Ana Sayfa

Sağlık
Reklam
Loading
Ana Sayfa - Arşiv - 06.03.2010
Arşiv - 06.03.2010

Çocukların sağlıklı büyüyüp gelişmeleri, bedensel ve ruhsal olarak kendilerini daha iyi hissetmeleri, hatta okul başarıları, doğru dengeli ve yeterli beslenip beslenmedikleriyle yakından ilişkilidir.

Çocuklarda Boy ve KiloSağlıklı büyüme ve gelişmenin önemli işaretlerinden ikisi kilo ve boy artışıdır. Bu nedenle yalnızca aşırı kilolu olma riskini değerlendirmek için değil, sağlıklı büyüme ve gelişmeyi sürdürdüklerini izlemek için de kilo ve boy takibi yapmanız gerekiyor.

En iyisi, sabah uyanınca kahvaltıdan önce ayaklar çıplakken üzerlerinde sadece iç çamaşırı bulunurken boy ve kilolarını belirlemeniz. Banyonuzda mutlaka kaliteli bir tartı aleti bulunsun. Daima aynı tartıyı kullanın. Elde ettiğiniz değerleri çocuk doktorunuzla konuşun, tartışın.

Çünkü çocuğunuzun gelişim grafiğini elde ettiğiniz ölçümleri değerlendirecek en iyi kişi bir çocuk sağlığı uzmanıdır. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, boy-kilo sonuçlarını sadece rakamsal değeri bakımından değil, genel sağlığı bakımından da değerlendireceği için en doğru kararı verecektir.

Bazı çocuklar diğerlerinden daha iri yapılıdır. Kasları daha fazla kemikleri daha büyüktür, kalındır. Diğerleri daha zayıf ve nahif yapılıdır. Böyle durumlarda sizin hatalı bir karar verme ihtimaliniz olabilir.

Kısacası özellikle 12 yaş altında bir çocuğun sağlıklı gelişip gelişmediği, büyüyüp büyümediği normal, zayıf ya da şişman olup olmadığı kararını kesinlikle bir çocuk sağlığı uzmanına bırakmanız gerekiyor.

İsteklerine kulak verin

Çocuk ve gençlerin bazı takıntıları vardır. Bunlara da dikkat etmenizi öneririm. Mesela çok sıcak yemekleri sevmezler, çok soğuk yemeklerden pek hoşlanmazlar. Çok sıcak yemeklerin soğumasını sağlayın, çok soğuk bir yemeği servis etmeden önce biraz ısıtın.

Ayrıca fazla ısrardan da hoşlanmazlar. Sizin çok faydalı veya lezzetli saydığınız bir yiyecek onlar için hiç de cazip olmayabilir. Böyle durumlarda aynı gruptan başka bir yiyeceği ya da aynı yiyeceğin başka bir formatını alternatif olarak yedirmeyi deneyin.

Mesela balık sevmeyen bir çocuğa ton balıklı makarna, ton balıklı sandviç, ton balıklı salata uygun alternatifler olabilir. Balık çorbasını bile düşünebilirsiniz.

Soslardan da faydalanmayı düşünün. Sosa batırılarak yenen yemekleri, hatta sebze parçacıklarını daha keyifli yediklerini göreceksiniz. Çocuklar “batırarak” yemeyi çok sever.

Ara öğün seçimlerine yardım edin

Sık sık atladığımız bir nokta da ara öğün seçimleridir. Çocuklar hangi yaşta olurlarsa olsunlar atıştırmaya bayılırlar. Aslında bu doğru ve iyi bir seçimdir. Çünkü mideleri küçüktür ve büyükleri gibi günde 2-3 kez iri öğünler yiyerek beslenmezler. Bu nedenle atıştırmalar veya ara öğünler onlar için her zaman önemlidir.

Burada dikkat etmeniz gereken temel belirleyici, atıştırma yaparken yükte (yani kaloride) hafif, pahada (yani besin içeriği bakımından) zengin, vitamini, minerali, antioksidanı bol atıştırmalar yiyip içmelerini sağlamaktır.

Doğru atıştırmalar hangileri?

Özetle, çocukları beslerken ara öğünler ana öğünler kadar dikkatli planlanmalı, ciddiye alınmalıdır. Önlerine günde 2-3 besleyici ara öğün konmalıdır. Çocukların atıştırmalık seçerken bazı küçük takıntıları olabilir.

Mesela eğlenceli, renkli, şekilli, hatta kokulu atıştırmaları daha çok severler. Dikkat edilmediğinde gofret, cips, grissini, bisküvi, browni gibi yanlış ve hatta zararlı olabilecek atıştırmalara ağırlık vermeleri bundandır.

Oysa yoğurt, dil peyniri, sürme peynir, hatta puding gibi süt ürünleri ve hatta bazen sütün kendisi kahve özleriyle ya da meyvelerle zenginleştirilmiş sütlü, yoğurtlu yiyecek içecekler, ayran da atıştırma ya da “abur cubur” niyetine yedirilebilir ki bunlar iyi ve faydalı atıştırmalıklardır.

Taze meyveler, taze sıkılmış yüzde yüz meyve suları, kurutulmuş meyveler ve pestilleri de tavsiye ederim. Ayrıca sebzeli-peynirli tostlar, sandviçler de özellikle proteinli yiyeceklerle (ton balığı, kuşbaşı veya füme hindi) zenginleştirildiğinde faydalı ara öğünler haline gelebiliyor. Rafadan yumurtayı bile ara öğünlerde bir şekilde kullanmakta fayda var.

İyi örnekler olun

Ortak günahlarımızdan biri çocuk ve gençlere iyi rehberlik etmemek ve doğru örnekler olamamaktır. Çocuklarımızla birlikte yenen yemekler ve o yemeklerde sergilenen yeme davranışlarımız çocuklarımızın beslenmesini ve yeme davranışlarını derinden etkiliyor.

Bu nedenle birlikte yemediğiniz zamanlarda bile onlarla masada olmaya gayret etmek şart. O masaların bir de “sosyal boyutu” var çünkü. Ayrıca yemek süresinde gösterilecek şefkat davranışları, ilgi ve sevgi de onları etkiliyor. Çocuklar bizi izliyor, taklit ediyor. Biz ne yapıyorsak, benzerini yapmak eğilimindeler.

Her sofrayı bir “beslenme eğitimi zamanı” gibi değerlendirmek bu nedenle çok önemli. Yavaş yemeyi alışkanlık haline getirmeyi öğretmek, onları iyi ve uzun süreli çiğnemeye teşvik etmek, sofrada kendi kendilerine servis yapmayı öğretip porsiyon büyüklüğü konusunda fikir sahibi olmalarını sağlamak, farklı yemeklerin ve yiyeceklerin sağlığa olan olumlu etkilerini çok fazla öğüt verici bir havaya girmeden anılarla, aile büyüklerinin hikâyeleriyle süsleyerek anlatmak önemsiz gibi görünen ama iyi sonuçlar veren davranışlardır.

Sizin sofra alışkanlıklarınızın onlar tarafından aynen taklit edildiğini aklınızdan çıkarmayın. Siz meyveler yerine tatlılara odaklanırsanız, kızartması, yağı, şekeri, unu bol bir beslenme planını ısrarla uygularsanız çocuklarınız da size özenecek ve benzeyecektir.

Okul tercihinde bile etkili

Ben sizin yerinizde olsam, sadece eğitim kalitesine bakarak okul seçimi yapmam. Sağlıklı seçimleri teşvik edene okulları tercih ederim.

Egzersiz spor merkezleri olan, temiz, iyi havalandırılmış sınıflarda eğitim veren, kantini yemek servisi bakımından özenli davranan, tuvaletleri, lavaboları hijyenik, güler yüzlü, cana yakın ve bilgili yani sağlıklı seçimleri önceleyen okullar zaten çocuklarınızı iyi eğiteceklerdir.

Anorektik çocuklar artıyor

Zayıf, incecik görünme isteği genç nesil tarafından fazlaca abartılıyor. Eğer sağlıklı kilonun ne olması gerektiği konusunda yeteri kadar aydınlatılmazlarsa, kilo takıntısı bir süre sonra bulimiya ya da anoreksiya gibi yeme bozukluklarına dönüşebiliyor.

Her iki durumda da aşırı gıda tüketimi ve sonrasındaki kusmalar ya da gıda reddi çocuklarda ciddi kilo kaybına, hastalık derecesinde zayıflığa, hormonal sistemde ise bozukluğa yol açıyor.

Hızla kilo kaybeden, yemeklerden sonra soluğu banyoda ya da lavaboda alan, laksetif ya da idrar söktürücü kullanan çocuklarınızı bu tür gelişmelere karşı uyarmanız, gereğinde tıbbi bir yardım aramanız yararlı olur.

Kızlarda adetlerin başlaması

Menstruasyon (periyot, adet), kızlarda ergenliğin en önemli olayıdır. Bu, bir kızın kadına dönüşme yolundaki fiziksel belirtilerden birisidir.

Ergenlikle birlikte olan değişikliklerin birçoğu gibi, menstruasyon da kafa karıştırabilir. Bazı kızlar adeti sabırsızlıkla beklerken, bazıları endişe veya korku duyabilir.

Kızların 8-13 yaş arasında iken başlayan ergenlikle birlikte vücutları ve zihinlerinde çok yönlü değişiklikler olur. Hormonlar vücutlarında büyüme ve meme gelişimini başlatır, daha sonra sırasıyla kasık ve koltuk altı kılları uzamaya başlar.

Memelerin gelişmeye başlamasından 2-2,5 yıl sonra genellikle ilk adet olur. Bu ilk adete ‘menarş’ adı verilir ve kızların üreme sistemleri tamamen gelişmeden başlamaz.

İlk adetin başlamasından ortalama altı ay kadar önceden, kızlar şeffaf bir vajinal akıntı fark edebilir, bu akıntı normaldir. Akıntı kötü koku veya kaşıntıya yol açmıyorsa endişelenmek gereksizdir.

Dr. Erhan CANKAT

Boy Uzatma ve Boy Kısalığı ile ilgili Benzer Yazılar :

- Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU Boy Uzatma Kürü
- Çocuklarda Boy Kısalığı ve Boy Standartları
- Boy Uzatan Ameliyatlar
- Dr. Ginza Kojima Boy Uzatma Tekniği
- Motorlu Çivi Yöntemiyle Uzamak
- Çin'de Boy Uzatma Ameliyatları

BAKLA ZEHİRLENMESİ FAVİZM NEDİR?

Bakla yiyen 2,5 yaşındaki Erdem Eyican, hayatını kaybetti. Ailesi hastalığın teşhisinde geç kalan doktorlardan davacı oldu.

Erdem EyicanEDİRNE’de bakla zehirlenmesinden ölen (favizm) oğlunun hastalığına zamanında teşhis konamadığı ve fakülte hastanesine geç sevk edildiği için öldüğünü iddia eden Saygın Eyican, eski başhekim ile çocuk doktoru hakkında soruşturma açılmasını istedi. Ancak kaymakamlık soruşturmaya izin vermedi. Bu karara savcılık ile acılı baba ayrı ayrı itiraz etti. İtirazı haklı bulan idare mahkemesi, doktorlar hakkında yargılama kararı verdi.

Uzunköprü'de, 2,5 yaşındaki Erdem Eyican’ı annesinin yaptığı bakla yemeğini yedikten sonra aniden fenalaştı. Erdem'in çiftçi babası Saygın Eyican, oğlunu saat 06.30'da Uzunköprü Devlet Hastanesi'ne götürdü. Ancak baba-oğul, çocuk doktoru olmadığı için saat 10.00’a kadar bekletildi. Bu sırada serum takılan 2,5 yaşındaki Erdem Eyican’ın durumu ağırlaştı.

BaklaÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Kaya’nın gelmesiyle tekrar muayene edilen Erdem Eyican’ın kan değerlerinin yarı yarıya düştüğü tespit edildi. Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi ile irtibata geçen Dr. Ali Kaya aileye “Şu anda hastanede yer yokmuş. Sizi ancak yarın gönderebilirim” dedi. Geceyi Uzunköprü Devlet Hastanesi'nde geçiren Erdem Eyican ertesi gün ambulansla Edirne’ye götürüldü. Öğle saatlerinde Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altına alınan Erdem Eyican saat 21.15 sıralarında hayatını kaybetti.

Saygın Eyican oğlunun hastalığına teşhis koyamayarak fakülte hastanesine geç gönderilmesine neden olduğu suçlaması ile eski Uzunköprü Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Eyüp Veli Küçük ile Uzman Dr. Ali Kaya hakkında soruşturma açılmasını istedi. Ancak Uzunköprü Kaymakamlığı dilekçe üzerine yaptığı incelemede iddiaların yersiz olduğunu belirterek soruşturmaya izin vermedi. Saygın Eyican ile Uzunköprü Cumhuriyet Savcılığı, Edirne Bölge İdare Mahkemesi'ne birbirinden habersiz olarak bu karara itiraz etti. İtirazı haklı bulan mahkeme, oy birliği ile kaymakamlığın kararını bozdu ve doktorlar hakkında soruşturma izni verdi.

Daha önce hiçbir hastalığı bulunmayan tek oğlunu 39 saatin içinde kaybeden Saygın Eyican şunları söyledi: “Çocuğum sezeryanla doğduktan sonra sarılık olunca kuveze kondu. Yaklaşık 8 gün kuvezde kaldı. Daha sonra bize 'Çocuğunuz iyileşti’ dediler. Ben yine de 1 yaşına gelen kadar çocuğu düzenli olarak Uzunköprü Devlet Hastanesi'ne kontrole götürdüm. Son olarak 1 yaşındayken 'Artık onu getirme, tamamen iyileşti’ denilince bir daha götürmedim. 25 Mayıs 2009 tarihinde oğlum birkaç tane çiğ bakla yedi. Ertesi günde evde pişirilen bakla yemeğinden yedi. İki gün sonra idrarından kan gelmeye başladı. Kanın fazlalaşması üzerine hemen hastaneye götürdük. Çocuk bölümüne yatırılan çocuğumuzu Dr. Ali Kaya muayene etti. Bir türlü bize çocuğuma ne olduğunu söylemiyordu. Sonunda Edirne Tıp Fakültesi'ni arayarak 'Kola gibi idrarı var. Menenjit olabilir. Dalak ele gelmiyor' gibi bir şeyler anlattı. Sonra bize dönüp 'Fakülte çok yoğunmuş sizi sonra göndereceğim’ dedi. Ertesi sabah tekrar kontrole geldi. Ona neyi olduğunu sorduğumda idrar yolları iltihap yapmış kum döküyor. Menenjit de olabilir. Belinden su alabiliriz’ dedi. Sonunda bizi üniversiteye sevk etmeye karar verdiler. Sevk kararı çıkınca ben çocuğumu kucaklayıp hemen götürmek istedim. Ancak hemşirelerin azarlarıyla karşılaştım. Bir süre daha bizi oradan beklettikten sonra gitmemize izin verdiler. Ambulansla Edirne Tıp Fakültesi hastanesine geldik. Bize her yer dolu demişlerdi ama oraya vardığımda 5-6 yatağın boş olduğunu gördüm. Orada çocuğa müdahale ettiler. Bize her şeye hazırlıklı olmamızı söylediler. Ancak akşam 21.15’de hayatını kaybetti.

Oğlumu kaybettikten sonra ismini hatırlamadığım bir doktor 'Bir kaç gün sonra sizi arayıp çocuğunuzun neden öldüğünü söyleyelim' dedi. Doktor bize çocuğumuzun enzim eksikliği nedeniyle hayatını kaybettiğini anlattı. Doğumda sarılık geçiren çocuklarda sık rastlanabilen bir durummuş. Doktor bize 'Bunun için sizi uyarmadılar mı? Sizi ikaz etmeleri gerekirdi' dedi. Yani oğlum yediği birkaç bakladan hayatını kaybetti. Doğduğunda aynı hastanede sarılık nedeniyle 8 gün kuvezde kaldı. Bebekken kuvezde kalan çocuklarda enzim eksikliği görülebiliyormuş. Baklagillere karşı alerjisi olabiliyormuş. Biz bunu çocuğumuz öldükten sonra öğrendik. Bilseydik gerekli önlemleri alırdık. Çocuğumuz şu anda hayatta olurdu.

Çocuğuma teşhis koyamayan ve fakülte hastanesine geç sevk eden Dr. Ali Kaya ile Op.Dr. Eyüp Veli Küçük’ün cezanlandırılmasını istiyorum.”

Bakla zehirlenmesi (favizm) nedir

Glikoz 6 fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliği, kan şekeri (glikoz) metabolizmasında hayati önem taşıyan bir enzimin eksik olması veya yeterince aktif olamaması yol açar. Bu eksiklik alyuvarların yıkımına yol açan iki ayrı hemolitik anemiye neden olabilir. Hasta kişi oksitleyici bir maddeyi (bakla, naftalin, aspirin) vücuduna aldıktan 48-96 saat sonra hemoliz (alyuvarların yıkımı) bulguları ortaya çıkar. Bazen tetikleme olmadan da özellikle bebeklerde etkili olabilir. Yeni doğan bebeklerdeki sarılığın başlıca faktörü bu enzim eksiliğidir. Kırmızı kan hücrelerinin korunmasını sağlayan bu enzim eksikliği, kan değerleri aniden normalin yarısına düşmesine neden oluyor. Sıcaklık hissi, karın ağrısı, bulantı, kusma, ishalin ardından idrarın koyulaşması (kan işeme) ve sararma, böbrek bozuklukları, dalakta büyüme belirtileri ortaya çıkıyor. Belirtiler ölümle sonuçlanabiliyor. Tedavi erken teşhisin ardından kan takviyesi, kan yapıcı haplar ve yiyeceklerle kan değerlerini yükseltmek.

Hastalığa sebep olan G6PD enziminin eksikliği veya yetersizliği, insana genetik yollarla anne-babadan geçiyor. Bu hastalık anne-babada ortaya hiç çıkmamasına rağmen çocukta baskın olabiliyor. Hatta uzmanlar, aile bireylerinden birinde görülmesi halinde tüm fertlerde bu enzimle ilgili tarama yapmada fayda olduğuna vurgu yapıyorlar. Bu hastalıkla ilgili bir diğer ilginç veri ise, erkek çocuklarda daha yaygın olarak görülmesi... Bunun nedeni de enzimin (X) kromozomuyla taşınması. (XY) kromozomları taşıyan erkek bu enzim eksikliğine karşı savunmasız kalıyor. Oysa (XX) kromozomlarını taşıyan kadının bu enzim eksikliği taşıma şansı artıyor. G6PD enziminin insan vücudunda olup olmadığını yada düzeyinin ne kadar olduğunu basit bir kan testiyle öğrenmek mümkün. Dünyada yaklaşık 450 milyon insanın bu hastalığı taşıdığı belirtiliyor. [Bakla Zehirlenmesi]

Koçluk ve Kişisel Gelişim Kampı


Diyet
Güzellik
- Doç.Dr.Alev Eken
-
Doç.Dr.Nuran Atmanoğlu
-
Dr.Ceyda Şener
-
Dr. Horward Murad
-
Ebru Şallı
-
Meryem DEDE
-
Suna Dumankaya
-
Şule Karabağ
Jinekoloji
- Prof.Dr.Derin Kösebay
-
Dr. Süleyman Eserdağ
-
Dr. Aytuğ Kolankaya
-
Op.Dr. Alper Mumcu
 
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2012 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Ücretsiz Uygulama ile Cepten Takip EtYoutube Xprodoksit KanalıTwitter'dan Takip Et