Ana Sayfa

Sağlık
Reklam
Loading
Ana Sayfa - Arşiv - 20.02.2010
Arşiv - 20.02.2010

Dünyada ve Türkiye’de çeşitli hastalıklar sonucu bazı kadınların rahimleri alınabiliyor. Ancak bunu büyük bir sorun haline getirmemek, olaya tedavi amaçlı bakmak gerekiyor. Ayrıca rahim alınması kadının cinsel yaşamını etkilemiyor.

Rahim alınınca cinsel hayat biter mi?

Rahimde yapılan herhangi bir ameliyat sonucu rahmi alınan kişinin cinsel hayatı biter mi? Çevremde, rahmi alınan birkaç kişi cinsel ilişki sırasında hiçbir şey hissetmediklerini söyledi. Söyledikleri ne kadar doğrudur?

CEVAP: Dünyada çeşitli hastalıklar nedeniyle rahmi alınmış milyonlarca kadın yaşıyor. Cinsellik konusunda böyle hastalarda yapılmış pek çok çalışma var. Bu çalışmalardan hemen hiçbiri sizin çevrenizden duyduklarınızı doğrulamıyor. Yani rahim olmaması kadınlığın bittiği anlamına gelmiyor. Cinselliğin sona erdiği anlamı taşımıyor.

Kasıklarda ve makatta ağrı var, nereye başvurmalıyım?

31 yaşındayım, adetlerim düzensiz değil. Ancak son dönemlerde kasıklarımda ve makat kısmımda ağrılar duymaya başladım. Sürekli baş ağrısından şikayet ediyorum. Şişkinlik ve kabızlık çekiyorum. Nereye başvurmam gerekiyor?

CEVAP: Öncelikle bir kadın doğum uzmanına başvurun. Kasıklarda ve makata vuran ağrılar genellikle yumurtalıklar veya çevre dokuların hastalıklarında görülür. Karın içindeki olaylar pek çok organı etkiler. Mesela yumurtalıkların iltihabı veya urları, bağırsakların da az çalışmasına neden olabilir.

3 ayda bir adet görüyorum, neden?

51 yaşındayım. Yaklaşık 1 yıldır 3 ayda bir adet görüyorum. Adet gördüğümde ortalama 10 gün kadar sürüyor ve ilk 3 gün aşırı kanama oluyor. Önceki yıllarda da fazla kanama oluyordu. 2 yıl önce kadın-doğum uzmanına muayene oldum, kötü bir bulguya rastlanmadı. Ancak benden smear alınmadı. Ne yapabilirim?

CEVAP: Sevgili okurumuz, pek çok jinekolojik önemli hastalık 45-55 yaşları arasında ortaya çıkıyor. Siz de bu önemli ve riskli dönemde doktor kontrollerini aksatmış, 2 yıldır smear bile aldırmamışsınız. Şikayetlerinizin nedeni menopoza yaklaşmış olduğunuzdan ve hormonal eksiklikten olabileceği gibi ciddi başka hastalıklardan da kaynaklanabilir. Yapmanız gereken hemen doktorunuza başvurmanız. Vajinal smear’i aldırmanız ve muayene olmanız. Ayrıca senede bir mamografinizi de çektirmelisiniz.

Neden düşük yapıyorum?

32 yaşında bir kadınım, 4 yıllık evliyim. 2 aylık düşük yaptım. Bir süre sonra tekrar 1.5 aylıkken düşük daha yaptım. Bunun nedenleri ne olabilir?

CEVAP: Düşük nedenlerini sıralarsak sayısı oldukça fazla. Erkekle ilgili olarak spermin kusurları olabilir, genetik bozukluklar olabilir. Sizde hormonal nedenler, rahmin yapısal bozuklukları, geçirilmiş veya halen mevcut olan bazı enfeksiyon, metabolizma hastalıkları gibi pek çok nedene bağlı düşükler görülebilir. Yeni bir gebeliğe başlamadan önce mutlaka bunların araştırılması gerekiyor.



Prof.Dr. Derin KÖSEBAY Derin KÖSEBAY
Sorularınız İçin : derin.kosebay@memorial.com.tr 

» Rahimde Küçülmeyen Kist
» Anne Olmak Hayal Değil
» Vajinal Akıntı Şikayetleri
» Korunmak Yumurtalıkları Tembelleştirir mi?
» Klamidya Nedir? Belirtileri Nelerdir?
» Doğum Kontrol Hapı Ne Kadar Kullanılmalı?
» Rahim Ağzı Kanser Aşısı
» Memeler Kontrol Edilmeli
» Doğum Şekli Nasıl Olmalı?
» Rahim Alınması Cinsel Hayatı Bitirmez
» Kürtaj Hamile Kalmayı Zorlaştırır.
» Her İlişkiden Sonra Kan Geliyor
» Kisti Aldırmadan Kurtulamazmıyım
» Serviks Kanseri
» Neden Gebe Kalamıyorum?
» Genç Kızlarda Adet Gecikmesi
» Kürtaj Sonrası Adet Sorunu
» Gebelik İöin Ne Kadar Süre Gerekli
» Menopozda Kanama Varsa
» Çikolasta Kisti için Ameliyar Şart
» Sarkom Tedavisi
| Yorumlar (2) | 20.02.2010 | Derin KÖSEBAY  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Antioksidanların kanserden korunma kalkanımızı güçlendirdiği doğru ama kanserden korunma umudunuzu yalnızca antioksidanlara bağlarsanız beklentinizin boşa çıkma olasılığının yüksek olduğunu söyleyebilirim. Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

Antioksidanlar Kansere Çare mi?

Kanseri tetikleyen tek şey sadece DNA’nın maruz kaldığı oksidan zararlar olsaydı, bu soruyu “evet” diye yanıtlayabilirdik. Ne var ki kanseri tetikleyen daha pek çok neden var. Her türlü kanserde ortak özellik “DNA’nın hasar görmesi” problemi olsa da bu hasarın tek nedeni serbest radikallerin ve diğer oksidasyon ajanlarının verdiği zararlar değildir.

İşte bu nedenle yalnızca antioksidan kapasitenizi artırarak bu sorunu çözemezsiniz. Özellikle antioksidanları haplar halinde alarak bu problemden kurtulabileceğinizi zannediyorsanız yanılırsınız.

DOĞRU YOLDAN KAZANMAK DAHA ETKİLİ

Hayal kırıklığı yaratmak istemem ama bu bilgi -ne yazık ki- doğru. Antioksidanların kanserojen olarak hareket eden nitrojen bazlı moleküllerin oluşumunu engellediği, DNA hasarını önleyen bir koruyucu kalkan gibi hareket ettiği de doğru.

Antioksidan yiyecek ve içeceklere beslenme planında daha çok yer verenlerde kansere yakalanma sıklığı azalır. Bedeninize daha fazla C ve E vitamini, beta karoten, selenyum, çinko kazandırabilirseniz ve bu kazanımı diğer antioksidanlarla örneğin likopen (domates, karpuz, pembe greyfurt), kateşin (yeşil veya siyah çay), antosiyaninler (siyah erik, kiraz, siyah üzüm), rezveratrol (siyah üzüm, üzüm suyu, pekmez), kuvarsetin (elma, soğan), sülforafan (lahana, turp) ile taçlandırabilirseniz bu listeyi daha da uzatmak mümkün işiniz son derece kolaylaşır.

DESTEKLER FAYDASIZ OLABİLİR

Bununla birlikte son zamanlarda giderek artan bir suistimal konusu haline gelen “antioksidan destek kullanmak”, yani bazı antioksidanları içeren besin desteklerini yutmanın kanseri önleyebileceğine dair bir işaret, bir veri yok! Bulgular maalesef olumsuz, umutsuz ve hayal kırıcı. Hatta bu destekleri kullananlarda bazı ters sonuçlar bile ortaya çıkabileceğini gösteren bulgular var.

Mesela Finlandiya’da yapılan bir çalışmada, sigara içenlerin antioksidan olarak betakaroten kullandıkları takdirde akciğer kanseri risklerinin artabileceğini gösteren sonuçlar alındı.

Sonuç olarak belirli bir kanserden korunmak amacıyla değil de sağlığı desteklemek ve bağışıklık sisteminizi kansere karşı güçlendirmek ve antioksidan bir kalkan oluşturmak amacıyla antioksidanlardan zengin bir beslenme tarzı oluşturmanızı ben de tavsiye ederim. Beslenme planınızda daha fazla taze ve renkli sebze, meyve bulunması bu yönde atacağınız en önemli adım olacaktır.

Ama siz siz olun kanserle mücadele planınızı her gün yutacağınız birkaç antioksidan hapa emanet etmeyin.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL
Tel:(212) 236 73 00 Faks:(212) 236 57 75




Son Yazılar :
* Suda Bekletilen Ceviz Kolestrolü Düşürür mü?
* 2010 Beslenme Anayasası
* Bel İncelten Diyet Planı
* Hipertansiyon Tedavisi ve Diyet
* İnsulin Direnci Nedir?
Kahvaltı mı Akşam Yemeği mi?
* Kırışıklık Kürü
* Neden Kilo Veremiyorum?
* Paket Diyet Gerçeği
* Karalahana Guatr Yapar mı?

Koçluk ve Kişisel Gelişim Kampı


Diyet
Güzellik
- Doç.Dr.Alev Eken
-
Doç.Dr.Nuran Atmanoğlu
-
Dr.Ceyda Şener
-
Dr. Horward Murad
-
Ebru Şallı
-
Meryem DEDE
-
Suna Dumankaya
-
Şule Karabağ
Jinekoloji
- Prof.Dr.Derin Kösebay
-
Dr. Süleyman Eserdağ
-
Dr. Aytuğ Kolankaya
-
Op.Dr. Alper Mumcu
 
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2012 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Ücretsiz Uygulama ile Cepten Takip EtYoutube Xprodoksit KanalıTwitter'dan Takip Et