![]() |
|
|||||
| REKLAM |
![]() |
| REKLAM |
Akne tedavisinde alternatif yaklaşımlarAkne, kıl ve yağ bezlerine ait foliküllerde görülen çok
yaygın bir kronik hastalıktır. Bu kişilerde oluşan kendine güven eksikliği ciddi
akne oluşuna neden olur. Kistsel akneleri olan hastaların birçoğunda endişe,
içine kapanıklık ve toplumdan kendini soyutlama gözlemlenmiştir. Akneler kişiyi
ruhsal rahatsızlıklara kadar sürükleyebilir.
Akneler geçtikten sonra ciltte kalan izleri de büyük sorundur. Akne, alışılageldiği gibi bazı topikal ve antibakteriyel, antimikrobiyal ve retinoid gibi ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilmektedir. Ağır ve daha çok orta seviye akneler ilaçlarla kombine terapiler gerektirmektedir. Bu tedaviler birkaç aylık periyodlarla uygulanmalıdır. Lazer ve ışık-bazlı terapiler, akne tedavisinde alternatif yaklaşımlar olarak ortaya çıkmıştır. Monoterapi ya da diğer yaklaşımlarla kombine olarak, bu cihazlar minimal invazif bir şekilde aknelerin tedavisinde güvenilir sonuçlar ortaya koymaktadır. IPL lazer akne tedavisinde yararlı sonuçlar vermektedir. Bu lazerde ışık dalgaları yağ salgı bezlerini ve cilt altını hedef alır. Melanin’in en düşük seviyede emiliminden dolayı, koyu, bronzlaşmış ve yanmış ciltlerde de lazer tedavisi rahatlıkla uygulanabilmektedir. Tedavinin en önemli özelliği lokal anesteziye gerek olmaması. İşlem sırasında rahatsızlık hissinin çok az duyulması ya da hiç duyulmaması. Daha sonra da bir ağrı ya da rahatsızlık gözlenmemiştir. Lazer tedavisinin herhangi bir yan etkisi yoktur, bazı hastalarda seans sonrasında 15-20 dakika sürebilen hafif kızarıklıklar görülebilir. Tüm hastalarda, cilt yağlanmasına daha az meyil gözlenmiştir. İlk dört seans sonrasında nodüllerde, kabarcıklarda ve sivilcelerde yüzde 71 oranında azalma görülür. Tedavi cilt durumuna göre 5-8 seans arasıdır. Bir senede yaklaşık yüzde 80 oranında temizlenme görünür. Tedavinin başarı oranının yüksek olmasında hastaya da önemli görevler düşmektedir. Öncelikle tedavi boyunca hasta eli ile cildine herhangi bir temasta bulunmamalı, yüzünü temiz tutmalı ve akneler kesinlikle sıkılmamalıdır ve aknelerin yayılmaması için peeling ya da masaj hareketleri yapılmamalıdır. Akne sorunu çoğunlukla psiko-somatik bir hastalık olarak ortaya çıksa da karaciğer ve böbreklerdeki işlev bozuklukları da akneye neden olabilmektedir. Bu nedenle, tedavilerin doktor kontrolünde yapılması gerekmektedir. Akne tedavisinde alternatif yaklaşımlar Sivilceli ciltlere maskeler Eğer akneleriniz
çok ciddi boyutlarda değilse, evde bazı doğal maskeler
uygulayabilirsiniz:
Sivilce Maskesi Formül 1 : * 1 çay kaşığı pudra Uygulama: Kapsül antibiyotik ezilerek un haline getirilir. Diğer malzemelerle karıştırılır. Ciltteki sivilcelere sürülerek 20 dakika bekletilir. Sivilce Maskesi Formül 2 : * 1 tutam reyhan otu Uygulama: Reyhan otu toz haline
getirilip limon suyu ile boza kıvamına gelene kadar karıştırılır. Yaralara ve
sivilcelere dezenfekte ettikten sonra sürülür.
Sivilce Maskesi Formül 3 : * 1 adet soğan Uygulama: Soğan pişirilip mikserden
geçirilir. Kil, limon suyunda eritilip soğanla karıştırılır. Bu karışım
sivilceli cilde maske olarak uygulanır. Dr. Ceyda ŞENER Önceki Yazılar
:* Erkek Cilt Bakımı ve Kürler * Selülitlere Bitkisel Çözümler * Malezma ve Tedavisi * Doğal maskeler ile cilt temizliği * Güneş yanıkları için bitkisel çözümler * Şişmanlatmayan gıdalar * Kırışıklık ve lekelere son |
|
Acaba tedavim doğru mu? 24 yaşındayım, 2.5 senelik evliyim. Bir yıl doğum kontrol hapı kullandım. Son 1.5 senedir de korunmuyoruz. Ama gebe kalamıyorum. Adetlerim son 8 aydır düzensizdi. Doktora gittim. Memelerimi sıktı, uçlarından bir miktar berrak bir sıvı geldi. “Bu durum çocuğunuzu olmasını engelleyebilir” dedi.
![]() Herhangi bir test uygulamadan Parlodel verdi ve adetimin 5’nci günü Klomen almamı söyledi. Son iki aydır bu tedavinin yanında yumurta çatlatmak için iğne yaptı. Bu ay üçüncüyü yapacak. Sizce doğru yolda mıyım? 3 ay oldu ama gebelik hâlâ yok.
CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : Jinekolojik muayenin bir parçası da memelerin muayenesidir. Burada memede ele gelecek bir kitlenin araştırılması yanında (Meme kanserinin erken teşhisi için her kadın doğum uzmanı memeleri muayene etmelidir), meme ucundan süt veya benzer bir akıntının olup olmadığının araştırılmasıdır. (Bu akıntının olmasına Galaktore denir ve prolaktin hormonunun yüksekliğinin bir göstergesidir). Burada yapılması gereken hormonlarınızın ölçülmesidir. Eğer prolaktin miktarı yüksekse aldığınız ilaç doğru bir tedavidir. Bundan sonra yumurtlamanın olup olmadığı araştırılmalı (Ultrasonla). Eğer yumurtlama yoksa onun tedavisi için çeşitli ilaçlar kullanılabilir (Bu tedavilerden biri de size uygulanandır). Gebelik hâlâ olmuyorsa... Belki kanallarda bir sorun var? Rahim filmi çekilip kanalların açık olduğunun görülmesi gerekiyor. Eşinizin muayenesinden hiç söz etmemişsiniz. Acaba onun bir sorunu var mı? Sperm sayısı yeterli mi? Sevgiler. Bir daha çocuk doğurabilir miyim? 34 yaşındayım ve 2 çocuğum var. Bende 3 santim büyüklüğünde myom bulunuyor. Adetlerim çok ve parça parça geliyor. İkinci çocuğumu doğurduğumda bir ameliyatla eşim alındı. Bir daha çocuk yapabilir miyim? Myomu aldırmalı mıyım? Aldırmadan doğum yapabilir miyim? “Altın çağ 35” diyorlar ve eşim bir çocuk daha istiyor. Ne yapmalıyım?
CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : Sorunuzda “Doğumda eşim (Plasenta) yapışıktı ameliyatla aldılar” demek istiyorsanız nasıl bir ameliyat bunu bilmek gerekiyor. Myomun alınması konusuna gelice; adetlerin aşırı kanamalı geçtiğini söylüyorsunuz. Eğer bu durum bir hormonal bozukluktan kaynaklanmıyorsa veya hormonal tedavi ile düzeltilebilecek düzeyde ise ameliyata gerek olmayabilir (Bunu yapılacak ultrason muayenesinde değerlendirmek gerekiyor). Aksi halde ameliyat olmanız gerekiyor. Hâlâ adet düzensizliğim var 20 yaşındayım. Bundan 3 yıl önce vücudumdaki aşırı tüylenme yüzünden doktora gittim. Bana kist olduğunu söylediler. 3 ay önce yeniden ultrasona girdim, kist yoktu. Hormon testim temiz çıktı. Ancak benim hâlâ adet düzensizliğim var. O yüzden doğum kontrol hapı kullanıyorum. Acaba bir zararı olur mu? İleride çocuk sahibi olurken sorun çıkar mı?
CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : Yumurtalığın hormon yapımındaki düzensizliklerde doğum kontrol hapları başarılı şekilde kullanılabilmektedir. Bu tedavi ile yumurtalıklarda kist oluşumu bir ölçüde engellenebilir. Yumurtalıklardan çıkan hormonların düzenli salgılanması sağlanabilir ve hatta kadınların en korktukları yumurtalık kanseri riski bile en az yüzde 50 oranında azalır. Bu durumda doktorun da tavsiye ettiği doğum kontrol haplarını 1-2 sene daha almaya güvenle devam edebilirsiniz. ![]() Sorularınız İçin : derin.kosebay@memorial.com.tr » Rahimde Küçülmeyen Kist » Anne Olmak Hayal Değil » Vajinal Akıntı Şikayetleri » Korunmak Yumurtalıkları Tembelleştirir mi? » Klamidya Nedir? Belirtileri Nelerdir? » Doğum Kontrol Hapı Ne Kadar Kullanılmalı? » Rahim Ağzı Kanser Aşısı » Memeler Kontrol Edilmeli » Doğum Şekli Nasıl Olmalı? » Rahim Alınması Cinsel Hayatı Bitirmez » Kürtaj Hamile Kalmayı Zorlaştırır. » Her İlişkiden Sonra Kan Geliyor » Kisti Aldırmadan Kurtulamazmıyım » Serviks Kanseri » Neden Gebe Kalamıyorum? » Genç Kızlarda Adet Gecikmesi » Kürtaj Sonrası Adet Sorunu » Gebelik İöin Ne Kadar Süre Gerekli » Menopozda Kanama Varsa » Çikolasta Kisti için Ameliyar Şart » Sarkom Tedavisi |
|
Uz. Dr. Ahmet Arpacı'nın Deniz Şafak'la İyilik Sağlık programında Zona Hastalığı ve Tedavi Yöntemlerini anlatıyor. |
|
Çocukluk yaşlarda geçirilmiş Su Çiçeği hastalığı ile ilk adımı tamamlanan ZONA hastalığı orta ve ileri yaşlarda vücut direncinin düşmesi ile kendini göstermeye başlar.
Normal sağlıklı kişilerde ve gençlerde nadir görülen artan yaşla birlikte görülme sıklığı artan bu hastalık, kişinin yaşam kalitesini bozan bir virüs hastalığıdır. Günümüzde çok sık görülür ve tedaviye rağmen tekrarlama eğilimi sıktır. Bu hastalık genelde çocukluk çağında su çiçeği virüsünün (mikrobunun) sinirlere yerleşerek yıllar sonra kendiliğinden büyük bir nedenle de vücudun savunma mekanizması bozulunca tekrarlayan bir hastalıktır. Daha çok kişinin göğüs ve sırt bölgelerinde görülür. Ender olarak boyun, bel ve baş bölgesinde de görülebilir. Bu hastalık döküntülü bir hastalıktır. Bu döküntüler aşırı ağrılı ve dokunmaya çok hassastır. Hast da ender de olsa ateş ve halsizlik olabilir. Döküntüler yaklaşık 10 gün sonra kabuklanır. Sağlıklı kişilerde 2-3 hafta içinde lezyon kayıp olur. Bazen döküntüler uzun süre etkisini gösterebilir. Bu hastalığın en rahatsız edici yanı çok şiddetli batıcı ve yanıcı ağrı dokunmakla artan hassasiyettir. Bazen döküntü iyileştikten sonra da uzun süre bu ağrılar devam eder. Bu duruma post herpetik nevralji denir. Bu hastalık sadece ağrı yapmaz. Kişinin hayatını ve hayati organlarını etkileyen hasarlara da sebep olabilir. Örneğin baş bölgesinde en çok göz tutulur. Önlem alınmassa körlüğe giden durumlar olabilir. Yine bazen bu hastalıktan dolayı felç gelişebilir. Özellikle döküntünün olduğu ilk 3 ile 5 hafta arasında felç geçirme olasılığı vardır. Bu felç kas güçsüzlüğü şeklindedir. Bu hastalık sinir sistemini etkileyen ve büyük oranda da orta ve daha çok ileri yaşta görülen bir hastalıktır. Çok basit izah edersem çocukluk çağında bu su çiçeği geçirildiği zaman bu hastalığa sebep olan mikrop sinirlere yerleşir ve ileriki dönemlerde vücut direnci düşünce aktif hale gelir ve hastalık oluşur. Tedaviyle hastalık belirtileri geçer. Fakat vücut direnci düşünce tekrarlama, vücut direncini düşüren en önemli etken aşırı üzüntü, kronik depresyon gibi sinir sistemini zarara uğratan etmenlerdir. Bunun yanında vücut direncini düşüren diğer hastalıklarda ( diabet, v.s.. ) bu hastalığın açığa alınmasına neden olur. Bunun için hastalığın tedavisinde hastalığa yol açan mikroba karşı yapılacak tedavinin yanında vücut direncini düşüren etkenlerle de mücadele etmek gerekir. Örneğin; deprasyonu olan hastanın tedaviye paralel bu durumunun düzeltilmesi gibi. Tedavinin yanında en önemli yapılması gereken vücut direncini arttırmaya yönelik destek tedavisidir. Hastalığın tekrarlamaması için vücut direncini arttırmaya yönelik destek tedavisidir. Hastalığın tekrarlamaması için vücut direncini arttırmak hastalığa yol açan mikrobun yok olması veya inaktif hale gelmesi gerekmektedir.
Prof.Dr. Ahmet MARANKİ PRATİK BİTKİSEL FORMÜLLER : - Lahana yaprakları ezilir, lapa halinde konulur, günde 4 defa içilir. - Vücut saf zeytinyağı ile ovulur. - Vücut sirkeyle karıştırılmış su ile yıkanır. - Ağrıyan yerler badem yağı ile ovulur. - 4 bardak suya, 4 kaşık ezilmiş kuşburnu konulur. 30 dakika kaynatılıp, nöbet şekeri ile tatlandırılır. Bu karışımdan günde 3 bardak içilir. Zona Hasatlığına Tıbbi Bakış ve Tedavi Yöntemleri Uz. Dr. Ahmet Arpacı'nın Deniz Şafak'la İyilik Sağlık programında Zona Hastalığı ve Tedavi Yöntemlerini anlatıyor ve özelikle daha önce su çiçeği geçirmemiş hamile anne adaylarını uyarıyor. ![]() - Zona ve Tedavisi - Zona Riski ve Su Çiçeği |