Ana Sayfa

 
Eylül 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930
Yıllık Arşiv
Tanıtım
Kimler Var?
ALEV EKEN
Alev EKEN
NURAN ATMANOĞLU
Nuran ATMANOĞLU
SUNA DUMANKAYA
Suna DUMANKAYA
FUSUN SAKA
Füsun SAKA
YASEMİN AMATO
Yasemin AMATO
MERYEM DEDE
Meryem DEDE
SULEYMAN ESERDAĞ Süleyman ESERDAĞ
FİKRİYE ABLA
Fikriye Ablanız
ERKAN TOPUZ
Prof.Dr. Erkan TOPUZ
MEHMET ÖZ
Prof.Dr. Mehmet ÖZ
İBRAHİM SARAÇOĞLU
Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU
Reklam



reklam

 
Ramazan Ayında
Kesin kilo alırım
Kilo veririm
Değişmem
xprodoksit Blog
 
Özel Arama

Ana SayfaSağlık>Jinekoloji
 
Yumurtalıklarda oluşan kiste dikkat!

Halk arasında 'yumurtalıklarda kist' olarak bilinen Polikistik Over Sendromu'nun, zamanında tedavi edilmediği takdirde, çocuk sahibi olmada güçlük çıkarabildiği ve rahim kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiği belirtildi. Ankara Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, bu sendromun çeşitli hastalıklara yol açabilen önemli bir sağlık problemi olduğunu ve mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini söylüyor. Polikistik Over Sendromu'nun son yıllarda görülme sıklığının arttığını belirten Şatıroğlu, "Tedavi edilmezse; adet düzensizliği, tüylenme, kilo alımı, sivilce, çocuk sahibi olmada güçlük ve rahim kanseri gibi sağlık sorunlarına neden olabiliyor'' dedi.

Polikistik Over
Polikistik over sendromu nedir ve nasıl oluşur?
Normal olarak her ay yumurtalıklarda birkaç yüz yumurta bir yarışa girer ve gelişen yumurta olmak amacıyla büyümeye başlarlar. Bunlardan en güçlüsü büyür ve diğer yumurtaların büyümesini engeller, dolayısıyla her ay bir yumurta gelişir ve diğerlerini imha eder. Polikistik overde ise bu düzende bir aksaklık yaşanır. Bütün yumurtalar bir anda gelişmeye başlar ve hiçbiri tam gelişme düzeyine gelişemez ve orta boyda takılı kalırlar. Yumurtalığın içinde kalan bu yumurta kesecikleri aynı zamanda erkeklik hormonu da salgılandığı için polikistik over belirtileri gözlenir. Yumurtalıklara ultrasonla bakıldığında da orta boy tespih tanesi gibi kesecikler görülür. Bu nedenle polikistik over; içinde çok sayıda içi sıvı dolu kesecik olan yumurtalık anlamına geliyor. Birçok kişi bu hastalığı adı nedeniyle kansere neden olacağı korkusu yaratır. Ancak polikistik overin yumurtalık kanseri ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Belirtileri nelerdir?
Polikistik over sendromu kendini, düzenli yumurtlama olmaması ve buna bağlı olarak adet düzensizliği ve vücutta erkeklik hormonunun artmasının getirdiği bazı sonuçlarla gösterir. Erkeklik hormonunun fazlalığına bağlı olarak da deri yağlanır ve akneler oluşur, vücutta erkeksi tüylenme denilen dudakların üst kısmında ve yanaklarda tüylenme gözlenir. İleri aşamalarda ise göğsün ortasında, çevresinde ve karnın alt kısmı ile bacakların diz üstü kısımlarında tüylenme ortaya çıkar.

Hastalık her kadında aynı belirtilerle mi ortaya çıkıyor?
Polikistik over sendromu çok heterojen bir sorun olduğu için belirtiler de kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Yani her polikistik over hastasında adet düzensizliği ya da kıllanma görünmeyebilir. Ya da yılda iki üç kez adet gören polikistik over sendromlu hasta olabildiği gibi yılda on defa adet gören hastalar da olabilir.

Neden oluşur?
Polikistik over sendromunun nedenlerine bakıldığında genetiğin ön plana çıktığını görüyoruz. Anneden geçebildiği gibi babadan da geçme ihtimali var. Genetik nedenli bir hastalık olmasından dolayı tedavi etmek hemen hemen imkansız olsa da, var olan sorunlara çözüm bulmanın elbette imkanı bulunuyor.

Hastalığın tanısı nasıl konuyor?
Gelen bir hasta düzensiz adet görüyor ve belirgin bölgelerinde erkeksi tüylenme varsa tanı kolaylıkla konabiliyor. Ama biyokimyasal olarak da kanda gösterilebilecek bazı bulgular var. Bunların başında testesteron miktarı geliyor. Testesteron miktarının üst sınıra yakın ve üst sınırda seyretmesi gerekiyor. Bir başka androjen hormonu olan ve böbreküstü bezlerinden salgılanan DHEAS hormonunun düzeyine de bakılması gerekiyor. Eğer bu hormonların kandaki düzeylerinin yüksek olduğu gösterilirse tanı belirlenmiş oluyor. Ancak bu testlerin yapılması da şart değildir. Eğer bir kadın adet düzensizliği ve aşırı kıllanma ile geliyorsa aksi kanıtlanmadığı sürece bu durum polikistik overdir.

Nasıl tedavi ediliyor?
Polikistik over sendromu yaşayan kadınlar genellikle kıllanma, akne, adet düzensizlikleri ya da çocuk sahibi olamadıkları için hekime başvuruyor. Tedavi ise kadının bebek sahibi olmak isteyip istememesine göre şekilleniyor ve basamak tedavisi adı verilen adım adım gidilen bir tedavi şeması izleniyor. Eğer hasta çocuk istemiyorsa yapılacak birkaç nokta bulunuyor. Öncelikle adet düzenini sağlamak. Çünkü uzun süreli adet görmeyen bu kadınlarda östrojen tek başına rahim içine etki etmeye başlıyor ve sonuçta rahim kanseri riskini artıyor. İkinci nokta, tüylenmesini yok etmek oluyor ve bunun için de antiandrojenler kullanılıyor. Androjen düzeylerini en iyi düşüren şey de doğum kontrol hapları. Bu sayede hem adet düzeni sağlanabiliyor ve rahim kanseri riski azaltılıyor, hem de tüylenme azaltılabiliyor. Üçüncü nokta ise, insülin rezistansına bağlı olarak oluşan kilo sorununu dengeye sokmak oluyor. Eğer hastada insülin direnci saptandıysa bu direnci azaltan ilaçların kullanılması, karbonhidrattan yoksun diyet ve egzersiz kombinasyonu en faydalı tedavi olarak gösteriliyor.

Çocuk doğurmak isteyen kadınlara nasıl bir tedavi yöntemi uygulanıyor?
Eğer bir kadın çocuk istiyor ve polikistik over sendromu varsa burada yapılacak olan hastanın insülin direncini düşürmek ve yumurtlamasını sağlamak oluyor. Polikistik overli kadınların bir kısmında haplarla yumurtlama sağlanarak çocuk sahibi olmaları sağlanabiliyor. Ancak bir kısım hastada da bu haplar yeterli olmuyor ve bu noktada iğnelerle yumurtlatma işlemi gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Eğer iğne yönteminden de yanıt alınmaz ise bu hastalarda aşılama ya da tüp bebek tedavisine geçiliyor.

İçinde çok sayıda içi sıvı dolu kesecik bulunan yumurtalık anlamına gelen polikistik over sendromu, isminden dolayı kansere neden olacağı korkusu yaratıyor. Polikistik overin yumurtalık kanseri ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölümü

Hamilelikte utandıran anlar

Hamile olduğunuzu açıkladığınız andan itibaren bulantı, baş dönmesi, aşerme gibi konularda pek çok hikâye ve tavsiye dinlersiniz. Ancak en korkunç hamilelik ve doğum hikâyelerini ayrıntıları ile anlatan kişiler bile hamileliğin bazı etkilerinden neredeyse hiç söz etmezler. İşte hamileliğin utandıran yönleri...

HAMİLELİK1. AŞIRI GAZ        

Hamileliğin utandıran yan etkilerinden en başta geleni aşırı gaz durumudur. Bu sorunun nedeni bir hamilelik hormonu olan progesterounun midedeki hareketliliği azaltması ve bunun da gaz birikmesine yol açmasıdır. Doğal olarak anne adayı da biriken gazı geğirerek ya da gaz çıkararak boşaltır. Malesef bu geğirme ya da gaz çıkarmalar ummadığınız anda ve ummadığınız derecede gürültülü olabilir!
 
Ne yapmalısınız?
Beslenmenize dikkat edin. Fasulye ve brokoli gibi gaz yapan yiyecekler ve karbonatlı içeceklerden uzak durmanız büyük fayda sağlayabilir. Aynı şekilde sık aralıklarla azar azar yemek de yararlı olur. Gaz sorununa yönelik ilaç ya da bitkisel ürünler ise hem fazla bir yarar sağlamaz, hem de hamilelik sırasında gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak gerekir. Buna karşın şiddetli mide yanmaları yaşamanız durumunda doktorunuzun da tavsiyesi ile ilaç kullanabilirsiniz.
 
2. ANİ KUSMALAR
Hamileliğin ilk aylarında bulantılar nedeniyle yaşananlara dair sayısız öykü anlatılır. Ancak çoğu kadın büyük bir hızla hafif bir bulantı aşamasından tüm yediklerini çıkarma aşamasına geçebileceğini düşünmez.

Ne yapmalısınız?

Bulantı hamilelikte oldukça sık görülen bir durum olsa da, kusma boyutuna varmasını önlemek için yapabileceğiniz bazı şeyler var... Uzmanlar ilk iş olarak prenatal vitamini alma zamanının değiştirilmesini tavsiye ediyorlar. Vitaminin gece ve mutlaka yiyecekle birlikte alınması bulantıları azalmasına yardımcı oluyor. Vitamini bu şekilde almanız da ise yaramazsa, doktorunuza danışarak demir içeriği düşük bir ilaca geçebilirsiniz. Demir prenatal vitamin içerisinde bulantıya yol açan maddelerden biridir.
Ayrıca limon veya zencefil aromalı şeker veya kırılmış buz emmek de bulantıyı azaltabilir.
 
3. İDRAR KAÇIRMA
İdrar kaçırma hamilelikte oldukça sık görülen bir durumdur.
Sorunun nedeni büyüyen uterusun mesaneye baskı yapması nedeniyle az miktarda idrarı tutmanın bile çok güçleşebilmesidir. Güç içerisinde hızla tuvalete erişemeyeceğiniz yerlere giderken sıvı alımını azaltmanız geçici olarak size yardımcı olsa da, bu durumda akşam sıvı alımını artırmanız gerekir. Bu da gece boyunca sık sık tuvalete gitmenize yol açacağı gibi, yatağı ıslatmanıza da neden olabilir!
 
Ne yapmalısınız?
İdrar kontrolünü artırmaya yarayan kasları güçlendiren Kegel egzersizlerini yapmak için hamile kalmayı beklemeyin, hemen bu egzersizi yapmaya başlayın. Halihazırda hamileyseniz, egzersizi yapmaya devam ederken, ani idrar kaçırmalarına karşı tedbir olarak bir ped kullanabilirsiniz.
 
4. VAJİNAL KOKULAR
Hamilelikte vajinal akıntı, kaşıntı ve koku artar. Bunun nedeni de hamilelik nedeniyle vücut sıvıları ve kan hacmindeki artıştır. Bu artış vajinal bölgede de şişkinliğe neden olabilir ve bu doğal bir durumdur.
 
Ne yapmalısınız?
Günlük ped kullanmak ve pedi sık sık değiştirmek koku, kaşıntı ve genel rahatsızlık hissini önemli ölçüde azaltacaktır. Öte yandan hamileliğin koku alma duyusunu keskinleştirdiğinden, siz şiddetli kokular alırken, başkalarının hiçbir koku duymaması sizi şaşırtmasın.
 
Vajinanın şişkinlikle birlikte, parlak kırmızı veya mavi/mor bir renk alması durumunda vulvada varis gelişmiş olabilir. Bu durumda mümkün olduğunca ayaklarınızı yükseğe kaldırarak uzanmalısınız. Aynı zamanda doktorunuzla da görüşerek esnek bir göbek altı destek korsesi kullanabilirsiniz.
 
5. AŞIRI UNUTKANLIK
Müşterinizi aramak için telefonu kaldırdınız ve kimi arayacağınızı unuttunuz. Birşey almak için markete girdiniz ve ne alacağınızı unuttunuz… Bunlar anne adaylarının büyük çoğunlukla hamileliğin ikinci üç ayında yaşadıkları unutkanlık sorununun tipik örnekleridir. Hamilelik sırasında yaşanan unutkanlığı hormonlara bağlayanlar olmakla birlikte, anne adayının aşırı yoğun temposunun da buna katkısı olabiliyor.
 
Ne yapmalısınız?
Hamileliğin getirdiği zorlukları yaşarken, bir yandan da normal sorumluluklarınızın tamamını yürütmeye çalışmanız ve aynı zamanda da bebeğiniz, kendiniz, geleceğiniz ve belki de bebek odasının boya rengi gibi konulardaki kaygılarınız karşısında unutkanlık yaşamanız gayet normal.
 
Bu unutkanlık bazen sizi utandıracak şeyler yaşamanıza neden olsa da, aynı anda bu kadar çok şeyi birden yapamayacağınız gerçeğini kabul etmeniz hem sizi rahatlatacak; hem de stresinizin azalması hafızanızın da güçlenmesine yardımcı olacaktır.
 
6. SALDIRGANLIK
Hamilelik hormonları en ürkek kadını bile inatçı bir savaşçıya dönüştürebilir! Eskiden üzerinde durmayacağınız bir konu için uzun tartışmalara girebilir, tartışmada galip gelmek için büyük bir hırs duyabilirsiniz. Ancak bu hormonlar sadece öfke ve saldırganlık duygularını artırmakla kalmaz aynı zamanda melankoliye de yol açabilir. Bu da anne adaylarının en basit duygusal konularda bile derin bir çöküntü hissetmelerine neden olabilir.
 
Ne yapmalısınız?
Öfke, saldırganlık ve melankoli gibi duyguların geçici olarak yaşanması normaldir. Ancak bu duyguların kalıcılık göstermesi ve kendinizi sürekli gergin, üzgün ya da öfkeli hissetmeniz durumunda mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Hamilelikte ruh durumunda geçici değişimler olağan karşılansa da, hamilelik başta depresyon olmak üzere bazı ruhsal sorunları tetikleyebilir ve böyle durumlarda mutlaka uzman yardımı alınması gerekir.

Kaynak:Hurriyet Sağlık Servisi

Benzer Konular :
Hamilelik Öncesi Beslenme 
Erkeksiz Hamilelik 
Yaz Hamileliği

Yaz hamilelerine öneriler.

Uzmanlar, yaz aylarında hamilelere şu önerilerde bulunuyor: 'Ödem oluşmaması için fazla tuz almayın, güneşten sakının, bol bol su için...'

Yaz aylarına girerken hepimiz sıcaklarla nasıl baş edeceğimizin planlarını yaparken hamileler sıcaklardan daha da fazla etkileniyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, hamileliğin ile aylarından itibaren kadınlarda sıcaktan etkilenme başladığını vurgulayarak oluşan rahatsızlıkları ve yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor: 'Vücut ısıları yükselen, tartıları ve kan hacimleri artan, akciğer kapasiteleri daralan hamileler için sıcaktan korunmak daha da önemli. Özellikle hamileliğin ilk yarısında hipotansiyon- tansiyon düşüklüğü- sık rastlanan bir şikayettir'Yaz Hamileliği

SIVI KAYBINA KARŞI

Yaz aylarında ısı ve terleme ile oluşan sıvı kaybı eğer yerine konmazsa bayılmalara neden olabilir. Bu nedenle, her zaman olduğu gibi, 1,5 - 2 litre sıvı, özellikle de su içilmesi gebelikte daha büyük önem taşır. Sık aralıklarla az miktarda su içmek ve yemek yemek hem sıvı açığının oluşmasını engeller; hem de hipoglisemi- düşük kan şekeri- nedeniyle görülebilecek rahatsızlıkları da ortadan kaldırabilir. Yaz aylarının nimetlerinden faydalanıp, bol bulunan meyve ve sebzelerden tüketmek en sağlıklısı. Bebeğin gelişimi için yeterince protein ve kalsiyum alınması da çok önemlidir. Yaz ayları dondurmasız geçmez. Hamileler dikkatli olmalı, iki canlıyım, bebek istedi diyerek aşırı tüketen annelerde şeker hastalığı olma olasılığını akıldan çıkarmamak gerekir.

MİDE BOŞALMASI

Hamilelikte mide boşalma süresi uzadığından, hazmı zor, kızartma, aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden kaçınmak gerekir.'

Gebelikte kan hacmi ve damar geçirgenliğinin artması ile özelikle ayak ve bacaklarda görülen ödemin rahatsızlık verici boyutlara ulaşabildiğini vurgulayan Dr. Fıçıcıoğlu, ödemin getirdiği sorunlar hakkında şunları söylüyor: 'Ödeme sıcakların etkisi ile toplardamarların genişlemesi de eklenince, hamileler evde giyecek ayakkabı bulamayabilirler. Sıvı alımına dikkat ederken, sodyum-tuz- alımına da özen göstermek gerekir. Kesin bir tuz kısıtlaması yapılmamalı, ancak tuzlu çerez, işlenmiş gıdalar, şarküteri gibi aşırı tuzlu yiyecekler tercih edilmemelidir. Uzun süre ayakta durmak, oturmak ya da güneşte kalmak ödemi arttırabileceğinden, gün ortasında 11.00-16.00 arası doğrudan güneşte kalmaktan sakınmak, kısa yürüyüşler yapmak ve ödem olması durumunda yatarak ayakları yükseltmek alınabilecek önlemlerdendir.'

GİYİM TARZI ÖNEMLİ

Hamilelerin giyim tarzının da rahat olması gerektiğini vurgulayan Dr. Fıçıcıoğlu, giyim tarzı konusunda şu bilgileri veriyor: 'Hamile bayanın giyimi, ayaklarda oluşan kan göllenmesini arttırmayacak şekilde, diz kalça ve belde rahat olmalı, yaz aylarında gereksinime göre eklenip çıkartılabilecek özellikte ince katmanlardan oluşmalıdır. Hamilelikte cilt lekelenmeye yatkındır ve hamilelikte oluşan kloazma adı verilen gebelik maskesi gebelikten sonra da kozmetik sorun yaratabilmektedir.'
Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu
Sorularınız için (
ncficicioglu@yeditepe.edu.tr)

Genital Herpes. Bu virüse dikkat!

İnsanların yüzde 60'ı bu virüsü taşıdıklarınan habersiz...

Cinsel anlamda aktif olan herkesi etkileyen Genital Herpes genital bölgeyi, anüsü, kalça bölgesini, ağız, yüz ve dudakları etkiliyor. Cinsel yolla bulaşan Genital Herpes virüsünü taşıyan insanların yüzde 60’ı bu virüsü taşıdıklarından habersiz. Araştırmalara göre Türkiye’de virüsün görülme sıklığı yüzde 90’lara ulaşmış. Virüs vücuda girdikten sonra hücreler içinde yaşamını sürdürerek değişik zamanlarda tekrarlayarak enfeksiyon yapıyor. Cinsel anlamda aktif olan herkesi etkileyen Genital Herpes eşten eşe kolayca bulaşıyor.

Genital herpes 'Herpes simplex' adlı bir virüsten kaynaklanır. Virüs ile enfekte olan insanların çoğu herhangi bir semptom göstermez.

Herpes simplex virüsünün (HSV) iki ana tipi vardır: HSV-1 ve HSV-2. HSV-1 enfeksiyonu çoğunlukla yüz bölgesinde uçukların ortaya çıkmasına yol açar (buna karşın kimi zaman genital herpese de sebep olabilmektedir).

Genital herpesin semptomları genital organlarınızda uçuk (kabarcık, kızarıklık, ağrı, kaşıntı) çıkmasına benzer. Semptomların ilk ortaya çıkışının ardından, yeni semptomlar ortaya çıkabilir, ya da diğer adıyla "reküranslar" oluşabilir.

Genital herpes virüsü ile enfekte olan bir kişi için kesin tedavi olmamasına rağmen, ilaç tedavisi yoluyla semptomlar kontrol altında tutulabilir ve cinsel aktivitenin daha güvenli yapılmasıyla (kondom kullanılarak) enfeksiyonun eşlere bulaşma riski azaltılabilir.

Durumu kontrol altına alabilmeniz için yapılabilecek çok şey vardır. Öncelikle genital herpesi öğrenmekle başlayabilirsiniz.

BELİRTİSİ 15 GÜN SÜRÜYOR

Acı veren kaşıntılı kabarcıklar, genital bölgeyi etkileyen yumrular, döküntüler ve idrar yaparken duyulan ağrı, HSV tip 2ínin ilk başta görülen klasik belirtileri. Hastalığa ateş, halsizlik, lenf bezlerinin şişmesi gibi belirtiler de eşlik ediyor. Ağrı, kabarcıklar ve kırmızı, içi sıvı dolu şişlikler şeklinde görülen belirtiler 10 ila 15 gün sürüyor.
Genital herpesin semptomları büyük değişiklikler gösterir. Herkesin deneyimi birbirinden farklıdır.

En sık görülen semptomlar arasında:

• Genital bölgede (ve muhtemelen kaba et, sırt altı bölge ve kalçada) kaşıntı ya da ağrı
• Genital bölgede ortaya çıkan, soyulan ve daha sonra kabuk bağlayan kabarcıklar
• Kaba et, kalça ve kasık bölgesinde kabarcık ve uçuklar
• Muhtemelen baş ağrısı, bitkinlik ve adale ağrıları
• Daha az yaygın olmakla beraber, genital herpes ateşe de yol açabilir

HASTA FARKINDA DEĞİL

Virüsü taşıyanların yüzde 20’sinde hiçbir bulgu görülmüyor. Hem genital hem de yüz herpesine sebep olan HSV-1 ve HSV-2 dünya nüfusunun yüzde 50’sinden fazlasını etkiliyor. Türkiye’de bu virüsün görülme sıklığı yüzde 90 oranında.
TEMASLA GEÇİYOR

HSV tip 2’nin neden olduğu genital herpes hastalıkları ağızdan ağıza, ağızdan genital bölgeye ve genital bölgeden genital bölgeye temas yoluyla bulaşıyor. Hastalığın bulaşması için semptomların olması gerekmiyor. Belirti vermeden eşten eşe geçiyor.
HAMİLELİKTE DE OLABİLİR

Eğer hamile kalmadan önce genital herpese yakalandıysanız:

• Virüsün bebeğinize geçme riski çok düşüktür - yüzde 3'ten daha azdır.
• Kanınızda bulunan antikorlar bebeğinizin virüse karşı direnç göstermesine yardımcı olur.
• Bebek bekliyorsanız ve genital herpes geçmişiniz varsa, durumun izlenebilmesi için doktorunuzu durumdan haberdar ediniz.

Kendinizde Genital Herpes olduğundan şüphelenmeniz halinde vakit geçirmeden en yakın Sağlık Kuruluşuna başvurun.

Daha Detaylı Bilgi için 

Genital Herpes Fotoğrafları için TIKLA

JİNEKOLOG OP. DR. SÜLEYMAN ESERDAĞ SORULARINIZI YANITLIYOR.

Mail Yoluyla ve Telefonla Soru Sorma Kuralları:

I.  Sorularınızı hiç çekinmeden kısa, açık, net ve dürüst bir  şekilde sorunuz. Tüm bilgileriniz mesleki etik gereği gizli tutulmaktadır.

II. Sorularınız çok ayrıntılı, kafa karıştırıcı ve gereksiz detaylarla bezenmiş olmamalıdır. Sizin gibi her gün onlarca kişinin bu hizmetten yararlandığını unutmayınız. Basit ve anlaşılır ifadeler kullanınız.

III. Maillerinizi yazarken küçük harfler kullanınız ve imla kurallarına dikkat ediniz.

IV. Tedavilere yönelik sorular sormayınız. "Sarımtırak vajinal akıntım oluyor, hangi ilaçları kullanabilirim?" veya "Hangi doğum kontrol hapını kullanmalıyım?" gibi. Bu web sitesinin amacı kişileri tedavi etmek değil, bilgi vernektir.  Hastaların şikayetlerine bakıp kendilerine tedavi uygulamaları da asla önerilmez.

V. Muayene harici yapılan müdahaleler için ücret sormayınız. Örneğin "Labioplasti ameliyatının ücreti nedir?" gibi.  Bu tür işlemlerin ve müdahalelerin ücretleri işlem riskine ve genişliğine göre değişmekte olup standart olamamaktadır.  Bunun için bir ön görüşme ve ultrason değerlendirmesi şarttır.

VI. Cep telefonu ile aramalarda numaranızı gizlemeyiniz. Çünkü buna gerek yok. Kaldı ki size gerektiğinde ulaşabilmemiz açısından numaranızın görünmesinde fayda var.

VII. Bazen ameliyat veya iş yoğunluğu durumlarında telefonunuza cevap verilemeyebilir. Bu durumlarda yeniden aramaktan çekinmeyiniz.
Pazar günleri de arayabilirsiniz, acil durumlarda mesai saatleri haricinde ve pazar günü içinde de muayene yapabilmekteyiz.

VIII. 
Her ne şekilde başı ne olursa olsun "acaba kızlık zarı bozulmuş mudur veya acaba gebe miyim" tümceleri ile biten sorularınız kati olarak cevaplandırılmayacaktır.  Bu tür durumlar ancak bir muayene ile belirlenebilir. 

IX. Yine, soru sorma kurallarına uymayan veya cevaplandırılması uygun görülmeyen sorularınız editör tarafından cevaplandırılmayacaktır.           

Telefonla Soru Sormak İçin
Hafta içi ve cumartesi günleri
10.00- 18.30 saatleri arasında
0 312 / 426 85 25 No’lu telefonu arayabilir.

Mail Yoluyla Soru Sormak İçin


Dr. Süleyman Eserdağ sorularınızı yanıtlıyor


Jinekolog Op.Dr. SÜLEYMAN ESERDAĞ
'a soracağınız sorularda LÜTFEN yukarıda belirtilen hususlara dikkat edin.

OKUNASI
GEZELİM GÖRELİM

Online Doktor


Xprodoksit Blog
 
Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları

 
Sponsor & Destek

Türk Meme Vakfı
www.XprodoksiT.com