![]() |
|
|||||
Yanıkların tedavisinde lavanta ve papatya kullanılabilir.Hiç unutmam, bundan 30 yıl kadar önce bir gazete haberi ilgimi çekmişti. Sahil kasabalarımızda o sıralarda sürmekte olan yoğun yapılaşma faaliyetleri nedeniyle inşaatlarda çalışmak üzere buraya gelen iki genç, bir haftalık çalışmanın yorgunluğunu gidermek için bir pazar günü deniz kenarındaki kumun üzerine yatmış, yanmak için de annelerinden hatırladıkları şekilde ceviz yaprağını kaynatarak vücutlarına sürmüşler. Tabii yorgun bedenleri güneşin altında öylesine gevşemiş ki akşama kadar uyuyakalmışlar. Akşam vakti kalkmak istemişler ama nafile, bedenleri cayır cayır yanıyor. Ağır yanık nedeniyle hastanenin aciline kaldırılmışlar. Ceviz taşıdığı kumarin tipi bileşikler nedeniyle güneş ışınlarına olan hassasiyeti artırıyor. 5-6 yıl önce piyasaya çıkarılan ve hızlı bronzlaşma sağlayan güneşlenme ürünlerinin bileşiminde de bergamot esansı yer alıyordu. Bu yağın bileşiminde bulunan furanokumarin tipi madde bergapten cilde sürüldüğünde cildin güneş ışınlarına karşı hassasiyetini artırıp 15-20 dakika içerisinde ten rengini koyulaştırıyordu. Ancak deri kanseri riskini büyük ölçüde artıracağı için haklı olarak, daha sonraki yıllar piyasaya sürülmesine izin verilmedi. Geçen hafta, güneş ışınlarının sağlığımız bakımından öneminden ve olası risklerinden bahsetmiş, riskleri azaltabilmek için alınması gereken genel önlemleri incelemiştik. Bu hafta yanık oluşumundan sonra ciltte meydana gelen hasarı gidermek ve iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla yararlanılabilecek ürünlerden bahsedeceğiz. ALOE VERA CİLDİ RAHATLATIYOR Tropik bir bitki olan aloe vera, bir ara her derde deva bir ilaç olarak ülkemizde bidonlar içerisinde pazarlanıyordu. Pazarlama stratejilerinde kullanılan abartılı iddialar nedeniyle daha sonra yasaklandı. Bu üründen farklı olarak bitkinin etli yapraklarının orta kısmından çıkarılan jelimsi kıvamdaki “aloe vera jel” taşıyan formüllerin cilt hasarlarının tedavisinde başarıyla kullanıldığı biliniyor. Bu formüllerin haricen uygulanmasıyla cildi rahatlattığı, nemlendirerek ve iyileşme süresini kısalttığı ve hatta radyasyon yanıklarını bile iyileştirebildiği ortaya konuldu. Zaten aloe vera jeli çok sayıda dermokozmetik ürününün bileşiminde de yer alıyor. Öküzgözü (Calendula sp.) çiçekleri ve sarı kantaron (Hypericum perforatum) çiçeklerini taşıyan merhemler yanık ve yaralarda etkili oluyor. Bu iki bitkiyi birlikte ya da ayrı ayrı taşıyan formüller hem ağrıyı giderici hem de antiseptik özellikte olup iyileşme süresini kısaltıyor. Sarı kantaron çiçeklerinin saf zeytinyağı içerisinde bekletilmesiyle hazırlanan yağlı özüt, tüm dünyada etkili bir yara ve yanık ilacı olarak yüzlerce yıldır kullanılıyor. Bu bitkinin yaralar üzerindeki etkinliğini ortaya koyan kapsamlı bir bilimsel çalışmanın sonuçlarını uluslararası bir bilimsel dergide bu sene yayınladık. Yapılan bir çalışmada sarı kantaronun etkinliğinin kullanılan zeytinyağının kalitesi ile paralel olarak arttığını, saf zeytinyağıyla en yüksek etki gözlenirken ayçiçek yağı gibi ince yağlarla etkinin belirgin bir şekilde azaldığı gözlenmiş. Sarı kantaron yağının güneş yanıkları tedavisinde kullanılması durumunda, uygulamanın sadece geceleri yapılması ve gündüz ciltten silinerek uzaklaştırılmasını öneririm. Çünkü içerisinde etkili olan madde hiperisin güneş ışınlarına hassasiyeti artırmaktadır. Bu hususa dikkat edilmesi gerekir. YİNE DE DİKKATLİ OLUN Yanık kısımdaki ödemin ve kaşıntının giderilmesi için önerilebilecek bir başka bitki ise papatya. Güvenilir bir marka papatya çayı (Matricaria recutita) olması önemli. İki poşet papatya çayı bir bardak taze kaynatılmış su içerisinde üzeri kapatılarak 5-10 dakika demlenir. Ilıyan çayla vücut silinir ya da bu çay küvetin içerisine dökülerek içerisinde banyo alınır. Yanıkların tedavisinde lavanta yağı da etkili olmaktadır. Tabii Lavandula angustifolia’dan elde edilen gerçek lavanta yağı olması önemli. Doğrudan yanık üzerine pansuman yapılır. Ayrıca yüzde 5’lik Tea tree oil taşıyan kremi sürülebilir. Atkuyruğu silisyum bakımından zengindir, dolayısıyla doku onarımında yararlı olur. Bahsettiğimiz bu bitkiler ürünlerin yanı sıra yanığın derecesine göre basit bazı uygulamalar da yararlı oluyor. Yanık kısım üzerine soğuk kompres uygulanması, yanık kısmın eşit hacim suyla seyreltilmiş elma sirkesiyle pansuman yapılması bu tip basit uygulamalardır. Bu bitkisel ürünler güneş yanıklarının tedavisinde, şikayetlerin giderilmesinde yararlı olabilecektir. Ancak siz yine de dikkatli olun, bu tedavilere gerek kalmasın. Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA | ||||||||||||||||||
Hamilelikte dişler ilgi istiyor.Anne adayları hamilelikte diş bakımına daha fazla özen göstermeli. Hamilelik sırasında oluşan uzun süreli diş eti hastalıkları erken doğuma bile neden olabiliyor. Anne adayları, hamilelikte günde en az iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanarak etkili diş bakımı yapmalı, plak birikimine engel olmalı.
Bebeğin rüya görüp göremediğini bilemiyoruz ama onun rüya gördüğünü hayal etmek bile hoş bir düşünce! Bebeğin akciğerleri artık gelişimini ve olgunlaşmasını neredeyse tamamlar. Doğum sonrası vücut sıcaklığını koruma görevi yapan cilt altı yağ dokusu kalınlaşmaya devam eder. Bebekler hamileliğin son dönemlerinde hızlı kilo alır. Bu haftada bebek artık yavaş yavaş doğum pozisyonunu alır. Eğer kafası yukarıdaysa büyük bir olasılıkla makat geliş nedeniyle anne adayı sezaryen olmak zorunda kalacaktır. Peki, anne adayı neler yaşar? Dr. Alper Mumcu: Bu haftada anne adayı daha hızlı kilo aldığını fark edebilir. Ellerde ve ayaklarda hafif ödem olması normaldir. Ancak anne adayının şiddetli baş ağrıları varsa, çakan ışıklar ya da noktacıklar görüyorsa, şişliklerde ani bir artış varsa, karın ağrısı, bulantı ve kusması oluyorsa preeklempsi (hamilelik tansiyonu) açısından dikkatli olmalı ve mutlaka zaman kaybetmeden doktoruyla görüşmeli. Eğer bebek çok iriyse ya da anne adayı ikiz, üçüz bekliyorsa karındaki aşırı şişlik mideye bası yapar. Rahatsızlık hissi anne adayının iştahında azalmaya neden olabilir. Anne adayı bu haftada bebeğin diz ve dirsek vurmalarını ayırt edebilir. Bu arada zaman zaman içeride bebeğin hopladığını hissederseniz telaşlanmayın. Bu bebeğinizin hıçkırmalarıdır ve tamamen normal bir durumdur. 34’üncü haftada bebek ve annede ne tür değişiklikler olur? Dr. Alper Mumcu: Bebeğin akciğerlerinde büyük bir olasılıkla artık surfaktan adı verilen madde var. Surfaktan, akciğerlerde havalanmayı sağlayan, hava yollarının birbirine yapışmasını önleyen maddedir. Zamanından çok önce doğan bebeklerde yoğun bakımda surfaktan dışarıdan verilir. Bebeğin akciğerlerinde surfaktan olması doğum durumunda solunum problemi yaşama olasılığının çok azaldığı anlamına gelir. Bebeğin ağrılığı 2 kilo civarındadır. Boyu ise yaklaşık 42 santimetredir. Bebeğin böbrek üstü bezlerinden (adrenal) salgılanan hormonlar anne adayında süt üretimini başlatabilir. Bebek gözlerini uyurken kapatıp uyanıkken açık tutar. Tırnakları parmak uçlarına kadar uzamıştır. Bebeğin bağışıklık sistemi gelişmeye devam eder, basit ve hafif enfeksiyonlarla mücadele edebilecek yeteneği kazanmıştır. Anne adayına gelince... Bu haftalarda halsizlik ve yorgunluk pek çok hamile kadının en önemli şikayetlerinden biridir. Uyuma güçlükleri, kilo artışı ve buna bağlı olarak hareket yeteneğinde azalma anne adayının sorun yaşamasına neden olur. Hamile kadınlar bu dönemde cinsel isteksizlik yaşayabilir. Herhangi bir zararının olduğu gösterilmemiş olsa da anne adayı eğer istemiyorsa eşini anlayışlı olmak konusunda ikna etmeli. Bu haftalarda yaşanan bir başka sorun da doğum ve doğuma ait konularla ilgili endişelerdir. Eşin ve doktorun yaklaşımı son derece önemlidir. Anne adayı, dünyada her gün binlerce kadının doğum yaptığını ve bunların sadece çok az bir kısmının sorun yaşadığını aklından çıkarmamalı. Siz bu yazıyı okurken bile binden fazla bebek ilk çığlıklarını attı! Hamilelik diş sağlını nasıl etkiliyor? Dr. Alper Mumcu: Eskiler her gebelik için bir diş gider derlerdi. Artık bu eki söylem pek doğru değil. Ama bu inanışın altında gerçek payı var. Gerçekten de gebelik tüm vücut sistemlerini etkilediği gibi diş ve dişeti üzerinde de etki gösterir. Uygun şekilde bakım yapılmadığı taktirde özellikle dişetlerinde iltihaplanma ortaya çıkabilir. Gingivitis adı verilen bu durum sadece dişetlerinin sağlığını bozmakla ve dişlerin dökülmesinde neden olmakla kalmaz, gebelik üzerinde de olumsuz etkiler yaratır. Yapılan son çalışmalarda gingivit olan hastalarda erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin daha sık görüldüğü bulunmuş. Anne adayının sağlığını tehdit eden ya da bozan her olay karnındaki bebeğini de etkileyebilir. Bu açıdan diş sağlığı hem anne hem de bebek için çok önemli. Anne adayı ne tür önlemler almalı? Dr. Alper Mumcu: Gebelik esnasında acil bir diş probleminin ortaya çıkmasını engellemenin en kolay yolu, düzenli olarak diş kontrollerine gitmektir. Rutin ve koruyucu diş bakımı gebeliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Ancak pek çok gebe kadın kendisini gebeliğin ikinci 3 ayında daha güvende hissettiğinden olası bir girişimi bu dönemlere ertelemeye çalışmalı. Diş filmi bebeğe zarar verir mi? Dr. Alper Mumcu: Gebelikte çekilen diş filminin herhangi bir olumsuz etkisi yok. Ama biz yine de gebelik ya da gebelik şüphesi mevcutsa bu filmi elimizden geldiğince ertelemeye çalışıyoruz. Eğer film çekilmesi şartsa karın bölgesine konulan kurşun plakla bebek korunur. Bu şekilde x-ışınlarının bebeğe ulaşması engellenir. Peki ilaçlar tehlikeli mi? Dr. Alper Mumcu: Rutin diş tedavilerinin çoğunda herhangi bir ilaç kullanmaya gerek kalmıyor. Eğer ilaç kullanımı gerekirse gebeliğe ve anne karnındaki bebeğe olumsuz etkilerinin olmadığı bilinen ilaçlar tercih edilir. Gebelik sırasında diş etleri kırmızı, şiş ve kanamaya meyillidir. Bu durumun gebelikteki hormonal değişimlere bağlı olduğu kabul ediliyor. Gebelik gingivitisi bebek dünyaya geldikten sonra geriler, ancak kalıcı hasar bırakabilir. Eskiler bebeğin kalsiyumunu annenin dişlerinde aldığını söylerler. Bu doğru değildir. Bebek kendi dişlerinin sağlıklı gelişmesi için ihtiyacı olan kalsiyum, fosfor ve diğer vitaminleri anneden alır ancak bunu dişlerden çekerek değil annenin yediklerinden ve içtiklerinden temin eder. Bu nedenle gebelik esnasında dengeli beslenmeye özen gösterilmeli. Op.Dr. Alper MumcuKadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Amerikan Hastanesi Telefon 0 212 311 20 00 / 1660- 65 0 212 311 20 00 /1612 (direkt) alper@mumcu.com | ||||||||||||||||||
| REKLAM |
![]() |
| REKLAM |
|
SAĞLIK KÖŞESİ |
| OKUNASI |