Ana Sayfa
Orjinal Lida

Lida ile 15 Günde 5 Kilo verin!
Orjinal Zayıflama Hapı Lida ile yaz tatilinize incecik ve mutlu bir şekilde giderek sevenlerinizi şaşırtın!
Orjinal Lida Yetkili Ürün Bayii



REKLAM

REKLAM

Sağlık
 
Reklam
- Maurers
- Saç Ekimi
- v-pills
- panax
- clavis panax
- tereson
- yudali
- maurers
- orjin krem
- cosmodisk
- basur hapı
- kibarlı
- tütüne son
- bıktım tozu
- maurers hapı
- rx1 zayıflama hapı
- antakya biberi
- pembe maske
- afrika mango
- afrika mangosu
- biber hapı
- perfect steps
- zayıflatan ayakkabı
- mavi boncuk hapı
- extrajel
- hemoroid
- kilo aldırıcı
- zayıflama
- formula 7
- ayak ısıtıcı
- ufo ayak ısıtıcı
- zayıflama zayıflama hapı
- boy uzatma, boy uzatıcı
- diyet
- reishi mantarı, reishi
- kanser, kanser tedavisi
- afrika mango, african mango
- panax, panax ginseng
- samandağ biberi
- acai, açai 1200
- antakya biberi
- antakya biberi-antakya biber hapı
- african mango-afrika mangosu
- boy uzatıcı
- bontavi
- limon kapsülü
- göbek bandı
- göbek eritme bandı
- burun ameliyatı izle
- antakya biberi
- mekik aleti
- plates topu

Diyet
Güzellik
- Doç.Dr.Alev Eken
-
Doç.Dr.Nuran Atmanoğlu
-
Dr.Ceyda Şener
-
Dr. Horward Murad
-
Ebru Şallı
-
Meryem DEDE
-
Suna Dumankaya
-
Şule Karabağ
Jinekoloji
- Prof.Dr.Derin Kösebay
-
Dr. Süleyman Eserdağ
-
Dr. Aytuğ Kolankaya
-
Op.Dr. Alper Mumcu
 
Son Fotoğraflar
BEBEĞİMİ EMZİRİR MİSİN?
 
Loading


Ana SayfaGuzellik-Ceyda ŞENER

Hayat kurtaran destekler...

Çok küçük yaşlardan itibaren sütümüzü içmemiz, dişlerimizi fırçalamamız ve vitaminlerimizi almamız söylenir. Yeni araştırmalar, yeni bulgular elde edilmesine olanak sağlarken bazen de yanlış bilgilendirmeler, raflarda pek çok ürünün boy göstermesine neden oluyor.


Yaşlanma sürecinin nedenlerinden bir tanesi, vücut hücrelerinin ‘serbest radikaller’ üretmesidir. Bunlara ‘prooksidanlar’da denmektedir ve aslında bunlar vücutta oluşabilecek damar sertliği (arteriyoskleroz) kalp krizi, kanser, görünüm bozukluğu ve romatizma/kireçlenme gibi rahatsızlıkların oluşumuna katkı sağlayan kimyasallara zarar verir. Biz kendi anti-oksidanlarımızı kendimiz üretiyoruz, fakat her türlü düşmanla baş edebilmek için sayıları yetersiz kalıyor. Belli bazı vitaminleri, mineralleri, amino asitleri ve enzimleri içeren takviyeler teorik olarak bu düşmanların zararsız hale getirilmesine katkıda bulunuyor.

VİTAMİNLER

Vitamin A: Yağ içinde eriyebilme özelliğiyle bağışıklık sisteminin normal işleyişine katkıda bulunur; göz ve karaciğer sağlığı için önemlidir.

Vitamin C: Soğuk algınlığı ve kanser önleyicidir; çünkü içeriğinde antihistamin, anti-virüs ve anti-bakteriyel özellikler bulunmaktadır.

Vitamin E: Pozitif kardiyovasküler etkileri vardır; LDL (kötü kolesterol) oranını düşürür, cilt sağlığına katkıda bulunur, hücre zarlarını ve kan hücrelerini oluşabilecek hasarlardan korur.

Vitamin B6: B-12 emiliminde, bağışıklık sistemi işlevlerinde ve antikor üretiminde görevli enzimi aktifleştirici özelliği vardır.

Vitamin B12: Gıda metabolizmasına yardım eder, kırmızı kan hücrelerinin oluşması için gereklidir, katarakt oluşumunu önler, hücre yenilenmesinde ve büyümesinde rol alır.

AMİNO ASİTLER

l-cysteine, taurine ve l-methionine, hücre metabolizmasının; kas oluşumu, yağ metabolizması, karaciğer, göz ve beynin korunması gibi pek çok sürecinde önemli yere sahiptir.

ANTİ-OXİDAN MİNERALLER

Mineraller pek çok biyolojik reaksiyon için katalizör görevi görürler ve besinsiz kalınan bir durumda da koruma görevleri vardır. Hormonlar, enzimler ve hücre metabolizması bu elementlerle çok yakından ilişkilidir. Aynı durum, merkezi sinir sisteminin, kasların ve kalbin normal işleyişinin devam etmesi için de geçerlidir. Bu mineraller olmadan deri iyileşemez, kaslar kasılamaz.

Zinc (Çinko): 25 enzimden, sindirim ve metabolizmayla ilgili olanıdır, insülin tamamlayıcısıdır ve yaraların iyileşmesinde gereklidir.

Selenium: Serbest radikalleri yok eder ve doku elastikiyeti için gereklidir.

Manganese: Merkezi sinir sistemi için, yağ asidi ve kolesterolün sentezi için, kan şekeri ve merkezi kemik gelişimi için gereklidir.

Copper (Bakır): Kemiklerin düzgün şekilde kaynamasına yardım eder, hemoglobin ve kırmızı kan hücrelerinin aktiviteleri için gereklidir. Vitamin C ve çinko ile birlikte elastin oluşumuna katılır.İyileşmeyi arttırır, saçların ve derinin renklenmesinde ve tat alma hassasiyetinin korunmasında rol oynar.

ENZİMLER

Enzimler, enerji verilmiş protein molekülleridir, tüm canlı hücrelerde bulundukları için çok önemlidirler. İnsan vücudundaki tüm biyokimyasal tepkimeleri katalize ederler ve düzenlerler. Yediğimiz yiyecek, harcadığımız enerji vb. gibi tüm süreçlerde bu enzimlere ihtiyaç duyarız. 3 enzim tipi vardır: İki tanesi (sindirim ve metabolik) ihtiyaç halinde vücut tarafından üretilir. Besin enzimleri vücuda sindirdiğimiz çiğ besinler aracılığıyla alınır. Bu enzimlerden bazılarının antioksidan özellikleri vardır.

Catalase: Bağışıklık sisteminin oluşumunda rol alır.

Super Oxide Desmutase: En yaygın serbest radikallerin yok edilmesinde görev alır, bakır, çinko ve manganezin kullanılmasına yardım eder ve hücreleri canlandırır.

HOMEOPATİK YARDIMCILAR

DHEA (dehydroplandrosterone): Yaklaşık 20 sene önce bulundu ve popülerliği her geçen gün artmaktadır. Fibrinogen ve creactive protein seviyelerini düzenlemenin yanı sıra, andropoz ve menopoz semptomlarını iyileştirdiği gözlenmiştir. Bunun nedeni, hem testosteron hem de östrojen üretimini metabolize etmesidir. Bu özellik, pek çokları açısından bir bonus olurken, az sayıda kişi için de handikap oluşturmaktadır, örneğin prostat kanseri olan erkekler veya ciddi prostatik büyümesi olanlarda. Östrojene bağlı kanseri olan kadınlar da durumun farkında olmalı ve bir uzmanın gözetimi altında bulunmalıdır.

DHEA’nın obeziteyi, diabeti, kanser ve kalp hastalıklarını önlediği gözlenmiştir; bağışıklık sistemini uyarır ve hatta yaşam süresini uzatır. Bu gözlemler sonucunda bazı bilim adamları, yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan dejenerasyonların DHEA sirkülasyonundaki bir bozulmadan kaynklanabileceğini iddia etmişlerdir. Böylece, DHEA sağlıklı yaşlanmanın biyolojik göstergesi olabilir.

Melatonin: Pineal Gland içinde yer alan zaman tutucu bir hormondur ve bazıları tarafından yaşlanmanın sırrı olarak kabul edilmektedir. Doku sağlığını korumada büyüme hormonlarıyla işbirliği içinde olduğu görülür ve uykuyu düzenler. İçeriğinin muhtemel bir antikanser terapisi olduğu keşfedilmiştir. Avrupa’da yakın zamanda yapılan bir araştırmada, ileri düzeyde yayılmacı kanser hastalarının bir yıllık yaşam sürelerinde istatistiksel iyileşme gelişme görülmüştür.

CoQ10 EN ÖNEMLİ VİTAMİN

Yaklaşık 20 yıl kadar önce eczanelerde yerini alan Koenzim CoQ10 güçlü bir antioksidan. Bu antioksidan mitokondria ve hücre zarlarının serbest radikaller tarafından zarar görmesini engellemede işlev görüyor. Hücresel solunum dolaşımının da önemli bir parçasıdır çünkü hücrelerin enerjisini sağlayan ATP’yi oluşturmaktadır. Buna ek olarak, yapılan son araştırmalar bu vitaminin; vitamin C’nin antioksidan özelliğini koruduğunu da göstermiştir. Ağız yoluyla alınan CoQ10, mitokondrianın (enerji deposu) yağlardan ve karbonhidratlardan enerji elde etmesini düzenlemesine yardımcı oluyor.

BALIK YAĞI KATKILARI

Bilim adamlarının 11 bin hasta üzerinde yaptıkları araştırmalara göre, balık yağı katkıları ani ölüm oranlarını büyük ölçüde düşürmektedir. Bu araştırmaya katılanlar önceki üç ay içinde kalp krizi geçirmiş hastalar arasından seçilmiş. Hastaların tamamının beslenme düzeninde değişiklikler yapılmış ve aldıkları gıdaların içerisine artan oranlarda meyve, sebze, balık ve balık yağı ilave edilmiştir. Bir grup günde ekstra 1000 mg’lık (bir gram) balık yağı ilavesi almıştır. Üç buçuk yıl sonra, bu grupta kalp hastalıklarından ölüm oranı yüzde 45 daha az çıkmış. Balık yağının, kalp kaslarının kontrol dışı atması sonucu etkili kan akışının durması anlamına gelen aritmileri engellemede yardımcı olduğu ileri sürülüyor. Bu nedenle balık yağınızı alın; kalp krizi riskinin yanısıra yaşlanmanın olumsuzluklarından, bunama, yetişkin diyabeti gibi hastalıklardan korunun. Hayat kurtaran destekler...

- Vitamin Sahtekarlarına Dikkat Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
D Vitamini Sorunu Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
-
Sivilcelere Karşı C Vitamini
-
Vitamin Zehirlenmesi ve Vitamin Fazlalığı
- K Vitamini Dr. Yasemin Amato
-
Erkeklerin Vitamin ve Mineral İhtiyacı Uz.Dyt.Dilara Koçak
-
Çocuklarda Vitamin ve Mineral Kullanımı Dyt. Özlem Sert Aydın
-
Vitaminler ve Mineraller Dr. Ceyda Şener
-
Kalbi Korumak İçin Vitamin Kullanmalı mı? Prof.Dr. Mehmet Öz
-
D Vitamini Doktor Gibidir
-
Vitamin Kullanımı Nasıl Olmalı? Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
- Vitaminler Öldürüyor Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta


Dr. Ceyda ŞENER
Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Menopozda Genç ve Güzel Olmak
* Botoks ile Göğüs Kaldırma
* Saç Dökülmeleri Artıyor
* Sağlıklı Bronzlaşmak İçin
* Saç Ekiminde Yeni Yöntem
* Led Lazerle Bölgesel Zayıflama
* Uykuda Güzelleşmek
* Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son 


Yaşlılık karşıtı 4 vitamin

Genç kalmak için kremlerle, maskelerle uğraşmayın. Bu dört vitaminle hem vücudunuz hem de cildiniz zinde kalsın.

C vitamini

Ne işe yarıyor?
-  Hava kirliliği, sigara ve güneşin yaydığı zararlı ışınlar serbest radikallerin oluşmasına neden olur. Bunlarda zamanla cildinizi yaşlandırır. C vitamini, bu tahribatı azaltan bir antioksidandır.
-  Deriye doğrudan uygulandığında güneşin zararlı etkilerine karşı cildi korur. Kolajen üretimini arttırarak cildinizin genç görünmesini sağlar. - Ayrıca yapılan araştırmalar C vitaminin, kanserden korunma noktasında da etkili olduğunu gösteriyor.

Nerede bulunur?
Taze sebze ve meyveler en iyi C vitamini kaynağıdır.

E vitamini

Ne işe yarıyor?
- Yağda çözünen bir vitamin olan E vitamini, kremlerde kullanıldığında kuru ve çatlamış cildi onarır.
- Cildi UVB tahribatından koruduğu için güneş kremlerinde de sıkça kullanılır.
- Doğru miktarda alınacak E vitamini, serbest radikallerin verdiği zararların azaltılmasına yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Nerede bulunur?

Fındık, ceviz, tohumlar, yeşil yapraklı sebzeler, soya yağı, kanola yağı gibi bitkisel yağlar en iyi E vitamini kaynağıdır. Ayrıca gıda takviyelerinde ve doğrudan cilde uygulanan krem ve losyonlarda da bulunur.

A vitamini

Ne işe yarıyor?
- Doğrudan deriye uygulandığında güneşin olumsuz etkilerini ve ince çizgilerini azaltır.
- Doğru miktarda alındığında kemik sağlığını korur. Ancak gereken miktardan fazla alındığında kemik dokuya zarar verebilir.
 
Nerede bulunur?

Yumurta, ciğer, yağlı balıklarda bol miktarda bulunur.

Niasin

Ne işe yarıyor?
-Bir B grubu vitamini olan niasin, zamanla nem kaybeden cildinizin nemi tutmasına yardımcı olur.
-Ölü derinin vücuttan atılmasını kolaylaştırır.
- İyi kolesterolün artmasını, trigliseridin düşmesini sağlar. Buda kalp krizi riskini azaltır.

Nerede bulunur?

Balık, et, tavuk eti, yumurta ve zenginleştirilmiş ekmek gibi birçok yiyecekte bulunur.

Menopozda da genç ve dinç olabilirsiniz!

Menopoz, kadınlarda her ay belli günlerde görülen adet döneminin kesildiği ve dolayısıyla üreme yani gebe kalma işlevinin kaybolduğu bir geçiş dönemini ifade etmek için kullanılır.

Menopozda Genç ve Dinç Kalmak

Menopoz, ilerleyen yaşlarda görülen bir aşama olmasına rağmen kişiden kişiye ve yaşanılan çevreye göre de farklılıklar gösterebilmektedir, örneğin yapılan araştırmalarda İngiltere’de menopoza girme yaşı ortalama 52 iken Amerika’da 51’dir.

Hindistan’da kadınların beşte biri, 41 yaşından önce menopoza girmektedir. Türkiye’de ise bu oran 46 yaş civarındadır. Menopoz, her ne kadar belirtileri ve ifade ettiği değişiklikler açısından korkutucu bir süreç gibi görünse de aslında hayatın normal işleyişinin bir parçasıdır, bir hastalık değildir.

MENOPOZ ÖNCESİ VE SEMPTOMLARI

Teknik olarak, bir yıl boyunca adet görmeyen bir kadın menopoza girmiş sayılır. Fakat; menopoz bu sürecin son aşamasıdır çünkü menopoz belirtileri birkaç sene öncesinden başlar.

İşte belirtiler:

Düzensiz adet dönemleri: İlk belirtidir, adet döneminin düzeni değişmektedir. Bazı kadınlar iki üç haftada bir görürken bazıları ise ayda bir kere bile görmeyebilmektedir.

Düşük doğurganlık: Menopoz öncesi hazırlık döneminde kadınlarda kadınlık ve üreme hormonu olan östrojen seviyesi önemli ölçüde düşmeye başladığı için hamile kalma olasılığı da azalır.

Vajinada kuruluk: Bu durum genelde kaşıntı ve rahatsızlık hissi yaratır. Bazı kadınlarda cinsel birleşme sırasında ağrı da gözlenir. ‘Vajinal atrophy’ vajinada dokuların incelmesi ve küçülmesi sonucu oluşan iltihaba verilen isimdir. Aynı zamanda, östrojen seviyesinin düşmesi sonucu oluşan kuruluk da bu iltihabın nedenidir. Kadınların yüzde 30’unda, erken menopoz döneminde bu iltihap görülür; yüzde 47’sinde ise menopozun sonraki dönemlerinde görülür. Pek çok kadın bu kuruluk ve ağrı hakkında konuşmaktan kaçınır ve tıbbi yardım alma konusunda da isteksizdir.

Ateş basması: Vücudun üst kısmında ani sıcaklık hissedilmesidir. Genelde yüzde, sırtta ya da göğüste başlayarak başladığı yere göre yukarıya veya aşağıya doğru yayılır. Cilt kızarır, düzensiz bir hal alır ve terleme başlar. Kalp atışı birden hızlanabilir, düzensiz bir hal alabilir ya da normalden daha güçlü atmaya başlayabilir. Ateş basmaları, genelde menopoza girildikten sonraki ilk yıl içinde gözlenir.

Gece terlemesi: Gece oluyorsa buna gece terlemesi denir, birkaç dakikadan fazla sürmez.

Uyku bozukluğu: Genelde bu gece terlemesinden kaynaklansa da uykusuzluk ve endişe halinden de kaynaklanabilmektedir. Uykuya dalmada ve uyumada zorluk çekme, menopoza yaklaştıkça artar.

İdrar problemleri: Kadınlar bu dönemde sistik gibi idrar yolu enfeksiyonlarına karşı daha korumasızdır. İdrara çıkma daha sık görülür.

Huysuzluk: Uyku bozukluğuyla yakından ilişkili bir semptomdur. Uzmanlar, pek çok huysuzluk ya da aksilik halinin uykusuzlukla yakından ilgili olduğunu belirtirler.

Odaklanmada ve öğrenmede zorluk: Bazı kadınlarda kısa dönem hafıza problemleri ile uzun süre konsantre sağlamada zorluklar gözlemlenmektedir. Yapılan geniş çaplı bir araştırmada, menopoz döneminden kısa bir süre önce kadınların diğer dönemlere göre öğrenme güçlüğü yaşadığı bulunmuştur.

Üst karın bölgesinde yağlanma

Saç dökülmesi, saçların incelmesi

Göğüs bedeninin küçülmesi:
Tedavi edilmediğinde bu semptomlar iki ila beş yıl içinde yavaş yavaş azalmaktadır. Fakat bazı kadınlar bu semptomları daha uzun süreli yaşayabilir.

MENOPOZUN NEDENLERİ

Östrojen adet dönemini düzenlerken progesteron daha çok vücudu gebeliğe hazırlar. Yumurtalıklar bu iki hormonu daha az üretmeye başladığında menopoz öncesi dönem başlamış olur. Aslında, 30’lu yaşlarının sonunda olan bir kadında yumurtalıklar bu iki hormonu daha az üretmeye başlar.

40’lı yaşlara gelindiğinde ise progesteron üretimi daha da azalır ve kadının doğurganlığı henüz menopoz ve öncesi semptomlar başlamadan azalmaya başlar. Zaman geçtikçe yumurtalıklar bu iki hormonu daha da az üretir ve sonunda üretmeyi durdurur. Bu aşamada kadın adet görmez. Bazı kadınlarda erken menopoz görülür, bu gibi durumlarda yumurtalıklar beklenenden önce durur (45 öncesi).

Bu aksama her yaşta görülebilir ve nedeni tam bilinmemekle birlikte enzim yetersizliği, yumurtalıkların alınması, radyoterapi, kemoterapi ve genetik faktörlerin rol oynadığı düşünülür. Bazı kadınlarda bu durumda adet düzensiz de olsa devam etmekte ve bir süre daha doğurganlıkları sürmektedir.

NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Doktor hastanın yaşını, adet dönemi bilgileri dahilinde menopoz teşhisinde bulunabilir. FSH oranının ölçüldüğü kan testleri hariç, menopoz teşhisi için uygulanan kesin bir test yoktur. Menopoz döneminde FSH kan değerleri yükselir, fakat menopoz öncesinde kan değerleri değişiklik gösteriyorsa, bu test de kesin sonuç vermez. Belli durumlarda doktor östrojen seviyesini ölçen test isteyecektir.

Menopoz da tıpkı ergenlik gibi bir geçiş sürecidir. Bu dönemin farkına vararak gerekli önlemleri almak gerekir. Öncelikle gerektiğinde doktora görünmekten korkmayalım. Bu dönemde cildin neme ve bakıma daha çok ihtiyacı olacağı için düzenli spa marine bakımlarını yaptıralım. Deniz, bitki ve baharatlarla hazırlanan egzotik kombinasyonlar ile yeniliği birleştiren çeşitli masaj tekniklerinden gelen ilham, spa marine masaj serisinin temelidir ve özellikle menopoz döneminde tüm vücudu rahatlatıp düzenleyen bir sistemdir.

Boyun ve ense bölgesinde artan aşırı terlemeyi botoks tedavisiyle çözmek mümkün. Ayrıca nemi hızla kaybolan ciltte oluşan kırışıkları azaltmada botoks, dolgu gibi medikal estetiğin mucizelerinden yararlanmak için en iyi dönemdi. Bu arada kadınların en önemli yanılgısı cinsel yaşamı ihmal etme. Bu konunun üzerine gitmek, cinselliği sürdürme konusunda uğraş vermek çok gereklidir.

SIKINTIYA BİREBİR MASAJLAR

Aromaterapi: Gençleştirici amaçlı bir masaj çeşididir, bitki öz yağları kullanılır. Rahatlamak ve zihni uyarmak için kullanılır.

Derin doku masajı: Kalın kasların derinliklerine ulaşmak için uygulanan masajdır. Amacı kas dokularının toksinlerden arındırıp rahatlatılmasıdır.

Sıcak taş masajı: Isıtılmış taşlar, vücudun belirli yerlerine yerleştirilir ve hafif basılar uygulanarak yerleri değiştirilir.

Reiki: Ellerin vücuda belli pozisyonlarda hafifçe bastırılmasıyla hayat enerjisi akımı gerçekleştirilir. Ağrı giderici, canlandırıcı, tedavi edici etkisi vardır.

Thai masajı: Masörler belli noktalara basıyı baş parmakları, elleri ve ayaklarıyla uygulayarak vücudun enerji akımını canlandırır. Thai masajı esnekliği arttırır, stresi azaltır, iç organları uyarır.

- Menopozda Kanama Varsa / Prof.Dr. Derin Kösebay
- Menopozda Genç ve Dinç Olmak / Dr. Ceyda Şener

Dr. Ceyda ŞENER
Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Botoks ile Göğüs Kaldırma
*
Saç Dökülmeleri Artıyor
* Sağlıklı Bronzlaşmak İçin
* Saç Ekiminde Yeni Yöntem
* Led Lazerle Bölgesel Zayıflama
* Uykuda Güzelleşmek
* Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

Botoks göğüs kaldırmaya da çare oldu.

Göğüsler, dişiliğimizin simgesi olmasının yanı sıra annelik duygusunun kutsallığını bebeğimizi emzirirken yaşatan en önemli organımız. Bebeklikten yaşlılığa kadar belki de en çok değişime uğrayan organımız....

Botoks göğüs kaldırmaya da çare oldu

Dr. Ceyda ŞENER - Ailemizden aldığımız genetik yapıyla ve hormonlarımızın da etkisiyle, göğüsler belli bir yaştan sonra büyümeye başlarlar ve bu adet dönemiyle birlikte, ergenliğe girişimizin ilk belirtileridir. İlk zamanlar utanıp sıkılıp onların büyüdüğünü herkesten gizlemeye çalışsak da, olgunlaştıkça onları sevmeyi öğreniriz ve bakımlarına da daha çok özen gösteririz. Memelerin ergenlik sonunda ulaştığı büyüklük genetik yapımızla da ilgili olmakla birlikte vücuttaki yağ oranına da bağlıdır; çünkü memeler yağ dokusu ve meme bezlerinden oluşurlar, kas içermezler. Göğüs kaslarımız vardır fakat bunların işlevi göğüsleri tutmak olsa da bu görevi asıl göğüslerin altından başlayıp çeneye kadar uzanan deri yerine getirmektedir. Bu deri sayesinde göğüslerimiz yerçekimine karşı direnebiliyorlar fakat hormonal değişimler, hamilelik, çocuk emzirme, kilo alıp verme gibi etkenlerle bu derinin yapısı bozulup gevşeyebiliyor ve göğüslerimizin de şekli bozularak sarkabiliyor. Bu nedenle, göğüslerimizin bakımına erken yaşlardan itibaren başlamak büyük önem taşımaktadır.

Evde göğüs bakımı

Göğüslerimizin günlük bakımını yaparken, alınan ılık bir duştan sonra soğuk suyu bir-iki dakika göğüslerimizin üzerinde tutarsak, buradaki kan dolaşımını hızlandırarak cildimizin gerginleşmesini sağlayabiliriz. Duş sonrasında nemlendirici bir krem yardımıyla yapılan bir masajla da göğüslerimizi hem nemlendirmiş oluruz ve uçlarının çatlamasını önleriz hem de canlanmalarını ve daha diri ve sıkı görünmelerini sağlamış oluruz. Bir diğer yöntem de özellikle sırt, pazı ve göğüs kaslarının sıkılaştırılması için yapılacak egzersizlerdir. Bu kas grupları göğüslerimizi sarkmaya karşı korudukları için, düzenli bir egzersiz programı da günlük göğüs bakımın içinde yerini almalıdır.

Göğüs sarkmasına botoks

Saydığımız bu yöntemler önemli olmakla birlikte özellikle hamilelik esnası hormonal değişiklikler ve sonrasında emzirme ile yapısı değişen göğüsler için bazen bu metotlar yetersiz kalabilmektedir ve daha etkili sonuçlar için çeşitli tıbbi yöntemlere başvurmak gerekebilmektedir.

Göğüs bakımında ve sarkmaların tedavisinde uygulanabilecek yöntemlerden bir tanesi botoks’tur. Bilindiği gibi botoks, kazayağı ve dudak çevresi gibi yüzümüzde kırışıklıkların görüldüğü yerlerde bunları gidermede çok etkilidir. Şimdi göğüsler için de uygulanmaya başlanan bu minimal invazif yöntemle, sarkmış dekolte bölgesi eski diriliğine kavuşturulup sıkılaştırılıyor. Özellikle hamilelik ve emzirme sonrasında göğüslerinde sarkma olan fakat bunun için bıçak altına yatmaktan çekinen ya da zamanı olmayan hanımlar için yarım saat süren bu işlem son derece popüler olmaya başladı. Botoks’un estetik müdahale yapmadan ve dolgu maddesi kullanmadan sarkık memeyi kaldırabilme özelliğinin yanı sıra göğüs ucuna uygulandığında bu bölgenin de kalkık görünmesini sağladığı gözlenmiştir. Burun ucunun ve kaşların botoks’la kaldırılmasından hareketle geliştirilen yöntemle, hasta daha diri ve canlı göğüslere sahip olabiliyor ve günlük yaşantısına da devam edebiliyor. Yaklaşık dört ayda bir uygulanan bu tedavinin görülebilecek tek yan etki ise, meme ucunda kayma olasılığıdır.

Happy lift

Göğüs sarkmasında kullanılabilecek bir diğer minimal invazif yöntem, Happy lift adı verilen ve cildi asarak sarkıklıkları gideren yöntemdir. Balık kılçığı şeklindeki medikal iplerin kullanıldığı bu yöntem göz çevresi, alın, yanaklar ve boyun bölgesine uygulanabildiği gibi göğüslerdeki sarkmaların tedavisinde de başarıyla uygulanmaktadır. Bu yöntem, kalıcılığını koruması için özel bir işlemden geçirilen Happy lift iplerinin, gençleşmesi ve canlanması arzu edilen bölgeye yerleştirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu ipler, lokal anestezi uygulanarak çok ince bir iğneyle steril ortamda derialtı yağ dokusuna yerleştirilir. İpler doğal asitlerden oluştuğundan, işlemden sonraki 8 ila 10 ay içerisinde deri altında eriyerek bağ dokusu oluştururlar. Böylece hem dışarıdan hissedilme olasılığı olmaz hem de deride herhangi bir yara izi bırakmadan, çok hızlı ve yumuşak bir teknikle günlük hayatınıza devam edebilir ve diri ve canlı göğüslere tekrar kavuşabilirsiniz. Yaklaşık 4 sene etkili olan bu işlemi, etkisinin azalmaya başladığını hissettiğinizde tekrar yaptırmanızda hiçbir sakınca yoktur.

Jel dolgu Göğüs bakımında ve diriliğini yeniden kazandırmada kullanılabilecek bir diğer yöntem de, Macrolane’dir. Macrolane, yıllardır ciltteki derin çatlakların tedavisinde kullanılan dolgu maddesinin göğüsleri büyütmek ve dikleştirmek için modifiye edilerek kullanıldığı kristal şeklindeki jelin ürün adıdır. Hiyaluronik asit, bağ dokusu hücrelerinin glukozdan ürettikleri bir tür şekerdir, bu nedenle vücutta doğal olarak mevcuttur. Eklem sıvısı, göz içi sıvısı, cilt ve kemik gibi hücrelerarası sıvıların su tutucu maddesidir. Göğüsleri büyütmede ve dikleştirmede kullanılırken, göğsün iki ucuna lokal anestezi uygulanır. Yine bu noktalardan özel kanüllerle Macrolane dolgu maddesi göğüslere enjekte edilir ve göğüsler büyütülür. Hasta günlük yaşantısına kaldığı yerden devam edebilir, tek dikkat etmesi gereken dolgu maddesinin iyice yerine yerleşene kadar ağır işlerden ve sportif faaliyetlerden uzak durmaktır. Yaklaşık 12-18 ay dayanan bu ürünün bilinen herhangi bir yan etkisi de yoktur.

Lazer gerginleştiriyor

Göğüslerde oluşan çatlakların tedavisinde kullanılan bir diğer yöntem IPL lazer tedavisidir. Yüzdeki kırışıklıkların açılmasında, cildin gerginleşip parlaklık kazanmasında, vücuttaki çatlakların tedavisinde kullanılan lazer, şimdi de gebelik esnasındaki kilo alıp vermeyle ve emzirme döneminde memelerin sütle dolmasıyla gerginleşen meme ucunun çevresinin çatladığı durumlarda başarıyla uygulanmaktadır. IPL Lazer, cilt altına ısı yayarak bu bölgede kolajen üretimini artırdığından, bu bölgenin gerginleşmesini ve dirilik kazanmasını da sağlamaktadır. Tedavi için ayda bir kez ve 5-6 seanslık bir protokol öngörülmektedir.

Özel bakım kürleri

Göğüslerinize özel bakım kürleriyle eski diriliğini ve yumuşaklığını kazandırmak için ve günlük bakımını ihmal etmemek için, erken yaşlardan itibaren başlanması gereken bakım ürünlerini ve masajları kullanabilirsiniz. Bu sayede, geçen zamana ve yer çekiminin etkilerine karşı koyabilirsiniz. Yeni bir kombinasyon olan sıkılaştırıcı ve gerginleştirici “lifting” etkisi, cildin sıkılığının ve elastikiyetinin arttırılmasını sağlamaktadır. Masajla birleştirilen bu kür, göğüsler üzerindeki yer çekimi etkisini mümkün olduğu kadar erteleme ve önleme arayışı içinde olan genç kadınlar, ani kilo kaybına uğramış kadınlar, hamilelik veya emzirme dönemi sonrası göğüslerinin sıkılığını geri kazanmak isteyenler, ani hareketleri kapsayan spor egzersizlerine katılan kadınlar ve göğüsler üzerinde plastik cerrahi müdahalesi öncesi ve sonrası için önerilmektedir. Kişiselleştirilmiş 10 seanslık kit, tonüsleyici masaj yağı, derin temizleyici, sıkılaştırıcı emülsiyon, sıkılaştırıcı maske ve gerginleştirici serumdan oluşmaktadır. Ürünlerin ana içerik maddelerinden olan doğal shitake ekstratı, cildin kolajen ve elastin birikimini iyileştirmek için besin sağlar ve dermal-epidermel bileşkenin durumunu düzeltirken yeşil tohum ekstratı ise kaldırma etkisiyle birlikte ani germe yaratmaktadır. Bu tedaviyi günlük kullanım ürünleri ile destekleyerek daha kalıcı sonuçlar almanız mümkündür.

Özel cihazlar

* Göğüs şekillendirme ve sıkılaştırmada uygulanabilecek bir diğer yöntem ise, bunun için özel olarak geliştirilmiş cihazlardan yararlanmaktır. Bunlardan biri breast fit sistemidir. Breast fit sistemi 6 değişik teknolojiden yararlanan multi fonksiyonel bir sistemdir. Göğüsteki mikro dolaşımı stimüle eder, dokuları ve kasları şekillendirir ve sıkılaştırır, göğsü geliştirir. Sonuç; gençleşmiş, orantılı, güçlenmiş ve sağlıklı göğüslerdir.

* LED, ışık tedavisinde kullanılan en gelişmiş teknolojidir. Vücut hücrelerinin hareketlenmesini, böylece dokuların yenilenmesini sağlar. Bunun yanı sıra dermis dokusunun gelişimini sağlayarak cildin elastikiyetini ve vücut hücrelerinin fonksiyonlarını da harekete geçirir.

* Armonik (Ses)Vakum yöntemi eski tip vakum yöntemlerinin yerini almıştır. Yüksek frekans ses vibrasyonu kullanılarak hipofiz bezi stimüle edilir; böylece göğüsün elastikiyeti ve doku yapısı geliştirilir.

Benzer Yazılar:
-
Doğal Göğüs Sıkılaştırma ve Büyütme 
-
Çok Küçük Göğüsleri Büyütmek İçin
-
Protezle Doğal Göğüs Görünümü 
-
Göğüs Şekilendirici Ürünler 
-
Emziren Annelerde Göğüs Sarkması 
-
Dolğun ve Dik Göğüsler için Öneriler 
-
Küçük Göğüsler İçin Bitkisel Öneriler
-
Göğüs Büyüten Bitkiler

Dr. Ceyda ŞENER
Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Saç Dökülmeleri Artıyor
* Sağlıklı Bronzlaşmak İçin
* Saç Ekiminde Yeni Yöntem
* Led Lazerle Bölgesel Zayıflama
* Uykuda Güzelleşmek
* Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

Kellik sorunu, üzerinde yeterince durulmayan ama erkeği olduğu kadar kadını da giderek çemberine alan bir sorun, hatta sosyal bir olgu. Kelleşmenin hem kadınlar hem de erkekler üzerindeki psikolojik etkisi göz ardı edilemez, çünkü dökülen saç, kırışıklar gibi gençliğin gitmeye başladığının habercisidir. Bu nedenle günümüzde bu sorunla ilgili giderek daha çok ve çeşitli ürün, yöntem geliştirilmekte...

SAÇ DÖKÜLMELERİ ARTIYOR

Erkek tipi saç dökülmesinde erkeklik hormonu testosteronun etkili olduğu düşünülüyor. Kadınlarda erkeklere göre daha az, neredeyse yok denecek miktarda testosteron bulunduğundan, erkek tipi saç dökülmesi nadiren görülür. Fakat saç dökülmesinin başka çeşitleri biz kadınları da etkilemektedir, hatta kaşlarımız bile bundan nasibini alabilir.

Besinler ve saç kaybı

Yiyecekler, saç dökülmesi de dahil olmak üzere pek çok rahatsızlığın tedavisinde uygulanan ilaç ya da bitkisel terapilerin içeriğinde büyük rol oynamaktadır. Doğru besinlerle ve diyetlerle, hormon seviyelerinizi düzenleyebilir, saç dökülmesini kontrol altına alabilirsiniz. Hormonlar dendiğinde genel olarak testosteron ve östrojen akla gelmektedir. Bu hormonlar sadece cinsiyet özelliklerimizi ve üreme sistemimizi belirlemekle kalmaz, bütün sağlığımızı korumada da önemli rol oynar. Her çeşit hormon, vücuttaki bütün mekanizmaları, vücut fonksiyonlarını ve duygularımızı düzenler.

Hormonlar bu kadar önemli bir yere sahipken, onları doğru besinlerle desteklemek de çok önemlidir. Antik çağlardan bu yana bilinen ve kullanılan afrodizyak yiyeceklerin etkisi boşuna değildir.

Hayvansal yağ zararlı!

Araştırmacılar, yüksek oranda hayvansal yağ içeren beslenme biçiminin, kan dolaşımına daha fazla testosteron salgılanmasına neden olduğunu bulmuşlardır. Bu durum, testosteronun erkek tipi kellikte doğrudan bir rol oynamasından dolayı saç kaybını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, düşük hayvansal yağ ve dengeli şeker içeren bir beslenme biçimiyle saç dökülmenizi azaltabilirsiniz, aynı zamanda kilo da vererek daha sağlıklı bir görünüme sahip olursunuz.

Önemli olan bir başka nokta da, diyetin hassas dengesini koruyabilmek. Beslenmede doğru protein-karbonhidrat oranını yakalayarak, yiyeceği her öğünde vücuda belli bir miktar protein ve karbonhidrat sağlayıcı olarak kullanarak bu dengeyi sağlamak mümkündür. Beslenme şeklinizi değiştirmenin bir başka artısı da, saç ve kafa derisi için önemli besinler sağlayan ve bu önemli besinlerin alımını ve emilimini en üst düzeye çıkaracak yiyecekler yediğinizde, saç dökülmesiyle savaşmakla kalmıyor, aynı zamanda saç çıkmasını da teşvik etmiş oluyorsunuz. Şeker dengeleyici bir beslenme bunu da başarmaktadır.

Böyle bir beslenme için hindi, tavuk, balık, kırmızı et ve soya ürünleri gibi protein kaynakları; meyve ve sebze çeşitlerinden alınan kompleks karbonhidratlar; zeytinyağı ve kuruyemişlerden çıkarılan tekli doymamış yağlar arasında kurulan bir denge, saç kaybına karşı etkili bir beslenme şeklini size sağlayacaktır.

Bitkisel tedaviler

Alternatif tıp adıyla da anılan doğal tedaviler, zamanın başlangıcından bu yana insanların çeşitli hastalıkların tedavisinde kullandıkları çareler olmuşlardır. Erkek tipi kelliğin önlenmesinde ve tedavisinde bitki ve besleyici maddelerin etkili olduğu kanıtlanmıştır. Tek başlarına ya da tıbbi ilaçlar ve saç ekimi gibi diğer yaklaşımlarla birlikte kullanılabilirler. Bu konuda mucizevi bitkilerden biri ‘yeşil çay’dır. Yeşil çay, vücudun normal miktarda DHT üretmesini engelleyerek erkek tipi kelliği önlemede etkili bulunmuştur. Aynı zamanda yeşil çay antioksidanlar açısından da zengindir, bileşenleri kolesterolün düşmesini sağlar, anti bakteriyel hareket sağlar ve kardiyovasküler sistemi korur. Bu nedenle hayatınızda yeşil çaya her bakımdan yer açmalısınız. Isırgan otunun da benzer yararları vardır. Romalılar ısırgan otunu erkek libidosunu arttırmak için kullanırlardı. Çay formu ise uzun süreden beri cilt ve saçların sağlığını daha iyi hale getirmede kullanılmaktadır.

Evde yapabileceğiniz bir saç maskesiyle de saçlarınızı kuvvetlendirmek mümkün.

Bunun için:

- 1 küçük avokado

- 3 yemek kaşığı süt

Bu karışımı püre haline getirdikten sonra saçlara ve saç diplerine masaj yaparak uygulayın. 20-25 dakika bekledikten sonra saçlarınızı şampuanla iyice yıkayın. Haftada bir yapacağınız bu uygulama ile saçınızın ihtiyacı olan nemi kazandırmış olursunuz ve saçlarınızın onarımına yardımcı olursunuz.

Ve tıbbi çözümler...

Her türlü yöntemi denediniz fakat yine de saçlarınızın dökülmesini durduramadıysanız ve açıklık her geçen gün daha belirgin hale geliyorsa, saç ekimini düşünme zamanınız da gelmiş demektir. Saç ektirmeden önce, var olan teknikleri çok iyi araştırmanız gerekmektedir. Aşağıda, bu konuda size yardımcı olabilecek birkaç önemli noktaya değinmek istiyorum.

* Saç ekimi sadece kendi donör bölgenizden alınacak saçlarla yapılabilir. Aksi halde vücudunuz aktarılan saçı, dokuyu ya da folikülü reddeder.

* Başın arkası ve yanlarındaki saçlar, donör bölge olarak tabir ettiğimiz alanlardır ve ekilecek saçlar bu bölgelerden alınmaktadır.

* Saç ekiminde sanat, tıbbi teknik kadar önemlidir çünkü kimse çim adam gibi dolaşmak istemez, doğal bir görüntü yakalamak çok önemlidir.

* Saç, kafanın değişik bölgelerinde değişik yönlere doğru büyür. Bu nedenle, doğal bir görünüm için saç ekiminde bu özellik de dikkate alınarak işlem yapılmalıdır.

Saç ekimi, doğru teknikle ve uzman eller tarafından yapıldığında çok iyi sonuçlar verebilmektedir. Bu nedenle, sizin için gerçekten doğru olan tedavinin önerilmesi, işlemin herhangi bir iz bırakmaması ve tamamen doğal sonuçlara kavuşturması çok önemlidir. Böyle yapılmış bir saç ekimiyle, bir anda 15 yaş gençleşebilir, özlediğiniz görünüme kavuşabilirsiniz.


Dr. Ceyda ŞENER
Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Sağlıklı Bronzlaşmak İçin
* Saç Ekiminde Yeni Yöntem
*
Led Lazerle Bölgesel Zayıflama
* Uykuda Güzelleşmek
*
Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

Sağlıklı bronzluk için

Güneş cildi nasıl yakar?

Siz şezlongda uzanırken ultraviyole ışınlan cildinize nüfuz eder ve yeni hücreler üreten canlı hücrelerinizi öldürür. Ultraviyole A (UVA) cildin daha derinlerine inse de sonuçta hem UVA hem de UVB cildi yakar.

Neden güneşten yanmış cilt kırmızı olur?

Zararı tamir etmek ve ölü hücreleri yok etmek için kan damarları genişler ve yanık yerlere kan akışı artar. Fazla kan cildi kırmızı ve sıcak yapar.

Güneşten yanmış cilt neden yanar ve kaşınır?

Tahribata uğramış hücreler beyne yaralandığını anlatan mesajlar gönderir ve acı reseptörlerini harekete geçirir. Bu da cildi temasa karşı hassas yapar.

Cilt neden bronzlaşır?
Cilt neden bronzlaşır

Cildinizin İç katmarıını yakan UV ışınlarına tepki olarak vücut cildi koyulaştıran melanin pigmenti üretir. Pigment radyasyonu emerek hücreleri zarardan korur. Çoğu insan güneşe maruz kaldıktan hemen sonra bronzlaşmaz çünkü melanin üretimi uzun sürebilir.

Güneş yanıkları, deriyi ve deri altındaki dokuyu şiddetle tahrip eder. Bunun derecesi sadece teknik bir sorun olup, derideki kızartıya, kabarcıklara, serum sızıntısına ve toksik etkilere göre sıralanır.

Ne yazık ki, güneşi sevenler, kıştan zayıf düşmüş derilerini ilk kez güneşe gösterdiklerinde, bir an önce sağlıklı bronz bir renge dönüşebilme heyecanı içinde ölçüyü kaçırırlar. Yavaş yavaş bronzlaşmak, derideki pigmentin güneşin şiddetli ışınlarına karşı deriyi korumasını sağlar.

Bronzlaşmaya, ilk gün yirmi-otuz dakikayla başlamak doğru olur. Ondan sonra, kişinin önceki deneyimlerine, deri rengine ve duyarlılığına göre, bu süre, yavaş yavaş artırılır. Açık tenliler, güneşten, esmerlerden daha çok zarar görürler. Güneş suya ve kuma yansıyınca, ışınlan bulutların arasından geçse bile şiddet kazanır. Güneş yanığı krem ve losyonlarının koruyucu etkileri vardır, ayrıca, çabuk bronzlaşmayı da sağlarlar. Tümüyle koruyucu oldukları sanılıp güneşte dikkatsizce fazla kalındığında bunlar da tehlikeli olabilirler. Güneşteki ultraviyole ışınlan gözlere dokunduğu için, hafif renkli gözlüklerle korunmalıdır. Bu gözlükler iyi kaliteli olmazsa, koruyuculuk bir yana, gözleri bozabilirler.

Bütün uyanlara rağmen bir yaz gecesi ağrılı yanmalar duyarsanız, deriyi hafif bir antiseptik sabunla ve pamukla hırpalamadan temizleyin. Duyarlı ve ağrılı deriyi sert gazlı bezler ya da kaba havlularla ovuşturmayın. Tepeleme dört çay kaşığı bikarbonat yani soda bir bardak soğuk suda eritilirse, yumuşatıcı ve koruyucu etki sağlar. Soğuk kompres, geçici bir rahatlık verir. Yanık deriyi ağır yağlı merhemlerle örtmeyin. Bu, bütün yanıklar için geçerli bir öneridir. Bugün güvenli kullanılabilecek bazı ağrı kesici merhemler vardır. Ama bunlar ve ağrı kesici ilaçlar doktor tavsiyesiyle kullanılmalıdır.

İyileştirici Güneş Yanığı Bakımları

Aloe veralı krem:  Güneş yanığı için aloe veradan daha etkili bir içerik yoktur. Aloe vera, hem antibakteriyel olması hem de bağışıklık sistemini güçlendirmesi açısından son derece etkilidir.

Vitamin E: Antioksidanlardan biri olan vitamin E, güneş yanığının verdiği zararı iyileştirirken etkilerini de azaltır.

Vitamin C alımını arttırın: Diğer bir antioksidan olan vitamin C'nin alımını arttırmak iyileşmenize yardımcı olacaktır.

Karbonatlı banyo: 1 fincan karbonat eklenmiş soğuk su ile banyo yapabilirsiniz.

Güneş yanığı acısını azaltmak için bitkisel çözümler:
1 damla lavanta yağı ile 1 tatlı kaşığı yoğurt karıştırılarak macun kıvamına getirilir. Güneş yanıklarının olduğu bölgelere sürülür. 15 dakika kadar vücutta bekletildikten sonra ılık su yardımı ile temizlenir.

Yanık ciltler için şifa banyosu: 2 litre suyla yeşil çay, nergis ve papatyayı 2'şer tatlı kaşığı olmak koşuluyla ağzı kapalı bir kapta kaynamaya bırakın. Demledikten sonra soğumasını bekleyin ve ılık su dolu küvetin içine bu karışımı ekleyin. En az 20 dakika küvette kalmak şartıyla her gün yanıklar geçene kadar bunu tekrarlayın. Bu şifa banyosu ile birlikte yaralarınız hızla iyileşecektir. Unutmayın ki yeşil çayın içinde bulunan antioksidanların yaralan iyileştirmede çok güçlü etkileri olduğu bilinmektedir.

Yağlarla gelen rahatlık

Yeşil çay, aloe vera suyu ve lavanta esansiyel yağları güneş yanığı vakalarında cildi serinletir ve iyileştirir.

60 ml demlenmiş yeşil çay
60 ml aloe vera suyu
1/4 tatlı kaşığı lavanta esansiyel suyu

Malzemeleri bir sprey şişesinde karıştırın. İyice çalkalayın. Yanık cildinize
bol miktarda püskürtün.

Dr. Ceyda ŞENER

Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Saç Ekiminde Yeni Yöntem
*
Led Lazerle Bölgesel Zayıflama
* Uykuda Güzelleşmek
*
Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

Saç sorununa "Kökten" çözüm

Yaş ve hormonal nedenlerden ötürü saçlarınız dökülüyor ya da azalıyorsa, yeni bir yöntemle tanışmanın zamanı gelmiş demektir. 'DHI No Touch Technique' yeni bir saç ekme uygulaması. Saç ve kaş dökülmesi gibi problemlerin önüne geçmeyi mümkün kılıyor. Detayları estetik uzmanı Dr. Ceyda ŞENER'e sorduk...

DHI No Touch Technique

Bu yöntemin diğer saç ekim yöntemlerinden farkı nedir?

- DHI No Touch Technique ile saç ekim işlemi, kesmeden, çukur açmadan ve en önemlisi diğer tekniklerin yarısı kadar bir zamanda gerçekleştiriliyor. Bu teknikte, enseden tek tek alınan saç kökleri, diğer teknikler deki gibi demet demet değil, açıklık olan bölgelere tek tek ekiliyor.

Yöntem yalnızca erkeklere mi uygulanıyor?

- Hayır, aynı teknikle kadınlarda görülen saç ve kaş dökülmesi gibi problemlerin de önüne geçiliyor. Yaş ve hormonal nedenlerden ötürü saçları dökülen ya da azalan kadınların böylelikle çok daha doğal ve gür saçlara kavuşması mümkün...

Operasyon sonrası iyileşme süreci ne kadar sürüyor?

- Kadın ve erkekte görülen her türlü saç dökülmesi tipinde kullanılabilen bu yöntem, sıklıkla ortaya çıkan morarma, bandaj, şişlik, yara ve ağrı gibi sorunları elimine ediyor. Dolayısıyla kişinin ertesi gün işe gitmesinde bir sorun olmuyor. Operasyon çıkışı görüntü de, eski yöntemlerdeki portakal kabuğu görüntüsünün aksine bir elma pürüzsüzlüğünde oluyor. Ayrıca saçlar uzadıktan sonra "çim adam" görüntüsü de oluşmuyor.

Ekilen saç ne kadar sağlıklı? Bu saçlar uzuyor mu?

- Ekilen saç, kafa derisinin arka tarafından alındığı için sağlıklı. Çünkü kafa derinin arka kısmında yer alan saçlar, ön kısmında yer alan saçlara oranla çok daha az dökülen, güçlü saçlardır. Hatta bu saçlar ön kısımdaki saçlara oranla çok daha geç beyazlar. Bu nedenle arkadan toplanıp öne ekilen saçlar son derece sağlıklı ve güçlüdür. Ayrıca, ekilen saç da canlı olduğu için uzamaya devam eder ve dökülmez.

Dr. Ceyda ŞENER
Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :
* Led Lazerle Bölgesel Zayıflama
* Uykuda Güzelleşmek
*
Güzellik Üçgeni
* Akne Tedavisine Alternatif Yaklaşımlar
* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler
* Selülitlere Bitkisel Çözümler
* Malezma ve Tedavisi
* Doğal maskeler ile cilt temizliği
* Güneş yanıkları için bitkisel çözümler
* Şişmanlatmayan gıdalar
* Kırışıklık ve lekelere son

© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2012 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Norton Safe Web Ücretsiz Uygulama ile Cepten Takip EtYoutube Xprodoksit KanalıTwitter'dan Takip Et