Ana Sayfa
Orjinal Lida

Lida ile 15 Günde 5 Kilo verin!
Orjinal Zayıflama Hapı Lida ile yaz tatilinize incecik ve mutlu bir şekilde giderek sevenlerinizi şaşırtın!
Orjinal Lida Yetkili Ürün Bayii



REKLAM

REKLAM

Sağlık
 
Reklam

Diyet
Güzellik
- Doç.Dr.Alev Eken
-
Doç.Dr.Nuran Atmanoğlu
-
Dr.Ceyda Şener
-
Dr. Horward Murad
-
Ebru Şallı
-
Meryem DEDE
-
Suna Dumankaya
-
Şule Karabağ
Jinekoloji
- Prof.Dr.Derin Kösebay
-
Dr. Süleyman Eserdağ
-
Dr. Aytuğ Kolankaya
-
Op.Dr. Alper Mumcu
 
Son Fotoğraflar
NARKOLEPSİ HASTALIĞI
 
Loading


Ana SayfaSağlık-Canfeza Sezgin
KEMOTERAPİ NEDİR
İnsan vücudunda oluşan anormal hücrelerin büyüme ve çoğalmalarını durdurmayı veya yok etmeyi amaçlayan, doğal veya yapay maddelerden oluşan ilaçlarla yapılan tedavi biçimine kemoterapi denir. Anormal hücrelerin çoğalma yeteneği kontrolsüz olup normal hücrelerden daha fazladır. Anormal olan bu hücreler çoğalırken, çevrede bulunan normal hücrelere de zarar vererek onların işlevlerini engellerler. Kemoterapi ilaçları; bu anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalmalarını çeşitli basamaklarda engelleyerek etki gösterir.


Devamı...
| Yorumlar (1) | 05.01.2011 | Canfeza Sezgin  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Sigara içenlere HAYATİ öneriler

Öncelikli olarak sigara içenlere birinci önerim sigarayı bırakmalarıdır. Aşağıdaki önerilerim ise bırakamayanlara tavsiye niteliğindedir.

Sigara İçenlere Öneriler

Günümüzde sigaranın kalp-damar, beyin, ve akciğer hastalığı gibi organlarda ağır hasara neden olduğu iyi bilinmektedir. Ayrıca kanserlerin en önemli nedenlerindendir.

Amfizem ve süreğen bronşit gibi akciğer hastalıkları, inme, eklem kireçlenmesi, maküler bozulma, tansiyon yüksekliği ve damar tıkanıklığı gibi sorunlara neden olmaktadır.

Ayrıca kişi sigara içmese bile pasif içiciyse de benzer sağlık sorunlarının görüldüğü iyi bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda, sigara içenlerin içmeyenlere göre 7-8 yıl daha erken öldüğü saptanmıştır. Ayrıca sigara içen ve fakir olan insanların, zenginlere göre daha kısa yaşadığı da düşünülürse durum daha da vahim olmaktadır.

Sigara içen ailelerin bebeklerinin idrarında sigarada bulunan maddelerin de bulunması, insanların en sevdiklerini bilmeden zehirlediğini göstermektedir. Ülkemizde ortalama insan ömrünün kısa olduğu, maalesef fakir oranının yüksek olduğu ve sigara içme oranının da yüksek olduğu göz önüne alınırsa bu durumun ne kadar acı olduğu anlaşılabilir. Fakat, insanlarımız bunu anlayamadan yitip gitmektedir. Devletimizin sigara içilmesi ile ilişkili olarak aldığı yasaklama kararlarının eğitim programları ile desteklenmesi, ailelerin bu soruna eğilmeleri bu konuda yardımcı olabilir.

Sigara tiryakilerinin beslenme programlarına dikkat etmeleri, antioksidan ihtiyaçlarını karşılamaları gereklidir. Fakat özellikle A vitamini gibi antioksidanların sigara içen insanlarda destekleyici ürün gibi kullanılmalarının, beklenenin aksine akciğer kanseri riskini arttırdığı daha önceden gösterilmiştir. Bu nedenle antioksidanların geliş güzel kullanılmasını önermem.

Yapılan çalışmalarda sigara içenlerde C vitamini eksikliği olduğu ve bunun destek ürünleri ile giderildiği gösterilmiştir. Antioksidanlar, sigara içenlerde kalp-damar hastalığı gibi ciddi hastalıkların görülme riskini azalttığı saptanmıştır. Son yıllarda üzüm çekirdeği ve yeşil çay ürünlerinin bu konuda yararı öne çıkmaktadır.

Sigaranın bırakılmasında nikotinin yerine konması (sakız, bant), akapunktur, hipnoz ve ilaç kullanımı yararlı olabilmektedir. Bununla bazı insanlar bu bağımlılıktan kurtulamamaktadır. Sigarayı bırakamayanlara önerilerimizi şöyle sıralayabiliriz:

Antioksidanlar: sigara içilmesinin neden olduğu oksidatif hasara karşı yardımcı olabilirler. Sigara içilmesi ile ortaya çıkan serbest radikallerin hücrelere verdiği hasarın giderilmesi için vücudun her gün antioksidan gibi temel besinlere ihtiyacı vardır. Antioksidanlar tek tek değil de birbirlerinin etkilerini arttırmaları nedeni ile multivitamin olarak alınmaları daha yararlıdır. Maküler hasarlanma, serbest radikallerin gözde yaptığı hasar olup, özellikle antioksidan alınması ile riski azaltılabilmektedir. C vitamini, E vitamini ve selenyum alımı yüksek olan kişilerde maküler hasarlanma gelişme riskinin %70 daha az olduğu gösterilmiştir.

Selenyum: Yapılan çalışmalarda selenyum eksikliğinin kansere neden olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte selenyum eksikliği olmayan insanlarda selenyum takviyesi yapılmasının yararı bulunmamaktadır. Fakat yeni yapılan bir çalışmada selenyum takviyesi yapılan insanlarda kanser riskinin azaldığının gösterilmesi nedeni ile çalışma erken sonlandırılmış ve çalışmadakilerin hepsine selenyum takviyesi önerilmiştir. Bu çalışmada temel hedef cilt kanseri riski üzerine selenyum takviyesinin etkisi araştırılmıştır. ilginç olarak selenyum alanlarda cilt kanseri riski azalmaz iken akciğer kanserinde %40, kalınbarsak kanseri riskinde %50 ve prostat kanseri riskinde %66 olmak üzere bütün kanserlerden ölme riski ortalama %50 azalma olduğu saptanmıştır.

Yeşil çay: içinde bulunan polifenoller nitrözamin ve diğer karsinojenlerin oluşumunu engeller ve karsinojenlerin temizlenmesine yardımcı olur. Yeşil çay aynı zamanda dişilik hormonu olan östrojenin etkisini engelleyerek meme ve rahim kanseri riskini azaltmaktadır. Yeni yapılan bir çalışmada da yeni kan damarlarının oluşumunu azaltarak kanserlerin büyümesini azalttığı gösterilmiştir. Günlük ne kadar alınması gerektiği bilinmemektedir. Sağlık için yararlı olabilmesi için 3 fincan yeşil çay içilmesi ve bunun destekleyici ürün olarak karşılığının da günde üç defa 100-150 mg yeşil çay ekstraktının (total %80 polifenol ve %55 EGC içeren) kullanılması gerektiği düşünülmektedir. Kansere karşı etkili olabilmesi için gerekli dozların daha yüksek olduğu, bunun da yeşil çay içilerek değil de destekleyici ürün ile elde edilebileceği ileri sürülmektedir. Yeşil çayın kafein içeriğinin düşük olması nedeni ile yan etkileri azdır.

MGN-3: pirinç kepeğinden elde edilen veya arabinoxylane bileşiği, doğal öldürücü hücrelerin sayısını ve infterferon yapımını arttırmaktadır. Doğal öldürücü hücreler, vücutta anormal hücreleri tespit ederek ortadan kaldırılmasını sağlar.

Koenzim Q10: bu enzim, tansiyonu yüksek olan hastalarda eksik olabilmektedir. Böyle hastalarda günde iki defa 50 mg verildiğinde tansiyon normale gelebilmektedir.

Balık yağı: içinde bulunan EPA ve DHA isimli yağ asitleri tansiyon kontrolünde ve kolesterol seviyesinin düşürülmesinde yardımcıdır.

Mağnezyum: tansiyonun kontrol altına alınmasında yardımcıdır. Günde 500 mg alınması yeterlidir.

Taurin: amino asit olup insan ve hayvanlarda tansiyonun düşürülmesinde yardımcıdır.

C vitamini: kan basıncında düşme sağlayabilmektedir.

Sarımsak: Tansiyonun düşmesinde ve kolesterolün düşürülmesinde yararlıdır.

Çinko: görme işlevinin devamında görevli enzimler için gereklidir. Maküler hasarlanması olanlarda günde 80 mg çinko alınması görme kaybını azaltmaktadır.

Ginkgo biloba: maküler hasarlanma riskini azaltmaktadır. Pıhtılaşmayı bozan ilaçlarla birlikte kullanıldığında kanamaya neden olabileceği için kesilmelidir.

Yaban mersini: retinada hasarı azaltan bileşenleri içerir. Maküler hasarlanmayı azaltabilir. Retinadaki kapiller damarları güçlendirerek kanama riskini azaltır.

- Kilo Almadan Sigarayı Bırakmak Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
- Sigara Sonrası Öksürükler Dr.Ece Hattat
- Sigarayı Bıraktıran Bitkisel Formül Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu
- Sigarayı Bıraktıran Tıbbi Yöntemler Dr. İlkay Keskinel
- Sigara İçmek Şişmanlatır
- KOAH VE Tedavisi
- Öksürük ve Nefes Darlığı (Koah) Dr. ilkay Keskinel


Doç.Dr. Canfeza Sezgin
Doç.Dr. Canfeza SezginEge Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi Bornova/İZMİR
Tel: 0232 390 43 87
E-posta:info@canfezasezgin.com

* Doç.Dr. Canfeza Sezgin Kimdir? 
* Evde Ağır Metal Zehirlenmesine Dikkat 
* Hangi Kansere Hangi Bitki (Kitap)
* Bağışıklık Sisteminin Kuvvetlendirilmesi 
* Kanserde Bağışıklık Sisteminin Güçlendirilmesi

Kanserde bağışıklık sistemi ve beslenme 

Günümüzde kanserli hastaların beslenme, egzersiz ve psikolojik durumunun bağışıklık sistemini etkilediği iyi bilinmektedir.

Doç.Dr. Canfeza Sezgin -Bu konuda bilimsel kanıtlar son yıllarda giderek artmaktadır. Kanser hücreleri bağışıklık sisteminden kaçabilmekte, ayrıca bağışıklık sistemini baskı altında tutabilmektedir. Yapılan çalışmalarda bağışıklık sistemi hücre fonksiyonunun kanserli hastalarda yaşam süresini etkilediği, bağışıklık sistemi hücre fonksiyonları iyi olan hastalarda tedavi sonuçlarının ve yaşam süresinin daha iyi olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle kansere yakalanma riskinin azaltılmasında ve kanser tedavisinin başarı şansının arttırılmasında bağışıklık sisteminin desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca kanser tedavisi için uygulanan kemoterapi ve radyoterapinin bağışıklık sistemi üzerine olumsuz etkileri olabilmektedir. Günümüzde koruyucu ve tedavi edici hizmetler verilirken bu konu göz ardı edilmekte, gereken önem verilmemektedir.

* Beslenme, stresin azaltılması, destek gruplarına katılma ve egzersiz yapılmasının bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği bir çok çalışmada gösterilmiştir. Aşağıda bu konulardan bahsedilmektedir.

1. Egzersiz: Çalışmalarda düzenli yapılan egzersizin kanda bağışıklık sistemi hücrelerini uyardığı gösterilmiştir. Egzersizin nöroendokrin durum, kan hücrelerinin yapımı, lökosit ölümü, protein sentezi, şeker metabolizması ve antioksidan sistemi düzenleyerek bağışıklık sistemi üzerine etki gösterdiğine inanılmaktadır. Düzenli yapılan egzersizin, meme kanserli hastalarda bağışıklık sistemini uyardığı, hastanın yaşam kalitesini ve moralini düzelttiği gösterilmiştir. Yoga gibi gevşeme egzersizleri de stresin azaltılmasında yararlı olmaktadır.

2. Moral: Kanserli hastalarda korku, endişe ve depresyon sık olarak görülmektedir. Özellikle halkımızın daha duygusal olması ve tanıyı kabullenememesi nedeni ile bu durumu daha çok yaşamaktayız. Ayrıca hastanelerin kalabalık ortamında yoğunluğa bağlı huzursuzluk, sıra bekleme (muayene, tedavi, kan tahlili gibi) sıkıntısı, moral bozukluğu, diğer hastalardaki tedavi başarısızlıklarının ümitlerini kırması gibi durumlarla oldukça sık karşılaşmaktadır. Bu da hastanın duygusal kırılganlığını arttırmaktadır. Gelişmiş ülkelerde kanserli hastaların tedavisi rahat, konforlu ve kalabalık olmayan ortamlarda, hastanın hekimi ile sohbet ortamında konuşabileceği bir zamanın ayrılabildiği mekanlarda yürütülmektedir. Tedavi ve muayene ortamının geleneksel hastane ortamından uzak, rahat, kalabalık olmaması ve ferah olması hastanın stresinin azaltılmasında yardımcı olabilir. Hastanın hekiminin bilgi ve deneyimine güvenmesi, çeşitli kaynaklardan edindiği bilgiler hakkında rahatça görüşme yapabilmesi, hekimine ulaşım kolaylığının olması da tedavi esnasında stresin azaltılmasına belirgin derecede yarar sağlamaktadır. Kanserli hastalarda stres, endişe ve depresyon gibi psikolojik bozukluklarının bağışıklık sistemini olumsuz etkilediği bir çok çalışmada gösterilmiştir. Psikolojik durumun bağışıklık sistemini etkilemesi nedeni ile bu durum önem taşımaktadır. Bu nedenle hastaların maruz kaldıkları tedavi ortamının rahat olması ve hekimi ile rahat konuşabileceği zamanın olması psikolojik açıdan çok önemlidir. Ayrıca bu konuda ek olarak psikolojik destek alınması da yararlı olmaktadır. Melanom ve diğer cilt kanserlerinde düzenli destek grupları toplantılarına katılmanın bağışıklık sistemini uyardığı gösterilmiştir. Başka bir çalışmada da destek gruplarının toplantılarına katılan meme kanserli hastaların, katılmayan hastalara göre daha uzun süre yaşadığı gösterilmiştir. Buna stresin azalması ve bağışıklık sisteminin uyarılmasının neden olduğu düşünülmektedir. Uzun süreli stres, vücutta başta adrenalin ve kortikosteroid gibi strese yanıt hormonlarını arttırarak bağışıklık sisteminin baskılanmasına, vücudun kendisini savunma ve kanser ile savaşma yeteneğinde azalmaya neden olmaktadır. Bir çok gelişmiş kanser merkezlerinde kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte stres azaltılmasına yönelik program ve tedaviler uygulamakta, hastaların daha rahat ortamda tedavi olmaları sağlanmaktadır.

3. Beslenme: Beslenmenin bağışıklık sistemi üzerine etkisi bulunmaktadır. E vitamini ve selenyum gibi antioksidanlar, A vitamini, D vitamini, çinko, linoleik asit ve omega-3 yağ asitleri gibi beslenme faktörleri bağışıklık sisteminin işlevlerini düzenlemektedir. Kanserli hastaların beslenmelerinde bu faktörlerin yeterli miktarda alınması yararlıdır. Beslenme planı için bu konuda deneyimli bir diyet uzmanından yardım istenebilir. Yağdan fakir vejetaryen diyetin, stres azaltılması ve diğer tamamlayıcı tedavi yöntemleri ile birlikte bağışıklık sistemini uyardığına inanılmaktadır. Taze balık, sebze, mantar, şifalı bitkiler, çaylar, omega-3 yağ asitleri (salmon ve uskumru gibi balıklarda bol bulunur), kompleks karbonhidratlar, yoğurt, kefir ve deniz yosunu gibi besinlerin T hücrelerini ve diğer bağışıklık hücrelerini uyardığı ve kanserle savaşmalarını arttırdığı yönünde bilimsel kanıtlar bulunmaktadır.

Besin maddelerini karbonhidrat, protein ve yağ olarak 3 temel gruba ayırabiliriz. Bunlarla ilgili önerileri şöyle sıralayabiliriz;

Karbonhidrat:

Kompleks karbonhidratlar; Tam buğday ekmeği, tam tahıl makarnası, kahverengi pirinç, kuskus, arpa, yulaf, erişte ve kepek gibi tahıl ürünleri bağışıklık sistemine yardımcıdır. Beslenme programına dahil edilmeleri yararlı olabilir.

Kısıtlı alınması gereken bazı şekerli ürünler: Şeker, kahverengi şeker, bal.

Kısıtlı alınması gereken bazı karbonhidratlı gıdalar: Beyaz ekmek, beyaz makarna, kek, pasta, çörek, börek.

Protein:

Vücudun bağışıklık sisteminde gerekli enzimlerin yapılmasında gerekli olduğu için yeterli miktarda protein alınması gereklidir. Hindi, tavuk ve balık gibi beyaz et ile yağsız kırmızı et gibi ürünlerin yeterli miktarda tüketilmesi hayvansal proteinlerin alınmasında yararlıdır. Ayrıca fındık ve ceviz gibi kabuklu yemişler, yerfıstığı yağı, soya ve soya ürünleri de bitkisel protein içermekte olup, protein ihtiyacının karşılanmasında yardımcıdır.

Yağ:

Yüksek miktarda yağ içeren et ürünlerinin (sosis, sucuk, salam gibi) tüketilmesinin sınırlandırılması gereklidir. Diyette yüksek miktarda yağ alınmasının bağışıklık sistemini bozduğu gösterilmiştir. Diyetle alınan hayvansal yağların alımının azaltılması bağışıklık sistemini iyileştirmektedir. Omega-3 içeren yağ ürünlerinin seçilmesi bağışıklık sistemi için yararlıdır. Salmon, uskumru, ringa, tuna, hamsi, alabalık ve sardalya gibi soğuk su balıklarının tüketilmesi hayvansal; keten tohumu yağı, ceviz, kabak çekirdeği ve soya ürünlerinin tüketilmesi bitkisel omega-3 alınmasını sağlamaktadır. Ayrıca omega-3’ ün kalp-damar sistemi üzerine yararlı etkileri vardır. Özellikle balıkta bulunan yağ asitlerinin (DHA, EPA ve CLA) meme ve kalınbarsak kanseri başta olmak üzere bazı kanserlerin görülme sıklığını azalttığı, bazı kanser hücrelerini öldürdüğü ve bağışıklık sistemini uyardığı gösterilmiştir. Bu konuda araştırmalar halen devam etmektedir. Balık ürünlerinin tüketiminin arttırılmasının meme kanseri başta olmak üzere bazı kanserlerin riskinin azaltılmasında faydalı olacağına inanılmaktadır.

Bağışıklık sistemine yardımcı diğer besin maddeleri fitokimyasallar, vitaminler ve minerallerdir. Bunun için her gün 3-5 porsiyon meyve ve sebze tüketilmesi, ıspanak, kıvırcık lahana, hardal bitkisi gibi koyu renkli sebzelerin tüketilmesi; brokoli, kabak ve Brüksel lahanası gibi turpgiller ailesinden sebzelerin tüketilmesi; kırmızı ve sarı biber, portakal, kavun, üzüm ve balkabağı gibi kırmızı, sarı veya turuncu renkli gıdaların tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca soğan, pırasa, sarımsak, mercanköşk, fesleğen, kekik, biberiye ve dereotu gibi ürünlerin de alınan gıdalara eklenmesi önerilmektedir.

Özellikle domateste bol miktarda bulunan likopen gibi karotenoidlerin, prostat kanseri başta olmak üzere bir çok kanser türünde yararlı olduğu, bağışıklık sistemi üzerine yararlı etkileri olduğu gösterilmiştir. Bazı yazarlar günde bir veya haftada beş adet orta boy domates tüketilmesini önermektedir.

Şişmanlık, bağışıklık sistemi üzerine zararlı etkileri olduğu bilinen kalp ve damar hastalığı riskini arttırmaktadır. Bu nedenle fazla kilo alınmamasına özen gösterilmelidir. Kilonun korunmasında diyet, egzersiz ve medikal tedavi yardımcı olabilir. Beslenmede düşük glisemi değerine sahip karbonhidratları içeren tatlı patates ve sebzelerin çoğunun tüketimi arttırılmalı, yüksek glisemi değerine sahip patates ve havuç gibi besinlerin tüketimi ise kısıtlanmalıdır.

Aynı şekilde düşük glisemik endekse sahip elma, armut ve şeftali tüketimi arttırılırken yüksek glisemik endekse sahip muz ve erik gibi besinlerin tüketilmesi kısıtlanmalıdır.

Probiyotik olarak isimlendirilen bazı bakterileri içeren yoğurt ve kefir gibi süt ürünlerinin bağışıklık sistemi üzerine yararlı etkileri olduğu gösterilmiştir. Buğday, mısır, domates, yer fıstığı, fasulye, muz, bezelye, mercimek, soya fasulyesi, mantar, pirinç ve patates içinde bulunan ve vücutta aktivite gösteren lektin olarak isimlendirilen proteinler, bağışıklık sistemini uyarmakta, kanserin büyümesi için gerekli damarlanmanın gelişmesini önlemekte ve kanser hücresinin ölümüne neden olabilmektedir. Bu özellikleri nedeni ile lektinler kansere karşı savaşta besinler içinde önemli yer tutmaktadır ve bu konuda yoğun araştırmalar yapılmaktadır.

Doğada bulunan bazı mantar türlerinin, polisakkaritlerin ve glukanın bağışıklık sistemini uyardığı birçok çalışmada gösterilmiştir. Ayrıca kemoterapinin yan etkilerini azaltabilmektedirler. Bu nedenle bazı hekimler tarafından tedaviye destek olarak önerilmektedir.

Günümüzde en popüler gıdalardan olan nar suyu, elajik asit başta olmak üzere bir çok antioksidan, antikanserojen maddeler içermekte, kanserin damarlanmasını da engellemektedir. Benzer şekilde bu maddeleri çilek, ahududu ve ceviz gibi besinler de yoğun olarak içermektedir. Bu besinlerin de beslenme programı içinde olmasının yararlı olacağına inanılmaktadır. Elajik asit preparatı veya nar suyunun, modern tedavilere eklendiği çalışmalarda ileri evre prostat kanserli hastalarda başarı şansını arttırdığı gösterilmiştir. Bu konuda çalışmalar halen devam etmektedir. Modern tıpta temel bilimsel kanıtlarla etkinliği ispatlanmış tedavi yaklaşımlarının kullanılması esastır. Yukarıda bahsedilen ek önlemler, kanser tedavisinde vücudun desteklenmesini sağlayabilir. Ancak, bazı gıdaların veya destek tedavilerinin bazı kanserlerde kullanılmasının sakıncalı olabileceği, özellikle tedavinizi yürüten hekiminizden habersiz ‘destekleyici’ ad altında kullanılan ürünlerin tedaviyi olumsuz etkileyebileceği, kemoterapinin ve radyoterapinin etkinliğini bozabileceği birçok bilimsel çalışmada gösterilmiştir. Bu nedenle tedavi altında veya takip altında iken her türlü bilgiyi hekiminiz ile görüşmeniz ve ondan sonra karar vermeniz gereklidir.

* Bağışıklık Sistemini Kuvvetlendiren Formül Dr. Feridun Kunak
* Bağışıklık Sisteminin Kuvvetlendirilmesi Doç.Dr. Canfeza Sezgin
* Bağışıklık Sistemini Güçlü Tutmak Uzman Diyetisyen Banu Topalakçı
* Beres Damlası ile Bağışıklık Sisteminin Güçlendirilmesi
* Bağışıklık Sistemini Güçlendirin Uz.Dr. İlkay Keskinel 

Doç.Dr. Canfeza Sezgin
Doç.Dr. Canfeza SezginEge Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi Bornova/İZMİR
Tel: 0232 390 43 87
E-posta:info@canfezasezgin.com

* Doç.Dr. Canfeza Sezgin Kimdir? 
* Evde Ağır Metal Zehirlenmesine Dikkat 
* Hangi Kansere Hangi Bitki (Kitap)
* Bağışıklık Sisteminin Kuvvetlendirilmesi

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmede kullanılan destekleyici ürünler

Bağışıklık sisteminin tıbbi ismi İmmun Sistem olup, temel işlevi vücudun enfeksiyonlardan ve vücuda zarar verebilecek hücresel değişikliklerden korumaktır. Bağışıklık sistemini oluşturan organ ve yapılar; dalak, kemik iliği, lenf bezleri, timus bezi ve bademciklerdir. Bağışıklık sistemi, mikrobik canlılara karşı antikor ismi verilen ve bu canlıların ortadan kaldırılmasını, vücuda zarar vermesini engelleyen maddeler salgılar. Bu antikorlar, genellikle mikrop vücuda ilk girdiğinde üretilmekte ve ikinci girişinde enfeksiyon gelişimini engellemektedirler.

AİDS ve lupus gibi bazı hastalıklarda, kan kanserlerinin çoğunda ve ileri evre kanserlerin çoğunda bağışıklık sisteminde ciddi bozukluklar oluşabilmektedir. Ayrıca aşırı stres gibi psikolojik veya soğuk hava gibi fizyolojik değişikliklerde de normal insanlarda bağışıklık sistemi zayıflayabilmektedir. Bu nedenle mikroplara karşı direnç azalır, savunma bozulur ve kolaylıkla enfeksiyon gelişebilir. Bağışıklık sisteminin desteklenmesinde yaşam değişiklikleri yapılmalıdır. En basit yaşam değişiklikleri düzenli olarak ellerin yıkanması, sağlıklı beslenme, vücut ağırlığının kontrol altına alınması ve düzenli egzersiz yapılmasıdır. Şeker gibi besinler beyaz kan hücrelerinin mikropları öldürme yeteneğini azaltır. Alkol ve yağdan zengin beslenme bağışıklık sistemini bozmaktadır.

Günümüzde bağışıklık sisteminin desteklenmesinde bir çok doğal ürün kullanılabilmektedir. Aşağıda bunlardan bahsedilmektedir.

Asidofilus: normalde yoğurt ve kefir gibi ürünlerde bulunan, destekleyici ürün preparatları da bulunan bir bakteridir. Bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemimize yardımcı olmaktadır.

A vitamini: cilt ve mukozaların sağlam olmasını, mikropların buradan vücuda girmesini engeller. Destekleyici olarak kullanılması enfeksiyonlara karşı direnç kazanılmasını, ishal ve kızamık gibi hastalıklarda daha hızlı iyileşme olmasını sağlayabilir.

C vitamini: vücutta interferon isimli bağışıklık sisteminin önemli maddelerini arttırarak grip gibi virus enfeksiyonlarına karşı vücudun direncini arttırır. Az miktarda alınsa bile hastalığın şiddetini ve süresini azalttığı saptanmıştır. Bazı çalışmalarda hepatit gibi enfeksiyonların riskini azalttığı saptanmıştır.

Çinko: destekleri, bağışıklık yanıtını uyarmaktadır. Soğuk algınlığı başlar başlamaz çinko pastillerinin alınması hastalığın süresini ve şiddetini azaltmaktadır. Enfeksiyonlara karşı koruyucu olup olmadığı bilinmemektedir.

Astragalus: romatoid artrit ve lupus gibi hastalıklarda otoimmuniteyi azaltarak vücudun hasar görmesini azaltır. Kanser hastalarında ise bağışıklık sistemini uyarır.

Cat’s claw: bazı bileşenleri bağışıklık sistemini uyarır. Ayrıca romatoid artritte enflamasyonu baskılar.

Ekinezya: bağışıklık sistemini desteklemektedir. Enfeksiyonlardan koruyucu veya tedavi edici özelliği bulunmaktadır. Hastalıklarla savaşan öldürücü beyaz hücrelerin sayısını arttırmaktadır. Hem kendi etkisi hem de diğer tedavilerin etkisini arttırıcı özelliği nedeni ile yararlı olmaktadır. Fakat uzun süreli kullanıldığında bağışıklık sistemi üzerine olumsuz yan etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle dikkatli kullanılmalıdır.


Yeşil çay: antibakteryal özelliği olup bağışıklık hücrelerinin yapılmasını uyarmaktadır. [Yeşil Çay - Dr. Ender SARAÇ]

Meyankökü: diğer bitkisel tedavilerin etkinliğini arttırmak için Çin tıbbında uzun süredir kullanılmaktadır. Arttırıcı etkisinin temelinde bağışıklık sistemini uyardığının yattığına inanılmaktadır. T hücreleri ve interferonların yapımının uyarılması dahil bir çok yolaktan bağışıklık sistemini aktive etmektedir. İlaçlarla etkileşimi olması nedeni ile dikkatli kullanılmalıdır. [Meyan Kökü Nasıl Kullanılmalı?-  Prof.Dr. Erkan TOPUZ]

Kurtbağrı meyvesi, tümörün büyümesinin baskılanması dahil bağışıklık sistemini uyarıcı etkileri vardır. Beyaz kan hücrelerini arttırmaktadır.

Maitake mantarı: bağışıklığı uyarmakta ve vücudun kanser hücrelerini kontrol altına almaya yardımcı olduğuna inanılmaktadır.

Shiitake mantarı: interferon üretiminin arttırılması yönünde beyaz kan hücrelerini uyarmaktadır. Laboratuar çalışmalarında bağışıklık sistemini uyardığı saptanmıştır.

MGN-3: pirinç kepeğinden elde edilen doğal üründür. Bağışıklık sistem yanıtını ve doğal öldürücü hücreleri öldürdüğü saptanmıştır. Bu konuda yapılan yayınlar yetersiz olmakla birlikte MGN-3’ ün kanser, AİDS ve diğer bağışıklık yetersizliklerde yararlı olabileceği düşünülmektedir. 

* Bağışıklık Sistemini Kuvvetlendiren Formül Dr. Feridun Kunak
* Kanserde Bağışıklık Sisteminin Güçlendirilmesi Doç.Dr. Canfeza Sezgin
* Bağışıklık Sistemini Güçlü Tutmak Uzman Diyetisyen Banu Topalakçı
* Beres Damlası ile Bağışıklık Sisteminin Güçlendirilmesi
* Bağışıklık Sistemini Güçlendirin Uz.Dr. İlkay Keskinel

Doç.Dr. Canfeza Sezgin
Doç.Dr. Canfeza SezginEge Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi Bornova/İZMİR
Tel: 0232 390 43 87
E-posta:info@canfezasezgin.com

* Doç.Dr. Canfeza Sezgin Kimdir? 
* Evde Ağır Metal Zehirlenmesine Dikkat 
* Hangi Kansere Hangi Bitki (Kitap)

Alternatif arayan kanser hastaları için başvuru kitabı.

HANGİ KANSERE HANGİ BİTKİ
Alanında ülkemizdeki en kapsamlı, en özgün, en güncel ‘referans kitabını’ yayınlayarak önemli bir boşluğu doldurdu. Doç. Dr. Canfeza Sezgin’in yazdığı "Hangi Kansere Hangi Bitki?" kanser türlerine göre modern tıbbın onayladığı tüm tamamlayıcı tedavileri artılarıyla eksileriyle inceliyor. Etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış 79 bitki hakkında detaylı bilgi veriyor,

Kanser, bilim insanlarının üzerinde en çok araştırma yaptığı konuların başında geliyor. Bu hastalığın tedavisiyle ilgili “yeni bir yaklaşım” her zaman önemseniyor. Konvansiyonel yöntemlerin dışındaki bilimsel alternatiflere ilgi her geçen gün artıyor.
İşte modern tıbbın son yıllarda “dikkate almak” zorunda kaldığı gerçeklerden biri de “bitkilerin kanser tedavisindeki gücü”… Bitkisel tedaviyle birlikte akupunktur, biyorezonans gibi yaklaşımlar da artık “etkili alternatifler” olarak algılanıyor. Özetle günümüzde kanser hastaları, “ameliyat-kemoterapi-radyoterapi” üçlüsünün dışında da güvenebilecekleri ve fayda sağlayabilecekleri tamamlayıcı tedavi yöntemlerine sahip.

Ege Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı - Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canfeza Sezgin, uzun yıllardır kanser hastalarının tedavisi ile ilgileniyor. 10 yılı aşkın zamandır yaptığı araştırmalar ve gözlemler sonucunda vardığı sonuç şu: Bitkiler ve diğer tamamlayıcı yöntemler kanser tedavisinde etkili ve faydalı!

Hangi Kansere Hangi Bitki kitabı en güncel bilimsel literatürden elde edilmiş en yeni bilgileri içeren, ülkemizdeki en kapsamlı çalışma. Doç. Dr. Canfeza Sezgin bu titiz çalışmayla hepimizin aklındaki soruları tek tek yanıtlıyor:  Hangi bitki hangi kanserden koruyor, hangisini tedavi ediyor? Kanser hücrelerini öldüren 79 bitki hangileri? Bitkilerin içinde gizlenen kanser “düşmanı” etken maddeler neler? Kimler hangi bitkileri kullanmalı, hangilerini kesinlikle kullanmamalı? Vitamin, mineral ve hormon takviyeleri, akıl-vücut teknikleri, psikolojik destek ve elektromanyetik tedavi gibi tamamlayıcı yöntemler nasıl kullanılmalı? Duanın gücü niçin azımsanmamalı?
 
Hangi Kansere Hangi Bitki İçin Ne Dediler?

Doç. Dr. Canfeza Sezgin’in, bilimsel çalışmalara dayalı olarak kanser hastalarına doğru yol göstermek için hazırladığı bu kitap, aynı zamanda kanser ile uğraşan sağlık personelinin de başucu kitabı olmaya aday.
Prof. Dr. Erdem Göker
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı

Tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemleri konusunda başvurulacak, konusunda büyük bir boşluğu dolduran, kapsamlı, okunmasını her zaman tavsiye edeceğim bir başucu kitabı. Herkesin anlayacağı tarzda yazılmış bu kitaptan hekimlerin, meslektaşlarımın, onkoloji hastalarının, hasta yakınlarının ve konu ile ilgili kişilerin yararlanacağı kanısındayım.
Prof. Dr. Banu Lebe
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

İçinde oldukça faydalı bilgiler olduğunu düşünüyorum. Kitap, bitkisel ve diğer doğal kaynaklı ilaç hammaddelerinin başta kanser olmak üzere sağlık üzerine etkilerinden bahsediyor. Bu alanda bilgi sahibi olmak isteyenler için harika bir kaynak. Tıp camiasının doğal ilaçların  tedavi edici gücüne inanmadığı ülkemizde, böyle bir kitabın özellikle bir uzman hekim tarafından yazılmış olması takdire şayandır.
Prof. Dr. İlkay Erdoğan-Orhan
Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Bireylerin daha fazla seçenek aramaları ve yaşam kalitelerine katkı sağlayabilecek alternatif yöntemleri sorgulamaları beklenen bir durumdur. Bu kitapta olduğu gibi, hastaların bu beklentilerini anlamak ve onlara bilimsel kanıtlara dayalı bir yaklaşım sunmak; hem bireylerin suiistimal edilmesini önleyecek hem de tedavi şanslarını yitirmelerinin önüne geçecektir.
Doç. Dr. Mustafa Özdoğan
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Sayın Canfeza Sezgin hocamı, 10 yıllık emek, özveri, sabır ve pozitif enerjisini de katarak kanser hastalarının yararına sunduğu bu eserinden dolayı kutluyorum.
Ayşen Kırlı, Doç. Dr. Canfeza Sezgin’in hastalarından biri
 
Doç. Dr. Canfeza Sezgin

1970 tarihinde Bursa’da doğdu. 1987-1993 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okudu. 1993-1999 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda ihtisas yaparak İç Hastalıkları, 2001 yılında da aynı hastanede üst ihtisasını tamamlayarak Tıbbi Onkoloji Uzmanı, 13 Mart 2006 tarihinde Tıbbi Onkoloji Doçenti oldu. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’nda akademik hayatına halen devam etmektedir.

Yüzü aşkın bilimsel yayın ve tebliği bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa ve ABD’de çeşitli bilimsel toplantı ve kurslara katılmıştır. Kanser tedavisinde tamamlayıcı tıp tedavilerinin önemine inanması nedeni ile hipnoz ve fitoterapi eğitimi almıştır. Çok sayıda onkoloji derneği yanı sıra tamamlayıcı tıp dernekleri olan Enerji Tıbbı ve Uygulamaları Derneği ile Klinik ve Uygulamalı Hipnoz Derneği’nin üyesidir. Ülkemizin en önemli fitoterapi dergilerinden olan Fitomed Türkiye’nin yayın danışma kurulunda görev almaktadır.

Araştırmalarının önemli bir bölümünü meme kanseri üzerinde yapmış olup, bu konuda uluslararası ve ulusal bilimsel dergilerde çok sayıda yayımlanmış makalesi bulunmaktadır. Akciğer kanseri, baş-boyun kanseri, beyin kanseri, böbrek kanseri, jinekolojik kanserler, meme kanseri, mide-bağırsak kanseri ve pankreas kanseri uzmanlık alanlarıdır. Özellikle doğal destekleyici ürünlerin ve tıbbi bitkilerin kanser tedavisinde etkinliği önem verdiği bir konudur.

Fitoterapi olarak isimlendirilen ve tıbbi bitkilerin hastalıkların tedavisinde kullanılmasını kapsayan bir eğitim sürecinden geçmiştir. Ülkemizde bu konuda eğitim almış az sayıdaki tıbbi onkoloji uzmanlarından birisidir. Kanser tedavisinde, tamamlayıcı tedavi olarak bitkisel ve doğal ürünlerin kullanılması ile ilgili çok sayıda olumlu hasta deneyimi bulunmaktadır.

Yazar: Doç.Dr. Canfeza Sezgin  
Yayınevi: Hayykitap

İndirimli Satın Almak İçin :
17,00 TL 11,00 TL


Doç.Dr. Canfeza Sezgin
Doç.Dr. Canfeza SezginEge Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi Bornova/İZMİR
Tel: 0232 390 43 87
E-posta:info@canfezasezgin.com

* Doç.Dr. Canfeza Sezgin Kimdir? 
* Evde Ağır Metal Zehirlenmesine Dikkat

Evimizde ağır metal zehirlenmesine dikkat
 
Günümüzde ne kadar dikkat edilirse edilsin arsenik, cıva ve kurşun gibi insan sağlığına oldukça ciddi zararlar veren metaller, ev ortamında bulunan malzemelerden vücudumuza geçebilmektedir. Evlerimizde bulunabilecek bu malzemelerin başında; sırlı çanak- çömlekler, bitkisel destekleyici ürünler, bazı gıdalar, bahçe için kullanılan böcek veya bitki öldürücü kimyasallar gelmektedir.

Evlerde bulunabilen ve kurşun içeren malzemelerin başında; antika olarak bulundurulan eskiden boyanmış mamuller (tablo veya mobilya gibi); kurşun içeren kristaller, kurşun ve kalay içeren nesneler ve bazı sırlı çanak çömlek gibi yemek masası takımları; boyalı cam eşyaların yapıştırılması esnasında ortaya çıkan duman; beyaz veya sarı renk cila ile kaplanmış çanak-çömlek gelmektedir. Ayrıca özellikle geleneksel Çin tıbbında kullanılanlar başta olmak üzere diyetsel destekleyici ürünler de kurşun içermektedir. Ayrıca Çin’ de üretilen bazı mücevherlerde de kurşun bulunmaktadır.

Özellikle köpekbalığı, kılıçbalığı, tonbalığı, turnabalığı, tirsi, levrek ve Atlantik som balığı gibi bazı büyük balıklar da bol miktarda cıva içermektedir. Bu balıkların yoğun olarak tüketilmesi de vücutta cıva birikmesine neden olabilmektedir. Diş dolgularının bazılarında da cıva bulunmakta ve sağlıkla ilişkili endişelere neden olmaktadır; fakat diş dolgularının beyin hastalığına neden olduğuna dair bilimsel veri bulunmamaktadır.

Bazı bahçe bakımı için kullanılan böcek veya bitki öldürücüler de arsenik bulunmaktadır. Bu ürünler kullanılırken ürünün kullanma talimatının iyice okunması ve gerekli önlemlerin alınması gereklidir.

Günümüzde yoğun olarak üretilen ve toplum tarafından bilinçsizce tüketilen homeopatik, bitkisel veya tamamlayıcı tedavi ürünlerinin tam olarak içeriklerinin bilinmediği ve bunların bazılarında sağlığa zararlı ağır metallerin bulunduğu unutulmamalıdır. Yan etkisi yok diye pazarlanan bu ürünlerin önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalıdır.

Ağır metallerle zehirlenme belirtileri işitme kaybı, zihinsel odaklanma yeteneğinde azalma, kişilik değişiklikleri, parmak uçları başta olmak üzere his duyusunda azalma olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Günümüzde özellikle Çin kökenli ürünlerin halkımız tarafından ucuz olduğu için yoğun olarak kullanması nedeni ile yukarıda bahsedilen ürünlere dikkat edilmesini öneririz. Ayrıca antika kullanan ve evlerinde bulunduran kişilerin de maruziyeti azaltmak için bu ürünlerin günlük kullanılan bölümlerde olmaması ve bulunan ortamların iyi havalandırılmasını öneririz. 
 

Doç.Dr. Canfeza Sezgin
Doç.Dr. Canfeza SezginEge Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi Bornova/İZMİR
Tel: 0232 390 43 87
E-posta:info@canfezasezgin.com

* Doç.Dr. Canfeza Sezgin Kimdir?

© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2012 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Norton Safe Web Ücretsiz Uygulama ile Cepten Takip EtYoutube Xprodoksit KanalıTwitter'dan Takip Et