Ana Sayfa
Orjinal Lida

Lida ile 15 Günde 5 Kilo verin!
Orjinal Zayıflama Hapı Lida ile yaz tatilinize incecik ve mutlu bir şekilde giderek sevenlerinizi şaşırtın!
Orjinal Lida Yetkili Ürün Bayii



REKLAM

REKLAM

Sağlık
 
Reklam
- Maurers
- Saç Ekimi
- v-pills
- panax
- clavis panax
- tereson
- yudali
- maurers
- orjin krem
- cosmodisk
- basur hapı
- kibarlı
- tütüne son
- bıktım tozu
- maurers hapı
- rx1 zayıflama hapı
- antakya biberi
- pembe maske
- afrika mango
- afrika mangosu
- biber hapı
- perfect steps
- zayıflatan ayakkabı
- mavi boncuk hapı
- extrajel
- hemoroid
- kilo aldırıcı
- zayıflama
- formula 7
- ayak ısıtıcı
- ufo ayak ısıtıcı
- zayıflama zayıflama hapı
- boy uzatma, boy uzatıcı
- diyet
- reishi mantarı, reishi
- kanser, kanser tedavisi
- afrika mango, african mango
- panax, panax ginseng
- samandağ biberi
- acai, açai 1200
- antakya biberi
- antakya biberi-antakya biber hapı
- african mango-afrika mangosu
- boy uzatıcı
- bontavi
- limon kapsülü
- göbek bandı
- göbek eritme bandı
- burun ameliyatı izle
- antakya biberi
- mekik aleti
- plates topu

Diyet
Güzellik
- Doç.Dr.Alev Eken
-
Doç.Dr.Nuran Atmanoğlu
-
Dr.Ceyda Şener
-
Dr. Horward Murad
-
Ebru Şallı
-
Meryem DEDE
-
Suna Dumankaya
-
Şule Karabağ
Jinekoloji
- Prof.Dr.Derin Kösebay
-
Dr. Süleyman Eserdağ
-
Dr. Aytuğ Kolankaya
-
Op.Dr. Alper Mumcu
 
Son Fotoğraflar
BEBEĞİMİ EMZİRİR MİSİN?
 
Loading


Ana SayfaSağlık-İlkay Keskinel
Malum kış aylarında daha sık hastalanıyoruz. Özellikle bağışıklık sistemimizde zafiyet varsa. Sağlıklı kalmanın ilk koşulu güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak. Yanlış beslenme ve stres bağışıklık sisteminin iki büyük düşmanı. Bağışıklık sistemi güçlü olanlar, kolay kolay hastalanmıyor. Tam tersine bağışıklık sistemi zayıfladığında ise en zararsız mikrobik hastalıklar bile ciddi sorunlara yol açabiliyor.



Devamı...
Malum hava koşulları nedeniyle giderek daha fazla kapalı, havasız ve kalabalık ortamlarda bulunmamız özellikle solunum yolu hastalıkların bulaşmasını kolaylaştırıyor. Zatürree de bu hastalıklardan biri. En sık zatürree nedenlerinden olan pnömokok adlı bakteriler, hava yoluyla bulaşıyor.



Devamı...

Sigaranın Neden Olduğu Öksürük ve Nefes Darlığı KOAH Habercisi Olabilir.

Her gün bir paket sigara içmenin size şu anda sağlık açısından bir zararı olmadığını düşünüyor olabilirsiniz. Ancak şu anda büyük bir keyifle içtiğiniz sigaranın bundan birkaç yıl sonra size nefes darlığı, tıkanma gibi şikayetler yaşatıp her sabah öksürüklere boğacak sinsi bir hastalığa itecek olduğunu bilseydiniz yine de içer miydiniz?  Şu anda önemsemeyip ihmal ettiğiniz sigara bağımlılığınız ileride tedavisi güç bir hastalıkla karşı karşıya kalmanıza neden olabilir. Memorial Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz.Dr. İlkay KESKİNEL, 17 Kasım Dünya KOAH günü öncesinde, ülkemizde sigara bağımlılığının günden güne artmasına dikkat çekerek KOAH hastalığı hakkında bilgi verdi.

Ülkemizde KOAH’lı her on kişiden dokuzu hasta olduğunu bilmiyor

KOAH, iki hastalığı tanımlamakta kullanılır: Kronik bronşit ve amfizem. Kronik bronşit, en az iki yıl üst üste ve bu iki yılın en az üç ayında öksürük ve balgamla seyreden ilerleyici bir rahatsızlıktır. Amfizem ise, kana oksijen taşınmasını sağlayan hava keseciklerinde harabiyete neden olan bir hastalıktır. Bunun sonucunda akciğerde elastikiyet kaybı ve nefes darlığı görülür. KOAH, yaşam kalitesini bozan, işgücü kaybına neden olan ve kişiyi zaman içinde kendi bakımını bile gerçekleştiremeyecek hale getiren bir hastalıktır. Ülkemizde yaklaşık 3 milyon kişinin KOAH’lı olduğu tahmin edilmekte. Tüm dünyada ise bu sayı 600 milyona ulaşıyor. Tüm dünyada en sık rastlanan ölüm nedenleri arasında kalp-damar hastalıkları, zatürre ve AIDS’ten sonra 4. sırada yer alan Koah (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), uzmanlar tarafından “sinsi bir tehlike” olarak tanımlanıyor. Her hastalıkta olduğu gibi KOAH’ta da erken tanı hayat kurtarır; çünkü KOAH’lı her on kişiden dokuzu hasta olduğunu bilmiyor.

Sigara içenler için KOAH’a yakalanma riski içmeyenlere göre 30 kat fazla

KOAH’ın başlıca nedenlerinden biri (%90 hastada) sigaradır. Sigaranın yanı sıra; pipo ve puro kullanımı da KOAH’a yol açmaktadır. Sigara içen kişilerde, içmeyenlere göre KOAH riski 30 kat kadar artmıştır. Sigaraya erken yaşta başlanması ve uzun süre çok miktarda içilmesi, KOAH’ın daha ağır seyretmesine neden olur. Sigara dışında bazı mesleki faktörler (madencilik, fırın/tahıl işçiliği, çiftçilik) ve ısınma amaçlı tezek yakılması da KOAH’a zemin hazırlar. Sigara, eroin ve kokain gibi bağımlılık yapıcı bir madde olduğundan, bağımlılık nedeniyle kişi sigarayı bırakmada zorluk çekebilir. Kişi, kendi sigarayı bırakamıyorsa, tıbbi tedavi için sigara polikliniklerine başvurabilir. Sigara Poliklinikleri’de, öncelikle fizik muayenesi yapılmakta, gerekli görülen tetkikleri istenmekte ve fiziksel mi, yoksa ruhsal bağımlılığın mı daha ön planda olduğu saptanmaktadır.  Bundan sonraki aşamada kişinin bağımlılık tipine göre, nikotin yerine koyma tedavisi ya da ilaç tedavisi önerilmektedir.

Normal öksürük yoktur

KOAH, ülkemizde maalesef insanlar tarafından önemsenmediğinden tanısı ihmal edilen bir hastalıktır. Halbuki erken tanı ve müdahale, hastalığın gidişini durdurabilir ya da yavaşlatabilir. Tanıda öncelikle hastanın şikayetleri değerlendirilmekte ve solunum fonksiyon testleri ile akciğer grafisi gibi tetkiklerden yararlanılmaktadır. Başlıca belirtileri, öksürük, daha çok sabahları balgam çıkarma ve özellikle eforla gelen nefes darlığıdır. Tanıda gecikilmesinin en önemli sebebi, sigara içenlerin öksürüğü ve balgamı “normal” kabul etmeleridir. Oysa biliyoruz ki, “normal öksürük” ya da “normal balgam” yoktur. KOAH’lı kişiler, öksürük ve balgamı çoğunlukla o kadar kanıksamışlardır ki, yakınmaları iyice artana kadar doktora başvurmayı düşünmezler. KOAH’a erken tanı konup zamanında sigara bırakılırsa, yıllık akciğer fonksiyon kaybı azalmaktadır. 35 yaşından sonra sağlıklı her insanın 1 saniye içinde dışarı verebildiği soluk hacmi, yılda 30 ml azalma gösterir. Sigara içen KOAH hastalarında bu azalma 150 ml’ye bile ulaşabilir. Dolayısıyla KOAH hastaları için sigaranın bırakılması, uzun yıllar boyunca hayat kalitesinin yüksek kalması açısından kritik önem taşımaktadır. Kendinizi ihmal etmeyin. Nefes darlığı, öksürük, balgam gibi yakınmalarınız varsa, mutlaka bir Göğüs Hastalıkları Uzmanı’na başvurun ve KOAH hastası iseniz erken tanı şansını yakalayın. Dünya KOAH günü sizin sigarayı bırakıp daha kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürmeniz için güzel bir fırsat olabilir.

 - KOAH Hastalığı ve Tedavisi - Video

Uz.Dr. İlkay KESKİNEL

- Zatüre Kapınızı Çalmadan
- KOAH Öksürük ve Nefes Darlığı
- Yaz Aylarında Astım ve Alerji
- Sigarayı Bıraktıran Tıbbi Yöntemler
- Oda Kokuları ve Tütsülerden Uzak Durun
- Astım Hakkında Yanlış Bilinenler




 
 

Uz.Dr. İlkay KESKİNEL
- Zatüre Kapınızı Çalmadan
- KOAH Öksürük ve Nefes Darlığı
- Yaz Aylarında Astım ve Alerji
- Sigarayı Bıraktıran Tıbbi Yöntemler
- Oda Kokuları ve Tütsülerden Uzak Durun
- Astım Hakkında Yanlış Bilinenler




Ölümlerin yüzde 20'sinden Akciger sorumlu

Dünya genelinde ölümlerin yaklaşık yüzde 20'sinden akciğer hastalıkları sorumlu tutuluyor.

Uzmanlar, dünyada yılda yaklaşık 4 milyon kişinin kronik akciğer hastalığı (KOAH), 3 milyon kişinin pnömoni, 2 milyon kişinin ise akciğer kanseri gibi akciğer sorunları nedeniyle öldüğünü, sadece Avrupa Birliği ülkelerinin akciğer hastalıkları için her yıl 100 milyar Avro'nun üzerinde harcama yaptığını ifade ediyor.

Uzmanlar, bu hastalıklara bağlı olarak 2025 yılında ölümlerin, erkeklerde 4.3 kat, kadınlarda 2.8 kat artacağına dikkati çekiyor.

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Can Öztürk, yaptığı açıklamada, astım, KOAH, akciğer kanseri, zatürre, tüberküloz ve solunum yetmezliği gibi akciğer hastalıkları yüzünden, dünyada her yıl on milyonlarca insanın nefes almakta güçlük çektiğini ve yaşam mücadelesi verdiğini belirterek, “10 milyondan fazla insan, akciğer hastalıkları yüzünden hayatını kaybetmektedir” dedi.

Akciğer hastalıklarının, dünya nüfusunu tehdit eden önemli bir sorun olduğunu belirten Öztürk, astım, KOAH ve akciğer kanseri gibi hastalıkların, özellikle düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde büyük sorunlar oluşturduğunu ve toplum sağlığı hizmetlerine büyük yük getirdiğini söyledi.

Öztürk, dünya genelinde ölümlerin yaklaşık yüzde 20'sinin akciğer hastalıklarına bağlı olarak oluştuğunu dile getirerek, kalp hastalıkları ve nörolojik sorunların ardından akciğer hastalıklarının ölümlerde üçüncü sırada yer aldığını ifade etti.

“Yılda yaklaşık 4 milyon kişi KOAH diye isimlendirilen kronik akciğer hastalığı nedeniyle yaşamını kaybettiğini” belirten Öztürk, “Her yıl 3 milyon kişi pnömoni, 2 milyon kişi ise akciğer kanseri gibi akciğer sorunları nedeniyle ölüyor” diye konuştu.

Avrupa, her yıl 100 milyar Avro'nun üzerinde harcama yapıyor

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Öztürk, sadece KOAH'lı hastaların yetişkin nüfusun yüzde 5-10'unu oluşturduğunu ifade ederek, yalnızca Avrupa ülkelerinde yılda 30 milyar Avro'luk bir ekonomik kayba yol açtığını söyledi.

Bu alanda yapılan harcamalara KOAH dışında, astım, akciğer kanseri, pnömoni, tüberküloz gibi sık görülen akciğer hastalıklarının da eklendiğini anlatan Öztürk, yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinin akciğer hastalıkları için “her yıl 100 milyar Avro'nun üzerinde bir harcama yaptığını” belirtti.

Öztürk, kronik solunum hastalıklarının çoğunda, evde bakım organizasyonlarının kurulmasının, tedavi maliyetlerini düşürebilecek en etkin uygulama olduğunu belirterek, evde bakım ile hastaların daha az hastaneye yatış yapacağını veya daha erken hastaneden taburcu edilebileceklerini, bu şekilde de tedavi maliyetlerinin belirgin olarak düşeceğinin altını çizdi.

Öte yandan Öztürk, “Bu hastalıklara bağlı olarak 2025 yılında ölümlerin, erkeklerde 4.3 kat, kadınlarda 2.8 kat artacağına” işaret etti.

Sigara, yılda 5 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açıyor

Bu hastalıkların tümünü etkileyen önemli faktörlerin başında sigara kullanımının geldiğini vurgulayan Öztürk, “Sigaranın her yıl 1,3 milyonu akciğer kanserinden olmak üzere, 5 milyondan fazla insanın ölümüne” yol açtığını söyledi.
Öztürk, akciğer kanserinin özellikle Türkiye'de son yıllarda da gittikçe artma eğilimi gösterdiğini ve ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini vurgulayarak, “Türkiye'de özellikle sigara tüketiminin çok yoğun olması nedeniyle, akciğer kanseri sayıları gittikçe artma eğilimi gösteriyor. Ülkemizde yılda ortalama 15 bini geçen sayıda akciğer kanseri vakası teşhis ediliyor” dedi.

İleri ve gecikmiş dönemlerde tanı konuluyor

Türkiye'de akciğer kanseri dahil tüm solunum sistemi hastalıklarında, hastalara ileri ve gecikmiş dönemlerde tanı konulduğunu anlatan Öztürk, “Örneğin, akciğer kanserli hastaların yaklaşık yüzde 50'si en son dönemlerinde teşhis edilmektedir” şeklinde konuştu.
Öztürk, iş gücü kaybı ve sağlık harcamalarındaki artışa paralel olarak, akciğer hastalıklarının getirdiği mali külfetin, her yıl milyarlarca doları bulduğunun altını çizerek, “Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kapsamında, solunum sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisi için yapılan ödemeler, sağlık hizmetlerine yönelik ödemelerin yüzde 10'undan fazlasını oluşturmaktadır” diye konuştu.

Alt solunum yolu hastalıkları da etkili

Akciğer hastalıklarında alt solunum yollarının enfeksiyonlarının da önemli yer tuttuğunu anımsatan Öztürk, pnömoni veya zatürre ile bronş enfeksiyonlarının bu alanda sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer aldığını belirtti.
Tüberkülozun da son dönemde farklı bir boyutuyla ön plana çıktığını anlatan Öztürk, “Dirençli tüberküloz dediğimiz, tedaviye dirençli olan hastalarla kendini gösterebilen ve toplum için ciddi bir risk haline gelen bir sağlık sorunu halini aldı” dedi.

Atmosferde sera gazı emisyonlarının artması risk faktörü

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Can Öztürk, akciğer hastalıklarının gelişiminde, genetik bazı faktörlerin yanında kirli hava, allerjenler, küçük organizmalar, gazlar, sigara dumanı, farklı partiküller, solunumsal olarak mesleki bazı etkilenmeler ve tütün kullanımı gibi risk faktörünü artıran bazı çevresel maruziyetlerin de etkili olduğunu vurguladı.

Son dönemde küresel iklim değişikliği ve ısınma çerçevesinde atmosferde sera gazı emisyonlarının artmasının, solunum sistemi hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer aldığına dikkati çeken Öztürk, şunları kaydetti:

“Çünkü sera gazlarının en çok bilineni olan karbondioksidin kaynakları, araç egzozları, ısınma ve soğutma amaçlı yakıtların kullanımı, fabrika bacalarıdır. Ayrıca hastalık etmeni olan mikroorganizmaların virulansı ve çoğalma hızında artış, su ve gıda kaynaklarındaki değişiklikler, karşılaştığımız hastalıkların boyutunu ve niteliğini değiştirmektedir. İklim değişikliğinin biyolojik etkilerini azaltmak için, fosil yakıtların üretim ve tüketimini asgariye indirmek, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmak, insanların çevre dostu binalarda ve yeşil ortamlarda yaşamasını sağlamak önem taşımaktadır.”

| Yorumlar (2) | 13.11.2010 | İlkay Keskinel  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Yaz Aylarında Astım ve Alerji Hastalarına Rahat Yok!


Yaz mevsiminde astımlılar ve alerji hastaları pek çok açıdan tehdit altında olabilirler. Nemli ve sıcak hava, sorunun başlıca kaynağını oluşturur. Yaz aylarında artan tatil planlarında, seçilecek otel ya da yazlığın da alerjenler açısından gözden geçirilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Keskinel, astım ve yaz aylarında görülen alerjiler konusunda bilgi verdi.

Astımın ve alerjik nezle ile alerjik göz rahatsızlıklarının önde gelen tetikleyicilerinden olan polenler, sanılanın aksine sadece ilkbaharda değil; yaz ortasından sonbahara dek yayılma gösterirler. Dolayısıyla, kişinin bu grup polenlerden hangisine karşı alerjisi varsa, o dönemde yakınmaları artar.

Otel Tercihi Önemli!

Yazın dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri tatile gidilecekse seçilecek otelin ya da yazlığın alerjenler açısından gözden geçirilmesidir. Halılar ev tozu akarlarını barındırabildiklerinden otel odasının halı içermemesi ve mümkünse yüksek kalitede hava filtreleme sistemi olması tercih edilirken sigara içilmeyen odalar seçilmelidir. Yine akar alerjisi olan kişiler eğer varsa akar geçirmeyen yatak ve yastık kılıflarını yanlarında götürmelidir. Kuş tüyü yastıklar da alerjik kişilerde soruna neden olabileceğinden tercih edilmemelidir. Hastanın evcil hayvan alerjisi varsa, evcil hayvan kabul etmeyen otel seçilmelidir çünkü hayvanlardan dökülen alerjen maddeler ortamda varlıklarını uzun süre sürdürebilmektedirler. Gidilen bölgedeki polen örtüsü de önem taşımaktadır. Kişinin alerjik olduğu bitkilerin yoğun olduğu bölgeler, polen mevsiminde tatil için tercih edilmemelidir.

Araç Camını Değil, Varsa Klimayı Açın!

Yolculuk esnasında da, hasta alerjenlerle karşılaşabilir. Araba ya da otobüslerdeki döşemeler ve halılar ile havalandırma sistemleri, ev tozu akarları ve küflerin barınağı olabilir. Dış ortam alerjenlerine maruz kalınmasını engellemek açısından, araç camlarının açılması yerine, klima kullanılmalıdır. Araca binilmeden camların açılarak 10 dakika boyunca klimanın çalıştırılması, klima sistemindeki toz ve küfün boşaltılması açısından yararlı olacaktır. Uçak yolculuklarında astım hastalarının kabin içi havasından olumsuz etkilenmesi mümkündür. Fazlasıyla kuru hava kimi zaman burun kuruluğuna neden olabileceğinden, tuzlu su içeren burun spreyleri şikayetlerin önlenmesinde önerilir. Bu tür spreylerin uçuş boyunca saat başı tekrarlanması, burun mukozasının aşırı kurumasını engelleyecektir.

Klor da Alerji Kaynağı

Yaz aylarında karşılaşılabilecek başka bir alerjen de havuz dezenfeksiyonunda kullanılan klordur. Klor alerjisi olan kişi havuza girdiğinde ciltte kızarma, kaşınma, gözlerde batma, öksürük, hapşırık ve hırıltı gibi belirtiler görülebilir. Bu belirtiler birkaç saatten birkaç güne kadar sürebilir. Klor alerjisi olmadan da kimyasal maddelere karşı duyarlı olan kişilerde benzer şikayetler görülebilir. Bu tür alerjilerden korunmada havuzdan çıkar çıkmaz duş yapmak, yüzme sonrası burnu temizlemek için tuzlu su spreyleri kullanmak, burna ve kulaklara su girmesini önlemek için tıkaç ve saç bonesi takmak uygun olur. İdeali, denizi ya da klor kullanılmadan dezenfekte edilmiş havuzları tercih etmektir.

Dondurma Alerjiye Sebep Olabilir!

Soğuk deniz ya da havuza girmek de alerjiyi tetikleyebilir. Buna “soğuk alerjisi” denir. Soğuk alerjisi olan kişilerde soğuk bir uyarana maruz kalma sonucu vücutta kızarma, kaşıntı ve şişme olabilir. Dondurma gibi soğuk yiyeceklerle dudaklarda şişme görülebilir. Ağır durumlarda baş ağrısı, karın ağrısı ve bayılma ortaya çıkar.

Güneş Alerjisi

Güzel güneşli günler içimizi ısıtsa da, güneş de alerji yapabilir! Kimi alerjik kişilerde güneş ışığına maruz kalma sonucu, kaşıntı, kızarıklık, hatta ciltte su toplaması gibi belirtiler görülebilir. Bu tipte alerjisi olan kişilerin özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneşte kalmamaları, kol ve bacaklarını örtecek uzun giysiler giymeleri, güneş gözlüğü ve şapka takmaları ve güneşe çıkmadan önce güneşten koruyucu kremler kullanmaları uygun olacaktır. Kimi antibiyotikler, doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçların kullanımı sırasında güneşten kaçınılması önerilmektedir.

Böcek ve Arı Sokmalarına Dikkat!

Yazın açık havada karşılaşılan bir başka sorun da böcek ve arı sokmalarıdır. Daha önceden arı sokması sonucu alerji gelişmiş bir kişide yeniden sokma ile aynı şiddette veya daha ağır bir tablo gelişme olasılığı yüzde60 kadardır. Arıları uzak tutmak için onları cezbedecek güzel kokular kullanılmamalı, açık renkli giysiler tercih edilmeli, yiyecek ve içecekler açıkta bırakılmamalıdır. Eğer arı sokması sonucu nefes darlığı; çarpıntı; tüm vücutta kızarma, şişme; tansiyon düşüklüğü gibi belirtiler görülüyorsa, kişi derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.


- İnek Sütü Proteini Alerjisi
- Çocuklarda Göz Alerjisi
- Yaz Aylarında Astım ve Alerji
- Fıstık Alerjisi Nedir?
-
Bahar Alerji ve Kurtulma Yolları

Egzersiz Yaparken Aşırıya Kaçmayın!

Hareketsiz geçen kış aylarından sonra yazları açık havada aşırı egzersiz yapılması da alerji ve astım krizini tetikleyebilir. Yürüyüş de dahil olmak üzere tüm egzersiz çeşitleri ile kişide nefes darlığı, hırıltı, öksürük, göğüste sıkışma hissi, kaşıntı, deri döküntüsü ve bayılma gibi belirtiler görülebilir. Bu tür alerjiden korunmak için yemek sonrası 4-6 saat boyunca egzersizden kaçınmak; egzersiz öncesi kimi ağrı kesicilerden uzak durmak ve adet dönemlerinde egzersiz yapmamak uygun olacaktır. Ayrıca, egzersize yavaş yavaş başlayıp ve aynı şekilde bitirmek de önerilmektedir.

- Astım hakkında yanlış bilinenler Uz.Dr. İlkay Keskinel
-
Yaz Aylarında Astım ve Alerji Uz.Dr. İlkay Keskinel
-
Astım krizine yol açan ilaçlar Prof.Dr. A.Rasim Küçükusta
-
Mesleksel Astım Tehlikesi Prof.Dr. A.Rasim Küçükusta
-
Astıma karşı doğal kürler Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu 
-
Çocuklarda Astım ve Tedavisi 
-
Atopik Dermatit'de Astım Riski 
-
Astım Krizinde Neler Yapılmalı

Uz.Dr. İlkay KESKİNEL 

- Zatüre Kapınızı Çalmadan
- KOAH Öksürük ve Nefes Darlığı
- Yaz Aylarında Astım ve Alerji
- Sigarayı Bıraktıran Tıbbi Yöntemler
- Oda Kokuları ve Tütsülerden Uzak Durun
- Astım Hakkında Yanlış Bilinenler

Sigarayı Tıbbi Tekniklerle Bırakın

“Tek seansta sigaraya son”,
“Bırakamazsanız paranız iade”,

“1 saatte sigaradan tamamen kurtulun”

gibi söylemleri olan yöntemler, kısa bir süre kişinin sigara içmemesini belki sağlayabilir, ancak sigara tedavisinde önemli olan sigaraya “ara vermek” değil, 1. yıl sonunda dahi halen içmiyor olmaktır. Ne yazık ki, “sihirli değnek” benzeri bir sigara bırakma yöntemi yoktur.

Memorial Ataşehir Sigara Bırakma Merkezi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Keskinel, sigarayı bırakma teknikleri ve sigaranın zararları hakkında bilgi verdi.
SİGARAYI BIRAKTIRAN TIBBİ TEKNİKLER
Sigarayı bırakmayı deneyip de başarısız olmak, bir dahaki denemede yeniden başarısız olunacağı anlamına gelmez. Sigarayı “azaltarak bırakma”, ya da daha düşük nikotin/katran içeren “light” sigaralara geçme, etkin yöntemler değildir.

Yalnız başına sigarayı bırakmada zorlanan kişilerin başvuracakları yerler, sigara bırakma poliklinikleridir.

Memorial Ataşehir Sigarayı Bırakma Merkezi’ne başvuranlar için nasıl bir yol izleniyor?

Merkezimizde, hekim kontrolünde sigara bırakma arzusunda olan kişinin bağımlılık tipi (ruhsal/fiziksel ya da her ikisi) saptanır; karbon monoksit düzeyi ölçülür; genel muayene yapılarak sigaranın yapmış olabileceği zararlar araştırılır ve kişiye uygun tedavi başlanır. Kimi bağımlılar için sadece bırakmanın gerekliliğinin hekim tarafından vurgulanması yeterli olurken, kimi durumlarda ilaç, kimi durumlarda ilave psikolojik destek gerekebilir. Sigaranın bırakılması ile ortaya çıkması olası sorunlar, sigara polikliniğini yürüten hekimle beraber aşılmaya çalışılır. Hastanın ihtiyacına göre, ilk 15. gün, 1 ay ve sonraki 3 aylık dönemlerde telefonla ya da yüz yüze görüşmeler yapılır. Hastanın izlemi 1 yıla tamamlanır. 1 yıl sonunda halen sigara içmeyen hasta başarılı kabul edilir.

Memorial Ataşehir Sigarayı Bırakma Merkezi’nde kullanılan yöntemler arasında nikotin yerine koyma tedavisi ve ilaç tedavileri yer alır. Bu tedavilerin sigara konusunda deneyimli bir hekim tarafından uygulanması gereklidir. Kişinin kendi başına bu tedavileri kullanması, çeşitli zararlar doğurabileceği gibi, hekim desteği ve motivasyonu olmadığında sigarayı bırakamayan kişi, ilaçlara ve sigarayı bırakabileceğine dair güvenini de kaybetmektedir.

Sigara Bırakmada Kullanılan Teknikler
Nikotin Yerine Koyma Tedavisi
Sigara bırakma tedavisinde kullanılan ilk yöntem, nikotin yerine koyma tedavisidir. Fagerström Testi ’nde orta-yüksek bağımlılık gösteren kişilerde kullanılabilir. Nikotin, alkol, eroin, kokain vb.. gibi bağımlılık yapıcı bir maddedir. Sigaranın da en az eroin ve kokain kadar bağımlılık yapabildiği bilinmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün sınıflamasına göre, tütün bağımlılığı ruhsal ve davranışsal bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. Mutluluk, rahatlama, açlık hissinde azalma ve konsantrasyon artışı gibi etkileri vardır. Vücut, nikotinin bu etkilerine alışır ve sürekli nikotin almak ister, sonuçta bağımlılık gelişir. Kişi yeterli nikotin almadığında, huzursuzluk, sinirlilik, uyku sorunları, iştah artışı, konsantrasyon güçlüğü yaşar.

Sigarayı bırakırken sigara yerine giderek azalan dozda nikotinin kullanımı ile nikotin yoksunluk belirtileri engellenmeye çalışılır. Bu yöntem sayesinde kişi, nikotin dışında sigarada bulunan diğer zararlı maddelere maruz kalmamaktadır. Diğer sigara bırakma tedavileri gibi, mutlaka doktor kontrolünde uygulanmalıdır. Bu tedavi yöntemi, gebelerde, süt verenlerde, 18 yaşın altındakilerde, kalp ve damar hastalığı olanlarda kullanılmamalıdır. Nikotin tedavisi alırken, kesinlikle sigara içilmemelidir.

Nikotin sakızı: Çoğu ülkede reçeteli satılmasına rağmen, İsviçre, Malta, İsviçre ve ülkemizde reçetesiz alınabilir. Sigara ihtiyacı duyulduğunda çiğnenir. Günlük 12 adetlik doz geçilmemelidir. Asitli içeceklerle beraber tüketilmemelidir. Sakız adedi giderek azaltılır ve bırakılır.
Nikotin bandı: Kişinin içtiği sigara adedine göre dozu ayarlanır. 7, 14, 21 mg’lık formları vardır. Üst kolun kılsız ve temiz bir bölgesine yapıştırılan bant, gün boyunca sabit düzeyde nikotin salgılayarak kişinin nikotin ihtiyacını yerine koyar. 24 saat sonra yeni bir bant, bu kez farklı bir bölgeye yapıştırılır. Günde 10 taneden az sigara içenlerde önerilmez. Yapıştırıldığı bölgede ciltte yanma, kızarıklık, kaşıntıya yol açabilir. Cilt hastalığı olanların nikotin bantlarını kullanması uygun değildir.
Nikotin burun spreyi: Her iki burun deliğine sıkılır. 3-6 ay kullanılır. Burunda rahatsızlık hissi, öksürük yapabilir.
Nikotin spreyi: Burun spreyi gibi 3-6 ay süreyle kullanılır.

İlaç Tedavisinde Hekim Kontrolü Şart!
Sigara bırakmada yararlanılan bir diğer yöntem, ilaç tedavisidir. Nikotin tedavisinde olduğu gibi, bu ilaçlar da reçeteli alınmalı, mutlaka hekim kontrolünde uygulanmalıdır.

Bu ilaçlardan bazıları aslında anti-depresandır. Sigara bağımlıları arasında depresyon görülme sıklığı, sigara içmeyenlerden fazladır. Bunun dışında, depresyonu olan sigara içiciler, depresyonu olmayanlara göre sigarayı çok daha zor bırakmaktadırlar. Bu ilacın sigarayı bıraktırmadaki etkinliğinin yanı sıra, sigara bırakıldığında oluşabilecek öfke, huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü ve kilo alımı gibi belirtileri engelleyebileceğini gösteren çalışmalar vardır. Sigara bırakma gününden 1-2 hafta önce başlanır. İlk 3 gün daha küçük dozda, sonrasında daha yüksek dozda alınır. Bu tedavi yöntemi, ağır depresyonu olanlar ile epilepsi hastalarında kullanılmamalıdır. Yan etkileri arasında uykusuzluk, baş ağrısı, ağız kuruluğu ve çarpıntı sayılabilir. Bu belirtilerin önlenmesi için hekim tarafından doz ve/veya kullanım saati ayarlanması yapılabilir.

Sigarayı bırakmada kullanılan diğer bir ilaç grubu da nikotine benzer biçimde dopamin maddesi salınmasına ve sonuç olarak sigaranın yaptığına benzer bir haz duygusu ortaya çıkarmaktadır. Bu ilacın bulantı, kabızlık ve uyku ile ilgili sorunlar gibi yan etkileri vardır.

Nikotin, vücuda alındığında beyindeki nikotin reseptörlerine bağlanır. Bu bağlanma ile beyinde “dopamin” açığa çıkar. Bu, keyif verici bir sinirler arası iletişim maddesidir. Sigarayı bırakmada kullanılan farklı bir ilaç da, nikotine benzer biçimde dopamin salınmasına neden olmakta ve sonuç olarak sigaranın yaptığına benzer bir haz duygusu ortaya çıkarmaktadır. Bu ilaç, sigara içme arzusunu baskılar ve nikotin yoksunluğuna bağlı belirtilerin ortaya çıkmasını engeller. Sigara bırakma gününden 1-2 hafta önce kullanmaya başlanır. Belirli bir doza kadar doz artırılarak kullanılır. 12 haftalık kullanım süresi sonrasında, nüksün engellenmesi için 12 haftalık ek tedavi önerilebilir. Bu ilacın bulantı, kabızlık ve uyku ile ilgili sorunlar gibi yan etkileri olabilir.

Ayrıca, sigara fizikselden çok ruhsal bağımlılığı olan ve sigara bırakmada tedaviye rağmen sorun yaşayan kişilere, psikolojik destek de önerilebilir. Bunların dışındaki yöntemlere tıbbi kabul edilmektedir.

Sigara Kadınları Erkeklerden Daha Çok Etkiliyor!
Akciğer Kanserinin Yeni Hedefi Sigara İçen Kadınlar
Akciğer kanseri, dünyada erkeklerde en sık, kadınlarda meme kanserinden sonra ikinci sıklıkta görülen kanser tipidir. Türkiye'de her yıl çoğunluğu kadın olmak üzere 30 - 40 bin kişide akciğer kanseri saptanmaktadır.

Akciğer kanseri, dünyada en sık 50-70 yaşlar arasında görülmekle birlikte 35 yaşından sonra risk artmakta ve kadınlarda erkeklere göre çok daha hızlı bir yükseliş göstermektedir. 25 yıl önce bu kanser türü her 11 erkeğe karşılık 1 kadında görülürken, günümüzde neredeyse her 2 erkeğe karşı 1 kadında akciğer kanseri saptanmaktadır ve bunun en büyük nedeni artık kadınların daha çok sigara içiyor olmasıdır.

Akciğer kanserine neden olan faktörler nelerdir?
Akciğer kanseri gelişiminde en önemli risk faktörü % 90 oranında sigaradır. Sigara içen birinin akciğer kanserine yakalanma olasılığı, içmeyen birine göre yaklaşık 20 kat artmaktadır. İçilen sigaranın “light”, yani düşük katranlı olması kanser riskini azaltmadığı gibi sigaraya başlama yaşı ne kadar küçükse, içilen süre ne kadar uzunsa ve günlük tüketim ne kadar fazlaysa, kanser riski de o oranda artış göstermektedir.

Hiç sigara içmediği halde akciğer kanserine yakalanan her üç kişiden biri, pasif içicidir.

Sigaranın yanı sıra pipo ve puro içilmesi, çevresel ve mesleki faktörler, hava kirliliği, ailede akciğer kanseri olması, sebze ve meyveden fakir, hayvansal yağlardan zengin beslenmek de akciğer kanseri gelişiminde rol oynamaktadır.

Erken tanı hayat kurtarıcıdır!
Akciğer kanserinin belirtileri olan inatçı öksürük, var olan öksürüğün ve balgamın karakterinde değişme, balgamda kan bulunması, göğüs, sırt, kol ya da omuz ağrısı, nefes darlığı, ses kısıklığı, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, boyun ve yüzde şişme gibi durumlar görülebilse de erken dönemde hiç yakınma olmayabilir. Bu nedenle; akciğer filmi, bilgisayarlı tomografi, balgam incelemesi, bronkoskopi (havayolunun özel bir aletle incelenmesi) gibi yöntemlerle tanının hemen konulması ve tedaviye geçilmesi çok önemli. Tedavide, tümörün tipine, büyüklüğüne ve yayılımına bağlı olarak; cerrahi, kemoterapi (ilaç tedavisi), radyoterapi (ışın tedavisi) veya bu yöntemlerin bileşimleri kullanılmaktadır. Tedavide en önemli faktör, tanıda gecikilmemesidir.

Sigara İçen Kadınlar Düşük Yapıyor, Bebekleri Ölü Doğuyor

Binlerce zararlı kimyasal madde içeren sigara, sadece akciğerleri değil, vücutta hemen her organ ve sistemi etkiliyor. Sigara, baba adaylarında sperm sayısı ve kalitesini düşürürken anne adayları için de kimi zaman; dış gebelik, düşük ve ölü doğum riski anlamına geliyor.

Sigara bebekten önce anne ve babayı etkiliyor!

Sigara içen kadın ve erkeklerde kısırlık, içmeyenlere göre çok daha sık görülmektedir. Sigara içen erkeklerin sperm sayısı düşmekte ve sperm hareketliliği azalmakta iken kadınların gebelik için gerekli hormonları sigaradan etkilenmektedir. Ayrıca sigara, yumurtanın tüplerden rahme yolculuğunu da sekteye uğratmaktadır. Tüm bunlara ek olarak sigara, kısırlık tedavisinin başarısını düşürmektedir.

Sigara içen kadınlarda, “dış gebelik” adı verilen, döllenmiş yumurtanın rahim dışında bir yere yerleşmesi durumu ve düşükler ile ölü doğumlar da sık görülür.

Sigara, “plasenta” ya da “bebeğin eşi” olarak bilinen ve bebeğin anne ile arasındaki besin maddeleri ile oksijen, karbondioksit gibi gazların alışverişinde rol alan organ ile ilgili zararlara da yol açmaktadır. “Plasenta previa”, plasentanın rahmin alt kısmında yerleşmesi anlamına gelir. Bunun sonucunda gebeliğin ilerleyen dönemlerinde kanama görülebilir ve erken doğum yaptırılması gerekebilir. Sigara içenlerde, hem plasenta previa, hem de plasentanın doğumdan daha önce rahim duvarından ayrılması olayı daha sık görülmektedir.

Anne sigara içiyorsa bebek de içiyordur!

Anne karnındaki bebek, göbek kordonu aracılığıyla annenin yediği besinlerden yararlandığı gibi, annenin aldığı ilaçlara ve zararlı maddelere de maruz kalır. Sigaradaki kimyasallar da bebeğe bu yolla ulaşıp, henüz gelişmekte olan minik organlara zarar verir. Nikotin, katran ve karbon monoksit (egzoz gazında bulunan ya da soba zehirlenmelerinde solunan gaz), bebek için sigaradaki en tehlikeli maddelerin başında gelmektedir. Anne sigara içiyorsa, bebek de içiyordur. Sigara, bebeğin küçücük organlarına annesine göre kat kat fazla zarar vermektedir.

Sigara ile gelen erken doğum tehlikesi

Anne gebelik boyunca ne kadar çok sigara içerse, bebek de o kadar küçük doğmaktadır. Erken doğum riski de artmaktadır. Erken doğan bebekler daha küçük dünyaya gelmelerinin yanı sıra, akciğerleri de henüz doğuma hazır olmadığından solunum sorunları yaşayabilmektedir.

Sigara ani beşik ölümü sendromuna yol açıyor!

Gebeliği boyunca sigara içen annenin bebeği sağlıkla dünyaya gelmiş olsa da, sigaranın bebek üzerindeki zararlı etkileri sona ermez. Bu çocuklarda nedeni bilinmeyen “ani beşik ölümü sendromu”, sigara içmeyen annelerin çocuklarına göre 2-3 kat daha sık görülmektedir.

Sigara içen annelerin çocuklarında dudak/damak yarıkları daha sıktır.

Bu çocuklar, solunum yolu hastalıklarına, kulak iltihaplarına ve bademciğe daha fazla yakalanırlar. Daha da önemlisi, ileriki yıllarda öğrenme, davranış ve dikkat bozuklukları gelişebilmektedir.

Emziren anneler de sigaradan uzak durmalı!

Gebeliği sigarasız geçiren anne, süt verme döneminde de sigaradan uzak durmalıdır. Sigara, anne sütünü azaltmaktadır. Anne sigara içtiğinde, bebek de emdiği süt yoluyla sigaradaki maddelere maruz kalmış olur. Diğer tüm zararlarının yanında, sigara bu çocukları daha huzursuz yapmakta ve uyku düzenlerini bozmaktadır. Bebeklerin kalp hızları artmakta, karın ağrısı, kusma ve ishal görülebilmektedir.

Sigarayı başka bir odada içmek de çözüm değildir

Sigara içen anne-babalar, sigarayı bebeğin yanında değil, başka bir oda ya da cam açık/balkonda içtiklerinde sigaranın bebeklerine zarar vermeyeceğini düşünürler. Oysa kişinin giysilerine ya da derisine sinen nikotin ve diğer zararlı maddeler, bebeğe yanında sigara içilmişçesine taşınmaktadır. Amerika’da yapılan bir araştırmada, evin farklı odasında ya da dışarıda sigara içilen evlerin bebek odalarında, hiç sigara içilmeyen evlere göre nikotin ve diğer kimyasalların düzeyi 5-8 kat daha yüksek bulunmuştur. Bebeklerde yapılan idrar tahlillerinde de, sigara ürünleri 8 kat fazla saptanmıştır. Bebeklerin akciğerleri o kadar küçüktür ki, çok az miktardaki sigara dumanı bile onlara zarar verebilmektedir.

Anne baba olmadan önce sigarayı bırakın

Tüm bu zararlı etkileri göz önüne alındığında, gebelik planlayan her annenin sigarayı bırakması uygun olacaktır. Hamile bir kadının ise, sigarayı bırakmak için gerçekten çok güçlü bir motivasyonu vardır. Özellikle ilk birkaç aydaki bulantı ve kusmalar, sigarayı bırakmayı kolaylaştırabilir. Kimi gebeler, sadece bırakmaya karar vererek bu kötü alışkanlıktan kurtulabilmektedirler. Bu; hem anne, hem de bebek için en güvenli yoldur.

Canınız sigara istediğinde bir bardak su için !

Sigarayı hatırlatacak her şeyden uzak durmak, sigara ile “iyi giden” çay ve kahve tüketimi gibi alışkanlıkları azaltmak, spor yapmak, sigara isteği geldiğinde bir bardak su içmek, sakız çiğnemek ya da ortam değiştirmek gibi küçük tedbirler işe yarayabilir. Bunu yaparken aile veya iş çevresinde sigara içen biriyle birlikte bırakmayı denemek de faydalı olabilir. Eğer baba adayı da sigara içiyorsa, bebek için risk katlanmış demektir. Bu yüzden anne ve babanın beraberce sigarayı bırakmaları bebek için çok daha önemlidir.

Eğer kendiliğinden bırakmada sorun yaşanırsa, mutlaka bir hekime danışılması uygun olacaktır. Göğüs hastalıkları uzmanları tarafından yürütülen sigara polikliniklerinde sigaranın bırakılmasına yönelik tedaviler, gereğine göre gebelikte de uygulanabilir.

Sigara Saç Telinden Ayak Tırnağına Kadar Zararlı!

Akciğer kanserinden ölümlerin % 90’ının, tüm kanser ölümlerinin % 30’unun sorumlusu sigaradır.
Kronik bronşit ve amfizemin başlıca sebebi sigaradır. Bu hastalıklar, kişiyi yatağa ve oksijene bağımlı hale getirebilmektedir.
Sigara, akciğerin doğal savunma sistemini bozar, solunum yollarını kaplayan titrek tüylerin felce uğramasına neden olur, zatürre gibi mikrobik hastalıklara yakalanma riskini artırır.
Sigara, kalp krizi riskini 3 kat arttırır, yüksek tansiyona yol açabilir.
Sigara, damar tıkanıklığına, el ve ayaklarda kangrene ve bunun sonucunda bu uzuvların kesilmesine yol açabilir.
Sigara, cildi erken yaşlandırır.
Sigara, mide rahatsızlıklarına yol açabilir.
Sigara, vücutta C vitamininin tüketilmesine ve bu vitaminin eksikliği sonucu hastalıklara eğilimin artmasına neden olur.
Hamilelikte sigara içilmesi düşüğe, erken doğuma, bebeğin küçük doğmasına neden olabilir. Bu bebeklerde ileride astım ve alerjik rahatsızlıkların gelişme olasılığı artar.
Anne veya babası sigara içen çocuklarda öksürük, hırıltı, astım, sinüzit, bademcik ve orta kulak sorunları daha sık görülmektedir.
Sigara, cinsel organlara giden kan miktarını azaltarak iktidarsızlığa neden olabilir, seks hormonlarının azalmasına ve spermlere zarar vererek kısırlığa neden olabilir.
Sigarayla alınan karbonmonoksit gazı, hücrelere oksijen taşınmasını engeller.
Sigara, yalnız içene değil, çevresindekilere de ciddi boyutlarda zarar vermektedir. Sigara dumanıyla ortama yayılan zararlı maddeler, hem nefes almayla, hem de ciltten emilerek kana karışmaktadır. Ortamda içilen her 5 sigara, içmeyenlerin 1 sigara içmesine neden olur.
Sigara İçmemek Yetmez Pasif İçici De Olmayın!

Sigaranın zararı, yalnızca sigara içene değil, dumana maruz kalan herkesedir. Kendi sigara içmediği halde, kişinin sigara dumanına maruz kalmasına “pasif içicilik” denmektedir. Sigara dumanıyla ortama yayılan zararlı maddeler, hem nefes yoluyla, hem de ciltten emilerek kana karışmaktadır. Sigara içmeyen kişilerin yanında içilmese dahi, sigara içen kişinin saçına, cildine ve giysilerine sinen dumandan etkilenebilir. Evin bir odasında sigara yakıldığında, dakikalar içinde tüm eve sigara dumanı yayılır. Halı, duvar, mobilya gibi tüm yüzeylere siner ve günler içinde buradan havaya geri yayılır.

Sigara dumanına pasif olarak maruz kalmak, öksürük, boğazda yanma, baş ağrısı, bulantı gibi belirtilere yol açmaktadır.

Yarım Saatlik Sigara Dumanı Kalbe Giden Kanı Azaltıyor

Ev ortamında pasif dumana maruz kalan kişilerin kalp hastalığı ve akciğer kanseri riski, %25 artmaktadır. İşyeri ve kamu alanlarında da sigaraya maruz kalındığı göz önüne alındığında,  kalp hastalığı riski %50-60 kadar fazlalaşmaktadır.

Sigaranın içerdiği 4 bin kadar zararlı maddenin yaklaşık 60 tanesi, kansere neden olmaktadır. Pasif sigara dumanına maruz kalanlarda akciğer kanseri riski, %20-30 kadar artabilir. Sadece akciğer değil, mide, karaciğer, böbrek, rahim kanseri ve lösemi riski de pasif içicilik ile artış gösterir.

“Lıght Sigara İçiyorum, Bana Bir Şey Olmaz” Demeyin!

Sigaranın akciğer kanseri ile ilişkisinin anlaşılmasını izleyerek, “light” ya da düşük katranlı sigaralar, ilk olarak 1960’ların sonunda piyasaya sürülmüştür.Sigara içenlerin çoğu,  “light” ya da “mild” sigaraların daha az zararlı olduğunu veya bu şekilde daha kolay sigarayı bırakacaklarını düşünür. Oysa İngilizce’de “hafif” anlamına gelen light sigaralar, normal sigaralar kadar, hatta belki biraz daha fazla zararlıdır.
*** Light sigara boğazda daha “hafif” bir his bırakıyor olabilir; ancak çoğu light sigaradaki tütün miktarı, normal sigaralardaki kadardır.
*** Light sigaralar normal sigaralara oranla daha az katran içeriyor olabilir. Ancak sigara, içerdiği nikotin nedeniyle hem fiziksel; hem ruhsal bağımlılık yapabilen bir maddedir ve kişi light sigara içmeye başlasa da vücudunun alışık olduğu nikotin miktarı değişmez. Bu nedenle sigara bağımlısı; nikotin ihtiyacını light sigarayı daha derine çekmekle, sigaradan daha uzun nefesler almakla, sigarayı sonuna kadar içmekle ya da içe çekilen nefesi daha uzun süre akciğerde tutmakla gidermeye çalışır. Hatta bazen kişi günde birkaç adet daha fazla light sigara içme ihtiyacı bile duyabilir. Bu şekilde günlük toplam nikotin gereksinimini telafi etmiş olur. Bu kompanse edici tarzdaki sigara içme yöntemi ile sigara kaynaklı kimyasal maddeler, sigara içen kişinin daha da uç havayollarına gider. İşte bu nedenle, özellikle light sigara içen kişilerde, geçmişte daha az görülen özel bir akciğer kanseri tipi olan “adenokanser” sıklığı artmıştır.

Light sigaraların daha zararsız olduğu yanılgısı, sigara içme makinelerinden kaynaklanmaktadır. A.B.D.’de bu makineler, sigaradaki katran miktarını ölçmek için kullanılmaktadır. Ancak, makine, bir insanın sigaradan ne miktar katran alacağını doğru olarak saptayamaz. Light sigaraların filtrelerinde küçük havalanma delikleri bulunur. Bu delikler, sigara makinesi tarafından içildiğinde, sigara dumanını seyreltir ve makine yanlış olarak sigaradaki nikotin ve katran miktarını daha düşük gösterir. Oysa sigarayı içen makine değil de, bir insan olduğunda, yukarıda bahsedilen kompanse edici içme şekillerinin yanı sıra, birey farkında olmadan sigaranın üzerindeki havalanma deliklerini parmaklarıyla kapatır. Dolayısıyla, light sigaranın normal sigaradan pek bir farkı kalmaz.

Zararsız Ya Da Az Zararlı Sigara Yoktur

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, sigara dünyadaki en önemli ikinci ölüm nedenidir. Sigara sayısız hastalığa neden olabilir. Düşük ya da yüksek katranlı, light ya da normal, tüm sigaralar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Sadece akciğerlerde değil, vücudun neredeyse tüm organlarında hasar yapabilen sigaranın zararlarından korunmak isteniyorsa, yapılacak en iyi şey sigarayı azaltmak ya da “daha hafifine” geçmek değil, sigarayı tamamen bırakmak olmalıdır.
***Yapılan araştırmalar, 30 yaşından önce sigarayı bırakmanın sigara kaynaklı hastalıkların gelişimini neredeyse tamamen önlediğini göstermektedir.
*** Yaş ne olursa olsun, sigara bırakıldığında sağlık riskleri azalmaktadır. Sigarayı bırakmakta zorlanan kişilerin, sigara bırakma tedavisinde uzmanlaşmış özel sigara polikliniklerinden yardım alması faydalı olacaktır.

Sigarayı Bırakınca Ne Olur?

Sigarayı Bırakma Sürecinde;

12-24 saat içinde nikotin ve karbon monoksitin etkisi kaybolur.
1-2 gün içinde tat ve koku alma duyularınız düzelir.
6 hafta içinde bağışıklığı baskılayıcı etki ortadan kalkar.
Sigaranın yola açtığı hastalıklara yakalanma riskiniz azalır.
Sigarayı bıraktıktan sonraki 1 gün içinde kalp krizi geçirme riskiniz yarı yarıya azalır.
Solunum fonksiyonlarınızdaki hızlı gerileme düzelir.
Fiziksel kapasitenizde artış olur, daha aktif bir insan haline gelirsiniz.
Zamanla dişlerinizdeki ve cildinizdeki nikotine bağlı lekeler kaybolur.

Bir süre öksürük ve balgam miktarınızda artış olabilir. Sanılanın aksine bu bir iyileşme belirtisidir, bronşlarınızdaki titrek tüylerin iyileşip solunum yollarınızın temizlenmeye başladığını gösterir.

Sigarayı Terfi Edince Bırakın!

Sigarayı bırakmak için özel bir gün belirleyin, evlilik yıldönümü doğum günü gibi ya da örneğin terfi edince sigarayı bırakın.

Sigarayı bırakmak için sağlığınızı kaybetmeyi beklemeyin.

Kendinize güvenin.

Kararlı olun. Çevrenizdeki sigara tiryakilerinin sizi yanlış yönlendirmelerine izin vermeyin.

Yakınlarınızın desteğini isteyin. Mümkünse ailenizde ya da arkadaş çevresindeki bir sigara içicisiyle beraber sigarayı bırakın.

Sigarayı bırakmak için gün belirleyin.

Sigara içenlerden ve sigara içilen ortamlardan uzak durun.

Alkol, kahve gibi sigara içme isteğinizi artıran uyaranları tercih etmeyin.

Evinizde ve işyerinizdeki küllük, çakmak gibi eşyaları ortadan kaldırın.

Sigara içme arzusu duyduğunuzda, ortam değiştirin, şekersiz çiklet çiğneyin, yavaş yavaş su için.

Sigarayı bıraktığınızda yaşamanız olası olan sinirlilik, uyku ve konsantrasyon sorunları, iştah artışı gibi belirtilerin geçici olduğunu unutmayın.

Sigarasız yaşamın getirdiklerini düşünün. Bir çok sağlık riskinden kurtulacağınızı, daha temiz kokacağınızı, artık sağlığınızı tehlikeye atmak için bir de üzerine para vermeyeceğinizi, efor kapasitenizin artacağını, koku alma duyunuzun bile daha keskinleşeceğini ve çocuklarınıza iyi örnek olacağınızı aklınızdan çıkarmayın.

Artık daha sağlıklı bir insan olmanın tadını çıkarın.

Tek başınıza başaramayacağınızı düşünüyorsanız, mutlaka bir sigara polikliniğinden yardım alın.

  • Sigara sonrası öksürükler
  • Fagerström Nikotin Testi
  • Sigara Bırakma Yöntemleri [Pdf] - Dr. Esra Uzaslan
  • Kilo almadan sigarayı bırakmak - Prof.Dr.Osman Müftüoğlu
  • Sigarayı Bıraktıran Bitkisel Kür - Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu

    Uz.Dr. İlkay KESKİNEL

    - Zatüre Kapınızı Çalmadan
    - KOAH Öksürük ve Nefes Darlığı
    - Yaz Aylarında Astım ve Alerji
    - Sigarayı Bıraktıran Tıbbi Yöntemler
    - Oda Kokuları ve Tütsülerden Uzak Durun
    - Astım Hakkında Yanlış Bilinenler  
  • Oda Kokuları Hasta Ediyor

    Suadiye Memorial Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, “Tütsü, mum ve oda kokularının zararlı etkileri” hakkında bilgi verdi.

    Kokunun Kaynağı Ortadan Kalkmıyor Sadece Kötü Koku Maskeleniyor

    Çoğumuz için bulunduğumuz ortamın sadece temiz olması değil, hoş kokması da önemlidir. Bunun için kimi zaman oda spreyi, kötü kokuları önleyici kimyasallar, kokulu mumlar ve tütsülerden yardım alırız. Ancak, sağlığımızdan olmak pahasına odalarımızın güzel kokmasının ne derece doğru olduğu tartışılır.

    Çoğu oda kokusu, aslında kokunun kaynağını ortadan kaldırmaz, sadece kötü kokuyu içeriğindeki güzel kokular ile maskeler. Oda deodorantları da parfümlü olabilir, ama aslen kötü kokuyu, emen maddeler yoluyla uzaklaştırırlar.

    Oda Kokuları Astım Hastalarının En Büyük Düşmanı

    Aerosol şeklindeki oda kokuları; propan, bütan ve izobütan gibi petrokimyasal itici gazlar içerebilirler. Oda spreylerinden havaya yayılan gözle görünmeyecek kadar küçük parçacıklar, nefes almakla akciğere ulaşır. Özellikle astım gibi altta yatan bir sorun varlığında, hava yollarını rahatsız eden bu gazlar, yüksek doz kullanımında sinir sistemi üzerine de olumsuz etki yapmaktadır. Ayrıca, hem bu itici gazlar, hem de oda kokularındaki güzel kokulu kimyasallar, göz ve deri problemlerine de neden olabilirler.

    Oda deodorantlarının yanı sıra naftalinde de bulunan paradiklorobenzen, gözler ve üreme sistemi üzerine zararlı etkilidir, kansere yol açma olasılığı vardır. Limon/portakal kokusu veren limonen, nefes darlığına yol açabilir; göz ve burun alerjisine sebep olabilir. Bazı fitilli deodorantlar, formaldehit içerebilirler. Bu madde sadece havayolu, burun ve gözlerde tahriş yapmaz, aynı zamanda karaciğer bozukluğu ve kansere de neden olduğu iddia edilmektedir. Kimi katı hava temizleyicilerde bulunan kamfor, nefes darlığı, halsizlik, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi belirtilere de yol açabilir.

    Oda Spreyleri Çocuklarınız İçin Zararlı Olabilir

    Oda spreyleri havada asılı kalmayıp yere, halılara ya da mobilyaların üzerine de iner. Özellikle emekleyen veya yerde oyun oynayan çocuklar, ellerini ağızlarına götürdüklerinde bu maddelere ağız yoluyla da maruz kalmış olurlar.

    Kokulu Mum Ve Tütsüler Kansere Davetiye Çıkarıyor

    Oda kokularına benzer şekilde, kokulu mumlar, potpuriler ve tütsüler de sağlığa zarar verebilir. Mumlar yandıklarında asetaldehit, formaldehit, naftalin gibi organik kimyasal maddeleri havaya yayar. Yine mumun yanmasıyla oluşan siyah isin tortusu aslen karbondan oluşsa da, ftalat ve uçucu organik bileşikler (benzene, toluen gibi) içerebilir. Bunlar havadan nefes yoluyla alınabileceği gibi, özellikle elektrik yüklü yüzeylere (televizyon, bilgisayar, plastik örtüler gibi) kolayca çekilirler. Bu maddelerin kanser ve sinir sistemi hasarı yapabilecekleri bilinmektedir. Ayrıca, bazı mum fitillerinde bulunan kurşun da mumun isine karışabilir. Kurşun, özellikle çocuklarda sinir sistemi hasarı ve öğrenme güçlüğü yapabilir.

    Tütsülerin yakılmasıyla havaya karışan küçük parçacıklar, solunum yollarını tahriş edebilir, astımı tetikleyebilir, çeşitli cilt yakınmalarına neden olabilir hatta kansere yol açabilir. Gebelik ve emzirme döneminde evlerinde tütsü yakılan çocukların ileride lösemi risklerinin arttığı iddia edilmektedir.

    Tütsü ve mumların yakılması ile polisiklik aromatik hidrokarbonlar da açığa çıkar. Bu maddeler, gaz ve dizel yakıtları ile de havaya karışmaktadır ve bebeklerin düşük doğum tartısıyla doğmasına, bunun yanı sıra kansere sebebiyet verebilmektedir.

    Kurutulmuş Kokulu Çiçekleri de Evinizde Bulundurmayın

    Torbalarda ya da kaselerde kullanılan ve kurutulmuş çiçek/yapraklardan oluşan potpuriler nispeten daha güvenli olsalar da, kimi zaman paradiklorobenzen içerebilirler. Bu madde naftalinde de kullanılan bir böcek öldürücüdür ve kanser yapma olasılığı vardır.

    Kısaca, burada adı geçen ya da geçmeyen koku verici ürünler, solunum sistemi yakınmaları (Nefes darlığı, burun tıkanıklığı, öksürük, astım krizi), cilt belirtileri (Egzama, kaşıntı, döküntü), bulantı, gözlerde kuruma/yaşarma, çift görme, kulak çınlaması, baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon güçlüğü, huzursuzluk gibi sinir sistemi yakınmalarına yol açabilir.

    Camları Açın, Bırakın Temiz Hava Evinize Dolsun

    Evleri kokularla “temiz”lemek yerine, basitçe temiz ve nemden uzak tutmak, bunun yanında sık sık havalandırmak tercih edilmelidir. İnatçı kokuların nedenini ortadan kaldırmak için karbonat ve sirke gibi doğal maddelerden yararlanılabilir.

    Uz.Dr. İlkay KESKİNEL

    - Zatüre Kapınızı Çalmadan
    - KOAH Öksürük ve Nefes Darlığı
    - Yaz Aylarında Astım ve Alerji
    - Sigarayı Bıraktıran Tıbbi Yöntemler
    - Oda Kokuları ve Tütsülerden Uzak Durun
    - Astım Hakkında Yanlış Bilinenler

    | Yorumlar (1) | 16.06.2009 | İlkay Keskinel  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder
    © Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2012 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

    Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
    Norton Safe Web Ücretsiz Uygulama ile Cepten Takip EtYoutube Xprodoksit KanalıTwitter'dan Takip Et