Ana Sayfa

Sağlık
Reklam
Loading
Ana Sayfa - Arşiv - 09.2009
Arşiv - 09.2009
Doktorun sık kan tahlili istemesi boşuna değil "Doktorların hastalardan sık sık kan tahlili istemesi boşuna değil" diyen Dr. Furuncuoğlu, bu konunun ciddiyetine değinerek, kapsamlı kan sonuçlarının son derece önemli olduğunu belirtiyor. Kısmi tetkiklerin genel durumu gösteremeyeceğini belirten Dr. Furuncuoğlu, "Örneğin kan şekeriniz ölçüldüğünde bunu öğrenirsiniz, ama gizli sarılık olup olmadığınızı öğrenemezsiniz" diyor. Dr. Yavuz Furuncuoğlu, kapsamlı kan tahlillerinin geç kalmayı önlediğini, önlem almayı sağladığını ve daha ileri tetkikler yaptırmanın kapısını araladığını belirtiyor.

Hangi kan değeri, hangi hastalığın belirtisi

* Hemogram (kan sayımı): Otomatik makineler tarafından ölçülür. Çok küçük miktarda kan incelemesiyle sonuç bildirilir. Çıkan sonuçtan kişide ne çeşit bir kansızlık olduğu, aşırı kan yapma durumu olup olmadığı, iltihabi bir durumun varlığı, lösemi türü bir hastalığın dolaylı bulguları, kemik iliği hastalıkları ve pıhtılaşma ile ilgili bilgiler elde edilir.
* Sedimantasyon: Kanın çökme hızıdır. İltihabi ve mikrobik durumlarda, romatizmal ve kan hastalıklarında ve bazı kanser türlerinde yüksek, aşırı kan yapımında düşük çıkar.
* Üre-Bun-Kreatinin: Böbreklerin çalışmasını gösterir. Böbrek yetersizliğinde yüksek bulunur.
* Ürik asid: Protein yıkımının son ürünüdür. Gut hastalığında ve böbrek yetersizliğinde yüksek çıkar. Aşırı proteinle beslenenlerde ve doku yıkımı durumlarında da (kan hastalıklarında) yüksek çıkma ihtimali vardır.
* AST-ALT: Karaciğer fonksiyonlarını gösterir. AST, ayrıca kalp ve kas hastalıklarında ve alkol alanlarda da yüksek görülebilir.
* Glukoz: Kan şekerini gösterir.
* HbA1c: Son 2-3 aylık kan şeker ortalamasını gösterir, normal değerin yüzde 6'yı geçmemesi gerekir.
* GGT-ALP: Karaciğer ve safra yolları hastalıklarında yüksek çıkar. ALP aynı zamanda kemik hastalıklarının da göstergesidir. Çocuklarda ve gebelerde fizyolojik olarak yüksek bulunabilir.
* Kolesterol-Trigliserid: Kandaki yağ oranını gösterir.
* HDL kolesterol: Yararlı kolesterol olarak bilinir.
* LDL kolesterol: Zararlı kolesterol olarak bilinir.
* LDH-CK-CPK=CK MB, Troponin, Myoglobin, AST: Kalp hastalıklarını gösteren belirteçlerdir. LDH CPK, AST ayrıca kas hastalıklarında da yükselebilir. LDH aynı zamanda bazı kan hastalıkları ve tümörlerde de yüksek çıkabilir.
* T protein-Albumin: Kan proteinlerini gösterir.
* Lipaz-Amilaz: Pankreas hastalıklarını gösterir. Diğer bazı hastalıklarda da yüksek çıkabilir.
* Na-K-Ca-P-Mg: Kan tuz oranlarını gösterir. Normalin dışına nadiren çıkar. Bu sapma ciddi hastalıkların belirtisi anlamına gelebilir.
* Demir- demir bağlama kapasitesi- ferritin: Kan ve depo demiri düzeylerini gösterir.
* CRP: Yeni oluşan bir infeksiyonun veya inflamasyonun bulgusudur.
* RF-Anti CCP-ANA=FANA, ENA: İltihaplı romatizma tarama testleridir.
* ASO: Geçirilmiş mikrobik boğaz iltihabının bir göstergesidir. Romatizma testi değildir.
* FT3, FT4, TSH: Tiroit bezinin çalışmasını gösterir.
* Tiroid antikorları (AntiTPO, AntiTG): Tiroit bezine karşı otoantikor varlığını sorgular.
* PT, PTT, İNR: Kan pıhtılaşma düzeyleri ile ilgilidir.
* HBsAg, AntiHBs: Hepatit B varlığını sorgular.
* Anti HCV: Hepatit C varlığını sorgular.

Dr. Yavuz Furuncuoğlu
Muayenehane : Rüştü Sarp Cad. Kale Sk.Okatan Apt. No:2 D:13 Küçükyalı-İstanbul
Telefon : 0216 489 35 06 (Perşembe - Pazar hariç)
Web sitesi : www.dryavuz.com
Sorularınız İçin : dryavuzf@yahoo.com 
Cinsel Terimler Sözlüğü
Acil Kontrasepsiyon: Doğum kontrol yöntemi uygulamadan ilişkiye girilmesi sonucu ya da uygulanan doğum kontrol yöntemlerine rağmen dikkatsizlik sebebiyle...

Bir göğsüm diğerinden daha büyük (Sorularınızın yanıtları)
Özel Şişli Florence Nightingale Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Korhan Taviloğlu genel cerrahi ile ilgili sorularınızı yanıtlıyor.


Sağ meme içinde sol memeden daha sert bir kitle hissediyorum. Bebek emzirmeyi 2 ay önce bıraktım. ondan kaynaklanabilir mi. Yoksa başka bir şeyden şüphelenmeli miyim. 35 yaşındayım. yine aynı göğsümde zaman zaman özellikle sinirlenince ağrı da hissediyorum. Ailede meme kanseri yok. teşekkürler

Geçmiş olsun, anlattığınız bilgiler doğrultusunda bu ön planda sizin lohusalik döneminize ait bir meme kanalı genişlemesi veya halk arasında anılan adı ile süt kisti olabilir. Tabii ki öncelikle tanı için meme muayenesi olmanız gerekir.
Yirmi yaşından itibaren her ay düzenli bir şekilde kendi memelerinizi muayene etmekte fayda vardır. Böylece memelerinizin doğal yapısına aşina olur ve herhangi bir değişiklik veya kitle söz konusu olduğunda kolayca ayırt edebilirsiniz. Adet dönemlerinde memelerde dolgunluk ve sertleşme olur. Dolayısıyla kendi kendine meme muayenesi yapmak için en uygun zaman adet kanamasından sonraki haftadır.

Meme kitleleri iyi huylu (selim) veya kötü huylu (habis) olabilirler. Memede iyi huylu kitleler: fibrokistik meme hastalığı, lipomlar (yağ bezeleri), fibroadenomlar (ağrısız iyi huylu meme kitleleri) papillomlardır (ana süt kanalı duvarında gelişen siğil benzeri yapılar). Memenin kötü huylu (habis) tümörleri ise: meme kanalı kanserleri (en sık olan habis meme tümörü tipi), meme bezi kanserleri: (meme bezinin kendisinden kaynaklanan ve lobüler kanser adı verilen kanser tipi), ara dokuların habis tümörleridir (en nadir olan meme kanseri türü).

Meme muayenesini takiben, meme ultrasonu, mamografi gibi tetkikler yapmaktayız. Sıvı olan kistlerden iğne ile örnek alıp patoloji tetkiki yapabiliyoruz veya katı olan kitlelerden iğne batırarak ince iğne aspirasyon biyopsisi dediğimiz patoloji tetkiki yapabiliyoruz. Bu yöntemler çok çeşitli, ancak burada ana dayanak sizin Genel Cerrahi muayenesi olmanız.


Göğsümde iki aydır ağrı var kolumada vuruyo ve dışıda soyulmuş durumda adetimle alakalı olduğunu sandım ama hep aprı var kendim muayene ettim elime bişi gelmiyo ne olabilir?

Kadınların doktora en sık başvurmasına neden olan meme şikayeti; meme ağrısıdır. Sağlıklı kadınların çoğunda hafif veya şiddetli, özellikle adet döneminden önce ortaya çıkan meme ağrısı vardır. Bu belirtiyle doktora yapılan başvuruların önemli bir kısmında neden çevresindeki olaylardan etkilenerek meme kanserine yakalanmış olma korkusudur. Memenizin soyulması basit iltihap, egzema, vb. birçok nedenden olabilir. Bu nedenle mutlaka muayene olmanızda yarar var.

Sigara kullanımı, fazla kahve (kafein) tüketimi ve stres, meme ağrısını arttıran nedenler arasında yer alır. Meme ağrıları adet döneminin herhangi bir döneminde yani adetten bağımsız bir şekilde ortaya çıkabilirler. Bazı meme ağrıları ise dönemseldir. Meme ağrısının en sık sebebi memedeki yapısal değişiklikler (fibrokistik değişiklikler: kanserle ilişkisi yoktur), kistler ve iltihaplardır. Kanserin meme ağrısına yol açması pek olağan değildir (kanserlerin %1-2’sinde meme ağrısı olur).

Özellikle adet öncesi dönemde ortaya çıkan ve adet kanamasıyla birlikte ortadan kaybolan meme ağrıları doğurganlık çağında sık görülürler. Adet öncesi sendromunun belirtilerinden biri olarak ortaya çıkabilecekleri gibi adet öncesi dönemin tek belirtisi de olabilirler. Dönemsel meme ağrıları sıklıkla otuzlu yaşlarda görülür ve adet kanamasından 7-10 gün önce başlar ve adetin başlamasıyla ağrı şiddeti azalır. Ağrı genellikle her iki memede mevcuttur ve meme dokusunun en yoğun olduğu üst dış kadranlarda daha sık ve şiddetlidir. Dönemsel meme ağrısı koltukaltı bölgesine, kola ve hatta dirseğe doğru yayılabilir. Dönemsel meme ağrısı basit bir hassasiyet şeklinde olabileceği gibi, sütyen giyilmesinin bile ağrıyı şiddetlendirdiği, biriyle kucaklaşmanın veya yüz üstü yatmanın bile dayanılmaz olduğu durumlar da söz konusu olabilir. Bu tür ağrılar sıklıkla kronikleşir ve kadınların % 80'inde ağrılar menopoza kadar devam eder.

Adet dönemiyle hiçbir ilişkisi olmayan ve nedeni tam olarak aydınlatılamamış tipte meme ağrıları genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkar ve bazen menopoz çağındaki kadınlarda da oluşabilir. Ağrılar düzensiz aralıklarla oluşur ve meme dokusunun bir bölümünde olabileceği gibi tüm memeye de yayılabilir. Bu tür ağrılar genellikle "yanma", "çekilme", "sızlama", "zonklama" şeklinde olabilir. Dönemsel ağrılarda olduğu gibi koltukaltı bölgesine veya kola yayılabilirler. Bu tür ağrılar başladıktan sonra 2-3 yıl devam edebilir. Kadınların yarısında ağrılar bu süre içerisinde hafifleyerek kendiliğinden geçer.


Merhaba doktor bey ben 24 yaşındayım bir çocuğum var hamilelik dönemimde koltuk altında şişlik vardı ve 8 yıldan sonra o şişlik bir daha oluştu ve çok ağrıyo ikinci çocuğu istiyoruz hamilemiyim bilmiyorum değilsem neden oluştu şişlik yada hamilelikle ne alakası var bu durumun.

Size geçmiş olsun. Koltukaltı şişliklerinin hamilelik ile bir ilgisi olmasa gerek. Bunlar muhtemelen koltukaltı kıl ve ter bezlerinizde iltihaplanmadan kaynaklanabilir. Halk arasında kıl kökü iltihabı veya köpek memesi olarak adlandırılan bir sorun olabilir. Öncelikle, bir Deri Hastalıkları veya Genel Cerrahi Uzmanı'na muayene olmanızda yarar var.


Benim sağ gögüsüm sol gögüsüme nazaran daha büyük kontrol ediyorum elliyorum içine bakıyorum meme kanseri olabilirmiyim diye (Allah Korusun!) bi tuhaflık var ama anlayamadım sizce neden bi gögüsün daha büyük ?

Geçmiş olsun. Her insanda bir organ diğerinden daha büyük olabilir. Genellikle insanlarda iki el ve iki ayak çoğunlukla birbirinin aynı ebadında olmazlar. Burada memelerden birinin büyük olması çoğunlukla bir sorun yaratmaz. Ancak, yine de rutin bir meme muayenesi olmanız yararlıdır.


Ameliyatları sizmi yapıyorsunuz yani bıçağı sizmi elnize alıyorsunz yoksa sadece gözetmen olarak mı giriyorsunuz annem guatr ameliyatı olacak ve çok endeşeliyiz beni bilgilendirirsenz sevinirim.

Öncelikle, size geçmis olsun Genel Cerrahi'de 23 yillik gecmisimde hicbir ameliyata gozetmen olarak girmedim ve tamamini kendim yaptim. Sizin kafanizda karmasa olusturan konu sadece egitim yapilan devlet hastaneleri veya benim de uzun yillar görev yaptigim asistan yetistirilen Universite hastanelerinde olur. Egitim hastaneleri disinda, hastalar sadece Cerrah kim ise A'dan Z'ye ameliyati o kisi ustlenir. Korhan Taviloğlu


Şişli Florence Nightingale

Adress : Abide-i Hürriyet Cad. No: 290 Şişli - İSTANBUL
Phone : (212) 224 49 50

www.florence.com.tr

Çocuklarınızın beslenmesini ciddiye alın.

Çünkü doğru beslenme, geleceklerini etkileyen unsurların başında geliyor. Kötü beslenme yalnız sağlığı bozmuyor; büyümeye, okul başarısına, hatta vücut şekline bile etki ediyor.

Çocuklarınızın beslenmesini ciddiye alın.Okul çağı beslenmesinin alanı oldukça geniş. Anaokulundan üniversite çağına uzanan dönemi dikkate almak gerekiyor. Bu dönemde çocuk ve gençler en fazla bir ya da iki öğünü evlerinde yiyebiliyor. Evde ne yedikleri önemli ama okul ve okul dışı beslenmeleri de en az ev kadar dikkat edilmesi gereken noktalar.

Okul yemekhanesi ya da büfelerinden, okul çevresindeki satıcılardan temin edilen yiyeceklerin bilinmesi, hangilerinin, ne zaman, ne miktarlarda yenilip içileceğinin öğretilmesi çok önemli.

Ayrıca genel olarak beslenme eğitimini de ihmal etmemek gerekiyor. Çoğu gencin 20'li yaşlara gelmesine rağmen karbonhidrat, protein ve yağın ne olduğundan haberi bile yok. Bu yiyecekleri hangi besinlerle, ne zaman, ne miktarlarda tüketebileceklerini doğru dürüst bilmiyorlar.

BESLENME EĞİTİMİ ŞART!

Kısacası evde ve okulda “beslenme eğitimi” şart! Evdeki eğitim için en iyi zaman “yemek”ler, en iyi yer ise “sofralar”. Ailece aynı sofrayı paylaşmak, sofraları keyifli bir “eğitim alanı” yapmak çok önemli.

Çocuklarımızın da, gençlerimizin de “beslenme” konusunda bildikleri çok az şey var. Çok önemli birçok noktayı bilmemeleri de normal. Çünkü ne ilk, ne orta öğretim ne de üniversitede “beslenme eğitimi” diye bir ders var. Ayrıca ailelerin çoğu da bu konuda ya kendileri yeteri kadar bilgili değiller ya da bilgi ve tecrübelerini çocuklarına anlatma konusunda ihmalci davranıyorlar.

Okul yönetimlerinin konuya yeterli özeni gösterdiğini söylemek de zor. Birkaç özel okulda beslenme uzmanı çalıştırıldığını, mönüler oluşturulurken dikkatli davranıldığını biliyorum ama bunu genellemek safdillik olur.

Devlet okullarının neredeyse hiçbirinde danışman bir diyetisyen yok. Özellikle okulda verilen standart hazır yemeklerde, mutfak araç, gereç, yer, para ve eleman yetersizliği gibi sorunlar yeterli kalite ve temizlikte yiyeceklere ulaşmayı zorlaştırıyor. Yoğurtlu, ayranlı, yumurtalı, etli, meyve sulu, peynirli mönüler yerine daha önce de yazdığımız gibi iş bazen “ekmek içi kızarmış patates” gibi yanlışlara kadar varabiliyor.

Çocuğum kötü besleniyor, ne yapabilirim?

*Eğer “Çocuğumun beslenmesi konusunda ciddi bir şeyler yapmam gerekiyor” diye düşünüyorsanız, öncelikle okulda neler yiyip içtiği konusunda dikkatli olun. Kahvaltı yapmadan evden çıkmamasına dikkat edin.
*Kahvaltıyı sütle, meyve suyuyla geçiştirmesine izin vermeyin. ıdeal bir kahvaltı için yumurta, yağsız peynir, bal ve ekmek, bir bardak süt ya da meyve suyu yiyip içmesini, kahvaltılık gevreklerden faydalanmasını sağlayın. Peynirli, domatesli, sebzeli bir omlet hazırlamanız, onların keyif alacağı şekilde tostlar, sandviçler yapmanız da iyi olur.

*Okulda ara öğünlerde meyve ve yoğurt yemelerini tembihleyin ya da evde küçük atıştırmalık sandviçler hazırlayın. Eğer okulda yediği öğle yemeğinin sağlıklı olduğundan emin değilseniz, peynir ya da tavuklu sandviçler, bol peynirli ya da kıymalı poğaça ile börek ve benzeri seçenekleri de düşünebilirsiniz.
*Beslenme planına süt, yoğurt peynir ve/veya sütlaç, muhallebi ve benzeri süt ürünlerini de ekleyin. Ayran da iyi alternatiftir.
* Evde sofraya oturmaya ikna edin. Özellikle sabah kahvaltıları ve akşam yemeklerini bir keyif ortamı ama bu arada bir beslenme eğitimi zamanı yapmaya çalışın.
* Sadece yedikleriyle değil, içtikleriyle de ilgilenmenizde yarar var. Kolalı, gazlı içeceklerin sağlığa hiçbir yararı olmadığı konusunda onları bilgilendirin. ıçecek seçimlerinde süte, ayrana, yüzde yüz meyve suyuna yönlendirin.
* Kuru meyvelerden, fındık, ceviz, badem ve benzeri kuruye-mişlerden faydalanmalarına da özen gösterin.

Lignanlar ne işe yarar?

Lignanlar, bitkisel kökenli östrojen benzeri maddelerdir. En yoğun bulunduğu yiyeceklerin başında keten tohumu gelir.

Keten tohumu günde bir yemek kaşığı kadar tüketildiğinde ciddi oranda lignan kazanımına sebep olabilir. Lignanlar da menopoz işaretlerini hafifletebilir.

Ayrıca bu maddelerin kalın bağırsaklarda kanserojenleri bağladıkları ve bağırsaktan geçişleri hızlandırdıkları, yani kalın bağırsak kanserinden korudukları belirtilmektedir.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU


Mikroplar ve virüslerin gittikçe çoğaldığı dünyamızda anti bakteriyel sabunlar da hayatımızın vazgeçilmez birer parçası haline geliyor.
Tarçın Yağının Faydaları

Ancak bu ürünler, bakterilerin antibiyotiklere karşı dayanıklılık kazanmasını sağladığı için uzmanlar, mikroplarla savaşmada tarçın yağı içerikli temizlik malzemelerini öneriyor. Son zamanlarda cerrahlar tarafından yapılan bir araştırmada; tarçın yağı içerikli bir solüsyonun, doğal çevrelerde ve özellikle hastanelerde rastlanılan streptococcus ve Staphylococcus bakterilerini öldürdüğü görüldü.

Sonuçlara göre canlı organizmalardaki mikropları önleyen antiseptikler ile tarçın yağı içerikli solüsyon aynı etkiyi yaratıyor.
Tarçın

2008 yılında Fransız bilim adamlarının yaptığı benzer bir araştırmada ise; %10’dan bile daha az ölçüde kullanılan tarçın yağının, antibiyotiğe bağışıklık geliştirmiş bir dizi bakteriyi öldürmede oldukça etkili olduğu gözlemlendi.

Amerikalı bir pediyatrist olan Dr. Lawrence D. Rosen, internette yayınladığı sağlık önerileri sayfasında ev yapımı anti bakteriyel ürünleri öneriyor.

Rosen, “Tarçın kabuğu, limon yağı ve okaliptüs ekleyerek hazırlanan bu karışım, el temizliği için oldukça etkili. Bu tarif orta çağlarda ölülerin eşyalarını ve mücevherlerini çalan hırsızlar tarafından kullanılırdı ve bu hırsızlar oldukça fazla mikrop ve bakterinin barındığı ortamlarda dolaşmalarına rağmen hiç hasta olmazdı,” diyerek ev yapımı anti bakteriyel ürünlerin ne kadar etkili olduğunu açıklıyor.

Tarçın yağı, bazı nadir durumlarda alerjik reaksiyonlara neden olsa da mikroplara karşı oldukça etkili. Bu karışımı kullanılmadan önce sadece elinizin küçük bir bölümünde uygulayarak cildiniz tepki gösterip göstermediğini ölçtüğünüzde ise aklınızda soru işareti kalmayacaktır.

Her gün yeni bir sağlık sorunuyla karşılaştığımız dünyamızda doğa, yine bizim yanımızda ve tüm ürünleriyle bu sorunlarla baş etmede bize büyük kolaylık sağlıyor.

Tarçın Yağı; Dolaşım zayıflığına karşı dolaşımı hızlandırabilir. Kolit, diyare, hazımsızlık, spazm ve sindirim sistemi enfeksiyonlarında kullanılabilir. Ekspektoran etkisi vardır. Soğukalgınlığı, grip gibi solunum yolu enfeksiyonlarında etkili olabilir. Sedatif etkisi vardır. Kişiye canlılık verir.

UYGULAMA METOTLARI
1-Masaj : Bu uygulama insan organizmasının kemik, kas ve sinir sistemi iyi bilen masörlerce yapılmalıdır. Tahriş edici özellikleri nedeniyle uçucu yağların masaj için doğrudan kullanılması uygun değildir. Taşıyıcı yağlarla seyreltilmesi gerekir. Seçtiğiniz esansiyel yağları, tavsiye edilen taşıyıcı yağın içine damlatarak harmanlayabilirsiniz.(Her 10 ml için 5 damla)
2-Kompres : Bir mendil veya peçeteye birkaç damla esansiyel yağ damlatılarak tavsiye edilen bölgeye uygulanabilir.
3-İnhalasyon : Salon veya odalarda, koku taşları veya koku lambaları üzerine 3-4 damla sevdiğiniz bir Awe Aromaterapi Uçucu Yağı veya karışımları ile, sakinleştirici, dinlendirici,rahatlık ve neşe veren, kışın soğuk algınlığından koruyucu ve tedavi edici ortamlar yaratılabilir.
4-Banyo : Ilık suyla dolu bir küvete 8-10 damla yağ ekleyin ve elinizle dağıtın. Aromanın etkisini görmek için en az 10 dakikanızı suda geçirin.
5-Friksiyon : Yeterli miktar yağ, baş parmak, parmaklar, el ayası ile yapılan, küçük alanlı dairesel kaydırma ve bastırma hareketleri ile uygulanır. Friksiyon, deri altındaki kas ve dokuları etkiler. Etkisi doğrudandır.
6-Dahili kulanım (İçme) : Bir çay kaşığına 3-4 damla veya bir bardak meyve suyuna 7-8 damla ilave edilerek içilebilir.


Tarşın Yağı 15 Ml

Tarçın Yağı 15ML 18,88 TL
| Yorumlar (5) | 19.09.2009 | Faydalı Bilgiler  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Yaşlanma karşıtı cilt temizliği

Daha genç bir cilt için bunlara dikkat edin.


Belli bir yaştan sonra cildimiz, zamanın ve vücudumuzdaki fiziksel değişimlerin etkisiyle parlaklığını yitirir, kalınlaşır ve çizgiler oluşmaya başlar. Cildinizi genç ve canlı tutumak için pahalı yöntemlere ihtiyacınız yok, hatta ABD'deki dertmatologların %80'i yanlış ve aşırı yapılan cilt temizliğinin cildi yaşlandırdığı konusunda hem fikir. Aşağıda sunduğumuz basit önerileri günlük olarak uygularsanız cildinizdeki gençlik ışıltısını bir süre sonra fark edeceksiniz.

1- Yüzünüzü temizleyici maddelerle sadece 1 kere temizleyin. Özellikle 40 yaşından sonra günde 2 kere yüzünüzü temizleyicilerle yıkamak cildi çok fazla kurutabilir. Akşamları yapacağınız temizlik, gün içinde tıkanan gözeneklerin açılmasını sağlayacak, cildinizin nefes almasına yardımcı olup, nemlendiricininizin daha iyi emilmesini sağlayacaktır.

2- eğer cildiniz çok kuru veya hassas ise sabun bazlı bir temizleyici yerine temizleyici yağlardan kullanın. yüzünüze ürünü nazikçe 1-2 dakika masaj yaparak yedirin böylece kan dolaşımıznız ve de cildinizin canlılığı artacaktır.

3- Sabahları yüzünüzü sadece soğuk su ile yıkayın. Soğuk su cildinize parlaklık verip canlandırır , aynı zamanda gözenekleri de sıkıştırarak görünmelerini azaltır.

Selin Kunt Tütüncü

Kavak Yelleri Dizisinin sevilen oyuncuları Saba TÜMER' in konuğu olarak CNN Türk ekranlarındaydı.

Pelin KARAHAN, İbrahim KENDİRCİ, Aslı ENVER ve diziye yeni transfer olan Sarp APAK.

Oldukça keyifli geçen program videosunun tamamı.


Koçluk ve Kişisel Gelişim Kampı


Diyet
Güzellik
- Doç.Dr.Alev Eken
-
Doç.Dr.Nuran Atmanoğlu
-
Dr.Ceyda Şener
-
Dr. Horward Murad
-
Ebru Şallı
-
Meryem DEDE
-
Suna Dumankaya
-
Şule Karabağ
Jinekoloji
- Prof.Dr.Derin Kösebay
-
Dr. Süleyman Eserdağ
-
Dr. Aytuğ Kolankaya
-
Op.Dr. Alper Mumcu
 
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2012 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Ücretsiz Uygulama ile Cepten Takip EtYoutube Xprodoksit KanalıTwitter'dan Takip Et