Ana Sayfa
İletişim'e Tıkla
Orjinal Lida

Lida ile 15 Günde 5 Kilo verin!
Orjinal Zayıflama Hapı Lida ile yaz tatilinize incecik ve mutlu bir şekilde giderek sevenlerinizi şaşırtın!
Orjinal Lida Yetkili Ürün Bayii

 
Reklam
 
Bulunma Sebebiniz?
Bilgi
Moda
Diyet
Sağlık
Güzellik
Son Fotoğraflar
SİVİLCE DEYİP GEÇME
 
Özel Arama

Ana Sayfa > Faydalı Bilgiler
Türk kadınlarının çoğu, bölgesel kilo problemlerinden dert yanıyor. Göbek bölgesinde yağlanma olanların imdadına limon suyu, susam yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağı ile hazırlanan özel karışım yetişiyor.

Karın çevremde çok fazla yağlanma var. Yemeğime dikkat etmeye çalışıyorum. Ayrıca karın hareketleri de yapıyorum ama işe yaramıyor. Bana nasıl bir formül önerirsiniz. G.D.
Suna DUMANKAYA: Her gün düzenli spor yapın. Hatta mümkünse bir spor hocasından yardım alın. Ayrıca birer çorba kaşığı limon suyu, susam yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağını karıştırıp; sorunlu bölgeye dairesel hareketlerle sürerek masaj yapın.

Ağızdaki aftlar için : CİVANPERÇEMİ
Ağzınızda çıkan yara ve aftlar için ne yapılabilir?
Öncelikle başka bir rahatsızlığın habercisi olabileceği değerlendirilmeli ve bir uzmana görünülmelidir.
Eğer ağızdaki yaralar aft ise;

25 gram civamperçemi bir litre kaynar suyun içinde 30 dakika boyunca çay gibi demlenmeli. Gün boyu bu çay içilmeli. Gece yatmadan önce bir gazlı bezi sumak tozuna batırıp, aft olan bölgeye sürülmeli.


Siyah Nokta MaskesiBurnunuzdaki siyah noktaları kil maskesi uygulayak yok edin.
Burnumun üzerindeki siyah noktalardan ne yaparsam yapayım kurtulamıyorum. N.K.
Suna DUMANKAYA :

Burnunuzdaki siyah noktalar cilt tipinizin yağlıya dönük olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, haftada bir kez peeling yapmalısınız. Ayrıca; birer çorba kaşığı yulaf unu, kil, su ve kremi karıştırıp cildinize sürün. Beş dakika sonrada ovarak çıkartın. Ayda bir, cildinizi bir uzmana temizletmeyi de deneyebilirsiniz.

Kepek Problemini Zeytinyağı ile Çözün

Saçlarım sürekli yağlanıyor ve kepek problemim geçmek bilmiyor. Birkaç haftadır da saç derimde şiddetli kaşıntı ve kabuklanma oluyor. Bu sorunun üstesinden gelebilmek için neler yapabilirim. R.T.

Suna DUMANKAYA : Öcelikle bir uzmana görünmenizde fayda var. Evde uygulayabileceğiniz formül ise şöyle; Haftada bir gün, iki çorba kaşığı zeytinyağı, bir çorba kaşığı Hint Yağı, bir çorba kaşığı elma sirkesi, birçay kaşığı tuz ve bir çay kaşığı alkolü karıştırın. Bu karışımı, saç diplerinize boya sürer gibi sürün. Naylon sarıp iki saat bekletin. Ardından da, içine bir tutam kekik eklenmiş 250 gram suyla yıkayın.

Sarkan yanakların ilacı!

Estetik operasyona fırsat vermeden, doğal yöntemle bunun önüne geçin!
Kadınların ilerleyen yaşlarda en büyük sorunlarından biri de yanaklarının sarkması. Estetik operasyon geçirmeden bu sorun nasıl çözülür?

Yanaklarım sarkmaya başladı. Estetik operasyonlara kendimi bildim bileli karşıyım. Yanaklarımın doğal bir yöntemle toparlanmasını istiyorum. Bana bu konuda yardımcı olabilirmisiniz? N.D.

Suna DUMANKAYA : Bir tatlı kaşığı yaşmaya, bir çay kaşığı taze sıkılmış ayva suyu ve bir çay kaşığı balı karıştırıp yüzünüze sürün. Yaklaşık 20 dakika boyunca bekletin. Yanaklarınız iyice gerildikten sonra yüzünüzü yıkayın. Ardından da yüzünüze cilt tipinize uygun bir nemlendirici kremsürün. Bu formülü haftada iki kez uygulamanız gerekiyor.

Doğum Çatlaklarının İlacı KAKAO Yağında Saklı

Bacaklarımda ve karın bölgemde, doğum sonrası derin çatlaklar oluştu. Bu durum artık psikolojimi bozmaya başladı. Ne yapmalıyım? Ö.C.

Suna DUMANKAYA : İlk olarak yeni çatlakların oluşmasını engellemeli ve derinizin toparlanmasını sağlamalısınız. İşe kese yaparak başlayın. Keseden sonra 20'şer gram kakao yağı, badem yağı, kayısı yağı ve gliserine; 10'ar gram keten yağı, saf zeytinyağı, çörek otu yağı ve kantaron yağını ekleyin.
Bu karışımı sorunlu bölgelerinize sürün.

Boynunuzun gençliğini  greyfurtla koruyun.

Henüz 28 yaşındayım ama daha şimdiden boynumda ince çizgiler ve kırışıklıklar oluştu. Bunları nasıl yok edebilirim? R.B.

Suna DUMANKAYA : Probleminizi çözmek için eşit miktarda limon ve greyfurt suyuna batırılmış bir pamukla boyun bölgenize kompres uygulayın. Bu karışımı yarım saat boynunuzda bekletip silin. Ayrıca, boynunuza arada buğday özü yağı ile masaj yapmayı da ihmal etmeyin.

Suna DUMANKAYASuna Dumankaya

İnsülin direnci diyeti neden başarılı?

Beslenme uzmanlarımızla yaptığımız yıllık değerlendirme toplantısında gördük ki, “diyet planlarımızın” neredeyse yüzde 90’ı “insülin direnci diyeti” formatına dönmüş.

Bunun birçok nedeni var ama en önemlisi şu: Son zamanlarda yaşanan kilo salgınının başlıca nedeni insülin direnci. Sorun insülin direncinden kaynaklanınca, çözüm de doğal olarak “insülin direnci -İD- diyeti” oluyor.

İNSÜLİN DİRENCİ DİYETİ

İnsülin direnci diyeti (İD) ile ilgili çalışmalar, beslenme uzmanlarımız ve danışmanlarımız tarafından yürütülüyor.

BAŞARININ SIRRI

İD diyetinin temel hedefi, insülin direncini azaltmaktır. İnsülin direnci azaldığı ölçüde kilo kaybı kolaylaşmakta, reaktif hipoglisemi atakları azalmakta, hatta kaybolmaktadır. Bu diyet, şeker hastalığını önlemekte, eğer kişi şeker hastasıysa tedaviyi kolaylaştırmaktadır.

İD diyeti, kan yağlarını özellikle trigliserit seviyelerini dengelemede mükemmel sonuçlar vermektedir. Kanda insülin seviyesini azalttığı için ödem, yorgunluk, terleme ve benzeri şikâyetleri hafifletmekte, daha da önemlisi uzun vadede kanserden korunmayı desteklemektedir.

TEMEL HEDEFLER NELER?

İnsülin diyeti uygulamasında temel hedefleri şu şekilde belirledik:

İşlenmemiş doğal gıdaları tercih etmek, işlenmiş karbonhidratlardan (bisküviler, cipsler, fırın-pastane ürünleri, tatlılar) uzak durmak, sebzelere, bakliyat grubu ve tam tahıllara öncelik tanımak, beyaz un, şeker ve nişastadan uzak durmak, tatlı meyveleri azaltmak, özellikle un-şeker karışımı tatlıları tamamen terk etmek.

Günlük toplam karbonhidrat tüketimini makul miktarlara indirmek, düşük karbonhidratlı bir beslenme planını ısrarla sürdürmek, ayrıca bir öğünde tüketilen toplam karbonhidrat miktarını da minimuma indirmek.

Karbonhidratları doğru besinlerle birlikte yemeyi öğrenmek. Örneğin kıymalı bakliyat yemekleri, yumurtalı sebze yemekleri ya da kıymalı sebze yemekleri, peynirli, ton balıklı salatalar, peynirli kepekli makarnalar gibi.

Yağları azaltmak, özellikle trans yağlar ve margarinlerden uzak durmak, hazır yağlı sosları kullanmamak.

Meyveleri daha ziyade ara öğün seçenekleri olarak değerlendirmek ama ara öğünlerde meyve yerine yağsız yoğurt, badem, fındık, ceviz gibi alternatiflerden de istifade etmek.

Meşrubat ve hazır meyve sularından uzak durmak.

Alkol kullanmamak ya da azaltmak.

Krema, mayonez, kaymak ve salata sosları dâhil hazır sosları mutfağa sokmamak.

Her yemeğe mümkünse farklı sebze çorbalarıyla başlamak.

Öğle yemeğini kuvvetlendirip akşam yemeklerini azaltmak.

Sık ve az yemeyi alışkanlık haline getirmek.

KARARLI OLMAK ŞART!

Bu prensiplerin tümünü aynı anda uygulamaya koymanın çok da kolay olmadığını tabiî ki biliyoruz. Her bir maddenin üzerinde dikkatle çalışılması, ısrarla durulması gerektiğinin biz de farkındayız. Ama sorunu sadece kilo problemi olarak değil de sağlıklı dengeli çeşitli beslenmek iyi beslenmenin sağlığa katkılarından en yüksek düzeyde istifade etmek olarak düşünürseniz bu yol haritasını ısrarla uygulamakta fayda var.

Tekrarlanmış uygulamaların zamanla öğrenilmiş kendiliğinden yapılan refleksler haline geleceğini lütfen unutmayın.

- İnsülin Direnci Nedir ve Nasıl Çözülür? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
İnsülin Direnci Belirtiler ve Önlemi Prof.Dr. Osman Müftüoğlu

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL
Tel:(212) 2367300

Son Yazılar :
* Kanser Testleri Ne Kadar Güvenli?
* İnsülin Direnci Belirtileri ve Önlemler
* Enerji Düzeyinizi Arttırın
* Üzüm ile Gelen Sağlık
* Bu Hapları Yasaklayın
*
Su ile Gelen Sağlık
* Detoks Kilo Verdirir mi?
* Acai mi Goji mi?
* Gi Diyeti Neden Faydalı
* Erkekler ve Diyet
* Omega-3 Faydaları
* Kolestrol Nedir?
* Protein Tozları Kas Yapar mı?
* OMEGA Sözlüğü
* Botoks'da Son Gelişmeler
* Enginar Karaciğeri Korur mu?
* Zayıflama Sektörüne Dikkat!
* Çocuklar Diyet Yapmaz
* Genç ve Sağlıklı Cilt İçin
* Diyet Gazisi Olmayın
* Göbeğiniz Varsa Dikkat
* Medeni Diyet ve Mutlu Son
* Antioksidanlar Kanseri Önler mi?
* Suda Bekletilen Ceviz Kolestrolü Düşürür mü?
* 2010 Beslenme Anayasası
* Bel İncelten Diyet Planı
Tüm Yazıları İçin

Kanser testleri güvenli mi?

Kanserde erken teşhis çok önemli. Bir kanser ne kadar erken dönemde teşhis edilirse tedavisi ve kontrol altına alınması o kadar kolaylaşıyor. Ancak bazı testlerin erken teşhis için faydasının olmadığı biliniyor. Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

Son yıllarda geliştirilenlerle birlikte elimizde çok sayıda kanser tarama testi yani erken teşhis yöntemi oldu. Bunlara yenileri de ekleniyor. Mesela İsrail’de bir üniversitede nefes testi, yani solunum havası analizleriyle meme, akciğer, hatta prostat kanserine erken teşhis koyabilmenin çareleri araştırılıyor.

Erken tanı testlerinin en önemlilerinden biri de tümör işaretleri olarak bilinen moleküllerin (kanser markerları) incelenmesi. Meme kanserinden prostat kanserine, kalın bağırsak kanserinden karaciğer kanserine, pankreas kanserinden yumurtalık kanserine, mesane kanserinden böbrek kanserine kadar pek çok kanserin kanda bu tip erken işaretleyicisi maddeler (PSA, Ca19-9, CEA, AFP, Ca-125) olabiliyor.

PSA ÖNEMLİ AMA...

Ama ne var ki bu testlerin güvenilirliği ve duyarlılığı oldukça sınırlı. Prostat kanseri tanısında kullanılan PSA testi gibi birkaç istisna dışında tümör işaretleri testlerinin duyarlılıkları da güvenilirlikleri de henüz arzu edildiği düzeyde değil. Bu testlerden çoğu henüz mevcut bir kanserin tedavisinin takibinde kullanılabilecek seviyede. Bu testlerin kan seviyeleri herhangi bir sorun olmadığı halde sağlıklı insanlarda da yüksek bulunabiliyor ya da tam tersi kanser oldukça ilerlemiş dönemde de olsa bu testler hala normal sonuçlar verebiliyor. Çünkü yanlış pozitif veya yanlış negatif sonuçlar elde etmek her zaman mümkün.

Bu nedenle sağlık taramaları yaparken özel bazı durumlar dışında bu testleri erken teşhis için kullanmak PSA testi (prostat kanseri tarama testi) dışında pek önerilmiyor. Eğer bilinen bir genetik riskiniz söz konusu değilse ya da belirli bir yönde özel bir sağlık taraması yapılmıyorsa kanser tarama testlerini doğrudan yaptırmanın pek faydası yok.

NOT ALIN

Meme kanseri taramasında Cal5-3 testi tavsiye edilmiyor

Meme kanseriyle ilişkilendirilebilen tümör işaretlerinden Ca15-3 maddesinin kan seviyeleri meme kanseri dışında pek çok iyi ya da kötü huylu hastalıkta yükselebiliyor. Mesela akciğer kanserlerinin yüzde 26’sında karaciğer ve yumurtalık kanserlerinin neredeyse yarısında bu maddenin kan seviyeleri yüksek bulunuyor. Kanserle hiç ilgisi olmadığı halde tüberküloz sarkaidoz lupus gibi hastalıklarda da kan seviyesi artabiliyor. Ayrıca tamamen sağlıklı bireylerin yüzde 2’sinde Ca15-3 düzeyi yüksek bulunabiliyor. Bu nedenle rutin menopoz takiplerinde ya da 40 yaş üstü sağlık kontrollerinde kadınlarda meme kanseri tarama metodu olarak Ca15-3 testinin kullanılması tavsiye edilmiyor.

BİR BİLGİ

Ellerin uyuşması bir haberci olabilir

Ellerde uyuşma yakınması özellikle dâhiliye uzmanlarının sık rastladığı bir şikâyet ama sorun çoğu zaman sinir kemik kas dokusundaki problemlerden kaynaklanır. Boyunda düzleşmeye yol açan romatizmal ya da dejeneratif sorunlar ruhsal kökenli problemlere bağlı kas spazmları, boyun fıtığı gibi rahatsızlıklar el uyuşmalarının en sık görülen sebepleridir. El bileğinden geçen sinirlerin bilek kanalında sıkışması (karpal tünel ve ulnar oluk sendromu) da el uyuşmasına sebep olabiliyor. Daha seyrek olarak şeker hastalarında özellikle kan şekeri uzun süredir yüksek seyredenlerde polinöropati başlığı altında toplanan nörolojik hastalıklarda, omurilik hastalıklarında, beyin tümörlerinde ve damar tıkanıklıklarında da kolda uyuşma yakınmasıyla karşılaşmak mümkün olabiliyor. [Ellerde uyuşma nedeni]

AKLINIZDA OLSUN

Ağız kokusunun sebebini bulmak zor değil

Ağız kokusu sorunu eskiden gizlenirdi, bugün ne iyi ki çoğu insan bu sorunu en azından hekimleriyle korkmadan çekinmeden paylaşabiliyor. Ağız kokusundan yakınanların sayısında ciddi bir artış var ama problem hekimlerle paylaşıldıkça çözüm yolları da çoğalıyor. Sorun çoğu zaman oral hijyenin bozukluğundan kaynaklanıyor. Diş, diş eti ve ağız içinin çeşitli hastalıkları dışında boğaz ve bademcikle ilgili problemler de ağız kokusuna yol açabiliyor. Akciğer hastalıklarından bazıları, sindirim sistemi hastalıkları (gastrit, reflü, ülser) da ağız kokusu yapabiliyor. Uzun süre aç kalmanın da ağız kokusuyla ilişkili olduğu iyi bilinen bir gerçek. Bazı insanlarda hiçbir sağlık sorunu olmadan da ağız kokusuyla karşılaşmak mümkün. Eğer böyle bir sorununuz varsa problemin çözümünü öncelikle diş hekimleri ve kulak burun boğaz uzmanlarında aramalısınız. Eğer bu uzmanlar herhangi bir problem olmadığı kanaatine varırsa göğüs hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanlarıyla görüşmelisiniz.

BİR SORU/BİR CEVAP

İncelme kremleri etkili mi

İçine ister guarana, ister hoodia özleri, isterseniz ‘davul tozu, minare gölgesi’ koyun, cilde dışarıdan tatbik edilerek sürülen hiçbir ürünün ne kilo verdirmesi, ne inceltmesi, ne de sıkılaştırması mümkün değil. Bu vaatlerle satılan ürünlerin ‘cüzdanınızı inceltme’ dışında bir etkisi olmaz! Cilde dışarıdan uygulandığında cilt altı yağ dokusuna ulaşıp onu eriten, azaltan, incelten bir madde hala bulunamadı. İnceltici hapların, şurupların, aletlerin de işe yaramadığını, ‘diyet+egzersiz’ olmadan incelmenin mümkün olamayacağını bir daha hatırlatalım!

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL
Tel:(212) 2367300

Son Yazılar :
* İnsülin Direnci Belirtileri ve Önlemler
* Enerji Düzeyinizi Arttırın
* Üzüm ile Gelen Sağlık
* Bu Hapları Yasaklayın
*
Su ile Gelen Sağlık
* Detoks Kilo Verdirir mi?
* Acai mi Goji mi?
* Gi Diyeti Neden Faydalı
* Erkekler ve Diyet
* Omega-3 Faydaları
* Kolestrol Nedir?
* Protein Tozları Kas Yapar mı?
* OMEGA Sözlüğü
* Botoks'da Son Gelişmeler
* Enginar Karaciğeri Korur mu?
* Zayıflama Sektörüne Dikkat!
* Çocuklar Diyet Yapmaz
* Genç ve Sağlıklı Cilt İçin
* Diyet Gazisi Olmayın
* Göbeğiniz Varsa Dikkat
* Medeni Diyet ve Mutlu Son
* Antioksidanlar Kanseri Önler mi?
* Suda Bekletilen Ceviz Kolestrolü Düşürür mü?
* 2010 Beslenme Anayasası
* Bel İncelten Diyet Planı
Tüm Yazıları İçin

Çağın vebası: İnsülin direnci.

Her dört kişiden biri bu sorunu yaşıyor; önce gizli şeker, sonra şeker hastası yapıyor. Hipoglisemi ataklarının sorumlusu da o. Kolay kilo aldırıp zor kilo verdiriyor, tansiyonu yükseltiyor, kalp damar hastası yapabiliyor, uykuyu bozuyor, belleği zorluyor, terletiyor, sinirli, öfkeli yapıyor. Çocuk obezitesi ile de ilişkili ve bazı kanserlerle bağlantısı var.

İnsülin Direnci Hızla YayılıyorPeki, sebebi ne, nasıl önlenir?

KİLOLU ve şişman kişilerin sayısında müthiş bir artış var. Rakam büyüdükçe kalp, şeker, tansiyon, gut hastalarının ve kansere yakalananların sayısı da artıyor. ‘Erkek tipi göbek bağlayan' genç kız ve hanımların çoğaldığını, kilo sorununun 10-15 yaş grubunda bile patlama yaptığını da gözlemlemiş olmalısınız. Ulusal kardiyoloji dernekleri, hipertansiyon birlikleri, obezite vakıfları, kanser organizasyonları yaşam tarzımız, bilhassa beslenmemizle ilişkili olan bu artıştan endişe duyuyor. Televizyonlar, gazeteler aracılığıyla sizi bilgilendirmeye, kampanyalar, seminer ve söyleşiler düzenleyip uyarmaya çalışıyorlar.

Her yaşın ortak belası

Kilo, hipertansiyon, şeker hastalığı, kalp damar hastalıkları ve kanserlerdeki bu korkutucu artışın başka nedenleri de var ama önemli nedenlerinden biri yaşam tarzı yanlışlarımızla ilişkili bir sorun: İNSÜLİN DİRENCİ. Sorun (ya da sendrom) bir taraftan okul çağı çocuklarını ve gençlerimizi tehdit ederken diğer yandan orta ve ileri yaşlılarda ciddi sağlık sorunlarına, ölümle sonuçlanabilen problemlere yol açıyor. Bu hafta insülin direnci konusunu detaylı bir şekilde incelemeye çalışacağız. Umarız yararlanırsınız. 

Direncin sebebi ne

Yemeğinizi yedikten kısa bir süre sonra gıdalar bağırsaklarda parçalanarak şeker parçalarına dönüştürülür, emilip kana ulaşır. Kandaki şekerin kas, karaciğer, beyin ve yağ dokusunda kullanılması lazımdır. Bu dokuların şekerden enerji olarak faydalanabilmeleri için insülin hormonuna ihtiyaç var. Pankreastan salgılanan bu hormon kan şekerinin dengelenmesi ile hücre ve dokuların şekeri kullanmasında anahtar rol oynar. Karaciğerin glikoz (şeker) yapımını azaltır, kas ve yağ dokusu tarafından kandan çekilen şeker miktarını arttırır.

Ne kadar insülin o kadar yağ

Yağ dokusundan yağ asitlerinin çözülmesini azalttığı için kan şekeri ayarını etkiler. İnsülinin karaciğerde kan şekerinin glikojen olarak depolanmasını arttırdığı da biliniyor. Kısacası insülin şeker metabolizmasında anahtar bir rol oynuyor. Kanda insülin fazlalaştıkça yağlanma ve kilo alma kolaylaşıyor. İnsülin hormonunu kanda hızla yükselten şeker, beyaz ekmek beyaz pirinç pilavı beyaz undan yapılan diğer gıdalar (kurabiyeler börekler poğaçalar açmalar) gereğinden fazla yendiğinde pankreastan aşırı miktarda insülin salgılanıyor.

İnsülin artınca...

Kanda miktarı çok artan insülin hormonu kan şekerini çok hızla ve çok fazla düşürerek açlık hissine yol açıyor. Bu nedenle “şeker-un” yükü fazla gıdaları bol ve hızla tüketenler kısa bir süre sonra yeniden acıkıyor. Kanda yüksek olan insülin yükselmeye devam edecek olursa bir süre sonra sistem de arızalanıyor. Hücre duvarındaki insülin reseptörleri insüline karşı direnç göstermeye insüline yanıt vermemeye başlıyor, kan damarlarında dolaşan insülinle hücre arasında tam bir blok durumu oluşuyor, aşılamaz bir duvar meydana geliyor.

Kartopu gibi büyüyen dert

İnsülin direnci olarak tanımladığımız bu duvar, kandaki şekerin kas ve yağ hücresine girmesini önlüyor. Sonuçta kanda insülin biriktikçe duvar da kalınlaşıyor. Bu fonksiyonel duvarı aşmak için pankreas daha fazla insülin salgılamak zorunda kalınca birbirini besleyip kartopu gibi büyüyen, sonra da bir çığ haline gelip metabolizmanın canına okuyan yanlış bir sistem  çalışmaya başlıyor. Zamanla  pankreas bezi yoruluyor insülin cevapsızlığı insülin yetersizliğine dönüşüyor. İşte o zaman çok ciddi, endişe verici bir süreç başlıyor.

BENİM ÖNERİM

Bu belirtiler sizde de varsa

*  EĞER kolay kilo alıyor zor veriyorum, gittikçe genişleyen belime ve göbeğime çare bulamıyorum, verdiğim kiloları kısa bir süre sonra yeniden ve fazlasıyla geri alıyorum diyorsanız,
*  Sık acıkan, tatlı krizleri yaşamaya başlayan, yemeğin üzerinden bir saat geçmeden yiyecek arayan, yemeklerden sonra yorgun, halsiz düşüp hımbıllaşan/ağırlaşan, uyuklayan biri haline geldiyseniz,
*  Yemeklerden 1-2 saat sonra can sıkıcı boyutlara varan hipoglisemi atakları ve bağlı sinirlilik, öfke, çarpıntı, bitkinlik, açlıktan şikayet ediyorsanız,
*  Tatlı, unlu, nişastalı yiyecekler ve şekerli içeceklere ilginiz arttıysa,
* Makarnasız, pilavsız, ekmeksiz, böreksiz, poğaçasız, kurabiyesiz, çikolatasız, dondurmasız yapamıyorum diyorsanız,
*  Uyku sorunlarınız var, sık sık uyku bölünmeleri, uyku apnesi atakları, gece yeme sorunları kapınızı çalmaya başladıysa,
*  Sağlık kontrolünüzde tansiyonunuzda yükselme, iyi kolesterolünüzde azalma, trigliseridinizde çoğalma, karaciğerinizde büyüme, şekerinizde yükselme, ürik asidinizde fazlalaşma gibi eğilimler saptandıysa bu diziyi daha dikkatli okumanızı tavsiye ederim.

Sebep olduğu hastalıklar

İNSÜLİN direnci olanlarda şu hastalıklara yakalanma ihtimali artıyor.
*  Şeker hastalığı/Erişkin tipi diyabet
*  Obezite/şişmanlık
*  Hipertansiyon
*  Koroner kalp hastalığı/inme ve felçler
*  Karaciğer yağlanması/yağlanmaya bağlı iltihaplanma
*  Gut hastalığı
*  Bazı kanserler (meme, prostat)
* İnsülin direncine yakalananlarda reaktif hipoglisemi ataklarının, gizli şekerin, bellek bozukluklarının, Alzheimer hastalığı gelişme ihtimalinin, depresyon ve panik atakların, uyku apnesi ve horlamaların, kan pıhtılaşmasında bozulmaların daha sık görüldüğünü kanıtlayan bulgular var.

Belirtileri neler

İNSÜLİN direnci sendromu teşhisinde kullanılan objektif parametreler de var. Aşağıdaki bulgulardan üçünün aynı kişide bulunması tanı konmak için yeterli:
*  Kanda şeker ve insülin fazlalığı önemli bir teşhis kriteridir
*  Bel çevresinin genişlemesi (erkeklerde 100, kadınlarda 88 cm.'nin üzerine çıkması)
*  Kan basıncının yükselmesi: 130/85 mmHg ve üzeri
*  Karaciğer yağlanması
*  HDL kolesterol düşüklüğü (40 mg/dl.nin altındaki değerler)
*  Trigliseridin yüksekliği (200 mg.ın üstündeki değerler)
*  Ürik asit yüksekliği.

- İnsülin Direnci Nedir ve Nasıl Çözülür? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL
Tel:(212) 2367300

Son Yazılar :
* Enerji Düzeyinizi Arttırın
* Üzüm ile Gelen Sağlık
* Bu Hapları Yasaklayın
*
Su ile Gelen Sağlık
* Detoks Kilo Verdirir mi?
* Acai mi Goji mi?
* Gi Diyeti Neden Faydalı
* Erkekler ve Diyet
* Omega-3 Faydaları
* Kolestrol Nedir?
* Protein Tozları Kas Yapar mı?
* OMEGA Sözlüğü
* Botoks'da Son Gelişmeler
* Enginar Karaciğeri Korur mu?
* Zayıflama Sektörüne Dikkat!
* Çocuklar Diyet Yapmaz
* Genç ve Sağlıklı Cilt İçin
* Diyet Gazisi Olmayın
* Göbeğiniz Varsa Dikkat
* Medeni Diyet ve Mutlu Son
* Antioksidanlar Kanseri Önler mi?
* Suda Bekletilen Ceviz Kolestrolü Düşürür mü?
* 2010 Beslenme Anayasası
* Bel İncelten Diyet Planı
Tüm Yazıları İçin

Sabah bulantılarından bıktın mı?

American Journal of Obstetrics and Gynecology'de yayımlanan bir çalışmaya göre, akupunktur noktalarına baskı yapmak, hamilelikle bağlantılı mide bulantısı ve kusmaya karşı etkili.


Araştırmacılar mide bulantısı yüzünden hastaneye giden 80 kadınla çalışmış, Onları iki gruba ayırdıktan sonra ilk grupta olanlardan F6 meridyenine (bilek çizgisinin iki parmak altında bulunan bir nokta) baskı yapan bileklik takmaları istenmiş.

Diğer gruptakilere ise herhangi bir etkisi olmayan bileklikler verilmiş. Sonuçta bileklikleri takan kadınlardan 11, diğer gruptan da 18 kişi dört günden fazla süre hastanede kalmış. Çalışmanın yazarı Alexander Heazell, akupresyon adı verilen bu tekniğin beyindeki kusma merkezinden gelen sinyalleri karıştırdığını belirtiyor. "Kaldı ki herhangi bir ilaca göre çok daha güvenli" diyor.

- Mide Bulantısına Karşı Kekik Kürü

AYAK GÜZELLİĞİ VE BAKIMI

Ayakların bakımı çok önemlidir, zira vücudu taşıyan ayaklardır. Her hafta tırnaklar düzgün kesilmeli ve ayaklar leğende 10 dakika sıcak sabunlu suda bekletilmelidir. Sonra ayaklar çıkartılıp kurulanmalı ve tırnakların kenarlarında bulunan ölü deriler temizlenerek ayaklar tekrar sabunlu suya sokulmalı ve çıkartılıp kurulandıktan sonra tüm parmaklar temizlenmelidir. Parmak altları, taban ve topuklar sünger taşı ile iyice sürtülerek oralardaki ölü deriler giderilmelidir. Tırnak içleri temizlenmelidir. Bu temizlikler bittikten sonra, ayaklar bol ılık suda fırçalanarak yıkanmalı, sonra iyice kurulanmalıdır, iyi bir krem ve birkaç damla badem yağı ile tüm ayaklar ovulup ayalara masaj yapılmalıdır. Krem ve badem yağı, tırnaklar üzerine de sürülmeli ve kuru bir bezle parlatılmalıdır.

AYAK GÜZELLİĞİ VE BAKIM İPUÇLARI

Sabahları:

Ayaklar bir şap mahlulü (100 ml sıcak suya 1 gr şap eritilerek) ile veya şu karışımla ovulmalıdır:

- 10 ml formol
- 5 ml gliserin
- 150 ml lâvantin losyonu

Yukarıdakilerle ovulduktan sonra çok ince dövülmüş 50 gr şap ile 100 gr pudra karıştırılmalı ve parmak araları, parmak üzerleri ve tabanlar bu toz ile pudralanmalıdır. Bu işlemler, ayakların fazla terlemesini ve kokmasını önler.

Bacakların geri kalan kısımları kâfurlu alkol ile ovulmalıdır.

Akşamları:

Akşamları ayak ve bacaklar lâvantinli kremle ovulmalıdır. Lâvantin ayaktaki kabarıklıkları giderir; ayakkabı sürtmüş kısımların iyileşmesini sağlar; ayrıca kan dolaşımını düzenleyerek ayak kaslarını kuvvetlendirir.

Taban Çukuru (Yayı) Temizliği İçin

Taban çukurluğu dediğimiz kısmın, mümkün mertebe ay şeklinde ve derin olması lazımdır. Bu şekilde yürüme ve hareketler kolay olur. Eğer bu çukurluk yeterli olmazsa şahıs düz taban olur ve yürümede zorluk çeker, çabuk yorulur.

Daha küçük yaştan itibaren bu çukurluğun yeterince gelişmesi ve ileri yaşlarda, mevcut çukurluğunu muhafazası için, her akşam çıplak ayakla, sert bir yerde 5 dakika ayakuçları üzerinde yürünmelidir. Bu yürüyüş ihmal edilmemeli, buna, kadın-erkek daha küçük yaşlarda başlanmalı ve ileri yaşlarda da mutlaka devam edilmelidir.

Ayak Şişmelerine Karşı

Yan yana iki kovadan birine sıcak, diğerine soğuk su konur ve her ikisinde de 1 çay bardağı tuz eritilir. Ayaklar önce 3 dakika sıcak, sonra 3 dakika soğuk suda tutulur ve bu sıcak-soğuk su banyosuna 15 dakika devam edilir. Sonra ayaklar iyice kurulanıp kâfurlu alkolle ovulur. Daha sonra sırtüstü yere yatılıp ayaklar dik olarak duvara dayanır ve 15 dakika öylece kalınır.

Ayak Yorgunluğuna Karşı

Uzun bir yürüyüş, koşma veya uzun süre ayakta durma sonucu ayaklar yorulmuşsa;

5 litre suya 50 gr gülhatmi çiçeği (kuru veya yaş) konur ye 15 dakika kaynatılıp bir kenarda bekletilir. Ayakların dayanabileceği sıcaklığa gelince, ayaklar 10 dakika bu su içerisinde tutulur. Gülhatmi çiçeği yoksa ılık suda 1 çay bardağı tuz eritilip ayaklar ılık halde bu suya sokulur.

Nasır ve Deri Sertleşmelerinde

100 gr yulaf samanı 5 litre suda yarım saat kaynatılır ve sonra süzülür. 25 C° sıcaklıkta iken ayaklar 20 dakika tutulur ve çıkartılır.

Tırnak Batmasına Karşı

Tırnak batması, daha çok ayak parmaklarında görülür. Bunu önlemek için tırnakların üst yüzü törpü ile törpülenerek inceltilmelidir. Böylece tırnak, et kısmına doğru uzamaz, törpü ile inceltilmiş kısmı tamire çalışır ve ete batma durur.

Tırnak batmış kısmın acısını gidermek için, tırnak ile eti arasına ince plastik bir yaprak konulabilir.

Tırnak batmalarına karşı, ayak tırnakları daima kare şeklinde kesilmelidir.

Ayak Terlemesi ve Kokması

Bazı insanların ayaklan fazla terler ve kokar. Terleme ve kokmayı zararsız bir şekilde azaltmak için 2 ay kadar haftada 3 gece şu ayak banyosu yapılmalıdır:

- 1 çay bardağı adaçayı
- 1 çay bardağı ufalanmış atkuyruğu bitkisi
- 5 adet ufalanmış servi tohumu
- 1 çay bardağı ufalanmış çam yaprağı Bunlar 5-6 litre soğuk suya konur, 15 dakika kaynatılır, sonra ateşten indirilir. Ilık hale gelince ayaklar bu suyun içine sokulur ve su içinde 25-30 dakika tutulur. Sonra çıkartılıp kurulanır ve yatılır.

Nasır

Ayakkabı giyemez hale getiren ve çok acı veren nasır, aşağıdaki yolla kolayca giderilebilir:

Banyoda tırnak ucuyla nasır, kökünden çıkartılır ve banyodan çıkınca oraya 2 cm boyda ilaçsız düz plaster yapıştırılır. 1 hafta sonra bu plaster sökülür, parmak yıkanır ve banyo taşı ile bu kısım törpülenir ve aynı şekilde plaster yapıştırılır. İkinci haftanın sonunda o kısır artık nasır yapmaz olur.

Mantar

Ayak parmakları arasında, tırnak altlarında ve tabanlarda mantar oluşabilir ve o kısımlar çok kaşınır, sulanır ve acır.

Mantarı yok etmek için:

Tarçın esansı alınmalı ve 10 misli alkolle karıştırılmalıdır. Akşamları ayaklar ılık su ile yıkandıktan sonra, elde edilen bu kolonya ile mantarlı kısımlar ovulmalı ve esansın deri içerisine girmesi sağlanmalıdır.

Topuk Bakımı

Topuk Şişmesine Karşı:

Topuklar yanmaya başlayınca fazla zaman kaybetmeden yapılması gereken:

0,5 litre kaynar suya 1 fincan maydanoz tohumu konup 20 dakika demlenir. Sonra bu suya 3-4 kat tülbent batırılır ve tülbent, topuklar üzerine konur. Bir bant bağlanarak gece öyle yatılır.

Topukları beyazlatmak için:

0,5 litre ılık suda 1 kahve kaşığı bazik kurşun asetat eritilir. Bu suya batırılmış pamuk, topuklara konur ve bir bantla bağlanarak gece öyle atılır. Bu 3-5 gece tekrarlanır. Zamanla topukların rengi açılır ve topuklar güzel bir görünüm alır.

Sağlıklı ve Güzel Kalmanın 7 Sırrı - Gülhan Beydemir

Enerji düzeyinizi nasıl artıracaksınız?

Yorgunluk, tıpkı kilo sorunu gibi modern zaman hastalığı oldu.

Herkes yorgun! Dinlenmek için tatil yapanlarda bile durum aynı. Tatilden yorgun dönenler, her gece 8-10 saat uyuyup ertesi sabaha yorgun uyananlar şaşkınlık içindeler. Yorgunluk salgınının nedeni, bedensel hastalıklardan çok ruhsal sorunlar ve motivasyon kaybı.

Haplardan medet ummayın.

Yorgunluk giderici haplardan fazla bir şey beklemeyin. Yorgunluk destekleri olarak tavsiye edilen en güçlü bitkisel destek Ginseng’tir. Bunu diğer doğal destekler, yani NADH, Koenzim Q-10, DHAE, magnezyum ve B vitamini destekleri (özellikle B12) izliyor. Yaşam biçiminizde yapacağınız değişimlerle de yorgunluk hissiniz azalabiliyor.

İyi bir stres yönetimi, özellikle kaygıdan, endişeden, korkudan kaynaklanan duyguları bastırmak veya paylaşmak, olan bitene olumlu açılardan bakmayı becerebilmek faydalı olabilir. Bazıları yoga, meditasyon, hipnoz, Tai Chi gibi gevşeme tekniklerinden faydalanmayı da öneriyor.

Biz ne öneriyoruz?

Hastalarımıza yaşamlarını gözden geçirmelerini, streslerini ve duygularını anlatan notlar yazmalarını ve ruhsal yüklerini hafifletmeye çalışmalarını söylüyoruz. Eve iş taşımamak, sosyalleşmeye daha çok zaman ayırmak gibi küçük değişimlerin yararları olduğunu gözlemliyoruz. Sigarayı, alkolü, kafeinli içecekleri azaltmanın, daha iyi uyumanın etkili olabileceğini düşünüyoruz.

Her gün bir multivitamin almanın, akıllı ve dengeli bir beslenme planının etkili olabileceğinden kuşku duymuyoruz. Özellikle meyve, sebze, tam tahıllar ve balık tavsiye ediyoruz. Sık ve az yemeyi, hipoglisemiden korunmayı tavsiye ediyoruz. Ara öğünlerde ceviz, fındık veya meyve dilimleriyle atıştırmalar yapmayı, özellikle öğle yemeklerini hafifletmeyi, öğle saatlerinde alkol almamayı öneriyoruz.

Ağır diyetlere girmemeyi, sık sık diyet yapmamayı, diyet yaparken bile kadınların 1200, erkeklerin 1500 kaloriden az almamaları gerektiğine inanıyoruz. Bol ve sık su içmeyi, kana hızla karışan fazla şekerli besinlerden uzak durmayı faydalı buluyoruz.

Bizim çok etkili bulduğumuz, doğal bir yorgunluk giderici olarak değerlendirdiğimiz, hatta bir tür antidepresan olarak düşündüğümüz ilaç da düzenli egzersiz alışkanlığı ve özellikle yürüyüşlerdir. Tercihen açık havada yapılan yürüyüşlerin birer enerji üreticisi gibi çalıştığını düşünüyoruz.

DAHA GÜÇLÜ BİR BELLEK İÇİN

* Dergi, kitap, gazete okuyun.
* Egzersiz yapın.
* Yeni bir dil öğrenin.
* Telefon numaralarını ezberlemeye çalışın.
* Toplumsal ve sosyal olaylarla ilgili olun.
* Alkolü azaltın, sigarayı bırakın.
* Stresten uzak kalın.
* Bilmece-bulmaca ve matematik problemleri çözün.
* Fazla kilolarınızı atın. Daha az yağ kullanın. 
* Kan basıncınızı ölçün. Hipertansiyonunuz varsa tedavi olun.
* Hoş olmayan olayları, kötü anılarınızı unutun.
* İyi uyuyun. Dinlenmeye ve tatile zaman ayırın.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU 

- Yorgunluk 
-
Kronik Yorgunluğu Gideren Bitkiler 
-
Kronik Yorgunluk Sendromu Fibromiyalaji 
-
Yorgunluğu Gideren Doğal Formüller (Ender Saraç) 

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL
Tel:(212) 2367300

Son Yazılar :
* Üzüm ile Gelen Sağlık
* Bu Hapları Yasaklayın
*
Su ile Gelen Sağlık
* Detoks Kilo Verdirir mi?
* Acai mi Goji mi?
* Gi Diyeti Neden Faydalı
* Erkekler ve Diyet
* Omega-3 Faydaları
* Kolestrol Nedir?
* Protein Tozları Kas Yapar mı?
* OMEGA Sözlüğü
* Botoks'da Son Gelişmeler
* Enginar Karaciğeri Korur mu?
* Zayıflama Sektörüne Dikkat!
* Çocuklar Diyet Yapmaz
* Genç ve Sağlıklı Cilt İçin
* Diyet Gazisi Olmayın
* Göbeğiniz Varsa Dikkat
* Medeni Diyet ve Mutlu Son
* Antioksidanlar Kanseri Önler mi?
* Suda Bekletilen Ceviz Kolestrolü Düşürür mü?
* 2010 Beslenme Anayasası
* Bel İncelten Diyet Planı
Tüm Yazıları İçin



REKLAM
Pepper Time
REKLAM


REKLAM
REKLAM
OKUNASI
SAĞLIK KÖŞESİ

Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları
Online Doktor

 
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2010 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Norton Safe Web