Ana Sayfa
İletişim'e Tıkla İletişim'e Tıkla
Orjinal Lida

Lida ile 15 Günde 5 Kilo verin!
Orjinal Zayıflama Hapı Lida ile yaz tatilinize incecik ve mutlu bir şekilde giderek sevenlerinizi şaşırtın!
Orjinal Lida Yetkili Ürün Bayii

 
Reklam
 
Bulunma Sebebiniz?
Bilgi
Moda
Diyet
Sağlık
Güzellik
Son Fotoğraflar
YAPIŞIK PARMAKLAR SİNDAKLİNİ

Sağlıklı Bronzlaşmak İçin
 
Özel Arama

Ana SayfaGuzellik>Ceyda ŞENER

Kellik sorunu, üzerinde yeterince durulmayan ama erkeği olduğu kadar kadını da giderek çemberine alan bir sorun, hatta sosyal bir olgu. Kelleşmenin hem kadınlar hem de erkekler üzerindeki psikolojik etkisi göz ardı edilemez, çünkü dökülen saç, kırışıklar gibi gençliğin gitmeye başladığının habercisidir. Bu nedenle günümüzde bu sorunla ilgili giderek daha çok ve çeşitli ürün, yöntem geliştirilmekte...

SAÇ DÖKÜLMELERİ ARTIYOR

Erkek tipi saç dökülmesinde erkeklik hormonu testosteronun etkili olduğu düşünülüyor. Kadınlarda erkeklere göre daha az, neredeyse yok denecek miktarda testosteron bulunduğundan, erkek tipi saç dökülmesi nadiren görülür. Fakat saç dökülmesinin başka çeşitleri biz kadınları da etkilemektedir, hatta kaşlarımız bile bundan nasibini alabilir.

Besinler ve saç kaybı

Yiyecekler, saç dökülmesi de dahil olmak üzere pek çok rahatsızlığın tedavisinde uygulanan ilaç ya da bitkisel terapilerin içeriğinde büyük rol oynamaktadır. Doğru besinlerle ve diyetlerle, hormon seviyelerinizi düzenleyebilir, saç dökülmesini kontrol altına alabilirsiniz. Hormonlar dendiğinde genel olarak testosteron ve östrojen akla gelmektedir. Bu hormonlar sadece cinsiyet özelliklerimizi ve üreme sistemimizi belirlemekle kalmaz, bütün sağlığımızı korumada da önemli rol oynar. Her çeşit hormon, vücuttaki bütün mekanizmaları, vücut fonksiyonlarını ve duygularımızı düzenler.

Hormonlar bu kadar önemli bir yere sahipken, onları doğru besinlerle desteklemek de çok önemlidir. Antik çağlardan bu yana bilinen ve kullanılan afrodizyak yiyeceklerin etkisi boşuna değildir.

Hayvansal yağ zararlı!

Araştırmacılar, yüksek oranda hayvansal yağ içeren beslenme biçiminin, kan dolaşımına daha fazla testosteron salgılanmasına neden olduğunu bulmuşlardır. Bu durum, testosteronun erkek tipi kellikte doğrudan bir rol oynamasından dolayı saç kaybını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, düşük hayvansal yağ ve dengeli şeker içeren bir beslenme biçimiyle saç dökülmenizi azaltabilirsiniz, aynı zamanda kilo da vererek daha sağlıklı bir görünüme sahip olursunuz.

Önemli olan bir başka nokta da, diyetin hassas dengesini koruyabilmek. Beslenmede doğru protein-karbonhidrat oranını yakalayarak, yiyeceği her öğünde vücuda belli bir miktar protein ve karbonhidrat sağlayıcı olarak kullanarak bu dengeyi sağlamak mümkündür. Beslenme şeklinizi değiştirmenin bir başka artısı da, saç ve kafa derisi için önemli besinler sağlayan ve bu önemli besinlerin alımını ve emilimini en üst düzeye çıkaracak yiyecekler yediğinizde, saç dökülmesiyle savaşmakla kalmıyor, aynı zamanda saç çıkmasını da teşvik etmiş oluyorsunuz. Şeker dengeleyici bir beslenme bunu da başarmaktadır.

Böyle bir beslenme için hindi, tavuk, balık, kırmızı et ve soya ürünleri gibi protein kaynakları; meyve ve sebze çeşitlerinden alınan kompleks karbonhidratlar; zeytinyağı ve kuruyemişlerden çıkarılan tekli doymamış yağlar arasında kurulan bir denge, saç kaybına karşı etkili bir beslenme şeklini size sağlayacaktır.

Bitkisel tedaviler

Alternatif tıp adıyla da anılan doğal tedaviler, zamanın başlangıcından bu yana insanların çeşitli hastalıkların tedavisinde kullandıkları çareler olmuşlardır. Erkek tipi kelliğin önlenmesinde ve tedavisinde bitki ve besleyici maddelerin etkili olduğu kanıtlanmıştır. Tek başlarına ya da tıbbi ilaçlar ve saç ekimi gibi diğer yaklaşımlarla birlikte kullanılabilirler. Bu konuda mucizevi bitkilerden biri ‘yeşil çay’dır. Yeşil çay, vücudun normal miktarda DHT üretmesini engelleyerek erkek tipi kelliği önlemede etkili bulunmuştur. Aynı zamanda yeşil çay antioksidanlar açısından da zengindir, bileşenleri kolesterolün düşmesini sağlar, anti bakteriyel hareket sağlar ve kardiyovasküler sistemi korur. Bu nedenle hayatınızda yeşil çaya her bakımdan yer açmalısınız. Isırgan otunun da benzer yararları vardır. Romalılar ısırgan otunu erkek libidosunu arttırmak için kullanırlardı. Çay formu ise uzun süreden beri cilt ve saçların sağlığını daha iyi hale getirmede kullanılmaktadır.

Evde yapabileceğiniz bir saç maskesiyle de saçlarınızı kuvvetlendirmek mümkün.

Bunun için:

- 1 küçük avokado

- 3 yemek kaşığı süt

Bu karışımı püre haline getirdikten sonra saçlara ve saç diplerine masaj yaparak uygulayın. 20-25 dakika bekledikten sonra saçlarınızı şampuanla iyice yıkayın. Haftada bir yapacağınız bu uygulama ile saçınızın ihtiyacı olan nemi kazandırmış olursunuz ve saçlarınızın onarımına yardımcı olursunuz.

Ve tıbbi çözümler...

Her türlü yöntemi denediniz fakat yine de saçlarınızın dökülmesini durduramadıysanız ve açıklık her geçen gün daha belirgin hale geliyorsa, saç ekimini düşünme zamanınız da gelmiş demektir. Saç ektirmeden önce, var olan teknikleri çok iyi araştırmanız gerekmektedir. Aşağıda, bu konuda size yardımcı olabilecek birkaç önemli noktaya değinmek istiyorum.

* Saç ekimi sadece kendi donör bölgenizden alınacak saçlarla yapılabilir. Aksi halde vücudunuz aktarılan saçı, dokuyu ya da folikülü reddeder.

* Başın arkası ve yanlarındaki saçlar, donör bölge olarak tabir ettiğimiz alanlardır ve ekilecek saçlar bu bölgelerden alınmaktadır.

* Saç ekiminde sanat, tıbbi teknik kadar önemlidir çünkü kimse çim adam gibi dolaşmak istemez, doğal bir görüntü yakalamak çok önemlidir.

* Saç, kafanın değişik bölgelerinde değişik yönlere doğru büyür. Bu nedenle, doğal bir görünüm için saç ekiminde bu özellik de dikkate alınarak işlem yapılmalıdır.

Saç ekimi, doğru teknikle ve uzman eller tarafından yapıldığında çok iyi sonuçlar verebilmektedir. Bu nedenle, sizin için gerçekten doğru olan tedavinin önerilmesi, işlemin herhangi bir iz bırakmaması ve tamamen doğal sonuçlara kavuşturması çok önemlidir. Böyle yapılmış bir saç ekimiyle, bir anda 15 yaş gençleşebilir, özlediğiniz görünüme kavuşabilirsiniz.


Dr. Ceyda ŞENER
Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Sağlıklı Bronzlaşmak İçin
* Saç Ekiminde Yeni Yöntem
*
Led Lazerle Bölgesel Zayıflama
* Uykuda Güzelleşmek
*
Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

Sağlıklı bronzluk için

Güneş cildi nasıl yakar?

Siz şezlongda uzanırken ultraviyole ışınlan cildinize nüfuz eder ve yeni hücreler üreten canlı hücrelerinizi öldürür. Ultraviyole A (UVA) cildin daha derinlerine inse de sonuçta hem UVA hem de UVB cildi yakar.

Neden güneşten yanmış cilt kırmızı olur?

Zararı tamir etmek ve ölü hücreleri yok etmek için kan damarları genişler ve yanık yerlere kan akışı artar. Fazla kan cildi kırmızı ve sıcak yapar.

Güneşten yanmış cilt neden yanar ve kaşınır?

Tahribata uğramış hücreler beyne yaralandığını anlatan mesajlar gönderir ve acı reseptörlerini harekete geçirir. Bu da cildi temasa karşı hassas yapar.

Cilt neden bronzlaşır?
Cilt neden bronzlaşır

Cildinizin İç katmarıını yakan UV ışınlarına tepki olarak vücut cildi koyulaştıran melanin pigmenti üretir. Pigment radyasyonu emerek hücreleri zarardan korur. Çoğu insan güneşe maruz kaldıktan hemen sonra bronzlaşmaz çünkü melanin üretimi uzun sürebilir.

Güneş yanıkları, deriyi ve deri altındaki dokuyu şiddetle tahrip eder. Bunun derecesi sadece teknik bir sorun olup, derideki kızartıya, kabarcıklara, serum sızıntısına ve toksik etkilere göre sıralanır.

Ne yazık ki, güneşi sevenler, kıştan zayıf düşmüş derilerini ilk kez güneşe gösterdiklerinde, bir an önce sağlıklı bronz bir renge dönüşebilme heyecanı içinde ölçüyü kaçırırlar. Yavaş yavaş bronzlaşmak, derideki pigmentin güneşin şiddetli ışınlarına karşı deriyi korumasını sağlar.

Bronzlaşmaya, ilk gün yirmi-otuz dakikayla başlamak doğru olur. Ondan sonra, kişinin önceki deneyimlerine, deri rengine ve duyarlılığına göre, bu süre, yavaş yavaş artırılır. Açık tenliler, güneşten, esmerlerden daha çok zarar görürler. Güneş suya ve kuma yansıyınca, ışınlan bulutların arasından geçse bile şiddet kazanır. Güneş yanığı krem ve losyonlarının koruyucu etkileri vardır, ayrıca, çabuk bronzlaşmayı da sağlarlar. Tümüyle koruyucu oldukları sanılıp güneşte dikkatsizce fazla kalındığında bunlar da tehlikeli olabilirler. Güneşteki ultraviyole ışınlan gözlere dokunduğu için, hafif renkli gözlüklerle korunmalıdır. Bu gözlükler iyi kaliteli olmazsa, koruyuculuk bir yana, gözleri bozabilirler.

Bütün uyanlara rağmen bir yaz gecesi ağrılı yanmalar duyarsanız, deriyi hafif bir antiseptik sabunla ve pamukla hırpalamadan temizleyin. Duyarlı ve ağrılı deriyi sert gazlı bezler ya da kaba havlularla ovuşturmayın. Tepeleme dört çay kaşığı bikarbonat yani soda bir bardak soğuk suda eritilirse, yumuşatıcı ve koruyucu etki sağlar. Soğuk kompres, geçici bir rahatlık verir. Yanık deriyi ağır yağlı merhemlerle örtmeyin. Bu, bütün yanıklar için geçerli bir öneridir. Bugün güvenli kullanılabilecek bazı ağrı kesici merhemler vardır. Ama bunlar ve ağrı kesici ilaçlar doktor tavsiyesiyle kullanılmalıdır.

İyileştirici Güneş Yanığı Bakımları

Aloe veralı krem:  Güneş yanığı için aloe veradan daha etkili bir içerik yoktur. Aloe vera, hem antibakteriyel olması hem de bağışıklık sistemini güçlendirmesi açısından son derece etkilidir.

Vitamin E: Antioksidanlardan biri olan vitamin E, güneş yanığının verdiği zararı iyileştirirken etkilerini de azaltır.

Vitamin C alımını arttırın: Diğer bir antioksidan olan vitamin C'nin alımını arttırmak iyileşmenize yardımcı olacaktır.

Karbonatlı banyo: 1 fincan karbonat eklenmiş soğuk su ile banyo yapabilirsiniz.

Güneş yanığı acısını azaltmak için bitkisel çözümler:
1 damla lavanta yağı ile 1 tatlı kaşığı yoğurt karıştırılarak macun kıvamına getirilir. Güneş yanıklarının olduğu bölgelere sürülür. 15 dakika kadar vücutta bekletildikten sonra ılık su yardımı ile temizlenir.

Yanık ciltler için şifa banyosu: 2 litre suyla yeşil çay, nergis ve papatyayı 2'şer tatlı kaşığı olmak koşuluyla ağzı kapalı bir kapta kaynamaya bırakın. Demledikten sonra soğumasını bekleyin ve ılık su dolu küvetin içine bu karışımı ekleyin. En az 20 dakika küvette kalmak şartıyla her gün yanıklar geçene kadar bunu tekrarlayın. Bu şifa banyosu ile birlikte yaralarınız hızla iyileşecektir. Unutmayın ki yeşil çayın içinde bulunan antioksidanların yaralan iyileştirmede çok güçlü etkileri olduğu bilinmektedir.

Yağlarla gelen rahatlık

Yeşil çay, aloe vera suyu ve lavanta esansiyel yağları güneş yanığı vakalarında cildi serinletir ve iyileştirir.

60 ml demlenmiş yeşil çay
60 ml aloe vera suyu
1/4 tatlı kaşığı lavanta esansiyel suyu

Malzemeleri bir sprey şişesinde karıştırın. İyice çalkalayın. Yanık cildinize
bol miktarda püskürtün.

Dr. Ceyda ŞENER

Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Saç Ekiminde Yeni Yöntem
*
Led Lazerle Bölgesel Zayıflama
* Uykuda Güzelleşmek
*
Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

Saç sorununa "Kökten" çözüm

Yaş ve hormonal nedenlerden ötürü saçlarınız dökülüyor ya da azalıyorsa, yeni bir yöntemle tanışmanın zamanı gelmiş demektir. 'DHI No Touch Technique' yeni bir saç ekme uygulaması. Saç ve kaş dökülmesi gibi problemlerin önüne geçmeyi mümkün kılıyor. Detayları estetik uzmanı Dr. Ceyda ŞENER'e sorduk...

DHI No Touch Technique

Bu yöntemin diğer saç ekim yöntemlerinden farkı nedir?

- DHI No Touch Technique ile saç ekim işlemi, kesmeden, çukur açmadan ve en önemlisi diğer tekniklerin yarısı kadar bir zamanda gerçekleştiriliyor. Bu teknikte, enseden tek tek alınan saç kökleri, diğer teknikler deki gibi demet demet değil, açıklık olan bölgelere tek tek ekiliyor.

Yöntem yalnızca erkeklere mi uygulanıyor?

- Hayır, aynı teknikle kadınlarda görülen saç ve kaş dökülmesi gibi problemlerin de önüne geçiliyor. Yaş ve hormonal nedenlerden ötürü saçları dökülen ya da azalan kadınların böylelikle çok daha doğal ve gür saçlara kavuşması mümkün...

Operasyon sonrası iyileşme süreci ne kadar sürüyor?

- Kadın ve erkekte görülen her türlü saç dökülmesi tipinde kullanılabilen bu yöntem, sıklıkla ortaya çıkan morarma, bandaj, şişlik, yara ve ağrı gibi sorunları elimine ediyor. Dolayısıyla kişinin ertesi gün işe gitmesinde bir sorun olmuyor. Operasyon çıkışı görüntü de, eski yöntemlerdeki portakal kabuğu görüntüsünün aksine bir elma pürüzsüzlüğünde oluyor. Ayrıca saçlar uzadıktan sonra "çim adam" görüntüsü de oluşmuyor.

Ekilen saç ne kadar sağlıklı? Bu saçlar uzuyor mu?

- Ekilen saç, kafa derisinin arka tarafından alındığı için sağlıklı. Çünkü kafa derinin arka kısmında yer alan saçlar, ön kısmında yer alan saçlara oranla çok daha az dökülen, güçlü saçlardır. Hatta bu saçlar ön kısımdaki saçlara oranla çok daha geç beyazlar. Bu nedenle arkadan toplanıp öne ekilen saçlar son derece sağlıklı ve güçlüdür. Ayrıca, ekilen saç da canlı olduğu için uzamaya devam eder ve dökülmez.

Dr. Ceyda ŞENER
Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Led Lazerle Bölgesel Zayıflama
* Uykuda Güzelleşmek
*
Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

LED Lazerle Bölgesel zayıflama

Dr. Ceyda Şener LED lazerle bölgesel zayıflama yöntemini anlatıyor.
LED LAZERLE BÖLGESEL ZAYIFLAMA
En çok göbek, basen ve belde bölgesel olarak toplanan yağlar pek çoğumuzun en büyük derdi değil mi? Çoğumuzun bu sıkıntıdan kurtulma hayali “Ahh kalçalarımdan biraz kilo versem, belimi inceltsem ya da basenlerim küçülse hiç sorunum kalmayacak!” şeklinde özetlenebilir...

Tabii bu hayali gerçekleştirmek için kozmetik ve tıp el ele vermiş yıllardan beri uğraşıyor. Adına bölgesel incelme dediğimiz bu durum için pek çok işe yarar yöntem de geliştirildi son yıllarda...

Çünkü diyet, egzersiz gibi yöntemlerle sadece bu bölgelerdeki yağların giderilmesi çok ama çok güç. Günümüz toplumunda teknolojinin gelişmesi ile değişen yeme alışkanlıkları, çalışma koşulları, maalesef bu bölgesel yağların artmasına katkıda bulunmaktadır. Ve bu yağların giderilmesi için teknoloji giderek ön plana çıkmaktadır.

Bu amaçla her geçen gün yeni yöntemler geliştirilmektedir. Onlardan biri olan LED lazer ile bölgesel zayıflama dünyada ve özellikle Avrupa’da yaygın kullanılmaya başlanan yöntemlerden biridir. Bu yöntemin geliştirilmesinde liposuction gibi ameliyat teknolojilerine alternatif arayışlarının katkısı olmuştur.

Yapılan bilimsel çalışmalar LED lazerle zayıflama sisteminin etkin ve güvenli olduğunu göstermiştir. Özellikle diyet ve spora rağmen kurtulamadığınız bölgesel yağ birikintilerine uygulanır. Bu vücut bölgelerindeki yağ dokusunu eriterek, yağ hücrelerinin bütünlüğünü bozarak buradan uzaklaştırılmalarına yardımcı olur.

Aslında ‘liposuction’ bugüne kadar bilinen en etkili yöntemdi. Bölgesel yağları ameliyatla vakumlamak suretiyle bölgeden alan cerrahi bir yöntem oluşu sebebiyle taşıdığı riskler ve hasta için zorlukları kişileri caydıran sebepler oldu. Kişiler daha zahmetsiz ama etkili bir yöntem özlemi duyuyordu.

İşte LED lazerle bölgesel zayıflama yöntemi bu yöntemin ameliyatsız bir alternatifi olarak ortaya çıktı...

Göbek bölgesi

Göbek bölgesi en çok yağ birikiminin olduğu bölgedir. Cildin hemen altında yağ dokusu bulunur. Bu bölgeyi inceltmek için dört ayrı teknolojinin bir arada olduğu LED sistemi kullanılır. Vakumla, oluşan katmanlar içerisindeki yağ hücrelerinin içinde bulunan yağın boşalması, yağ kistlerinin parçalanması sağlanır, bu sayede bölgesel incelme, kasların yukarıya doğru sıkılaşması, ciltte gerginleşme, doku toparlanması gerçekleşir, vücut şekillendirilir. Ortalama her seansta 2.4 cm çevresel incelme sağlanabilmektedir. İşlem için herhangi bir ön hazırlığa gerek yoktur. Yaklaşık 45 dakika süren her seanstan sonra günlük aktivite veya işinize dönebilirsiniz.

Bel bölgesi

Bel bölgesi yağ birikimi olduğunda kalınlaşır ve konturları düzleşir. Kadın ve erkek estetiği açısından bu bölge son derece önemlidir. Özellikle yağ birikimi yan boşluklarda olmaktadır. Bu bölgedeki incelme için de yine göbek için olduğu gibi dört ayrı teknolojinin bir arada yer aldığı LED sistemi kullanılır. Ve bu bölgede de her seansta yaklaşık 2.4 cm incelme alınan ortalama sonuçtur. Hiçbir hazırlık gerektirmeyen her seans ortalama 45 dakikadır ve sonrasında günlük hayata dönülebilir...

Basen bölgesi

Basen bölgesinde yağ birikimi kadınsı konturların bozulmasına sebep olur. LED lazer cilt kollajen sentezini tetiklerken cilt altı yağ dokusu metabolizmasını hızlandırır. Derin katmanlardaki selülitin sebebi olan fibröz bantların gevşetilmesine neden olurken vakumterapi ünitesi bu bantların esnetilmesini sağlamanın yanısıra lenfatik drenajı artırarak bölgenin incelmesine katkıda bulunur. Bel ve göbek incelmesinde geçerli olanlar bu bölge için LED lazer uygulamasında da geçerlidir.

Bölgesel zayıflama için evde uygulanabilecek egzersizler neler olabilir?

BACAK İÇİ İÇİN: Eğilip kalkın! Bacak içi kaslarınızı sıkılaştıran ve sarkmasını önleyen bu hareketi yaparken bacaklarınızı iki yana açıp, 20 defa, oturur gibi, aşağıya eğilip kalkın. Bacağınızı sağa sola oynatın! Ayakta dururken tek bacağınızı biraz ileri doğru açın ve yapabildiğiniz kadar sağa-sola oynatın. 20 kez tekrarlayıp diğer bacağa geçin. Bacaklarınızı çaprazlayın! Yere yüzüstü uzanın. Bacaklarınızı yana açarak sırayla üste ve alta getirin, bu hareketi 25 kez tekrarlayın.

BASEN BÖLGESİ İÇİN: Bacağınızı havaya kaldırın! Kalçalarınızı çalıştıran bu hareket için ayakta durup bacaklarınızı sırayla havaya kaldırıp indirin. Her bir bacak için 20 kez tekrarlayın. Geriye doğru itin! Son derece etkili bu egzersizde yine ayakta durun ve her iki bacağınızı da sırayla 20 kez geriye kaldırabildiğiniz kadar yükseğe kaldırıp indirin. Yerden teması kesin! Sırt üstü yere uzanın ve bacaklarınızı sırayla havaya kaldırıp indirin. Her bacak için 20 kez.

Dr. Ceyda ŞENER

Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Uykuda Güzelleşmek
*
Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

Uykuda güzelleşmenin sırları

Bütün gün çeşitli etkilerle yıpranan cildimizin aynı vücudumuz gibi iyi bir gece uykusuna ihtiyacı var. Cildimizi uykuya ne kadar iyi hazırlarsak o kadar parlak, canlı ve genç bir tene sahip oluruz. Çünkü gece biz uyurken cildimiz kendini yeniler, onarır, kırışıklıklarla savaşır. Cildimizi koruyan kolajen ve elastin dokuları geceleri yeniden oluşur. Cilt kendi çabasıyla yenilenirken bizim de ona en doğru takviyelerde bulunmamız gerekiyor. Bu yüzden gece kremleri gündüz kremlerinden daha farklı ve daha güçlü bir yapıya sahiptir.

Gençken cilt 28 günde tümüyle yenileniyor, genç ve sağlıklı hücreler yüzeye rahatlıkla çıkıyor. Oysa yaşlandıkça cildin yenilenmesi için 50 gün hatta daha da uzun süreye ihtiyaç var. İster genç olalım, ister daha ileri yaşlarda cildimize iyi bakmamız daha da ileriye bir yatırım aslında. Bunun için gece bakım kremlerine 30’lu yaşlardan itibaren başlamakta yarar var.

Gece bakımının önemi

Gece bakımı için en önemli önerimiz; uykuya yatmadan önce mutlaka cildinizi temizleyin. Asla ve asla temizlemeden uyumayın. Çünkü gece uyurken aynı zamanda güzelleşiyoruz. Uykuya daldığımızda cildimiz kendini 23.00’ten itibaren yenilemeye başlıyor. Bu yenileme süreci 04.00’e kadar devam ediyor. Cilt bu çabayı gösterirken saat 01.00-03.00 arası cilt daha fazla kuruyor. Çünkü müthiş bir performans gösteriyor kendini tedavi için. Ama bütün çabayı da cilde bırakmamak, bu işlevini daha da hızlandırmak bizim elimizde. İşte tüm bu nedenlerden dolayı biyolojik saatimize uygun geliştirilen gece kremleri, gündüz kremlerinden farklı olarak daha etkili ve daha tedavi edici ürünlerdir. Bu kremler kırışıklık, leke gibi olumsuz faktörlerle ciltle birlikte gece boyunca mücadele eder, cildin çabuk iyileşmesini sağlar. Bu nedenle gece kremlerini bir uzmana sorarak bilinçli satın alın. Hücre yenileyiciler, Retinol, A vitamini gibi kolajen üretimini destekleyen, kırışıklıkların giderilmesine yardım eden maddelerle zenginleştirilmiş gece kremleri siz uyurken sizi güzelleştirecek, gençleştirecektir.
Siz de yapabilirsiniz

Tüm bunlar için mutlaka pahalı gece kremleri almanıza da gerek yok. İşte size birkaç küçük öneri:

* Cilt gece bu mücadeleyi sürdürürken kuruduğu için mutlaka gece yatarken ve sabah kalkınca su içmekte yarar var.

* Cildinizi mutlaka çok iyi temizleyin, gece hava alsın.

* Sonra da önce şu maskeyi uygulayın:
3 kahve kaşığı dövülmüş badem,
1 kahve kaşığı badem yağı,
1 kahve kaşığı taze krema,
1 yumurta sarısını iyice karıştırın ve temiz yüzünüze (göz kenarları hariç) sürün. 15 dakika sonra yıkayın.

* Maskeyi yıkadıktan sonra cildinizi kurulayın ve 50 gram vazelin, 1 çay kaşığı tereyağ, 1 çay kaşığı havuç suyunu karıştırarak hazırladığınız kremi yüzünüze sürün. Göreceksiniz sabah uyandığınızda cildiniz taptaze ve canlanmış, pırıl pırıl bir görüntüde olacak.

 * Aynı karışımı ellerinize de uygulayın. Bu uygulamadan sonra pamuklu bir eldiven giyerek uyuyun. Elleriniz de yumuşacık olacak.

İyi bir uyku için

İyi bir uyku cildimiz için olduğu gibi vücudumuz için de önemli. Kendimizi uykuya hazırlarken ruhsal gerginlikleri de geride bırakmalıyız. Mesela uykudan önce bir melisa ya da papatya çayı için ve yastığınıza lavanta spreyi sıkın. Mucize yarattığını göreceksiniz!

Dr. Ceyda ŞENER
Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

Dr. Ceyda ŞENER -Çekici bir yüzdeki karakteristik özellikler düz, yuvarlak bir çevre, çıkık elmacık kemikleri, eğik, çukurlu bir alt çene ve ince, kesin hatlarla belirlenmiş alt çene hattı olarak sıralanır. Bu özellikler birlikte ‘güzellik üçgeni’ ya da bir diğer deyişle ‘yüzün kalbi’ni oluşturur; çünkü taban yukarıda ve tepe aşağıdadır. Bu güzellik üçgeni’ ya da ‘yüzün kalbi’ arzu ve çekicilik gibi duygular uyandırırken, tam tersine yaşlı ya da çekici olmayanlarda bu üçgen ya da kalp, tepe kısmı yukarıda, taban kısmı aşağıda olacak şekilde ters bir şekilde durur.

Yaşlanma süreci, pek çok etkenin bir araya gelmesiyle oluşur ve hem dinamik hem de hacimsel değişikliklerin oluşmasıyla sonuçlanır. Yüzün orta kısmının iyileştirilmesi işleminin amacı, elmacık kemiklerinin volümünü tekrar oluşturmak, burun ve dudak kıvrımlarını düzleştirmek, göz köşesinin yanlarını yeniden yerleştirmek, alt gözkapağı çukurlarını doldurmak, kazayağı bölgesini düzeltmek ve kaşları kaldırarak yenilenmiş bir yüz kası dengesi sağlayıp doğal sonuç elde etmektir.

Başarılı bir yüz iyileştirme işleminde önemli olan yüzün anatomik yapısını iyi bilmek ve hem dinamik hem de hacimsel anatomik değişiklikleri iyi anlamaktır. Dinamik değişiklikler, yüz kas sistemini oluşturan kasların kasılmasıyla ortaya çıkar ve bir ifadenin oluşmasını sağlayan kasların hareketinin değiştirilmesi botoks uygulaması ile gerçekleştirilir. Bunun sonucunda kas kasılması ve gevşemesinde rahatlama görülmekte ve düzgün bir ifade oluşmaktadır. Hacimsel değişiklikler doku sarkmasından veya zayıflamasından kaynaklanmaktadır ve büyük çoğunlukla orta ve alt yüz kısımlarında gözlemlenmektedir.

Hacimsel değişiklikler, konacak teşhise bağlı olarak cerrahi müdahaleyle ya da cerrahi olmayan işlemlerle tedavi edilebilmektedir. Volüm yeterliyse fakat yeniden şekillendirme isteniyorsa, yüzün yeniden biçimlendirilmesinde yüz kaldırma ya da blepharoplasti (Göz kapağı üzerinde herhangi bir şekil bozukluğunu düzeltmek amacıyla yapılan estetik ameliyat) gibi yöntemler kullanılabilir. Yumuşak doku kaybının, yetersiz volümün ya da kırışıklıkların olduğu durumlarda, yağ dokusu nakletmek gibi cerrahi bir yöntem ya da deri altına dolgu enjekte etmek gibi cerrahi olmayan işlemler günümüzde çok popülerdir. Bütün tıbbi işlemler risk taşır ve genel olarak, yapılan işlem ne kadar invaziv (cerrahi) ise, risk de o kadar artmaktadır.

Yüz iyileştirmesi işlemini yaptıran bazı hastalarda hafif kızarıklık, şişlik, ödem, çürük ve hafif rahatsızlık gibi geçici ters etkiler gözlenirken daha invazif uygulamalarda yara izi, kalıcı kızarıklık ya da kalıcı pigment değişikliği oluşabilmektedir. Cerrahi olmayan tedaviler, örneğin dolgu maddesi enjeksiyonu, cerrahi alternatiflerine göre ciltte yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan görünen etkileri tersine çevirerek cildin gençleştirilmesini sağlarken cerrahi ve daha invazif müdahalelerde bu işlem, cildin şu an içinde bulunduğu yaş durumunu değiştirmektedir. Yüz güzelliği ve gençliği sağlamak aynı zamanda yağ veya kas bozulması sonucu ortaya çıkan volüm kaybını yerine koyacak tüm içerikleri yeniden yerleştirmekte ya da yeniden yaratmaktadır. Cilt yenileme işlemi, elastin ve kolajen üretimini çoğaltarak cildin kalitesini arttırır ve cilt yapısındaki nemin geri kazanılmasını sağlar.

Araştırmalar göstermiştir ki, yüz dolgusu tedavileriyle çekici bir orta yüz bölgesi elde edilerek net estetik gelişmeler sağlanır. Bu etkili sonuçların alınmasında, dolgunun içeriğindeki maddelerin akışkanlığı ve yüksek yapışkanlık özelliği büyük önem taşımaktadır. Dolgu, özellikle elmacık kemiği, yanak bölgesi ve gözaltı çukurları için uygundur. Aynı zamanda çene bölgesi ve yara izi tedavisinde de başarıyla uygulanmaktadır.

Yumuşak doku takviyesinde kullanılan dolgu maddeleri 20 yıldan fazladır kullanılmaktadır; fakat botoksun bulunmasıyla bu maddelere olan ilgi artmıştır. Çünkü kombine uygulamalarla alınacak sonuçların mükemmelliği ve kalitesi de artırılabilir. Sonuç olarak, detaylı bir yüz anatomisi bilgisi, tecrübe ve kullanılan en son teknikler hacimsel ve dinamik yüz şekillendirmesi işlemlerinde önemlidir ve doğal, uyumlu sonuçların yaratılmasında büyük önem taşımaktadır...

Kolajen haplarıyla gençliğe içerden destek

Günümüzde, cilt sağlığını korumayı amaçlayan pek çok şirketin olmasıyla, sağlığımızı korumaya yardımcı besin maddelerinin geleceği de ümit verici. Teknolojinin gelişmesiyle bulunan yeni formüller, bu besinleri de içeriklerine katarak kolajen üretimini harekete geçirmekte ve cilt sağlığını olumlu yönde etkilemekte. Bunların en bilineni ve şu sıralar gündemde olanı, serbest radikallerin emilimini sağlayan ve hayvansal besinlerden ya da kavun-karpuz gibi besinlerden üretilen GliSODin’dir. GliSODin, yüzde 100 meyvedir ve jöle şeklindeki kapsüllerde buğday proteini içine konmuştur. Bu kapsülden sabahları iki tane alınması pek çok doktor tarafından önerilir. C-Estamin besinsel cilt sağlığı koruma ilaveleri, patentli teknoloji BioCell Kolajen II içermektedir. Bu içerik, kolajenin yeniden oluşturulmasına yardımcı olur. Özellikle göz altı torbalarında, kırışıklıkların açılmasında ve cilt tonlarının iyileşmesinde etkili olduğu gözlenmiştir. 5 küçük hap günlük olarak alınabiliyor... Topikal Pro, diğer tedavi kürleriyle birlikte kullanılabildiğinden cilt bozulmalarında, akne ve aşırı pigmentleşme gibi sorunlarda yararlanılan bir başka yardımcı. Topikal Pro, cilt için gerekli 3 temel vitamini A, C ve E’yi bünyesinde bulunduruyor. Akne tedavisi gören hastalarda E vitamini iltihaplanmayı azalttığı için iyileşmeyi olumlu yönde etkilerken vitamin C, aşırı pigmentleşme üzerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Dr. Ceyda ŞENER
Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

Akne tedavisinde alternatif yaklaşımlar

Akne, kıl ve yağ bezlerine ait foliküllerde görülen çok yaygın bir kronik hastalıktır. Bu kişilerde oluşan kendine güven eksikliği ciddi akne oluşuna neden olur. Kistsel akneleri olan hastaların birçoğunda endişe, içine kapanıklık ve toplumdan kendini soyutlama gözlemlenmiştir. Akneler kişiyi ruhsal rahatsızlıklara kadar sürükleyebilir.

Akneler geçtikten sonra ciltte kalan izleri de büyük sorundur. Akne, alışılageldiği gibi bazı topikal ve antibakteriyel, antimikrobiyal ve retinoid gibi ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilmektedir. Ağır ve daha çok orta seviye akneler ilaçlarla kombine terapiler gerektirmektedir. Bu tedaviler birkaç aylık periyodlarla uygulanmalıdır.

Lazer ve ışık-bazlı terapiler, akne tedavisinde alternatif yaklaşımlar olarak ortaya çıkmıştır. Monoterapi ya da diğer yaklaşımlarla kombine olarak, bu cihazlar minimal invazif bir şekilde aknelerin tedavisinde güvenilir sonuçlar ortaya koymaktadır. IPL lazer akne tedavisinde yararlı sonuçlar vermektedir. Bu lazerde ışık dalgaları yağ salgı bezlerini ve cilt altını hedef alır. Melanin’in en düşük seviyede emiliminden dolayı, koyu, bronzlaşmış ve yanmış ciltlerde de lazer tedavisi rahatlıkla uygulanabilmektedir. Tedavinin en önemli özelliği lokal anesteziye gerek olmaması. İşlem sırasında rahatsızlık hissinin çok az duyulması ya da hiç duyulmaması. Daha sonra da bir ağrı ya da rahatsızlık gözlenmemiştir.

Lazer tedavisinin herhangi bir yan etkisi yoktur, bazı hastalarda seans sonrasında 15-20 dakika sürebilen hafif kızarıklıklar görülebilir. Tüm hastalarda, cilt yağlanmasına daha az meyil gözlenmiştir. İlk dört seans sonrasında nodüllerde, kabarcıklarda ve sivilcelerde yüzde 71 oranında azalma görülür. Tedavi cilt durumuna göre 5-8 seans arasıdır. Bir senede yaklaşık yüzde 80 oranında temizlenme görünür.

Tedavinin başarı oranının yüksek olmasında hastaya da önemli görevler düşmektedir. Öncelikle tedavi boyunca hasta eli ile cildine herhangi bir temasta bulunmamalı, yüzünü temiz tutmalı ve akneler kesinlikle sıkılmamalıdır ve aknelerin yayılmaması için peeling ya da masaj hareketleri yapılmamalıdır.

Akne sorunu çoğunlukla psiko-somatik bir hastalık olarak ortaya çıksa da karaciğer ve böbreklerdeki işlev bozuklukları da akneye neden olabilmektedir. Bu nedenle, tedavilerin doktor kontrolünde yapılması gerekmektedir.

Akne tedavisinde alternatif yaklaşımlar

Sivilceli ciltlere maskeler
Sivilceli ciltlere maskeler

Eğer akneleriniz çok ciddi boyutlarda değilse, evde bazı doğal maskeler uygulayabilirsiniz:

Sivilce Maskesi Formül 1 :
Malzemeler :

* 1 çay kaşığı pudra
* 1 kapsül antibiyotik
* 1 çay kaşığı oksijenli su

Uygulama: Kapsül antibiyotik ezilerek un haline getirilir. Diğer malzemelerle karıştırılır. Ciltteki sivilcelere sürülerek 20 dakika bekletilir.

Sivilce Maskesi Formül 2 :
Malzemeler :

* 1 tutam reyhan otu
* 1 limon suyu

Uygulama: Reyhan otu toz haline getirilip limon suyu ile boza kıvamına gelene kadar karıştırılır. Yaralara ve sivilcelere dezenfekte ettikten sonra sürülür.

Sivilce Maskesi Formül 3 :
Malzemeler :

* 1 adet soğan
* 1 yemek kaşığı yeşil kil
* 1/2 limon suyu

Uygulama: Soğan pişirilip mikserden geçirilir. Kil, limon suyunda eritilip soğanla karıştırılır. Bu karışım sivilceli cilde maske olarak uygulanır.

Dr. Ceyda ŞENER
Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son


REKLAM
Reklam için İletişim Linkini Kullanınız
REKLAM


REKLAM
REKLAM
OKUNASI
SAĞLIK KÖŞESİ

Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları
Online Doktor

 
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2010 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Norton Safe Web