Mayıs 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Yıllık Arşiv
Tanıtım
Kimler Var?
ALEV EKEN
Alev EKEN
NURAN ATMANOĞLU
Nuran ATMANOĞLU
SUNA DUMANKAYA
Suna DUMANKAYA
FUSUN SAKA
Füsun SAKA
YASEMİN AMATO
Yasemin AMATO
MERYEM DEDE
Meryem DEDE
SULEYMAN ESERDAĞ Süleyman ESERDAĞ
FİKRİYE ABLA
Fikriye Ablanız
Reklam


Bayanlara Özel

reklam

 
Evlilik KİLO aldırır mı?
Kocam Light Erkektir
Fikrim Yok
Hayır
Evet
 
Özel Arama

 
İlkçağlardan itibaren üzüm, dünya üzerinde en yaygın olarak yetişen meyve türlerinden biridir.

Yıllar boyunca sağlık amacı ile kullanılmıştır, tarihte de bunun örneklerineÜzümle Güzellik raslanmaktadır. Halen Avrupa'da ''Traubenkur'' adı verilen üzüm kürlerine dayalı güzellik ve sağlık tedavilerinden oluşan programlar sunulmaktadır. Üzümün bileşimi ve özellikleri geniş bir şekilde araştırılmış ve çok miktarda fenolik madde ihtiva ettiği bildirilmiştir. Bu bileşiklerin, insan sağlığı üzerinde kalp-damar sağlığının korunmasına, erken yaşlanma ve kanser riskinin azaltılmasına çok yararlı etkileri bulunmaktadır.
 
Güneş ışığı, kirli hava, sağlıksız beslenme, stres, sigara içimi ve içilen ortamlarda bulunma sonucu ortaya çıkan zararlı maddeler, bugün deri yaşlanmasının en önemli nedeni olarak kabul edilmektedir. Son yıllarda araştırmacılar, dışarıdan beslenme desteği olarak antioksidanlar kullanarak bu hasarı azaltmaya çalışmaktadır. Ancak, ağızdan alınan antioksidan maddeler, deride yeterli koruma sağlamamaktadır. Bu nedenle, antioksidan içeren kozmetik ürünler kullanarak, derinin savunmasına katkıda bulunulmalıdır. Üzüm çekirdeği özünde proantosiyanidin olarak bilinen flavonoitler, bilinen en güçlü antioksidanlardır.  Prosiyanidinlerin, C vitamininden 18-20 kat, E vitamininden 40-50 kat daha güçlü antioksidan  oldukları; yangısal yanıtı azalttıkları bildirilmektedir. Ayrıca demir, potasyum, magnezyum ve B vitaminleri içermesi nedeniyle üzüm ve üzüm çekirdeğinin besin takviyesi olarak kullanılmasına neden olmuştur. Günümüzde de kozmetik ürünlerde üzüm çekirdeği özü yaygın olarak kullanılmaktadır. 

Kozmetik ürünler içindeki  üzüm çekirdeği özü:
" Deriyi güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı korur.
" Alerjik reaksiyonları azaltır.
" Derinin bağışıklık sistemini güçlendirir.
" Kanser oluşumunu baskılar.
" Derinin destek proteinleri olan kolajen ve elastini koruyarak, yara iyileşmesini destekler.
" Vücudun eşsiz yaşam şifresi olan DNA'ı korur; kolajen ve elastinin parçalanmasını engeller. Böylece deri yaşlanmasını önler.
" Ciltteki lekelenmeleri azaltır.
" Saç kökündeki epitel hücrelerini çoğaltarak saç dökülmesini önler.
 
Bütün bu güzelliklere rağmen bu yararlı ürünü kullanılırken standardize edilmiş ürünleri kullanmaya dikkat edilmelidir. Üzümün tarım şartları, hasat zamanı, taze/kuru oluşu, kullanılan anatomik bölümü, üretim teknikleri ve ilave edilen koruyucular bitkisel preparatın kozmetik etkinliğini etkiler. Bu nedenle, bir dermatologa danışılarak, uygun  ürün seçimi yapılmalıdır.

Doç. Dr. Alev Eken/Dermatolog

Önceki Yazıları :-GÖZ ÇEVRESİ BAKIMI 
-DETOKS DİYETİ -YIPRANMIŞ SAÇLARA SON -MUCİZEYİ KENDİNİZ YARATIN 

"Göz çevresi" bakımı

Her yaşta canlı, genç bakışlar için yüz cildimizin en hassas ve en ince bölgesi….En fazla mimik hareketlerinin yapıldığı bölge… Ruhsal durumumuzun, sevincimizin, kızgınlığımızın, sağlığımızın, geçen yılların aynası…

Çevresel etkenlere (güneş, hava kirliliği, serbest radikal hasarı vb) karşı duyarlı ve savunmasız….

Göz çevresi derisi, çok ince  ve  yağ salgı bezlerinin olmaması nedeniyle Göz Çevresi Bakımıvücudumuzun en hassas bölgesidir. Ayrıca en sık mimik yaptığımız bölgelerdir; günde yaklaşık 14.000 defa göz kırpma hareketi yaparız.

Gülme, kızgınlık, zararlı çevresel etkenler, makyaj ve makyaj temizleme işlemi nedeniyle  de devamlı yıpranır. Çok ince olması nedeniyle  alttaki kılcal damarlar, mor renkli halkalar ve torbalanmalar şeklinde, görünebilir. Bu durum kişiye stresli, yorgun ve uykusuz bir görünüm verir.  Bütün bu sebeplerle daima özel bakım ürünleri (temizleyici, nemlendirici, maskeler vb.) tercih edilmelidir.

Temizleme
Yağsız ve alkolsüz temizleyicilerle, irritasyona yol açmamak için göz çevresine çok bastırmadan,   makyaj temizlenir.

Nemlendirme
Göz çevresi derisinde hiç yağ bezi olmaması nedeniyle doğal yağlanma yok denecek kadar azdır. Bu nedenle, yağlı cildi olanlar da dahil olmak üzere, mutlaka bir nemlendirici kullanmalıdır. İyi bir göz kremi "güçlendirilmiş bir nemlendirici " olarak tanımlanabilir. Bu kremler, göz çukurunu çevreleyen kemik sınırları boyunca göz çevresine ince dokunuşlarla, sürülmesidir. Genelde su bazlı, krem ya da losyon şeklinde hazırlanmışlardır. Nemlendiricinin amacı sadece yapısal lipitleri eklemek olmamalı, yaşlanma belirtilerini onarıcı ve önleyici, elastikiyet artırıcı, morluk ve şişlikleri giderici, yatıştırıcı olmalı; formülünde çevresel zararların verdiği hasarı önleyici maddeler (antioksidanlar, A, C, E, K vitaminleri, doğal bitkisel özler vb.) taşımalı, güneş koruyucular ve göz altı halkalarını gizleyici optik ışık yansıtıcıları içermelidir.

Destekleyici  bakımlar

-Haftada iki kez nemlendirici, yaşlanma etkilerini onarıcı ve sakinleştirici maskeler uygulanmalıdır.
-Yorgun olduğumuzda ya da göz altı torbaları belirginse, sabahları, uygun bitkisel içerikli (ıhlamur, yeşil çay, papatya vb. gibi yatıştırıcı ve antioksidan) solüsyonlar ile kompres yapılabilir. Evimizde çay şeklinde hazırlanır, buzdolabında soğutulur, makyaj pamukları ıslatılarak gözümüzde 5-10 dakika bekletilir.

-Mimik hareketlerinden kaynaklanan çizgilerinizi hafifletmek  ya da önlemek için kozmetik uygulamalar (botox, dolgu enjeksiyonları, mezolifting vb.)'dan yararlanılabilir.

-Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için, ultraviyole koruyucu gözlükler kullanılmalıdır.

CİLDİNİZE DETOKS DİYETİ

Güçlü antioksidan ve vitamin içeren ürünleri kullanarak cildinizi serbest radikallere karşı koruma altına alın…

Emaneti koruyun…

Alev EKENCildimiz sıklıkla iç ve dış kaynaklı zarar verici ajanlarla karşı karşıyadır. Güneş ışınları, bazı ilaçlar, sigara dumanı, hava kirliliği, stres, sıcak/soğuk gibi çevresel faktörler serbest radikaller (oksidasyon) üreterek  cildin koruyucu özelliğinde değişiklik oluştururlar. Bu dış kaynaklı faktörlere ilave olarak organizmanın kendisi de yaşamı devam ettiği ve yeni hücreler ürettiği sürece serbest radikaller oluşturmaya devam eder. Günümüzde deri yaşlanmasının en önemli  nedeni hatta ta kendisi, serbest radikallerin yol açtığı harabiyettir. Yani, serbest radikaller, yaşlanma sürecinin kilit oyuncularıdır. Ancak, organizmamız bu saldırıya karşı savunma mekanizmaları geliştirmiştir. Bu maddeler (bir başka değişle, panzehirler), antioksidanlardır.   DETOKS
Serbest radikaller, doğaları gereği cildimizin en önemli destek proteini, cimentosu olan, kolajene ve organizmadaki tüm proteinlere zarar verirler. Antioksidanlar ise onları zararsız hale getirirler; böylece sağlıklı hücrelere, vücut proteinlerine, hücre DNA'sına saldırmasına engel olurlar. 

Beslenmenize önem verin

Cildimizin sağlığında ve yaşlanmasında oluşan değişimlerin büyük bir bölümü, beslenme biçiminde yapılacak uygun düzenlemeler ile, düzeltilebilir ya da  geciktirilebilir. Yeterli ve dengeli bir diyet oluşturmanın temel ilkesi besin çeşitliliğine önem vermek, gereksinim olan tüm besin maddelerini yeterli miktarda almak, besinleri besin öğesi kayıplarını önleyecek kurallar şeklinde hazırlamak, pişirmek, saklamak ve tüketmektir. Yiyeceklerden aldığımız vitaminler, gıdaların nerede yetiştiği, ne kadar taze olduğu, nasıl saklandığı ve nasıl pişirildiğine göre değişir. Besinlerin çiğ ve taze olanların antioksidan özellikleri en fazladır; pişirmeyle bir kısmı yok olabilir. Ayrıca, vücudumuzun yediğimiz gıdalardan ne kadar emilim yaptığı da önemlidir. Bazı ilaçlar ve içecekler emilimi önemli derecede etkiler. 

En yüksek antioksidan seviyelerinin  taze meyve ve sebzelerle alınır. Özellikle taze ve renkli olanları güçlü antioksidanlardır. Her gün 5 ya da daha fazla porsiyon sebze (özellikle yeşil ya da sarı yapraklı)  ve meyve (özellikle narenciye, kayısı, üzüm , nar vb.)   tüketimine özen gösterin.

Daha az doymuş yağ, kolesterol ve kalori tüketin. Zeytinyağının güçlü bir antioksidan olduğunu unutmayın. Ayrıca, temel yağ asitlerinden yoksun diyetler, deride su kaybı ve kepeklenmeye neden olur. Deride yağ asitlerini arttırmak için yeşil yapraklı sebzeler, balık ve diğer su ürünlerini tüketimine özen gösterilmelidir.

Basit şekerli gıdaları ve rafine edilmiş (işlenmiş, doğal halinden uzaklaşmış) beyaz unlu gıdaları azaltıp, yerlerine rafine edilmemiş tahıllı gıdaları ekleyin.

Beslenme desteği olarak vitamin ve diğer destek tabletlerinden yararlanın. En güçlü antioksidan maddeler; A, C ve E vitaminleri, DMAE, alfa-lipoik asit, CM-glukan, selenyum gibi mineraller vb. ile bitkisel antioksidan (likopen, soya izoflavonları, yeşil çay, üzüm çekirdeği, nar)'lardır. Günde 2-3 gr C vitamini, 1-2 gr E vitamini, 120-180 mg Beta-karoten içeren destekler kullanın. Ayrıca yeşil çay, üzüm çekirdeği, likopen gibi flavonoidler ve soya izoflavonoidleri içeren besin desteği tabletleri de ihmal etmeyin. Antioksidan tabletler, deri yaşlanmasının  iyileştirici etkisinin yanı sıra, güneşten koruyucu ürünlerin etkinliklerini de artırıcı etkiye sahiptir.

Kilo kontrolünüze dikkat edin. Aşırı zayıflama diyetleri, deride gevşeme ve sarkmalara neden olur. Tersine aşırı şişmanlama durumunda deride aşırı gerilme ile elastik lif yapısında bozulma olur.

Cildinizi, güneşin ve diğer çevresel etkenlerin neden olduğu erken yaşlanma belirtilerinden korumak için kozmetik ürünlerden ve uygulamalardan yararlanın. Antioksidanlar, vitaminler ve güneş koruyucuları içeren kozmetik ürünler kullanarak cildinizin  yaşlanmasını  geciktirilebilir ya da önleyebilirsiniz. Unutmayınız ki cildinize uygun yoğunlukta ve formülde ürün seçiminde ayrıntı ve adres bir dermatologdur.

-Cildinizi güneş ışınlarından koruyun. En iyi cilt yaşlanması    
  tedavisinin etkili bir güneş koruması olduğunu unutmayın.
- Sigara ve alkol kullanmayın
-Genetik ve çevresel risklerinize önem verin
-Yaşam tarzınıza (düzenli fiziksel aktivite, stresten uzaklaşmak vb)
  ve uykunuza özen gösterin.
- Doğada, bol oksijenli alanlarda yaşayın. 
- Mimik kaslarınızı aşırı kullanmayın. Onları dinlendirin.

DOÇ.DR.ALEV EKEN-Dermatolog 
Yıpranmış saçlara artık son! Nasıl mı?

Neden olan kozmetikler ve kozmetik uygulamalar…

Sağlıklı saç, yumuşak, parlak ve etrafını sıkıca saran kütikül pulları nedeni ile kolay şekil alır. Saçın yıpranması terimi; bir takım kozmetik uygulamalara bağlı olarak saçın yapısında oluşan değişiklikleri ifade eder. Günlük yaşantımız içinde tarama, fırçalama ve kurutma gibi travmatik uygulamalar; güneş, hava kirliliği, yanlış ürün kullanımı ve saç yapısını ve rengini değiştiren uygulamalar gibi dış faktörlerin etkisi ile saç teli ve saç derisi etkilenir, hasar görebilir.

Kalıcı değişiklikler uygulanan saç telleri günlük yıkama, tarama ve kurutma işlemlerine karşı daha kırılgan, zarar görür yapıya sahiptir. Bu saç telleri için ilave bakım ve günlük düzenleyiciler kullanılmalıdır.

Tarama ve fırçalama:  Acele ve zorlayıcı  tarama ya da fırçalama, karışmış saçları düzeltmekten daha çok, saçta yıpranmaya ve kopmalara yol açar. 
Alev
İnce dişli, plastikten yapılmış taraklar, elektriklenmeye yol açarak saçta gerilmelere ve kopmalara neden olur. Geniş aralıklı doğal maddelerden yapılmış yumuşak fırçalar ya da  kemik, ahşap veya metalden yapılmış geniş dişli taraklar kullanın.

Saçları küçük parçalara bölerek tarayın.

Saçı ıslakken fırçalamayın. Kırılma ve kopmalara neden olur.

Saç yıkama sıklığı: Saç uzunluğu, kültür, cins, sosyal baskılar, ekonomik durum ve kişisel tercihlere göre, saç yıkama sıklığı değişebilir.  Saç, en fazla günde bir kez, en az haftada bir kez yıkanmalıdır. Saçı sık yıkamak ya da temizlik, saçı dökmez. Saç tipinize uygun şampuanlar kullanarak, saçlarınızı her gün bile yıkayabilirsiniz. Ancak, uygun olmayan şampuanlar ile saçları sık yıkamak, saçın kurumasına, elektriklenmesine ve parlaklığını kaybetmesine neden olur. Bu amaçla kullanılmak üzere sık yıkamak için uygun  "günlük şampuanlar" geliştirilmiştir.

Saçı kurutmak: Saçlarınızı, havluyla nazik bir şekilde kuruladıktan sonra, kendi halinde kurumaya bırakın. Kurutmanız gerekiyorsa, saç kurutma makinenizin en düşük ayarını kullanın. Saçı tam olarak kurutmayın; biraz nemli bırakın. Saç kurutma makineleri ile 15-30 cm.den daha yakın mesafede ve  yüksek ısılarda yapılan kurutmalar, saç tellerinde kırılmalara yol açarak saç dökülmesine neden olur.

Kuaförünüzü dikkatli seçin; deneyimli ve bilgili olmasına özen gösterin. Kimyasal maddeyi uzun süre saçta bekletmek, yüksek konsantrasyonlarda kullanmak veya ısıtıcılarla uygulanması saçta kuruma, kırılma, kopma ve dökülmelere neden olur. Kuaförünüzden, saç tipinize (dalgalı, kıvırcık, düz, ince telli, kalın telli…. vb) uygun, kolay şekillendirilebilir  kesim uygulamasını  isteyin.

Permalar, düzelticiler gibi saçta  kalıcı değişikliklere neden olan kozmetik uygulamalar saç telinde yapısal problemlere neden olur. Yapılan araştırmalar, bayanların %80'inin saçlarının doğal şeklini değiştirmeye çalıştığını ortaya koymuştur. Oysa ki en doğru yol, doğal saç tipinizi sevmek, onu en güzel şekilde kullanmak, hem pratik hem de çok daha akılcıdır. Saçlarınızın dilinden anlayın ve onunla ömür boyu iyi geçinin. Yoksa onlar sizi terk ederler.

Saç kozmetiklerini ölçülü kullanın. Yıpranmış saçlarda haftada bir yoğun bakım maskeleri yapılabilir. Ancak,  sık yapılırsa saç yıpranır.

Saç spreyleri, jöleler ve köpükler, saç diplerinin kurumasına neden olur. Bu ürünleri, saç diplerine gelmeyecek şekilde, saçın ucuna uygulayın. Mutlaka akşamları saçlarınızı yıkayın. Şampuan kullanmadan, ılık suyla durulayarak, saçlarınızı bu ürünlerden arındırabilirsiniz. Temizlenmezse, sertleşen saç telleri yastığa sürtünme ve taramayla kolayca kırılır.

Saç stili: Saçlarınızı serbest şekilde kullanılabilecek, size yakışan  güzel bir kesim,  daha canlı ve dolgun gösterir. 

Saçlarınızı sıkı şekilde toplamayın (atkuyruğu, topuz, sıkı tokalar vb). Gerilme ve çekiştirme saçların kırılmasına ve zamanla kalıcı saç dökülmelerine yol açar.

Güneş ışınları: Ultraviyole, kıl gövdesinde birçok istenmeyen değişikliklere neden olur.  Bunlar; kuruma, gücünde azalma,  renk ve parlaklık kaybı, sertlik, kırılmalar, uçlarının çatallaşmasıdır. Boyalı saçlarda, rengin açılmasına, donuk ve mat bir görünüm almalarına yol açar. Ayrıca güneş saçlardaki kızıl tonları ortaya çıkardığı için saçlarda istenmeyen bir bakırlaşmaya neden olabilir.

Güneş ışınlarından korunmanın en iyi yolu bu amaçla üretilmiş güneş filtresi içeren kozmetiklerden faydalanmak ve saçları şapka ya da örtüyle korumaktır.

Klorlu su, tuzlu su, havuz ve deniz suyuda  saç telinde harabiyete neden olur.

Yazıları için Doç.Dr.Alev Eken' e teşekkürler.
www.xprodoksit.com

DOÇ.DR.ALEV EKEN


1959
yılında Zonguldak'ta doğdu. İlk öğrenimini Zonguldak'ta, orta ve lise öğrenimini Ankara'da tamamladı.
1984 yılında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Mezun oldu. Eylül 1984 - Ekim 1996'da Çankırı Verem Savaş Dispanserinde zorunlu hizmet görevini tamamladı.

Kasım 1986'da Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı'nda uzmanlık eğitimine başladı. Aynı fakültede 1989'da uzmanlık ünvanı, Ekim 1993'de İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde doçentlik ünvanını kazandı. 1994 yılında eş durumu nedeni ile Sağlık Bakanlığı bünyesine geçti.1994-1999 tarihleri arasında Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi'nde deri hastalıkları uzmanı olarak görev yaptı. 1999 yılında Sağlık Bakanlığı Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Klinik Şef Yardımcılığına naklen atandı. Halen bu görevde çalışmaktadır. Evli ve iki çocuk annesidir.

www.xprodoksit.com

OKUNASI
GEZELİM GÖRELİM

Online Doktor


Xprodoksit Blog
 
Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları

 
Fotoğraf Albümü
album
www.XprodoksiT.com

eXTReMe Tracker website counter TOPlist