız soya fasulyesi önerilen kaynatma sürecinde kırmızıya dönük renk almıyor ise, amaca uygun değildir.

Yaşlılık lekelerine karşı iki ayrı kür

Lentigo - Yaşlılık Lekeleri için Kür 1
Soya fasulyesi kürü
Yaklaşık iki bardak klorsuz suyu kapalı tencerede kaynatınız. Su kaynamaya başladıktan sonra içerisine altı yemek kaşığı soya fasulyesi ilave ediniz. En az yirmi dakika kaynatınız. Kaynatma esnasında su çok azalırsa, bir miktar su ilave edebilirsiniz. Kullanılacak olan miktar bir kahve fincanı haşlama suyudur. 20 dakika sonuna doğru soya fasulyesinin haşlama suyunun bir miktar kırmızı renge dönüşmesi gerekir. Eğer henüz kırmızı renge dönüşmemişse biliniz ki yeteri kadar kaynatılmamış demektir. Hafif kırmızı renge dönüştükten sonra suyunu süzüp ayırınız. Ilıyınca yaşlılık lekeleri üzerine pamukla etki ettiriniz. Haşlama suyuyla ıslatılmış pamuğu, yaşlılık lekelerinin üzerine kurudukça üç-dört kez etki ettiriniz. Bu kürü haftada üç kez bir ay boyunca uygulamak yeterli olacaktır.

Lentigo - Yaşlılık Lekeleri için Kür 2
Limon  sirke kürü
Bir tatlı kaşığı taze sıkılmış limon suyuyla bir tatlı kaşığı sirkeyi kahve fincanı içerisinde karıştırınız ve karışımı beş dakika bekletiniz. Daha sonra yaşlılık    lekeleri üzerine pamukla etki ettiriniz. Bu kür bir ay boyunca haftada üç kez uygulanır.

Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU

Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU Mide bulantısı, araç tutması, radyoterapi ve/veya kemoterapi sonrası gelişen mide bulantısına KEKİK KÜRÜ hakkında bilgiler verdi.

Kekik üzerine olan araştırmalarım henüz tamamlanmış değildir. Şimdiye kadar almış olduğum sonuçları burada sizinle paylaşmaktayım. Kekik üzerinde henüz kesinleşmemiş araştırma sonuçlarını da tamamladıkça buradan inşallah sunmaya çalışacağım.

Kekiği araştırmaya dokuz yıl önce başladım. Kekik, yaklaşık kırk yıldan beri geliştirmiş olduğum sistematiğe ideal bir şekilde uymaktadır. Etkin maddelerinin çok farklı kimyası var. İnsan vücudunda, aynı anda farklı metabolizmaları uyarıyorlar. Bu farklılıklar onun kullanma ve hazırlanma şeklinin pek kolay olmayacağı düşüncesini uyandırmıştı bende. Nitekim de öyle oldu. Sizin için hazırlama ve kullanma şekli zor değil. Benim için hazırlama ve kullanma şeklinin nasıl olacağını araştırmak ve tanımlamak zor oldu. Ve bu zorluk halen de devam ediyor. Zorluk, söz konusu bazı hastalıklara karşı onun nasıl kullanılması ve hazırlanması gerektiğini ortaya koymakta yatıyor.MİDE BULANTISINA KARŞI KEKİK KÜRÜ

Etkin maddeler hızla suya geçiyor
Kekiği kısık ateşte demlemeye başladığınız anda, çok şey değişiyor. Etkin maddeler hızla suya geçiyor ve farklı bir hastalık için önerilecek demleme sürelerini belirleme imkânı ortadan kalkıyor. Örneğin, kekiğin üç farklı hastalık için etkili olan maddeleri aynı zaman aralığında suya geçiyor. Demleme süresine bağlı değiller. Hepsi aynı anda suya geçiyor ve dolayısıyla da etkisi azalıyor. Mühim olan her etkin maddenin demleme sürecinde farklı zamanlarda suya geçme özelliğini kullanarak, ilgili hastalık için kürün demleme süresini belirlemektir. Maalesef, böyle bir imkânı kekik vermemektedir.
Peki, çözüm nedir? Bu işin çözümü kolay olmasına rağmen, hazırlanmasında zorlukla karşılaşılmaktadır. Örneğin, adına A dediğimiz hastalığa karşı gerekli olan etkin maddeler ellibeş derece santigratta suya geçerken, yetmişsekiz derece santigratta, adına B hastalığı dediğimiz hastalığa karşı etkili olan etkin maddeler belirli sürede suya geçmektedir. İşte, zorluk bu noktada başlamaktadır. Örneğin, bir yemek kaşığı kekiği, yetmişsekiz derece santigratta suyun sıcaklığını sabit tutarak altı dakika bekletiniz denildiği takdirde, evinizin mutfağında bu kürü hazırlamak mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, kekiğin çok kolay kullanılıp hazırlanabileceği bir özelliğini tanıtmak istiyorum.

Kekik ve mide bulantısı
Zaman zaman mide bulantısı çekiyorsanız, ilk aklınıza gelecek olan kekik olmalıdır. Hemen belirtmekte fayda görüyorum, uzun zaman ağzı açık beklemiş ve aroması uçmuş kekik bu amaç için uygun değildir. Taşıt (araba, uçak, gemi) tutmasından şikâyet ediyorsanız, kekik imdadınıza yetişecektir.
Kemoterapi ve radyoterapi almış hastalar.

Kemoterapi veya radyoterapi alan hastaların en sık karşılaştığı durumlardan bir tanesi de mide bulantısıdır. Bu durumda olan hastalara kekik tavsiye ederim.

MİDE BULANTISI VE KEMOTERAPİ/RADYOTERAPİ SONRASI BULANTILAR İÇİN KÜR :

Mide bulantısı, araç tutması, radyoterapi ve/veya kemoterapi sonrası gelişen mide bulantısına karşı.

Kurutulmuş bir tatlı kaşığı kekik ağza alınır. Birkaç yudum suyla çiğnemeden yutulur.

Bir anım :
Değerli okuyucu, bir dostum yakın bir akrabasıyla ziyaretime gelmişti. Akrabası, kırk yaşlarındaydı. Şikâyetiyse, ne tüketirse tüketsin hazımsızlıktan yakınıyordu. Tek bir zeytin dahi yese, yedikten birkaç dakika sonra şişkinlik başlıyormuş. Daha fazla bir şeyler yediğinde de mide ağrısıyla beraber öyle bir istifra nöbeti geliyormuş ki, o an ne yapacağını şaşırıyormuş. “Rahatlayana kadar çektiğimi bir Allah bilir, bir de ben biliyorum”  diyordu.  Kendisine dağ kekiği kullanmasını, çayını yapıp içmesini önerdim. Bu kişi hâlâ daha zaman zaman gelip teşekkür etmektedir.
Dağ kekiğini, Toroslardan bir tanıdığı kanalıyla getirtmiş ve kaynatıp çayını içmiş. İçtikten sonra aldığı sonucu aynen şöyle tarif ediyordu: “İçer içmez ben yeniden doğdum. Karnımın şişliği indi, midem anında boşaldı. Bu nasıl bir mucize?”  diye anlatmıştı. İlk aylarda tanıdığı tüm insanlara sorar olmuş, “Midenizde hazımsızlık, şişkinlik, bulantı var mı?”  diye. Sorusuna evet cevabı alınca, hemen dağ kekiğini öneriyormuş, bende dağ kekiği var size verebilirim diyormuş. Bunu yapmamasını, önce mutlaka bir hekime gitmesinin doğru olacağını belirttim. Önerdiği kişinin ya farklı bir rahatsızlığı varsa?

Dikkat
Hamileliğinin ilk ayında olan kadınların ve tiroid problemi olanların uzak durması gerekir. Ayrıca mide ülseri olanların kekiğe karşı dikkatli olmalarını öneririm. Mide kanaması riski taşıyanların kekik tüketimiden kesin olarak uzak durması şarttır. Kan pıhtılaşma problemi olanların kekikten uzak durmaları gerekir.
Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU

Hemen hemen her anne bebeğine hatta ikiz bebeğe yetecek kadar süt üretebilir. Ancak çoğu anne "yeterli sütüm yok, bebeğim iyi beslenemiyor" diye düşünür ve 6 aydan önce formül mamalara geçmek ihtiyacı duyar. Çoğu kez annenin yeterli sütü vardır. Bu durumda annenin yeterli süt ürettiğine ikna edilmesi ve sütünün bebeğine yeteceğinin anlatılması gerekli olabilir.
  ANNE SÜTÜ YETERSİZSE NE YAPILMALI

Anne Sütün yeterli olmamasının en temel nedenleri şöyle sıralanabilir:

•Emzirmeye geç başlama
•Sık emzirmeme
•Gece emzirmeme
•Kısa emzirme Emzirme ile ilgili faktörler
•Memeye kötü yerleşme
•Biberon, yalancı meme verme
•Ek besinler verme
•Özgüven azlığı
•Kaygı, stres
•Emzirmeden hoşlanmama Annenin psikolojik durumu ile
•Bebeği kabullenememe ilgili faktörler
•Yorgunluk

Bebek gerektiği kadar kilo alıyorsa ve sadece anne sütü alan bebek günde 6 kez idrar yapıyorsa bebeğin yeterli süt aldığı düşünülür.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.Gonca VARDAR
Anne sütü yetersiz geldiğinde ya da bittiğinde ne yapılmalı?
İnet sütü neden 1 yıl kullanılmalı?
İnek Sütünün Sakıncaları nelerdir?

Bu sorularının yanıtlarını Dr.Gonca VARDAR bu videoda anlatıyor.



Oda Kokuları Hasta Ediyor

Suadiye Memorial Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, “Tütsü, mum ve oda kokularının zararlı etkileri” hakkında bilgi verdi.

Kokunun Kaynağı Ortadan Kalkmıyor Sadece Kötü Koku Maskeleniyor

Çoğumuz için bulunduğumuz ortamın sadece temiz olması değil, hoş kokması da önemlidir. Bunun için kimi zaman oda spreyi, kötü kokuları önleyici kimyasallar, kokulu mumlar ve tütsülerden yardım alırız. Ancak, sağlığımızdan olmak pahasına odalarımızın güzel kokmasının ne derece doğru olduğu tartışılır.

Çoğu oda kokusu, aslında kokunun kaynağını ortadan kaldırmaz, sadece kötü kokuyu içeriğindeki güzel kokular ile maskeler. Oda deodorantları da parfümlü olabilir, ama aslen kötü kokuyu, emen maddeler yoluyla uzaklaştırırlar.

Oda Kokuları Astım Hastalarının En Büyük Düşmanı

Aerosol şeklindeki oda kokuları; propan, bütan ve izobütan gibi petrokimyasal itici gazlar içerebilirler. Oda spreylerinden havaya yayılan gözle görünmeyecek kadar küçük parçacıklar, nefes almakla akciğere ulaşır. Özellikle astım gibi altta yatan bir sorun varlığında, hava yollarını rahatsız eden bu gazlar, yüksek doz kullanımında sinir sistemi üzerine de olumsuz etki yapmaktadır. Ayrıca, hem bu itici gazlar, hem de oda kokularındaki güzel kokulu kimyasallar, göz ve deri problemlerine de neden olabilirler.

Oda deodorantlarının yanı sıra naftalinde de bulunan paradiklorobenzen, gözler ve üreme sistemi üzerine zararlı etkilidir, kansere yol açma olasılığı vardır. Limon/portakal kokusu veren limonen, nefes darlığına yol açabilir; göz ve burun alerjisine sebep olabilir. Bazı fitilli deodorantlar, formaldehit içerebilirler. Bu madde sadece havayolu, burun ve gözlerde tahriş yapmaz, aynı zamanda karaciğer bozukluğu ve kansere de neden olduğu iddia edilmektedir. Kimi katı hava temizleyicilerde bulunan kamfor, nefes darlığı, halsizlik, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi belirtilere de yol açabilir.

Oda Spreyleri Çocuklarınız İçin Zararlı Olabilir

Oda spreyleri havada asılı kalmayıp yere, halılara ya da mobilyaların üzerine de iner. Özellikle emekleyen veya yerde oyun oynayan çocuklar, ellerini ağızlarına götürdüklerinde bu maddelere ağız yoluyla da maruz kalmış olurlar.

Kokulu Mum Ve Tütsüler Kansere Davetiye Çıkarıyor

Oda kokularına benzer şekilde, kokulu mumlar, potpuriler ve tütsüler de sağlığa zarar verebilir. Mumlar yandıklarında asetaldehit, formaldehit, naftalin gibi organik kimyasal maddeleri havaya yayar. Yine mumun yanmasıyla oluşan siyah isin tortusu aslen karbondan oluşsa da, ftalat ve uçucu organik bileşikler (benzene, toluen gibi) içerebilir. Bunlar havadan nefes yoluyla alınabileceği gibi, özellikle elektrik yüklü yüzeylere (televizyon, bilgisayar, plastik örtüler gibi) kolayca çekilirler. Bu maddelerin kanser ve sinir sistemi hasarı yapabilecekleri bilinmektedir. Ayrıca, bazı mum fitillerinde bulunan kurşun da mumun isine karışabilir. Kurşun, özellikle çocuklarda sinir sistemi hasarı ve öğrenme güçlüğü yapabilir.

Tütsülerin yakılmasıyla havaya karışan küçük parçacıklar, solunum yollarını tahriş edebilir, astımı tetikleyebilir, çeşitli cilt yakınmalarına neden olabilir hatta kansere yol açabilir. Gebelik ve emzirme döneminde evlerinde tütsü yakılan çocukların ileride lösemi risklerinin arttığı iddia edilmektedir.

Tütsü ve mumların yakılması ile polisiklik aromatik hidrokarbonlar da açığa çıkar. Bu maddeler, gaz ve dizel yakıtları ile de havaya karışmaktadır ve bebeklerin düşük doğum tartısıyla doğmasına, bunun yanı sıra kansere sebebiyet verebilmektedir.

Kurutulmuş Kokulu Çiçekleri de Evinizde Bulundurmayın

Torbalarda ya da kaselerde kullanılan ve kurutulmuş çiçek/yapraklardan oluşan potpuriler nispeten daha güvenli olsalar da, kimi zaman paradiklorobenzen içerebilirler. Bu madde naftalinde de kullanılan bir böcek öldürücüdür ve kanser yapma olasılığı vardır.

Kısaca, burada adı geçen ya da geçmeyen koku verici ürünler, solunum sistemi yakınmaları (Nefes darlığı, burun tıkanıklığı, öksürük, astım krizi), cilt belirtileri (Egzama, kaşıntı, döküntü), bulantı, gözlerde kuruma/yaşarma, çift görme, kulak çınlaması, baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, huzursuzluk gibi sinir sistemi yakınmalarına yol açabilir.

Camları Açın, Bırakın Temiz Hava Evinize Dolsun

Evleri kokularla “temiz”lemek yerine, basitçe temiz ve nemden uzak tutmak, bunun yanında sık sık havalandırmak tercih edilmelidir. İnatçı kokuların nedenini ortadan kaldırmak için karbonat ve sirke gibi doğal maddelerden yararlanılabilir.

Uz.Dr. İlkay KESKİNEL

Babam cilt kanseri. Ameliyat oldu. Başka tedaviye ihtiyacı var mı?

Babam 3 yıl önce malin melanom teşhisiyle ameliyat oldu. Verilen raporda tümörün 2x1x0.2 santim boyutlarında olduğu yazıyordu. Babam ikinci kez ameliyat oldu, cerrahi sınırlar temiz çıktı. Tedavi konusunda önerileriniz nelerdir? U.N.

CEVAP : Malin melanom son dönemlerde en hızlı artan kanser türlerinden biri. En önemli sebebi, ozon tabakasındaki incelemeye bağlı zararlı güneş ışınlarının süzülmeden dünyaya ulaşması. İkinci önemli sebebi, bağışıklık sistemi zayıflığıdır. Malin melanom eski ya da yeni benlerin renk değiştirmesi, büyümesi, kanaması gibi belirtilerle seyredebilir.[Detay] Renksiz melanomlar da vardır. Malin melanom genellikle beyaz tenlilerde, açık ortamda çalışanlarda, güneş yanığı olanlarda daha fazla görülür. Benler birden ortaya çıkarsa, hızla büyür ve kabarıklaşırsa, renk değiştirirse, kaşınırsa mutlaka bir deri hastalıkları uzmanına (dermatolog) başvurmak gerekir. 11.00-16.00 arasında güneşlenmek, açık ten rengi, çocukluğunda güneş yanığı geçirmek, ailede cilt kanseri öyküsü olması, vücutta çok sayıda ben bulunması benler üzerinden kanser gelişme riskini artırır. Malin melanonum en önemli özelliği, diğer organlara hızla yayılmasıdır. Beyin karaciğer, akciğer, kemik en sevdiği organlardır. Malin melanom tespit edildiği anda cerrahi olarak çıkartılır ve en yakın lenf bezleri temizlenir. Lenf bezlerinde tutulum varsa mutlaka kemoterapi başlar. Tümörün kalınlığı ve evresi de tedavide rol oynar. Tümör belli kalınlığın üzerindeyse aşı tedavisi (interferon) 1 yıl yüksek doz uygulanır. Tedavi bittikten sonra hastalar 3 yü boyunca 3 ayda bir kontrolden geçmeli. Beyin, kemikler, akciğer, karaciğer ve tümörün çıktığı yer belli aralıklarla kontrol edilmeli. Kan tahlilleri fazla değer taşımaz ama NSE gibi bazı tümör markerları yapılabilir. Ancak biyokimya tahlillerinin 3 ayda bir yapılması şart. Malin melanomlu hastalarda immün sistemini güçlü tutmak gerekir.

Babanıza önerilerim şunlar:
■ Aşırı kilolu değilseniz her gün 1-2 bardak havuç, 1-2 bardak da domates suyu için.
■ Her gün kabuklarıyla sıkılmış 1 bardak elma suyu tüketin.
■ Bol bol avokado, ananas yiyin.
■ C vitamininden zengin portakal, turunç, limon, mandalina gibi meyveleri bol tüketin.
■ Karahindiba, kuzukulağı, tere ve biberiyeyi taze ya da kuru şekilde tüketin.
■ Haftada 3-4 avuç arpa tüketin.
■ Yağ tercihiniz zeytinyağından yana olsun.
■ Gribal enfeksiyonlardan korunmaya çalışın. Bunun için gripli kişilerle temastan kaçının, kalabalık ortamlardan uzak durun, sık grip oluyorsanız 6 ayda 1 kutu ekinezya bitirin.
■ Gece yatmadan yarım saat önce 18-21 miligram arasında melatonin kullanm.
■ Selenyum, E vitamini, C vitamini, milk thistle (devedikeni sütü kapsülü), omega 3, cordyceps mantarı hapı ve reishi mantarı hapı sizin için faydalı besin destekleridir. Bunları doktorunuza danışarak belli aralıklarla dönüşümlü kullanın.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü
Prof.Dr. Erkan TOPUZ

 

REKLAM
Saç modelleri


OKUNASI

SAĞLIK KÖŞESİ
Online Doktor
Online Doktor
 
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2009 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Norton Safe Web