Ana Sayfa

Sağlık
Reklam
Loading
Ana Sayfa - Arşiv - 03.2010
Arşiv - 03.2010

Doğum Şekli Doktorun Kararı.

Normal mi? Sezeryan mı?
Gebe olan kadınların en büyük merakı nasıl doğum yapacakları. Bu konuda çeşitli görüşler var ama hem anne hem de bebek için neyin doğru olduğuna en iyi karar verecek kişi 9 ay boyunca sizi takip eden doktorunuzdur, ona güvenin.

Suda doğum yapmak daha mı rahat?

32 yaşında, 24 haftalık hamile bir kadınım. Hamileliğimle ilgili bir sorunum yok, her şey normal gidiyor. Merak ettiğim konu şu: Çevredekiler suda doğumu önerdiler. Daha rahat olacağını söylüyorlar. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

CEVAP: Sevgili okuyucumuz, çevrenizde suda doğum yapan kaç dostunuz var, bilmiyorum. Ama ben yıllar önce hastamdan böyle bir teklif aldım. “Beni suda doğurt” dedi. Amerikalı bir kadındı. Ben de herkes gibi normal şekilde bir doğum yaptırabileceğimi söyledim. Hastanın Amerika’ya gittiğini biliyorum. Şimdi gelelim suda doğuma: Ben bunun bir fantezi olduğunu, ağrısız doğum yöntemlerinden bir üstünlüğü olmadığını sanmıyorum ama dostlar arasında suda doğumu anlatmak herhalde enteresan olmalı. Bence fark sadece bu. Gebeliği takip eden doktora güveniyorsanız, hem kendi hem de bebeğinizin sağlığını ona emanet ediyorsanız, doğum şekline de karar vermesinde onun tavsiyeleri ve önerilerini kesinlikle dikkat edin.

İlaçlar bana 20 kilo aldırdı ama düzelme yok

20 yaşında, bekar bir kızım. 2007 yılında adet düzensizliği nedeniyle doktora gittim ve bana doğum kontrol hapı vererek 6 ay kullanmamı istedi. Kullandım ama 55 kiloydum. İlaçlardan sonra 20 kilo aldım ve adetlerim yine düzelmedi. Geçen ay iyi bir doktora gittim ve ultrason muayenesi sonucu polikistik over çıktı. Küçük küçük kistler varmış. Doktor 6 ay ilaç kullanmamı istedi. Bu ilaçtan sonra yine kilo alır mıyım ve kistlerim geçer mi? Evlendiğimde anne olabilir miyim?

CEVAP: Polikistik over sadece yumurtalıkların hormon yapımındaki bozukluk olmadığı ayrıca karbonhidrat metabolizmasında da değişiklikler olduğunu, bu arada insülinin etkisinin de değişikliğe uğradığını birçok kereler okuyucularımızın sorularını cevaplandırırken anlatmaya çalışmıştım. Polikistik over’li biri hayatını çok dikkatli olarak kontrol etmeli, verilen diyete kesinlikle uymalı, karbonhidrat metabolizmasının düzelmesi için de kandaki şeker oranını düzenleyen ilaçlar almalı. Eğer bunlara gereken özen gösterilirse kilo almadan tedaviyi sürdürmek mümkün. Sizin doktorunuzla tekrar görüşüp durumu tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ediyorum. Özellikle kilo konusunda belki bir diyetisyenden de yardım alabileceğinizi düşünüyorum.

Adet söktürücü kullanmak doğru mu?

28 yaşındayım. Çok uzun süredir adetlerim hep gecikmeli oluyor. Adet söktürücü kullanabileceğimi söylediler. Bu nedir? Herkes kullanabilir mi?

CEVAP: Sevgili okuyucumuz, adet gecikmesinin tek bir nedeni olmadığı için tedavisinde de her zaman kullanılabilecek adet söktürücü diye bilinen bir ilaçtan bahsetmek pek doğru olmasa gerek. Basit adet gecikmelerinde (progesteron) hormon (estrojen +progesteron) vererek kanamayı sağlamak mümkün olabilir. Ama doktor kontrolü olmadan böyle bir yaklaşım doğru değil. Eğer bir gebelik şüphesi varsa yine doğru değil. Bu ilaçlarla kanama olmaz ve boşu boşuna erken gebelikte hormon almış olursunuz.


Prof.Dr. Derin KÖSEBAY Derin KÖSEBAY
Sorularınız İçin : derin.kosebay@memorial.com.tr 

» Rahimde Küçülmeyen Kist
» Anne Olmak Hayal Değil
» Vajinal Akıntı Şikayetleri
» Korunmak Yumurtalıkları Tembelleştirir mi?
» Klamidya Nedir? Belirtileri Nelerdir?
» Doğum Kontrol Hapı Ne Kadar Kullanılmalı?
» Rahim Ağzı Kanser Aşısı
» Memeler Kontrol Edilmeli
» Doğum Şekli Nasıl Olmalı?
» Rahim Alınması Cinsel Hayatı Bitirmez
» Kürtaj Hamile Kalmayı Zorlaştırır.
» Her İlişkiden Sonra Kan Geliyor
» Kisti Aldırmadan Kurtulamazmıyım
» Serviks Kanseri
» Neden Gebe Kalamıyorum?
» Genç Kızlarda Adet Gecikmesi
» Kürtaj Sonrası Adet Sorunu
» Gebelik İöin Ne Kadar Süre Gerekli
» Menopozda Kanama Varsa
» Çikolasta Kisti için Ameliyar Şart
» Sarkom Tedavisi

| Yorumlar (1) | 26.03.2010 | Derin KÖSEBAY  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Farmakognozi ve Fitoterapi Derneği Üyesi Dr. Özgür Göknel, mikro boncuklarla ovarak temizleme işlemi olan Scrub'un akne lezonlarını dağıtmadığını, aksine azalttığını belirterek, “Ancak aşırı bastırarak ya da bir beze koyup cilde friksiyon yaparak uygulama, tahrişe bağlı aknelerde alevlenmeye yol açabilir” dedi.

Yapılan açıklamada, Mikro–Gen Ar-Ge Direktörü Dr. Altuğ Barut ile birlikte 15 yıldır sivilceler üzerine çalışmalar yürüttüklerini anlatan Göknel, bu çalışmalar sırasında, toplumun büyük bir bölümünü rahatsız eden sivilceler hakkında, kulaktan kulağa yayılan yanlış bilgilerin olduğunu tespit ettiklerini söyledi.

Göknel, yaygınlığı sebebiyle dünyada salgın olarak nitelenen sivilce problemi ile mücadele edebilmek için öncelikle doğru bilgi edinilmesi gerektiğini ifade etti.

“CİLT HİJYENİNE ÖNEM GÖSTERİLMELİ”

Akneli kişilerin, cilt hijyenine çok önem göstermesi gerektiğini belirten Göknel, “Bazılarının dediği gibi Scrub (mikro boncuklarla ovarak temizlemek), akne lezonlarını dağıtmaz, aksine azaltır. Ancak aşırı bastırarak ya da bir beze koyup cilde friksiyon yaparak uygulama, tahrişe bağlı aknelerde alevlenmeye yol açabilir. Bu nedenle Scrub tipi cilt arındırıcıları, zarifçe parmak uçlarıyla cilde uygulanmalı ve 1-2 dakikalık hafif masaj sonrasında cilt bol ve sıcak olmayan su ile yıkanmalıdır” dedi.

Cildinde yoğun akne bulunan kişilerin içinde özellikle çok yağlı ciltler ve komedonlu (akneli) ciltler için uygun olan salisilik asit (bir tür meyva ve süt şekerlerinde oluşan organik asit) bulunduran ve mikro boncuk içeren Scrub adı verilen güçlü temizleme jelleri ile ciltlerini günde en az bir defa temizlemesi gerektiğini vurgulayan Göknel, “Bu formülasyon çok güçlü olduğu için tercihen gece yatmadan önce uygulanmalı ve üzerine niasinamid içeren jel krem tarzında hem akne kontrolü yapan hem de cildi yapılandıran ve yatıştıran formülasyonlar kullanılmalıdır” diye konuştu.

“(AKNELİ CİLDE MAKYAJ YAPILAMAZ) İNANCI YANLIŞ”

Akneli cilde makyaj yapılamayacağı inancının da yanlış olduğunu ifade eden Göknel, aksine güzel görünümün, bireyin psikolojik yapısını da düzelterek, strese bağlı akne alevlenmelerini azalttığını dile getirdi.

Göknel, dikkat edilmesi gereken noktanın, su bazlı, güneş koruma faktörü içeren, kapatıcı ya da fondotenlerin kullanılması olduğuna dikkati çekti.

“YAZ DÖNEMİNDE AKNE KARŞITI KREMLER KULLANILMALI”

Yaz aylarında Alfa Hidroksi Asit (AHA) içeren formülasyon kullananların, SPF değeri 15 olan ve niasinamid içeren özel güneş kremlerini, standart anti-akne jel ya da jel kremleri ile birlikte kullanabileceklerini, hatta birlikte kullanılmalarının da gerektiğine işaret eden Göknel, şunları anlattı:

“Özellikle akne için kullanılan ilaçlar, ciltte ciddi yan etkiler ve lekelenme yapabildiği için bu tür uygulama yapan kişilerin, doğrudan güneşe çıkmaması ve yaz dönemlerinde akne karşıtı güneş kremlerini kullanması gerekmektedir. Unutulmaması gereken konu ise güneş kremlerinin bol miktarda ve 4 saatte bir uygulanması gerektiğidir. Yeterli miktar ya da sıklıkta uygulamamak, güneş koruma faktörü SPF-15 olarak bildirilen etkinin SPF-2'ye düşmesine yol açar. Bu da hiçbir işe yaramıyor demektir. SPF-15'ten yüksek değere sahip güneş kremleri, ekstra en fazla yüzde 3 oranında koruma sağladığı, fakat bunun yanı sıra kalın bir tabaka oluşturarak gözeneklerin tıkanmasına yol açabileceği için çok fazla tercih edilmemelidir.”

Yapılan araştırmalarda ciltte OMEGA 6 yağının eksikliğinin akne oluşumuna yol açtığının görüldüğünü belirten Göknel, bunun da standart olarak bilinen “yağlanma akneye yol açar” ifadesine ters düştüğünü söyledi.

Yapılan klinik araştırmalarda da cilde OMEGA 6 ya da Evening Primrose Oil gibi güçlü iltihap baskılayıcı ve antioksidan etkileri bulunan doğal bitkisel yağların akne oluşumuna karşı koyduğunun görüldüğünü ifade eden Göknel, bu nedenle cildi tahriş olmuş, cilt hassasiyeti bulunan akneli kişilerin, jel krem formunda bulunan ve içinde niasinamid ile birlikte Evening Primrose Oil, Pantenol ve benzeri doğal bileşikleri bulunduran formülasyonları kullanmalarının uygun olduğunu kaydetti.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan yeni bir pilot araştırmada da bu tür bir formül içeren acnecinamide jel krem ile jel krem formulasyonunun, yüzde 90'nın üzerinde akne lezyonlarında etkili olduğunun görüldüğünü bildirdi.

Göbeğiniz varsa dikkat

Gereğinden fazla yağ depolamanın her türlüsü sağlığa zararlıdır ama özellikle karın çevresi ve göbekte biriken yağların hayatı tehdit edici bazı problemlere yol açabileceği kesindir.

Göbeğiniz varsa dikkat etmeniz gerekenlerGenelde “gövdesel şişmanlık” veya “elma tipi kilo alma” olarak tanımlanan, bizim “göbek-gıdık kilosu” diye adlandırdığımız bu tür kilo kazanımlarının yol açtığı sağlık sorunlarının en önemlisi, kalp krizleri ve inmelerdir. Bunları yetişkin tipi şeker hastalığı ve hipertansiyon izler.

Bel çevresinin kalınlaşmasıyla kendini gösteren bu tür şişmanlık kozmetik bir sorun olmaktan çıkmış, yaşadığımız günlerin en önemli sağlık tehditlerinden biri haline gelmiştir.

Göbek-karın yağlarının önemini birçok kez yazdık ama konu önemli olduğu için yazmaya ve aklınızda tutmaya devam edeceğiz. Çünkü son yıllarda yaşadığımız diyabet ve hipertansiyon patlamasının, kalp-damar hastalığı salgınının arkasında önemli ölçüde bu problem var.

ŞEKER HASTASI YAPABİLİYOR

Orta yaşlı kişilerde görülen ve yetişkin tipi şeker hastalığı olarak bilinen sorunun kilo artışıyla ilgisi kesindir. Bu tür diyabet vakalarının neredeyse dörtte birinin gereksiz yere alınan kilolarla oluştuğu, özellikle beş kilo ve üzerindeki kilo kazanımlarının Tip2 diyabeti tetiklediği bilinmektedir.

Bunun nedeni insülin-şeker ilişkisinin bozulması, karın, göbek ve iç organlar çevresinde, özellikle karaciğerde biriken yağların insüline cevapsızlık halini, yani insülin direncini ortaya çıkarmasıdır. Eğer genetik mirasınızda diyabet varsa, bu mirasa bir an önce kavuşmanın en etkili yolunun göbeklenmek olduğunu söyleyebilirim.

TANSİYONU YÜKSELTİYOR

Karın, göbek, kalça kilolarının kalp-damar hastalığı ve felç riskini artırdığı da kesindir. Bu artışta insülin direnci kadar kan-yağ dengesinin bozulmasının ve muhtemelen kilo artışına bağlı hipertansiyonun da katkısı vardır. Öyle görünüyor ki vücut ağırlığının yüzde 20’sini geçen artışlar koroner kalp hastalığı riskini de aynı oranda yükseltiyor.

Kilonuz arttıkça kan basıncınızın da yükseleceğini aklınızdan çıkarmayın. Kilo artışı göbek-karın bölgesindeyse bu tehlikenin kaçınılmaz olduğunu unutmayın. Fazla kilo vücudun kan basıncını ayarlayan sistemlerini çalışamaz hale getiriyor. Pek çok yolla kan basıncını yükseltiyor.

KANDA YAĞ DENGESİNİ BOZUYOR

Göbek bağlamanın iyi kolesterolü azalttığı, kötü kolesterolü yükselttiği de biliniyor. Bu süreç hipertansiyon, diyabet ve kan şekeri yükselmesi gibi diğer risklerle birleştiğinde felç-inme riskini de tetikliyor.

Özetle fazla kilolar herkeste eklemlere yük bindirir, safra taşı riskini yükseltir, mutsuzluğa ve depresyona yol açar, yorgunluk, bitkinlik, halsizlik yapar, osteoartrozdan topuk dikenine, guttan bel fıtığına pek çok romatolojik-ortopedik probleme yol açar, hormonal sistemi bozar, reflü hastalığını azdırır, solunum sistemini zorlar, varis ve benzeri problemleri, selülit yakınmalarını erken yaşlara kaydırır ama özellikle karın-göbek bölgesine yerleştiğinde yaşamı tehdit eden bu sonuçları nedeniyle daha çok ciddiye alınmalıdır.

Kansızlık neden oluşur?

Kan hücrelerinin kanamalar nedeniyle kaybedilmesi ya da bu hücrelerin gelişip büyümeleri, işlerini doğru dürüst yapabilmeleri için lazım olan maddelerin vücutta yeteri kadar kazanılmadığı durumlarda kansızlık sorunu başlar.
Basit bir hemoroid kanamasından mide bağırsak kanamasına, genç kız ve kadınlarda gereğinden uzun veya yoğun geçen periyodik kanamalardan ağrı kesicilere (mesela aspirine) bağlı mide erozyonlarına kadar birçok neden kan kaybına bağlı kansızlık yapabiliyor.

Yoğun ve uzun süren ya da çok sık tekrarlayan periyotlar nedeniyle oluşan kansızlık özellikle doğurganlık çağındaki genç kız ve kadınlarda sık görülen bir durum. Ayrıca demir eksikliği de önemli bir kansızlık nedeni.

Demir noksanlığı da özellikle kadınlarda kanamalara ve sık doğumlara bağlı kansızlıkların önde gelen nedeni. B12 ve folik asit gibi B grubu vitaminler de kansızlığa yol açabiliyor.

B12 vitaminine bağlı kansızlık sık diyet yapanlarda vejetaryenlerde et yemeyi ihmal edenlerde ve bağırsaklarda B12 emiliminin bozulduğu yaşlı insanlarda sık görülüyor.

Folik asit eksikliğine bağlı kansızlık daha seyrek görülen bir durum. Ayrıca genetik kökenli kansızlıkların olduğu da akılda tutulmalıdır.

Sezaryen gerekçeleri nelerdir?

Doğum yapan kadınların dörtte birine yakını bazı gerekçelerle sezaryene gitmek zorunda kalabilir. Normal şartlarda yüzde 15-20 civarı bir sezaryen oranı kabul edilebilir olarak görülmektedir. Ultrason ve fetal monitör gibi erken teşhis yöntemleri ve bunların kullanımının yaygınlaşması ise sezaryen oranlarını etkileyebilir niteliktedir. Doktorun sezaryen önerebileceği durumlar şunlardır:

- Önceden sezaryen geçirilmişse veya rahimle ilgili bir operasyon yapılmışsa
- Bebek çok iri ise
- Bebek makat veya ayak ile geliyorsa
- Bebek omuzuyla geliyorsa (yan duruş)
- Plasenta (eş) ile ilgili problem varsa (erken ayrılması veya önde gelmesi gibi)
- Kuvvetli ağrılara rağmen doğum yavaş ilerliyorsa veya ilerleme durmuşsa
- Kordon sarkması varsa
- HIV veya genital herpes varsa
- Çoğul gebelik mevcutsa (ikiz, üçüz gibi)
- Bebeğin kalp atımları bozulmuşsa
- Şeker veya yüksek tansiyon gibi ciddi ve yoğun bakım gerektiren bir durum varsa
- Bebeğin belirli bir doğumsal anormalliği varsa

Selenyum ne işe yarıyor?

Selenyumun güçlü bir antioksidan olan glutatyon perokzidazın yapıtaşı olması, bu doğal mineralden antioksidan olarak faydalananların sayısını artırdı. Araştırmalar, özellikle yoğun tarım yapılan topraklarda yetişen yiyeceklerin selenyumdan yoksun kaldığını ve bu nedenle yiyeceklerle kazandığımız selenyum miktarının her yıl biraz daha azaldığını gösteriyor.

Vücuda daha çok selenyum kazandırmanın en iyi yolu daha çok balık, kırmızı et, yumurta, tavuk ve baklagil yemektir. Eğer bundan emin değilseniz zaman zaman 2-3 aylık sürelerle 50-100 mikrogram günlük dozlarda selenyum kürleri uygulayabilirsiniz.

Selenyum desteğinin tavsiye edildiği durumlardan biri de Haşimato hastalığı. Haşimato hastalarında selenyum desteği kullanmanın sorunu kontrol altına almayı kolaylaştırabileceği belirtiliyor.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL
Tel:(212) 236 73 00 Faks:(212) 236 57 75




Son Yazılar :
* Medeni Diyet ve Mutlu Son
* Antioksidanlar Kanseri Önler mi?
* Suda Bekletilen Ceviz Kolestrolü Düşürür mü?
* 2010 Beslenme Anayasası
* Bel İncelten Diyet Planı
* Hipertansiyon Tedavisi ve Diyet
* İnsulin Direnci Nedir?
Kahvaltı mı Akşam Yemeği mi?
* Kırışıklık Kürü
* Neden Kilo Veremiyorum?
* Paket Diyet Gerçeği
* Karalahana Guatr Yapar mı?

| Yorumlar (1) | 26.03.2010 | Osman Müftüoğlu  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder
Son zamanlarda TV’lerde görmeye başladığımız Herbalist Yrd.Doç.Dr. Ömer COŞKUN Kimdir?


İstanbul Tıp Fakültesi’ndeki Tıp eğitimine başladığı 1987 yılında aynı zamanda Deneysel Tıp Araştırmalar Merkezi (DETAM) da diabet grubuna dahil olarak bilimsel çalışmalarına başladı. Fakültenin bitiminde kazandığı Erciyes Tıp Fakültesi Histoloji-Embriyoloji (hücre – doku ve anne karnındaki çocuk bilimi) ihtisası sırasında sara hastalığında kullanılan valproat’ın karaciğerde oluşturduğu hasara karşı karnitin uygulanmasının etkilerini araştırmakla da bilimsel makaleler yazmaya başladı (Valproate uygulanan ratlarda hepatotoksisite ve karnitin uygulanmasının etkileri. Erciyes Tıp Dergisi, 19(2): 74-77, 1997). Toplamda 100’ü geçen ulusal ve uluslararası çalışmalarıyla kendini bilimsel olarak isbat eden Dr. Ömer Coşkun çeşitli kongrelerde ulusal (Coşkun Ö. Kronik Toluen intoksikasyonunda periferik sinir sistemi hasarı.  29. Türk Fizyolojik Bilimler Derneği Kongresi, En iyi üçüncü poster ödülü, 1-5 Eylül, P-27, GATA, ANKARA) ve uluslar arası (Coskun O. 3 Congresso Italo-Turco Di Laringologia 15-16 Ottobre, En iyi poster ödülü, Ottobre 2004 Chieti-Pescara, ITALIA) ödüller kazanmış.

 

Ömer COŞKUN: Tabip, bilim adamı, herbalist, bitkisel ilaç araştırmacısı, yazarı ve bitki özleri üreticisidir. Ömer Coşkun bitkisel ilaç uygulanması düşünüldüğünde şifalı bitkiler ve antioksidanlarla ilgili 47 uluslararası ve 68 ulusal çalışma yapmış bir tıp doktorudur ve Türkiye' de haklı olarak ilk akla gelen  güvenilir isimdir.  Hekimlerin, eczacıların ve akademisyenlerin büyük çoğunluğunun soğuk baktığı veya bilgi sahibi olmadığı şifalı bitkileri tıbba, sağlıklı yaşama ve ekonomiye kazandırmaya çalışmaktadır. Türkiye'nin ilk ve tek herbalist akademisyen doktorudur.

 

İNTERNET'TEN VEYA TELEFONLA BAŞVURU:

Dr. Ömer COŞKUN’un tedavi şekli, her hastaya, sorununa göre özel bitkisel destek önermek şeklindedir. İnternet üzerinden veya cep telefonundan kendisine başvuran, hastalığının kesin tanısı daha önce uzman doktorlarca konulmuş ve klasik tedaviler görmüş veya görmekte olan hastalara, geliştirdiği ve faydasını, başarısını gördüğü ve kanıtladığı, bitki özlerini önerir. Danışmanlığını yaptığı üretim tesislerinde ve laboratuarlarda hazırlanan bitkisel droglar alıcılara kargo ile gönderilir. Bu kurumlar bitkisel drog satış izin belgesine haizdir ve Sağlık Bakanlığı’nın izin verdiği bitkileri kullanırlar. Coşkun, maalesef pek çok aktar, lokman, şifacı, sözde herbalist ünvanlı baharat satıcılarının yaptığı gibi, bitkilerin adını kullanarak umut tacirliği yapmaz. Geçmeyecek hastalıklarda ve iyileşemeyecek durumda olan hastalara ümit vermez. Meslektaşlarının işine ve tedavisine karışmaz. Bir hastalık konusu için bir hastaya bitkisel destek önermiş ise bu sorun büyük olasılıkla geçecek demektir. Çünkü bu reçete daha önce yüzlerce hastayı kurtarmıştır ve denenmiştir. Ancak tıpta hastalık yoktur, hasta vardır. Tıp matematik gibi değildir, 2x2 herzaman 4 etmeyebilir. Sağlık sorunlarınızda, klasik tedavilerle iyileşemiyorsanız veya tehlikeli sona doğru gidiyorsanız, Anatolian Life bürolarına başvurmanızda  yarar vardır. Bunca başarı kolay olmamıştır ve 19 yılda binlerce insan da tesadüfen iyileşmemişlerdir. Bilgi, deneyim ve bitkisel desteklerden faydalanınız. Ürünlerimiz tamamen doğal, hijyenik ve güvenilirdir. En güzel günler dileğimizle.


Alternatif Yardımcı Tıp hakkında Desket için Y.Doç.Dr. Ömer COŞKUN’ a ulaşabileceğiniz
Merkez: Kozan Yolu Üzeri Tahsilli Mah
Karşıyaka un Fabrikası Karşısı No: 389
Yüreğir-ADANA
 

Telefon: 0322 323 58 26
            0322 322 01 32
            0322 322 01 33
            0322 322 01 34

Faks:    0322 323 43 49

GSM:    0542 718 37 72
             0532 261 13 57
             0535 373 62 02
             0555 870 62 92
             0555 870 62 94
             0555 873 78 49

 

ZAYIFLAMA ÖNERİLERİ

 

Sabahları bir yemek kaşığı elma sirkesini bir bardak ılık suya koyarak içmeniz de hücre yenilenmesi açısından önemlidir. Gün içerisinde yeteri kadar su içmek (en az iki litre) vücuttaki toksinlerin ve yağların atılmasını kolaylaştırır.

 

Melissa form çay ile 15 günde 5 kilo vermek artık çok kolay:

Hazırlanışı: Bir su bardağı sıcak suya bir tatlı kaşığı dolusu konur. Ağzı kapalı 15 dakika demlenip içilir.

Kullanılışı: Sabah öğle akşam genellikle yemeklerden yarım saat önce bir su bardağı çaydan içilir. Zayıflama yağı ise yemeklerden 20 dakika önce bir çay bardağı ılık-sıcak suya iki damla koyularak içilir. Hamilelerde ve emzirenlerde kullanılmaz.

Tecrübeyle sabittir ki: 15 gün içinde yaklaşık 5 kilo verilir. Çayı ve yağı aldıktan sonra kesinlikle iştahınız kapanacak ve acıkmayacaksınız. Çünkü mekanizma olarak özellikle karın ve basen bölgesindeki yağları eriterek kan şekerini normal düzeye getirir. Böylece acıkma olayı olmayacaktır. Metabolizmayı dengeleyici olarak, kiloyu düzenleyen, kişiyi rahatlatan, sağlıklı ve genç kalmasına yardımcı olan bir çaydır. Genel metabolizma üzerinde dengeleyici etki yaparak kiloyu normalleştirir. Yağlanmaya yatkın olan ve zayıflamak isteyen kişilere uygun bir bitki çayıdır. Şartları zorlayıp yemek yemede ısrar etmeyin. Mümkünse günde en az yarım saat yürüyün. Sabahtan başlayarak En az 10 bardak ılık su için.

Unutmayın kilo vermek lüks değildir ve çok pahalı ürünler gerektirmez. Günlük aldığınız kalori miktarını % 25 azaltırsanız başarı şansınız artar.

Devamı çok yakında....


************************************************

LÜTFEN SORULARINIZ İÇİN Dr.Ömer COŞKUN'un kendi sitesindeki İLETİŞİM sayfasını kullanınız. 
SORUNUNUZU İLETMEK İÇİN TIKLA  (Ömer COŞKUN'a)

ÖMER COŞKUN Kanal D'de yayınlanan Dobra Dobra programında İbrahim Tatlıses ile karşı karşıya.



Herbalist Atabay Güvenoğlu için TIKLA 

Dr. Ömer COŞKUN Hakkında Suç Duyurusu 12.11.2011

KULLANIMI:
Kıllar tercih edilen bir yöntemle (ağda, cımbız, makine vs.) alınır. Bölge temizlenir. Karınca yumurtası yağı bölgeye sürülür.
genelde tüyler alındıktan sonra 3 veya 4 gün tüylerin alındığı bölgeye yağı  sürmek yeterli olmaktadır(yatmadan önce)....
 
Tüylerde ilk ayda belirgin bir azalma görülür. Daha sonraki aylarda tüyler tamamen yok olur.
 
Ürün İran'dan getirilmiş.


Ürünü satandan aldığım bilgi :

[ Yağın hiçbir yanetkisi yok tamamen dogal ve orjinal bir ürün, yag tüyler kökünden alındıktan sonra masaj yaparak sürülüyor ve bu işlemi etkili olması için tüyler yeniden cıkana kadar tekrarlanıyor, etkisini 1 ile 2 ay içerisinde gösteriyor, sonraki aylarda tamamen yok oluyor ]


Bitkiler tanıdık ama hangi bitkinin neye yaradığını bilmek, nasıl ve hangi sıklıkla kullanılacağını öğrenmek gerekiyor. İşin sırrı ise bitkilerin uygulama için nasıl hazırlandığında...
 
Dokuz kuşaktır bitkileri kullanarak cilt Leyla Çabuksorunlarına karşı doğal reçeteler hazırlayan bir aileden gelen Herbalist Leyla Çabuk, İskoçya'da öğrendiği yöntemle bitki karışımlarını zamana karşı dayanıklı hale getirmeyi başarmış.
 
Bu karışımları saç dökülmesi, sivilce, sedef, egzama, mantar, selülit, tüylenme, leke, çatlak ve aşırı kilo sorunu olanlara uygulayan Herbalist Leyla Çabuk, ilk uygulamadan sonra farkın hissedilmeye başladığını belirtiyor. 
 
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığı'nın yaptığı araştırmada da yapılan uygulama sonucu tüylerin 3 ayda yüzde 20 azaldığı ve yüzde 38 inceldiği ve herhangi bir alerjik reaksiyona sebep olmadığı kanıtlanmış.
 
Yurtiçi ve yurtdışından kadın, erkek, yaşlı, genç, farklı cilt sorunlarına çözüm arayan birçok kişinin kapısını çaldığı Leyla Çabuk, meslek sırlarını ailenin genç bireylerine öğreterek ileride de birçok kişiye yardımcı olmayı hedefliyor.
 
Çabuk, Şaşkınbakkal'daki merkezde uygulanan bakımları, nasıl sonuçlar alındığını ve kullanılan bitkisel ürünleri anlattı.

Saç dökülmesi ile başlayalım…
 
Leyla Çabuk: "Aileden kalıntı olarak geçiyor sivilce, saç dökülmesi, egzama.

Yeni dökülmeye başlamıssa saçlar, üç kere bitki karışımı uygulamak yeterli. Yağlı saçlar çok dökülür. En çok dökülen kişide ise 30-60 günde dökülme duruyor.
 
Uygulamada önce derinin dibi dezenfekte ediliyor. Bu işlem yağ, bakteri, mantar hepsini alıyor. Sonra bitki lapası haftada bir uygulanıyor. 30 dakika süre ile saçta kalıyor. Fazla durursa yakmaya başlar zaten.
 
Yıkayıp kuruttuktan sonra da ısırgan sürülüyor. Esas saçtaki sorunu gideren de bu...
 
Haftada üç kere ise saç yıkanıyor özel sabun ve şampuan ile. Sabah ve akşam da sarımsak ve kekik sürülüyor sırasıyla.
 
Daha sık yıkanıp uygulama yapılırsa daha da çabuk sonuç alınır.
 
Kimi iki, kimi üç sefer de sonuç alır. 60 gün sonra dökülme durur, saçım dolgun olsun dersen devam ediyorsun. Çok açıklık varsa gözenek yok olmuşsa tedavi uzun sürer, ama saç çıkar.  Altı ayda sonuç alınır...
 
Her hafta kafa deri atar yılan gibi. Bitki lapası ve ısırgan deriyi harmanlıyor alttaki deri harekete geçiyor ve  hücre de çalışmaya başlıyor.  
 
Sedef, saç kıran ve egzama olanın başı akar. Kulak arkası, ensede çatlak oluşur ve sıvı gelir; yapışkan bir yapıda, zamk gibi. Hani sivilceyi sıkarsın da bir su gelir ya, onun gibi. Sadece bu üç hastalıktan sıvı gelir.

Bu sıvı akmadan da bu hastalıklar geçmez. Aynı bitkiyi 100 kişiye koyarsın 4'ünde sıvı gelir. İnsanlar korkuyorlar bilmedikleri için ama korkacak bir şey değil..." 

Ne kadar sürüyor uygulama?
 
Leyla Çabuk: "Kimisinde 6 hafta, 3 hafta kimisinde de 1 yıl sürer. Kiminde damla damla gelir, 1 yıl sürer, kimisinde ise 1 gecede biter. Hep gece akar yalnız…
 
Bunun nedeni de önceden görülen tedaviler. Alınan ilaçlar hastalığı bastırıyor ve içeriye hapsediyor. Dolayısıyla her vücudun tepkisi de farklı oluyor.

Eskiden çıban çıkardı biz de patlatırlardı, üstüne karasakız ya da lokum veya sabun ile soğan koyarlardı ve içi boşalırdı çıbanın. Şimdi ise hep antibiyotik ile vücuda sokuluyor mikroplar. Sedef ve egzamada hem krem hem ilaçla mikroplar içeri sokuluyor."
 
Vücuttaki sedef de aynı şekilde mi gidiyor?
 
Leyla Çabuk: "Ayak parmağından saçına sedef olanlar var. Vücuda hiçbir şey yapmıyorum sadece saça müdahale ediyorum. Bunun akma yeri ense ve kulak arkası.
 
Saçtan aktıkça vücutta da hastalık geçiyor, kuruyup gidiyor.
 
Sedef de genetik. Bir üzüntü, bir kayıp bu hastalığı tetikliyor.

Bir hastalık daha var: Deri kaybı. Bu hastalıkta, saç derisi kayboluyor, çukurlar oluşuyor ve delik delik oluyor; kemiğe kadar iniyor. Dört hasta var elimde böyle.
 
Küçük yaşta geçirilen ateşli hastalık sonrası lenfler iltihaplanır. 18-20 yaşında da hastalık görülür. Bu kişilerde de aynı yöntem uygulanıyor.

Bunu da büyüklerinden öğreniyorsun. Yemek yapmayı öğrenmek gibi. Benim ailem yıllardır yapıyor bu işi. Ben de geleneğini bozmadan devam ettiriyorum."
  
İstenmeyen tüylerin dökülmesini nasıl sağlıyorsunuz?
 
Leyla Çabuk: "Tüyü yok ediyor bu uygulama, kanıtlanmış birşey... ÇAPA'da 20 denek üzerinde deneme yaptılar. Üç ayda yüzde 20 azalıyor ve yüzde 38 inceliyor. Bu görüldü.

Tüyleri hiç almadan kurtulabilirler, haftada iki üç kere sürerek... Göbek, göğüs, yanak, bel gibi hiç dokunulmamış yerlere tüy bitkisini sulandırıp daha geniş alana yayıp, tüyün dibine daha çok işlemesini sağlarsın ve daha etkili olur. Sürdükten sonra kurumasını bekleyeceksin yalnız. 
 
Bacak, kol daha önce alınmışsa mutlaka tekrar alınmalı daha sonra uygulama yapılmalı. Büyüme çağındaki çocukları getiriyorlar. Bir ay sürsünler, tüylerinin rengi değişiyor, açılıyor ve azalmaya başlıyor.
 
Haftada bir de ponza taşı ile peeling yapacaksın sonra da suyunu sürdüğünde ipek gibi oluyor."
 
Peki ne kadar süre nasıl kullanılıyor?

Leyla Çabuk:  "İki ay olur, üç ay olur kullanılacak yere ve tüyün cinsine, hormonların çalışma seviyesine göre değişiyor. Tüy alındıktan sonra bitki koyup, ponzası yapılıyor.
 
İlk uygulamadan sonra kimisinin 20 günde kimisinin 4 ayda çıkıyor tüyü. Hormon dengesine göre değişiyor. Bir seferden sonra fikir belirtebiliyorum. Kimi 3 seans, kimi 5 seans kimi 10 seans geliyor."
 
Tüylerden tamamen kurtulduktan sonra ürün hiç kullanılıyor mu?
 
Leyla Çabuk:  "Seans araları çok değişiyor. Tüy gittikçe incelip, seyrekleşiyor. Bir de böyle parça parça yok oluyor.  Birden bire hepsi çıkmıyor. Bana gelmeye gerek bile kalmayabiliyor, aldırıp bitki sürerek. Sonra da tüy olmayan yer alınır mı? Hiçbir şey yapmaya gerek kalmıyor. 

Body yapan erkekler de geliyor bana mesela, 5 seansta normal hale geliyorlar.. Daha fazla gelmiyorlar."
 
Bu işe nasıl başladınız ve bitkileri bu kadar iyi nasıl tanıyorsunuz?

Leyla Çabuk:
"Anne tarafımdam geliyor. Eskişehir'de yöntem onaylandığında kökenimizi araştırmaya başladım. Orta Asya'dan geldiğini buldum 360 sene öncesine kadar gidebildim.

Neneden toruna geçen birşey bu. Kırıkçı çıkıkçı vardır, para karşılığı yapılmaz... Annen ne yapmışsa onu söylüyor, sen de onu yapıyorsun. Böyle kalıcı oluyor. 9 kuşak öncesine kadar gidebildim. 65 senedir içindeyim. 
 
Bu işi ailede para karşılığı yapan ilk ben oldum. Annem, bir türlü kabul edemedi ve bu nedenle benimle 3 yıl konuşmadı. sonra barıştık.

50-60'larda kapı kapı gidip yapıyordum, 8 sene böyle geçti, iş sahibi oldum. Önce karşıdaydı işyerim sonra da buraya geçtim. 56 senedir yapıyorum bu işi.
 
Bana yetişemeyenlere, benden sonrakilere de miras bırakmak istiyorum."

Sizin bu reçetelere ekledikleriniz var mı?

Leyla Çabuk:
"Annem daha sağdı o zaman. 13 yaşındaydım, Dr. Ziya Konuralp'in akrabası üçüncü derece yanıktı. 40 gün sonra deri düzelmeye ve saç çıkmaya başladı. Konuralp, anneme "tıp üstü bir insansın" dedi. 
 
Sonra bana çok destek oldu, beni dışarı götürdü, çok ameliyata seyirci olarak soktu. İskoçya'da yaşlı bir adamın yanına gidip gelmemi sağladı. O adam bana bitki ile bitkiyi dayandırmayı öğretti bana. 5 yıl gittim geldim.
 
Önceden annemler bitkileri dövüyorlardı, sürüyorlardı. Bir hafta sonra suyu kokuyordu. Şimdi ise ısırgan, kekik, sarımsak 50 sene dursun, bozulmaz.
 
Bitkileri nasıl koruyacağımı ve dayandıracağımı öğretti. Benim katkım bu oldu.
 
Şimdi de piyasaya açılmaya karar verdim. 1936 doğumluyum ve geriye miras kalsın istiyorum. Buradan gelen insan faydalansın. Bütün yeğenlerime öğretiyorum"

Bitkileri nasıl hazırlıyorsunuz?
 
Leyla Çabuk: "Turşu gibi kurup bekleterek özünü alıyorsun. Çok bitki sularım Karadeniz'den geliyor. Orası daha bakir... Genelde de yaylalardan toplanır bu bitkler ya da iç bölgelerden… Kıyıdan pek toplanmaz. Yaylalar da içe doğru. Yazın toplarız. 
 
Saça konan bitki lapası da sülük gibi. Sülük nasıl pis kanı çekiyor onun gibi... Lapa, saçkıran, egzama ve sedefte su aktıktan sonra bir sivilce bile çıkmaz. Ben doktor değilim yaptığım da kocakarı ilacı. 50 sene sonra Sağlık Bakanlığı bana sertifika verdi.
 
Bugüne kadar yanılmadım. Sadece bazen seans süresi uzayabiliyor. 5 derim 10 seans da geçer."
 
Peki hamilelik döneminde uygulama yapılabiliyor mu?
 
Leyla Çabuk: "Bu saydığım hastalıkların çoğu genetiktir, özellikle sedef, egzama, mantar. Hamilelikte kullanınca bebeğin geleceği için de çözüm oluyor"
 
Peki alerjisi varsa?

 
Leyla Çabuk: "Alerji de geçiyor. Bu ürünleri kullanınca alerji geçiyor. Alerjinin nedeni de o enseden gelen su. Ense kökünden o akınca alerji de kendiliğinden geçiyor."
 
Benlere özel bir uygulama var mı?
 
Leya Çabuk: "Bir seferde bitki ile temizlenir ama önce bakmak lazım. Hepsi ellenmez çünkü.."

Sivilceler için ne yapıyorsunuz?

 
Leyla Çabuk: "Karalahana çiçeği veriyorum, "bitinceye kadar sür" diyorum. Ancak sürülecek alan önce temizlenmeli. Haftada bir, kurudukça da peeling yapmak gerekiyor. Erkekler için kıllar daha sert olduğu için kese varsa yap diyorum. Kanarsa önemli değil, bitki sürünce kanama geçiyor.
 
Daha sonra da yine losyon ve karalahanadan yapılan su sürülüyor. Bir hafta sonra fark belli oluyor. Bir tane sivilce çıkmaz daha sonra...
 
Hazırlayan, uygulayan ve nasıl kullanılması gerektiğini söyleyen benim. Bu nedenle ilk defada belli oluyor sonuç."
 
Hormonların en aktif olduğu ergenlik döneminde nasıl?

 
Leyla Çabuk: "Kişiye göre değişiyor. Kiminde hiç olmuyor kimi de 40 yaşına geliyor hala sivilce devam ediyor. Orada mantar sorunu var. Gece sürüyor bu hazırladığımı, güneşte yanıyormuş gibi sıcaklık hissi veriyor. Bu tohum yaka yaka sorunu yok ediyor.
 
Bütün yüze sürdüğün için de sivilce oradan oraya bulaşmıyor ve tamamen geçiyor, yüz temizleniyor. Sivilcelerle beraber, siyah nokta, leke ve gözenekler de gidiyor."
 
Doğum ve güneş lekeleri?
 
Leyla Çabuk: "Sivilce için verdiğim karışım uygulanıyor. Bu uygulama ile deri akınca lekeler de kayboluyor. Ancak deri akarsa güneşten korunacaksın, güneşe çıkmayacaksın. Özellikle yüzün cildi çok nazik. Güneşe karşı hazırladığım bir krem var, onu öneriyorum."

Yanığı olanları alıyor musunuz peki?
 
Leyla Çabuk: "Yanık almıyorum. Yüzündeki yanığı çok sorun eden birkaç gençkız kabul ettim şu ana kadar. Küçük bir bölge ise, çok özeldir çünkü. Yanığın yeri çok hassastır ve deriyi tazelemek uzun sürer. Kendim ele alırım onu ve deriye zarar vermeden yaparım. Çatlakları sormadınız..." 
Soracağım… Selüliti de soracağım…
 
Leyla Çabuk: "Çatlağı garanti ediyorum. Ancak zor bir uygulama, çünkü çatlak demek kesik demek..
 
Tüy dökülmesi için kullanılan bitkiler çatlak ve selülit tedavisinde de kullanılıyor ama farklı uygulama yapılıyor..
 
Selülit için bitki var yalnız bitki sürmeden önce işçiliği var.Selülit var ise işlem yaparım, ponza taşı ile peelingin ardından bandajla sararım sarkma olmaması için. Sonra "bitki sür" derim. İçeri sıcaklık vere vere eritiyorum yağları. Bandajla bitki içinde kalıyor. Üç ay, iki ay, en fazla beş ay da geçiyor. Yağ kalmadığı, sorunlu bölge harekete geçtiği için tekrar oluşmuyor. Gençler daha çok istiyor..."
 
Eskiden böyle bir dert yoktu. Şimdi çocuklarda bile var?
 
Leyla Çabuk: "Eskiden insanlar çalışıyordu ve kilo almazlardı. İnsanlar şimdi hep tahıl ile besleniyorlar ve herşey hormonlu. Herşeyi mevsiminde yemek lazım, fazla et, karbonhidrat tüketmemek lazım, çocuklar sebze bilmiyor. Ekmek, un, tahıl var; yürümek, hareket yok. Canını seven artık sebzeye kayıyor."
 
Bu uygulamalar esnasında beslenmeye de dikkat edilmesini istiyor musunuz?
 
Leyla Çabuk: "Zayıflama dışında hayır. Onda da bir diyet vermiyorum ama bir günde yediğinizi getirin diyorum. Getiremiyorlar. Ben de bir günde yediğinizin yarısını yiyin diyorum. Daha sonra da tamamen bitkilerden oluşan bir hap veriyorum, iştah kesmesi için. Bitkinin draje hali. Çünkü çay şeklinde kimse içmiyor. Bu hapın yanında da bal veriyorum, halsiz kalınmaması için, bazen de ısırgan tohumu."
 
Kansere karşı da evde ısırgan tohumu ile bal kürü yapılıyordu önceden?
 
Leyla Çabuk: "Bunun hazırlanışı farklı ama... Adet sancısı olan ya da adet düzensizliği bulunan gençkızlara da veriyorum. Düzene girene kadar alıyorlar. İlaçla hormon yükleyince vücut tembelliğe alışıyor. Bu yaptığım ise vücudu çalıştırıyor, vücut harekete geçince de sorun kalmıyor."

Peki kendinize nasıl bakıyorsunuz? Bildiğim kadarıyla taşla yıkanıyorsunuz...

Leyla Çabuk: "38 sekiz senedir taşla yıkanıyorum. Nasıl kese yapılıyor bu da ona benziyor. Peeling için verdiğim ponza taşı fakat içinde çimento yok. Doğal… Vücut taşa alıştığında değişik oluyor.

En çok elma, domates, biber yani sebze yiyorum. Eti de canım çok çektiğinde yiyorum. Vücudun yakabileceği kadar yemek lazım. Ya yediğini hareket edip yakacaksın ya da miktarı azaltacaksın.

HERBALİST Leyla Çabuk İletişim :
0 216 369 55 85
0 216 356 95 72
Leyla Çabuk Ürünlerine Ulaşmak için TIKLA 

HERBALİST Leyla Çabuk'a ulaşabileceğiniz Telefon Numaraları:

Leyla ÇABUKHerbalist Hülya Leyla ÇABUK

Herbalist Leyla ÇABUK Kimdir?
- H.Leyla ÇABUK Uygulama Merkezi
- Saç Köklerini Onaran Bitki Lapası
- Saç Köklerini Güçlendiren Bitki Losyonu
- Tüyleri Azaltan Bitki Losyonu
- Tüyleri Azaltan Bitki Lapası
-
Leyla ÇABUK Ürünleri 
-
H.Leyla ÇABUK'a ait diğer ürünler 
-
Leyla ÇABUK Saç Kremi 
-
Hülya Leyla Çabuk TV8'e Konuk Oldu (Video)

H.Leyla Çabuk Uygulama Merkezi Fotoğrafları
H.Leyla ÇABUK

Hiçbir tıp bilimi ve uzmanlığı olmayan ve kulakdan dolma bilgilerle çaresiz insanları kandırdığı ve yıllarını TIP bilimine vermiş uzman doktorlara çamur atmaktan geri kalmayan  MERSİN’de lüks plazada hizmet veren sözde şifacı A.G.’ nin foyası 29 Kasım 2007 tarihli STAR TV’de yayınlanan DEŞİFRE ile ortaya çıktı. www.xprodoksit.com

 

Deşifre Programı ayrıca sözde herbalist A.G.’nin yanında çalışmış üç kişiyi ekran karşısına getirdi. Bu üç eski çalışan; İyileşmek için tüm servetini sağlıklarına kavuşmak için harcayan insanları sözde herbalist A.G. ‘nin nasıl kandırdığı ve sözde şifa verdiğini söylediği ilaçları ne şekilde imal ettiğini anlattı.

 

Deniz, İzzet ve Ali isimli gençler: Herbalist A.G.’nin ”1985 yılından beri yaşayan kanser hastam var” gibi klasik bir lafı bulunduğunu ve tüm kanser hastalarını bu şekilde kandırdığı ve hastalığın ağrılığına göre aynı ilaçların sadece artan fiyatları olduğunu hatta tüm hastalara bitki özlerini yurt yurt dışından getirttiğini belirtip 100 YTL’ye hijyenden uzak bir depoda legenler içinde hazırlanarak 3500-7500 dolar arasına satıldığını belirtti.

 

Kanserli Hastalara satılan sözde şifalı BAL’ların aslında kurtlu olan ve URFA’dan gelen bozulmuş bal oldukları belirtildi.

 

Sözde Herbalist A.G.’nin İnternet sitesinde iyileşmiş hastalar linkinde “Kanseri Yendim” diye teşekkür eden ve telefon numaraları bulunan hastaların aslında sözde herbalist A.G.’nin ücretli çalışanları olduğu ve bu kişilere telefon açan çaresiz hastaların ne türlü süslü laflarla kandırıldıkları anlatıldı. www.xprodoksit.com

 

 

Teşekkürler DEŞİFRE

Koçluk ve Kişisel Gelişim Kampı


Diyet
Güzellik
- Doç.Dr.Alev Eken
-
Doç.Dr.Nuran Atmanoğlu
-
Dr.Ceyda Şener
-
Dr. Horward Murad
-
Ebru Şallı
-
Meryem DEDE
-
Suna Dumankaya
-
Şule Karabağ
Jinekoloji
- Prof.Dr.Derin Kösebay
-
Dr. Süleyman Eserdağ
-
Dr. Aytuğ Kolankaya
-
Op.Dr. Alper Mumcu
 
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2012 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Ücretsiz Uygulama ile Cepten Takip EtYoutube Xprodoksit KanalıTwitter'dan Takip Et