Ana Sayfa

Sağlık
Reklam
Loading
Ana Sayfa - Arşiv - 02.2010
Arşiv - 02.2010

1 Yaşına Kadar Bebeğinizi Bu Gıdalardan Uzak Tutun

Bebeklerde ve çocuklarda beslenmenin temel amacı, uygun büyüme ve gelişmenin sağlanması ve besin eksikliği durumunun engellenmesidir. Büyümenin ve beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-2 yaş arası dönem, beslenmenin en önemli olduğu zamanlardır.

0-2 yaş arasında dengeli bir beslenme ile birçok akut ve kronik hastalıklar önlenebilir ya da hafif geçirilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, bebeklerin 1 yaşına kadar yememesi gereken bazı gıdalar şöyle sıralanmaktadır:
BEBEKLERDEN UZAK TUTULMASI GEREKEN GIDALAR

* Bal, birçok çiçek tozundan oluştuğu için yüksek dozlu bir alerjendir. İçindeki alerjik maddeler yetişkinler için önemli değilken, bebeklerde tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

* Yumurtanın beyaz kısmı, protein yapısı nedeniyle yüksek alerjik özelliğe sahiptir. Alerjisi olmayan bebeklere 9 aylıktan sonra çok az miktarlarda başlanarak denenebilir.

* İnek sütü de alerji riski taşır. 1 yaşına kadar direkt içirilmemelidir ama evde yoğurt mayalarken rahatlıkla kullanılabilir. Yoğurt haline geldikten sonra inek sütünün protein yapısı değiştiği için zararlı etkileri ortadan kalkar. Yoğurt çok faydalı bir protein kaynağıdır, 6. aydan sonra bebeklere her gün yedirilmelidir.

* İnek sütü ayrıca bebeklerde demir eksikliğine ve kabızlığa neden olabilir. 1 yaşından sonra inek sütü verilebilir, bu dönemde günlük en fazla 500ml (2 su bardağı) tüketilebilir.

* Karaciğer haricinde tüm sakatatlar, özellikle beyin virüs taşıma ihtimali nedeniyle bebeklere hiçbir zaman verilmemelidir.

* Kafein içeren kahve, kakao, çikolata gibi besinler. Kafein bebeği sinirli yapabildiği gibi kalsiyum ve diğer besleyici maddelerin emilimini de engeller.

* Çay hiç besleyici değeri olmadığı gibi çocuklarda kansızlık yapabilir. Çocuk beslenmesinde hiç yeri yoktur, 1 yaşından sonrada verilmemelidir.

* Tütsülenmiş balıklar (somon veya alabalık) tazeliklerini korumak için genellikle nitratlarla işlem görmeleri nedeniyle zararlıdır.

* Tatlandırıcı içeren (sakarin, aspartam vs.) her türlü hazır gıda, doğal olmayan meyve suları, hazır puding 1 yaşına kadar kullanılmamalıdır.

* Salam, sosis ve sucuk gibi işlemden geçirilmiş etler, konserveler de 1 yaşından önce verilmemelidir. Bu tip gıdaların içeriğinde kimyasal maddeler bulunmasının yanı sıra yağ ve kolesterol yönünden zengin olmaları zararlı olabilir, bazen de granül hale getirilmiş kemik içerirler.


Uz. Dr. Özlen Kaya Çardak
Uz. Dr. Özlen Kaya Çardak (ozlen.kaya@memorial.com.tr)
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Memorial Ataşehir Tıp Merkezi

GUT HASTALIĞI İÇİN "SADECE ETi KISMAK" YETMEZ.

54 yaşındayım, gut hastasıyım. Doktorum ilaç kullanmadan önce perhiz yapmamı önerdi. Proteinli besinleri ve eti azalttım, biraz da fazla kilom var. Haftada 3 - 4 gün 45 dakika yürüyorum, bol su içiyorum. Haftada 3 - 4 kadeh rakı içerdim ama tamamen bıraktım. Tatlı genelde sevmem, ama tam olarak neler yemem gerektiği konusunda emin değilim. Bilgilendirirseniz müteşekkir olurum.  Ahmet S. -  Kütahya

Gut daha çok 40 yaş üstündeki - genellikle  - şişman erkeklerde, alkol ve protein tüketimi fazla olan bireylerde görülür. Gut vücudumuzdaki ürik asit fazlalığından oluşur. Hastalığın gelişmesinde kırmızı et ve hayvansal proteinin aşırı tüketiminin etkisi var, ama tedavide bazı bitkisel kaynaklı besinler de sınırlanmak zorunda. Bol su içmeye lütfen devam edin, ürat kristallerini atmak için önemli, yürüyüş ve kilo verme de tedaviye olumlu etki yapar. 

SINIRLI TÜKETİN
(Aşağıda önerilen besinlerden her gün SADECE BİRİ tüketilmelidir. Liste dışında kalan sebzeler rahatça tüketilebilir.)

(Günde sadece 1 seçim)
Yağsız dana eti, tavuk
veya hindi, balık   2 köfte kadar
Kuru baklagiller   8 çorba kaşığı
Karnabahar, ıspanak,
pazı, brokoli, brüksel 
lahanası, semizotu  8 çorba kaşığı
Bezelye, kuşkonmaz veya
veya mantar   4 çorba kaşığı
Bulgur     8 çorba kaşığı

YEMEYİN!
-Tam yağlı süt, yağlı et suları ve bunlarla yapılmış yemekler (az yağlı / yağsız tüketilebilir)
-Sakatatlar (karaciğer, böbrek, dalak, işkembe, dil, beyin, kokoreç)
-Sucuk, pastırma, sosis, salam
-Alkollü içecekler
-Havyar, midye, kalamar, istakoz, ançuez, sardalya
-Leblebi, kuruyemişler
-Tam yağlı peynirler (az yağlı / yağsız tüketilebilir.)
-Yağda kızartılmış, kavrulmuş, sos eklenmiş yemekler
-Kepekli, çavdarlı, yulaflı ekmekler, krakerler (beyaz ekmek ve mısır ekmeği yenebilir.)
-Hamur işi, börek, çörek, pasta, kurabiye, kek (yağsız sütten tatlı veya meyveli tatlı tercih edilebilir.)
-Kaymak, krema, mayonez
-Hayvansal yağlar (tereyağı, kuyruk yağ)
-Av etleri  (Kaz, ördek, keklik, bıldırcın, tavşan)



Uzm.Diyetisyen Dilara KOÇAK Dilara Koçak 
Valikonağı Caddesi Pamuk Apt. No:133 D:7 Nişantaşı 
Telefon: 0 212 2401510-11

* Erkeklerin Vitamin-Mineral İhtiyacı Ne Kadar?
* Anti Aging Beslenme
*
Sizi Mutlu Edecek Diyet
* Vicdan Çorbası İle Formunuz Koruyun
* Selülit ve Diyet
* Yulaf ile Sağlıklı Zayıflamak
* Gut Hastaları için Öneriler
* Dilara Koçak' tan Şifalı Besin Önerileri
* Kadınlarda Maden Suyu Kullanımı
* Karın Bölgesindeki Yağlar Nasıl Erir?
* Kolay Zayıflama Önerileri
* Diyette Yanlışlar

| Yorumlar (2) | 15.02.2010 | Dilara KOÇAK  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Yılın herhangi bir döneminde her 60 kişiden birinin soğuk algınlığı geçirdiğini biliyor muydunuz?


Dr. James A. Duke, ‘Yeşil Eczane’ adlı kitabında yalnızca İngiltere’de herhangi bir günde 930 bin kişinin soğuk algınlığı çektiğini söylüyor: “Yenebilen Bitkiler ve Bahçeden Sofraya adlı kitabın yazarı olan dostum Cathy Wilkinson Barash, bir mektup yazmıştı. ‘Bana botanik bahçesindeki Yuan Hala’nın restoranında yediğimiz akşam yemeğinde verdiğiniz ekinezya tavsiyenizi titizlikle uyguluyorum’ diyordu. Ona burnunun akmaya başlayacağını anladığı an ekinezya almasını tavsiye etmiştim. Mektubunda bu tavsiyemi tutmaya başladığından beri, kendisinde en ufak bir nezle belirtisi görmediğini anlatıyordu. Teksas’taki Amerikan Botanik Konseyi’nin başkanı Mark Blumenthal, yaptığı bir açıklamada, ‘Dört yıldır hiçbir şekilde soğuk algınlığına yakalanmamamı sağlayan sarımsak, ekinezya ve altınmühür gibi bitkilere minnettarım’ diyordu.”

Uyuşukluğa neden olabilir
Dr. Duke, ekinezyayı çok sık kullandığını belirterek, şöyle devam ediyor: “Çünkü bu bitki, bağışıklık sistemini grip mikroplarına olduğu kadar, diğer hastalık mikroplarına karşı da güçlendirir. Bu faydalı bitkinin garip tarafı ise, çayının ya da tentürünün içilmesinden kısa bir süre sonra dilde uyuşukluk ve karıncalanmaya neden olmasıdır. Fakat merak edilecek bir şey yok, çünkü bu tepkinin hiçbir zararı yoktur.
Fakat, ekinezya ne kadar etkili olursa olsun, mucizevi bir soğuk algınlığı ilacı değildir. Ekinezyayı bağışıklık sistemini güçlendirici bir ilaç gibi her gün almanıza gerek yok. Hastalığın başlamak üzere olduğunu hissettiğinizde kullanın.

Anason (Pimpinella anisum):
Anason tohumunun balgam söktürücü etkisi onaylanmıştır. Dozun artırılması halinde, antiviral etkiler de göstermektedir. Birkaç çay kaşığı dövülmüş anason tohumunu, 250-500 ml. kaynar suya karıştırarak 10-15 dakika daha kaynatıp, süzerek anason çayı elde edebilirsiniz. Önerilen doz; sabah ve/veya akşam bir fincandır. Hem balgam sökmenize yardımcı olur, hem soğuk algınlığına karşı bir direnç oluşturur. Tadı da harikadır.

Zencefil (Zingiber officinale):
Birkaç yemek kaşığı ince doğranmış taze zencefil kökünün üzerine 250 ml.  kaynar suyu dökün ve harika bir çay elde edin. Zencefil yaklaşık olarak bir düzine antiviral bileşik içerir. Diğer bileşenleri ağrı kesici, ateş düşürücü, öksürük giderici ve yatıştırıcı etkiye sahiptir.

Turunçgiller ve C vitamini içeren diğer gıdalar:
Nezle ve soğuk algınlığı semptomlarını hafifletmek için, birçok doktor ve herbalist günde dört kez 500 mg. C vitamini alınmasını öneriyor. Wisconsin Üniversitesi Solunum Virüsleri Araştırma Laboratuvarı’nda görev yapan salgın hastalıklar uzmanı Dr. Elliot Dick’in yaptığı bazı araştırmalar, bunun son derece yararlı olduğunu ortaya koymuştur. Eğer C vitamini tedavisi uygulamaya karar verdiyseniz, tedavi sürecinde ishal belirtileri göstermeniz halinde aldığınız C vitaminin miktarını azaltın. Soğuk algınlığı tedavisi için ben de C vitamini kullanıyorum. Fakat C vitaminini haplardan değil, dünyadaki en zengin C vitamini kaynağı olan Amazon meyvesi camu-camu (Myrciaria dubia) yiyerek almayı tercih ediyorum. Kuşkusuz, sizin bu meyveyi henüz manav tezgahlarında bulma şansınız yok. Fakat biber, kantalup kavunu, ananas ve turunçgiller gibi diğer zengin C vitamini kaynağı sebze ve meyveleri her yerde bulabilirsiniz.

- Difteri Griple Karıştırılıyor 
-
Grip Sezonu Açılıyor 
-
Grip İlacı Zatürre Yapabilir Prof.Dr. Aykan Canberk
-
Grip Sezonunda Beslenme Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk
-
Gripten Koruyan Çay Suna Dumankaya
-
Nezle ve Grip için Öneriler Suna Dumankaya
-
Ekinezya ve Grip Tedavisi Dr. James Duke
-
Grip Çayı Dr. Ahmet Toptaş
-
Nezle ve Grip için Beslenme Önerileri Diyetisyen Nil Şahin Gürhan
-
Grip Baş Ağrısıyla Gelir 
-
İnatçı Gripten Kurtulma Rehberi Dr. Gürkan Yurteri
-
Türkiye'de Keçi Gribi YOK! Açıklaması

Dr. James A. DUKE

- Müflinle Zayıflamak
- Göğüs Büyüten Bitkiler
- Sebze Çorbası Kalp Dostudur.
- Ekinezya ile Grip Tedavisi.
-
Depresyona Karşı Sarı Kantaron Kürü.
-
Diyabetlinin Mucize Bitkisi

"Sebze çorbası kalp dostudur. " Dr. James A.Duke

Dr. James A. Duke, ‘Yeşil Eczane’ adlı kitabında, kalp sağlığını korumak isteyenlere sebze çorbalarını öneriyor.

Yeşil Eczane“Kalp krizinden korunmak için en beğendiğim yöntemi hiçbir tıbbi metinde bulamazsınız. Bu yöntemin adı sebze çorbaları. Birçok kişi bu çorbalara ‘minestrone’ der, fakat ben ‘medistron’ diyorum. Çünkü sebze çorbalarının en az besin değerleri kadar ilaç etkileri de var. Bu çorbaların belli bir tarifi yok. Yalnızca kendinizce uygun olan malzemeleri alıp birleştirerek, son derece lezzetli sayısız çorba yapabilirsiniz. En iyisi mevsim sebzeleriyle hazırlamak ve her seferinde küçük değişiklikler yapmaktır. Böylece bir süre sonra bu sağlıklı öğünlerden bıkkınlık gelmez ve ömrünüz boyunca keyifle sürdüreceğiniz bir alışkanlık halini alır. Kendinizi yalnızca çorbalarla sınırlamayın. Sebze ve meyveleri her öğününüzün parçası yapmanız için, bunların kalp hastalıklarından korunmanızı sağladığına dair çok sayıda bilimsel kanıt var.”

TANSİYONU DÜŞÜRÜR, KALP KASLARINI BESLER

Dr. James A.DukeDr. Duke, çorba yaparken özellikle kullandığı sarımsak, soğan, zencefil ve acı kırmızıbiberin, kanı sulandırarak kalp krizini tetikleyen kan pıhtılarının oluşmasını engellediğini söylüyor: “Sarımsak ve soğan,  kolesterolü ve tansiyonu düşürmede de yararlıdır. Domates, ‘gamma amino butirik asit’ (GABA) içerir. Bu bileşik son günlerde hayli ilgimi çekiyor. Çünkü araştırmalara göre, domates ve çorbası yapılan birçok sebzede bulunan GABA, tansiyonu düşürüp, kalp kaslarını güçlendiriyor.”

Dr. Duke, kolesterolü düşürmek için sebze çorbasına enginar, patlıcan, arpa, çeşitli baklagiller, havuç ve ıspanak eklenmesini öneriyor: “Ben çorbalarıma ek olarak güçlü bir antioksidan olan ‘glutathion’ bakımından zengin sebzeler eklerim. Antioksidanlar, koroner arterlerde tıkanmalara neden olan plak oluşumlarını engellerler. Kuşkonmaz, brokoli, lahana, karnıbahar, patates, semizotu ve domates zengin antioksidan kaynaklarıdır. Antioksidanları avokado, üzüm, portakal, şeftali ve karpuzdan da alabilirsiniz, fakat ben bunları çorbamda asla kullanmam. Kullanacağınız sebzeler az yağ ve kolesterol içermeli, hatta hiç kolesterol içermemeli. Hatta kendiniz yetiştirirseniz, sebzeler egzersiz yapmanıza da imkan sağlar.”

HER GÜN 5 PORSiYON

Sebze ve meyveler, içerdikleri C ve E  vitaminleri ile A vitamini eşdeğeri kartenoidler ve bir B vitamini türü olan ‘folat’ sayesinde, bir numaralı antioksidan kaynağı. Yapılan çok sayıda araştırma, kurallar ölçüsünde tüketilmeleri halinde, bu besinlerin kalp krizi riskini yüzde 40 oranında düşürdüğünü gösteriyor. Bunun yanında, kanser riskini de en az yüzde 50 oranında azaltıyorlar. Bu nedenle, İngiltere Kanser Araştırma Kurumu ve birçok Amerikalı sağlıklı beslenme uzmanı, günde 5 porsiyon meyve ve sebze tüketilmesini teşvik ediyor.

Dr. Duke ise şöyle diyor: “Aklınızda bulunsun, 5 porsiyon en az miktardır. Birçok beslenme uzmanı günde 8 ya da 10 porsiyon öneriyor. California Üniversitesi’nde görev yapan ve besinlerle yayılan salgın hastalıklar konusunda uzman olan Dr. Gladys Block’un, günde 5 porsiyonu yalnızca yüzde 10’umuzun tükettiğini söylediğini göz önüne alırsak, günde 8 ya da 10 porsiyona çıkmak hemen hemen imkansız gibi görünüyor. Bunun için en iyi slogan ‘10’a yönelin’ olacaktır.”

KALP SAĞLIĞI iÇiN YARARLI BİTKİLER
Sarımsak, soğan, zencefil ve acı kırmızıbiberin kan basıncını düşürüp, kalp hastalıklarını önlediğini, tedavi ettiğini; soğan ve sarımsağın aynı zamanda kolesterolü düşürerek damarlarda plak oluşumunu engellediğini fırsat buldukça tekrarladım. Fakat kalp hastalıklarını önleyen  ve tedavi eden başka bitkiler de var.

Söğüt (Salix):
Söğüt kabukları, aspirinin bitkisel kökeni olan ‘salisin’ içerir. Yapılan araştırmalar, günde yarım ya da bir tablet alınan aspirinin damarlarda plak oluşumunu engelleyerek, kalp krizi riskini azalttığını ortaya koydu. (Aspirine alerjiniz varsa, söğütten de uzak durun.) Bir çay kaşığı söğüt kabuğunu 250 ml. kaynar suya atıp, 15 dakika kadar demlenmeye bırakın ve süzün. Bu çayı her gün ya da gün aşırı, bir fincan için.

Kazayağı (Amaranthus) ve kalsiyum içeren diğer bitkiler:
Kazayağı yaprakları, en zengin bitkisel kalsiyum kaynaklarından biri. Ve kalsiyum, kemiklere mineral yoğunluğu kazandırıp, osteoporozu önler. Bu mineral, aynı zamanda kalp krizi riskini de önemli ölçüde düşürür. Isırgan otu, bakla, su teresi, meyan kökü, mercanköşk, sater, kızıl yonca sürgünleri ve kekik de kalsiyum açısından zengindir. Yüksek oranda lif içeren kazayağını, salatalarınızda, medistron çorbanızda ve karışık sebze yemeklerinizde kullanabilirsiniz.

Üzüm (Vitis vinifera):
Yapılan birçok araştırma, günde bir ya da iki bardak şarap içenlerde kalp krizi riskinin yaklaşık olarak % 25-40 oranında düştüğünü gösterdi. Üzüm kabuklarında fenol adı verilen ve şaraba kırmızı rengini veren bazı bileşikler bulunur. Fenoller, vücudu kötü kolesterolden korur. Bu yararlı bileşikleri almak için mutlaka şarap içmeniz gerekmez. Fenoller aynı zamanda kırmızı üzüm, kırmızı üzüm şırası, yaban mersini, böğürtlen, çay üzümü, sarımsak ve soğan gibi diğer birçok sebze ve meyvenin içeriğinde bolca bulunur.

Yer fıstığı (Arachis hypogaea):
Fıstık yerken, üzerindeki kırmızı renkli  kabuğunu soymadan yiyin, çünkü   oligomerik prosiyanidinler (OP’ler) olarak  bilinen kalp dostu bileşikler, bu kabukta bulunur. OP’ler yalnızca kalp krizini önlemekle kalmaz, aynı zamanda kanser ve inmeye karşı da koruyucudurlar.
Henüz bitkilerin içerdiği OP’ler tam olarak tespit edilmediği için, hangi bitkilerin zengin OP kaynakları olduğunu söyleyemiyorum. Ben gerekli OP ihtiyacımı fıstık kabuğu, kırmızı üzüm ve kırmızı şaraptan karşılıyorum.

Semizotu (Portulaca oleracea):
Bu lezzetli sebzeyi her fırsatta övüyorum! İşte şimdi karşıma bir fırsat daha çıktı. Yetiştirilmesi çok kolay bir bitki olan semizotu, ‘omega 3’ yağ asidi bakımından en zengin kaynaktır. Bu asitler, kalp krizine neden olan kan pıhtılarını önler. Kanseri önleyen antioksidanlarla dolu olan semizotu, bire bir oranlarda kalsiyum ve magnezyum da içerir. Bu da bolca taze semizotu yemek için çok iyi bir neden. Semizotunu çiğ halde salata olarak yiyebileceğiniz gibi, ıspanak gibi de pişirebilirsiniz.

Hindiba (Cichorium intybus):
Herbalist Kathi Keville’e göre, Mısırlı araştırmacılar hindiba köklerinin kalbe iki şekilde faydalı olduğunu keşfetmişler. Hindiba, kalp çarpıntısını yavaşlatır ve reçetelere kalp ilacı olarak sıkça yazılan yüksükotu gibi kalp güçlendiricidir. Bu da onun güvenilir bir bitki olduğunu yeterince gösterir. Piyasadaki bazı kahve ikameleri kavrulmuş hindiba içerir. Fransa ve İtalya’da, hindiba kökleri yalnızca içecek yapmak için değil, sebze olarak da kullanılır.

Biberiye (Rosmarinus officinalis):
Biberiye, en zengin bitkisel antioksidan kaynaklarından biridir. Besinleri korumak için kullanılması bu özelliği yüzündendir. İçeriğindeki antioksidanlar, etin çürümesini önler. Biberiye, kalbiniz için de aynı etkiyi gösterir. Onunla lezzetli çaylar yapabilir, yemeklerinizde bolca kullanabilirsiniz.

Zeytin (Olea europea):
Düzenli olarak kullanıldığında, zeytinyağı son derece güçlü bir kalp koruyucudur. Zeytinyağı, kalp dostu Akdeniz diyetinin temel taşıdır. Tekli doymamış yağların ana kaynağı konumundaki zeytinyağının anavatanı olan Akdeniz ülkelerinde, kalp krizi oldukça seyrek görülür. Eğer hâlâ yapmadıysanız, zeytinyağını mutfağınızın temel yağı haline getirmenin tam zamanıdır.

  • KALP YETMEZLİĞİ NEDİR? Prof.Dr. Bingür SÖNMEZ 10-04-2010
  • KALP KRİZİ TEDAVİSİ 22-06-2008
  • KALP KRİZİ VE MİDE YANMASI Prof.Dr. Mehmet ÖZ 14-04-2010
  • KALP KRİZİ NEDİR 24-11-2008
  • KALP HASTALIKLARINDAN KORUNMAK Prof.Dr. Bingür SÖNMEZ 24-11-2008
  • KALP KRİZİ VİDEOSU 24-11-2008
  • KALP SAĞLIĞI İÇİN 5 ÖNERİ Prof.Dr. Mehmet ÖZ 28-05-2009
  • KALP BÜYÜMESİNE KARŞI DOMATES KÜRÜ Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu 25-05-2009
  • KALP YETMEZLİĞİNİN BELİRTİLERİ VE ÖNLEMLER Prof.Dr. Bingür SÖNMEZ 10-04-2010
  • KALP HASTALARI NASIL ORUÇ TUTMALI Prof.Dr. Bingür SÖNMEZ 26-08-2009
  • AÇIK KALP AMELİYATI VE ÖKSÜRÜK 19-04-2010
  • SEBZE ÇORBASI KALP DOSTUDUR Dr. James DUKE 14-02-2010
  • SOYA VE KALP SAĞLIĞI Dr. Ender Saraç 26-01-2010
  • KALP SAĞLIĞI İÇİN ÖNERİLER 06-02-2010
  • GRİP KALP KRİZİNE YOL AÇAR MI? Prof.Dr. A.Rasim Küçükusta 14-03-2011
  • KIRIK KALP (TAKOTSUBO) SENDROMU 24-03-2011
  • KALP DUVARINDAKİ BALONLAŞMADAN KURTULDU 22-08-2011
  • KSANTELAZMA KALP KRİZİ HABERCİSİ 17-09-2011
  • CİNSEL SORUNLAR KALP HASTALIĞI HABERCİSİ Prof.Dr. Bingür SÖNMEZ 25-10-2011
  • HASARLI KALP DOKUSUNA KÖK HÜCRE 17-11-2011
  • KALP KRİZİ SOĞUK HAVALARI SEVER 01-01-2012

    Dr. James A. DUKE

    - Müflinle Zayıflamak
    - Göğüs Büyüten Bitkiler
    - Sebze Çorbası Kalp Dostudur.
    - Ekinezya ile Grip Tedavisi.
    -
    Depresyona Karşı Sarı Kantaron Kürü.
    -
    Diyabetlinin Mucize Bitkisi

  • Çocuğunuzun öksürük nöbetleri ne sizi uyutuyor ne de onu! Anne-baba olarak içiniz sızlıyor. Çocuklarda öksürük kışın en sık görülen şikayetlerden biri. Peki öksürükle başa çıkmak için ne yapmak gerekiyor?
    Çocuklarda Öksürük

    Öksürük gerçekte vücudun bir savunma mekanizmasıdır ve solunum yollarının en üstünden (burun içi bir sorundan) en altına kadar herhangi bir noktadan kaynaklanabilir. Kişi öksürerek üst veya alt solunum yollarındaki enfeksiyon etkeni ve alerjik madde gibi yabancı cisimleri vücudundan atmaya çalışır. Bu refleks mekanizmanın baskılanması çocuklarda tehlikeli sonuçlar doğurabileceği için öksürük kesici ilaçlar çocuk yaş grubunda kullanılmamalıdır.

    Çocuklarda tedavi uygularken amaç öksürüğü kesmek değil, öksürüğe neden olan sorunu oradan kaldırmak olmalıdır.

    * Burun akıntısı
    * Boğaz ağrısı
    * Baş ağrısı
    * Ateş
    * Kusma
    * Hırıltı, hışıltı
    * Sık nefes alma
    * Zor nefes alma öksürüğe eşlik edebilir.

    YÜKSEK ATEŞ VARSA DİKKAT!

    Öksürüğe eşlik eden bulgular arasında yüksek ateş (39 ve üzeri) zor ve sık nefes alma, morarma gibi sorunlar varsa acil doktora başvurmak gerekir. Özellikle yemek esnasında ani başlayan öksürük zor ve sık nefes alma eşlik ediyorsa yabancı cisim yutulması düşünülür, çok acil tanı konup tedavi edilmesi hayati önem taşır. Çok yüksek ateş (39 ve üzeri) ile birlikte görülen öksürüklerde alt solunum yolu enfeksiyonu (zatürree) riski olduğundan, acil tanı ve tedavi şarttır. 3 haftadan kısa süren akut öksürük nedenleri arasında kış aylarında başta üst solunum yolu enfeksiyonları gelir. (Farenjit, tonsilit, otit, sinüzit, krup-larenjit vs...) 3 haftadan uzun süren kronik öksürüklerde ise enfeksiyonlarla birlikte alerjik hastalıklar (alerjik bronşit, astım) ön planda düşünülür. Ülkemizdeki sıklığı göz önüne alındığında kronik öksürüklerde tüberküloz-verem hastalığı da unutulmamalıdır.

    VÜCUDUNUN DİRENCİNİ ARTTIRIN

    Özellikle yuva veya kreşe giden çocuklarda kış aylarında her ay hafif üst solunum yolu enfeksiyonları geçirilebilir. Öksürük kısa süreli ise, ateş ve solunum sıkıntısı eşlik etmiyorsa bu yaş grubundaki çocuklarda öksürük ilaçları kullanmaya gerek yoktur. Vücut direncini artırmak, dengeli bir beslenme düzeni sağlamak gibi önlemlerle kısa süreli öksürüklerde iyileşme sağlamak mümkündür.

    Uz. Dr. Özlen Kaya Çardak
    Uz. Dr. Özlen Kaya Çardak (ozlen.kaya@memorial.com.tr)
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
    Memorial Ataşehir Tıp Merkezi

    Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, Bursa'da iki genç kıza ameliyatla karın içi (periton) zarından vajina yaptıklarını söyledi.

    Ameliyat sonrası genç kızların kadınlık fonksiyonlarına kavuştuklarını kaydeden Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uncu, 23 yaşındaki hastalarından birinin iki ay sonra evleneceğini belirtti.

    Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nın düzenlediği 3'üncü Jinekolojik Endoskopi Sempozyumu ve Çalıştayı’nın ilk defa katılımcılara canlı deney hayvanları üzerinde deney yapma imkanı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Gürkan Uncu, endoskopi ile jinekolojide şimdiye kadar yapılmayan pek çok ameliyatı gerçekleştirdiklerini söyledi.

    4 BİN KADINDAN BİRİ VAJİNASIZ DOĞUYOR

    Laporoskopla, vajina takmaktan rahim ameliyatlarına kadar çeşitli ameliyatlar yaptıklarını kaydeden Prof. Dr. Uncu, “Dünyada 4 bin kadından biri vajinasız doğuyor. Bu sorunlar daha sonra ameliyatla düzeltilebiliyor.

    Biz, Bursa’da Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde laporoskopi ile iki hastamıza vajina taktık. Periton, karın içindeki birçok organın dış yüzünün tümünü ya da bir bölümünü örten, aynı zamanda bu organları karın duvarları ve karın içi yapılarına bağlayarak onların karın içindeki yerlerinin bir ölçüde sabit kalmalarına yardım eden bir zardır

    Bu zardan aldığımız parça ile vajina oluşturduk. Laporoskopi yöntemi ile gerçekleşen ameliyattan sonra hastalarımız kısa sürede sağlığına kavuştu. Kadınlık fonksiyonunu devam ettirebilecekler” dedi.

    Vücutta oluşan kesiler nedeniyle açık ameliyatların iyileşme döneminin uzun sürdüğüne dikkat çeken Prof.Dr. Gürkan Uncu, “Vücutta 2-3 delikle gerçekleşen laporoskopik ameliyatlar hastaya sağladığı konfor nedeniyle tercih ediliyor. Hastanede yatış süresi az ve hasta kısa sürede işine, normal yaşamına kavuşabiliyor. Hatta, vajina taktığımız iki hastamızdan 23 yaşındaki genç kızımız, iki ay sonra düğün yapıp evlenecek” diye konuştu

    Yalçın ÖZÜM/BURSA (DHA)

    Botoksun duygusal içeriği yorumlama becerisini etkilediğini gösteren ilk araştırma yapıldı.

    Öfke anında kaşların çatılmasını sağlayan kasları felç eden botoksun, bu duygunun algılanmasında da kısa devreye yol açtığı belirtiliyor.
    Amerikan Newsweek dergisinde yayımlanan araştırmada, Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden David Havas, botoksun bazı duyguları hissetme becerisini etkileyip etkilemediği sorusuna yanıt aradı.

    Araştırmada, alın çizgilerine botoks yaptırmayı planlayan 40 gönüllüden öfke, mutluluk, üzüntü gibi bazı duygular uyandıracak bildirimleri okumaları istendi. Her cümle okunduktan sonra, gönüllülere, bu cümleyi iyi anladıklarında önlerindeki düğmeye basmaları söylendi. Botoks yapıldıktan iki hafta sonra benzer cümleler gönüllülere okutuldu.

    BU ALANDA İLK AÇIKLAMA

    Mutluluk uyandıran cümleyi okuyan katılımcılar düğmeye basmak için hiç vakit kaybetmedi. Ancak öfke veya üzüntü uyandıran cümleleri okuyan kişilerin cümleyi okuma ve anlamaya daha fazla vakit harcadığı görüldü. Dolayısıyla bu duyguların hissedilmesi de gecikti.

    Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden Profesör Arthur Glenberg, normalde beynin kaşların çatılması için bu bölgeye sinyaller göndermesi ve kaşların çatılma şiddetinin beyne geri gönderilmesi gerektiğini ifade ederek, botoks yapıldığında bu mekanizmanın ve anlama becerisinin sekteye uğradığını belirtti.

    Glenberg, "Karşılıklı konuşmada beni çok öfkelendiren birşeyi size anlattığımda eğer tepki vermekte az da olsa geç kalırsanız, bu bana mesajımı anlamadığınızı gösterir" dedi. Fransız "Le Nouvel Observateur" dergisinde de yayımlanan araştırmanın, botoksun duygusal içeriği yorumlama becerisini etkilediğini gösteren ilk araştırma olduğu belirtildi.

    - Botoks'da Yeni Gelişmeler - Prof.Dr. Osman Müftüoğlu
    -
    Botoks Öfkeyi Engeller mi?
    -
    Botoks ile Gögüs Kaldırma - Dr.Ceyda Şener
    -
    Sanatçı Botoksu ve İğnesiz Mezolift
    -
    Botoks Diyeti
    -
    Diş Gıcırdatmaya Karşı Botoks
    - Botoks Hakkında Yanlış Bilinenler

    Koçluk ve Kişisel Gelişim Kampı


    Diyet
    Güzellik
    - Doç.Dr.Alev Eken
    -
    Doç.Dr.Nuran Atmanoğlu
    -
    Dr.Ceyda Şener
    -
    Dr. Horward Murad
    -
    Ebru Şallı
    -
    Meryem DEDE
    -
    Suna Dumankaya
    -
    Şule Karabağ
    Jinekoloji
    - Prof.Dr.Derin Kösebay
    -
    Dr. Süleyman Eserdağ
    -
    Dr. Aytuğ Kolankaya
    -
    Op.Dr. Alper Mumcu
     
    © Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2012 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

    Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
    Ücretsiz Uygulama ile Cepten Takip EtYoutube Xprodoksit KanalıTwitter'dan Takip Et