Mayıs 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Yıllık Arşiv
Tanıtım
Kimler Var?
ALEV EKEN
Alev EKEN
NURAN ATMANOĞLU
Nuran ATMANOĞLU
SUNA DUMANKAYA
Suna DUMANKAYA
FUSUN SAKA
Füsun SAKA
YASEMİN AMATO
Yasemin AMATO
MERYEM DEDE
Meryem DEDE
SULEYMAN ESERDAĞ Süleyman ESERDAĞ
FİKRİYE ABLA
Fikriye Ablanız
Reklam


Bayanlara Özel

reklam

 
Evlilik KİLO aldırır mı?
Kocam Light Erkektir
Fikrim Yok
Hayır
Evet
 
Özel Arama

 
"Süt banyosu yapacak kadar müsrif değiliz, içmeye bulamıyoruz dediğinizi duyar gibiyiz", fakat yazılanları uyğulamak için kovalar dolusu süte ihtiyacınız olmayacak...

"Cildiniz gergin, kuru veya soluk mu görünüyor?
Buzdolabında yarım kilo sütünüz varsa, onu hemen toparlayabilirsiniz"


Süt banyosu harikadır!

Süt gizemli bir maddedir. Nasıl da vakti zamanı Süt Banyosugelince salgılanır, bebeleri korur, büyütür, besler! Aynı zamanda temizlik, saflık ve masumiyeti ifade eder. Süt içmenin her yaşta yararlı olduğunu biliyoruz. Ancak yine de sütün mucizeleri sadece beslemekten ibaret değildir. Bazı bölgelerde, anneler bebeklerinin incinen yerlerine süt damlatırlar. Süt çok eski yıllardan bu yana, cildi yumuşatmak ve nemlendirmek için kullanılan eşsiz bir kozmetiktir. Kleopatra'nın da deve sütüyle banyo yaptığından bahsedilir.

Gergin ciltlere...
Gerçekten cildi geliştirmenin ve rahatlatmanın en kestirme yollarından birisi, ona haricen süt uygulamaktır. Cildiniz gergin, kuru veya soluk mu görünüyor? Buzdolabında yarım kilo sütünüz varsa, onu hemen toparlayabilirsiniz. Dudaklarınız kuruyup çatlarsa, en iyi çaresi süt kreması ile masaj yapmaktır. İçine birkaç damla da gül suyu veya ıhlamur ilave edebilirsiniz. Bu karışımı her gece yatmadan önce dudaklarınıza sürün ve hafif bir masajla yedirin.

Eşşiz bir nemlendirici

Sütün içinde cilt için çok değerli bir madde olan laktik asit bulunur. Laktik asit cilt tedavilerinde en fazla yararlandığımız hidroksi asitlerden biridir. Cildin en üst tabakasında, diğer asitlerden daha etkili oldukları için, kimyagerler bunlara, 'üstün dereceli asitler' derler. Eşsiz bir nem sağlarlar. Ayrıca cildi derinlemesine temizler, ölü deriyi atmasına yardımcı olur ve yumuşatırlar. Nitekim süt banyolarından sonra cildimiz parlar, rengi düzelir ve esnekliği artar. Sütün içinde bulunan yağlar ve proteinler de önemlidir. Süt proteinleri saçları besler, parlaklık kazandırır. Bu nedenle süt banyosu yaparken diyet süt kullanmayın.

Özel süt banyosu tarifleri

-Banyo suyunuzu ılıtın, küveti doldurun ve içine 250 gram kadar süt tozu ekleyin. İsterseniz içine yarım yemek kaşığı badem yağı ve birkaç damla da en sevdiğiniz parfümden koyun. Sonra da uzanın ve bu muhteşem karışım cildinize nüfuz ederken, hayatın tadını çıkarın.
-Banyo suyuna gerçek süt koymak istiyorsanız; tam yağlı, yarım litrelik bir şişe yeterlidir.

-Bir başka seçenek de; 2 ölçü süt veya süt tozuna 1 ölçü mısır nişastası ile yarım ölçü yulaf unu ve biraz da aromatik yağ karışımıdır.

Süt kokusu...

Bu banyolardan birini denerseniz, ne kadar rahatlatıcı olduğunu hemen anlarsınız. Ancak ne var ki, süt vücutta ağır bir koku bırakır. Bunu gidermenin en iyi yolu içine aromatik yağlar veya parfüm eklemektir. Özellikle limon, lavanta ve portakal yağları süt kokusunu kolayca bastırır. Bu yağlar ayrıca banyonuzu zenginleştirir ve ek yararlarla etkisini artırırlar. Ben her zaman süt tozunu tercih ederim. Çünkü süt çok kolay bozulur. Bu sefayı tamamlarken ılık su ile güzelce bir duş alıp durulanın ama tekrar sabunlanmayın.

Füsun SAKADr.Füsun SAKA(fusunsaka @ gmail.com) Önceki yazıları :

ALZHEİMER NEDİR
OBEZİTE VE PSİKİYATRİ
 
DOGAL KOZMETİK DEVRİ 
İLİŞKİLERDE MOLA VERMEK 
KISKANÇLIK 
PSİKOLOJİK DESTEKLE KİLO VERİN 
PSİKO ACİL HİZMETİ 
EVLİLİKLERDE CİNSEL SORUNLAR 
KİLOLARA VEDA 
İKİLİ İLİŞKİLER VE KISKANÇLIK 
KADINDA İSTEKSİZLİK 
KELLİK SORUNUNA YENİ UMUT 
FÜSUN SAKA Bitki Çayları

Nedir bu Alzheimer dedikleri?


Esasında sanki yeni bir hastalık gibi düşünülüyor ama bildiğimiz anlamda bunama denilen hastalığı en fazla yapan hastalığın ta kendisi Alzheimer.

Bunama bir sendromdur ve bunayan insan zihin işlevlerini yavaş yavaş kaybeder. Bunama yapan bir takım hastalıklar olduğu biliniyor ama bütün bunamaların üçte ikisini de Alzheimer yapıyor.

Nöroloji Uzmanı Dr. Başar Bilgiç ile Alzheimer üzerine konuştuk.

Alzheimer için risk faktörlerinden söz eder misiniz?
Bu hastalığın en büyük risk faktörlerinden biri, öncelikle değiştirilemez olan yaş. Ne kadar yaşlanırsanız görülme sıklığı o kadar artıyor. Mesela 70 yaştan sonra Türkiye'de görülme oranı yüzde 11, bir de yaş gruplarına göre ayırırsanız 70-75 arası oran daha azken 95-100 arası çoğalıyor. Neredeyse yarı yarıya artıyor. Belki insan ömrü 120 yaşına kadar çıkarsa ve bu hastalığa da bir çare bulamazsak insanlar tamamen bunamayacak. Beyin bu kadar yaşamaya programlanmış bir organ değil çünkü. İlk defada bu kadar uzun yaşıyoruz.  Çünkü giderek bir çok hastalığın çaresi bulunuyor.

Alzheimer hastalığının olmazsa olmaz bulgusu nedir?
Unutkanlık. Yüzde 95-98 unutkanlıkla başlıyor. Beynin özel bir yerini tutuyor bu hastalık. Hipokampus diye bir yer var ve oradaki hücreler ölmeye başlıyor, orada bir takım maddeler birikiyor birikmemesi gereken maddeler bunlar ve bu süre giden  bir süreç daha sonra beynin diğer taraflarına atlıyor hastalık. Beyin eriyor ve dokuların yerine su geliyor . Bu çok hızlı bir süreç de değil.

Alzheimer öldürücü bir hastalık mı?
Kendisi ölüm nedeni değil, ölüm beyindeki erimeyle olmuyor. Kişi yatağa düşünce yutması bozuluyor, akciğer enfeksiyonları etkileniyor, hareket etmeyenlerde bacakta pıhtı olabiliyor veya yatak yarası, enfeksiyonlar oluyor bunlar ölüme götürüyor.

Unutkanlık ilk bulgu dedik ama nasıl bir unutkanlık bu?
Bir çok insan unutkan ama burada sorun farklı çünkü artan  bir unutkanlık var. Alzheimer hastaları yeni materyal öğrenemiyor. Hastalığın başında eskiyi ise daha detaylı hatırlıyor. Çocuklarının doğumunu anlatıp detay veren bir hasta kendisine söylenen üç kelimeyi unutuyor. Yardım da etseniz hatırlayamaz. Alzheimer hastası bilgiyi kaydedemez. Yeni bilgi alamıyor, eski bilgiyi hastalığın başlarında tutuyor ama ilerledikçe eski bilgi de gidiyor.

Evreleri neler?

Alzheimer hastalığının aşamaları için çeşitli skalalar var ama en doğrusu üçe ayırmaktır.  Erken dönem, orta evre ve ileri evre. Erken evrede hastaya bakınca onun hasta olduğunu bile anlamazsınız gayet sağlıklı görünen bir hastadır bu ama yakınlarına sorduğunuzda çok unutkan olduğu söylenir. Yemeğinin altını açık unutur, "dışarı çıktı eve gelirken yolu şaşırmış" gibi yakınmalar olur. "Eşyalarını bir yere saklamış ama sakladığı yeri bulamıyor" diye anlatılır. "Emekli maaşını aldı nereye koyduğunu bulamıyoruz." Der yakınları. Bunun dışında hasta dışarı gidebilir, kendi başına giyinebilir, banyo yapmasında sorun yoktur. Evde yemek yapar ama tadı bozulmuştur. İlk evre böyle bir evre. Sonra hastalık hızlı bir şekilde artıyor. Aslında fizik olarak yine dinç görünüyor ama "aşırı unutkanlık var, torunları şaşırmaya başladı, dışarı çıkarmıyoruz çünkü kaybolur parayı tanımıyor" deniyor. Bu evrede hastalar muhakeme yapamazlar yargılamaları bozuktur.  Kazayla dışarıda kaybolan kişi polise gitmeyi bile düşünemez. Orta evrede daha sorunlu psikiyatrik bulgular başlar, örneğin olmayan şeylerden bahsederler. "Eşim beni aldatıyor paramı çalıyorlar" derler.

Hep yakınlarını suçlarlar. Kocası ya da karısı için, "benim karım çok benziyor ama o değil benim eşim yukarıda oturuyor" derler. Olmayan şeyleri görüler. Çilek toplayabilirler evin içinde, depresyon, ilgisizlik olur. Motivasyonsuzluk olur. Eskiden aktif olan insan artık koltuğunda oturur. Canını sıkan bir şey de yoktur, ilgi heves kaybı gibi şeyler ağır basar. Psikiyatrik bulgulardan en sok rastlanan budur. Orta evrede idrar kaçırma başlar. Tek başına yıkanamaz, bir de ilginç bir şekilde banyo fobisi olur bunun nedeni tam bilinmiyor. Geçmişte çok temiz olan bu hastalar hijyenlerine hiç bakmaz hale gelirler. Bir anda pasaklı denen bir hale gelirler. Orta evre en zor evre hasta yakınları için. Hareket ediyor ama zor bir hasta. Saldırgan olabilir bu dönemde. Giydirmeye çalıştığınızda saldırır, idrar kaçırdığı için bezlersiniz ona kızar. En fazla huzurevi yatışlarının olduğu evre de bu. Alet kullanamazlar bu evrede.

Duyguları ne durumda bu evrede?
Yatalak oldukları dönemde bile hissedişleri normaldir aslında. Sevdiklerine iyi tepki verirler sevmediklerine kötü tepki verirler. Hep bey ya da hanım denen birine "ağabey" derseniz kızarlar. Farklı bir hitabette sinirlenirler. Yatalak hasta olurlar ama biz neden korkuyorsak ondan korkarlar. Bu hastalara bakanlara, ilgilenenlere bunu söylemek lazım. Hep sevdikleri şeyi uyaran olarak vermek gerek. Dikkatleri çok çabuk çelinir onların. Size bağırırken, "hadi gel kahve içelim" dediğinizde onu rahatlatırınız. Bazıları rakı içmek ister vermek lazım. Keyif aldıkları şeylerden mahrum bırakmamak lazım. Bu hastalık tersine bir çocukluk aslında. Bir yaşlı hasta var karşınızda ama giderek bebek oluyor…

Ağır evreden söz edersek?
 adı üzerinde en kötü evre. Artık yıkık bir insan var karşınızda, hem fiziki olarak yıkılmış, yürümesi yavaşlamış, iletişimi azalmış, kelime hazinesi daralmış, sizi anlamıyor gibi görünüyor. Artık hareket etmesi giderek yavaşlayan kendini kapatmış bir insan var karşınızda. Yutması bozulduğu için tüple beslenebilir, yatak yaraları çıkabilir. Emboli durumu olabilir bu evreye gelince en üzücü evredir aile yakınları için.

Füsun SAKA(fusunsaka @ gmail.com) Önceki yazıları :

OBEZİTE VE PSİKİYATRİ 
DOGAL KOZMETİK DEVRİ 
İLİŞKİLERDE MOLA VERMEK 
KISKANÇLIK 
PSİKOLOJİK DESTEKLE KİLO VERİN 
PSİKO ACİL HİZMETİ 
EVLİLİKLERDE CİNSEL SORUNLAR 
KİLOLARA VEDA 
İKİLİ İLİŞKİLER VE KISKANÇLIK 
KADINDA İSTEKSİZLİK 
KELLİK SORUNUNA YENİ UMUT 
FÜSUN SAKA Bitki Çayları

Obezite ve Psikiyatri ilişkisi  

Obezite ve psikiyatrik hastalıklar ilişkisi yapılan Füsun SAKAyeni araştırmalarla anlaşılmaya başlandı. Bu konudaki en önemli soru ise şu: Kişi ne için yer?


Obezite ve psikiyatrik hastalıklar ilişkisi yapılan yeni araştırmalarla anlaşılmaya başlandı. Bu konudaki en önemli soru ise şu: Kişi ne için yer?Obezite  ve psikiyatri ilişkisi konusunda Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arif Verimli ile konuştuk…

Obezite ve Psikiyatri ilişkisi

Psikiyatrik hastanın klinik muayenesinde "görsel değerlendirme" önemli bir yer tutmaktadır. Hasta ile psikiyatristin ilk karşılaştığı an tedavinin başladığı andır. Psikiyatrist henüz daha konuşmaya başlamadan hastasının yürüyüşünü, el-kol hareketlerini, adımlarını, kafasını hareket ettirmesini, hastanın giysilerini, kişisel temizliğini, fiziksel görünümünü gözden geçirir. Buralardaki herhangi bir anormallik daha ilk anda bir hastalık için çağrışım yapabilir.

Görsel değerlendirmede en önemli verilerden biri de hastanın görünümü ve genel sağlık durumudur (Kaplan H., Sadock B., New York University School of Medicine,1995) Obezite psikolojik faktörler ve psikiyatrik hastalıklarla ilişkili olabilir. Bu sebeple hastalık teşhisinde "Obezite" önemli bir ipucu vermektedir. Obezite ilgili son araştırmalar insan psikolojisinin rolü ve tedavisinde psikiyatrik yardımın önemine değinmektedirler. Tedaviye başlamadan önce "Kişi ne için yer?" sorusuna cevap araması psikolojik testlerden geçirilmesi yeni uygulamalardır.  

Obeziteye sebep olan psikolojik faktörler ve psikiyatrik hastalıklar

Stres, Gerilim, Huzursuzluk, Kaygı, Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Depresyon, Alkol kullanımı, Amfetamin ve Türevlerinin Kullanımı, Kişilik Bozuklukları, Yeme Bozuklukları (Anoreksiya Nervoza, Bulimiya Nervoza), Duygu durum Bozuklukları (Depresyon; Majör Depresyon, Distimi) Aleksitimi, Psikotik Bozukluklar, Aile içi İletişimsizlik ve Evlilik Sorunları, Antipsikotik ve Antidepresanlarla tedavi… gibi sıralanabilir. 

Obezitenin sebep olduğu psikiyatrik hastalıklar

Obezite yaşam kalitesini oldukça düşüren bir hastalıktır. Yapılan çalışmalar obezitesiyle barışık olan çok az oranda kişinin varlığını ortaya koymaktadır. Obeziteli hastaların genellikle kendilerine güvenleri düşüktür. Obeziteli hastalara uygulanan "Yaşam Kalitesi Ölçeği" "Vücut Algısı Ölçeği" ve  "Benlik Saygısı Ölçekleri"nde Obeziteli hastaların genelinin Yaşam kalitelerini düşük buldukları, Vücutlarını beğenmedikleri ve değiştirmek için çaba sarfettikleri, Benlik saygılarının genel popülâsyona göre daha düşük olduğu görülmüştür (Sertöz Ö., Mete H.,Ege Klinik Psikofarmakoloji Bülteni,2005)

Bununla birlikte Obezitenin yol açtığı Psikiyatrik hastalıklar da bulunmaktadır.  Bunlar arasında Uyku Bozuklukları (Uyku Apne Bozukluğu), Cinsel isteksizlik ve Cinsel İşlev Bozuklukları, Kronik Stres, Depresyon, Orthoreksiya Nervoza, İlişki ve Evlilik sorunları, Madde kötüye kullanımı, İntihar Davranışı, Somatoform Bozukluklar (Konversiyon/Histeri) sayılabilir.

Obezite tedavisinde psikiyatrinin yeri

Bir psikiyatrist Obezite tedavi ekibinin önemli bir elemanıdır. Çünkü konuşmanın başında söylediğimiz "Kişi ne için yer" sorusuna en doğru yanıtı verecek kişi O'dur. Eğer yeme davranışının altındaki psikolojik dinamikler doğru tespit edilir ve hekimler arasında doğru konsülte edilirse tedavi daha başarılı sonuçlar verecektir. Yapılan bir araştırma (Sertöz Ö., Mete H.,Ege Klinik Psikofarmakoloji Bülteni,2005) özellikle "Bilişsel Psikoterapi"nin obezite tedavisinde çok önemli bir yeri olduğunu kanıtlamıştır. 

Özet: Bir Obezite tedavi programında psikiyatri konsültasyonu eksik bırakılırsa verilen kilolar en kısa zamanda geri dönecektir. Füsun SAKA

Fusun SAKA Önceki yazıları :
DOGAL KOZMETİK DEVRİ 
İLİŞKİLERDE MOLA VERMEK 
KISKANÇLIK 
PSİKOLOJİK DESTEKLE KİLO VERİN 
PSİKO ACİL HİZMETİ 
EVLİLİKLERDE CİNSEL SORUNLAR 
KİLOLARA VEDA 
İKİLİ İLİŞKİLER VE KISKANÇLIK 
KADINDA İSTEKSİZLİK 
KELLİK SORUNUNA YENİ UMUT 
FÜSUN SAKA Bitki Çayları

OKUNASI
GEZELİM GÖRELİM

Online Doktor


Xprodoksit Blog
 
Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları

 
Fotoğraf Albümü
album
www.XprodoksiT.com

eXTReMe Tracker website counter TOPlist