Ana Sayfa
İletişim'e Tıkla İletişim'e Tıkla
Orjinal Lida

Lida ile 15 Günde 5 Kilo verin!
Orjinal Zayıflama Hapı Lida ile yaz tatilinize incecik ve mutlu bir şekilde giderek sevenlerinizi şaşırtın!
Orjinal Lida Yetkili Ürün Bayii



REKLAM
REKLAM
Reklam
Son Fotoğraflar
YAPIŞIK PARMAKLAR SİNDAKLİNİ

Sağlıklı Bronzlaşmak İçin
Özel Arama


Ana Sayfa > Arşiv > 08.2009
Arşiv > 08.2009

Çikolata kistlerinden pek çok kadın dertli. Ancak bu kistler için ilaç tedavisi bir işe yaramıyor. Eger çikolata kisti 1-2 ay içinde gerilemiyorsa mutlaka ameliyat edilmeli, ardından da hormon tedavisi yapılmalı ki kadın rahat etsin.

Soru : Sol yumurtalığımda 2 adet, boyutları 2-3 santim arasında olan çikolata kisti bulunuyor. Tedavi olarak doğum kontrol hapı önerildi. Ancak ben yaptığım birtakım araştırmalarda bu kistin yumurtalığa zarar verdiğini, ileride gebe kalmamda problemler çıkabileceğini öğrendim. Şimdi çok tedirginim. Bu durumda yumurtalığıma zarar vermeden başka bir tedavi yöntemi mümkün müdür?Çikolata Kiste ve Ameliyat

Çikolata kistleri (Endometrioma) ilaç tedavisi ile geçirilemez. Önce endometrioma tanısının doğru olup olmadığı değerlendirilmeli. Bir, iki ayda gerilemeyen, görüntüsü de endometriomaya uyan kistler bence ameliyat edilmeli. Karın içindeki muayenede görülemeyen endometriozis odakları çıkarılmalı ve ameliyat sonrası dönemde hormon tedavisine başlanmalıdır. [Çikolata Kistine Soğan Kürü - Pof.Dr.İbrahim SARAÇOĞLU]

Soru : 15 yaşında bir genç kızım. Sorunum hâlâ adet görmemek. Benim yaşıtlarımın çoğu adet gördü. Bu durum beni psikolojik olarak etkiliyor. Annem genetik olduğunu iddia ediyor. Ama ben çok üzülüyorum. İleride çocuk sahibi olamayacak mıyım?

Anneniz haklı da olabilir. İlk adet yaşı güney ülkelerde 9-10 yaşına kadar düşerken kuzey ülkelerinde 16-17'ye çıkabiliyor. Benim tavsiyem bir kadın doğum uzmanına muayene olmanız. Adet olmamanın genetik dışında da pek çok nedeni vardır. Hormonal nedenler, yapısal nedenler (Rahmin, yumurtalıkların gelişmemiş olması, kızlık zarının tam kapalı olması) ve kromozomal nedenler akla ilk gelenler. Zaten bu yaştaki her genç kız Avrupa ve Amerika'da (daha doğrusu gelişmiş ülkelerin hepsinde) mutlaka bir kadın doğum muayenesinden geçiyor. Bence ihmal etmeyin. Sevgiler.

Soru : Adet sırasında çektiğim ağrılar kesildi ama akıntı başladı 24 yaşındayım, 2 yaşında bir çocuğum var. Doğumdan sonra adetim çok ağrılı geçiyordu. Hastaneye gidip iğne yaptırıyordum. Bir kadın doğum doktoruna gittim ve bana ağrı kesici ile doğum kontrol hapı verdi. Yaklaşık iki aydır ilaçlarımı düzenli kullanıyorum ama sarı renkli, kokulu kaşıntılı bir akıntı başladı. Hiç kesilmiyor. Eşimle ilişkiye girmiyoruz. Bazen rahim bölgemde yaralar çıkıyor. Şimdi adet sırasında çektiğim ağrılarım yok ama akıntı hiç kesilmiyor.

Sancılı adet için doktorunuzun verdiği doğum kontrol hapı bu sancıların azalması hatta geçmesi için çoğu kere yeterlidir. Başlangıçta kullanmanız için verdiği ağrı kesici hap ise ancak gerekli olursa kullanılmalı. Bahsettiğiniz akıntı şikayetinin bu ilaçlarla bir İlişkisinin olduğunu sanmıyorum. Herhalde bir enfeksiyon söz konusu. Bunun için tekrar doktorunuza başvurursanız gerekli testleri yapar ve uygun ilaçları size verir.

- Rahim ağzı yaraları ve tedavisi 
- Yumurtalık kisti

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY Derin KÖSEBAY

| Yorumlar (7) | 31.08.2009 | Derin KÖSEBAY  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

HASSAS NOKTALARI ÖĞREN CİLT KANSERİNDEN KORUN.

Gün geçtikçe daha sık görülen bir hastalık olan cilt kanserinin en önemli nedeni bilinçsiz güneşlenme. Cilt kanserinin vücutta en çok tehdit ettiği noktalar ise burun, dudaklar, kulak arkası, boyun, omuzlar ve avuç içi.

Cilt kanseri vücudun başka bir yerinde çıkar mı?CİLT KANSERİNDEN KORUNMAK

49 yaşındayım. Sağ göğsümün üst kısmında, boynumun biraz altında bir sivilce çıktı. Giderek bir siğile benzeyen kitleyi bazen sıktığımda içinden beyaz renkte bir iltihap çıkıyordu. Bu durumu 1-1.5 yıl hiç önemsemedim. Daha sonra dermatologa gittim. Doktor, kitlenin alınması gerektiğini söyledi. Maalesef patolojik sonuç cilt kanseri (skuamöz hücreli karsinom, iyi differansiye) geldi. Cerrahi uçlarda tümör negatif çıktı. Başka bir tedaviye gerek görülmedi. Bu kanser türü ileride vücudumun başka bir bölgesine yayılır mı? M.Y.

CEVAP: (Prof.Dr.Erkan TOPUZ)

Cilt kanserleri 3'e ayrılır. Malin melanom, skuamöz hücreli karsinom ve bazal hücreli karsinom. En tehlikelisi malin melanomdur. Diğer ikisi genellikle yaşlılarda, beyaz tenlilerde, güneşe maruz kalanlarda görülür. Hatta meslek hastalığı olarak kabul edilir, çiftçilerde ve kaptanlarda çok sık rastlanır. Skuamöz ve bazal hücreli karsinom'un ilk tedavisi cerrahidir. Tam çıkarılırsa hastalık şifa bulur. Tümörün diğer yerlerde ya da daha önce çıktığı yerde nüks etmesi mümkün.

Almanız gereken en önemli önlem, korunmasız güneşe çıkmamaktır. İkinci önlem vücudunuzu nemlendirmektir. Ayrıca sağlıklı beslenmeye özen gösterin. Özellikle beta karatenden zengin gıdalar olan havuç, domates ve koyu yeşil sebzeleri bol tüketin. Sıkı doktor kontrolünde olun. Bu arada vücuttaki bazı noktalar cilt kanserlerine yakalanma konusunda diğer bölgelere göre daha çok risk taşıyor:

Burun: Daha fazla güneşe maruz kaldığı için cilt kanserlerinin önemli bölümü burunda başlar.
Dudaklar: Güneşlenirken dudaklarınıza Tarım Bakanlığı'ndan onaylı bir ürün sürmeyi ihmal etmeyin.
Göğüs, boyun, sırt ve omuzlar: Güneşin en fazla etkilediği yerler olduğu için cilt kanserlerinin önemli bir bölümü bu noktalarda ortaya çıkıyor.
Saç ayrım noktası ve kulak arkası: Güneşin zararlı ışınlarının en çok etkilediği bu bölgeleri de korumayı unutmayın. Şapkasız güneşe çıkmayın.
Avuç içi, ayak tabanı: Malin melanom vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir. Nedeni tam bilinmemekle birlikte en tehlikelileri ayak tabanı ve avuç içinde görülür. Ayrıca genital organlar, erkeklerin tıraş bölgeleri ve parmak arasında sık rastlanır.

** Cilt Kanseri ve Güneş İlişkisi - Prof.Dr.Osman Müftüoğlu

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü
Prof.Dr. Erkan TOPUZ

Aynı anda birkaç ilaç kullanılırsa...

İlaç kullananlar pek önemsemez ama bazen aynı anda alınan başka bir ilaç, diğer ilacın etkilerinde ciddi değişikliklere neden olabilir.

Dr. Hasan İnsel

Bu duruma ilaç etkileşimi denir. Bir ilaç diğer ilacın etkisini çok artırabilir veya onun emilim, metabolizma ve atım hızını değiştirebilir, etkisini çok azaltabilir.
Birden fazla ilaç kullanıyorsanız
Herhangi bir ilaç alırken bu ilaca başka bir ilaç ilave edilecekse, bunu mutlaka doktorunuz yapmalı veya eczacınıza danışmalısınız. Bazen aynı anda alınan iki ilaç, benzer etkiler oluşturur ve tedavi edici etki iki katına çıkar. Bir kişi aynı etkin maddeye sahip iki ilacı bilmeden aynı anda kullanabilir. Daha da sıklıkla, benzer, ancak tamamen aynı olmayan iki ilaç beraber alınır. Bazen doktorlar buna etkiyi artırmak için başvururlar. Örneğin doktorlar kontrolü güç kan basıncı yüksekliğinde, iki yüksek tansiyonu düşüren ilacı beraber yazarlar. Kanseri tedavi ederken doktorlar bazen daha güçlü etki elde etmek için birden fazla ilaç uygularlar. Bu arada en büyük tehlike, farklı doktorların benzer ilaçları bilmeden reçetelediklerinde görülür, hastalar sıklıkla ayıp olmasın diye başka bir doktora gittiklerini gizlerler ve iki doktorun yazdığı aynı etkili ilacı, nasıl olsa farklıdır diye birlikte kullanırlar.

Bazen de bilmeden karşıt etki gösteren iki ilaç aynı anda kullanılır, bu durumda ilaçların etkileri çarpışır. Örneğin ağrı kesici olarak alınan bazı antienflamatuar ilaçlar vücudun tuz ve sıvı tut-masına neden olur, idrar söktürücüler ise vücuttaki tuz ve sıvının atılmasını sağlar. Bu ilaçlar beraber alındığında etkileri çarpışır.  Ağızdan alınan ilaçlar mide veya ince bağırsağın cidarından emilir. Bazen besinler veya diğer bir ilaç, öbür ilacın  emilimini azaltabilir. Örneğin bir antibiyotik olan tetrasiklin kalsiyum veya kalsiyum içeren besinler alındıktan sonraki bir saat içinde alınırsa, yeterli derecede emilemez ve etkisi azalır. Belli talimatlara uyulması örneğin ilacın aç veya tok karnına alınması veya ilaç alındıktan sonra bir süre besin alınmaması gibi önerilere uymak ilaçların etkilerinden tam yararlanmak veya istenmeyen etkileri önlemek bakımından önemlidir.

Bir ilaç diğer bir ilacın böbrekler tarafından atılma hızını etkileyebilir. Örneğin bazı ilaçlar, idrarın asitliğini değiştirerek diğer ilaçların atılımını etkiler. Büyük dozlarda C vitamini de, bu şekilde bazı ilaçların atılımında değişikliğe yol açabilir. Çoğu ilaç vücutta dolaşır; bu etkilerini çoğunlukla belli bir organ veya sistemde gösterse de, diğer organ ve sistemleri de etkiler. Akciğerdeki hastalık nedeniyle alınan bir ilaç, kalbi etkileyebilir. Şeker hastalığı, yüksek veya düşük tansiyon, göz tansiyonu, prostat büyümesi, mesane rahatsızlıkları, kalp hastalıkları ve aritmi, kan pıhtılaşmasıyla ilgili durumlar ve astım gibi hasta-lıklar, ilaçların etkileşimlerinden kolay etkilenirler.

İlaç etkileşimleri riskini nasıl azaltabilirsiniz?

* Yeni bir ilaç kullanmaya başlamadan önce, doktorunuza danışın.
* Aldığınız tüm ilaçların bir listesini hazırlayın ve bu listeyi doktorla düzenli olarak görüşün.
* Geçirdiğiniz tüm hastalıkların bir listesini hazırlayın ve bu listeyi doktorunuzla düzenli olarak görüşün. Bu listeyi sık aralıklarla güncelleyin.
* Bütün reçetelerinizi eczacıya götürün ve ilaçlarınız hakkında bilgi alın.
* Yazılan tüm ilaçların verilme amacını ve etkilerini öğrenin.
* İlaçların olası yan etkileri hakkında bilgi edinin.
* İlaçların nasıl alınacağını, günün hangi saatinde alacağınızı ve diğer ilaçlarla aynı anda alınıp alınamayacaklarını öğrenin.
* Aç karnına, tok karnına, yemek arası gibi ilaçların yemeklerle alınma durumunu öğrenin ve uygulayın.
* İlaçların kullanımı hakkında doktorunuza veya eczacınıza danışın, bunların başka ilaç ve besinlerle etkileşimlerini öğrenin.
* İlaç kullanırken önerilen talimatlara uyun.
* İlaç kullanımıyla ilgili olabilecek herhangi bir semptom hakkında eczacı veya doktorunuzla görüşün.

İlaçların, ilaç olduğunu hiçbir zaman unutmayın ve bunları doktorunuz veya eczacınızın önerileri doğrultusunda kullanın ki, beklemediğiniz etkilerle karşılaşmayın. Size büyük yararlar sağlayabilecek ilaçlarınızı, kullanma hatası nedeniyle faydasız hale, hatta size zararlı hale getirmeyin.

Dr. Hasan İnsel

Kanserden korunmak için ne yapacaksınız?

İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Onkolog Prof. Dr. Nil Molinas Mandel kanserin nedenlerini ve nasıl korunulacağını anlattı.Prof. Dr. Nil Molinas Mandel

Kalp ve damar hastalıklarından sonra ölüm nedenleri arasında kanserin ikinci sırada bulunduğunu belirten Mandel, kansere yol açan nedenler arasında genetik faktörün daha nadir görüldüğünü, çevresel faktörlerin daha ağırlıklı olduğunu anlattı.

Sağlığa zararlı gıdaların yanı sıra radyasyon, çeşitli ilaçlar, çevresel kirlilik ve sigaranın kanser oluşumunda etkili olduğunu ifade eden Mandel, "Amerika'daki istatistiklere göre kanserin yüzde 25'inin sebebi sigara. Bizde de sigara içimi oldukça yoğun. Genç yaştan itibaren pek çok sigara içicisi var. Kansorejen madde bilinen en az 30 tane ihtiva ediyor sigara. Dumanından, nefesinden, kağıdından hepsinden... Onun için ne yiyelim, ne yemiyelim ikinci sırada" diye konuştu.

Sigaranın kansere büyük etkisinin bulunduğunu, ancak tek başına bunun yeterli olmadığını ve genetik faktörlerin de önemli olduğunu anlatan Mandel, 80 yaşındaki amcasının her gün 1-1,5 paket sigara içtiğini ve oldukça da sağlıklı görüldüğünü vurguladı. Sigaranın kansere yatkınlık varsa bunu tetiklediğini ifade eden Nil Molinas Mandel, gıdalardaki bir takım maddelerin de zararlı olduğunu söyledi.

Taze gıda yemenin çok önemli olduğunu ve kişinin yaşam biçiminin de kanserle ilişkisinin bulunduğunu altını çizen Mandel, sebze ve meyveleri günlük tüketmek gerektiğinin altını çizdi.

Mandel, her şeyi ölçülü yemenin çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Aslında bazen siz ne yaparsanız yapın sonuç pek değişmiyor. Her organınız gibi cildinizde az ya da çok ama mutlaka yaşlanıyor. Yine de yapılabilecek bir şeyler yok mu? Tabii ki var!

Enteresan bir yaz yaşıyoruz. Ve neredeyse her güne altmışını çoktan geçmiş eski bir efsanenin nefes kesici görüntüleri ya da tedbirsiz yakalanmış genç bir mankenin katmerlenmiş göbeğiyle başlıyoruz. Kısacası bu yaza paparazziler damgalarını vurdular. Kimi ünlüleri göklere çıkarıp, kimilerine dip yaptırdılar. Yani bu yaz da “genç kalma-genç görünme”, “ellilik lokum”, “altmışlık efsane” dedikodularıyla geçti.

Paparazzi kameralarının en çok yoğunlaştığı yerler selülitler, göbekler ve cilt kırışıklıkları oldu. Gazete ve dergilerdeki ünlülerin resimlerine dikkatle baktığınızda, yirmilik ya da altmışlık fark etmiyor, çoğunun kırışıklık ve selülit mağduru oldukları hemen anlaşılıyor.
Yine de yapılabilecek bir şeyler var. Eğer bazı basit noktaları gözden kaçırmazsanız yaşlanma yolculuğunda cildinize de yardımcı olabilirsiniz. İşte size özet bir yaz sonu kırışıklık kürü rehberi:

KIRIŞIKLIK AZALTMA PLANI

Osman Müftüoğlu Kırışıklık KürüGüne mutlaka iyi bir kahvaltıyla başlayın. Kahvaltıda taze meyve, yumurta beyazı, kahvaltı gevrekleri, zeytin, yoğurt, taze yeşilbiber ve domatesi tercih edin. Kahvaltıdan önce alacağınız 200 miligramlık bir alfa lipoik asit ve 500 miligramlık L-karnitin tabletini, kahvaltı sonrasında 100 miligramlık bir kapsül CoQ10 ile tamamlayın. CoQ10 kapsüllerini zeytinyağıyla temas ettirdikten sonra kullanmanızı tavsiye ederim. Faydalanma olasılığınız daha da artacaktır.

Öğün atlamayın, öğle yemeğini protein, akşam yemeğini karbonhidrat (sebze, meyve, tahıl) ağırlıklı alın.
Gün boyu sık ve az su için. Şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durun. Soda ve mineralden zengin sular en iyi tercihlerdir.
Balığa, bakliyat ve tahıllara sofranızda daha yer verin. Domatese öğlen ve akşam sofralarınızda da yer açmayı ihmal etmeyin. Nişastalı, unlu, yağlı, kızartmalı sofralardan uzak durun. Kahveyi azaltın. Yemek üstüne tatlıdan vazgeçin.

BAZILARI DA HAYAT HEDİYESİ

Salatalarınıza öğütülmüş keten tohumu, ayçiçeği çekirdeği ekleyin. Şeftali ve kayısıya ara öğünlerde öncelik verin. Karpuzu inciri üzümü abartmayın.

Son bir tavsiye: Yüzünüzdeki bazı çizgilerin hayatın size armağanları olduğunu da unutmayın...

Tiroit hastalıkları psikolojik sorunlara yol açar mı?

Tiroit hastalıkları bazı psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Örneğin hipertiroidi, yani tiroit bezinin aşırı çalıştığı durumlar sinirlilik, öfke nöbetleri, alınganlık, gerginlik, endişe gibi duyguların yoğunlaşmasına sebep olabiliyor. Hipotiroidi yani tiroit bezi tembelliğiyse, depresyonla ilişkili işaretlere neden olabiliyor. Benzer şekilde ruhsal sorunların tiroit hastalıklarına yol açabildiği de belirtiliyor. Örneğin doğum sonrasında oluşan depresyon ile haşimato hastalığı ve buna bağlı doğum sonrası hipotiroiditinin ilişkili olabileceği belirtiliyor.

Balık yemek bunamayı geciktirebilir mi?

Balığın, özellikle omega-3'ten zengin olan balıkların zekâyı güçlendirme ve belleği destekleme yanında bilinçsel gerilemeyi geciktirdiğini gösteren bulguların sayısı her gün biraz daha çoğalıyor. Omega-3 yağları ister balıktan, ister başka kaynaklardan kazanılsın bilinçsel gerileme üzerinde son derece ciddi yararlar sağlıyor. Eğer daha sık balık, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler, keten tohumu ve diğer omega-3 zengini besinler yerseniz belleğinizin bundan mutlu olacağı aklınızda olsun. İsterseniz birkaç kopya daha vereyim: Folik asit, B12 vitamini, B6 vitamini de belleğe iyi gelen doğal destekler.

Depresyona yol açan nedenler hangileri?

Depresyonu tetikleyen faktörlerin başında kayıplar geliyor. Eş kaybı, evlat kaybı, anne babanın kaybedilmesi, iş kaybı, şehir değiştirmeler, ekonomik kayıplar ve daha pek çok neden depresyona yol açabiliyor. Emekliliğin bile depresyona neden olduğu biliniyor. Bazı hastalıkların, bazı ilaçların da depresyonu tetiklediği, yani dolu bir tabancayı ateşleyebileceği belirtiliyor. Doğum sonrası dönemler, menopoz dönemine atılan yeni adımlar, başarısızlıklar, beklediğini bulamamalar da depresyon sebebi olabiliyor. Bazı insanlar gereksiz yere uzamış hüzünler yaşayarak da depresyon tuzağına düşebiliyor. Tiroit veya kortizol hormonlarının eksikliğinin de depresyonla ilişkili olabileceği aklınızda olsun. Eğer depresyonla ilgili bir sorununuz varsa lütfen komşunuzun ilacını kullanmayın. Bana sorarsanız depresyonun tedavisini yalnızca psikiyatristlere bırakın.

Kadınlar efor testi yaptırmalı mı?

Koroner kalp hastalığının bir erkek hastalığı olduğu yönündeki yanlış bilgileri unutun. Özellikle 50 yaş sonrasında kadın ve erkeklerin kalp damar hastalığına yakalanma riski neredeyse eşitlendi. Bu nedenle 50 yaş sonrası erkeklere uygulanan kalp koruma programlarının kadınlara da uygulanması gerekiyor. Özellikle kolesterol dengesizliği yaşayan, sigara içen, hipertansiyon, kan şekeri yüksekliği ve benzeri kalp riskleri taşıyan kadınlarda sadece istirahat EKG'siyle yetinmemek ve mutlaka efor testinden de istifade edilmesi öneriliyor. Kadınlarda kalp hastalığı işaretlerinin erkeklere oranla daha silik ve atipik olabileceğini ve ilk krizlerin hayati etkilerinin daha yüksek olduğunu unutmayın.

Toplam kolesterol ölçümü mü HDL ve LDL değerlerini belirlemek mi daha önemli?

Kanınızda “toplam kolesterol” diye özel bir kolesterol dolaşmıyor. Total veya toplam kolesterol vücudunuzdaki iyi ve kötü kolesterolün toplamı ile bu rakam trigliserid ölçümünüzde elde edilen değerin beşte birinin eklenmesiyle elde ediliyor. Yani, LDL kolesterol + HDL kolesterol + trigliserid / 5 olarak özetlenebilecek bir formül söz konusu. Kolesterol bakımından şanslı veya şanssız olduğunuzu gösteren temel değerler iyi ve kötü kolesterolünüzün ölçümleriyle konuşan rakamlardır. Eğer kötü kolesterolünüz 130'dan yüksekse dikkatli olmanızda yarar var. İyi kolesterolünüz 40'ın altındaysa yine benzer dikkati göstermeniz gerekiyor. Toplam kolesterol ölçümleri bazen gereksiz telaşa yol açabiliyor. Çünkü trigliseridiniz çok yüksekse veya faydalı kolesterol HDL'niz beklenenden fazlaysa toplam kolesterolünüz de yüksek bulunuyor. Bu nedenle kolesterol durumunuz hakkında herhangi bir fikir yürütülebilmesi için iyi ve kötü kolesterol değerlerinizin belirlenmesi şart.

Alzheimer hastalığının risk faktörleri neler?

Genetik önemli bir risk faktörü ama zannedildiği kadar ön planda değil. Yaşın ilerlemesi önemli bir faktör olarak gösteriliyor. 65 yaş sonrasında hastalık olasılığı her 5 yılda bir iki katına çıkıyor. Kadınlarda Alzheimer riski erkeklere oranla biraz daha yüksek. Kalp damar hastalığı olanlarda, şeker hastalarında, depresyon sorunuyla boğuşanlarda, kafa travmaları geçirenlerde de risk artabiliyor.

Aritmi ne anlama geliyor?

Kalbinizin büyüklüğü yumruğunuzun büyüklüğü kadardır. Bu yapının neredeyse tamamı kas dokusundan oluşmuştur. Kalbin, içine gelen kanı doku ve organlara pompalayabilmesi için dakikada ortalama 80 defa kasılması gerekiyor. Kasılabilmesi için de kendi kendine elektrik akımı üretmesi ve bunu bütün hücrelerine hızla dağıtması şart. Enerji üretim merkezinden (sinüs düğümü olarak biliniyor) uyarı çıkışında veya elektrik enerjisinin dağıtım sistemiyle kalp kaslarına ulaştırılmasında bir arıza olduğu zaman ritim bozukluğu halinden söz ediliyor. Böyle bir durum “kalbin teklemesi” ile de ifade edilebiliyor. Kalp ritminin bozulma ihtimali yaşlandıkça artıyor. Tiroid hastalıkları, alkol, sigara kullanımı, uykusuzluk, fazla miktarda kafein kazanımı gibi durumlarda da ritmin bozulma ihtimali artıyor. Ritim bozukluğu bazen ani ölümlere yol açabileceğinden son derece önemli bir durum.

Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU


Maşallah




REKLAM
Reklam için İletişim Linkini Kullanınız
REKLAM
SAĞLIK KÖŞESİ

Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları
Online Doktor

OKUNASI
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2010 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Norton Safe Web