![]() |
|
|||||
| REKLAM |
![]() |
| REKLAM |
|
Limonata sağlık taşır. Havalar ısındı. Susuzluğu gidermek için şöyle buz gibi bir limonata içmek ne güzel olur. Çocukluğumuzun o güzel lezzeti son yıllarda yeniden aranır oldu, adeta yeniden keşfedildi. Türkiye, yıllık 500 bin tonla dünyada altıncı büyük limon üreticisi durumunda, ama dünya birincisi Meksika’da yıllık üretim bir milyon 850 bin ton. Limon meyvesinde bulunan önemli bir bileşik grubu ise flavonoitler (flavanon, flavonol, flavon grubu). Bu bileşikler antioksidan özellikleri nedeniyle birçok hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde yararlı oluyor. Meyvelerin kullanılan kısmına ve işleniş şekline göre flavonoit bileşimleri değişiyor. Limon kabukları flavonoitler ve fenolik bileşikler bakımından en zengin kısmı. Limonun içteki etli kısmı ve elle sıkılan limon suyunun flavonoit içeriği ise biraz farklı. KABUĞUYLA YEMEYİN Sitrik asit limon suyunun diğer önemli bir bileşeni; bir bardak limon suyunda 6-7 gram civarında bulunuyor. Bu madde bilhassa hipositratüri hastalarında böbrek taşı tedavisinde faydalı. Limon suyu gibi sitrik asit bakımından zengin içeceklerin içilmesiyle artan idrar hacmine bağlı olarak, kalsiyum ve diğer kristallerin doygunluğu azalarak idrarla sitrat atılımı artıyor. Böylece böbreklerde kristallenme ve dolayısıyla böbrek kumu ya da taşı oluşumu önlenmesinde yararlı oluyor. Ayrıca limon suyundaki sitrik asit kendini yorgun hisseden kişilerde halsizliğin giderilmesinde yardımcı oluyor. Yürütülen bilimsel çalışmalar limonda bulunan flavonoit tipi bileşiklerden özellikle flavanonların (eriyositrin, hesperidin, naringin) çeşitli kanser tipleri üzerinde deneysel olarak etkili olabileceğini gösteriyor. Bunlardan ilk ikisi limon suyunda da, naringin ise limon kabuğu ve meyvenin etli kısmında bulunuyor. Ancak kansere karşı korunmak için bazı kişilerin söylediği gibi limonu ya da portakalı kabuğuyla yemeğe kalkmayın sakın! İyi bir limonata hazırlanırken sadece limon suyu sıkılmaz, kabuğundan da bir miktar içerisine rendelenerek güzel bir aroma sağlanır. Bu suretle limonatanın içerisine bir miktar naringin ve kabuklarındaki cepler içerisinde bulunan uçucu yağı da katılmış oluyor. Tabii limon suyundaki yüksek C vitamini içeriği de kanserlerden korunmada katkı sağlıyor. POTASYUM AÇISINDAN ZENGİN Limon suyunun yüksek tansiyon hastalarında kan basıncını düşürdüğü klinik çalışmalarla gösterilmiş. Deneysel çalışmalar flavonoit içeriğinde bulunan hesperidin ve diosminin damarlar üzerindeki etkisi nedeniyle kronik toplardamar yetersizliklerinde ve kronik hemoroitlerde yararlı olabileceği ortaya koyuyor. Ayrıca limon vücut için yararlı bir mineral olan potasyum bakımından zengin. Bu mineral kalp işlevlerinin dengelenmesinin yanı sıra sinir uyarılarının kaslara iletilmesinde rol oynuyor. Tüm bu yararların yanı sıra limon suyu içerisindeki sitrik asidin yağ yakılmasını artırarak zayıflamaya yardımcı olduğunu gösteren çalışmalar da bulunuyor. İLAÇ KULLANANLAR DİKKAT! Peki, limon suyu ya da limonata içilmesinde dikkat edilmesi gereken bir durum var mı? Limon suyu da, aynı aileden olan greyfurt suyuyla benzer şekilde etki ederek vücutta bazı ilaçların emilimini artırıyor ve dolayısıyla bazı ilaçların istenilenden daha fazla miktarda emilmesine bağlı olarak yan etkiler görülebiliyor. Ancak limon suyu, greyfurttan farklı olarak seyreltilerek limonata halinde içildiğinde bu tip ilaç etkileşmeleri daha düşük oranda gerçekleşiyor. Yine de ilaç kullanan kişiler dikkatli olmalı! Limonata, ilaç içildikten 1-2 saat önce ya da sonra tüketilmeli. Limon suyu gibi sitrik asit bakımından zengin içecekler böbrek kumu veya böbrek taşı oluşumunun önlenmesine, ayrıca halsizliğin giderilmesine yardımcı oluyor. |
|
Zayıflama, daha doğrusu “incelme” tutkusu bulaşıcı bir hastalık gibi erkeklere de sirayet etti. Fena da olmadı. Çünkü bu bir “feminenleşme” falan değil. Ayrıca kilo probleminin olumsuz sonuçları erkeklerde kadınlardan daha fazla. Bellerindeki simitlerden kurtulamayan göbeklerini ciddiye almayan erkeklerin çoğu çok geçmiyor 3-5 yıl içinde “şeker, tansiyon ya da kalp hastası” oluyor. Yani kilo sorunu kadınlardan çok erkeklerin canını yakıyor. |
Bir Yaşından Önce Bebeklere Bal ve Çikolata Yasak!Anne sütü; bir bebeğin büyümesi ve gelişmesi için gerekli olan besin maddelerini içermesi nedeniyle mükemmel bir besin kaynağı. Anne sütünün bebeğe sağladığı yararlar sayılamayacak kadar çok. Bu nedenden dolayı hekimler, bebeklerin ilk altı ay sadece anne sütüyle beslenmesini öneriyorlar. 6. ayın bitiminden sonra ise ek besinlerle birlikte 2 yıl anne sütü verilmesinin yararlı olduğunu belirtiyorlar. 6. ayın bitiminden itibaren bebeğin birçok farklı gıdalarla tanıştırılması; hem yeni tatlara alışması hem de sağlıklı beslenmesi açısından oldukça önemli. Ancak bebeklerden, 1 yaşına kadar uzak tutulması gereken besinler var. Bu besinler bebekte alerjiye ve zehirlenmeye neden olabiliyor ya da kuruyemişlerde olduğu gibi boğulma riski de yaratabiliyor. International Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Duygu Gür Ünal, bir yaş öncesi bebeklerin yasaklı yiyecekler listesini açıklıyor: BİR YAŞ ÖNCESİ YASAKLI YİYECEKLER : Ek gıdalara başlama konusunda annelerin dikkat etmesi gereken konular hakkında Dr. Duygu Gür Ünal, şunları söylüyor: Mevsim Sebzeleriyle Çorba Hazırlayın Dr. Ünal, bebeğin ayına göre uygun sebze çorbaları hazırlamak gerektiğini belirtirken, mevsimine uygun çorbalar yapılması gerektiğini vurguluyor. Patates, havuç, pirinç ve zeytinyağı ile hazırlanacak ve öğle öğününde verilecek sebze çorbasına kış mevsiminde lahana, brokoli, ıspanak, pırasa, kereviz, karnıbahar, yazın ise kırmızıbiber, kabak, enginar, taze fasulye, semizotu gibi sebzeler eklenebileceğini belirtiyor. Besinleri Blenderdan Geçirmeyin Bebekleri pütürlü gıdalara alıştırmak posa alımlarını da kolaylaştırıyor. Ancak anneler bebeklerin pütürlü gıdaları alamayacağını düşünerek blenderdan geçirip tamamen sıvı hale getiriyor. Tamamen pütürsüz yemeye alışan bebek, daha sonra pütürlü gıdaları yemeyi reddediyor. Bu nedenle annelerin sebze çorbasını blender yerine tel süzgeçten geçirmesi ya da çatalla ezerek püre haline getirmesi gerekiyor. Tarhana ve Mercimek Çorbası Sekizinci Aydan Sonra Sebze çorbalarının dışında, öğle öğününde, tavuk suyuna tel şehriye, baharatsız yayla çorbası da verilebilir. Tarhana ve mercimek çorbalarının yoğun içeriklerinden dolayı yedinci veya sekizinci aylardan sonra verilmesi gerekiyor. Altıncı Aydan Sonra Bebek Kahvaltısı Altıncı aydan itibaren bebeklere sabahları kahvaltıda şu yiyecekler verilebiliyor: Bebek Bir Yaşından İtibaren Yetişkin Sofrasına Oturabilir Dr. Duygu Gür Ünal, bebeklerin bir yaşından itibaren yetişkinlerin sofrasına oturup beslenebileceğini belirterek şunları söylüyor: Yemek Savaşlarına Hayır! Bebeğin sunulduğu anda yemek istemediği besinler olabileceğini söyleyen Dr. Duygu Gür Ünal, bebeklerle yemek savaşı yapılmaması gerektiğini söylüyor. “Ek gıdayla geçiş döneminde dikkat etmeniz gereken önemli noktalardan biri, bebeği sevmediği besinler konusunda zorlanmamanız, yemesi için onunla inatlaşmamanızdır. Eğer bebek besini beğenmiyorsa, bir diğer besine geçebilirsiniz. Ancak beğenmediği yemeği 1–2 hafta sonra tekrar denemelisiniz. Pek çok bebek, daha önce reddetmesine rağmen zaman geçtikten sonra tekrar sunulan besini afiyetle yer. Ayrıca bebek hastayken yeni besinlerle tanıştırılmaması, hastalıklarının geçmesinin beklenmesi önem taşıyor. |
|
Mezoterapi, cilt gençleştirmede laser ve botoksla dönüşümlü olarak uygulanırsa en az beş yıllık gençlik sağlıyor. Mezoterapi geçmişi 1950’lere dayanan, ilk çıktığında yara iyileştirmek amacıyla uygulanan, sonrasında ise incelme, yüz gençleştirme ve saç dökülmelerinin önlenmesinde kullanılan bir yöntem. Mezoterapi saçta uygulandığında kan dolaşımını artırıcı maddeler (coenzim Q10, minoxidil), hyaluronik asit ve büyüme faktörleri tercih ediliyor. Bu maddeler damarların açılmasını sağlayarak saçların güçlenmesini ve yeni saç üretimini uyarıyor. Ayrıca saçların dökülmesine sebep olan enzimin işlevine engel olabilen maddeler kullanılıyor. Yüzde uygulandığına ise benzer maddelere ek olarak vitaminler (A, B3, B5, B6), antioksidanlar, DMAE ve DNA gibi yoğun nemlendirici, yeniden yapılandırıcı ve sıkılaştırıcı asit gibi maddeler tercih ediliyor. Mezoterapinin akupunkturdan farkı, özel bazı karışımların deri altına enjekte edilmesinden kaynaklanıyor. Sık tekrar başarıyı artırıyor Yüzde kullanıldığında verilen özel maddelerin sayesinde yüzün sıkılaştırılması mümkün olabiliyor. Bu maddelerin leke açıcı etkileri olabiliyor, bağ dokusunu güçlendirerek çok ince çizgileri açıyor, gözenekleri sıkılaştırabiliyor. Mezoterapide seans sıklıklarının iyi ayarlanması da lazım. Öncelikle dört-beş seans haftada bir, sonra koruyucu olarak üç-dört ayda bir tekrarlamak gerekiyor. Mezoterapinin etkilerini artırmak için botoks ve laseri de cilt gençleştirmesinde kullandıklarını anlatan International Hospital Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Ferzan Aytuğ, şunları söyledi: “Dinamik kırışıklıklar için botoks uygulaması yeterli olabiliyor. Oturmuş kırışıklıkları ise botoks çok küçük oranlarda açabiliyor, bu noktada laser ve mezoterapi birlikte uygulanıyor, daha derin çukurlar için dolgu tedavisi eklemek gerekiyor. Hiçbir yöntem tek başına cildi gençleştiremiyor. Bu nedenle hepsinin etkilerinden yararlanmak önem taşıyor. Kişinin ihtiyacına uygun yöntemler doğru belirlenmeli ve uygulamalar kişi ile ayrıntılı paylaşılmalı ve onamı alınmalıdır.” Açılmış gözeneklere iyi geliyor Mezoterapiyi genç yaştaki kişilere de yapmak mümkün. Genç bir kişide gözenekler erken açıldıysa mezoterapi sıkılaştırabiliyor. Mezoterapi ile enjekte edilen özel maddelerin, bağ dokusunu uyarıcı etkisi 15 gün sonra başlıyor, bir ay içinde oturuyor. Saç dökülmesini durduruyor Saç dökülmesinde farklı tedavi seçenekleri bulunuyor. Bu seçenekler arasında yer alan mezoterapi, saç derisine enjekte edilen özel maddeler sayesinde saçların dökülmesini durduruyor. Diğer tedavilerden farkı, mezoterapi ile daha hızlı sonuç alınması. Mezoterapi ilk defa erkek tipi dökülmelerde kullanılmaya başlasa da, kadınlarda görülen hormonal kökenli dökülmelerde de etkili oluyor. Mezoterapide, çok incelmiş, hala saçın olduğu bölgeleri tercih etmek gerekiyor. Çünkü saçların olmadığı kelleşen bölgeye saç ekimi gerekiyor. Mezoterapideki amaç 3-5 seanslık uygulamalarla dökülmeyi durdurmak, 5-6 seanstan sonra yeni saç çıkmasını sağlamaktan kaynaklanıyor. Saç mezoterapisi haftada iki seans, genelde 10 seans uygulanıyor. Kişinin ihtiyacına ve yanıta göre 20-25 seans da uygulanabiliyor. Hastaların kozmetik beklentilerini daha hızlı karşılamak için saç mezoterapisini uygulamak gerekiyor. Mezoterapi zayıflatmada dikkatli kullanılmalı Mezoterapi, yüz ve saçın dışında, bölgesel yağlanmaların giderilmesinde de kullanılabiliyor. Ancak özel seçilmiş vakalarda ve bölgelerde uygulamak, başarı şansını artırıyor. Mezoterapinin uygulanacağı kişi eğer çok obez bir kişiyse işe yaramıyor. Yöntem diyet ve spor yaparak zayıflamış, bölgesel yağlanmadan şikayetçi olan kişilerde daha başarılı olabiliyor. Enjekte edilen maddelerin bazıları deri hücrelerine fazla zarar verebiliyor, bu sebeple doğru madde seçimine dikkat edilmesi önem taşıyor. Uygulama sonucu bazı alanlarda asimetrik çöküntüler olabiliyor, bu nedenle çok dikkatli uygulanması gerekiyor. |