
| Tanıtım |
![]() |
|
|
![]() NURAN ATMANOĞLU ![]() SUNA DUMANKAYA ![]() FUSUN SAKA ![]() YASEMİN AMATO ![]() MERYEM DEDE ![]() SULEYMAN ESERDAĞ ![]() FİKRİYE ABLA ![]() |
| Reklam |
|
|
|
Orta boylu zayıf bir adamdı benim dayıoğlu Kafasından kasketini hiç çıkarmazdı neden bilinmez Kelinin görünmesinden mi çekinirdi yoksa öylemi alışagelmişti Boya badana işleri yapardı Renk renk boyardı evleri ama kendi tek renkti Özü sözü bir, Anadolu çocuğuydu benim dayıoğlu 33 müydü 34 müydü bilmiyorum İnşaatta duvar delerken elinde matkap ayaklar suyun içinde Ardında gözü yaşlı onca insanı bırakıp gittiğinde 33 müydü 34 müydü yaşı bilmiyorum Ama bildiğim tek bir şey varsa Anadolu çocuğuydu benim dayıoğlu Renk renk boyandı evleri ama kendi tek renkti Özü sözü bir, adam gibi adamdı. 10 Nisan 2008
|
|||||
|
![]() |
| Piraye, yazar Kemal Tahir ve Nazım Hikmet. 1940 Çankırı Cezaevi. |
Nazım Hikmet’in eşi Piraye Hanım’la hayatlarının 20 yılı beraber geçti. 20 yılın yaklaşık 14 yılında Nazım Hikmet cezaevindeydi. Hem birlikte, hem ayrı ortak bir hayatları vardı. Bu süre içinde Nazım Hikmet çeşitli cezaevlerinden Piraye’ye mektuplar dışında resimler, şiirler gönderiyordu. Yıllar boyu korumasında kaldı. Piraye Hanım bu anlamda çok muhafazakar bir kadındı. Nazım Hikmet’ten ayrıldıktan sonra dış dünyaya çok kapalı bir hayat sürdü. Kimseyle başka bir ilişkisi olmadı, elindeki eserleri de özenle korudu. Piraye’den sonra Piraye’nin oğlu Mehmet Fuat bunların hepsini yayınladı. Nazım Hikmet’in pek çok eserini Mehmut Fuat gün ışığına çıkardı. Memletketimden İnsan Manzaraları gibi çok sayıda eser, Piraye hanım sayesinde bugüne ulaştı. Yoksa bu eserler bugün olmayacaktı. Piraye Hanım 1995’te, oğlu Mehmet Fuat 2002’de öldü. Bugün Piraye’den kalanlar Mehmet Fuat’ın oğlu, yani Piraye’nin torunu olan Kerem Bengü’nün elinde. Kerem Bengü ve eşi Zeynep Bengü, Piraye’nin de oturduğu evde oturuyorlar. Zaman zaman evdeki bir takım evrakları elden geçiriyorlar. Ve bir ay kadar önce de beni çağırdılar, “Bir şey bulduk, nedir bu?” diye. Bunun Nazım’ın yayınlanmamış bir şiiri olduğunu anladım. Ve Sözcükler’de yayınlanması için onlardan izin alarak dergide yayınladım.
Y. KEMAL’LE FARKLI ZAMANLARDA DÜŞÜNMÜŞ GİBİ
![]() |
Ayrıca bir takım defterler bulmuşlar. Bunlar da gene Nazım Hikmet’in cezaevinde yazmaya başladığı üç ayrı roman. Piraye Hanım, Nazım Hikmet’e bir mektubunda yaklaşık olarak şöyle bir şey söylemiş: “Sıkıldığında kendine bir defter al, yazmaya başla ve kendini rahatlat” gibi bir öğüt. Her üç defterin girişinde tırnak içinde Piraye’nin bu sözleri var. Nazım Hikmet bu romanları bir tür Piraye’nin öğüdünü yerine getirmek için yazmış. Nazım bunları 20- 30 sayfa yazıp yarıda bırakmış. Bir tanesi çok ilginç. Adı, “Zeytin ve İncir Adası.” Bozcaada, Gökçeada gibi bir adayı anlatıyor. İçinde Rum kahramanlar var. Konu olarak son derece ilginç bir roman taslağı. Biliyorsunuz daha sonra benzer bir konuyu Yaşar Kemal işledi, “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana”da yine böyle bir ada anlatılıyor. İki yazar arasında böyle aynı şeyi daha önce Nazım Hikmet düşünmüş gibi bir izlenim doğdu bu romanı okuduğumuz zaman. Bu üç roman taslağını Nazım Hikmet’in bütün eserlerini yayınlayan Yapı Kredi Yayınları yakında kitap olarak yayınlayacak.
DÖRT GÜVERCİN
geldi dört güvercin
suda yıkanmak için.
Su mahpusane yalağındaydı.
ve güneş
güvercinlerin
gözünde, kanadında, kırmızı ayağındaydı.
girdi dört güvercin
yıkanmak için
suyun içine.
ve kederli toprakta dört insan
baktı dört güvercine.
Güvercinler hep beraber
güneşi taşıyıp kırmızı ayaklarında
uçabilirler.
Durdurmaz onları demir ve duvar.
güvercinlerin yumuşak kanatları var.
Ve kanatlar
Şimdi burda, şimdi damın üzerinde.
İnsanların kanatları yok
İnsanların kanatları yüreklerinde.
Dört güvercin
güneşe varmak için
yıkandı, uçtu sudan.
NAZIM HİKMET
![]() Site içinde gizlenen yukarida ki LOGO'yu tiklayip. Çekilise katilin. Ücretsiz Yanda ki Kitaplardan birini kazanın | Pratik Bilgiler | Güzellik, Zayiflama | Cilt Bakimi Hakkinda |
Çok ileri bir tarihte
Çok yaşlı olarak
Sessizce ayrılmalıyım
Kimseye pek gözükmeden
Ve kimseyi rahatsız etmeden.
Masamın üzerinde
Dünden kalan işler
Tamamlanmamış yazılar
Okunmayı bekleyen kitaplar
Ve anılar ve umutlar.
Filleri kuyruğundan çekerek
Tepeleri aşırtmaktı görevim
Günler bitti filler tükenmedi
Ben elimden geleni yaptım
Gerisini siz tamamlayın.
Boşa geçmedi hayatım
Daha fazlası olabilirdi ama
'Buna da şükür' demeliyim
İşte sevgili dostlar
Ben böyle veda etmeliyim.
New York, 1995
İsmail CEM
|
Aklı başında olan hiçbir insan, ömrünün üçte birini yastığa bağışlamaz. "Erişkin bir insan günde en az 8 saat uyumalıdır." palavrasını ve / veya önyargısını kırarak 8 saat uyumanın bir alışkanlıktan ibaret olduğunu öğretmektedir. 4 saat uyuyarak 8 saat uyumuş gibi zinde uyanmayı da anlatan kitap, bunun nasıl yapılabileceğini öğretmektedir. |
KİTAPTAN BİR BÖLÜM DEMLENMEK
Yürürken yolda,
Kaldırımda biriken suya,
Basarak geçebilmek,
Gelmeyeceğini bile bile,
Uçan kuşu omzuna çağırabilmek gerek,
Umutsuz da olsa, karşılıksız sevebilmek,
Hayalimdeki seni değil,
Seni özleyeceğim diyebilmek,
Aşık olduğunu herkesin içinde haykırabilmek,
Kalbindeki sesi yüksek sesle söyleyebilmek gerek,
İçmeden sarhoş,
Ne deli, ne de akıllı,
Deli akıllı olabilmek gerek.
Baktın olmadı, gamlanmak yerine,
Biraz demlenmek gerek.
Ş.Hanif TANYILDIZI
31 Aralık 2006
İzmir
| OKUNASI |
| GEZELİM GÖRELİM |
|
![]() ![]() |
| Fotoğraf Albümü |
![]() |