|
Kar, beyaz bir örtü gibi Türkiye'nin hemen her yerini kapladı. Ayrıca önümüzdeki hafta yine bir soğuk hava dalgası bekleniyor ki her zamankinden çok üşüyecek gibi görünüyoruz. Bu dönemde beslenmeye çok dikkat etmek gerekiyor. Ayrıca sürekli evde oturduğumuz, hareket edemediğimiz için metabolizmamız yavaşladı. Bazı küçük yaşam tarzı değişiklikleriyle karın ve soğuğun etkilerini en aza indirebilir, metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz... Uz.Dr. Ender SARAÇ
Soğuk havaya karşı koruyucu çay Ekinesya, ıhlamur, zencefil ve hatmi yapraklarından birer tutam alın, sadece 2 dakika kaynatıp 2-3 dakika demleyin. İnce bir dilim limon katıp bu çayı sıcak sıcak için. Nezle, soğuk algınlığı ve kışın üşümelere karşı yararlıdır. Eğer şekersiz içemiyorsanız biraz kaya şekeri ekleyin. Kaya şekeri öksürüklerde faydalıdır. Fazla esmer şeker tüketimi ise tersine enfeksiyonlarda uygun olmaz. Bu çaydan günde 3-4 fincan için. Ayrıca sabah ve akşam 500 miligram C vitamini almak bile soğuklara uyumunuzu kolaylaştırır ve solunum yollarını korur.Karda gözlere dikkat Özellikle kardan sonra, tam güneşli bir hava varsa gözlerinizi mutlaka güneş gözlüğüyle koruyun. Yerden beyaz kar ile kuvvetli yansıma olunca gözün ön tabakası zarar görebilir, hatta çok uzun süre yansımaya maruz kalınırsa görme ile ilgili ciddi problemler bile oluşabilir. Özellikle öğle saatleri gibi güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde daha dikkatli olunmalı. Gözlüğünüz yoksa, gözlerinizin altına siyah renkli sürme çekebilirsiniz veya alttan yansımayı kesmek için kaşkol gibi koruyucu bir eşya kullanabilirsiniz.
Aşırı soğuklarda cildiniz kurumasın Çok soğuklarda ayrıca cildin nemi ve koruyucu yağ tabakası da etkilenir ve aşın kurumaya bağlı sorunlar oluşur. Bu sorunların belki de en önemlisi cildin canlılığını yitirmesidir. Bu durumun sonucu olarak kırışma, hızlı yaşlanma, çatlaklar, pullanma oluşabilir. En güzel çözüm sabah ve akşam besleyici kremler sürmektir.
İşte evde hazırlayacağınız doğal bir formül: • 1 tatlı kaşığı kuşburnu yağı, eğer yoksa susam yağı • 2 çay kaşığı saf aloe vera sürme jeli • 1 kapsül E vitamininin içi Hepsini karıştırıp önce yüze sonra ellere sürün ve 30 saniye kadar yedirin. Sürerken sadece aşağıya doğru değil ayrıca dairevi hareketler ve aşağıdan yukarıya doğru hareketlerle de bu karışımı cilde yedirin. Burnun aşırı kurumaması için Burun deliklerinin içi ve genelde burnun içini nemli tutmanın çok yaran vardır. Çünkü aşın kuruluk, soğuk havalarda burun mukozasının kolay tahriş olmasına ve hassaslaşmasına neden olur. Böylece kolayca bazı solunum hastalıkları oluşabilir. Burnunuzun içini kışın aşın soğuk havalarda 1-2 kez susam yağı ile yağlayın. Nefes alıp vermenizin nasıl rahatladığını görecek ve şaşıracaksınız.
Nasıl yağlayacaksınız? Avuç içine 1-2 damla susam yağı alın ve küçük parmağınızla bu yağı burun içine sürün. Sonra yavaşça sıkarak yukarı doğru sıvazlayın. Günde 2-3 kez bu işlemi tekrarlayabilirsiniz. Eğer susam yağı bulamazsanız kuşburnu yağı da kullanabilirsiniz. Soğukta hangi vitaminleri ve destekleri almalıyım? Metabolizmanızı hızlandırın 1. Acı tüketimini artırın: Belirli miktardaki acı tüketimi metabolizmanın canlanmasına yardımcı olabilir. Bu acılar içerisinde sivri biber, acı soğan ve sarımsak, kırmızı pul biber, zencefil, wasabe sayılabilir. Ancak kırmızı pul biberin iştah açıcı etkisi de vardır. Özellikle sabah kahvaltıda bir parça sivribiber veya bir fincan zencefil çayı metabolizmanın canlanmasına yardımcı olabilir.
2. 10 dakika terleyin: Evden çıkamasanız da her gün 10 dakika evde zıplayın, dans edin ve ter atmaya çalışın. 3. Günde 3-4 fincan zencefilli, tarçınlı, mateli çaydan için. Yeşil çayın metabolizmayı olumlu etkilediği ve zayıflamaya yardımcı olduğunu biliyoruz. Bu çayı günde 3-4 fincana kadar içebilirsiniz. Ancak içine şeker veya tatlandıncı koymayacaksınız. Eğer herhangi bir tatlı tadı almadan içemiyorsanız tıpkı eskilerin yaptığı gibi ağzınıza 3-4 adet kuru üzüm alarak içebilirsiniz. Hazırlanışı: Her fincan için yarım tatlı kaşığı kaliteli yeşil çay veya 1 poşet yeşil çay ■ 1 küçük poşet mate ■ Parmak ucu kadar kabuk tarçın ■ Çeyrek tatlı kaşığı biberiye 1 bardak suyu kaynatın ve içine bu karışımı koyun. Sadece 30 saniye kadar kaynatın, sonra yaklaşık 3 dakika demleyin ve süzün. İçine ince bir dilim limon koyun ve sıcakken için. Bu çayı içerken aç olmamaya gayret edin. 4. Gün içinde sıcak suya zencefil katarak da kendinize özel bir karışım yapabilirsiniz. Hem metabolizmanızı çalıştasınız hem de çok üşüyorsanız vücut ısınızı dengeleyebilirsiniz. 5. İmkanı olanlar için evde yapılacak en iyi spor ip atlama. İp atlarken vücuttaki bütün kaslar harekete geçer, gayet iyi çalışır. İp atlama vücudun duruşunu da düzelten bir egzersizdir. Çocuklarınızla birlikte ip atlayabilirsiniz. Çünkü ip atlama çocukların boyunun uzamasına yardımcı olur. Uz.Dr. Ender SARAÇ Tel:212 283 10 80 Son Yazıları : - Tansiyon Düşüren Formüller - A Gribine KArşı Mikropsavar Gıdalar - Yorgunluk Gideren Doğal Besinler - Keçi Peynirini Deneyin - Ender SARAÇ'tan Zayıflama Önerileri - Egzersiz Nasıl Olmalı - Formula 7 - Bölgesel Zayıflama |
|
Kalbin en büyük dostu soyaBugün özellikle en yaşamsal organlarımızdan olan kalbimizi korumak için doğal öneriler vereceğim. Kalp öylesine özel bir organ ki aslında sadece maddesel olarak değil manevi olarak da olumlu veya olumsuz alışverişlere çok açık. Uz.Dr. Ender SARAÇ Bazı kalp ameliyatlarından sonra kişilerde huy değişiklikleri olabildiği gibi bazen de yoğun manevi olaylar veya stresten sonra da kalbin hastalanıp bozulabildiğini görüyoruz. Bu nedenle kalp rahatsızlıklarını sadece bedensel kökenli düşünmemek, kalbi tıbbi tedavinin yanında ruhsal tekniklerle desteklemek gerekir. Ailesinde yaygın kalp ve damar hastalığı olan kişilerin mutlaka yılda bir kez kardiyoloğa başvurmaları ve gerekli kan testlerini, eko kardiografi, eforlu elektro, 3 boyutlu kalp anjiyoları gibi hekimin gerekli göreceği incelemeleri yaptırmaları gerekir. Kalbinizi tanıyın Kalbinizin büyüklüğünü biliyor musunuz? Elinizi uzatın ve sıkmadan gevşekçe bir yumruk yapın. Kalbiniz aşağı yukarı gevşek haldeki kendi yumruğunuza yakın bir boyuttadır. Kalp ortalama bir yaşam süresi boyunca yaklaşık 1 milyon varili dolduracak düzeyde kan pompalar. Mor ve yeşill gıdaları bol tüketin 1) Sigara içmeyin: Eğer sigara içiyorsanız, sigarayı bırakmanıza yardım edecek bir programa başvurun. Mümkün olduğu kadar pasif içici olacağınız durumlardan kaçmaya çalışın. Zeytinyağında kolesterol riski yok Türk toplumu olarak yağlı yemekleri ve kızartmaları seviyoruz ama sonrasında da bu lezzetli ama ağır beslenme şekli çeşitli sorunlarla bize geri dönebiliyor. Özellikle de fazla kilo ve çeşitli sindirim sorunlarıyla kendini gösteriyor. Daha da önemli bir konu ise trans yağlar. Trans yağ asitleri, sıvı bitki yağlarının hidrojen bulunan bir ortamda işlemden geçirilmesiyle elde edilen ve daha çok sanayide kullanılan bir yağ cinsidir. Kalp damar hastalıklarına yol açabilir Trans yağların yüksek kullanımı, kalp ve damarlar için zararlı olan LDL (bir tür kötü kolesterol) düzeyini artırır, kalp ve damar hastalıklarına yol açabilir. Alışveriş yaparken ürünlerin mutlaka içindekiler bölümünü okuyun. Eğer trans yağ, hidrojene doymuş yağ varsa bunun ne kadar yoğunlukta veya azlıkta olduğuna dikkat ederek alışveriş yapın. Zeytinyağında hiç trans yağ bulunmadığını da belirtmeliyim. Ancak zeytinyağında da sonuçta yaklaşık tereyağ kadar kalori olduğunu unutmayın. Fazla tüketildiğinde şişmanlığa yol açarak yine kalp ve damar hastalıkları riskini artırabilir. Zeytinyağı aşırı tüketilirse kanda trigliserit düzeyini artırabilir. Hastalıklarla savaşmak için; soya 21’inci yüzyılda en çok bahsedilen gıda kaynaklarının biri soyadır. Yalnız bir konuda hala bir tereddüt var ki, genetiğiyle oynanmış yani GDO’lu soyaların sağlık açısından riskli olabileceği yönünde. Bu konuyu bir tarafa koyarsak özellikle genetiğiyle oynanmamış soyanın çok değerli ve yararlı bir gıda olduğunu söyleyebilirim. Japonlar’ın uzun yaşama sırrı da işte bu. Bitkisel protein kaynağı olan soyayı çok tüketen Uzakdoğu’da yüksek kolesterol, kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi pek çok hastalığa yakalanma riski hayvansal protein tüketen toplumlara göre daha düşüktür. Kolesterol kontrol altında Yüksek kolesterol, günümüzde sık görülen bir hastalık. Son yıllarda yapılan araştırmalar beslenmeye soyanın da dahil edilmesinin veya hayvansal protein yerine soya proteini tüketiminin kandaki kolesterol miktarını düşürdüğünü gösteriyor. Bu kolesterol düşürücü etkiyi, soyanın içindeki besin öğelerinden biri olan ‘izoflavonlar’ sağlıyor. Yine araştırmalara göre, yağ oranı düşük gıdalar tüketmelerine rağmen kolesterolü yüksek olanların, soya ağırlıklı beslenerek toplam kolesterol ve kötü kolesterol olan LDL’si düşüyor. Kolesterol düşürücü etkisi, koroner kalp hastalığına karşı güçlü bir silah olarak destekleniyor. İşte doğal destekler Mutlaka hekiminize danışarak Omega-3 yağı destekleri, Co-enzim Q-10, folik asit, üzüm çekirdeği preperatları, E-vitamini, nar ve yeşil çay ekstreleri gibi bazı preparatların yararı olabilir. Kalp için yararlı çaylar Kalp hastası olan kişiler asla kendiliğinden kardiyoloğun yazdığı ilaçları değiştirmemeli ve çay dahi olsa mutlaka hekimlerine danışmalı. Başta akdiken bitkisi olmak üzere kuşburnu, limon, böğürtlen gibi mor renkli çaylar kalp-damar sağlığı için yararlıdır. Kalp koruyucu salata Aslında tüm yeşillik ve salatalar kalp için uygun ve sağlıklı ama bu salata özellikle kalbe yararlıdır. Malzemeler 1 demet taze semizotu, 6 adet ceviz içi, 1 limon suyu, 2 çorba kaşığı sızma zeytinyağı, 1 çorba kaşığı taze çekirdekli kara üzüm, 4 dal taze nane, 6-8 adet taze gül yaprağı, Biraz dereotu, salatalık, domates (kışın kurutulmuş yaz domatesi kullanın.) Hazırlanışı: Malzemeler ince ince doğanır ve karıştırılır. Üzerine limon suyu ve zeytinyağı ilave edilir. Kesinlikle tuz kullanılmamalı. Semizotu, Omega-3 yağ asitleri, ceviz içi zengin Omega-3 içerikleri ile kalp ve dolaşım için son derece faydalı. Taze limon suyu içerdiği C vitamini ile zindelik verir. |
|
|
Prof.Dr. Ender SARAÇ'tan Tansiyonu düşüren formüller Hayatımız toplum olarak yüksek tansiyona yol açabilecek bir yaşam biçimine döndü. Kimse sağlıkla ilgili geleceğini düşünmüyor, sadece o anki zevkini düşünüyor. Sizlere her yönüyle bir tansiyon dosyası hazırladım, bu yazıyı kesip saklayın. “Nasılsa tansiyon ilaçları ile tansiyonu düşürürüm” demeyin. Sağlıklı ve normal tansiyonunuz varsa, ilaca gereksinim yoksa o kadar iyidir. Unutmadan, hekiminizin size önerdiği tansiyon ilaçlarını asla kendi başınıza kesmeyin. Artık kadınları da etkiliyor
Tansiyonda ideal değer 120-80’in civarlarıdır. 130-80’e kadar normal kabul edilebilir. 130/139 veya küçük tansiyon 85-89 arası ise yüksek normal diye kabul edilir. 140-90’un üzeri değerler yüksek tansiyon olarak değerlendirilir. Eğer büyük tansiyon 140-160, küçük tansiyon 90-100 arası ise siz birinci evre hafif yüksek tansiyonlusunuz. Büyük 160-180, küçük tansiyon 100-110 arasıysa siz orta dereceli yüksek tansiyon hastasısınız. Eğer yüksek tansiyonunuz 180’in üstü veya küçük tansiyonunuz 110’un üstü ise o zaman da şiddetli yüksek tansiyon hastasısınız. Ancak tansiyonunuzun iyi ölçüldüğünden emin olun. 1) Ölçümden yaklaşık 1 saat öncesine kadar yemek yemeyin, sigara içmeyin veya egzersiz yapmayın. 1. gün Son yıllarda üzerinde çok konuşulan ve yararına inanılan bir doğal madde de özellikle siyah veya çok koyu renkli üzümden elde edilen ekstrelerdir. Üzüm ekstrelerinin özelilkle kalp ve damar sağlığına yararları olduğuna dair çok ciddi araştırmalar vardır. Aynı zamanda bu ekstrenin toplardamardaki yetersizlikler, göz hasarları ve bazı cilt sorunlarında da olumlu sonuçlar verdiği belirtilmiştir. Potasyum, yüksek tansiyon hastalarının mutlaka bedenlerine bolca alması gereken bir maddedir. Çünkü sodyumla yer değiştirerek vücutta fazla tuzun yaptığı tansiyon yükseltici etkiyi büyük ölçüde dengeler. Muz, kayısı, marul, Hint fıstığı, incir, patates, armut iyi birer potasyum kaynağıdır. 1) Bolca magnezyum tüketin. Magnezyum yüksek tansiyonda yararlı bir mineraldir. Malzemeler: |
|
Mikropsavar GıdalarSon günlerde neredeyse en çok konuşulan konulardan biri de bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirebileceğimiz? Kış koşullarının aniden bastırması sonra da bir ısınan, bir soğuyan havalar bağışıklık sistemini iyicezorlar oldu. Geçen haftaki yazımda sizlere özellikle Domuz Gribi'nden korunmak için bazı doğal önerilerde bulunmuştum. Bugün ise mikropsavar gıdalardan bahsedeceğim.
Uz.Dr. Ender SARAÇ : Aslında halk arasında genelde bulaşıcı hastalıkların hepsinin sorumlusunun vardır. Ama bakteriler dışında virüsler, mantarlar ve hatta bazı parazitler de ateşli hastalıklara yol açabilir. Örneğin; grip hastalığı genelde virüsler tarafından oluşturulabilirken bazen de bakteriyel kökenlidir. Her enfeksiyonun tedavisi de farklıdır. Antibiyotiklerin leblebi gibi bilinçsizce kullanıldığı toplumumuzda bazen çok yanlış uygulamalar olabiliyor. Örneğin virüs hastalıklarında antibiyotikler gereksizdir. Hatta bilinçsizce kullanılırlarsa zararlı bile olabilirler. Antibiyotikler, virüs nedenli gribal enfeksiyonlarda ancak hekim kontrolünde gerekli görüldüğünde kullanılmalı. Beslenmede özellikle çinko, C vitamini, proteinler ve D vitamini bolca alınmalıdır. Çinko, kırmızı et, kabuklu deniz ürünleri ve kabak çekirdeğinde yüksektir. C vitamini ise çiğ yenen yeşilliklerde, turunçgillerde, sivribiberde, ekşi meyvelerde ve kuşburnuda yüksektir. Proteinlerin hayvansal kaynaklı olanları et, tavuk, balık, yumurta, hindi, süt ürünleri gibi gıdalarda yüksektir. D vitamini ise balık, yumurta ve süt ürünlerinde yüksek miktardadır. Bu gıdalar bağışıklık sisteminin iyi çalışması için yardımcı olan gıdalardır. Şimdi bahsedeceğim gıdalar ise, mikroorganizmaların üremesini engelleme yönünde etki eden yiyeceklerdir. 1) Karanfil: Ağız enfeksiyonlarında mikroorganizmaların üremesini engeller. 2-3 adet karanfili ağıza alarak hafifçe emip çiğneyerek ve karanfilleri ağızda değişik yerlerde dolaştırarak tüketebilirsiniz. Ancak karanfiller toksiktir. Aromasını alın ama kendisini yutmayın. 2) Fesleğen: Mikroplara karşı direnci arttırır. Hatta hapları solunum yolu enfeksiyonlarına karşı korunmakta kullanılmaktadır.3) Kekik: Göğsü yumuşatır, özellikle de mantar enfeksiyonlarına karşı korunmada yararlıdır. Kekiği isterseniz kaynar suyun içinde bekleterek çay gibi içebilirsiniz. İsterseniz de yemeklere bolca katabilirsiniz. Her iki durumda da yararı vardır. Ancak kekik suyunun farklı bir içecek olduğunu vurgulamak isterim. Kekik suyu daha çok kolesterol ve şeker sorunlarında yarar olan ama kekikten distilasyonla elde edilen farklı bir içecektir. 4) Defne yaprağı: Genel olarak mikroorganizmaların üremesini azaltıcı bir etkisi vardır. Direkt olarak yenmez ancak yemeklerin içerisine örneğin 1 tencereye 1, en fazla 2 yaprak konularak kullanılabilir. 5) Soğan: İçinde quercetin adı verilen doğal bir antioksidan vardır. Alerjik durumlarda da yararı olur. Soğanın kendisi ister çiğ, ister pişmiş olarak yensin her iki türlü de mikroorganizmalara karşı yararlıdır. 6) Sarımsak: İçinde bulunan sülfür bileşikleri mikroorganizmanın üremesini engelleyici bir etki verir. Hatta çoğu kişi sarımsağa doğal antibiyotik adını verir. Sarımsak sadece bakterilere değil, virüs ve mantarlara karşı da etki gösterir. Eğer midenize dokunuyor ya da kokusu rahatsız ediyorsa, sütün içerisinde bütün olarak haşlayıp, bütün olarak yutabilirsiniz. 7) Kefir: Özellikle bağırsak florasını dengeler.Bağırsaklarda zararlı mikroorganizmaların gelişmesine engel olur. Vücut direncini artırır. 8) Sirke : Doğal olarak arındırıcı bir özelliği vardır. Doğal sirkenin içerisindeki asitlerin mikroorganizmalara karşı korunmada olumlu bir etkisi vardır. 9) Limon: Limon da güçlü ve doğal bir asit olarak sirkeye benzer etki gösterir. Isıtıldığında içindeki C vitamini etkisini önemli ölçüde kaybetse bile asidit özelliği ile mikroorganizmalara karşı savaşta olumlu etkisi vardır. 10) Şitake mantarı: Doğal olarak vücut direncini artıran, bağışıklık sistemini kuvvetlendiren çok güçlü ve besleyici bir gıdadır. Artık ülkemizde marketlerde yalnız kurusu değil, tazesi de bulunabiliyor. 11) Doğal yoğurt : Kefire benzer bir etki gösterir. Ancak kefir probiyotiktir. Yani kendisi direkt olarak yararlı mikroorganizmaları içerir. Doğal yoğurt ise prebiyotiktir. Düzenli tüketildiğinde bağırsaklarda ve vücutta yararlı floranın oluşmasına yardımcı olur. Örnek yiyecekler * Defne yapraklı, soğan ve sarımsaklı levrek veya hamsi buğulama. * Bol yulaf ezmeli, keçi sütlü, bademli kahvaltı. * Zencefilli tavuk. * Bol karanfilli ananas, greyfurt, kivi, ekşi elma, mandalina, portakaldan yapılan taze meyve salatası. * Fesleğen ve sanmsak soslu tam buğday makarnası. * Kekikli defne yapraklı sivri biberli yağsız kuzu şiş. * 1 bardak kefir yanında 1 dilim kızarmış tam buğday ekmeği, bol maydanoz, taze az yağlı peynir. * Sarımsaklı doğal yoğurt. * Sirkeden ve baldan yapılan şerbet, yanında yulaflı bisküvi veya kurabiye. * Soğan çorbası, yanında bir dilim tam buğday ekmeği * Tofulu şitake mantan, yanında bulgur. * 1 kase sarımsaklı cacık, yanında az yağlı kıymalı pırasa. * Keçi peynirli taze yumurtadan sivri biberli omlet. * Bol limonlu, biberli, taze soğanlı mevsim salata, yanında balık ve közlenmiş sivri biber. * Bol limonlu tavuklu çorba, yanında bademli brokoli. Uz.Dr. Ender SARAÇ Tel:212 283 10 80 Son Yazıları : - Tansiyon Düşüren Formüller - A Gribine KArşı Mikropsavar Gıdalar - Yorgunluk Gideren Doğal Besinler - Keçi Peynirini Deneyin - Ender SARAÇ'tan Zayıflama Önerileri - Egzersiz Nasıl Olmalı - Formula 7 - Bölgesel Zayıflama |
|
|
SONBAHAR YORGUNU MUSUNUZ?
Her yıl yaz güneşi çekilip, havalar soğuyup yağmurlar da başlayınca önce insanın içini bir hüzün kaplar. Yazın canlılığı, neşesi yerini yavaş yavaş yorgunluğa bırakır. Bedeninizi hatta ruhunuzu sonbahara hazırlayıp, bugünkü yazımda önereceğim kuralları da uygulayarak sonbahara çok daha sağlıklı, zinde ve enerjik girmeniz mümkün. Sonbaharda kendimizi daha düşük hissetmemizin pek çok nedeni olabilir. Güneşin çekilmeye başlaması, havanın serinlemesi, beslenme tarzındaki değişiklik, bedenin değişen havalara uyum sağlamak için harcadığı enerji ayrı ayrı bu yorgunluğun nedeni olabilir. Eğer birkaç gün süren bir halsizlik oluyorsa, çok önemli değil. Ama birkaç hafta süren bir halsizlik varsa o zaman böyle bir durumun altında tıbbi bir neden yatıyor olabilir. Siz de sonbaharda uzun süre yorgunluk ve halsizlik yaşayanlardansanız, o zaman ilk yapmanız gereken bir hekime başvurmak, tıbbi bir muayeneden geçmek ve kan tahlilleri yaptırmaktır.Yorgunluğu artıran nedenler Düşük tansiyon, kalp ritim bozuklukları, kansızlık, tiroid hastalıkları, bazı vitamin ve mineral eksiklikleri, belirgin olmayan enfeksiyonlar, uykusuzluk, yüksek kolesterol, solunum yetersizlikleri, çok belirti vermeyen erken safhadaki kanserler ve daha pek çok durum ciddi bir yorgunluğun altında yatan tıbbi nedenler olabilir. Sadece bedensel hastalıklar değil, ruhsal sorunlar da bir halsizlik, yorgunluk nedeni olabilir. Gizli depresyon bu durumun en sık görülen nedenlerinden biridir. Güneş ışınlarının çekilmeye başlaması, günlerin kısalması ve kapalı mekanlara geçme, kanda mutluluk hormonu dediğimiz bazı maddelerin düzeyinin azalmasına yol açabilir. Nadiren bazı kişilerde yazın daha hareketliyken sonbaharda kapalı mekânlara geçip hareketsiz kalma ve buna bağlı olarak hamlık oluşturabilir. Bu arada alkol ve sigaranın yazdan gelen alışkanlıkla yoğun tüketilmesinin de sonbaharda ciddi bir halsizlik nedeni olabileceğini hatırlatmak isterim. Ayrıca uzun süreli kullanılan antibiyotikler, ağrı kesiciler karaciğeri olumsuz etkileyen ilaçlar, anestetik maddeler, depresyon, tansiyon ilaçlan gibi pek çok kimyasal ilaç da bir halsizlik, yorgunluk nedeni olabilir. Hangi tahliller istenmeli? Açlık kan şekeri, karaciğer fonksiyon testleri, tiroid fonksiyon testleri, kan sayımı, demir, demir bağlama kapasitesi, sedimantasyon, tam idrar, vitamin B12, potasyum, sodyum, nadiren ağır metaller genelde istenmesi gereken kan tahlilleridir. Ayrıca hekiminiz gerekli görürse özel bazı tahliller de isteyebilir. Çok sigara içenlerde akciğer grafisine de bakılmalı. Kalp atımı düzensiz olanlarda kalp elektrosu veya kalple ilgili incelemeler de yapılmalıdır.
Yorgunluğu Gideren doğal çareler : • Kapalı mekanları mümkün olduğunca iyi havalandırın ve fırsat buldukça temiz havaya çıkın, ciğerlerinize derin temiz havayı çekin. • Güneş ışığından yararlanın. Günler kısalsa bile öğle saatlerinde 15-20 dakika güneşte kalın. • Adaçayı, yeşil cay, mate çayı, ginseng çayı, kekik çayı genelde canlandırıcıdır. Bu çayların yanı sıra size tarifini vereceğim karşım çaydan da yararlanabilirsiniz. • Kırmızı pul biber, zencefil, kakule, fesleğen, biberiye, wasabe genelde canlandırıcı baharatlardır. Baharatlardan aşırıya kaçmadan yararlanabilirsiniz. Özellikle kakule çarpıntı yapmadan canlandırır. Günde 3-4 kez, 2-3 adet kakulenin kabuklarını soyup ağzınıza alıp emdikten sonra çiğneyip yutabilirsiniz. Kakule uyancıdır, zihni açar. • Omega 3 balık yağı hapları, vitamin B 12, B vitamini, C vitamini, co-enzim Q10, gerek varsa demir preparatları, ginseng hapları, maka bitkisi hapları, yeşil çay ekstreleri canlandırıcı bir etkiye sahiptirler. Hepsini birden kullanmak doğru değildir. Hangilerinin kullanılacağına hekiminiz karar vermelidir. Meyan kökü hapları da sonbahar yorgunluğu için belki de ilk tercih edilebilecek doğal bir seçenektir. Arı poleni, arı sütü de sonbaharda güç verir. Yine hekime danışarak kullanılabilecek bir preparat olan DHEA destekleridir. Bu böbrek üstü bezinin salgıladığı bir hormon olup hekime danışmadan kullanılmamalıdır. Maden suyu cildi güzelleştirir Sonbaharda bedene belki de en doğal destek maden suyudur. Sadece sıvı ihtiyacını karşılamakla kalmaz aynı zamanda bedenin İhtiyacı olan ve yorgunluğa karşı koruyucu bir etki sağlayan iyon ve mineralleri de içerir. Düşük tansiyona ve buna bağlı halsizliğe de engel olur. Maden suyu, içerdiği sodyum, potasyum, klor, demir, manganez gibi doğal maddelerle enerji verir, sonbaharda diri tutar, cildi güzelleştirir. Genelde günde 2-3 küçük şişe maden suyu içmek bedenin büyük ölçüde sıvı ve mineral ihtiyacını karşılar.
Size sonbahar yorgunluğuna karşı doping olacak maden suyuyla hazırlanan doğal bir tarif veriyorum. Hazırlanışı:2 tatlı kaşığı meyan kökü, 1 çay bardağı suyun içerisinde birkaç saat bekletilir. Sonra iyice sıkılır ve içerisindeki posa alınır. Bu oluşan meyankökü şurubu içerisine 10-15 damla taze limon suyu sıkılır. İçine 1,5 tatlı kaşığı iyi kalite bal konulur, eriyene kadar karıştırılır. Bu karışım iri bir su bardağında 1 küçük şişe maden suyuyla beraber tekrar karıştırılır. İçerisine ince bir dilim limon konulur. Varsa küçük bir dal nane ile süslenir ve aynı karışım günde 2 veya 3 kez hazırlanarak aralarda içilir. Halsizliğe karşı çay Malzemeler: Mate, çekirdek kakule, yeşil çay, ginseng. Mate, öğütülmüş ginseng ve yeşil çaydan iri birer tutam alın. 2-3 adet kakuleyi de kabuklarından soyup bu karışıma ekleyin ve ağzını kapatıp 1 bardak kaynar suda yaklaşık 5 dakika kadar demleyin, içinden bitkileri alın ve içine biraz esmer şeker ekleyip günde 2 fincan için. Bu gıdaları artırın Balık, ceviz, fındık, adaçayının sos olarak kullanıldığı yiyecekler, soğan, sarımsak, kırmızı pul biber, yeşil sivri biber, (midenize dokunmuyorsa), keçi peyniri, çekirdekli siyah üzüm, pekmez, bal, zeytinyağı, hurma, aşırıya kaçmadan yağsız kırmızı et, organik yumurta, limon, taze fesleğen, sebze çorbası, yeşil mercimek, yeşil lifli yapraklı sebzeler, nar, tam buğday ve türevleri artırılmasında yarar olan besinlerdir. Uz.Dr. Ender SARAÇ Tel:212 283 10 80 Son Yazıları : - Tansiyon Düşüren Formüller - A Gribine KArşı Mikropsavar Gıdalar - Yorgunluk Gideren Doğal Besinler - Keçi Peynirini Deneyin - Ender SARAÇ'tan Zayıflama Önerileri - Egzersiz Nasıl Olmalı - Formula 7 - Bölgesel Zayıflama |
|
|
Diyet Uzmanı Dr. Ender Saraç, Türk toplumunun yüzde 70’nin inek sütünden yapılan peynire karşı alerjisinin olduğunu savunarak, az yağlı keçi peynirinin tüketilmesini önerdi.
Diyet Uzmanı Dr. Ender Saraç, Bağcılar Belediyesi Ramazan Çadırında verdiği "Ramazan’da Sağlıklı Yaşam" konulu konferansında Sahurda beyaz ekmek yerine siyah ekmek tüketilmesi önerisinde bulunarak, "Sahurda özellikle peynir tüketilmeli. Ancak Türk toplumunun yüzde 70’inde inek peynirine karşı alerji var. Onun için inek peyniri yerine keçi peyniri tüketilmeli. Çünkü süt ürünleri kemik erimesine karşı iyidir" değerlendirmesinde bulundu. Ajda Pekkan başta olmak üzere pek çok ünlü ismin diyet uzmanı olduğu belirtilen Saraç, orucla sadece bedenin değil, ruhun da terbiye edilmesi gerektiğini söyledi.
-"RAMAZAN AYI BİR ZAYIFLAMA MEVSİMİ DEĞİL"- "Ramazan bir diyet, bir zayıflama mevsimi değildir" diyen Saraç, "Türk toplumu küçük Amerika gibi oldu. Şiştikçe şişiyoruz. Göbekler artıyor? Şimdi günler uzadı. Mutlaka sahura kalkılmalı. Sahura kalkılmadığı zaman kan şekeri düşer" dedi. -"TATLIYI HEMEN YEMEYİN"- İftar yemeğinin ardından hemen tatlının tüketilmemesi gerektiğini anlatan Saraç, tatlının yemekten bir buçuk saat sonra tüketilmesi gerektiğini söyledi.Saraç, kızartma türü tatlılardan özellikle kaçınılması gerektiğini söyledi.Kızartma türü tatlıların hiç bir faydasının olmadığını anlatan Saraç, az yağlı sütlü tatlıların tüketilmesi gerektiğini vurguladı. Uz.Dr. Ender SARAÇ |
|
|
Sağlıklı beslenme adına neler yapılmalı? Kişilerde özellikle antioksidanlar ve oligoeiemenller, vitaminler ve tamamen doğal desteklerin kullanılması oldukça faydalıdır. Bunun dışında bitki çayları. Metabolizmayı hızlandırabilmek için neler yapılmalı? Metabolizmayı hızlandıran besinler var mı? Kilo kontrolüne yardımcı vitaminler hakkında ne düşünüyorsunuz? İnsanlar daha önceden bilinçsizce aman kilo vereyim, hemen zayıflıyım da ne olursa olsun diyorlardı. Benim önerim "Çok hızlı zayıflamayın size yan etki yapmasın ve daha çok sizden yağ dokusunu götürsün, kemik dokusunda daha az götürsün, kilo vermekten ziyade sizi sıkılaştırsın, kemikleri kuvvetlendirsin göbek ve bel civarında toparlama sağlasın. yavaş yavaş sağlıkla çökmeden halsizleşmeden sizi zayıflatsın." Yavaş yavaş istenmeyen dokulardan, sizi zayıflatırken belli yerlerden sizi harap etmeden yan etki yapmadan zayıflamaya yardımcı olmak gerekiyor. Sizin hastalarınıza önerdiğiniz besin destek ürünleri var mı? Bu ürün güvenilir mi? Yan etkileri var mı? Hangi yaşlardan itibaren kullanılması gerekir, her yaşta insanlar kullanabilir mi? |
| REKLAM |
![]()
![]() |
| REKLAM |
| OKUNASI |
|
SAĞLIK KÖŞESİ |