Doğum Şekli Doktorun Kararı.![]() Gebe olan kadınların en büyük merakı nasıl doğum yapacakları. Bu konuda çeşitli görüşler var ama hem anne hem de bebek için neyin doğru olduğuna en iyi karar verecek kişi 9 ay boyunca sizi takip eden doktorunuzdur, ona güvenin. Suda doğum yapmak daha mı rahat? 32 yaşında, 24 haftalık hamile bir kadınım. Hamileliğimle ilgili bir sorunum yok, her şey normal gidiyor. Merak ettiğim konu şu: Çevredekiler suda doğumu önerdiler. Daha rahat olacağını söylüyorlar. Bu konuda bilgi verebilir misiniz? CEVAP: Sevgili okuyucumuz, çevrenizde suda doğum yapan kaç dostunuz var, bilmiyorum. Ama ben yıllar önce hastamdan böyle bir teklif aldım. “Beni suda doğurt” dedi. Amerikalı bir kadındı. Ben de herkes gibi normal şekilde bir doğum yaptırabileceğimi söyledim. Hastanın Amerika’ya gittiğini biliyorum. Şimdi gelelim suda doğuma: Ben bunun bir fantezi olduğunu, ağrısız doğum yöntemlerinden bir üstünlüğü olmadığını sanmıyorum ama dostlar arasında suda doğumu anlatmak herhalde enteresan olmalı. Bence fark sadece bu. Gebeliği takip eden doktora güveniyorsanız, hem kendi hem de bebeğinizin sağlığını ona emanet ediyorsanız, doğum şekline de karar vermesinde onun tavsiyeleri ve önerilerini kesinlikle dikkat edin. İlaçlar bana 20 kilo aldırdı ama düzelme yok 20 yaşında, bekar bir kızım. 2007 yılında adet düzensizliği nedeniyle doktora gittim ve bana doğum kontrol hapı vererek 6 ay kullanmamı istedi. Kullandım ama 55 kiloydum. İlaçlardan sonra 20 kilo aldım ve adetlerim yine düzelmedi. Geçen ay iyi bir doktora gittim ve ultrason muayenesi sonucu polikistik over çıktı. Küçük küçük kistler varmış. Doktor 6 ay ilaç kullanmamı istedi. Bu ilaçtan sonra yine kilo alır mıyım ve kistlerim geçer mi? Evlendiğimde anne olabilir miyim? CEVAP: Polikistik over sadece yumurtalıkların hormon yapımındaki bozukluk olmadığı ayrıca karbonhidrat metabolizmasında da değişiklikler olduğunu, bu arada insülinin etkisinin de değişikliğe uğradığını birçok kereler okuyucularımızın sorularını cevaplandırırken anlatmaya çalışmıştım. Polikistik over’li biri hayatını çok dikkatli olarak kontrol etmeli, verilen diyete kesinlikle uymalı, karbonhidrat metabolizmasının düzelmesi için de kandaki şeker oranını düzenleyen ilaçlar almalı. Eğer bunlara gereken özen gösterilirse kilo almadan tedaviyi sürdürmek mümkün. Sizin doktorunuzla tekrar görüşüp durumu tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ediyorum. Özellikle kilo konusunda belki bir diyetisyenden de yardım alabileceğinizi düşünüyorum. Adet söktürücü kullanmak doğru mu? 28 yaşındayım. Çok uzun süredir adetlerim hep gecikmeli oluyor. Adet söktürücü kullanabileceğimi söylediler. Bu nedir? Herkes kullanabilir mi? CEVAP: Sevgili okuyucumuz, adet gecikmesinin tek bir nedeni olmadığı için tedavisinde de her zaman kullanılabilecek adet söktürücü diye bilinen bir ilaçtan bahsetmek pek doğru olmasa gerek. Basit adet gecikmelerinde (progesteron) hormon (estrojen +progesteron) vererek kanamayı sağlamak mümkün olabilir. Ama doktor kontrolü olmadan böyle bir yaklaşım doğru değil. Eğer bir gebelik şüphesi varsa yine doğru değil. Bu ilaçlarla kanama olmaz ve boşu boşuna erken gebelikte hormon almış olursunuz. |
|
Farmakognozi ve Fitoterapi Derneği Üyesi Dr. Özgür Göknel, mikro boncuklarla ovarak temizleme işlemi olan Scrub'un akne lezonlarını dağıtmadığını, aksine azalttığını belirterek, “Ancak aşırı bastırarak ya da bir beze koyup cilde friksiyon yaparak uygulama, tahrişe bağlı aknelerde alevlenmeye yol açabilir” dedi. Yapılan açıklamada, Mikro–Gen Ar-Ge Direktörü Dr. Altuğ Barut ile birlikte 15 yıldır sivilceler üzerine çalışmalar yürüttüklerini anlatan Göknel, bu çalışmalar sırasında, toplumun büyük bir bölümünü rahatsız eden sivilceler hakkında, kulaktan kulağa yayılan yanlış bilgilerin olduğunu tespit ettiklerini söyledi. Göknel, yaygınlığı sebebiyle dünyada salgın olarak nitelenen sivilce problemi ile mücadele edebilmek için öncelikle doğru bilgi edinilmesi gerektiğini ifade etti. “CİLT HİJYENİNE ÖNEM GÖSTERİLMELİ” Akneli kişilerin, cilt hijyenine çok önem göstermesi gerektiğini belirten Göknel, “Bazılarının dediği gibi Scrub (mikro boncuklarla ovarak temizlemek), akne lezonlarını dağıtmaz, aksine azaltır. Ancak aşırı bastırarak ya da bir beze koyup cilde friksiyon yaparak uygulama, tahrişe bağlı aknelerde alevlenmeye yol açabilir. Bu nedenle Scrub tipi cilt arındırıcıları, zarifçe parmak uçlarıyla cilde uygulanmalı ve 1-2 dakikalık hafif masaj sonrasında cilt bol ve sıcak olmayan su ile yıkanmalıdır” dedi. Cildinde yoğun akne bulunan kişilerin içinde özellikle çok yağlı ciltler ve komedonlu (akneli) ciltler için uygun olan salisilik asit (bir tür meyva ve süt şekerlerinde oluşan organik asit) bulunduran ve mikro boncuk içeren Scrub adı verilen güçlü temizleme jelleri ile ciltlerini günde en az bir defa temizlemesi gerektiğini vurgulayan Göknel, “Bu formülasyon çok güçlü olduğu için tercihen gece yatmadan önce uygulanmalı ve üzerine niasinamid içeren jel krem tarzında hem akne kontrolü yapan hem de cildi yapılandıran ve yatıştıran formülasyonlar kullanılmalıdır” diye konuştu. “(AKNELİ CİLDE MAKYAJ YAPILAMAZ) İNANCI YANLIŞ” Akneli cilde makyaj yapılamayacağı inancının da yanlış olduğunu ifade eden Göknel, aksine güzel görünümün, bireyin psikolojik yapısını da düzelterek, strese bağlı akne alevlenmelerini azalttığını dile getirdi. Göknel, dikkat edilmesi gereken noktanın, su bazlı, güneş koruma faktörü içeren, kapatıcı ya da fondotenlerin kullanılması olduğuna dikkati çekti. “YAZ DÖNEMİNDE AKNE KARŞITI KREMLER KULLANILMALI” Yaz aylarında Alfa Hidroksi Asit (AHA) içeren formülasyon kullananların, SPF değeri 15 olan ve niasinamid içeren özel güneş kremlerini, standart anti-akne jel ya da jel kremleri ile birlikte kullanabileceklerini, hatta birlikte kullanılmalarının da gerektiğine işaret eden Göknel, şunları anlattı: “Özellikle akne için kullanılan ilaçlar, ciltte ciddi yan etkiler ve lekelenme yapabildiği için bu tür uygulama yapan kişilerin, doğrudan güneşe çıkmaması ve yaz dönemlerinde akne karşıtı güneş kremlerini kullanması gerekmektedir. Unutulmaması gereken konu ise güneş kremlerinin bol miktarda ve 4 saatte bir uygulanması gerektiğidir. Yeterli miktar ya da sıklıkta uygulamamak, güneş koruma faktörü SPF-15 olarak bildirilen etkinin SPF-2'ye düşmesine yol açar. Bu da hiçbir işe yaramıyor demektir. SPF-15'ten yüksek değere sahip güneş kremleri, ekstra en fazla yüzde 3 oranında koruma sağladığı, fakat bunun yanı sıra kalın bir tabaka oluşturarak gözeneklerin tıkanmasına yol açabileceği için çok fazla tercih edilmemelidir.” Yapılan araştırmalarda ciltte OMEGA 6 yağının eksikliğinin akne oluşumuna yol açtığının görüldüğünü belirten Göknel, bunun da standart olarak bilinen “yağlanma akneye yol açar” ifadesine ters düştüğünü söyledi. Yapılan klinik araştırmalarda da cilde OMEGA 6 ya da Evening Primrose Oil gibi güçlü iltihap baskılayıcı ve antioksidan etkileri bulunan doğal bitkisel yağların akne oluşumuna karşı koyduğunun görüldüğünü ifade eden Göknel, bu nedenle cildi tahriş olmuş, cilt hassasiyeti bulunan akneli kişilerin, jel krem formunda bulunan ve içinde niasinamid ile birlikte Evening Primrose Oil, Pantenol ve benzeri doğal bileşikleri bulunduran formülasyonları kullanmalarının uygun olduğunu kaydetti. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan yeni bir pilot araştırmada da bu tür bir formül içeren acnecinamide jel krem ile jel krem formulasyonunun, yüzde 90'nın üzerinde akne lezyonlarında etkili olduğunun görüldüğünü bildirdi. |
Göbeğiniz varsa dikkatGereğinden fazla yağ depolamanın her türlüsü sağlığa zararlıdır ama özellikle karın çevresi ve göbekte biriken yağların hayatı tehdit edici bazı problemlere yol açabileceği kesindir. Genelde “gövdesel şişmanlık” veya “elma tipi kilo alma” olarak tanımlanan, bizim “göbek-gıdık kilosu” diye adlandırdığımız bu tür kilo kazanımlarının yol açtığı sağlık sorunlarının en önemlisi, kalp krizleri ve inmelerdir. Bunları yetişkin tipi şeker hastalığı ve hipertansiyon izler.Bel çevresinin kalınlaşmasıyla kendini gösteren bu tür şişmanlık kozmetik bir sorun olmaktan çıkmış, yaşadığımız günlerin en önemli sağlık tehditlerinden biri haline gelmiştir. Göbek-karın yağlarının önemini birçok kez yazdık ama konu önemli olduğu için yazmaya ve aklınızda tutmaya devam edeceğiz. Çünkü son yıllarda yaşadığımız diyabet ve hipertansiyon patlamasının, kalp-damar hastalığı salgınının arkasında önemli ölçüde bu problem var. ŞEKER HASTASI YAPABİLİYOR Orta yaşlı kişilerde görülen ve yetişkin tipi şeker hastalığı olarak bilinen sorunun kilo artışıyla ilgisi kesindir. Bu tür diyabet vakalarının neredeyse dörtte birinin gereksiz yere alınan kilolarla oluştuğu, özellikle beş kilo ve üzerindeki kilo kazanımlarının Tip2 diyabeti tetiklediği bilinmektedir. Bunun nedeni insülin-şeker ilişkisinin bozulması, karın, göbek ve iç organlar çevresinde, özellikle karaciğerde biriken yağların insüline cevapsızlık halini, yani insülin direncini ortaya çıkarmasıdır. Eğer genetik mirasınızda diyabet varsa, bu mirasa bir an önce kavuşmanın en etkili yolunun göbeklenmek olduğunu söyleyebilirim. TANSİYONU YÜKSELTİYOR Karın, göbek, kalça kilolarının kalp-damar hastalığı ve felç riskini artırdığı da kesindir. Bu artışta insülin direnci kadar kan-yağ dengesinin bozulmasının ve muhtemelen kilo artışına bağlı hipertansiyonun da katkısı vardır. Öyle görünüyor ki vücut ağırlığının yüzde 20’sini geçen artışlar koroner kalp hastalığı riskini de aynı oranda yükseltiyor. Kilonuz arttıkça kan basıncınızın da yükseleceğini aklınızdan çıkarmayın. Kilo artışı göbek-karın bölgesindeyse bu tehlikenin kaçınılmaz olduğunu unutmayın. Fazla kilo vücudun kan basıncını ayarlayan sistemlerini çalışamaz hale getiriyor. Pek çok yolla kan basıncını yükseltiyor. KANDA YAĞ DENGESİNİ BOZUYOR Göbek bağlamanın iyi kolesterolü azalttığı, kötü kolesterolü yükselttiği de biliniyor. Bu süreç hipertansiyon, diyabet ve kan şekeri yükselmesi gibi diğer risklerle birleştiğinde felç-inme riskini de tetikliyor. Özetle fazla kilolar herkeste eklemlere yük bindirir, safra taşı riskini yükseltir, mutsuzluğa ve depresyona yol açar, yorgunluk, bitkinlik, halsizlik yapar, osteoartrozdan topuk dikenine, guttan bel fıtığına pek çok romatolojik-ortopedik probleme yol açar, hormonal sistemi bozar, reflü hastalığını azdırır, solunum sistemini zorlar, varis ve benzeri problemleri, selülit yakınmalarını erken yaşlara kaydırır ama özellikle karın-göbek bölgesine yerleştiğinde yaşamı tehdit eden bu sonuçları nedeniyle daha çok ciddiye alınmalıdır. Kansızlık neden oluşur? Kan hücrelerinin kanamalar nedeniyle kaybedilmesi ya da bu hücrelerin gelişip büyümeleri, işlerini doğru dürüst yapabilmeleri için lazım olan maddelerin vücutta yeteri kadar kazanılmadığı durumlarda kansızlık sorunu başlar. Yoğun ve uzun süren ya da çok sık tekrarlayan periyotlar nedeniyle oluşan kansızlık özellikle doğurganlık çağındaki genç kız ve kadınlarda sık görülen bir durum. Ayrıca demir eksikliği de önemli bir kansızlık nedeni. Demir noksanlığı da özellikle kadınlarda kanamalara ve sık doğumlara bağlı kansızlıkların önde gelen nedeni. B12 ve folik asit gibi B grubu vitaminler de kansızlığa yol açabiliyor. B12 vitaminine bağlı kansızlık sık diyet yapanlarda vejetaryenlerde et yemeyi ihmal edenlerde ve bağırsaklarda B12 emiliminin bozulduğu yaşlı insanlarda sık görülüyor. Folik asit eksikliğine bağlı kansızlık daha seyrek görülen bir durum. Ayrıca genetik kökenli kansızlıkların olduğu da akılda tutulmalıdır. Sezaryen gerekçeleri nelerdir? Doğum yapan kadınların dörtte birine yakını bazı gerekçelerle sezaryene gitmek zorunda kalabilir. Normal şartlarda yüzde 15-20 civarı bir sezaryen oranı kabul edilebilir olarak görülmektedir. Ultrason ve fetal monitör gibi erken teşhis yöntemleri ve bunların kullanımının yaygınlaşması ise sezaryen oranlarını etkileyebilir niteliktedir. Doktorun sezaryen önerebileceği durumlar şunlardır: - Önceden sezaryen geçirilmişse veya rahimle ilgili bir operasyon yapılmışsa Selenyum ne işe yarıyor? Selenyumun güçlü bir antioksidan olan glutatyon perokzidazın yapıtaşı olması, bu doğal mineralden antioksidan olarak faydalananların sayısını artırdı. Araştırmalar, özellikle yoğun tarım yapılan topraklarda yetişen yiyeceklerin selenyumdan yoksun kaldığını ve bu nedenle yiyeceklerle kazandığımız selenyum miktarının her yıl biraz daha azaldığını gösteriyor. Vücuda daha çok selenyum kazandırmanın en iyi yolu daha çok balık, kırmızı et, yumurta, tavuk ve baklagil yemektir. Eğer bundan emin değilseniz zaman zaman 2-3 aylık sürelerle 50-100 mikrogram günlük dozlarda selenyum kürleri uygulayabilirsiniz. Selenyum desteğinin tavsiye edildiği durumlardan biri de Haşimato hastalığı. Haşimato hastalarında selenyum desteği kullanmanın sorunu kontrol altına almayı kolaylaştırabileceği belirtiliyor. |
|
Son zamanlarda TV’lerde görmeye başladığımız Herbalist Yrd.Doç.Dr. Ömer COŞKUN Kimdir?
İstanbul Tıp Fakültesi’ndeki Tıp eğitimine başladığı 1987 yılında aynı zamanda Deneysel Tıp Araştırmalar Merkezi (DETAM) da diabet grubuna dahil olarak bilimsel çalışmalarına başladı. Fakültenin bitiminde kazandığı Erciyes Tıp Fakültesi Histoloji-Embriyoloji (hücre – doku ve anne karnındaki çocuk bilimi) ihtisası sırasında sara hastalığında kullanılan valproat’ın karaciğerde oluşturduğu hasara karşı karnitin uygulanmasının etkilerini araştırmakla da bilimsel makaleler yazmaya başladı (Valproate uygulanan ratlarda hepatotoksisite ve karnitin uygulanmasının etkileri. Erciyes Tıp Dergisi, 19(2): 74-77, 1997). Toplamda 100’ü geçen ulusal ve uluslararası çalışmalarıyla kendini bilimsel olarak isbat eden Dr. Ömer Coşkun çeşitli kongrelerde ulusal (Coşkun Ö. Kronik Toluen intoksikasyonunda periferik sinir sistemi hasarı. 29. Türk Fizyolojik Bilimler Derneği Kongresi, En iyi üçüncü poster ödülü, 1-5 Eylül, P-27, GATA, ANKARA) ve uluslar arası (Coskun O. 3 Congresso Italo-Turco Di Laringologia 15-16 Ottobre, En iyi poster ödülü, Ottobre 2004 Chieti-Pescara, ITALIA) ödüller kazanmış. Ömer COŞKUN: Tabip, bilim adamı, herbalist, bitkisel ilaç araştırmacısı, yazarı ve bitki özleri üreticisidir. Ömer Coşkun bitkisel ilaç uygulanması düşünüldüğünde şifalı bitkiler ve antioksidanlarla ilgili 47 uluslararası ve 68 ulusal çalışma yapmış bir tıp doktorudur ve Türkiye' de haklı olarak ilk akla gelen güvenilir isimdir. Hekimlerin, eczacıların ve akademisyenlerin büyük çoğunluğunun soğuk baktığı veya bilgi sahibi olmadığı şifalı bitkileri tıbba, sağlıklı yaşama ve ekonomiye kazandırmaya çalışmaktadır. Türkiye'nin ilk ve tek herbalist akademisyen doktorudur. İNTERNET'TEN VEYA TELEFONLA BAŞVURU: Alternatif Yardımcı Tıp hakkında Desket için Y.Doç.Dr. Ömer COŞKUN’ a ulaşabileceğinizZAYIFLAMA ÖNERİLERİ Sabahları bir yemek kaşığı elma sirkesini bir bardak ılık suya koyarak içmeniz de hücre yenilenmesi açısından önemlidir. Gün içerisinde yeteri kadar su içmek (en az iki litre) vücuttaki toksinlerin ve yağların atılmasını kolaylaştırır. Melissa form çay ile 15 günde 5 kilo vermek artık çok kolay: Hazırlanışı: Bir su bardağı sıcak suya bir tatlı kaşığı dolusu konur. Ağzı kapalı 15 dakika demlenip içilir. Kullanılışı: Sabah öğle akşam genellikle yemeklerden yarım saat önce bir su bardağı çaydan içilir. Zayıflama yağı ise yemeklerden 20 dakika önce bir çay bardağı ılık-sıcak suya iki damla koyularak içilir. Hamilelerde ve emzirenlerde kullanılmaz. Tecrübeyle sabittir ki: 15 gün içinde yaklaşık 5 kilo verilir. Çayı ve yağı aldıktan sonra kesinlikle iştahınız kapanacak ve acıkmayacaksınız. Çünkü mekanizma olarak özellikle karın ve basen bölgesindeki yağları eriterek kan şekerini normal düzeye getirir. Böylece acıkma olayı olmayacaktır. Metabolizmayı dengeleyici olarak, kiloyu düzenleyen, kişiyi rahatlatan, sağlıklı ve genç kalmasına yardımcı olan bir çaydır. Genel metabolizma üzerinde dengeleyici etki yaparak kiloyu normalleştirir. Yağlanmaya yatkın olan ve zayıflamak isteyen kişilere uygun bir bitki çayıdır. Şartları zorlayıp yemek yemede ısrar etmeyin. Mümkünse günde en az yarım saat yürüyün. Sabahtan başlayarak En az 10 bardak ılık su için. Devamı çok yakında.... ************************************************ LÜTFEN SORULARINIZ İÇİN Dr.Ömer COŞKUN'un kendi sitesindeki İLETİŞİM sayfasını kullanınız. SORUNUNUZU İLETMEK İÇİN TIKLA (Ömer COŞKUN'a) ÖMER COŞKUN Kanal D'de yayınlanan Dobra Dobra programında İbrahim Tatlıses ile karşı karşıya. Herbalist Atabay Güvenoğlu için TIKLA Dr. Ömer COŞKUN Hakkında Suç Duyurusu 12.11.2011 |
![]() KULLANIMI:
Kıllar tercih edilen bir yöntemle (ağda, cımbız, makine vs.) alınır. Bölge temizlenir. Karınca yumurtası yağı bölgeye sürülür.
genelde tüyler alındıktan sonra 3 veya 4 gün tüylerin alındığı bölgeye yağı sürmek yeterli olmaktadır(yatmadan önce)....
Tüylerde ilk ayda belirgin bir azalma görülür. Daha sonraki aylarda tüyler tamamen yok olur.
Ürün İran'dan getirilmiş. Ürünü satandan aldığım bilgi : [ Yağın hiçbir yanetkisi yok tamamen dogal ve orjinal bir ürün, yag tüyler kökünden alındıktan sonra masaj yaparak sürülüyor ve bu işlemi etkili olması için tüyler yeniden cıkana kadar tekrarlanıyor, etkisini 1 ile 2 ay içerisinde gösteriyor, sonraki aylarda tamamen yok oluyor ] ![]() ![]() ![]() |
|
Bitkiler tanıdık ama hangi bitkinin neye yaradığını bilmek, nasıl ve hangi sıklıkla kullanılacağını öğrenmek gerekiyor. İşin sırrı ise bitkilerin uygulama için nasıl hazırlandığında... Ne kadar sürüyor uygulama? Herbalist Hülya Leyla ÇABUK- Herbalist Leyla ÇABUK Kimdir? - H.Leyla ÇABUK Uygulama Merkezi - Saç Köklerini Onaran Bitki Lapası - Saç Köklerini Güçlendiren Bitki Losyonu - Tüyleri Azaltan Bitki Losyonu - Tüyleri Azaltan Bitki Lapası - Leyla ÇABUK Ürünleri - H.Leyla ÇABUK'a ait diğer ürünler - Leyla ÇABUK Saç Kremi - Hülya Leyla Çabuk TV8'e Konuk Oldu (Video) H.Leyla Çabuk Uygulama Merkezi Fotoğrafları |
|
Hiçbir tıp bilimi ve uzmanlığı olmayan ve kulakdan dolma bilgilerle çaresiz insanları kandırdığı ve yıllarını TIP bilimine vermiş uzman doktorlara çamur atmaktan geri kalmayan MERSİN’de lüks plazada hizmet veren sözde şifacı A.G.’ nin foyası 29 Kasım 2007 tarihli STAR TV’de yayınlanan DEŞİFRE ile ortaya çıktı. www.xprodoksit.com Deşifre Programı ayrıca sözde herbalist A.G.’nin yanında çalışmış üç kişiyi ekran karşısına getirdi. Bu üç eski çalışan; İyileşmek için tüm servetini sağlıklarına kavuşmak için harcayan insanları sözde herbalist A.G. ‘nin nasıl kandırdığı ve sözde şifa verdiğini söylediği ilaçları ne şekilde imal ettiğini anlattı. Deniz, İzzet ve Ali isimli gençler: Herbalist A.G.’nin ”1985 yılından beri yaşayan kanser hastam var” gibi klasik bir lafı bulunduğunu ve tüm kanser hastalarını bu şekilde kandırdığı ve hastalığın ağrılığına göre aynı ilaçların sadece artan fiyatları olduğunu hatta tüm hastalara bitki özlerini yurt yurt dışından getirttiğini belirtip 100 YTL’ye hijyenden uzak bir depoda legenler içinde hazırlanarak 3500-7500 dolar arasına satıldığını belirtti. Kanserli Hastalara satılan sözde şifalı BAL’ların aslında kurtlu olan ve URFA’dan gelen bozulmuş bal oldukları belirtildi. Sözde Herbalist A.G.’nin İnternet sitesinde iyileşmiş hastalar linkinde “Kanseri Yendim” diye teşekkür eden ve telefon numaraları bulunan hastaların aslında sözde herbalist A.G.’nin ücretli çalışanları olduğu ve bu kişilere telefon açan çaresiz hastaların ne türlü süslü laflarla kandırıldıkları anlatıldı. www.xprodoksit.com Teşekkürler DEŞİFRE |