|
Kalp ve damar hastalıklarıyla farklı kanser türlerinin gelişimini önleyen çayın bir yararı daha ortaya çıktı. Günde içilen birkaç bardak çay, yaşlılıkta algılama ve düşünmedeki azalmayı engelliyor.
Gerek deneysel ve gerekse saha çalışmalarının sonuçları, çay bitkisinin kuvvetli antioksidan etkisi nedeniyle kalp ve damar hastalıkları, çeşitli kanserlerin gelişimini engelleyebileceğini ortaya koyuyor. Bu araştırmalarda çayın dikkati çeken bir diğer önemli etkisi ise nöroprotektif etkisi yani sinirler üzerindeki koruyucu özelliği. GÜNDE İKİ BARDAK İÇİN Araştırıcılar, çayın bu nöroprotektif etkisinin ileri yaşlarda algılama ve demans sorunlarının önlenmesinde ne derecede katkısı olabileceğini incelemiş. Çalışma, 55 yaş üzerinde ve herhangi bir demans sorunu bulunmayan 716 Singapurlu üzerinde yürütülmüş. Araştırmaya katılanlar çay tüketme sıklığı ve tükettikleri çay tipine (yeşil çay, siyah çay ya da oolong çayı) göre gruplandırılmış. Çay yerine kahve tüketenler ayrı bir grup olarak alınmış. Her gruptaki kişilere ayrı ayrı hafıza ve algılama testleri uygulanmış, hangi hızla algılayarak işlem yapabildikleri derecelendirilmiş. Sonuçlar bilimsel olarak istatiksel yöntemlerle değerlendirilmiş. Araştırmanın sonuçları, günde bir, iki bardak çay tüketilmesinin yaşlılıkta algılama ve düşünme işlevlerindeki azalmayı istatiksel olarak belirgin derecede önleyebileceğini ortaya koyuyor. Bu gözlemsel sonuç, günümüzde insan yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak ortaya çıkan en önemli yaşlılık sorunlarından biri olarak kabul edilen bunamanın engellenmesi bakımından önemli. KAFEİNE BAĞLI DEĞİL Araştırmanın bir başka önemli bulgusu da çay içilmesiyle gözlenen yararın kahve tüketenlerde görülmemesi. Bu da çayın yararının kafeine bağlı olmadığını, muhtemelen çayın içerisindeki polifenolik bileşenlerin, özellikle epigallokateşin gallat, etkili olduğunu düşündürüyor. İnsanları kalıtımsal özellikleri bakımından standardize etmek ve onlarca yıl belirli bir yaşam tarzı ve beslenme programıyla kontrol etmek mümkün olamayacağına göre saha çalışmaları bize bazı ipuçları sağlıyor. Deneysel çalışmaların sonuçları da çayın bu tip yararının mümkün olabileceğini gösteriyor. O halde, miktarını abartmadan tercihen yeşil çay tüketmek yaşlılığımız için yatırım olarak düşünülmeli. Ömrünüzün uzamasını istiyorsanız Sıcak çay için! Bazı besinler ise yanlış kullanımlar sebebiyle birçok hastalığa yol açıyor. Dr. Mehmet Yavuz çay gibi sıcak tüketilen bazı içeceklerin ömrü uzattığını aktardı ve konu hakkında bilinmeyenleri anlattı. 'Yemeklerden sonra sıcak çay ya da su içmek kişileri, kalp krizi ya da beyin damar hastalıklarından korumaktadır. Aynı şekilde birçok ülkede de yemeklerden sonra çay içmek bir alışkanlıktır. Çinliler ve Japonlar da yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içmektedirler. Ülkemizde de çoğu bölgelerimizde yemekten sonra çay içmek bir gelenektir. |
|
Soyanın iki yüzü: Zararlı mı? Yararlı mı? MEME KANSERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Soyada (ve diğer baklagiller) bulunan birçok besleyici bileşenler arasında iki ana izoflavon çeşidi genistein ve daidzein vardır. Bu bitki bazlı bileşenler (fitoöstrojen) yapı olarak insan vücudundaki östrojene benzer. Bu da vücutta östrojene tepki veren her dokuyu etkileyebilecekleri anlamına gelir. Soya ve soyadan yapılan besinler Yeşil soya fasulyesi (edamame) ve soya fasulyesinden elde edilmiş geniş yelpaze sunan soya ürünleri... Doktor Öz’ün tavsiyesi Seçici kurul soya ağırlıklı beslenmenin hiçbir risk taşımadığını güvenle söyleyene kadar soya; meyve, sebze, kuruyemiş, çekirdek ve tam tahılları içeren bitki bazlı beslenme programının bir parçası olarak ölçülü bir şekilde tüketilmelidir. Soya proteini yine de fazlasıyla doymuş yağ içeren hayvansal ve süt proteinlerinin yerine kullanılabilir. Genel kural olarak, kadınlar günde 46 gram, erkekler ise 56 gram protein tüketmeliler. (yaklaşık olarak 0.80 gram kaliteli protein/kg vücut ağırlığı/gün) İşte sonuç... Tabii, şimdilik... Prof.Dr. Mehmet ÖZ ![]() * Makyaj Malzemelerindeki Tehlike * Yiyeceklerimizdeki Tehlikeler * Trigliserit Tehlikesine Dikkat * 40 Yaşından Sonra Metabolizma Hızlandırma * Diyette 5 Altın kural * Uyku Apnesi Nasıl Tedavi Edilir? * Neler Baş Ağrısına Yol Açar? * Gıda Zehirlenmesi Belirtileri * Kafein Detoksu * Mehmet ÖZ'den Yeni Reçete * Hamilelik Efsaneleri * Diyet Yapma Sırları * Gıda Takviyeleri Tehlikeli mi? * Toksik Şişkinlik ve Nedenleri * Çölyak Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri * Kanser Risk Faktörleri * İki Hafta Diyeti Tüm yazılar için....... DİP NOT: SOYA'NIN ERKEKLER ÜZERİNDEKİ OLUMSUZ ETKİLERİ “Mucize” gıda soya son yıllarda sağlıklı bir beslenmenin vazgeçilmezi haline geldi. Ancak Amerikan Men’s Health dergisi soyanın erkek neslini tehdit ettiğini iddia ediyor. ABD’li James Price (55), bir yıl önce göğüslerinde büyüme, sakal, kol, bacakla göğsündeki tüylerin azalması ve cinsel gücünü yitirmesi şikayetleriyle doktora gitti. Testlerde Price’in vücudunda sağlıklı erkeklere oranla sekiz kat fazla östrojen hormonu tespit edildi. Kadınlarda daha baskın olarak bulunan bu cinsellik hormonunun oranı, sağlıklı kadınlardan bile daha yüksekti. Gittikçe duygusallaşan ve kadınlara ilgisini yitiren Price, dört ayrı doktora gitmesine rağmen sorununun kaynağını bulamadı. Son doktoru ise sonunda Price’in günde 1.5 litre soya sütü tükettiğini fark etti.
Soya fasulyesi ve soyadan yapılan gıdaların kalp sağlığını koruduğunu, kolesterolü düşürdüğü, ömrü uzattığı ve prostat kanseri riskini azalttığı ortaya konmuştu. Ancak bilim adamları, artık soyanın faydaları konusunda o kadar da emin değil. Soyadaki “genistein” ve “daidazein” maddeleri kadınlarda baskın olan östrojenle aynı işlevi görüyor. Günde 25 gr soya proteini almak bile erkeklerdeki hormon dengesini bozarak, “cinsiyet” sorunlarına yol açabiliyor. Connecticut Üniversitesi’ne göre soya testesteron üretimini düşürüyor. Harvard Üniversitesi de soyanın sperm sayısını yüzde 32’ye kadar azaltabildiğini ortaya koydu. Bol bol soya tüketen Çinli erkeklerde cinsel sorunlara ortalamadan yüzde 10 fazla rastlanması da soyanın erkekler için oluşturduğu riski doğrular nitelikte. Price, doktorunun tavsiyesi üzerine soya sütü içmeyi bıraktı ve hormon dengesi 3 ay sonra normale döndü. Uzmanlar, özellikle 40 yaşın üzerindeki erkeklerin soya tüketimini sınırlamasını tavsiye ediyor. - Meme Kanserine Karşı Soya Yağı - Soya ve Kalp Sağlığı Uz.Dr. Ender Saraç - Meme Kanseri ve Soya Tüketimi Prof.Dr. Erdem Yeşilada - Kemik Erimesine karşı Soya Tüketimi Prof.Dr. Erdem Yeşilada |
|
Göbekli ya da obez olmak, kansere, şekere, tansiyona, kalp damar hastalıklarına, felç-inmeye ve romatizmal problemlere aday olmakla eşanlamlı. İşte bu nedenle her ülke obeziteye karşı önlem alıyor, kampanyalar düzenliyor. Ancak her kampanya, aşırı kilo sorununa karşı ‘çare’ olamıyor...
İşte bu nedenle her ülke obeziteye karşı Önlem alıyor, kampanyalar düzenliyor. Konu gelişmiş ülkelerde ciddi olmaktan da Öte "vahim" düzeyde. Amerika'da neredeyse her iki üç kişiden biri obez. 3 Türk'ten 1'i göbekli Yanlış kampanya zarar Yürüyelim yürütelim ÇOCUKLAR da, büyükler de hareket etmiyor; okullarda jimnastik dersleri ya uygulanmıyor ya da ciddiye alınmıyor. Mahallelerdeki oyun alanları, parklar bir bir yok ediliyor. Okul bahçeleri oyun alanı olmaktan çıkarılıp otopark haline getiriliyor. Yetişkinler merdiven yerine asansör veya otomatik merdivenler kullanıyor. Neredeyse herkes dolmuş, otobüs, metro, taksi bağımlısı haline geldi. Sonuçta günde ortalama en az 7500 adım atmak üzere planlanmış bedenlerimiz, bu rakam 2000'leirn altında kalınca paslanıp yağlanmaya başladı. Çocuklarımızı kiloya karşı nasıl koruruz YEME içme yanlışları saymakla bitmiyor. Sorun, bazen şeker, un, nişasta yüklü besinleri bazen kalori bombası bol yağlı ve tuzlu fastfood yiyecekleri fazla tüketmekten kaynaklanıyor. Çok Önemli bir sorun da kolalı içecekler, meşrubatlar, meyve esansı ya da aroması yüklenmiş meyve suları... Sağlıklı yemek şart Bu çocukların okul kantininde meyve veya ayran gibi "sağlıklı" yiyecek içecek bulamayıp karınlarını kızarmış patates, burgerler, cipsler, gofretler ya da diğer tatlı, unlu atıştırmalarla doyurmaya çalıştıkları düşünülürse sorunun neden bu noktaya geldiği daha kolay anlaşılır. Bu çocukların eve dönünce sıcak bir ev yemeği ya da sağlıklı bir atıştırma bulmak yerine pizza dilimleri veya tavuk kanatlarına mecbur kaldıkları hatırlanırsa sorunun boyutları daha kolay kavranır. Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU ![]() İletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL Tel:(212) 2367300 Son Yazılar : * İştah Kontrolü Neden Zordur? * Ayaklar Neden Şişer? * Pankreas Kanserinde Erken Teşhis * Diyetsiz Zayıflama * Kan Yalan Söylemez * Lahana Gerçekten Zayıflatır mı? * Bitkisel İlaçlara Dikkat * Menopozda Hormon Kullanımı * Wellness Yaşam Tarzıdır. * Erkek Ömrünü Tüketen Yanlışlar * Probiyotik Mucizesi * HDL Kolestrolünüz Düşük mü? * Tokluk Şekeri Neden Önemli * Kilo Sorununu Ciddiye Alın * 7 Büyük Diyet Yanlışı * Dizlerinizin Kıymetini Bilin * GUT Atakları Önlenebilir mi? * Yalancı Hipertansiyona Dikkat * PSA Testi ile Erken Teşhis * Kilo Yönetiminde 5 Önemli Tavsiye * TROİD Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler Tüm Yazıları İçin |
|
E vitamini: Alzheimer hastalığında, beyindeki belirli bölgelerde sinirler ölmeye başlar ve bilişsel bozulmalar oluşur. Bu nedenle güçlü bir antioksidan olan E vitamini sinir hücrelerini ve nöronları korumak için yardımcı olabilir. Buğday tohumu, soya fasulyesi, bitkisel yağlar, fındık, Brüksel lahanası, yeşil yapraklılar, ıspanak, zenginleştirilmiş un, kepek, tahıl ve yumurta E vitamini kaynakları arasında yer alır. Balık: Somon, uskumru, ton ve diğer balıklar kalp sağlığında etkili olan omega-3 yağ asitleri bakımından zengindirler. Beyinde, birçok sinirin işlevlerini yerine getirebilmesi için oldukça önemlidir. Ayrıca, daha fazla balık yemek, daha az kırmızı et ve damar tıkanıklığına sebep olabilecek doymuş yağı fazla olan diğer protein çeşitlerini daha az yemek demektir. Avokado: Bu kremalı yoğun tat, E vitamini bakımından zengin bir kaynaktır. Ayrıca C vitamini açısından da zengin olan avokadonun Alzheimer hastalığının gelişmesi riskini azaltmakla ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayçekirdeği: Ayçekirdeği dahil olmak üzere, çekirdek E vitamini açısından zengin kaynaklardandır. 20 gr. kurutulmuş ayçekirdeği günde alınması önerilen miktarın yüzde 30’unu içerir. Salatanızın üzerine serpmeniz lezzeti artırır hem de beyin gelişimini hızlandırır. Fıstık ve ezmesi: Yağ oranı fazla olmasına rağmen, sağlıklı yağ kaynaklarındandır. Ayrıca, E vitamini bakımından zenginler. Kalp ve beynin işlevlerini düzgün gerçekleştirebilmeleri için yardımcı olur. Diğer sağlıklı seçim ise bademdir. Kırmızı şarap: Çalışmalar gösteriyor ki, ölçülü miktarlarda anti-oksidan kapasitesi yüksek olan kırmızı şarap ve diğer alkol çeşitlerinden tüketen bireylerin, Alzheimer hastalığına yakalanma riski azalabilir. Ancak Alzheimer hastalığının gelişmesini etkileyebilecek diğer risk faktörlerini de gözardı etmemek gerekir. Çilek, böğürtlen, kiraz, yaban mersini: Son yapılan araştırmalar yaban mersini, çilek ve böğürtlenin yaşa bağlı olarak azalan bilişsel becerilerin artmasına yardımcı olduğunu bulmuştur. Yani yaşla azalan beynin doğal işlevini korumayı sağlarlar ve hafıza kaybının oluşmasını engellemeye yardımcıdırlar. Tahıllar: Lif açısından zengin olan tahıllı besinlerle meyveler, sebzeler, fındık, zeytinyağı ve şarap, Akdeniz diyetinin önemli parçasıdır. Columbia Üniversitesi’ndeki araştırmaya göre, Akdeniz tipi beslenmenin, Alzheimer hastalığındaki bilişsel zedelenmelerin önüne geçmede etkili olduğu bulundu. Koyu yeşil yapraklı sebzeler: Lahana, karalahana, ıspanak ve brokoli, E vitamini ve folik asit için önemli kaynaklardır. Örneğin, bir kase ıspanakta günlük alınması gereken E vitamininin yüzde 15’i, pişmiş olan yarım kase ıspanaklaysa günlük ihtiyacımızın yüzde 25’i karşılanabilir. Egzersizi unutmayalım ![]() bilgi@mezurasaglik.com.tr Valikonağı Caddesi Pamuk Apt. No:133 D:7 Nişantaşı Telefon: 0 212 2401510-11 * Tuzu Nasıl Azaltabilirim * Menopozda Kilo Kontrolü * Erkeklerde Vitamin ve Mineral İhtiyacı * Anti Aging Beslenme * Sizi Mutlu Edecek Diyet * Vicdan Çorbası İle Formunuz Koruyun * Selülit ve Diyet * Yulaf ile Sağlıklı Zayıflamak * Gut Hastaları için Öneriler * Dilara Koçak' tan Şifalı Besin Önerileri * Kadınlarda Maden Suyu Kullanımı * Karın Bölgesindeki Yağlar Nasıl Erir? * Kolay Zayıflama Önerileri * Diyette Yanlışlar |
|
Kolon kanseri geçirdim. Karaciğer metastazım var. Tedavi yöntemleri nelerdir?
Prof.Dr. Erkan TOPUZ - Rektum bağırsağın en alt bölümüdür. Kolon (bağırsak) tümörlerinde kemoterapi bittikten sonra kolonoskopi yapılarak bağırsaklar kontrol edilir. Polip oluşmuşsa risk fazladır, bunların temizletilmesi gerekir. Ayrıca poliplerin oluşumuna mani olacak bir diyet programına uymalısınız. - Bunun için diyetinizin meyve ve sebzelerden zengin, kırmızı etten fakir olması gerekiyor. Karaciğerinizdeki metastaza gelince... Eğer tümör çıkarılabilecek büyüklükte ve tek loptaysa ameliyat olabilirsiniz. Aksi taktirde önce kemoterapiyle tümör küçültülür daha soma cerrahiye verilir. Daha sonra tümör cerrahiyle tam çıkarılsa da çıkanlmasa da arkasından yeni bir kemoterapi yapılır. Kemoterapi sırasında milk thistle (deve dikeni sütü kapsülü), dandelion (karahindiba hapı), burdock (dulavratotu tableti) kullanabilirsiniz. Fakat greyfurt suyu ve sarı kantarondan uzak durun. Ayrıca kanamaya eğiliminiz varsa zencefil, papatya ve aspirinden kaçının. Kemoterapi bittikten sonra doktorunuzun tavsiyesiyle bitkisel ilaçları rahatça kullanabilirsiniz. Örneğin bromelain (ananas hapı), folik asit, günde 1 tane bebe aspirini, omega 3, kabızlık varsa flax seed (keten tohumu yağı kapsülü) gibi. Bu arada her gün yarım kilo yoğurt yemeyi ihmal etmeyin. Karaciğerde metastaz sık bir olay mıdır ? Karaciğer metastazlarının tanısı nasıl konur ? Karaciğer metastazlarının tedavisi mümkün müdür?
Tedavi sırasında içki içebilir miyim? 63 yaşında, prostat kanseriyim. Ameliyatla prostatım alındı. Radyoterapi ve hormon tedavisi önerildi. Acaba iki tedavinin birlikte alınması şart mı? Radyoterapi sırasında ve sonrasında nasıl beslenmeliyim? 50 yıldır sigara kullanıyorum. Zaman zaman 1-2 kadeh rakı veya şarap içiyorum. Tedavi sırasında 1-2 kadeh içki içmemin sakıncası var mı? Y.E. Prof.Dr. Erkan TOPUZ - Önce hastalık hakkında genel birkaç bilgi vereyim. Prostat kanseri 50 yaşından sonra her 3 erkekten birinde görülür. Ailesinde prostat kanseri olanlar, 50 yaş üstü erkekler, aşırı miktarda yağlı besinler ve kırmızı et tüketenler, alkol ve sigara kullananlar, aşırı şişmanlar risk altında. Korunmak için 40 yaşından sonra bütün erkeklere 6 ayda bir PSA kan testi yaptırmasını öneririz. Gelelim sizin durumunuza... Tedavi sırasında ya da sonrasında kesinlikle alkol ve sigaradan uzak durun. Ameliyattan sonra geride tümör kalmadıysa ve PSA değerleriniz normalse radyoterapiye gerek yok. Ama PSA'nız yüksekse hemen hormonal tedaviye başlamanız gerekiyor. Hormon tedavisine yanıt genellikle iyidir. Ama bu tedaviye rağmen PSA yükselirse kemoterapi şansı da var. Muttaki kemik sintigrafisi yaptırın çünkü prostat kanserleri kemiği çok sever. Kemik metastazı olsa bile hastalar kemik güçlendirici ve hormon tedavisiyle uzun yaşayabilir. En faydalı besin destekleri ise şunlar: Isırgan yaprağı kökü, selenyum, E vitani, milk thistle (deve dikeni sütü kapsülü), krizantem çayı, reishi mantarı hapı, kalp-tansiyon hastalığınız yoksa meyan kökü ve likopen. Hatta ailesinde prostat kanseri olanlar bu bitki ve mineralleri belli aralıklarla kullanmalı. Beslenmenizde şu noktalara dikkat edin: |
|
Antalyalı yat tasarımcısı Altu Kemal Kerpiçci (32), midenin yüzde 90'lık bölümü kesilerek vücuttan uzaklaştırılması anlamına gelen ''tüp mide'' yöntemiyle 132 kilodan 85 kiloya düşerek, 8 ayda 47 kilo zayıfladı.
Kapalı yöntemle midesinin yaklaşık yüzde 90'lık kısmı kesilerek alınan Kerpiçci, 8 ay içerisinde 47 kilo vererek 85 kiloya düştü. Midesi yemek borusundan bile küçük hale gelen Kerpiçci, kilo verdikten sonra, yüksek şeker ve hipertansiyon gibi sağlık sorunlarından da kurtuldu. Kerpiçci, hedefinin 75 kiloya düşmek olduğunu belirterek, "Diyet yapıyordum. 1 yılda 20 kilo veriyordum. Ancak diyeti bozar bozmaz verdiğim 20 kiloyu bir kaç ay içerisinde fazlasıyla alıyordum" dedi. Şişmanken en çok, kendisine uygun elbise bulmakta zorlandığını anlatan Kerpiçci, ''Bedenime uygun giysi bulamıyordum. Genelde Amerikan alışveriş sitelerinden kendime uygun elbise alıyordum. Artık istediğim yerden alışveriş yapabiliyorum. En güzeli ise 36 beden kot alıp 'Bu büyük geldi, 34 bedeni var mı?' diye sorabilmek. Nişanlım ile Eylül ayında evleneceğim. Kiloluyken damatlığımı özel diktireceğim için üzülüyordum. Şimdi en çok damatlığımı istediğim mağazadan alabileceğim için seviniyorum'' diye konuştu. Ekstrem sporları çok sevdiğini belirten Altu Kemal Kerpiçci, ''Su altı dalışı, snowboard ve off-road yapıyordum. Motor sporlarına da düşkündüm. Ancak kiloluyken bu sporları yapamaz hale geldim. Zayıflamak istememin en büyük nedenleri de bu tür çılgınlıklara düşkün olmamdır. 2 ay önce yıllar sonra yeniden dalış yapmanın keyfini yaşadım'' dedi. Tüp mide ameliyatı olmadan önce sabah kahvaltısında 5 poğaça yediğini anlatan Kerpiçci, ''Artık işe giderken sabahları 1 poğaça alıyorum ve onu akşama kadar zor bitirebiliyorum. Gün boyunca 3 litreden fazla gazlı içecek içiyordum. Ameliyat olduktan sonra hiç gazlı içecek içmedim. İş yerimde bacak bacak üstüne atıp oturamıyordum. Şimdi bacak bacak üstüne atıp oturmanın keyfini doyasıya yaşıyorum'' diye konuştu. Kerpiçci'nin annesi Tuğba Kerpiçci ise yıllar sonra evinde ilk defa küçük tencere kullandığını dile geterek, ''Onun zayıflaması en çok beni sevindirdi. Artık yemekleri küçük tencerelerde yapıyorum'' dedi. TÜP MİDE YÖNTEMİ NEDİR? Kerpiçci'nin ameliyatını gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Güner Öğünç, tüp mide yönteminin Türkiye'de ilk defa Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde yapıldığını hatırlatarak, şu bilgileri verdi: ''Tüp mide yönteminde laparoskopik (kapalı) yöntemle midenin yaklaşık yüzde 90'lık kısmı kesilerek vücuttan uzaklaştırılır. Mide küçük bir çay bardağı kadar kalır. Yeni oluşturulan mide yemek borusunun devamı olarak ince bir tüp şeklinde olduğu için tüp mide olarak isimlendirilir. Mide serçe parmağı büyüklüğüne, yani yemek borusundan küçük hale getirilir. Bu yöntemle ayda 10 kilo zayıflanır. Ameliyattan sonra hasta 2 gün içerisinde taburcu edilir. Hasta 12 saat sonra ağzından beslenmeye başlar.'' Tüp mide yöntemini 4 yılda 72 hastaya uyguladıklarını belirten Öğünç, yüzde 100 başarı sağladıklarını, bu yöntemle ameliyat olan hastaların en az 40 kilo verdiğini ifade ederek, ''Önemli olan kilo verdikten sonra verilen kiloları geri almamak. Zayıfladıktan sonra aşırı kilolar nedeniyle oluşan bazı sağlık problemleri de düzeliyor. Tüp mide iştahı azaltıyor. Hastanın canı yiyecek çekmiyor. Ayrıca küçültülen mide eski haline gelmiyor. Mide kelepçesi ameliyatlarında olduğu gibi vücutta yabancı cisim bulunmuyor. Ayrıca ömür boyu bazı ilaçları kullanmak gerekmiyor'' diye konuştu. Tüp mide ameliyatının zayıflamak için en önemli yöntem olduğunun altını çizen Öğünç, bu ameliyatları yapmadan önce kişinin mutlaka diyetisyen kontrolünde ısrarcı bir şekilde diyet uygulaması gerektiğini söyledi. Kimler tüp mide operasyonu yaptırabilir?
Akdeniz Üniversitesi
Hastanesi |
|
Şanlıurfa'da, doğuştan vajinası bulunmayan 26 yaşındaki Z.A.'ya mikrocerrahi yöntemiyle suni vajina ameliyatı yapıldı. 3 saat süren operasyon sonucu vajinaya sahip olan Z.A. sağlık durumu iyi olduğu öğrenildi.
Çocuğu olmayacak Türkiye’de ve Şanlıurfa’da ilk kez böyle başarılı bir ameliyatın yapıldığını söyleyen Plastik Cerrahi Uzmanı Doktor Mustafa Sütcü, “Doğuştan vajinası olmayan bu hastamız bize başvurarak tedavi olmak istediğini söyledi. Biz de evlenmiş ancak cinsel ilişkiye giremediği gerekçesiyle boşanan bu hastamız için Türkiye’de ender rastlanan bir ameliyatı yapmaya karar verdik. Hastamızın kendi dokularından oluşan bir vajen dokusunu önce oluşturduk. Daha sonra kendi dokularını kullanarak vajen derinliğini ve mesafesini korumaya çalıştık. Hastamızın bundan sonraki hayatında çocuğu olmasa da çok rahatlıkla cinsel ilişkiye girebilecek ve normal insanlar gibi cinsel bir hayatı olacaktır” dedi. Utandığı için 26 yıl boyunca doktora başvurmayan ve oldukça başarılı bir operasyon geçiren Z.A’nın. tamamen iyileşmesi için 3 aylık bir sürenin geçmesi gerektiği öğrenildi. Şanlıurfa Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi Başhekimi Doktor Mehmet Demir, gazetecilere açıklamada bulunarak şöyle konuştu. |