![]() |
|
|||||
| REKLAM |
![]() |
| REKLAM |
|
Yazın yaklaşmasıyle birlikte pek çoğumuz yaza formda girmeye heveslenir. Ama kış boyunca evimiz birçok kilo aldırıcı malzemeyle doludur, kilolar fazlalaşmıştır. Bu yazısı okuduktan sonra önce evde sıkı bir temizliğe başlayın. Ardından da alışverie çıkın ama bu kez sağlıklı yiyecek ve içecekler alacaksınız, unutmayın. Uz.Dr. Ender SARAÇ - Alışverişe çıkmadan önce evdeki kilo aldırıcı, gördüğünüzde sizi tahrik edecek ne varsa hiç acımadan bir torbaya doldurun. Ama sakın çöpe atmayın. Kilo sorunu olmayan ya da kilo almak isteyen yakınlarınıza verin. Buzdolabındaki mayonez, şeker eklenmiş meyve suları boyalı, asitli meşrubatlar, kaymak, yağlı şarküteri ürünleri, yağlı peynirler, kaymaklı yoğurt, çok tuzlu ve yağlı eski peynirler, hazır pastalar ve keklerden kurtulun. Bitmedi, sonra mutfak dolaplarına yönelin, şekerli atıştırmalıkları, çerezleri, gofretleri ayıklayın. Ekmeklikten beyaz ekmeği çıkarın. Yeniden mutfak dolaplarına göz atın, gözünüzden kaçan kilo yapacak bir şey görürseniz elinizi korkak alıştırmayın, torbaya koyun.
Salonu atlamayın
Ardından salona geçin, şekerliklerdeki şekerleri, dolaplara saklanmış çikolataları, bonbondan, badem şekerlerini, hazır kekleri aynı torbaya koyun. Bir sonraki durağınız ilaç dolabı. Depresyon ilacı, doğum kontrol hapı, hormon hapı özellikle kortizonlu ilaç, glukozamin içeren preparatlar, B vitaminleri gibi kilo aldırabilecek ya da kilo almayı kolaylaştıncı bir kimyasal ilaç kullanıyorsanız doktorunuzu arayın. Kendinizi iyi hissediyorsanız ilaçların azaltılıp azaltılamayacağını danışın. Şimdi alışverişe çıkabilirsiniz. Ama çok önemli bir kural: Asla aç karnına alışverişe çıkmak yok. Hemen kendinize güzel bir ızgara tavuk, balık ya da yumurta beyazı ağırlıklı bir omlet yapın. Önden bir bakliyat çorbası yanına da zeytinyağlı sebze yemeği ya da yeşil salata ekleyin. Yapılan önemli yanlışlardan biri de aç karnına alışverişe gitmek veya " Ara öğünü atlamak yok Eğer uzun bir alışveriş olacaksa, yanınıza ara öğün için 4-5 adet ceviz, biraz elma kurusu, bir adet de az şekerli taze mevsim meyvesi alın. Mideniz asit yapıyorsa bir avuç leblebi sizi rahatlatacaktır, işte şimdi alışverişe çıkabilirsiniz. Önce kasaba uğrayın. Az yağlı kıyma, tavuk budu ve göğüs eti alın. Bunları derisiz ve kızartmadan tüketin. Balıkçıya geçin. Beyaz etli balık alın. Bu balıklar çupra, karagöz, mezgit, dil, lagos, kalkan, levrek olabileceği gibi ayrıca istavrit, hamsi, sardalya, somon, lüfer, sarı kanat gibi daha yağlı balıklar da olabilir. Önemli kural, kızartma yapılmadan tüketilecek ve derileri yenmeyecek! Soğan ve sarımsağı unutmayın
Balıkçıların yanında bulunan yeşillik satan dükkanlardan da roka, tere, dereotu, limon, maydanoz, kara turp, kırmızı turp, kırmızı lahana, yeşil sivri biber alın. Size bu mevsim özellikle taze soğan ve taze sarımsağı önereceğim. Hem kalorisi düşük hem de kolesterolü düşürmeye, alerjiye karşı yardımcı Ve markettesiniz...
Markette yulaflı, tarçınlı diyet bisküvi, kepekli şekersiz bisküvi, yulaf ezmesi, az yağlı keçi sütü, light yoğurt, çökelek peyniri, tam buğday ekmeği, tam çavdar ekmeği, az yağlı süt (marketlerde de bulanan az yağlı keçi sütünü öneriyorum) elma kurusu, ceviz, fındık, kuru kayısı, şalgam suyu, maden suyu, nar ekşisi alın. Sebze reyonunda yeşil elma, limon, düşük şekerli bir meyve olan pepino, taze ananas, greyfurt, sert armut, taze zencefil kivi seçin. Sebzelerden ise ıspanak, kabak, Brüksel lahanası, brokoliyi unutmayın. Favori sebzelerimden kırmızı pancar almayı ihmal etmeyin. Hem kan yapar hem de sağlıklıdır. İştah kapatan kokular Ardından bir aktara uğrayın. Toz zerdeçal, toz zencefil, kimyon, kımızı pul biberin yanı sıra tarçını hem kabuk hem de toz olarak mutlaka alışveriş sepetinize atın. Zayıflamaya yardımcı çay içinse avokado yaprağı, yeşil çay, kiraz sapı, mısır püskülü, enginar yaprağı ve hindiba almanızı öneriyorum. Aktardan küçük şişelerde yeşil elma, nane ve zerdeçal kokuları da alın. Bu üç kokunun düzenli kullanıldığında iştahı azaltmaya yardımcı etkisi var. Kuruyemişçinizden alacağınız kaliteli keçiboynuzu hem kıtır ve tatlımsı yiyecek ihtiyacınızı karşılar hem de şifalıdır. Kendi içindeki balıyla kan yapıcı bir etki yapar. Eve dönmeden kendinize koyu lacivert kahvaltı tabağı alın. Çünkü koyu lacivert renk iştahın azalmasına yardım eder. Uz.Dr. Ender SARAÇAdres: Yasemin Sok. No: 9 34330 - 1. LEVENT - İSTANBUL Tel: 212 283 10 80 Email: info@endersarac.com Son Yazıları : - Zayıflatan Acı Biber Çayı - Diyete Başlama Teknikleri - Yazın Saçlar Özel Bakım İster - Misutgaru Gerçekten Zayıflatıyor mu? - Sağlıklı Kilo Aldıran Diyet - Diyet Yaparken Kabızlığa Son - Metabolizbayı Hızlandıran Baharatlar - Su İçmeden Diyet Yapılmaz - Depresyon için Beslenme Önerileri - Kilolardan Kurtulmak İçin Detoks - Reflü için Pratik Tarifler - Oruç Tutarken Baş Ağrısına Karşı - Kansızlığa Kınalı Çözüm - Ender SARAÇ'la Ramazan - Cinsel Gücü Arttıran Altın Öneriler - Ender Saraç'tan Zayıflatan Kurallar - Kilonuzu Korumak İçin - Ayurveda'ya yapılması gerekenler - Sağlıklı Kilo Vermek - İştah Kontrolü - Yaza Sağlıklı Zayıflayarak Girin - Sıçrayarak Zayıflama - Ender SARAÇ Doktorum Proğramında - Kilo Verdiren 12 Altın Tavsiye - Evinizi Diyete Hazırlayın. - Metabolizmanız Kışa Hazır mı? - Tansiyon Düşüren Formüller - A Gribine Karşı Mikropsavar Gıdalar - Yorgunluk Gideren Doğal Besinler - Keçi Peynirini Deneyin - Ender SARAÇ'tan Zayıflama Önerileri - Egzersiz Nasıl Olmalı - Formula 7 Tüm Yazıları İçin |
Diyet gazisi olmayın.Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU - Kilo vermek için bir diyete başlamak çok önemli bir karar. Çünkü her diyet sağlığa ciddi bir müdahale. Bilgi, ilgi, dikkat, doğru bir plan ve bilinçli bir takip ister. Eğer diyet yaparken bedeninize doğru mesajlar vermiyor, doğru talimatlar gönderemiyorsanız kısa bir süre sonra metabolizmanız bozulur. Hormonal sistemleriniz iflas etmese de şaşırmaya başlar. Özellikle bilimsel dayanağı olmayan “popüler, moda ve absürt diyetler”in çoğu pek çok insanın diyet gazisi olmalarına, sağlıklarını kaybedip hastalanmalarına, psikolojilerini bozmalarına ve sonra da verdiklerinden çok daha fazla kilo kazanmalarına yol açar. BEDEN KULLANIM KILAVUZU Her bedenin kendine özel bir kullanım kılavuzu var. Neyi, ne zaman, ne kadar, ne sıklıkta, hangi yiyecekle birlikte yiyip içeceğiniz, ne kadar kaloriye ihtiyaç duyduğunuz, öğünlerinizin yapısı, öğün aralıklarınızın sıklığı, ara öğün kalorilerinizin miktarı hepimiz için farklı. Özellikle genetik olarak insülin direnci geliştirmeye hazır olan birinin glisemik yüke dikkat etmeden bol karbonhidratlı, özellikle bol şekerli, unlu, nişastalı ve/veya yüksek kalorili beslenmesi önce insülin direncine, sonra kilo sorunu, sonra da şeker hastalığına sebep olur. Kullanım kılavuzunda kolesterol problemi bulunan birinde yüksek proteinli “Atkins diyeti” çok geçmeden koroner damarlarda tıkanıklıklar yapar, felç olasılığına yol açar. İYİ VE KÖTÜ KARBONHİDRATLAR Karbonhidrat grubu yiyecekler en çok tüketilen yiyecekler. Bu grupta tahıllar, bakliyat grubu besinler, sebze ve meyveler var ve bunlar beslenmemizin temel direği. Karbonhidratlar olmazsa sağlığımızı korumanın zorlaşacağı kesin. Son yıllarda yaşanan karbonhidrat düşmanlığının yanlış olduğu da... Sorun tahıl, bakliyat, sebze, meyvelerde değil, “beyaz tehlike” diye tanımlanan problemli karbonhidratları (un, şeker) fazla ve sık tüketmekten kaynaklanıyor. Eğer beslenme sisteminizde beyaz un, şeker ve bunlardan üretilen ekmek, makarna, beyaz pirinç pilavı, pizza, açma, börek, poğaça, çörekler, bisküvi, grissini, cips veya şekerlemeler, gazlı kolalı içecekler fazlaysa bir süre sonra kilo almaya, kan şekerinizi dengelemede zorlanmaya ve şeker, tansiyon ve kalp hastası olmaya adaysınız denilebilir. Karbonhidrat kaynağı olarak tam tahılları (köy ekmeği, bulgur pilavı gibi), baklagilleri (kuru fasulye, nohut), kabuklu yemişleri (fındık, ceviz, badem) veya yağlı tohumları (kabak çekirdeği, ayçiçeği çekirdeği) kullanır ve bunları kalori dengesine dikkat ederek yeteri kadar yerseniz ciddi bir sorun yaşamayacağınızdan emin olabilirsiniz. POSA-KİLO İLİŞKİSİ Beslenme listenizde yer alan karbonhidratların glisemik yükünü, yani kilo yapıcı etkilerini azaltmak istiyorsanız bunun en etkili yollarından biri daha fazla lif-posa tüketmeniz. Günlük posa kazanımınız arttıkça yalnız kilo vermeniz kolaylaşmaz, kanda şeker, kolesterol, trigliserid seviyeleriniz daha kolay dengelenir. Fazla posalı beslenmenin özellikle kolon kanseri için de ciddi bir koruma sağladığı da biliniyor. Bunun nedeni posalı yiyeceklerin içindeki liflerin bağırsaklarda yağ ve şekeri emen bir sünger gibi davranması, ayrıca bağırsak duvarını kaplayarak yiyeceklerin içindeki yağ ve şekerin daha az emilmesini sağlaması. Prensip olarak posa-lif herhangi bir yemeğin glisemik yükünü azaltmanın en kolay yoludur. Kuru fasulyenin makarnadan, bulgurun pirinç pilavından daha az kilo kazanımına yol açmasının sebebi düşük glisemik indeksi ve bunun nedeni de kuru fasulye ve bulgurdaki yüksek posa içeriği. Yulaf kepeği, öğütülmüş keten tohumu eklenmiş salata veya yoğurtlar, bol salatalık eklenmiş cacık, her öğünde bol salata çeşitleri, yemeğe bol sebzeli az yağlı bir çorbayle başlamak, ara öğünlerde şeker oranı düşük meyveler ya da sebze parçaları atıştırmak günlük posa tüketiminizi arttırmanın en kolay yolları. İNSÜLİN DİRENCİ NASIL OLUŞUYOR? Kötü karbonhidratları (özellikle beyaz tehlike gurubunda yer alan unlu, şekerli besinleri) fazla tüketirseniz, özellikle de şekerli yiyecekleri çok abartırsanız kanınızdaki insülin seviyesi çok yükselir. Özellikle çabuk emilen şekerler için bu tehlike her zaman vardır. Kanınızda dolaşan insülin miktarı çok artınca hücreleriniz zamanla insüline direnç göstermeye, yanıt vermemeye başlar. Bu durum “insülin direnci” olarak bilinir. Bu soruna yakalananlar aynı işi yapmak için giderek daha fazla insüline ihtiyaç duyarlar. Bundan sonrası artık “uyuşturucu bağımlılığı ” gibidir. Giderek bedeniniz daha da fazla insüline ihtiyaç duymaya başlar. İnsülin seviyeniz arttıkça vücudunuz (özellikle göbek, bel, kalçanız) yağlanır, kilo alırsınız. Bu kısır döngü sürer, gider. Zamanla önce “erken diyabet ”, sonra da “şeker hastalığı ” ile sonuçlanır. İnsülin direncinin kalp hastalığına yakalanma, felç geçirme, bellek kaybı ile karşılaşma, hatta kansere yakalanma açısından da önemli riskler oluşturduğu biliniyor. Kısacası bedeniniz şekerle boğulduğunda kanınızdaki insülin seviyesi zirve yapıyor. Bu insülin banyoları bir süre sonra insülin direncine kilo kazanımına ve şeker hastalığına sebep oluyor. Bu kötü gidişi önlemenin iki temel anahtarı var. |
Ödem oluşumuna son verinSabah şiş gözlerle uyanıyorsanız ve vücudunuzun sık sık su topladığını hissediyorsanız ödem problemi yaşıyorsunuz demektir. Uz.Dr. Murat Görgülü, yaz aylarının yaklaşmasıyla vücutta su ve tuz tutulumunun artabileceğine dikkat çekiyor. Ödemin ne olduğunu ve ödemi azaltmak için neler yapabileciğimiz hakkında M.Görgülünün bilgilerine başvuruyoruz. Ödem neden oluşur?Ödem çeşitli hastalıklar nedeniyle oluşabileceği gibi çok fazla tuz alınması, gereğinden fazla sıvı tüketilmesi ve aşırı hareketsizlik gibi durumlarda da görülebilir. Ancak en sık hastalık hallerinde oluşur; bunları şöyle sıralayabiliriz: Böbrek yetersizliği, kalp yetersizliği, karaciğer sirozu, ileri derecede beslenme bozukluğu ve guatr denilen tiroid bezi hastalıkları. Bu hastalıklar tüm vücutta ödem oluşturur. Damar tıkanıklığı ve hareketsizliğe bağlı ödemler genelde kol ve bacak ya da tek bir vücut bölgesinde olabilir, alerjik ödemler ise tek bir bölgede olabilir. Ödemin Belirtileri neler?Ödemin belirtileri bulunduğu organa göre değişir, vücudun farklı bölgelerinde ödem toplanabilir. Örneğin kalp yetersizliği, böbrek yetersizliği ve sürekli oturmaya bağlı ödemler yer çekimi etkisi ile ayak bileği ve bacaklarda oluşur. Damar tıkanıklığına ya da toplardamara baskı yapan nedenlere bağlı ödemler ise tek kol ya da tek bacakta şişme ile kendini belirgin olarak gösterir. İç organlarda sıvı birikmelerine bağlı ödemler o organla ilgili bulgular verir, örneğin akciğer ödeminde nefes darlığı oluşur. Vücuttaki ödem hangi noktadan sonra sorun olarak nitelendirilir?Özellikle yetişkinlerde ödemin klinik olarak bulgu vermesi için vücutta yaklaşık üç litre fazladan sıvı birikmesi gerekir. Buna bağlı olarak hareket yeteneğinde azalma, ciltte incelme ve sıvı sızması, bunların sonucunda da ödem yaraları gelişebilir.En çok hangi bölgelerde ödem toplanır? Nedenleri var mı?Ödem en çok yer çekiminin etkisi ile topuk çevresi ve bacaklarda oluşur, hareketsizliğe bağlı ödemler ise hareketsiz organ çevresinde gelişir. Alerjik ödem ise daha çok göz çevresi ve dudaklarda görülür. Vücut sıvılarında artış gözaltı ve göz çevresinde erken dönemde şişme yapabilir.Son yıllarda ödem oluşumu sorunu gittikçe artıyor gibi görünüyor.Bunun sebebi ne olabilir? Özellikle hazır besinlerle alman tuz miktarının ve çeşitli hastalıkların artmasına bağlı olarak ödem sorunu da büyüyor. Hareketli bir yaşam sürmek, tuz tüketimini azaltmak ve hazır gıdalardan uzak durmak önlem olabilir. Topuklu ayakkabıların da ödem oluşumuna yol açtığı biliniyor. Masa başında oturan hareketsiz toplumlarda bu tip yakınmalar her zaman artarak devam eder. Besinler Ödem Oluşumunu Tetikler mi?
Hazır gıdalardan ve soslardan uzak durmak da önemlidir, tuzlu zeytin ve peynirler suda bırakılıp tuzları alındıktan sonra tüketilmeli. Bol taze meyve ve sebze tüketimi özellikle önerilir. Çünkü bu tip besinler ödem yapmaz ve sindirim üzerine olumlu etkileri vardır. Spor yapmak ödem oluşumunu engeller mi? Düzenli yapılan spor ödem oluşumunu azaltır, özellikle kardiyo dediğimiz ve haftada üç-dört kez yapılan belli bir ritim ve süredeki egzersizler kalp atım sayısı ve dolaşım hızının artmasını sağlar. Bu da ödem oluşumunu azaltır. Ödem oluşumunda genetik faktörlerin rolü nedir? Ödem oluşturan belirgin bir genetik bozukluk yoktur, ancak doğuştan varolan bazı hastalıklarda ödemi gelişebilir. Örneğin kretenizm denilen doğuştan gelen guatr rahatsızlığında çocuğun tüm vücudunda ödem gözlenebilir, yine doğuştan gelen karaciğer hastalıkları, nefrotik sendrom denen böbrek hastalıkları ve kan tuzlarını ilgilendiren metabolik hastalıklarda ödem görülür. Adet döneminde vücutta ödem toplanmasının nedeni nedir? Kadınlarda adet döneminde artmış olan östrojen ve benzeri hormonların su, tuz tutucu etkisi nedeniyle ödem oluşumu gözlenir. Ödeme Karşı Ne gibi önlemler alabiliriz? Bu dönemde düzenli egzersiz ve tuz alımının kısıtlanması ödem oluşumunu azaltabilir. Ayrıca herhangi bir hormonal rahatsızlık varsa bunun tespiti ve tedavisi de ödemin önlenmesini sağlar. Sabah kalkıldığında yüz neden şişer? Ödem, en erken vücutta ki yumuşak dokularda gelişir, göz çevresi de vücudumuzun en gevşek ve yumuşak bölgelerinden biri olduğu için vücutta fazla sıvı biriktiğinde şişer. Yatarken yüzün şişmesinin nedeni yer çekimidir. Ayağa kalktıktan sonra yer çekiminin etkisi ile sıvılar bacaklara doğru yer değiştirir. Uykusuzluk gibi durumlar gözlerde yorgunluk yaratacağından ve özellikle yüz bölgesindeki duyarlılığı artıracağından göz çevresinde ödem oluşumuna yol açabilir. Özellikle yetişkinlerde ödemin klinik olarak bulgu vermesi için vücutta yaklaşık üç litre fazladan sıvı birikmesi gerekir. Buna bağlı olarak hareket yeteneğinde azalma, ciltte incelme ve ödem yaraları gelişebilir. Uz.Dr. Murat Görgülü - Ödemin İlacı Diyetisyen Sevil Nas Can |
|
Dermalogica’dan göz çevresi çizgilerine “özel formüllü” sıkılaştırıcı;
![]() |
|
Avustralyalı şirket Simavita, idrar tutamama problemi olanların kullanabileceği, uyarı veren iç çamaşırı üretti.
Şirketten yapılan açıklamada, SIMsystem adlı külotun, özellikle idrarını tutamayan (üriner inkontinans) yaşlılar için geliştirildiği bildirildi.
Külotun içinde tabaka halinde yer alan sensörler, idrar kaçırıldığında, bir bilgisayara sinyal göndererek uyarıda bulunuyor. Külotun, testlerin tamamlanmasının ardından Avustralya’da yaşlılar için bakımevlerinde kullanılmaya başlanacağı kaydedildi. Simavita müdürü Philippa Lewis, elektronik külotun idrarını tutamayan yaşlı insanlara kolaylık sağlayacağını belirtti. (aa) |
|
Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri. 85 yaşına ulaşan 8 kadından birinde meme kanseri gelişiyor. Ama sevindirici olan bir konu var ki, günümüzde gelişen teknoloji ve bilinçlendirme çalışmaları sayesinde meme kanseri artık erken evrede yakalanmakta; bu nedenle sağ kalım oranları giderek artmakta.
Kanseri atlatan kadınların en büyük sorunu ise memesiz kalma psikolojisi! Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Topalan, memesi önceden alınmış veya alınacak olan tüm hastaların meme onarımı için olası aday olduğunu belirtiyor.Ancak, bu ameliyat bu hasta grubunun tümüne uygulanmamaktadır. Hastalığın evresi, hastanın genel sağlık durumu, beden yapısı, yaşam biçimi bu ameliyatın yapılmasında ve tekniğin seçilmesinde önemli rol oynar. Hastanın motivasyonu, ilk doktoru tarafından bilgilendirilmesi, kendisinin bu ameliyatı istemesi büyük önem taşır. MEME ONARIMI YETERİNCE BİLİNMİYOR! Meme kanserinin tedavisi sadece hasta organı vücuttan uzaklaştırıp, ilaç ve ışın tedavisi vermekle tamamlanmamaktadır. Yani meme kanseri ile yüzleşen bir kadının tedavisinde sadece Genel Cerrahi, Tıbbi Onkoloji ve Radyasyon Onkolojisi uzmanları değil Plastik cerrahlar, psikiyatristler, sosyal hizmet uzmanları da yer almalı ve birlikte çalışarak tedaviyi yürütmelidirler. Kadınların büyük bölümünün memelerinin tekrar yapılabileceğinden habersiz dolaştıklarını kaydeden Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ferit Demirkan da , böyle bir tedavi seçeneğinin olduğunun bütün hastalar tarafından bilinmesinin bir hasta hakkı olduğunu kaydediyor. Meme onarımı ameliyatının önünde duran diğer engellere de dikkat çeken Dr. Demirkan, hastaların ek cerrahi ve getireceği olumsuzluklardan ve olası onkolojik etkilerinden de korktuğunu kaydediyor. Yapılan çalışmalar, bu tip cerrahi girişimlerin, hastalığın tekrarlaması ya da tekrarlayan hastalığı gizlemesi gibi etkilerinin olmadığını göstermiştir.Prof. Dr. Ferit Demirkan, meme kanseri sonrası onarımın uzman eller tarafından yapılması gerektiğini belirtiyor. Meme kanseri tedavisini yürüten hekimlerin çoğu son yıllara kadar meme onarımı ile ilgili yeterince bilgi sahibi değildi ve kadınların bu tedavi yöntemine ulaşmasının önünde bir engel olarak duruyordu. Ancak son zamanlarda ülkemizde artan başarılı sonuçlar nedeniyle, giderek daha çok hekim hastasına meme onarımını tavsiye ediyor.Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği olarak meme onarımında düzgün sonuçlar alınmaması halinde hastanın ikinci bir travma yaşayabileceğini ve bunun mutlaka bu konuda uzmanlaşmış hekimler tarafından yapılması gerektiği konusunda hemfikiriz. MEME ONARIMI NASIL YAPILIYOR? Özdoku ile onarım: Karın, sırt, kalça ve uyluk bölgesinden hazırlanan dokularla üç boyutlu meme onarımı yapılabilir. Özdokunun avantajı, canlı, yumuşak, üç boyutlu, normal memeye çok benzer bir onarım sağlamasıdır. Verici bölgede yara izi olması ve doku naklinin beraberinde getirdiği riskler bu yöntemin dezavantajları olarak kabul edilebilir. Doku genişletici ve silikon meme protezi ile onarım: Günümüzde protez ile meme onarımında 3 seçenek ön plana çıkmaktadır. Bunlardan ilki, mastektomi ile aynı anda standart ya da ayarlanabilir protez ile tek aşamalı onarım; ikincisi önce doku genişletici sonra protez ile iki aşamalı onarım, üçüncüsü de protezin özdoku aktarımı ile birlikte kullanıldığı onarımdır. Daha basit bir yöntem olması, vücudun başka bir bölgesinden doku nakli yapılmadığı için herhangi başka bir iz yaratmaması ve ameliyat sonrası iyileşme döneminin daha rahat olması avantajlarıdır. Ancak doku genişleticilere ve silikon protezlere bağlı bazı sorunlar bu yöntemin olumsuz yönleridir. MEMESİZ KALMA PSİKOLOJİSİ KADINI YALNIZLIĞA SÜRÜKLÜYOR! Yine Dernek yönetim kurulu üyesi Doç. Dr. Sühan Ayhan ise , kadınlarda memelerini kaybetme fikrinin pek çok sorunu beraberinde getirdiğini kaydediyor. Kadın memesi; kadınlığı, cinselliği, estetik görünümü, bebeğin beslenmesini, sevgiyi ve annelik duygularını ifade ediyor. Meme kanseri ile yüzleşen kadınlar memelerini kaybetme fikrine katlanamıyor ve bunun sonucunda psikolojik yönden şiddetli sorunlar yaşıyorlar. Bu sorunlar arasında depresyon, öfke, gelecek hakkında belirsizlik, umutsuzluk, çaresizlik, kanserin tekrarlayacağı korkusu, yaşama isteğine karşın ölüm korkusu sayılabilir. Doç. Dr. Sühan Ayhan, sadece bu sorunların olmadığını ifade ediyor.Bu kadınlarda beden algısı ve cinsellikle ilgili sorunlar (kendini yarım hissetme, benlik saygısının azalması, dişilik özelliklerini kaybetme korkusu, erken menopoza girme, hormonal bozulma ve cinsel sorunlar), fiziksel uyum sorunları (yaşam kalitesinin bozulması, enerji kaybı, yorgunluk, hormonal değişimler, uyku problemleri); aile ve sosyal yaşamla ilgili ve mesleki/ekonomik sorunlar (sosyal içe çekilme, aile içi sorunlar, eşin desteğinin azalması, terkedilme) gibi sorunlar karşımıza çıkmaktadır. MEME ONARIMI KADINLIK DUYGUSUNU GERİ VERİYOR! Meme onarımının bu psikolojik etkileri azalttığına ve hastanın özgüvenini artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Sühan Ayhan, hastaların kanserle daha etkili mücadele etmesini sağladığını belirtiyor ve ekliyor: GAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDE MEME ALINMASI SONRASI (MASTEKTOMİ) MEME ONARIMI KURSU!
MEME KANSERİNDE SON NOKTA LONDRA -AA- "Tümörü dondurarak öldüren" yeni bir yöntemin, meme kanserinde ameliyatı gereksiz kılabileceği bildirildi. Daily Telegraph'ın haberine göre, bilim adamları, prostat kanserini tedavi için geliştirilen bir yöntemi, 13 hastada deneyerek meme kanseri tümörlerini yok etmeyi başardı. Lokal aneztezi altında yapılan yöntemde, görüntüleme cihazları eşliğinde tümöre küçük iğneler batırılıyor ve eksi 30 derecenin altında soğuk veriliyor. Böylece tümör donarak ölüyor ve ameliyatla tümörün alınması gereği ortadan kalkıyor. "Kreoterapi" olarak bilinen yöntemde daha önce yapılan denemeler, yeterince düşük sıcaklığa ulaşılamadığı için başarısız olmuştu. Yöntem başka araştırmalarda da denenmiş, ancak sadece açık ameliyatta kullanılabilmişti. Başarıyla sonuçlanan yeni yöntemde, deride sadece küçük kesikler oluştuğu ve ağırının asgari seviyede olduğu belirtildi. Yöntemden sonra yapılan biyopsilerde kanserli hücre görülmediği ve 5 yıl sonra da kanserin geri dönmediği bildirildi. Araştırma, Michigan'daki Barbara Ann Karmanos Kanser Enstitüsü tarafından yapıldı ve Girişimsel Radyoloji Derneğinin yıllık bilimsel toplantısında sunuldu. Makaleyi kaleme alan Dr. Peter Littrup, "Kreaoterapi yöntemi, meme kanserinde yeni tedaviler için kapı açıyor ve yöntemin yeni araştırmalarla desteklenmesi gerekiyor" dedi. Birleşik Krallık Kanser Araştırma Enstitüsünden Dr. Kat Arney de, denemenin çok az sayıda hasta üzerinde yapıldığını, yöntemin güvenli ve ameliyata alternatif olduğunun kanıtlanması için daha geniş araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu söyledi. ![]() - Meme Kanseriyle Mücadeleye Destek için ne yapabilirsiniz? - Memeler Kontrol Edilmeli (Prof.Dr. Derin Kösebay) - Meme Kanseri Hakkında Bilmedikleriniz - Mamografi Nedir? - Kendi kendinize Meme Kanseri Testi - Kendi Meme Kanseri Kontrolünü Yap - Meme Kanserinde Yeni Yöntem - Meme Kanserine Karşı Havuç Kürü (Prof.Dr.Erkan Topuz) - Memede Şişlik Kanser Belirtisi mi? (Prof.Dr. Erkan Topuz) - Meme Kanserinde Yeni Tedavi Yöntemi - Meme Kanseri ve Soya Tüketimi (Prof.Dr. Erdem Yeşilada) - Meme Kanserinde Artış Nedenleri |