|
Kadınlar adetten kesildikten sonra rahmin en iç tabakasının incelmiş ve 5 milimetrenin altında olması gerekir. Bu kalınlık artmışsa ve menopoza girmiş bir kadında kanama olmuşsa mutlaka rahim içinden kürtajla parça alınıp tahlil yapılması gerekir.
Yaklaşık 3 aydır doğum kontrol hapı kullanıyorum. Vajinal bölgede kuruluk cinsel isteksizlik başladı. Bu rahatsızlıkların kullandığım hapla ilgisi var mıdır? CEVAP Rahim kalınlaşmış, ameliyat olmalı mıyım? CEVAP Benim çocuğum olmayacak mı? 23 yaşındayım ve 1.5 yıllık evliyim. Adetlerim düzensiz oluyor, ilaç kullandım. Yumurtalıklarım çalışmıyormuş. Ancak 2 kere hormon testi yaptırdım, sorun yoktu. 7 aydır başka bir ilaç içiyorum ama adet görmüyorum. Sabah ve akşam içtiğim ilaçlarım var ancak bir de gece yarım içtiğim bir hapım daha var. Kilo aldığım ve tüylenme olduğu için 2 gündür doktorumun bilgisi olmadan bıraktım. Doktorum ilaçları tüylenme olmasın diye içtiğimi söyledi. Çocuk istiyorum ama 7 aydır adet düzensizliğimle ilgili hiçbir gelişme yok. Ne yapmam gerekiyor? Çocuğum olmayacak mı? CEVAP |
|
Doğum öncesi müziğin doğum sonrasındaki hayata tesirlerini anlamak için bebeğin davranış geliştirme hızı ile, doğum öncesi öğrenmeyle irtibat kuran doğum sonrası hafıza ölçekleri kullanılır. Çocuğun doğum öncesi müzik dinlemesinin, gelişimi hızlandırdığı, hattâ bazı çocuklardaki belli gelişim bozukluklarını hafifletebildiği veya iyileştirme yoluna koyduğuna dair çalışmalar vardır.Değişik müzik çeşitlerinin 28-36 haftalık annelere dinletildiği bir çalışmada, kontrol grubuna nazaran anne karnında müzik dinleyen bebeklerin seslere dikkat, göz takibi, motor kontrol ve koordinasyon hareketlerinin gelişiminde dikkati çeken bir hızlanma gözlenmiştir. İşte bu bilimsel gerçekleri gözardı etmeyen girişimciler anne karnındaki bebeğe müzik dinletmeyi isteyen anneler için için bir kemer üretmişler. Kemerde, iPod®, iPhone™, smartphones, CD and MP3 player için cepler bulunuyor ve kendine ait ayarlı hoparlör sistemi mevcut. Kullanımı : ![]() ![]() ![]() ![]() Üç farklı desen ile satışa sunulan ürünün resmi satış sitesinde fiyatı 55$ ![]() Ürünün Resmi Satış sitesi |
H.MURAD -Vitamin C Infusion Home Facial KitÇevresel zararlara maruz kalan ciltler için C Vitaminli Haftalık Bakım Kürü Cildinizdeki hücre yenilenmesini arttırarak kırışıklıkların ve çizgilerin görünümünü azaltmayı destekler. İçeriğindeki antioksidanlarla serbest radikalleri engelleyerek çevresel nedenlerden dolayı cildinizde olusan tahribatı ve lekelenmeleri durdurduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Yapılan klinik çalışmalarda, kullanıcılardan %78 inin cildinde aydınlık ve sıkılık artışı kaydedilmiştir. C Vitamini: C Vitamini diğer güçlü antioksidanlarla birlikte hücre yenilenmesini ve kollajen oluşumunu destekler. Böylece cildi dış etkenlerin vereceği zararlardan korumaya yardımcı olur. 6 haftalık klinik çalısma süresince, SPF 15 Murad Güneş Koruma Faktörü kullanılmıştır. Sensitive Skin Soothing Serum ( Yatıştırıcı Nem Serumu ) İçeriğindeki; Hyaluronic Asit: Ciltte ve hücrelerdeki nem kaybını engelleyerek cilt bariyerini geliştirir.
Uygulama Şekli: C Vitaminli Onarıcı Jel * Dr.H.Murad C Vitamini Kürü* Sizilcelerinizden Kurtulun * Dr. Murad Güneş Koruma Ürünleri * Howard Murad Tavsiyeleri * Hangi Besinler Faydalı * Dr.Howard Murad Kimdir? |
|
Sosyal hayatın en sevilen öğünü akşam yemeğidir. Akşam sofralarını aileler de, sevgililer de, iş alemi de pek sever. Sosyal yaşamın, günün sorunları ve keyiflerinin paylaşıldığı, dostluk ve arkadaşlıkların sohbetlerle güçlendirildiği uzun akşam yemeklerini hepimiz severiz. Bu tutku özellikle hafta sonları için bir vazgeçilmez gibidir. Ne var ki beslenme açısından da, kilo kontrolü söz konusu olduğunda da günün ana öğünü akşam yemeği değil, kahvaltı olmalıdır. Güne hazırlanmak için gereksinim duyacağınız enerjiyi öncelikle kahvaltıyla karşılamak zorundasınız. En az 7-8 saat süren gece açlığından sonra her bedenin enerjiye ihtiyacı vardır ve bu enerji kahvaltıyla karşılanmalıdır. Kahvaltı mönüsünü hazırlarken dikkatli olmalı, ayaküstü kahvaltı alışkanlığını mutlaka bırakmalısınız. Zaman sıkıntısı çekiyorsanız, dolmuşta, trende, vapurda kahvaltı yapmak zorunda kalıyorsanız, mümkünse akşamdan bir hazırlık yapmalısınız. Sabah kahvaltısı, günlük karbonhidrat ihtiyacınızın önemli bir kısmını kazanabileceğiniz bir öğündür. Bu öğünde beyaz şeker, reçel, beyaz un ile yapılan ekmekler yerine yavaş emilen, geç sindirilen kompleks, yani doğal, tam işlemden geçmemiş karbonhidratlar tüketmeli, yani karbonhidratlardan gelecek enerjinin vücudunuza yavaş yavaş girmesini garantiye almalısınız. Bu amaçla peynir, zeytin, ekmek, peynirli bir tost, ekmek arası peynir, domates, salatalık, yeşil biber yenilebileceği gibi, bir kahvaltı gevreği, yoğurt-kepekli ekmek de yemek mümkündür. Kahvaltıda çay güzel bir alışkanlıktır ama taze meyve suyu veya az yağlı süt de tercih edebilirsiniz. Kahvaltıda su içmeyi de ihmal etmemenizde fayda var. ÖĞLE YEMEĞİNDE PROTEİN ŞART Öğle yemeğine gelince... Bu öğün önem açısından kahvaltıdan sonra ikinci sırada yer alır. Benim tavsiyem, özellikle çalışan insanların öğle yemeklerinde ayaküstü atıştırma, hızlı yemek yeme yanlışından uzak durmaya çalışmalarıdır. Etli sebze yemekleri, tavuk, balık ya da kırmızı et ızgara edilmiş halde mutlaka yemeye çalışılmalıdır. Çünkü öğle yemeğinin protein yoğunluğu çok önemlidir. Öğle yemeğinde zeytinyağlılar, etli, kıymalı sebze yemekleri de iyi seçimlerdir. Dikkat edilmesi gereken nokta, beyaz un ve nişastası yoğun yiyeceklerden bu öğünde de uzak durmaktır. Özellikle çalışan insanların yemek sonrası uyuklama, yorgunluk hali, terleme, dikkat dağılması gibi sorunları varsa yoğun karbonhidrat içeren üç beyazdan, yani şeker, un ve nişastadan uzak durmaları gerekiyor. AKŞAM YEMEĞİ HAFİF OLMALI Akşam yemeği bizde de -maalesef- en büyük öğündür. Akşam sofraları sosyal yapının ayrılmaz bir parçası, destekleyicisi, paylaşım noktası olmalıdır ama tüketilen gıda miktarına ve kalori fazlalığına dikkat edilmelidir. Aşırı ve hızla yenilen akşam yemekleri reflüden kalp krizine, gaz, şişkinlik probleminden uyku bölünmelerine kadar pek çok soruna yol açar. Bu nedenle akşam yemeğini mutlaka hafifletmenizde yarar var. Sebze çorbası, hafif zeytinyağlı sebze yemekleri, kıymalı ya da parça etli, parça tavuklu nohut, fasulye, bezelye gibi yemekler akşam yemeği için uygun olabilir. Çoğu beslenme uzmanı aynı kaloriyi alan insanlar arasında kalorinin çoğunu sabah yerine akşam alanlarda daha kolay kilo alma eğilimi olduğunu kabul ediyor. Benim kanaatim de akşam yemeklerini hafifletmenin sağlığa daha iyi geldiği yönünde. NEDEN KİLO ALDINIZ Eğer kilo sorununuz varsa, yola aşağıdaki sorulara doğru yanıtlar vererek çıkmalısınız. |
Domuz Gribine Karşı Bitkisel Tedavi?Domuz gribine karşı aşı yaptırmaktan çekinen bir çok kişi tarafından Domuz Gribi - H1N1 gribinden korunmak için Bitkisel Kür veya Bitkisel tedavi olup olmadığı yönünde sorular gönderilmedir. Bu hastalıktan korunmak için öncelikle kişisel temizliğe dikkat edilmeli bilhassa el temizliğine azami dikkat edilmelidir. Bu hastalığa karşı korunmak için en sağlıklı yol mutlaka en yakın sağlık kuruluşlarına başvurmaktır. (Bitkisel Korunma Yöntemi Henüz Yoktur)
Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.
Domuz gribini tedavi eden ilaçlar var mıdır? Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır
Domuz Gribi şüphesi olan çocuklardaki acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir? Hızlı veya zor nefes alma Vücutta solgunluk ya da morarma Beslenememe Uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil Huzursuzluk Ateşle beraber döküntü görülmesi Uzmanlar Domuz Gribi ve diğer bulaşıcı enfeksiyonlara karşı bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerektiği konusunda hemfikir. Domuz Gribine karşı bağışıklık sistemini güçlendiren bitkisel çay : Bitkisel Çay için gerekenler ; Ekinezya, Ihlamur, tane karanfil, humuskus, ada çağı, kök zencefil. Gün içerisinde tane karanfil çiğnenebilir. Yemeklerde sarımsak ve soğan tüketimine önem verilmelidir. Adaçayı ile günde 2-3 kez gargara yapılabilir.
Domuz gribi hastalığına yakalandığınız zaman virüsü yenebilmek için en önemli ön koşul, bağışıklık sisteminizin güçlü olması. İşte bağışıklık sistemini domuz gribine karşı güçlü tutmak için tüketmeniz gereken gıdalar:
Kırmızı biber: Portakalda bulunan C vitamininin 2 katını içerir. C vitamini gribin etkisini yüzde 80 oranında azaltabilecek kadar güçlü bir silahtır. Yoğurt: İçinde bağırsaklarda mikroplarla savaşan yararlı bakteriler olan probiyotik bulunur. Böylece grip virüsü vücutta barınamaz. Yeşil çay: Bağışıklığı güçlendiren “epigallocatechin gallate” isimli kimyasalı içerir. Günde 3 fincan tavsiye ediliyor. Ginseng: ABD’li bilim adamları günde 2 tane 200mg’lık ginseng kökü kapsülü alan insanların grip riskinin yüzde 31 azaldığı belirlendi. Bağışıklığı harekete geçirir. Badem: Hastalıklarla savaşan antioksidan E vitamini bakımından zengindir. Gripten korunmak için her gün bir ara öğün olarak 24 tane badem yemeye çalışın. Taze patates: İçindeki “beta carote ”, gribe karşı koruma özelliğini verir. Vücutta A vitaminine çevriliyor ve grip tedavisinde önemli rol bir oynuyor. Tavuk suyuna çorba: Vücutta mukus üretimini artırarak gribin boğaz ağrısı ve öksürük gibi etkilerini yatıştırmaya yardımcı olur. Sarımsak: Sülfür maddesi grip sezonunda bu hastalığa yakalanma riskini 2.5 kat azaltıyor ve virüsü öldürme özelliği de bulunuyor. Taze sarımsak daha etkili. Zencefil: İçeriğinde doğal olarak bulunan “gingerol” maddesi, her türlü enfeksiyonu uzakta tutmaya yardımcı. Zencefil çayını tercih edebilirsiniz. Ceviz: Antioksidan selenyum soğuk algınlığı, grip ve kansere karşı koruma sağlar. İçindeki selenyum oranı diğer tüm gıdalardan 10 kat oranında daha fazladır. Turunçgiller: Önemli bir C vitamini kaynağıdır. Özellikle sigara kullanıyorsanız gribe yakalanma riski daha yüksek olduğu için bol bol C vitamini almanız gerekiyor. Bal: Doğal olarak antibakteriyel özelliklere sahiptir. Çaya ya da yoğurda katarak tüketirseniz etkisi daha da güçlü olur. Lahana: Ispanak ve lahana gibi koyu yeşil renkli yaprağa sahip sebzeler, bağışıklık sistemini gribe karşı güçlendiren D vitamini bakımından zengindir. Mantar: Beta-glucan isimli gribe karşı koruyan bir madde içerir. Bağışıklığın grip virüsünü tanımasını ve onu yok etmek için harekete geçmesini sağlar. Yulaf: Lif, E ve B vitamini ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren mineraller ve beta-glucan’lar bakımdan zengindir. Elma: Bilim adamları, düzenli olarak elma yiyen insanların gribe yakalanma riskinin azaldığını ortaya koydu. Günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 25’ini karşılar. Kırmızı et: Bağışıklık sistemini harekete geçirmek için kırmızı et tüketmek gerekiyor. Yetişkinlerin günde ortalama 40-60 gram et tüketmesi tavsiye ediliyor. Balık: Omega 3 tüketimini artırarak grip ve benzeri enfeksiyonları uzakta tutabilirsiniz. Haftada 2 porsiyon balık tüketilmeli. Soğan: Doğal antibiyotikler içerir. Bunun yanında gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendiren “quercetin” isimli bir madde de bulundurur.
Domuz gribine karşı keçiboynuzu Domuz gribini yenmek için beslenme şeklinize de dikkat etmeniz gerekiyor ANTALYA Gazipaşa Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet Çınar, kalsiyum, demir ve çinko yönünden zengin olan keçiboynuzunun vücudun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini belirterek, “Domuz gribine karşı keçiboynuzu tüketin” dedi.
Keçiboynuzunun bazı hastalıkların yanı sıra domuz gribinden korunmak için en iyi yiyeceklerden biri olduğunu kaydeden Başhekim Dr. Çınar, “Keçiboynuzu gelişmekte olan ve okul çağına gelen bir çocuğun A, B, D ve E vitaminlerini karşılamaktadır. Bu vitaminler insanlarda kansızlığı önlediği ve bağışıklık sitemini düzenlediği gibi fiziksel gelişmede de faydalı olmaktadır. Keçiboynuzunun özellikle çocuklarda görünen astım, alerjik bronşit, grip ve akciğer kanserine karşı koruyucu bir özelliği vardır” diye konuştu. Dr. Mehmet Çınar, Gazipaşa halkının Domuz gribi salgınından dolayı tedirgin olduğunu, her gün onlarca kişinin kendilerinden bilgi edindiğini söyledi. Dr. Çınar, domuz gribinden mevsimsel grip enfeksiyonundan korunmak için alınan önlemlerle korunulabileceğini kaydetti. Dr. Mehmet Çınar, “Kişilerle yakın temastan uzak durmak, ellerimizi sık sık yıkamak, beslenmemize dikkat etmek bizi hastalığa karşı koruyacaktır” dedi. Domuz gribinin belirtileri hakkında da bilgi veren Dr. Çınar, “İnsanlarda görülen grip belirtilerine benzer. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yaygın vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme- titreme, yorgunluk gibi belirtileri içerir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilir” diye konuştu. BUDA DOMUZ GRİBİ DİYETİ ERCİYES Üniversitesi Hakan Çetinsaya Deneysel ve Klinik Araştırma Merkezi Tıbbi Farmakoloji Uzmanı Dr. Ahmet İnal, domuz gribi virüsüne karşı ceviz ve sirkenin etkili olduğunu söyledi. Farmakoloji Uzmanı Dr. Ahmet İnal, Domuz gribi diyeti yapmak isteyenler için önerilerde bulundu. Diyet için çok fazla para harcamaya gerek olmadığını belirten Dr. İnal, “Akşamdan 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1 adet ceviz konularak sabah kadar bekletilir. Sabah kahvaltısından önce içilen su bağışıklık sistemini güçlendirir. Yine kahvaltıdan önce 1 avuç siyah çekirdekli üzüm yenmeli, üzümün çekirdekleri ağızda ezilmelidir. Ayrıca eğer kokusundan rahatsız olunmuyorsa 1 veya birkaç diş sarımsak çiğnenerek yenmelidir. Sabah ve öğle arasında ise ekinezya çayı virüse karşı iyi gelecektir. Öğlen ise bol proteinli gıdalar (yağsız et, derisi alınmış tavuk eti, balık) yenmeli, yanında bol yeşil yapraklı bitkiler (tere, roka, dere otu, maydanoz) tüketilmelidir” dedi.
NANE LİMON ÇAYI Dr. İnal, ikindi vakti içilen nane limon çayının H1N1 virüsüne karşı insan vücudunu koruyacağını ifade ederek şu bilgileri verdi: “Ayrıca birer tane elma, mandalina ya da portakal kesinlikle yenmelidir. Akşam ise yine protein içeriği yüksek olan kuru baklagiller (nohut, kuru fasulye, yeşil mercimek) yenilmeli. Yanında ince sivri biber taze bir şekilde tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonra kırmızı biber C vitamini deposu olması nedeniyle tercih edilmeli.” Son dönemde Domuz Gribi'yle yatar, Domuz Gribi'yle kalkar olduk. Bu hastalığın zararlarından ve tehlikelerinden bahsedildikçe toplumda genel bir tedirginlik oluştu. Doğal yollarla, beslenmenize dikkat ederek ve aşağıdaki önerilerimi okuyarak domuz gribine karşı rahatlıkla korunabilirsiniz. Hatta genel olarak bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirip, genelde çoğu enfeksiyona karşı korunma sağlayabilirsiniz. Bu öneriler bir enfeksiyona yakalandıysanız iyileşmenizi kolaylaştırabilir ama daha önemlisi mevcut enfeksiyonunuzun üzerine seconder enfeksiyon dediğimiz ikinci enfeksiyonun binmesine ve sorun oluşturmasına engel olabilir. Bu hastalıktan korunmanın, tedavi etmeye göre çok daha önemli olduğunu bir kere daha hatırlatalım. Genel beslenme önerileri • Vücut direncini artırmak için mutlaka yeterli miktarda protein almak gerekir. Bu proteinler tercihen az yağlı olmak üzere tavuk etinin beyaz kısmı, balık, yumurta, kırmızı et, yoğurt, peynir, süt gibi gıdalar olmalı. Ayrıca bitkisel protein kaynaklarını artırmak için de yeşil mercimek, nohut, soya fasulyesi, kuru börülce, bezelye gibi gıdaları da arttırın. • C vitamini bolca alın. C vitamini en yüksek olarak turunçgillerde var. Gerçekten de limon, mandalina, greyfurt v.b. bütün turunçgillerde C vitamini yüksek orandadır. Ancak yine C vitamininin çok yüksek olduğu başka sebze ve meyve kaynaklan da var. Örneğin; taze sivribiber, kivi, maydanoz, yeşillikler, kuşburnu, nar, kuzu kulağı otu ve genelde ekşi meyveler iyi bir C vitamini kaynağıdır. • Çinko: Bağışıklık sisteminin iyi çalışması için önemli bir mineral de çinkodur. Yeterli çinko, enfeksiyonlara karşı direnci artırır. Kırmızı et, kabak çekirdeği, kabuklu deniz ürünleri iyi birer çinko kaynağıdırlar. BU GIDALARI AZALTIN Özellikle kanda aşırı şekeri ve yağı yükselten bir beslenme tarzı, mikroorganizmanın üremesini artırarak enfeksiyonları kolaylaştırabilir. Bu nedenle çok yağlı beslenme tarzı ama özellikle de şeker ve unu yüksek olan gıda yüklemesi önermem. Bu nedenle beyaz ekmek, aşırı beyaz şeker tüketimi, beyaz unlu gıdaların fazla tüketilmesi, mayonez, yağlı şarküteri gibi gıdaların fazla tüketilmesi genelde bağışıklık sistemi için iyi değildir. İŞTE YARARLI BESİNLER Limon, greyfurt, maydanoz, sivribiber, kivi, tere, roka, turp, keçi peyniri, doğal yoğurt, doğal yumurta, dereotu, taze zencefil, soğan, sarımsak, yağsız kırmızı et, tavuk eti ve but (derisiz), taze balık, kuşburnu marmelatı, kızılcık şurubu, böğürtlen, ananas, sebze çorbası, meyve salatası, bezelye, sarı mercimek, nohut, deniz börülcesi, tofu, soya fasulyesi, şitake mantarı, kırmızı biber, badem, kızılcık marmelatı, yulaf ezmesi... Bu 6 doğal ilaç hem bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, hem de korunmada ve tedavide destek sağlıyor.
Umca : Tamamen doğal bir bitkidir. Solüsyonları düzenli kullanıldığında genel olarak enfeksiyonlara karşı direnci arttrır. Echinesya : Kızılderililer'den günümüze kalan bir bitkidir. Hapları bağışıklık sistemini güçlendirir. Echinesya preparatları hiç ara vermeden en fazla 20 günlük kürler halinde kullanılmalıdır. Sonrasında ara verilip tekrar başlanılabilir. Betaglucan : Genelde ekmek mayası mantarından elde edilen betaglucan preparatları yan etkisiz bir şekilde bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Hem korunmada hem de tedavi de büyük bir destek sağlıyor. C vitamini : Her türlü grip ve soğuk algınlığına karşı destekleyicidir. Çinko : Bağışıklık sisteminin başarıyla çalışması için gerekli olan önemli bir mineraldir.Çok yüksek dozda ve uzun süre alınması önerilmez. Kefir : Kefir veya hapları da vücut direncini arttırır. İyi bir bağışıklık sistemi için güçlü bir destektir. Virüsün hastalık yapıcı etkisini azaltmak için acil olarak ne yapabilirsiniz?
Eğer metroda, otobüste, uçakta, dershanede, sinema salonunda, hastane bekleme odalarında kısacası toplu bekleme yerlerinde hasta olduğundan şüphelendiğiniz birisi size doğru hapşırdıysa veya aynı bardaktan su içtiyseniz veya riskli bir cinsel ilişkide bulunduysanız... Eve gittiğinizde ilk iş elinizi, yüzünüzü iyice sabunlamak olsun. Ardından adaçayı veya antiseptik herhangi bir gargara kullanın. 1 litre kaynar suyun içerisine 5-6 damla okaliptüs yağı damlatın, başınızın üstünü küçük bir çarşaf veya havlu ile kapatın. Gözünüzün yanmaması için gözünüzü de kapatın ve derin derin burundan ve ağızdan nefes alın, bu işlemi birkaç defa tekrarlayın. Okaliptüs yağı ile buğu yapmanın solunum sistemini dezenfekte edici etkisi vardır. Ağızda karanfil çiğneyin. Yanınızda karanfil bulundurun. Karanfilin virüs, bakteri ve mantarların üremesini azaltıcı bir etkisi vardır. Günde 3-4 kez, 1-2 adet karanfili ağza alıp çiğneyip emebilirsiniz. Ama karanfilin fazlası zararlı olabileceği için asla yutmayın. Domuz gribinden korunmak için en önemli bir doğal tedavi de ozon tedavisidir. Şüpheli durumlarda hastalıktan hem korunmak hem de tedaviye yardımcı olmak için ozon tedavisine başvurabilirsiniz. Gripten Koruyan 6’lı Çay Tarifi ■ 2-3 parmak taze veya kuru kök zencefil ■ 2 adet tane karanfil 1 küçük tutam hibiskus ■ Yarım tatlı kağışı kuşburnu ■ 1 tutam ekinesya ■ 1 tutam ıhlamur Hazırlanışı: Bir bardak suya tüm malzemeyi koyun. 1-1.5 dakika kadar kaynatın, 3-4 dakika demleyin. Sonrasında süzün ve ılınınca içine bir parça bal koyarak için. Bu çaydan günde 3 fincan içebilirsiniz. Bu dönem boyunca hiçbir zaman çok kaynar veya çok soğuk yiyecek ve içecekleri tüketmeyin. Dr. Ender SARAÇ * Domuz Gribi Belirtileri ve Önlemler. * Domuz Gribi Bilgilendirme Videoları. * Grip Aşısı ve Domuz Gribi İlişkisi. * Domuz Gribi Aşısının Zararı Var mı? |
|
Keçiboynuzu aynı zamanda hareketli sperm sayısını arttıran özelliğe sahiptir. Keçiboynuzu ve sperm hareketliliği Keçiboynuzu ve sperm acrosome aktivitesi İktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur. Keçiboynuzu kürünün etkisini viagra ile mukayese etmek mümkün değildir. Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir. Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kürdür. Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur. Keçiboynuzu kürü uygulanırken, iktidarsızlığa karşı etken olan etkin maddelerinin önce vücutta depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler, vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra, hücre içindeki transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) etkisini göstermeye başlarlar. Hücre içinde etkinliğini (aktifliğini) kaybetmiş olan bazı enzimleri aktive ederek şikayetlerin ortadan kalkmasına neden olurlar. Etkin maddelerin, vücudumuzda depolandıktan sonra etkilerini göstermeye başlamaları hemen hemen bütün bitkisel kürler için geçerlidir. Genel olarak, bitkisel kürlerin sonuca ulaşması (etki edebilmesi) zaman almaktadır. Bunun nedeni, kürün uygulanması esnasında etkin maddelerin önce vücudumuzda depolanması gerekir ancak, bu depolanma süresi zaman almaktadır. Bu nedenle bitkisel kürleri uygularken sabırlı olmak gerekir. Bu kürü uygulamak isteyen şeker hastalarının önce hekimlerine danışmaları gerekir. Çünkü, keçiboynuzu fazla miktarda şeker içermektedir. Yaklaşık 85.000 ppm fruktoz, 95.000 ppm glukoz 215.000 ppm sakaroz içerir. Diğer bir ifadeyle eğer, 100 gram keçiboynuzu tüketilir ise, yaklaşık 8.5 g fruktoz, 9.5 g glukoz ve 21.5 g sakaroz’u vücudumuza almış oluruz. Bu kürü uzun müddet uygulayanların göz ardı etmemeleri gereken bir nokta da, bir miktar kilo aldırmasıdır. Çok sık karşılaştığım bir soru da şudur, “Keçiboynuzu fruktoz, glukoz ve sakaroz gibi şeker çeşitlerini bol miktarda içerdiği halde, çiğ olarak tüketildiğinde veya haşlama suyu içildiğinde nasıl oluyorda kan şekerini yükselt miyor? ” Bu sorunun cevabı, keçiboynuzunun aynı zamanda şeker dengeleyici etkin maddelere sahip olmasında yatmaktadır. Keçiboynuzu pekmezi hazırlanırken, şeker dengeleyici etkin maddeler büyük bir oranda yok olduğundan, pekmezi kan şekerini yükseltmektedir. Bir çok kimse, pekmezinde de aynı şifa gücü vardır diyerek, keçiboynuzu kürlerini pekmezi ile yapmaktadırlar. Bu düşünce doğru değildir. Keçiboynuzu pekmezi belirtmiş olduğum rahatsızlıklara karşı en fazla %20 oranında etkilidir. Yeri gelmişken önemli bir noktayı açıklamakta fayda görüyorum; Keçiboynuzunu suda haşlarken kesinlikle on dakikadan fazla haşlamayınız. On dakikanın üzerindeki haşlama süresinde kan şekerini yükseltme riski başlamaktadır. Aşağıda vermiş olduğum uygulama şekillerinde haşlama süreleri, uygulanacak olan küre göre üç ile sekiz dakika arasında değişmektedir. Dikkat edilecek olursa, keçiboynuzu ile ilgili olarak belirtmiş olduğum hiçbir kürde sekiz dakikanın üzerinde haşlama süresi yoktur. İyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) şikâyeti olanların zaman zaman keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmeleri çok faydalıdır. Çünkü keçiboynuzu, iyi huylu prostat büyümesine neden olduğu bilinen 5-alpha-reductase enziminin aktivitesini düşüren (inhibe eden) beş tane etkin maddeye sahiptir. Bu etkin maddelerden en önemli iki tanesi palmitic acid ve stearic acid’dir. 5-alpha-reductase enziminin aktivitesi ne kadar yüksek ise iyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) o kadar hızlı gelişir. Prostatın büyümesi bir takım şikâyetleri de beraberinde getirmektedir. İyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu şikâyetlerin başında idrar yapma zorluğu, idrar kesesini tam boşaltamama, sık sık idrara çıkma isteği, geceleri birden fazla idrara kalkma ve idrar yaparken çatallanma veya fıskıye şekli gelir. Hareketli sperm sayısını ve kalitesini artırıcı ve de erkeklerdeki iktidarsızlığa karşı Kür : Not: Şeker hastaları çekinmeden keçiboynuzu tüketebilirler. Olgunlaşmış keçiboynuzu (kahverengi-siyah) çiğ olarak tüketilmelidir. Çiğ olarak tüketilen keçiboynuzu kan şekerini yükseltmez. Şeker hastaları da çekinmeden günde 5-6 adet keçiboynuzunu çiğ olarak tüketebilirler. Bu kural keçiboynuzunun pekmezi için kesinlikle geçerli değildir. |
|
Enfeksiyonlar kansere neden olabilir mi? Hangi enfeksiyonlar kanser nedenidir? CEVAP: Hepatit B virüsü karaciğer kanserine, HPV virüsü de rahim ağzı kanserine yol açıyor. Her iki hastalıktan da aşıyla korunmak mümkün. Bu arada Dünya Sağlık Örgütü'nün 'Kanser Hakkında 10 Temel Gerçek' başlıklı çalışmasında, kanser hakkında çarpıcı bilgiler yer alıyor: 1. Vücudun çeşitli bölgelerini etki altına alan 100'den fazla kanser çeşidi bulunuyor.
2. 2005 yılında dünya genelinde hayatını kaybeden 58 milyon kişinin yüzde 13'ü olan 7.6 milyon insanın ölüm nedeni kanser. 3. Kanser sonucu ölümlerin yüzde 70'ten fazlası, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde meydana geliyor. 4. Erkeklerde ölümle sonuçlanan kanserlerde ilk beş sırayı şu kanser türleri alıyor: Akciğer, mide, karaciğer, kolon, yemek borusu. 5. Kadınlarda ölümle sonuçlanan kanserlerde ilk beş sırayı şu kanser türleri alıyor: Meme, akciğer, mide, kolon ve rahim. 6. Tütün ürünleri kullanımı, tüm dünyada en büyük ve önlenebilir kanser nedenidir. 7. Dünya genelinde kanserlerin beşte biri, rahim kanserine neden olan HPV virüsü ya da karaciğer kanserine neden olan Hepatit B virüsü gibi kronik enfeksiyonlardan kaynaklanıyor.
8. Doğru zamanda teşhis edilmesi ve uygun şekilde tedavi edilmesi durumunda, kanserlerin üçte biri tedavi edilebiliyor. 9. Ağrı kontrolü ve destekleyici tedavi yöntemlerinin uygulanması durumunda, tüm hastaların hastalık sürecinde ağrı çekmemeleri sağlanabiliyor. 10. Sadece sigara kullanmamak, sağlıklı beslenme, fiziksel olarak aktif olmak ve enfeksiyonlara zamanında müdahale edilmesiyle, kanserin yüzde 40 oranında önlenmesi mümkün. Aynı Kategoride Yayınlanan : * Boy Uzatan Ameliyatlar * Nane Limon Nasıl Yapılmalı? * Tarçın Yağı kullanımı ve faydaları * Sorunlara Bitkisel Çözümler * Aknelerden Nasıl Kurtulurum |