| Tanıtım |
![]() |
|
|
![]() NURAN ATMANOĞLU ![]() SUNA DUMANKAYA ![]() FUSUN SAKA ![]() YASEMİN AMATO ![]() MERYEM DEDE ![]() SULEYMAN ESERDAĞ ![]() FİKRİYE ABLA ![]() ERKAN TOPUZ ![]() MEHMET ÖZ ![]() İBRAHİM SARAÇOĞLU ![]() |
| Reklam |
|
|
Seks gençleştirir mi?Geçen pazar tavla oynarken arkadaşım enteresan bir soru sordu: Sık seks yapmak kilo kaybına yol açar mı? Üşenmeyip küçük bir araştırma yaptım! Eğer bu sorunun cevabını siz de merak ediyorsanız yazıyı dikkatle okuyun. Ben ilk bilgileri şimdiden vereyim. Seks zayıflatmasa da gençleştiriyor!
Çoğumuz egzersizi yeni hayatın bize dayattığı trendlerden biri gibi düşünüyoruz. Bu ciddi bir yanılgı. Egzersiz yaparak (ya da aktif bir hayat sürerek) modern hayatın bize kaybettirdiği hareketliliği yeniden kazanmaya, hareket etmek üzere tasarlanmış olan vücudumuzu 100-200 yıl öncekiler gibi forma sokmaya çalışıyoruz. Yani kaybettiğimizi yeniden bulmaya çalışmak gibi bir durum söz konusu. Çünkü yeni hayat ulaşım araçlarını arttırarak ve hareket etmeyi azaltacak teknolojiler geliştirerek bizi hiç farkına varmadan tembel, pısırık, uyuşuk insanlar haline getirdi. En azından bu nedenle egzersizi bir trend, moda ya da dayatma gibi düşünmemelisiniz. 45 DAKİKA EGZERSİZ ŞART DEĞİL Yıllar önce yapılan ciddi bir çalışma JAMA isimli ünlü tıp dergisinde yayınlandığında fazla ilgi çekmedi. Araştırmaya göre çoğu Amerikalının egzersiz yapmamasının başlıca nedeni eksik bilgilenmeydi: Çoğu insan egzersizden işe yarayacak bir sağlık yararı sağlayabilmek için her seansta en az 1-2 saat harcaması gerektiğini düşünüyordu. Bu düşünce son yıllarda bizim ülkemizde de yaygınlaştı. Herkes egzersizden faydalanabilmek için en az 40-45 dakika ve üzerinde aralıksız aktivite yapması gerektiğini düşünüyor. Çoğunun iş programları ya da yaşam tarzları buna yer vermeyi imkánsız hale getirdiğinden -biraz da bunu bahane ederek- egzersiz yapmıyor. 20-30 DAKİKA YETİYOR Oysa ortalama bir fiziksel faaliyeti günde 2-3 kez 15-20 dakika yapmak bile egzersizin getireceği fiziksel ve ruhsal iyileşmeyi sağlayabiliyor. Yani her gün mutlaka 35-40 dakikanın üzerinde yürümeniz, yüzmeniz veya koşmanız ya da her gün bir-iki saatinizi üyesi olduğunuz bir kulübe ayırmanız şart değil. Günlük programlarınızı bozmayıp, işinizi gücünüzü aksatmadan gün içinde kısa egzersiz uygulamaları yapmanız da işe yarıyor. Biz ve bizim gibi düşünenler, her gün sadece yarım saat yürümenin bile bedensel ve ruhsal alanda inanılmaz farklar yaratabileceğini biliyoruz. Eğer egzersizin kalıcı veya en azından uzun süreli olmasını istiyorsanız, en iyi yolun onu kısa süreli ama sık sık yapmak olduğu anlaşılıyor. Çünkü düzenli egzersiz yaparak her gün harcayacağınız 100-150 kalorinin bile -mesele sadece kilo kaybı veya yağ yakmak değildir- ömrü uzattığı, kan basıncını dengelediği, şekeri ayarladığı, kötü LDL kolesterolü azaltıp iyi HDL kolesterolü yükselttiği, dengeyi, belleği, cinselliği desteklediği artık herkes tarafından biliniyor. Düzenli olarak her gün yarım saat yürümenin meme veya prostat kanseri riskini, hatta kolon kanseri riskini, % 20-40 oranında azalttığı anlaşılıyor. Düzenli egzersiz yapanların daha uzun yaşadıklarını sağlıklarının daha iyi olduğunu, daha iyi uyuduklarını gösteren bulgular var. SEKS DE EGZERSİZ DE HAYATI UZATIYOR Kısacası egzersiz yapmak demek gençleşmek, dinçleşmek, sağlığı daha kolay yönetmek demektir. Bunun için de her gün canınız çıkarcasına yoğun egzersiz yapmanız gerekmiyor. İşin aslı egzersiz yapmak kelimesini fiziksel faaliyeti arttırmak şeklinde düzeltmekten geçiyor. Çünkü beden taksimetreniz ve biyolojik kayıt cihazlarınız, çıktığınız merdiveni de, yürüdüğünüz yolu da, ofiste attığınız odalar arası turları da bir bir kaydediyor. Egzersiz sadece kaslarınızı şişirip ruhunuzu kasmak için gerekli olan özel ve süslü bir süreç değildir. Sıradan bir fiziki faaliyetin bile vücudunuzu ve ruhunuzu gençleştireceğini unutmayın. Fırsat buldukça yürüyün, yüzün, bisiklete binin, evde temizlik yapın, bahçeniz varsa çimleri biçin, budama yapın, boş zamanlarınızda evinizi kendiniz onarın, hafta sonlarında yürüyüşe çıkın, parkları turlayın. Fırsat buldukça tenis, golf ya da halı sahada futbol oynayın. Ama ne yapın yapın hareketsiz tembel biri olmayın. Seksersiz işe yarıyor mu? Seks ve egzersiz ilişkisini araştırıp bu ilişkiyi "seksersiz" diye tanımlayanlar bile olmuş. Seks yapmanın ne kadar egzersize bedel olduğuna, kaç kalori harcattığına ise henüz tam bir yanıt veren olmamış. Bu biraz cinsiyete, seksin süresine, hızına, kullanılan pozisyonlara bağlı gibi de görünüyor. Yani herkesin seks süresinde harcadığı kalori farklı oluyor. Toplam bir ortalama değer verenler de yok değil. Bazıları bir seks süresinde 75-100 kadar kalori harcandığını tahmin etmiş. 1950'lerde yapılan ünlü bir cinsel araştırmada ise (Masters ve Johnson) erkek ve kadınların orgazm başına 7 ila 25 kalori harcadıkları tespit edilmiş. Bu konuda fazla bir bilgi de mevcut değil. Kadınlar kalite erkekler skor peşinde Düzenli ve sık seks yapanların daha sağlıklı olduklarını düşündüren bulgular var. Uzmanlara göre seks ile elde edilen mutluluk sağlığı olumlu yönde etkiliyor. Seks yaparken kadınlar kaliteye, erkekler sıklık ve sayıya önem veriyor! Yani cinsel mutluluk erkeklerde seksin sıklığı, kadınlarda ise kalitesi ile ilişkilendiriliyor. Daha fazla ve daha kaliteli seksin bağışıklık sistemini güçlendirdiği, stresi azalttığı, kalp damar yaşlanmasını yavaşlattığı, uykuyu derinleştirdiği, evliliği veya arkadaşlığı daha güçlü hale getirdiği anlaşılıyor. Düzenli ve kaliteli seks sağlığın doğal bir parçası. Kendinizi daha güçlü ve iyi hissetmek istiyorsanız daha iyi bir cinsel yaşamınız olmalı. Seksin pek çok konuda faydalı olduğu anlaşılıyor ama mevcut veriler kilo kontrolünde pek işe yaramayacağını düşündürüyor. Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU SAÇ NEDEN DÖKÜLÜR? O.MÜFTÜOĞLU ÖNERİLERİ KADINDA GÖBEK KİLO ALMADAN SİGARAYI BIRAK DOĞRU TARTILMAK |
|
|
Saçlarımız neden dökülüyor Saç dökülmesi yaygın ve sık görülen bir sağlık sorunu haline geldi. Neredeyse saçlarından şikayet etmeyen, saç dökülmesinden yakınmayan kimse kalmadı. Hemen belirtelim, sakın korkmayın! Yaşamınızın herhangi bir döneminde bu sorunu siz de yaşayabilirsiniz. Araştırmalar saç dökülmesinin kadınlarda erkeklerden daha sık görüldüğünü, 20 yaşın üzerindeki her kadının yaşamının herhangi bir döneminde saç dökülmesi nedeniyle tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. SAÇ DİBİNDEN BESLENİR DIŞARDAN TEMİZLENİR
Saç dökülmelerinin hormonal, metabolik, mikrobik pek çok sebebi var. Eğer saç dökülmenizin bir problem haline geldiğini düşünüyorsanız, sorunun kaynağını araştırın. Demir, çinko, biotin veya başka bir besin unsurunun yetersiz alımıyla ilişkili olup olmadığını öğrenin. Yanlış planlanmış, dengesiz ve çok düşük kalorili diyetlerin de saçınızı dökebileceğini unutmayın. Sorunu, saçlarınızın ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve proteinlerin saçınıza yalnızca kan dolaşımıyla ulaşabileceğini unutmadan çözmeyi deneyin. Saçlarınızın dökülmesi beslenmenize ilişkin sorunlardan kaynaklanıyorsa, kalsiyum, çinko, selenyum gibi minerallerin; paraaminobenzoik asit, keratin, sistin ve tiyamin gibi besin unsurlarını ihtiva eden bazı besin desteklerinden de faydalanmaya çalışın. Saç dökülmesi psikolojik nedenlerden, hormonal dengesizliklerden de kaynaklanabiliyor. Eğer basit tedbirlerle soruna bir çözüm bulamıyorsanız bir dermatoloji uzmanından yardım istemelisiniz. O.MÜFTÜOĞLU ÖNERİLERİ KADINDA GÖBEK KİLO ALMADAN SİGARAYI BIRAK DOĞRU TARTILMAK |
|
Prof.Dr. Osman Müftüoğlu'ndan Yaz Meyvelerinin Şifaları"Sağlıklı beslenme adına size önerilen yiyecekleri yaz aylarında daha kolay bulursunuz." Yaz meyveleri deyince aklınıza ilk önce hangileri gelir bilmiyorum ama benim aklıma hemen karpuz geliyor. Karpuz yüksek su içeriği, likopen ve betasterol zenginliği, düşük kalorisi ve mineral-vitaminden zengin yapısıyla yaz aylarının favori meyvesi. Bu mükemmel antioksidan kaynağının tam bir C vitamini deposu olduğu bir büyük dilim karpuzun günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 80'ini, beta-karoten ihtiyacının ise yüzde 30'unu karşıladığı biliniyor. Beta-karoten ve likopen sayesinde karpuz tam bir cilt yenileyicisi gibi çalışıyor.
Bu iki antioksidan hem cildi besleyip destekliyor, hem de güneş ışınlarından daha az zarar görmenizi ve cildinizin mükemmel bir şekilde bronzlaşmasını sağlıyor. Karpuzdaki betasterol isimli maddenin ise cinsel gücü desteklediğini daha önce yazdık. Bu mükemmel yaz meyvesi ciddi bir potasyum ve posa kaynağı. Karpuz aynı zamanda düşük kalorili bir yiyecek. Yani diyet yapanlar da onu çok seviyor. Peki karpuzun hiçbir kusurlu yanı yok mu? Elbette ki var. Her güzel şeydeki gibi bazı ufak tefek kusurlar karpuzda da mevcut. Örneğin karpuz glisemik yükü fazla meyvelerin başında geliyor. "Yani kana hızla karışan bir şeker gücüne sahip. Bu nedenle abartılmadan tüketilmesinde fayda var." ŞEFTALİ POTASYUM VE KİRAZ ANTİOKSİDAN DEPOSU Sıcak yaz günlerinin lezzetli ve bol sulu meyvelerinden biri de şeftali. Şeftali de neredeyse tıka basa beta-karoten, potasyum ve posa ile yüklüdür. Düşük kalorili ve düşük glisemik yüklü bir meyve olduğundan kilo sorunu olanlara ve diyabetlilere önerilir. Mevsimi geçmek üzere ama yaz meyveleri arasına kirazı da eklemelisiniz. Kiraz özellikle koyu renginin içine gizlenen antioksidan maddeler ve elajik asit isimli bitkisel kimyasal nedeniyle son zamanlarda müthiş bir popülarite kazandı. Elajik asidin çok etkili bir kanser savaşçısı ve mükemmel bir cilt koruyucu olduğundan kimse kuşku duymuyor. KAYISI KANSIZLIĞI ÖNLÜYOR Yaz meyveleri arasında glisemik gücü en düşüğü hangisi diye sorarsanız kayısı cevabını işaretlemenizi öneririm. Bir orta boy kayısı 10 kalori civarında ve glisemik yükü 50'nin altında. Bu, kayısının hem düşük kalorili, hem de düşük glisemik yüklü bir meyve olduğunu gösteriyor. Diyet yapıyorsanız meyve seçimlerinize kayısı eklemeyi unutmayın. Kayısıda bol miktarda beta-karoten ve likopen var. Likopen özellikle kayısının pembe kırmızı bölümlerinde yer alıyor. Sarı rengi arttıkça beta-karoten oranı da yükseliyor. Kayısıda potasyum miktarı muzdan daha da fazla. Posa içeriği yönünden de muzu aratmıyor. Bu nedenle kabızlık sorunu çekenlere ısrarla kayısı tavsiye ediliyor. Kayısı aynı zamanda güçlü bir demir deposu. Özellikle periyodik dönemlerinde fazla miktarda kan kaybeden kadınların, demir yetmezliği sorunu çekenlerin, genç kızların, hamile annelerin kayısıyı sofralarından eksik etmemesinde yarar var. Biz kurutulmuş kayısıyı da taze kayısı kadar el üstünde tutuyoruz. Kurutma sürecinde kullanılan sülfit gibi bazı maddelere alerjisi olanlara güneşte kurutulmuş kayısıyı tavsiye ediyoruz. KAVUN VE ELMA KOLESTEROLÜ AZALTIYOR Kavuna gelince... Kavun da tam bir beta-karoten ve potasyum deposu. Ayrıca posadan da çok zengin. C vitamini ve potasyum yönünden de güçlü. Kavunun bağırsak kanserini önlemede, kabızlıkla mücadelede ve kolesterol seviyesini kontrolde faydalı olabileceğini gösteren çok sayıda bulgu var. Orta boy bir elmanın 50-80 kalori enerji değeri var. Posadan zengin ve tokluk hissi sağlayıcı yapısı nedeniyle elma mükemmel bir diyet desteğidir. Bir orta boy elmada neredeyse 4-5 gr posa vardır. Bu bir günde almanız gereken miktarın beşte birini karşılar. Elmada kolesterolü azaltan bitkisel steroller ve pektin maddesi de bol miktarda bulunuyor. Pektinin özellikle kalın bağırsak kanserine karşı da koruyucu olduğu düşünülüyor. Kısacası 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'den öğrendiğim İngiliz atasözünün geçerliliği gittikçe artıyor: Günde bir elma giren eve doktor girmez! YABAN MERSİNİ TEFLON ETKİSİ YAPIYOR Yaz meyvelerinin arasına kırmızı yaban mersinini de koymayı ihmal etmeyin. Bu mükemmel antioksidan deposuna ayı üzümü veya keçi yemişi diyenler de var. Yaban mersini idrar yolu enfeksiyonlarının en önemli etkeni e.coli bakterilerinin idrar yollarına yapışmasını engelliyor. Yani bu meyvenin veya suyunun idrar yollarında bir çeşit "teflon etkisi" yarattığı kabul ediliyor. Özellikle sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenlere saf yaban mersini suyu özellikle tavsiye ediliyor. Yaban mersininin etkin bir antioksidan korunma sağladığını da bir kenara not edin. |
|
Kadında 'erkek tipi' göbeklenmeKilo almak bazı sağlık sorunları yaratabiliyor. Yağ birikimi belirli bölgelerde olduğunda ciddi olabilecek metabolik-hormonal sorunlara işaret edebiliyor.
Obezite uzmanları "vücuttaki toplam yağ miktarı kadar yağların vücudun neresine yerleştiği de önemli" diyor. Özellikle sırt-boyun bölgesinde, yüzde (aydede yüzü) ve karın-göbek çevresinde biriken yağlar uzmanlar tarafından "sağlık düşmanı" sayılıyor. YAĞLARIN nerede birikeceğine biraz genler, biraz hormonlar ve cinsiyet, biraz da alınan kalorilerin kaynağı karar veriyor. Mesela, fazla yağlar erkeklerde daha çok karında birikirken, kadınlarda kalça ve basende yağ toplanması daha sık görülüyor. İnsülin yüksekliği sorunu olanlarda, şeker hastalığı, hipertansiyon, trigliserit yüksekliği, iyi kolesterol düşüklüğü, kalp damar hastalığı olanlarda da yağlar karın bölgesine yerleşiyor. Alkol ve tatlı Alkolden alınan kaloriler fazla olduğu zaman da yağlanma karın bölgesinde oluyor. Son yıllarda kadınlar arasında alkol tüketimi arttı. Bu durum kadınlarda "erkek tipi göbeklenmeyi" yaygınlaştırdı. Özellikle, yaz aylarında akşam üstü ve gece "drink"lerinin (!) artması, göbek bölgesinden kilo alan kadınların çoğalmasına sebep oluyor. Ayrıca, yaz akşamları ve gecelerinde tüketilen kaloriler de fazla oluyor. Akşam üstlerine kokteyl içkilerle başlanıp, gecelere buzlu rakı veya şarapla devam edildiğinde göbeklenmek kaçınılmaz hale gelebiliyor. Bu hatalarla yetinilmeyip yemeğin üstüne dondurmalı bir tatlı yer, karpuzu, kirazı, üzümü, inciri abartırsanız sorun daha da büyüyor. Diğer taraftan kış boyu egzersiz yaparak form tutmaya çalışan birçok kadın, yaz gelince huy değiştirip bütün gün güneşin altında yatıyor. Yani işin içine hareketsizlik faktörü de giriyor.
Bel çevresi kalınlaşması yakın zamana kadar yalnızca bir erkek sağlığı problemi kabul ediliyordu. Son yıllarda kadınlar bu alanda da erkeklerle eşitliği sağladılar ve onlar da bir hayli göbeklendiler. Yaz aylarında göbekli kadınların sayısı daha da artıyor. Nedenlerini yukarıda açıkladığımız bu önemli tehlikeyi dikkate almanızda yarar var. Nasıl önlenecek Akşam içkileri ya hiç alınmayacak ya da hafifletilecek. (Örneğin buz ve soda eklenmiş beyaz şarapla idare edilecek) Akşam geç saatlere kadar alkol içilmeyecek. Öğle saatlerinde alkol alınmayacak. Akşam yemeklerinde tatlı yenmeyecek. Akşam yemekleri hafifletilecek. Yemekten sonra fırsat buldukça yürünecek. Ertesi sabah sıkı bir yürüyüş ihmal edilmeyecek. Karpuz, incir, üzüm gibi tatlı meyveler az yenecek. Sık ve bol su içilecek. Meşrubat tüketimine dikkat edilecek. Soğuk, şekersiz yeşil çay denenecek. Uykusuz kalınmayacak. Bel çevrenizi mutlaka ölçün : Bel çevresi kalınlaşması kadınlar için de, erkekler için de ciddi bir sağlık riskidir. Bel çevrenizi ayda en az bir kez ölçün. Ölçümlerde elde ettiğiniz değerler, kadınsanız 80 cm, erkekseniz 94 cm'nin altındaysa içiniz rahat olsun. Elinizdeki mezuranın ölçüleri, kadınsanız 80-88, erkekseniz 94-102 cm aralığını gösteriyorsa alarm zilleri çalmaya başlamış demektir: Fazla kilolular kulübüne hoş geldiniz! Eğer ölçüleriniz kadınsanız 88, erkekseniz 102 cm'den fazlaysa artık şişman biri olduğunuzdan hiç kuşkunuz olmasın.
Hangi kadınlar risk altında Yazla birlikte göbeklenme sorunu aslında bütün kadınları ilgilendiriyor. Ama bazı kadınlar bu konuda daha da dikkatli olmak zorunda. Menopoz dönemi kadınlarında, hormon desteği alanlarda, Haşimoto hastalığı olanlarda, hipoglisemi sorunu yaşayanlarda risk daha yüksek. Göbek çevresinden yağlanma problemine kanda insülin fazlalığı, tokluk kan şekeri yüksekliği, trigliserit aşırılığı, HDL kolesterol azlığı, ürik asit yüksekliği olan kadınlarda daha sık rastlanıyor. Uyku problemi olanların, depresyon ilacı kullananların daha da dikkatli olmalarında yarar var. Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU KİLO ALMADAN SİGARAYI BIRAK DOĞRU TARTILMAK |
|
|
Bazı uzmanlara göre, "Sigara zayıflatıyor!" Zayıflatmasa bile en azından kilo almayı güçleştiriyor. Sigaranın kilo almayı engellemesinin
ve bırakılınca kilo alınmasının birçok nedeni var: Sigarada bulunan nikotin metabolizmayı hızlandırıyor. Sigara, iştahı azaltıyor, yeme isteğini baskılıyor. Sigara içenlerde atıştırma ihtiyacı sınırlanıyor. Günde 2 paket sigara içen birinde 1 sigarayı içmek ortalama 5 dakikayı alıyor. Yani toplamda 200 dakika şöyle böyle 3-4 saat sigarayla geçiyor. Bu süre de atıştırma ihtiyacı hissedilmiyor. Peki, bu durumda sigara içmeye devam mı edilecek? Kilo ile savaşmak için sigara bırakılmayacak mı? Kesinlikle hayır! Sigara içerek kilo korumaya devam etmek size cüzdanınızdaki kağıt paraları yakarak ısınmaktan daha pahalıya patlayacaktır. Sigaranın sağlığınıza verdiği zararlar kilonuzun zararları yanında bir nokta kadar kalacaktır. SİGARAYI BIRAKINCA KİLO ALMAMAK İÇİN NE YAPMALI Diğer taraftan hem sigarayı bırakmak hem de kilo almamak, hatta kilo vermek mümkün. Yapılacak olansa yine aynı: Bir beslenme uzmanının ve aktivite uzmanının yardımını alarak, daha düşük kalorili bir yeme-içme planı yapmak, daha etkin fiziksel çabası olan bir yaşam tarzı oluşturmak. Eğer sigara içmeye devam etmenizin bahanesi "Bırakırsam kilo alırım" endişesiyse bu bahaneye sarılmaktan vazgeçin. Gerekiyorsa birkaç kilo alın ama sigarayı lütfen bırakın. Sigarayı bırakınca kilo almaktan korkuyorsanız şu öneriler işinize yarayabilir:
|
| OKUNASI |
| GEZELİM GÖRELİM |
|
![]() ![]() |
| Sponsor & Destek |
![]() |