Ana Sayfa

Sağlık
Reklam
Loading
Ana Sayfa - Arşiv - 11.2009
Arşiv - 11.2009

Motorlu Çivi ile Boy Uzatma Tekniği

Geçen yıl geçirdiği trafik kazası sonrası bacağı 5 santim kısa kalan Hale Denizli, Motorlu Çivi ile eski haline kavuştu.

Boeing uçaklarında kullanılan mikro motorlardan esinlenilen ve dünyada yeni olan bu yöntemin maliyeti sigortadan karşılanabiliyor.

Hale Denizli bundan bir yıl önce işine gitmek üzereyken trafik kazası geçirdi. Ona çarpan dolmuş nedeniyle tam 7 kez ameliyat oldu. Ameliyatlar sonunda bacağı 5 santim kısa kaldı. Kalçadan kemik alınıp kondu, ağrılarını dindirmek için demir çubuklar konuldu olmadı. Kısa kalan bacağı nedeniyle topallamaya başlayan genç kızın omuriliğinde sorunlar oluşmaya başladı. Müthiş ağrılar çekti. Ancak yirmi yaşındaydı ve topal olarak hayatını geçirmek istemiyordu. Bacağını yeniden uzatmanın yollarını araştırmaya başladı. Bu sırada kısalan bacağının uzatılabileceğini internetten okudu. Marmarisli Hale Denizli boy uzatma ameliyatı için İstanbul'a Şişli Etfal Hastanesi'ne geldi. Bacak uzatılabiliyordu ancak bu yöntem son derece zorluydu bir yıla yakın bacağında demir bir kafes taşıması gerekiyordu. Hale Denizli buna bile razıyken doktorlar dünyada son derece yeni bir yöntemden bahsettiler. Avrupa'da henüz birkaç merkezde kullanılan yöntem Türkiye'de ilk kez uygulanacaktı. Onaylar alındı, yurtdışından özel motor getirildi.
Motorlu Çivi RöntgenHale Denizli'nin tüm operasyon maliyeti balıkçılık yapan babasının SGK'sı tarafından karşılandı.

BOEING MOTORU GİBİ

Bir saat süren operasyonla içinde bir motor bulunan ve kurşun kalemden biraz daha uzun ve kalın olan çubuk Hale Denizli'nin bacağına takıldı. Çubuk dışardan hiçbir şekilde görülmüyordu kemik içine yerleştiriliyordu. Ancak içinde küçük bir motor vardı. Bu motor boeing uçaklarının mikro motorlarını üreten firma tarafından tasarlanmıştı. Çok küçük olmasına karşın hiç bozulmuyordu. Motorun kabloları son derece inceydi onlar da derisinin altına yerleştirildi. Tüm operasyon bacağında daha sonra hiç izi kalmayacak dört küçük delikten yapıldı. Şimdi günün belirli saatlerinde dışardan verilen elektrik akımı ile her gün bacağın bir milim uzaması sağlanıyor. Hale Denizli'ye doktorları bacağını nasıl uzatacağını gösteriyorlar. Bacak uzarken steteskop yardımıyla motorun sesi dinlenebiliyor. Şimdilik bacağının üzerine tam olarak basamıyor ama dört ay sonra bacağı eski boyuna gelecek. Çubuk bacağının içinden çıkartılacak. Hale Denizli'den sonra boy uzatma ameliyatları çok daha konforlu bir şekilde yapılabilecek.

Doç. Dr. Metin Küçükkaya
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Tel : +90 212 373 50 00 (60 hat)


İlk yıllarda; uzatılacak kemiğin arasının açılıp içine kemik doldurulurken daha sonraki yıllarda kemik dışından konulan sistemlerle kemiğin yavaş yavaş uzatılarak kendiliğinde dolması yöntemin benimsenmiştir. Bu yöntemlerin dezavantajı tedavi süresinin uzun olması, yara izleri kalması ve hasta acı vermesidir.

Motorlu Çivi İle Boy Uzatma Tekniği (Fitbone):
Fitbone- Motorlu Çivi ve Kumandası

Tek kemiğin uzatılmasında, kozmetik uzatmalarda, minor deformitelerin düzeltilerek uzatmalarında kullanılmaktadır. Motorlu (Fitbone) çivide dışarıdan bir kumanda aracılığı ile uzatma sağlanır.

Mekanik çivide ise hasta küçük egzersizler yaparak uzatmayı sağlar. En konforlu uzatma yöntemidir.

"Motorlu çivi" olarak tabir edilen tedavi yönteminde uzatılacak kemik içine yerleştirilen ve deri altında alıcısı bulunan çivi ile uzatma işlemi sağlanır. Bu işlemde uzama işlemi günde 1mm uzama sağlanır.

Motorlu Çivi ile uzatma yöntemi nasıl uygulanır:

Motorize çivi ile uzatma yöntemi eski tedavilere göre daha zahmetsiz ve daha estetiktir. Bu yöntemde ameliyatla kemik çatlatılarak çivi kemiğin iliğine yerleştiriliyor.
Motorlu Çivi Hasta Tarafından Kumanda Ediliyor
Ameliyattan sonra hastanın eline bir kumanda veriliyor ve ne yapması gerektiğini anlatılıyor. Hasta kendi kendine deri altında bulunan alıcı ile çiviyi kumanda ederek çivinin uzamasını sağlıyor.

Dikkat Edilmesi Gerekenler :
Kemik sertleşene kadar tam yük verilmemesine önem verilemelidir.

Tedavi ve Uzama sonrası çiviler ne oluyor :
İstenilen uzunluğa ulaşıldığında ve kemiklerde sertleşme sağlandığında çiviler tamamen çıkartılmakta ve hasta eski hayatına devam etmektedir.

Motorlu Çivi Kimlere uygulanabilir :
Motorlu çivi, çocuklar dışında ve yeterli kemik kalınlığına sahip herkese uygulanabilir.

Motorlu Çivi Tanıtım Filmi (Almanca):

Benzer konular :






Boy Uzatma ve Boy Kısalığı ile ilgili Benzer Yazılar :

- Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU Boy Uzatma Kürü
- Çocuklarda Boy Kısalığı ve Boy Standartları
- Boy Uzatan Ameliyatlar
- Dr. Ginza Kojima Boy Uzatma Tekniği
- Çocuğunuzun Boy ve Kilosunu İzleyin
- Çin'de Boy Uzatma Ameliyatları

Her yıl düzenlediği görkemli şovlarla moda dünyasının gündemine damga vuran Victoria's Secret'ın 2009 defilesi yapıldı.

Miranda Kerr, Alessandar Ambrosio, Ana Beatriz Barros, Selita E Banks, Doutzen Kroes gibi dünyanın en pahalı mankenlerinin görev aldığı şovda beş hafta önce dördüncü çocuğunu dünyaya getiren Heidi Klum herkesten 'rol çaldı'.

Diğer mankenlerin birbirinden seksi iç çamaşırlarını tanıttığı defilede Klum, diğerlerinden daha kapalı ama daha dikkat çekici bir tasarım giydi.

Klum'un doğum yaptıktan sonra bu kadar kısa sürede formuna kavuşması da dikkat çekti. Klum podyumda en çok alkışı alan mankenlerden biriydi.

Defileden Görüntüler :

Domuz Gribi'ne yeni ilaç: Peramivir

Son aylarda hepimizin korkusu aynı: H1N1 ya da halk arasındaki adıyla ‘Domuz Gribi’. İnşallah piyango bana çıkmaz derken bir bakmışsınız kapınızda! İşte bize aynen öyle oldu. Geçen cumartesi 4 yaşındaki oğlum Domuz Gribi’ne yakalandı. Aynen tarif ettikleri gibi oluyormuş meğer. Çocuk sapa sağlam oyun oynarken birden durgunlaştı, uykusu gelir gibi oldu. Hayatta ilk defa “Anne gel biz yatalım; biraz dinlenelim” dedi. Ve sonraki bir saat içinde ateşi 41’e fırladı.

Apar topar Boston’un dünyaca ünlü çocuk hastanesine götürdük. Bir de baktık çoktan karargah kurulmuş hastanenin girişine. Tümüyle Domuz Gribi vakalarına ait bir alan ayrılmış. Benzer belirtilerle gelen bütün hastalar o bölgeye sevk ediliyor. “Test yapın” dedik, “Teste ne gerek var? Doğru dürüst yapılan testin sonucunun gelmesi uzun zaman alıyor, şip şak yapılan da doğru sonuç vermiyor” dediler. Sonra da devam ettiler: Biz zaman kaybedeceğimize bu tarz belirtilerle gelen herkesi Domuz Gribi vakası olarak kabul edip, ona göre tedaviye başlıyoruz. Zaten şu anda piyasada mevsimlik, yani bu sonbaharda aşısını olduğumuz virüslerin hiçbiri yok henüz, eğer ortada gribal bir durum varsa H1N1 olmak zorunda! Sonrası klasik...

Ateş düşürücü ve Tamiflu verdiler. Ateş düşürücü hemen işe yaradı. “Eğer ateşi böyle düşerse ateş düşürücü ile devam edip, başka önemli bir problemi yoksa bu Tamiflu denen ilacı vermek zorunda mıyım?” diye sordum. “Hayır gerekmez” dediler. Ateş düşürücülerle idare ettik biz de geçen cumartesiden bu yana. Ama ilk defa bu kadar uzun süren bir hastalık durumu yaşadı minnoşum, o perişan, biz ondan daha perişan... Bu durumda kalanlar ne hissettiğimi çok iyi anlayacaktır... Artık 5’inci gün olduğunda bütün gün boyu ateş yok oldu ve haliyle çok sevindik. Doğal olarak ateş düşürücü ilaç da vermedik. Sen misin sevinen, gece hiç beklenmedik bir şekilde yine ateşi 41’e fırlamaz mı! Bu ne biçim virüstür anlamadım!

Nereden çıktı bu bela?

Biraz geri gidip bakalım... İlk olarak Meksika’da teşhiş edilen bu virüs 11 Haziran 2009’da Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemik (dünya üzerinde hızla yayılan ve çok sayıda sağlık komplikasyonuna neden olabilen grip) ilan etmişti. Meksika’da hastanelerin acil servislerini hıncahınç dolduran ve çok sayıda ölüme neden olup, rota değiştirerek seyahatine devam eden virüs kısa sürede New York’u pençesine aldı.

Şimdiye kadar ABD’de en az 1 milyon kişinin yakalandığı bu virüs, ülkede 600 ölüme ve 6 bin 200 de, hastanelerin acil servislerine gitmek zorunda kalan vakaya neden oldu. Son olarak dünya üzerindeki 168 ülkeyi şiddetle etkisi altına alan H1N1, Türkiye’de de çoktan gündelik hayatın bir parçası oldu. Nereye baksanız grip olan insanlar...

H1N1 ismi nereden geliyor?

ABD’li yetkililer “Bu meret bizden çıkmadı, bize Asya’dan geldi” diye ısrar ededursun, genetik olarak Avrasya ve Kuzey Amerika genleri taşıyan bu virüsün, esasen Amerikan tipi bir virüsün Asyalı bir başka tip virüsle birleşerek ortaya çıkmış yeni hali olduğu düşünülüyor. Yani tam anlamıyla melez bir virüs! Bir süre Domuz Gribi adıyla anılırken, dünyanın çeşitli ülkelerinde domuz ithalatının kesilmesi nedeniyle durumu kurtarma amacıyla Dünya Sağlık Örgütü, kulağa daha tıbbi gelen yeni bir isimle ortaya çıktı. Bir parça Amerikan, bir parça domuz, bir parça Avrasya, bir parça da bütün griplerden oluşan yeni bir meret: A(H1N1)

Bir de aşı sorunu var!

Uzun bir bekleyişten sonra nihayet aşı çıktı. Fakat ne yalan söyleyeyim; ‘Uzun süre testi yapılmamış bir aşıya nasıl güvenebilirim ki?’ diye düşündüm. Gelgelelim ABD’li federal sağlık yetkilileri aşının kesin olarak herhangi bir yan etki riski taşımadığında ısrarlılar. “Esasen yıllardır yaptırmakta olduğumuz mevsim gribi aşılarından hiçbir farkı yok” diyorlar. Sadece virüsün kendine göre dizayn edilmiş bir aşı. Tek bir dozun sorunu halledeceğini öne sürüyor sağlık yetkilileri.

Sadece 6 ila 9 ay arasındaki bebeklerin 21 gün arayla iki seans aşı olmaları gerekiyormuş! Fakat yetkililer asıl hamile kadınların üzerinde duruyor. Nedense bu virüs en fazla hamile kadınları etkiliyormuş. 2009 Agustos’tan bu yana toplam 100 hamile kadın H1N1 nedeniyle yoğun bakıma alınırken, bunlardan 28’inin hastalığı ölümle sonuçlanmış. Dolayısıyla ABD’li sağlık yetkilileri hamile kadınların mutlaka aşıyı olmaları gerektiğini iddia ediyor.

Yeni bir ilaç konuşuluyor: Peramivir

Bundan sadece birkaç hafta önce 30 yaşındaki genç bir anne, mevsimsel alerjik reaksiyon şeklinde başlayan H1N1 belirtileriyle kendini birkaç gün içinde Seattle’daki hastanenin yoğun bakım servisinde buldu. Ölümle pençeleşir hale gelen genç kadına yardım edebilmek için doktorlar, hala deney aşamasında olan ‘Peramivir’ adlı ilacı denemeye karar verdiler. Aldığı ikinci Peramivir dozundan sonra süratle iyileşme belirtileri gösteren kadın bu ilaçla hayatı kurtulanlardan sadece biri. Peramivir damar yoluyla verilen bir ilaç ve şu anda ABD’de sadece diğer iki ilacı (Tamiflu ve Relenza) kullanamayacak derecede hasta olanlara veriliyor.

Peramivir hala test aşamasında olduğu için FDA (Amerikan İlaç ve Gıda Birliği) tarafından onaylanmış değil. Fakat FDA 13 Ekim’de bu ilacın hastanelerde acil durumlarda kullanılması için yetki verdi. Şimdiye kadar toplam 32 acil vakada uygulanan ilacın 29 kişinin hayatını kurtardığı biliniyor. İlacı acil durumlarda hamile kadınlar üzerinde de uygulayan ve olumlu sonuç alan doktorlar var. Tabii uzun vadede bu tedavinin bir yan etkisi var mı bunu şimdilik kimse bilmiyor... Kar gözetmeyen bir biyoteknoloji şirketi olan BioCryst Pharmaceuticals tarafından üretilen bu yeni ilaç, 1986’da kurulduğundan bu yana piyasaya hiçbir ilacı çıkarmayı başaramamış BioCryst için cennetin kapılarının açılması demek olabilir.

Amerikan Federal Devleti sadece acil durumlarda kullanımını öngörerek 10 bin kişilik ürünü stokladı bile. Toplam maaliyet ise 22.5 milyon dolar, yani kişi başı 2250 dolar! FDA ilacın kullanımında hastanelere yetki verdiğinden bu yana toplam 250 talebin kayıt edildiği belirtiliyor. Bu arada dikkati çeken bir diğer nokta ise doktorların ilacı tavsiye edildiği gibi 5 gün değil, 10’ar gün uygulayarak sonuç almış olması. Amerika’nın 10 bin kişilik stoğunun sadece 5 bin kişiye yetecek olması demek bu da. Bu durumu fark eden dünya ülkeleri durur mu, dört bir yandan aşırı miktarda ilaç talebi almaya başlayan BioCryst’ın yıllık stoğu ise 120 bin tedavilik...

Aşı mı ilaç mı o mu bu mu derken bu meret pek çoğumuzun canını yakmaya devam edecek belli ki uzun bir süre. Yapabileceğimizin en iyisi nedir peki bu durumda? Geçen cumartesi Boston Çocuk Hastanesi’nde elimdeki soru listesinin başında “Bu tip bir viral atağın seyri ne olabilir sizce?” vardı. Hemen atladılar, “Yok efendim korkmayın, sizinki gibi sağlıklı çocuklara bir şey olmaz. Bu virüsten ölenler hep alt yapısında bir problem olanlar ve de özellikle nörolojik problemleri olan çocuklar” dediler. Sadece iki hafta önce Boston haberlerinde baş köşeyi alan 12 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını nasıl kaybettiğini hatırlattım.

“Bu küçük kızla dolaylı ortak tanıdıklarımız var ve ailesi veya doktoru tarafından bilinen en ufak bir sağlık problemi yoktu! İlk iki gün boyunca normal bir ateşlenme gibi seyretti hastalık ve 3’üncü gün birdenbire her şey değişti” dedim. Verecek bir cevapları yoktu!

Mantığın yolu bir: Kimin nasıl direnç göstereceği bilinmiyor bu virüse. O dönemdeki yorgunluk, stres miktarı değişken bir yapıya sahip olan bağışıklık sitemini olumsuz etkileyebiliyor.

Özetle başka problemi olmayana H1N1 hiçbir şey yapmaz bakışı son derece sorgulanmaya açık... Peki kesin işe yaradığı bilinenler ne? Orada da önemli bir yenilik yok... Bol sıvı alımı aşırı önemli. Vücuttaki sıvı azaldıkça ateş yükseliyor ve o nedenle geceleri de dahil olmak üzere vücuda sıvı girişini aktif tutmak şart. Ve de normal seyreder gibi görünürken ani değişikliklerde hemen tıbbi müdahalenin mümkün kılınması hayat kurtarıcı olabiliyor. Gerisi mi? O şansa kalmış gibi...

Aytül Farquharson
Aytül Farquharson

Cildinizi nemlendirin!
Kışın soğuk, kirli hava ve azalan nem cilt hastalıklarının artmasına neden oluyor.
 
Havadaki nemin azalması ve rüzgarında etkisiyle deride kurumalar, çatlamalar ve kabuklanmaların oluştuğunu, bunun da yaşlanmayı artırdığını belirten uzmanlar, derinin iyi nemlendirilmesinin çok önemli olduğunu belirtiyor.

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermetoloji (cildiye) Polikliniği Uzman Doktoru Mahizer Yaldız, kışın azalan güneşin yaşlanmayı geciktiren melatorin hormonunun azalmasına sebep olduğunu bunun sonucunda depresyon ve strese bağlı olarak egzama, sedef ve vitiligo (ciltte beyaz lekeler) gibi cilt hastalıklarının artış gösterdiğini söyledi.

Kışın etkenlerine bağlı olarak özellikle yaşlılar ve çocuklarda deri kuruluğunun arttığını ifade eden Yaldız, "Kışın derinin yapısı daha sık değişiyor. Soğuk derinin kabuklanmasını artırarak, nem oranını azaltıyor. Deride çatlamalar ve kuruluk hissi çok fazla oluyor. Cilt yapısı hassas ve egzamaya yatkın kişilerde kuruluk daha da artıyor. Cildi kuru, atopik yapılı ve derisi hassas kişiler soğuk havadan daha çok etkileniyorlar. Dışarıda çalışan kişilerin ellerinde permiyo dediğimiz soğuk yanıkları oluşabiliyor. Kış döneminde kuruluğun etkisi ve güneşin olmamasına bağlı olarak sedef hastalığında artış yaşanıyor. Ciltteki kuruluğa bağlı olarak atopik rahatsızlığı bulunanlarda kaşıntıda bir şiddetlenme olur." diye konuştu.

Kış döneminde derinin çok iyi nemlendirilmesi gerektiğine işaret eden Yaldız, dışarı çıkmadan ve suyla temastan sonra ellerin ve vücudun nemlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Yaz döneminde kullanılan nemlendiricilerle kışın kullanılan nemlendiricilerin birbirinden farklı olduğunu aktaran Yaldız, kışın yağ oranı fazla likit oranı yüksek nemlendiricilerin kullanılması gerektiğini dile getirdi.
Sık banyo yapmanın vücudun kuruluğunu daha da arttırdığını belirten Yaldız, şöyle konuştu: "Sık banyo yapan kişiler her banyo sonrası nemlendirici kremleri kullanması gerekiyor. Derinin nemini eğer iyi vermezsek deride kuruluk artar. Kurulukta deri çatlamalarıyla birlikte yaşlanmayı arttırır. Ev ortamlarında kalorifer ve soba gibi ısıtıcılar nem oranını azaltır. Bunu engellemek için kalorifer ya da sobanın üzerine su veya nemli ıslak bezler konulabilir."

Bebeklerin cildinin yetişkinlere göre daha hassas olduğunun altını çizen Yaldız, nemlendirmenin bebeklerde daha iyi yapılması uyarısında bulundu.
Yaldız, "Kışın bebeklerde nem oranı azalacağından her banyo sonrası vücutları nemlendirilmeli. Sabahları vücutlarını nemlendirerek soğuktan ve ani ısı değişimlerinden korumamız lazım." dedi.

GÜNEŞ KREMİ KIŞIN DA KULLANILMALI
Kışın derinin yaşlanmasını azaltan A, C ve E vitamini içeren meyve ve sebzelerin bol bol tüketilmesinin sağlık açısından çok faydalı olduğunu kaydeden Yaldız, cilt sağlığı için şu tavsiyelerde bulundu: "Kışın dışarı çıkarken ellerin yüzün soğuktan korunması lazım. Eldiven, bere ve atkı gibi koruyucu giysileri muhakkak kulanın. Yaz ve kışın ısınmak amacıyla sıcak suyla yıkanılması yanlış. Aşırı sıcak su deriyi kurutur, saçlarda matlaşmaya neden olur. Saç ve derinin mutlaka ılık suyla yıkanması lazım. Islak saçla dışarı çıkıldığında rüzgarın etkisiyle derideki ani değişimler kuruma ve çatlamaları daha da artırıyor. Saçınızı kurutmadan dışarı çıkmayın. Su ihtiyacını karşılamak için günde 1,5 litre su içmek lazım. Antioksidan içeren portakal, mandalina ve havuç gibi sebze ve meyveleri bol bol tüketin. Balığın içinde yağ miktarları fazladır. Derinin kuruluğuna iyi gelir ve canlılık kazanmasına yardımcı olur. Balığın içindeki mineraller vücudun nemini arttırır. Güneş koruyucular yazın kullanır şeklindeki düşünce yanlış. Ultraviyole ışınları kış döneminde etkilidir. Güneş ışınları kışında vücudun açık yerlerine geldiği için yaşlanma riskini arttırır. Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için muhakkak el ve yüz için güneş koruyucunun kış döneminde de kullanılması faydalı. Aşırı yünlü giysiler giyilmemeli."

| Yorumlar (2) | 19.11.2009 | Faydalı Bilgiler  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü
18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık GünüAntibiyotikler ve grip salgını


Grip salgını yanlış antibiyotik kullanma riskini arttırmaktadır. Antibiyotikler, grip salgını dahil olmak üzere virüslerin neden olduğu enfeksiyonlar için çözüm sağlamazlar.


Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyonlara karşı etkilidir. Yakalandığınız enfeksiyon ile ilgili doğru teşhisin yanı sıra, antibiyotiğe ihtiyacınız olup olmadığına ancak bir tıp doktoru karar verebilir.

Unutmayın: İnfluenza A(H1N1)v salgını için kendi kendinize antibiyotik tedavisi uygulamayın.
- Antibiyotikler, influenza A(H1N1)v dahil olmak üzere virüslere karşı fayda sağlamaz.
- Antibiyotikler, influenza A(H1N1)v salgınının ve diğer virüslerin başka insanlara bulaşmasını önlemez.
- Yanlış sebeplerle örneğin grip için alınan antibiyotikler size hiçbir fayda sağlamaz, ishal gibi yan etkileri olabilir, ve bakterilerdeki antibiyotik direncini arttırır. Bunun sonucunda da, gelecekte antibiyotiğe ihtiyaç duyduğunuzda artık fayda sağlamazlar.
- Bakteriyel akciğer enfeksiyonları bir grip komplikasyonudur. Buna influenza A(H1N1)v enfeksiyonu da dahildir. Bu türden komplikasyon görülen hastalar, yalnızca doktorları tarafından öngörülen uygun antibiyotik tedavisinden fayda görürler.
- Antibiyotik almadan önce her zaman doktorunuzun tavsiyelerine uyun.

Aşağıdaki durumlarda doktorunuzu arayın:
* Siz (veya çocuğunuz) gribe yakalandıysanız ve belirli bir risk grubuna dahilseniz, yani:
- Belli başlı bir kronik hastalığınız (astım veya kronik obstrüktif akciğer hastalıkları (KOAH), şeker hastalığı, bağışıklık sisteminde baskılanma, kronik kardiyovasküler hastalıklar (basit hipertansiyon dışında), kronik böbrek yetmezliği, epilepsi ve kanser) varsa
- Gebe iseniz
- Çocuğunuz iki yaşından küçük ise
* Siz (veya çocuğunuz) ciddi semptomlar gösteriyorsanız.
* Siz (veya çocuğunuz) gribe yakalandıysanız ve semptomlar iyileşmiyor ya da daha da kötüleşiyor ise.


Detaylar için : www.antibiyotikfarkindalik.org

Tanıtım Filmi

| Yorumlar (3) | 17.11.2009 | Faydalı Bilgiler  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Mücize Kitap : "Tek Şişman Beyniniz - Düşünce Güçüyle Zayıflama"

Yasemin Soysal
, Yüksek Lisans Tezi araştırması olarak zihnin beden üzerindeki etkilerini araştırmaya başladığında, insanların kolayca kilo vermelerini sağlayacak bir sistem geliştirebileceğini hayal bile etmiyordu.
Tek Şişman Beyniniz - Düşünce Güçüyle Zayıflama
Fakat geliştirdiği yöntemi kilo problemi yaşayan yaklaşık 1000 kişi üzerinde denedi. Sonuçlar inanılmazdı! Kilo sorunu yaşayan kişiler hızla ve son derece sağlıklı bir şekilde kilo vermekle kalmıyor aynı zamanda yaşamlarının pek çok alanında da olumlu ilerlemeler kaydediyorlardı. Üstelik karmaşık diyetlere, özel egzersizlere, kendini bir şeylerden yoksun bırakmaya ihtiyaç kalmadan.

Şu ana kadar 1000 kişi üzerinde test edilen ve inanılmaz sonuçlara ulaştıran "Zihin Gücü ile Zayıflama" tekniğini ve bu kitap yardımıyla artık siz de kullanabilirsiniz.

"Tek Şişman Beyniniz" Kitabı giriş bölümü :

GİRİŞ

"Zayıflamak için bin bir çeşit yol denediğinize eminim. Ve birçok merkeze gidip zayıflama uğruna başkalarından yardım dilendiğinize de. Ama hiç düşündünüz mü, beklide bütün soruların, cevapları içinizdeydi.

Spor salonlarına gideriz ve birileri bize koşmamız gerektiğini söyler. Koşmam mı gerekiyor. Evet, bunu biliyorum zaten, İyi de nasıl? Ben zaten koşabilseydim buraya ne diye gelirdim ki. Gider koşardım.

Diyetisyene gidersiniz size az yemeniz gerektiğini söyler. İyi de kardeşim nasıl. Zaten ben az yemem gerektiğini biliyorum, az yiyebilseydim sana gelmezdim. Psikologa gidersiniz, size üzülmemeniz gerektiğini söylerler.

Bunu zaten biliyorsunuzdur. Yüzlerce kere aynı şeyi duymuşsunuzdur. Üzülme, az ye çok koş… Asıl soru şudur, tüm bunları nasıl yapacağım. Zaten bunları yapabilseydim. Sizlere ihtiyaç duymazdım. Tüm bunları nasıl yapacağım, soruların en büyüğüdür.

Çalışmalarıma başlamadan önce her zaman şunu vurgularım. Ben burada size ne yapmanız gerektiğinden bahsedemem. Çünkü bu ukalalık olur. Eminim ki siz, ben den çok daha fazlasını biliyorsunuz. Bütün diyetleri denediniz. Kuzey, batı, doğu, Çin diyeti, şok diyetler. Bütün spor hocaları ile tanışıp son çıkan tüm trendleri uyguladınız. Beklide benim bile yapmadığım spor dalları ile uğraştınız. Merkezlere gidip son zamanların en iyi makineleri ile vakit geçirdiniz. Eminim ki benim takip etmekte geri kaldığım yenilikleri bile denediniz. O yüzden sizler benim üstadımsınız. Ve zayıflama konusunda benden çok fazla şey biliyorsunuz. Ben sadece size bunların nasıl yapacağınız konusunda yardımcı olabilir.

Ne yapmanız ya da ne yapmamanız gerektiğini çok iyi biliyorsunuz. Asıl soru şu; peki nasıl yapacağız. İşte bu kitapta beklide merak ettiğiniz nasıl sorularının cevaplarını bulacaksınız. İşte o zaman, bu bilgi birikiminizi eyleme dökme vakti gelecektir. Ve eminim ki yapmayı arzuladığınız birçok şeyi deneme cesaretin de bulunacaksınız.

Beyninizin nasıl çalıştığını bilmek, size daha iyi bir yaşam kalitesi sağlayacaktır."

Kitaptan bir kesit :

Öldürmek mi daha basit kilo vermek mi...?

Gazetelerde okuduğum bir haberi sizinle paylaşacağım.

Kasaplık yapan bir işçi, buzhanede son et grubunu getirmek için fabrikaya gelir. Yaklaşık 30 yıldır bu işi yapmaktadır. Son eti buzhaneye koymak için içeri girer ve en arka rafa doğru ilerler.

Arkasını döndüğünde fark eder ki, kapılar kapanmış. Bunu fark edince deli gibi kapıyı yumruklamaya başlar; çünkü eğer burada kalacak olursa donarak öleceğini bilmektedir. Saatlerce sesini birilerine duyurmaya çalışır. Sonunda fabrikada kimsenin kalmadığını anladığında bütün umudunu yitirir ve eşine bir mektup yazmaya karar verir. Cebinden çıkarttığı bir parça kâğıda son anlarını yazmaya başlar. "Sevgili eşim, sizleri çok seviyorum. Bugüne kadar yaptığım her şey için beni affedin. Sizlere çok daha güzel bir hayat sağlamak isterdim. Oğlum sana emanet. Şu an çok üşüyorum. Parmaklarım titriyor ve yavaş yavaş sonumun geldiğini hissediyorum."

Evet. bütün yaşadıklarını yazmaya başlar.

Sabah olduğunda kapılar açılır ve içeride yatan birim görürler ve fark ederler ki bu kişi ölmüştür.

Fakat anlamadıkları bir durum vardır: Soğutucu çalışmıyordur! O akşam soğutucu bozuk olduğu için sadece havalandırmayı aktif bırakmışlardır.

Evet soğutucu bozuktur ama çok güçlü ve gürültülü bir şekilde havalandırma çalışmaktadır. Fakat kasabın zihni, gerçeği fark edip içerisinin soğuk olmadığını bir türlü kabul edememiştir. Buzhanenin her zaman ne kadar soğuk olduğunu o kadar iyi bilmektedir ki aksini kendine inandıramaz. Sabah olduğunda donmuş bir adam bulmadılar. Fakat adam kendini donacağına o kadar inandırmıştı ki sonunda öldü. Sonunda kendini öldürmeyi başardı; zihni onu öldürdü!



Yasemin SoysalBir insan, eğer zihni ile kendisini öldürebiliyorsa, o zaman kilo da verdirebilir.

Hem de bunu bir çocuk oyunu basitliğinde yapar.
Bu yüzden zihninizden ne geçtiğini kontrol etmek zorundasınız. Neye inandığınızı bilinç seviyesine çıkartmak durumundasınız. Eğer bunu yapamıyorsanız, o zaman sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız

Yasemin Soysal (yaseminsoysal.com):Unutmayın ki, zihniniz eğer sizi öldürebiliyorsa şişmanlatabilir de.

Ücretsiz "Tek Şişman Beyniniz - Düşünce Güçüyle Zayıflama" Kitabı Çekilişimize KATILIN

(İLK 5 KİTAP İSMİNİZE İMZALI OLACAK)

Ücretsiz kitap kazanmak için
tek yapmanız gereken, İletişim linkinden; İsim ve adres bilgilerinizi göndermek. Her hafta çekilişle kitaplar sahiplerine gönderilecek.
 
Kitabı satın almak için :
| Yorumlar (13) | 17.11.2009 | Yasemin Soysal  | Kalıcı LinkArkadaşına Gönder

Yasemin SOYSAL Kimdir?

Yasemin Soysal, İzmir doğumlu. Birincilikle girdiği Celal Bayar Üniversitesi’nden, yine derece ile mezun oldu. 2000 yılında başlayan profesyonel spor yaşamında pek çok ödül ve derece aldı. Bunlardan bazıları; 2000 İzmir Karate Bölge Birinciliği, 2001 Üniversiteler arası Senkronize Trambolin Türkiye ikinciliği, 2003 Üniversiteler arası bayanlar kayak şampiyonası Türkiye beşinciliği... Tramplen ve Kule atlamada Türkiye birinciliklerini elinde tutan Soysal, milli takımla birlikte çalışmalar yaptı.

Yasemin SOYSAL

2002 yılında NLP eğitmenliği yetkinliğine ulaştı. Lionslar, Rotary külüpleri, üniversite eğitim günleri, kadınlar birliği gibi birçok kurum ve kuruluşlarda eğitimler verdi. Bu süre içinde, Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü "Sporda Psikososyal Alanlar" Ana Bilim dalında, yüksek lisans programını kazandı.

Yasemin Soysal’ın üniversite bünyesinde yaptığı bilimsel çalışmalar sonucu ortaya koyduğu "zihin potansiyelleri ve Zayıflama" programı büyük ilgi gördü. Bu çalışma, görsel ya da yazılı basında daha çok "Zihin Gücü ile Zayıflama", "düşünce gücü ile yeni bir kadın yaratma" adı altında geçti. Bu programlarında, 1000’e yakın kilo problemi yaşayan kişi ile çalışma yaptı. Bu süreç içinde yüksek lisans tezini tamamladı.

Türkiye'de zihin gücü, zayıflama programlarının ilk yaratıcısı olan Soysal, aynı zamanda yaptığı bilimsel çalışma ile Türkiye’de ilk defa zihin gücünün, zayıflama üzerindeki başarısını bilimsel olarak kanıtladı.
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde "Hedefe Odaklanma, Başarı Stratejileri" üzerine öğretim üyesi olarak görev aldı.

Soysal çalışma yaşamına yaptığı televizyon programı ile devam etti. SHOW TV, Show Maks kanalında, Burcu Kara ve ekibi ile birlikte zayıflama, kişisel gelişim, kadın üzerine tv programı yaptı. Tüm Türkiye çapında kendisine başvuran kişilerle eğitim seminerleri düzenlemektedir.
Tek Şişman Beyniniz” ve “Şişmansanız Sebebi Var” isimli kitaplarıyla Avrupa ve dünya piyasalarına açılmayı planlamaktadır.

Yasemin SOYSAL


Koçluk ve Kişisel Gelişim Kampı


Diyet
Güzellik
- Doç.Dr.Alev Eken
-
Doç.Dr.Nuran Atmanoğlu
-
Dr.Ceyda Şener
-
Dr. Horward Murad
-
Ebru Şallı
-
Meryem DEDE
-
Suna Dumankaya
-
Şule Karabağ
Jinekoloji
- Prof.Dr.Derin Kösebay
-
Dr. Süleyman Eserdağ
-
Dr. Aytuğ Kolankaya
-
Op.Dr. Alper Mumcu
 
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2012 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Ücretsiz Uygulama ile Cepten Takip EtYoutube Xprodoksit KanalıTwitter'dan Takip Et