Ana Sayfa

 
Şubat 2010
PzrPztSaÇaPeCuCts
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28
Aylık Arşiv
Yıllık Arşiv
Reklam


Lida | Lida | Lida
lida  Fx15  lida
Diyet
www.xprodoksit.com Facebook'ta
 
Bulunma Sebebiniz?
Bilgi
Moda
Diyet
Sağlık
Güzellik
Son Fotoğraflar
TÜRKİYE KANSER HARİTASI


Domuz Gribine Karşı Bağışıklık Sistemi
 
Özel Arama

Ana SayfaDiyet>Ender Sarac
 
Kar, beyaz bir örtü gibi Türkiye'nin hemen her yerini kapladı. Ayrıca önümüzdeki hafta yine bir soğuk hava dalgası bekleniyor ki her zamankinden çok üşüyecek gibi görünüyoruz. Bu dönemde beslenmeye çok dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca sürekli evde oturduğumuz, hareket edemediğimiz için metabolizmamız yavaşladı. Bazı küçük yaşam tarzı değişiklikleriyle karın ve soğuğun etkilerini en aza indirebilir, metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz... Uz.Dr. Ender SARAÇ

Soğuk havaya karşı koruyucu çay

Ekinesya, ıhlamur, zencefil ve hatmi yapraklarından birer tutam alın, sadece 2 dakika kaynatıp 2-3 dakika demleyin. İnce bir dilim limon katıp bu çayı sıcak sıcak için. Nezle, soğuk algınlığı ve kışın üşümelere karşı yararlıdır. Eğer şekersiz içemiyorsanız biraz kaya şekeri ekleyin. Kaya şekeri öksürüklerde faydalıdır. Fazla esmer şeker tüketimi ise tersine enfeksiyonlarda uygun olmaz. Bu çaydan günde 3-4 fincan için. Ayrıca sabah ve akşam 500 miligram C vitamini almak bile soğuklara uyumunuzu kolaylaştırır ve solunum yollarını korur.

Karda gözlere dikkat

Özellikle kardan sonra, tam güneşli bir hava varsa gözlerinizi mutlaka güneş gözlüğüyle koruyun. Yerden beyaz kar ile kuvvetli yansıma olunca gözün ön tabakası zarar görebilir, hatta çok uzun süre yansımaya maruz kalınırsa görme ile ilgili ciddi problemler bile oluşabilir. Özellikle öğle saatleri gibi güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde daha dikkatli olunmalı. Gözlüğünüz yoksa, gözlerinizin altına siyah renkli sürme çekebilirsiniz veya alttan yansımayı kesmek için kaşkol gibi koruyucu bir eşya kullanabilirsiniz.

Aşırı soğuklarda cildiniz kurumasın

Çok soğuklarda ayrıca cildin nemi ve koruyucu yağ tabakası da etkilenir ve aşın kurumaya bağlı sorunlar oluşur. Bu sorunların belki de en önemlisi cildin canlılığını yitirmesidir. Bu durumun sonucu olarak kırışma, hızlı yaşlanma, çatlaklar, pullanma oluşabilir. En güzel çözüm sabah ve akşam besleyici kremler sürmektir.

İşte evde hazırlayacağınız doğal bir formül:

• 1 tatlı kaşığı kuşburnu yağı, eğer yoksa susam yağı
• 2 çay kaşığı saf aloe vera sürme jeli
• 1 kapsül E vitamininin içi

Hepsini karıştırıp önce yüze sonra ellere sürün ve 30 saniye kadar yedirin. Sürerken sadece aşağıya doğru değil ayrıca dairevi hareketler ve aşağıdan yukarıya doğru hareketlerle de bu karışımı cilde yedirin.

Burnun aşırı kurumaması için

Burun deliklerinin içi ve genelde burnun içini nemli tutmanın çok yaran vardır. Çünkü aşın kuruluk, soğuk havalarda burun mukozasının kolay tahriş olmasına ve hassaslaşmasına neden olur. Böylece kolayca bazı solunum hastalıkları oluşabilir. Burnunuzun içini kışın aşın soğuk havalarda 1-2 kez susam yağı ile yağlayın. Nefes alıp vermenizin nasıl rahatladığını görecek ve şaşıracaksınız.

Nasıl yağlayacaksınız?

Avuç içine 1-2 damla susam yağı alın ve küçük parmağınızla bu yağı burun içine sürün. Sonra yavaşça sıkarak yukarı doğru sıvazlayın. Günde 2-3 kez bu işlemi tekrarlayabilirsiniz. Eğer susam yağı bulamazsanız kuşburnu yağı da kullanabilirsiniz.

Soğukta hangi vitaminleri ve destekleri almalıyım?
Zencefil
* C vitamini
* Ihlamur
* Kuşburnu
* Zencefil çayı
* Toz zencefilli bal
* Okaliptüs buğusu koruyucu olarak çok yararlıdır.
*Günde bir bardak taze portakal veya greyfurt suyu içmeyi ve 1 kivi yemeyi de unutmayalım.

Metabolizmanızı hızlandırın

1. Acı tüketimini artırın: Belirli miktardaki acı tüketimi metabolizmanın canlanmasına yardımcı olabilir. Bu acılar içerisinde sivri biber, acı soğan ve sarımsak, kırmızı pul biber, zencefil, wasabe sayılabilir. Ancak kırmızı pul biberin iştah açıcı etkisi de vardır. Özellikle sabah kahvaltıda bir parça sivribiber veya bir fincan zencefil çayı metabolizmanın canlanmasına yardımcı olabilir.
2. 10 dakika terleyin: Evden çıkamasanız da her gün 10 dakika evde zıplayın, dans edin ve ter atmaya çalışın.
3.  Günde 3-4 fincan zencefilli, tarçınlı,  mateli çaydan için. Yeşil çayın metabolizmayı olumlu etkilediği ve zayıflamaya yardımcı olduğunu biliyoruz. Bu çayı günde 3-4 fincana kadar içebilirsiniz. Ancak içine şeker veya tatlandıncı koymayacaksınız. Eğer herhangi bir tatlı tadı almadan içemiyorsanız tıpkı eskilerin yaptığı gibi ağzınıza 3-4 adet kuru üzüm alarak içebilirsiniz.

Hazırlanışı:

Her fincan için yarım tatlı kaşığı kaliteli yeşil çay veya 1 poşet yeşil çay
■ 1 küçük poşet mate
■ Parmak ucu kadar kabuk tarçın
■ Çeyrek tatlı kaşığı biberiye

1 bardak suyu kaynatın ve içine bu karışımı koyun. Sadece 30 saniye kadar kaynatın, sonra yaklaşık 3 dakika demleyin ve süzün. İçine ince bir dilim limon koyun ve sıcakken için. Bu çayı içerken aç olmamaya gayret edin.
4. Gün içinde sıcak suya zencefil katarak da kendinize özel bir karışım yapabilirsiniz. Hem metabolizmanızı çalıştasınız hem de çok üşüyorsanız vücut ısınızı dengeleyebilirsiniz.
5. İmkanı olanlar için evde yapılacak en iyi spor ip atlama. İp atlarken vücuttaki bütün kaslar harekete geçer, gayet iyi çalışır. İp atlama vücudun duruşunu da düzelten bir egzersizdir. Çocuklarınızla birlikte ip atlayabilirsiniz. Çünkü ip atlama çocukların boyunun uzamasına yardımcı olur.

Uz.Dr. Ender SARAÇ
 
Tel:212 283 10 80
Son Yazıları :
- Tansiyon Düşüren Formüller
- A Gribine KArşı Mikropsavar Gıdalar
- Yorgunluk Gideren Doğal Besinler
- Keçi Peynirini Deneyin
- Ender SARAÇ'tan Zayıflama Önerileri
- Egzersiz Nasıl Olmalı
- Formula 7
- Bölgesel Zayıflama

Kalbin en büyük dostu soya

Bugün özellikle en yaşamsal organlarımızdan olan kalbimizi korumak için doğal öneriler vereceğim. Kalp öylesine özel bir organ ki aslında sadece maddesel olarak değil manevi olarak da olumlu veya olumsuz alışverişlere çok açık.

Uz.Dr. Ender SARAÇ Bazı kalp ameliyatlarından sonra kişilerde huy değişiklikleri olabildiği gibi bazen de yoğun manevi olaylar veya stresten sonra da kalbin hastalanıp bozulabildiğini görüyoruz. Bu nedenle kalp rahatsızlıklarını sadece bedensel kökenli düşünmemek, kalbi tıbbi tedavinin yanında ruhsal tekniklerle desteklemek gerekir.

Ailesinde yaygın kalp ve damar hastalığı olan kişilerin mutlaka yılda bir kez kardiyoloğa başvurmaları ve gerekli kan testlerini, eko kardiografi, eforlu elektro, 3 boyutlu kalp anjiyoları gibi hekimin gerekli göreceği incelemeleri yaptırmaları gerekir.

Kalbinizi tanıyın

Kalbinizin büyüklüğünü biliyor musunuz? Elinizi uzatın ve sıkmadan gevşekçe bir yumruk yapın. Kalbiniz aşağı yukarı gevşek haldeki kendi yumruğunuza yakın bir boyuttadır.

Kalp ortalama bir yaşam süresi boyunca yaklaşık 1 milyon varili dolduracak düzeyde kan pompalar.

Mor ve yeşill gıdaları bol tüketin

1) Sigara içmeyin: Eğer sigara içiyorsanız, sigarayı bırakmanıza yardım edecek bir programa başvurun. Mümkün olduğu kadar pasif içici olacağınız durumlardan kaçmaya çalışın.
2) Bel ölçünüzü kontrol edin: Özellikle bel ve gövde kısmınızdaki ekstra kilolar sağlıklı bir kalbe kavuşmak için gösterdiğiniz çabalara köstek olur. Kilonuzu kontrol etmek ve doğru düzeyde tutmak için biraz araştırma yapın, bir programa katılın ya da bir beslenme uzmanıyla konuşun. Bu rakamları bir kenara not alın, bel-göbek civarı erkeklerde 94, kadınlarda 88 santimi geçmemeli yoksa kalp-damar hastalıkları riski artıyor.
3) Stresin üstesinden gelin: Stresle savaşmak için bazı stratejiler öğrenin. Doğru nefes alıp verme yöntemlerinden nasıl düşüneceğinizi kontrol etme tekniklerine kadar, stresin üstesinden gelmeyi öğrenmenizi sağlayacak birçok yenilikçi ve etkili yöntem mevcut.
4) Biraz egzersiz yapın: Önce 10 adım atın, sonra bir 10 adım daha... Ffarkında olmadan, tavsiye edilen günlük egzersiz süresi olan yarım saati değerlendirir hale geleceksiniz. Her gün mutlaka en az yarım saat ama en iyisi 45 dakika, hatta 1 saat yürüyüş yapın.
5) Kalp dostu gıdalar: Her gün 1 avuç mor tüketin. Özellikle nar, mor üzüm, karadut, böğürtlen, yaban mersini gibi koyu mor renkli gıdaları mevsiminde ve katkı eklenmemiş haliyle tüketin. Mor ve yeşil gıdalar kalbin dostudur unutmayın. Taze fasulye, semizotu, ceviz, derin su balıkları özellikle de somon, limon, aşırıya kaçmadan tuzsuz Antep fıstığı, fındık, zeytinyağı, çiğ veya pişmiş yenilen yeşillikler, kuşburnu meyvesi, greyfurt, taze turunçgiller, yulaf, tam tahıllar, çavdar, soğan, sarımsak özellikle de taze olanları ilk başta akla gelenlerdir.

Zeytinyağında kolesterol riski yok

Türk toplumu olarak yağlı yemekleri ve kızartmaları seviyoruz ama sonrasında da bu lezzetli ama ağır beslenme şekli çeşitli sorunlarla bize geri dönebiliyor. Özellikle de fazla kilo ve çeşitli sindirim sorunlarıyla kendini gösteriyor. Daha da önemli bir konu ise trans yağlar. Trans yağ asitleri, sıvı bitki yağlarının hidrojen bulunan bir ortamda işlemden geçirilmesiyle elde edilen ve daha çok sanayide kullanılan bir yağ cinsidir.
Trans yağ, (yemeklik ve kahvaltılık margarinlerin bazılarında yaygın kullanılıyordu ama artık iyi firmalar ürünlerini bu zararlı yağdan arındırdı), kısmen hidrojene bitkisel yağlarda, derin tavada kızartılmış patates, fast food yiyeceklerde, sanayi tipi kek, pasta, kurabiye gibi atıştırmalık ürünlerde daha yaygın olarak bulunur. Ancak ülkemizde margarin üreticileri konuya hassasiyet gösteriyor ve eskisine göre trans yağsız veya daha az trans yağlı ürünlerin üretimine önem veriyor.

Kalp damar hastalıklarına yol açabilir

Trans yağların yüksek kullanımı, kalp ve damarlar için zararlı olan LDL (bir tür kötü kolesterol) düzeyini artırır, kalp ve damar hastalıklarına yol açabilir. Alışveriş yaparken ürünlerin mutlaka içindekiler bölümünü okuyun. Eğer trans yağ, hidrojene doymuş yağ varsa bunun ne kadar yoğunlukta veya azlıkta olduğuna dikkat ederek alışveriş yapın. Zeytinyağında hiç trans yağ bulunmadığını da belirtmeliyim. Ancak zeytinyağında da sonuçta yaklaşık tereyağ kadar kalori olduğunu unutmayın. Fazla tüketildiğinde şişmanlığa yol açarak yine kalp ve damar hastalıkları riskini artırabilir. Zeytinyağı aşırı tüketilirse kanda trigliserit düzeyini artırabilir.

Hastalıklarla savaşmak için; soya

21’inci yüzyılda en çok bahsedilen gıda kaynaklarının biri soyadır. Yalnız bir konuda hala bir tereddüt var ki, genetiğiyle oynanmış yani GDO’lu soyaların sağlık açısından riskli olabileceği yönünde. Bu konuyu bir tarafa koyarsak özellikle genetiğiyle oynanmamış soyanın çok değerli ve yararlı bir gıda olduğunu söyleyebilirim. Japonlar’ın uzun yaşama sırrı da işte bu. Bitkisel protein kaynağı olan soyayı çok tüketen Uzakdoğu’da yüksek kolesterol, kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi pek çok hastalığa yakalanma riski hayvansal protein tüketen toplumlara göre daha düşüktür.

Kolesterol kontrol altında

Yüksek kolesterol, günümüzde sık görülen bir hastalık. Son yıllarda yapılan araştırmalar beslenmeye soyanın da dahil edilmesinin veya hayvansal protein yerine soya proteini tüketiminin kandaki kolesterol miktarını düşürdüğünü gösteriyor. Bu kolesterol düşürücü etkiyi, soyanın içindeki besin öğelerinden biri olan ‘izoflavonlar’ sağlıyor. Yine araştırmalara göre, yağ oranı düşük gıdalar tüketmelerine rağmen kolesterolü yüksek olanların, soya ağırlıklı beslenerek toplam kolesterol ve kötü kolesterol olan LDL’si düşüyor. Kolesterol düşürücü etkisi, koroner kalp hastalığına karşı güçlü bir silah olarak destekleniyor.

İşte doğal destekler

Mutlaka hekiminize danışarak Omega-3 yağı destekleri, Co-enzim Q-10, folik asit, üzüm çekirdeği preperatları, E-vitamini, nar ve yeşil çay ekstreleri gibi bazı preparatların yararı olabilir.

Kalp için yararlı çaylar

Kalp hastası olan kişiler asla kendiliğinden kardiyoloğun yazdığı ilaçları değiştirmemeli ve çay dahi olsa mutlaka hekimlerine danışmalı. Başta akdiken bitkisi olmak üzere kuşburnu, limon, böğürtlen gibi mor renkli çaylar kalp-damar sağlığı için yararlıdır.

Kalp koruyucu salata

Aslında tüm yeşillik ve salatalar kalp için uygun ve sağlıklı ama bu salata özellikle kalbe yararlıdır.

Malzemeler 1 demet taze semizotu, 6 adet ceviz içi, 1 limon suyu, 2 çorba kaşığı sızma zeytinyağı, 1 çorba kaşığı taze çekirdekli kara üzüm, 4 dal taze nane, 6-8 adet taze gül yaprağı, Biraz dereotu, salatalık, domates (kışın kurutulmuş yaz domatesi kullanın.)

Hazırlanışı: Malzemeler ince ince doğanır ve karıştırılır. Üzerine limon suyu ve zeytinyağı ilave edilir. Kesinlikle tuz kullanılmamalı. Semizotu, Omega-3 yağ asitleri, ceviz içi zengin Omega-3 içerikleri ile kalp ve dolaşım için son derece faydalı. Taze limon suyu içerdiği C vitamini ile zindelik verir.
Zeytinyağının içindeki doymamış yağ asitleri kalbin dostudur. Çekirdekli üzüm güçlü bir antioksidan olan proantosiyadin içerir. Bu çok güçlü bir damar koruyucu ve dolaşım destekleyicisidir. Kolesterolü düşürücü etkisi vardır. Nane ve gül yaprağı kalp çakrasını açabilen özelliktedir.

Uz.Dr. Ender SARAÇ
 
Tel:212 283 10 80
Son Yazıları :
- Tansiyon Düşüren Formüller
- A Gribine KArşı Mikropsavar Gıdalar
- Yorgunluk Gideren Doğal Besinler
- Keçi Peynirini Deneyin
- Ender SARAÇ'tan Zayıflama Önerileri
- Egzersiz Nasıl Olmalı
- Formula 7
- Bölgesel Zayıflama

Prof.Dr. Ender SARAÇ'tan Tansiyonu düşüren formüller

Hayatımız toplum olarak yüksek tansiyona yol açabilecek bir yaşam biçimine döndü. Kimse sağlıkla ilgili geleceğini düşünmüyor, sadece o anki zevkini düşünüyor. Sizlere her yönüyle bir tansiyon dosyası hazırladım, bu yazıyı kesip saklayın. “Nasılsa tansiyon ilaçları ile tansiyonu düşürürümdemeyin. Sağlıklı ve normal tansiyonunuz varsa, ilaca gereksinim yoksa o kadar iyidir. Unutmadan, hekiminizin size önerdiği tansiyon ilaçlarını asla kendi başınıza kesmeyin.

Artık kadınları da etkiliyor

Yüksek tansiyonun nedeni hala tam olarak bilinmiyor. Böbrek hastalıklarında, obezitede, şeker, hipertiroid, böbrek üstü tümörleri, başta kortizon olmak üzere bazı kimyasal ilaçların kullanımı ve yoğun stres durumlarında yüksek tansiyona daha sık rastlanır. Özellikle ileri yaşlarda yüksek tansiyon, inme, kalp krizi, anevrizmalar gibi ölümcül olabilen hastalıklara yol açabilir.
Yüksek tansiyon bazen sinsi seyredebilir ve tesadüfen ölçümlerde tespit edilebilir. Enseden gelen ve başa vuran ağrı çoğu zaman ileri aşamalardaki belirti olabilir. Yorgunluk, baş dönmesi, terleme, nabız hızında artış, görme bozuklukları, kulak çınlaması, nefese duyulan açlık gibi pek çok belirtileri olabilir. Primer hipertansiyon altında başka bir nedenin yatmadığı yüksek tansiyondur.

Sekonder hipertansiyon ise özellikle sigara içimi, stres, aşırı şişmanlık, çay, kahve ve uyarıcı ile kullanımı, aşırı tuz tüketimi gibi nedenlere bağlı olan tansiyondur. Hipertansiyon uzun yıllar bir erkek hastalığı olarak düşünülürdü. Ancak kadınların aktif yaşama geçmesi, kilo alması, doğum kontrol hapı kullanması, sigara ve içkiyi erkekler kadar tüketmesi kadınları da bu alanda riskli hale getirdi. Hele, fazla kilolu, stresli, çok çay, kahve, sigara içen, egzersizi sevmeyen, hareketsiz bir tipseniz hemen bugün tansiyonunuzu ölçtürün.

Çünkü siz yüksek tansiyon hastalığı adayısınız. Yüksek tansiyonun görülmesi halinde ise hemen tedaviye başlamak ve özenle uygulamak gerekir. Bu arada uygulanan yüksek tansiyon tedavisini tamamlayıcı tıp yöntemleriyle desteklemenin pek çok hastada son derece olumlu sonuç verdiği de gözlemlerimiz arasında.
Tansiyon değerleri

Tansiyonda ideal değer 120-80’in civarlarıdır. 130-80’e kadar normal kabul edilebilir. 130/139 veya küçük tansiyon 85-89 arası ise yüksek normal diye kabul edilir. 140-90’un üzeri değerler yüksek tansiyon olarak değerlendirilir. Eğer büyük tansiyon 140-160, küçük tansiyon 90-100 arası ise siz birinci evre hafif yüksek tansiyonlusunuz. Büyük 160-180, küçük tansiyon 100-110 arasıysa siz orta dereceli yüksek tansiyon hastasısınız. Eğer yüksek tansiyonunuz 180’in üstü veya küçük tansiyonunuz 110’un üstü ise o zaman da şiddetli yüksek tansiyon hastasısınız. Ancak tansiyonunuzun iyi ölçüldüğünden emin olun.

Ölçüm yaptırırken...

1) Ölçümden yaklaşık 1 saat öncesine kadar yemek yemeyin, sigara içmeyin veya egzersiz yapmayın.
2) Gün içerisinde aynı zamanlarda tansiyonunuzu ölçtürün. Öfkeli, kızgın veya aşırı sinirli olmamaya çalışın.
3) Rahat bir şekilde oturun, aşırı gürültülü ortamlarda ölçüm yaptırmayın.
4) Kolunuz kalp hizasında olsun.
5) Ölçüm sırasında hareket etmeyin.
6) Ölçümü aynı koldan yaptırın.

Tansiyon hastaları için örnek menü

1. gün
Sabah: 5 çorba kaşığı müsli, 1 çorba kaşığı yulaf ezmesi, 1 su bardağı az yağlı süt, 1 tatlı kaşığı keten tohumu, 2-3 adet kuru kayısı, Yarım bardak taze nar suyu veya müslinin üzerine bir avuç nar.
Ara: 1 kivi
Öğlen: 1 kase ıspanak çorbası, 4 kaşık bulgur pilavı, 4-5 kaşık karışık sebze türlü (bol sarımsak koyabilirsiniz)
15.00: 1 kase yağsız yoğurttan içine ince maydanoz kıyılmış tuzsuz cacık (Eğer koku rahatsız etmeyecekse tuz koymadan sarımsak koyabilirsiniz)
17.00: Armut tatlısı (tarifi yanda)
Akşam: 1 porsiyon ızgara somon, Biraz keten tohumlu ve cevizli çiğ semizotu salatası. Üzerine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ve limon, nar ekşisi. Köz patlıcan salatası, bol limonlu, maydanozlu ve naneli (içine bol sarımsak koyun)
Gece: Tuzsuz leblebi, Armut, Kayısı
Gün içinde içine 6-7 damla taze limon suyu sıkılmış 8-9 fincan sıcak su.
2. gün
Sabah:  2 dilim kızarmış tam buğday ekmeği, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, Tuzu iyice yıkanmış 8-10 adet yeşil ve siyah zeytin, Tuzsuz, taze mozzarella, dil, çökelek, lor gibi peynir (3 parmak ya da 2 çorba kaşığı civarı), 5-6 adet saplarıyla birlikte maydanoz, 2 tatlı kaşığı kuşburnu, kayısı ya da çilek marmeladı, 1 fincan tarifini verdiğim çay.
Ara: Kabuklarıyla birlikte bir yeşil elma ve yarım bardak nar suyu.
NOT: Nar suyunu çok hızlı içmeyin. Güçlü bir antioksidan olan nar suyu hızlı içildiğinde bazı kişilerde damarlarda yaptığı etkiye bağlı olarak baş dönmesine neden olabilir. Bu nedenle nar suyunu yavaş yavaş yudum yudum için. Nar suyunu sıktıktan sonra taze olarak için, bekletmeyin.
Öğlen: 1 kase bol limonlu sebze çorbası,  Bol ıspanaklı, yufkası ince, biraz soğanlı, tepsi ya da fırın böreği, 1 kase bol sarımsaklı tuzsuz biraz maydanoz ve salatalık doğranmış cacık, Zeytinyağlı kabak
15.00: 1 yeşil elma, 1 kivi, 7-8 adet badem
17.00: 4 adet yulaflı bisküvi, 1 fincan tarifini verdiğim çay
Akşam: Bol limonlu, maydanozlu ve sarımsaklı levrek ya da hamsi buğulama, Yanına bol limonlu ve nar ekşili yeşil salata.
Gece:  Fındık rendeli ve tarçınlı armut, elma, kivi, portakal, muzdan yapılmış meyve salatası, 1 fincan tarifini verdiğim çay.

Yüksek tansiyon-kalp-damar hastalıklarında önemli bir doğal destek: Kırmızı-mor-siyah üzüm ekstreleri

Son yıllarda üzerinde çok konuşulan ve yararına inanılan bir doğal madde de özellikle siyah veya çok koyu renkli üzümden elde edilen ekstrelerdir. Üzüm ekstrelerinin özelilkle kalp ve damar sağlığına yararları olduğuna dair çok ciddi araştırmalar vardır. Aynı zamanda bu ekstrenin toplardamardaki yetersizlikler, göz hasarları ve bazı cilt sorunlarında da olumlu sonuçlar verdiği belirtilmiştir.

Aynı zamanda yine kan dolaşımı ile ilgili rahatsızlıklarda baş ağrısı, cilt sorunları ve iç bulantısına karşı da kullanılmaktadır. İçerisindeki anti oksidan özellik gösteren polifenoller yararlılığı konusunda başı çekmektedir. Üzüm ve çekirdeğinden elde edilen ekstrelerin ciddi bir yan etkisi yoktur. Üzüm ekstreleri kadar yararlı olan bir doğal destek de nardır.
Nar suyu, nar ekşisi hatta narın kendisi çok faydalıdır. Şifası saymakla bitmez. Günlük yaşamınızdan üzüm ve üzümden elde edilen ürünleri, nar ve nardan elden edilen ürünleri eksik etmeyin.

Yüksek tansiyonun olmazsa olmazı potasyum

Potasyum, yüksek tansiyon hastalarının mutlaka bedenlerine bolca alması gereken bir maddedir. Çünkü sodyumla yer değiştirerek vücutta fazla tuzun yaptığı tansiyon yükseltici etkiyi büyük ölçüde dengeler. Muz, kayısı, marul, Hint fıstığı, incir, patates, armut iyi birer potasyum kaynağıdır.

İşte püf noktaları

1) Bolca magnezyum tüketin. Magnezyum yüksek tansiyonda yararlı bir mineraldir.
2) Quenzim Q 10’u, ailenizde tansiyon, kalp, damar hastalıkları riski varsa ek olarak alın. Özellikle kalp ve damar sağlığını korumakta çok yararlıdır.
3) Başta zeytinyağı olmak üzere keten tohumu yağı, gece çuha çiçeği yağı tüketin.
4) Diyetinizde sarımsak bol olsun. Eğer, kokusundan dolayı tüketemiyorsanız piyasadaki kokusu azaltılmış sarımsak haplarından kullanabilirsiniz.
5) Selenyumu günde 200 migrogram alırsanız eksikliğinde kalp hastalığı görüldüğünden bu riski ortadan kaldırırsınız.
6) E vitaminini günde 200 ila 400 ünite doktorunuza danışarak kullanın. Çünkü E vitamini kalp fonksiyonlarını olumlu yönde etkiler. C vitamini, soya lesitin de yüksek tansiyona yararlıdır.

Yüksek tansiyona karşı yardımcı çay

Malzemeler:
6-7 yaprak melisa,
Yarım tatlı kaşığı rezene tohumu,
2-3 adet papatya,
2-3 adet saplarıyla beraber maydanoz,
Küçücük bir tutam biberiye.
Hazırlanışı:
1 bardak su içinde tüm karışım 1 dakika kadar kaynatılır ve 2-3 dakika demlenir.Tercihen şekersiz veya az şeker ilavesi ile ve 1 dilim ince limon katarak günde 2-3 fincan içilebilir. Tüm bu bitkiler yaklaşık bir bardak su içindir ve tercihen her sefer yeni karışım hazırlanmalıdır.

Uz.Dr. Ender SARAÇ 
Tel:212 283 10 80
Son Yazıları :
- Tansiyon Düşüren Formüller
- A Gribine KArşı Mikropsavar Gıdalar
- Yorgunluk Gideren Doğal Besinler
- Keçi Peynirini Deneyin
- Ender SARAÇ'tan Zayıflama Önerileri
- Egzersiz Nasıl Olmalı
- Formula 7
- Bölgesel Zayıflama

Mikropsavar Gıdalar

Son günlerde neredeyse en çok konuşulan konulardan biri de bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirebileceğimiz? Kış koşullarının aniden bastırması sonra da bir ısınan, bir soğuyan havalar bağışıklık sistemini iyicezorlar oldu. Geçen haftaki yazımda sizlere özellikle Domuz Gribi'nden korunmak için bazı doğal önerilerde bulunmuştum. Bugün ise mikropsavar gıdalardan bahsedeceğim.

Uz.Dr. Ender SARAÇ : Aslında halk arasında genelde bulaşıcı hastalıkların hepsinin sorumlusunun vardır. Ama bakteriler dışında virüsler, mantarlar ve hatta bazı parazitler de ateşli hastalıklara yol açabilir. Örneğin; grip hastalığı genelde virüsler tarafından oluşturulabilirken bazen de bakteriyel kökenlidir. Her enfeksiyonun tedavisi de farklıdır. Antibiyotiklerin leblebi gibi bilinçsizce kullanıldığı toplumumuzda bazen çok yanlış uygulamalar olabiliyor. Örneğin virüs hastalıklarında antibiyotikler gereksizdir. Hatta bilinçsizce kullanılırlarsa zararlı bile olabilirler. Antibiyotikler, virüs nedenli gribal enfeksiyonlarda ancak hekim kontrolünde gerekli görüldüğünde kullanılmalı. Beslenmede özellikle çinko, C vitamini, proteinler ve D vitamini bolca alınmalıdır. Çinko, kırmızı et, kabuklu deniz ürünleri ve kabak çekirdeğinde yüksektir. C vitamini ise çiğ yenen yeşilliklerde, turunçgillerde, sivribiberde, ekşi meyvelerde ve kuşburnuda yüksektir. Proteinlerin hayvansal kaynaklı olanları et, tavuk, balık, yumurta, hindi, süt ürünleri gibi gıdalarda yüksektir. D vitamini ise balık, yumurta ve süt ürünlerinde yüksek miktardadır. Bu gıdalar bağışıklık sisteminin iyi çalışması için yardımcı olan gıdalardır.

Şimdi bahsedeceğim gıdalar ise, mikroorganizmaların üremesini engelleme yönünde etki eden yiyeceklerdir.

1) Karanfil:
Ağız enfeksiyonlarında mikroorganizmaların üremesini engeller. 2-3 adet karanfili ağıza alarak hafifçe emip çiğneyerek ve karanfilleri ağızda değişik yerlerde dolaştırarak tüketebilirsiniz. Ancak karanfiller toksiktir. Aromasını alın ama kendisini yutmayın. 
2) Fesleğen: Mikroplara karşı direnci arttırır. Hatta hapları solunum yolu enfeksiyonlarına karşı korunmakta kullanılmaktadır.
3) Kekik: Göğsü yumuşatır, özellikle de mantar enfeksiyonlarına karşı korunmada yararlıdır. Kekiği isterseniz kaynar suyun içinde bekleterek çay gibi içebilirsiniz. İsterseniz de yemeklere bolca katabilirsiniz. Her iki durumda da yararı vardır. Ancak kekik suyunun farklı bir içecek olduğunu vurgulamak isterim. Kekik suyu daha çok kolesterol ve şeker sorunlarında yarar olan ama kekikten distilasyonla elde edilen farklı bir içecektir.
4) Defne yaprağı: Genel olarak mikroorganizmaların üremesini azaltıcı bir etkisi vardır. Direkt olarak yenmez ancak yemeklerin içerisine örneğin 1 tencereye 1, en fazla 2 yaprak konularak kullanılabilir.
5) Soğan: İçinde quercetin adı verilen doğal bir antioksidan vardır. Alerjik durumlarda da yararı olur. Soğanın kendisi ister çiğ, ister pişmiş olarak yensin her iki türlü de mikroorganizmalara karşı yararlıdır.
6) Sarımsak: İçinde bulunan sülfür bileşikleri mikroorganizmanın üremesini engelleyici bir etki verir. Hatta çoğu kişi sarımsağa doğal antibiyotik adını verir. Sarımsak sadece bakterilere değil, virüs ve mantarlara karşı da etki gösterir. Eğer midenize dokunuyor ya da kokusu rahatsız ediyorsa, sütün içerisinde bütün olarak haşlayıp, bütün olarak yutabilirsiniz.
7) Kefir: Özellikle bağırsak florasını dengeler.Bağırsaklarda zararlı mikroorganizmaların gelişmesine engel olur. Vücut direncini artırır.
8) Sirke : Doğal olarak arındırıcı bir özelliği vardır. Doğal sirkenin içerisindeki asitlerin mikroorganizmalara karşı korunmada olumlu bir etkisi vardır.
9) Limon: Limon da güçlü ve doğal bir asit olarak sirkeye benzer etki gösterir. Isıtıldığında içindeki C vitamini etkisini önemli ölçüde kaybetse bile asidit özelliği ile mikroorganizmalara karşı savaşta olumlu etkisi vardır.
10) Şitake mantarı: Doğal olarak vücut direncini artıran, bağışıklık sistemini kuvvetlendiren çok güçlü ve besleyici bir gıdadır. Artık ülkemizde marketlerde yalnız kurusu değil, tazesi de bulunabiliyor.
11) Doğal yoğurt : Kefire benzer bir etki gösterir. Ancak kefir probiyotiktir. Yani kendisi direkt olarak yararlı mikroorganizmaları içerir. Doğal yoğurt ise prebiyotiktir. Düzenli tüketildiğinde bağırsaklarda ve vücutta yararlı floranın oluşmasına yardımcı olur.

Örnek yiyecekler
* Defne yapraklı, soğan ve sarımsaklı levrek veya hamsi buğulama.
* Bol yulaf ezmeli, keçi sütlü, bademli kahvaltı.
* Zencefilli tavuk.
* Bol karanfilli ananas, greyfurt, kivi, ekşi elma, mandalina, portakaldan yapılan taze meyve salatası.
* Fesleğen ve sanmsak soslu tam buğday makarnası.
* Kekikli defne yapraklı sivri biberli yağsız kuzu şiş.
* 1 bardak kefir yanında 1 dilim kızarmış tam buğday ekmeği, bol maydanoz, taze az yağlı peynir.
* Sarımsaklı doğal yoğurt.
* Sirkeden ve baldan yapılan şerbet, yanında yulaflı bisküvi veya kurabiye.
* Soğan çorbası, yanında bir dilim tam buğday ekmeği
* Tofulu şitake mantan, yanında bulgur.
* 1 kase sarımsaklı cacık, yanında az yağlı kıymalı pırasa.
* Keçi peynirli taze yumurtadan sivri biberli omlet.
* Bol limonlu, biberli, taze soğanlı mevsim salata, yanında balık ve közlenmiş sivri biber.
* Bol limonlu tavuklu çorba, yanında bademli brokoli.

Uz.Dr. Ender SARAÇ 
Tel:212 283 10 80
Son Yazıları :
- Tansiyon Düşüren Formüller
- A Gribine KArşı Mikropsavar Gıdalar
- Yorgunluk Gideren Doğal Besinler
- Keçi Peynirini Deneyin
- Ender SARAÇ'tan Zayıflama Önerileri
- Egzersiz Nasıl Olmalı
- Formula 7
- Bölgesel Zayıflama
SONBAHAR YORGUNU MUSUNUZ?

Her yıl yaz güneşi çekilip, havalar soğuyup yağmurlar da başlayınca önce insanın içini bir hüzün kaplar.
Yazın canlılığı, neşesi yerini yavaş yavaş yorgunluğa bırakır.

Sonbahar Yorgunu musunuz?Bedeninizi hatta ruhunuzu sonbahara hazırlayıp, bugünkü yazımda önereceğim kuralları da uygulayarak sonbahara çok daha sağlıklı, zinde ve enerjik girmeniz mümkün. Sonbaharda kendimizi daha düşük hissetmemizin pek çok nedeni olabilir. Güneşin çekilmeye başlaması, havanın serinlemesi, beslenme tarzındaki değişiklik, bedenin değişen havalara uyum sağlamak için harcadığı enerji ayrı ayrı bu yorgunluğun nedeni olabilir. Eğer birkaç gün süren bir halsizlik oluyorsa, çok önemli değil. Ama birkaç hafta süren bir halsizlik varsa o zaman böyle bir durumun altında tıbbi bir neden yatıyor olabilir. Siz de sonbaharda uzun süre yorgunluk ve halsizlik yaşayanlardansanız, o zaman ilk yapmanız gereken bir hekime başvurmak, tıbbi bir muayeneden geçmek ve kan tahlilleri yaptırmaktır.

Yorgunluğu artıran nedenler

 
Düşük tansiyon, kalp ritim bozuklukları, kansızlık, tiroid hastalıkları, bazı vitamin ve mineral eksiklikleri, belirgin olmayan enfeksiyonlar, uykusuzluk, yüksek kolesterol, solunum yetersizlikleri, çok belirti vermeyen erken safhadaki kanserler ve daha pek çok durum ciddi bir yorgunluğun altında yatan tıbbi nedenler olabilir. Sadece bedensel hastalıklar değil, ruhsal sorunlar da bir halsizlik, yorgunluk nedeni olabilir. Gizli depresyon bu durumun en sık görülen nedenlerinden biridir. Güneş ışınlarının çekilmeye başlaması, günlerin kısalması ve kapalı mekanlara geçme, kanda mutluluk hormonu dediğimiz bazı maddelerin düzeyinin azalmasına yol açabilir. Nadiren bazı kişilerde yazın daha hareketliyken sonbaharda kapalı mekânlara geçip hareketsiz kalma ve buna bağlı olarak hamlık oluşturabilir. Bu arada alkol ve sigaranın yazdan gelen alışkanlıkla yoğun tüketilmesinin de sonbaharda ciddi bir halsizlik nedeni olabileceğini hatırlatmak isterim. Ayrıca uzun  süreli kullanılan antibiyotikler, ağrı kesiciler karaciğeri olumsuz etkileyen ilaçlar, anestetik maddeler, depresyon, tansiyon ilaçlan gibi pek çok kimyasal ilaç da bir halsizlik, yorgunluk nedeni olabilir.

Hangi tahliller istenmeli?

Açlık kan şekeri, karaciğer fonksiyon testleri, tiroid fonksiyon testleri, kan sayımı, demir, demir bağlama kapasitesi, sedimantasyon, tam idrar, vitamin B12, potasyum, sodyum, nadiren ağır metaller genelde istenmesi gereken kan tahlilleridir. Ayrıca hekiminiz gerekli görürse özel bazı tahliller de isteyebilir. Çok sigara içenlerde akciğer grafisine de bakılmalı. Kalp atımı düzensiz olanlarda kalp elektrosu veya kalple ilgili incelemeler de yapılmalıdır.
Yorgunluğu Gideren doğal çareler :

• Kapalı mekanları mümkün olduğunca iyi havalandırın ve fırsat buldukça temiz havaya çıkın, ciğerlerinize derin temiz havayı çekin.
• Güneş ışığından yararlanın. Günler kısalsa bile öğle saatlerinde 15-20 dakika güneşte kalın.
• Adaçayı, yeşil cay, mate çayı, ginseng çayı, kekik çayı genelde canlandırıcıdır. Bu çayların yanı sıra size tarifini vereceğim karşım çaydan da yararlanabilirsiniz.
• Kırmızı pul biber, zencefil, kakule, fesleğen, biberiye, wasabe genelde canlandırıcı baharatlardır. Baharatlardan aşırıya kaçmadan yararlanabilirsiniz. Özellikle kakule çarpıntı yapmadan canlandırır. Günde 3-4 kez, 2-3 adet kakulenin kabuklarını soyup ağzınıza alıp emdikten sonra çiğneyip yutabilirsiniz. Kakule uyancıdır, zihni açar.
• Omega 3 balık yağı hapları, vitamin B 12, B vitamini, C vitamini, co-enzim Q10, gerek varsa demir preparatları, ginseng hapları, maka bitkisi hapları, yeşil çay ekstreleri canlandırıcı bir etkiye sahiptirler. Hepsini birden kullanmak doğru değildir. Hangilerinin kullanılacağına hekiminiz karar vermelidir. Meyan kökü hapları da sonbahar yorgunluğu için belki de ilk tercih edilebilecek doğal bir seçenektir. Arı poleni, arı sütü de sonbaharda güç verir. Yine hekime danışarak kullanılabilecek bir preparat olan DHEA destekleridir. Bu böbrek üstü bezinin salgıladığı bir hormon olup hekime danışmadan kullanılmamalıdır.

Maden suyu cildi güzelleştirir

Sonbaharda bedene belki de en doğal destek maden suyudur. Sadece sıvı ihtiyacını karşılamakla kalmaz aynı zamanda bedenin İhtiyacı olan ve yorgunluğa karşı koruyucu bir etki sağlayan iyon ve mineralleri de içerir. Düşük tansiyona ve buna bağlı halsizliğe de engel olur. Maden suyu, içerdiği sodyum, potasyum, klor, demir, manganez gibi doğal maddelerle enerji verir, sonbaharda diri tutar, cildi güzelleştirir. Genelde günde 2-3 küçük şişe maden suyu içmek bedenin büyük ölçüde sıvı ve mineral ihtiyacını karşılar.

Size sonbahar yorgunluğuna karşı doping olacak maden suyuyla hazırlanan doğal bir tarif veriyorum.

Hazırlanışı:
2 tatlı kaşığı meyan kökü, 1 çay bardağı suyun içerisinde birkaç saat bekletilir. Sonra iyice sıkılır ve içerisindeki posa alınır. Bu oluşan meyankökü şurubu içerisine 10-15 damla taze limon suyu sıkılır. İçine 1,5 tatlı kaşığı iyi kalite bal konulur, eriyene kadar karıştırılır. Bu karışım iri bir su bardağında 1 küçük şişe maden suyuyla beraber tekrar karıştırılır. İçerisine ince bir dilim limon konulur. Varsa küçük bir dal nane ile süslenir ve aynı karışım günde 2 veya 3 kez hazırlanarak aralarda içilir.

Halsizliğe karşı çay

Malzemeler:
Mate, çekirdek kakule, yeşil çay, ginseng.

Mate, öğütülmüş ginseng ve yeşil çaydan iri birer tutam alın. 2-3 adet kakuleyi de kabuklarından soyup bu karışıma ekleyin ve ağzını kapatıp 1 bardak kaynar suda yaklaşık 5 dakika kadar demleyin, içinden bitkileri alın ve içine biraz esmer şeker ekleyip günde 2 fincan için.

Bu gıdaları artırın

Balık, ceviz, fındık, adaçayının sos olarak kullanıldığı yiyecekler, soğan, sarımsak, kırmızı pul biber, yeşil sivri biber, (midenize dokunmuyorsa), keçi peyniri, çekirdekli siyah üzüm, pekmez, bal, zeytinyağı, hurma, aşırıya kaçmadan yağsız kırmızı et, organik yumurta, limon, taze fesleğen, sebze çorbası, yeşil mercimek, yeşil lifli yapraklı sebzeler, nar, tam buğday ve türevleri artırılmasında yarar olan besinlerdir.

Uz.Dr. Ender SARAÇ 
Tel:212 283 10 80
Son Yazıları :
- Tansiyon Düşüren Formüller
- A Gribine KArşı Mikropsavar Gıdalar
- Yorgunluk Gideren Doğal Besinler
- Keçi Peynirini Deneyin
- Ender SARAÇ'tan Zayıflama Önerileri
- Egzersiz Nasıl Olmalı
- Formula 7
- Bölgesel Zayıflama
Diyet Uzmanı Dr. Ender Saraç, Türk toplumunun yüzde 70’nin inek sütünden yapılan peynire karşı alerjisinin olduğunu savunarak, az yağlı keçi peynirinin tüketilmesini önerdi.

Diyet Uzmanı Dr. Ender Saraç, Bağcılar Belediyesi Ramazan Çadırında verdiği "Ramazan’da Sağlıklı Yaşam" konulu konferansında Sahurda beyaz ekmek yerine siyah ekmek tüketilmesi önerisinde bulunarak, "Sahurda özellikle peynir tüketilmeli. Ancak Türk toplumunun yüzde 70’inde inek peynirine karşı alerji var. Onun için inek peyniri yerine keçi peyniri tüketilmeli. Çünkü süt ürünleri kemik erimesine karşı iyidir" değerlendirmesinde bulundu.
Ajda Pekkan başta olmak üzere pek çok ünlü ismin diyet uzmanı olduğu belirtilen Saraç, orucla sadece bedenin değil, ruhun da terbiye edilmesi gerektiğini söyledi.

-"RAMAZAN AYI BİR ZAYIFLAMA MEVSİMİ DEĞİL"-

"Ramazan bir diyet, bir zayıflama mevsimi değildir" diyen Saraç, "Türk toplumu küçük Amerika gibi oldu. Şiştikçe şişiyoruz. Göbekler artıyor? Şimdi günler uzadı. Mutlaka sahura kalkılmalı. Sahura kalkılmadığı zaman kan şekeri düşer" dedi.

-"TATLIYI HEMEN YEMEYİN"-

İftar yemeğinin ardından hemen tatlının tüketilmemesi gerektiğini anlatan Saraç, tatlının yemekten bir buçuk saat sonra tüketilmesi gerektiğini söyledi.Saraç, kızartma türü tatlılardan özellikle kaçınılması gerektiğini söyledi.Kızartma türü tatlıların hiç bir faydasının olmadığını anlatan Saraç, az yağlı sütlü tatlıların tüketilmesi gerektiğini vurguladı.

Uz.Dr. Ender SARAÇ 

Sağlıklı beslenme adına neler yapılmalı?

Uz.Dr. Ender SARAÇ Sağlıklı beslenme bir kere abartılmamalı. Sağlıklı beslenme diye sadece brokoli ile kabak haşlama yemek ve bütün gün aç kalmak demek değildir. Sağlıklı beslenmek dengeli beslenmektir. Daha şişmanlatıcı veya toksin oluşturucu gıdaları ise genelde azaltmak veya bunları bir atada fazla tüketmemektir. Aynı zamanda sağlıklı beslenmeden öte sağlıklı yaşam konseptini daha çok öne çıkarmaya çalışıyoruz. Sağlıklı beslenmek veya diyet, sağlıklı yaşamın sadece bir bacağıdır. Sağlıklı bir yaşam için önce bir seçim yapmak gerekiyor. Bunun sonucunda beyin bedene yeni bir yazılım programı yükleyecektir. Diyet ve sağlıklı beslenmek, yapılan düzenli egzersiz ve kan tahlilleri, check up, bilinçli bir hekim taralından yapılan sağlık kontrolü sağlıklı yaşamın diğer bacaklarını oluşturuyor.

İlk aşamada sağlıklı yaşamın önemi oluşturulmalı. Bir hekime başvurularak yapılan sağlık kontrolü ile vücut bileşenleri analizi cihazıyla beden bileşenleri belirlenmelidir. İkinci aşamayı ise iyi bir sorgulama oluşturuyor. Üçüncü aşama ise diyet ve sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizdir (ama asla ağır spor değil). Onun dışında herhangi bir sağlık problemi varsa onun düzetilmesi gerekir. Sağlık probleminin tedavi edilmesi, risklerin azaltılması, stres yönetimi özellikle stresle başa çıkmak çok önemlidir. Gevşeme yöntemleri, nefes teknikleri, meditasyon, yoga, ibadet gibi çeşitli spirütüel teknikler ile kişinin manevi yönünün güçlendirilmesi gerekiyor.

Kişilerde özellikle antioksidanlar ve oligoeiemenller, vitaminler ve tamamen doğal desteklerin kullanılması oldukça faydalıdır. Bunun dışında bitki çayları.
hangi içecekleri nasıl içeceğinizin bilinmesi çok önemli. Baharatlar doğru kullanıldıklarında bazen ilaçlar kadar önemli olabilir. Ayrıca kişilerin yeme ve davranış teknikleri konusunda eğitilmesi ve motive edilmesi, disipline edilmesi önemli. Gerekiyorsa ilaç kullanımı ama bu bizim en son başlamak istediğimiz nokta. Doğal yollarla halletmek ilk tercihimizdir.

Metabolizmayı hızlandırabilmek için neler yapılmalı?

Metobolizmayı hızlandırmak için bir kere egzersiz ve spor şart. Sık sık ve az beslenmek önemli. Biraz mevsimine göre acılı yiyecekleri arttırmak çok yararlıdır. Birde metabolizmayı canlandıran yeşil çay. zencefil funda yaprağı, tere tohumu gibi bazı desteklerin kullanılması faydalı oluyor.

Metabolizmayı hızlandıran besinler var mı?

Burada ayurvedaya göre kişinin beden tipi oldukça önemli. Kişilere beden tipine göre beslenmeyi öngörüyoruz Yani kişinin hangi beden tipinde olduğunu, cinsiyet ve yaşa göre dikkate alarak kişiye her geldiğinde beslenme tarzını tedavilerini olumlu etkileyecek önerilerde bulunuyoruz. O yüzden şu besin metabolizmayı hızlandırır diye bir şey diyemiyoruz. Beyaz un, beyaz şeker, ağır yağlı kızartmalar daha çok metabolizmayı zorlarken, yeşil lifli yapraklı sebzeler ve klorella ve spironelle gibi tatlı su yosunlan, bazı bitki ve baharatlar metabolizmayı daha canlandırmaya yardımcı olabiliyor.

Kilo kontrolüne yardımcı vitaminler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Vitaminlerden ziyade doğal destekler daha çok önemli. İlk dikkat etmemiz gereken; Bunlar gerçekten ileri ve güvenilir bir teknolojiyle mi üretilmiş olmasıdır. Örneğin Amerika gibi Almanya gibi bu konuda doğallığını bozmayan ileri bir teknolojiyle ve güvenilir bir standardizasyonla uretmiş mi? Mümkünse FDA sertifikası var mı ? FDA. o ilacın içerisinde bu bitkilerin olduğuna ve üzerinde yazılan miktarlar kadar olduğuna ve bu bitkilerinde Amerika'da kabul edilen zararlı olmayan bitkiler listesinde olup olmadığına bakıyor. İyi bir teknolojiyle, güvenilir bir ortamda güvenilir bir firma tarafında üretilmiş olması, ikincisi FDA onaylı olması, üçüncüsü bakanlıktan ruhsat almış olması, dördüncüsü ise gerçekten sadece eczanelerde satılıyor olması ve iyi bir kaliteyle üretilmiş olması gibi kriterlere uyuyorsa kilo kontrolüne yardımcı olabilir.

İnsanlar daha önceden bilinçsizce aman kilo vereyim, hemen zayıflıyım da ne olursa olsun diyorlardı. Benim önerim "Çok hızlı zayıflamayın size yan etki yapmasın ve daha çok sizden yağ dokusunu götürsün, kemik dokusunda daha az götürsün, kilo vermekten ziyade sizi sıkılaştırsın, kemikleri kuvvetlendirsin göbek ve bel civarında toparlama sağlasın. yavaş yavaş sağlıkla çökmeden halsizleşmeden sizi zayıflatsın." Yavaş yavaş istenmeyen dokulardan, sizi zayıflatırken belli yerlerden sizi harap etmeden yan etki yapmadan zayıflamaya yardımcı olmak gerekiyor.

Sizin hastalarınıza önerdiğiniz besin destek ürünleri var mı?

Piyasaya yeni çıkan formülde 7 şifalı madde olan "Formula 7" var. Çok büyük bir keyifle kullanıyorum. Çünkü benim aradığım bütün kritelerin hepsini hem bilimsel olarak hem de güvenilir, minumum yan etkiyle sağlayan bir formüldür.

Bu ürün güvenilir mi? Yan etkileri var mı?

Formula 7,şu ana kadar 4000'in üzerinde kişi de kullandık. Bazı kişilerde tek tük gaz, bazı kişilerde midede biraz yanma yakınmakları oldu. Bazıları şuratımda sıcaklık, ısı artışı yaptı gibi düşük oranlı ve önemli olmayan yakınmalar dışında oldukça iyi tolere edildiğini gördük. Bu şikayetler de ürün metabolizmayı hızlandırdığı için yaşanabiliyor.

Hangi yaşlardan itibaren kullanılması gerekir, her yaşta insanlar kullanabilir mi?
Herkese her yaşta kullanılmasını önermiyoruz. Ergenlik çağına girmiş gençlerde daha düşük dozda kullanıyoruz. Hiç bir sıkıntı olmuyor. En ideali doktor ve eczacılara danışarak kullanılmasıdır.

Uz.Dr. Ender SARAÇ 



     Kitap Kazan
REKLAM


REKLAM
OKUNASI
SAĞLIK KÖŞESİ

Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları
Online Doktor

 
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2010 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Norton Safe Web