Ana Sayfa
İletişim'e Tıkla İletişim'e Tıkla
Orjinal Lida

Lida ile 15 Günde 5 Kilo verin!
Orjinal Zayıflama Hapı Lida ile yaz tatilinize incecik ve mutlu bir şekilde giderek sevenlerinizi şaşırtın!
Orjinal Lida Yetkili Ürün Bayii



REKLAM
REKLAM
Reklam
Son Fotoğraflar
YAPIŞIK PARMAKLAR SİNDAKLİNİ

Sağlıklı Bronzlaşmak İçin
Özel Arama


Ana Sayfa > Arşiv > 09.07.2009
Arşiv > 09.07.2009

Günümüzde şişmanlık birçok risk faktörüne zemin hazırlayan, tekrar edebilme özelliği olan, görülme sıklığı tüm dünyada hızla artan bir hastalıktır. Amerika Birleşik Devletlerinde her yıl toplumun %1’lik kesimi şişmanlık sınıfına geçiş yapmaktadır.  Aslında yapılan çalışmalar bu kötü tabloya rağmen çok iyi bir haberi de yayınlamıştır. Düşük miktarda bile kilo vermenin sağlık açısından büyük faydalar sağladığı bildirilmiştir.

SAĞLIKLI ZAYIFLAMA YÖNTEMLERİ

Günlük enerji alımının kısıtlanması, şişmanlık tedavisinde en uygun yöntemlerden birisidir. Ancak bu amaçla kontrolsüz olarak kullanılan ve kısa sürede hızlı ağırlık kaybını hedefleyen çok düşük kalorili diyetler ile bilimsel olmayan birçok diyetler vücutta çok zararlı, çeşitli komplikasyonlara neden olmaktadır. Zayıflama programlarının, kişinin özelliklerine göre (yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite durumu, beslenme alışkanlıkları, v.b.) hesaplanmış oranda enerji, karbonhidrat, protein ve yağ içermesi; yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilmesi ve yavaş ağırlık kaybı ile (0.5- 1 kg/hafta) bireyin yeni beslenme programını yaşam tarzı haline getirmesini sağlayabilmesi gerekmektedir. Günümüzde bütün bilimsel otoritenin söylediği, kalıcı ve sağlıklı kilo verme yöntemi budur. Gerçek ağırlık kaybı vücuttaki yağ kitlesinin azalması ile mümkündür. Bunun dışındaki kas ve su kitlesindeki kayıplar hem sağlık açısından risklidir hem de kalıcı ağırlık kaybına neden olmamaktadır. Ağırlık kaybının hızlı olması öncelikle su kitlesindeki azalma ve sonra da kas kitlesindeki azalma ile ilişkilidir.
 
 
Sağlıklı Zayıflama İlkeleri:
1. Şişmanlığın temel tedavisi diyettir. Bireyin yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilerek gereksinimlere uygun düzenlenmiş beslenme programı, egzersizle desteklenmelidir.
2. Proteinlerin yeterli miktarda alınması; tokluk hissi sağlamaları, yüksek termik etkileri, yağsız vücut kitlesinin korunumu nedeniyle önemlidir.
3. Sağlıklı beslenme önerileri çerçevesinde günlük enerji miktarının %25- 30’ unun yağlardan gelmesi önerilmektedir. Bu oranın korunması bireyde tokluk hissinin sağlanması, lezzet alma, diyeti kabullenme ve uzun süreli uygulayabilme açısından önemlidir.
4. Enerjinin %55- 60’ ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Bu miktarın çoğunluğunun kompleks karbonhidrat olması önerisi, posa içeriği yüksek olan besinlerin tüketilmesini gerektirmektedir. Bunun için yaş gruplarına göre yeterli miktarda sebze ve meyve tüketilmeli, kabuklu yenebilenler kabuklu tüketilmeli, meyve suyu yerine meyve, beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmekler tercih edilmeli ve kuru baklagiller yeterli sıklıkla tüketilmelidir.
5. Posa; çiğneme süresinin uzun olması nedeniyle yemek yeme zamanını uzatması, hacimde düşük enerji içermesi nedeniyle enerji alımını azaltması, mide boşalma hızını azaltarak tokluk hissini sağlaması, safra asidi ve yağ asidi emilimlerini azaltması, barsak hareketlerini ve dışkı atım hacmini arttırarak kabızlığı önlemesi ve insülin düzeyini fazla yükseltmemesi gibi pek çok nedenle diyetin uygulanmasında yararı olan önemli bir öğedir. Günlük alınması gereken posa miktarının yetişkinler için 25- 35 g, çocuklar için 12- 24 g olduğu bildirilmektedir.
6. Dengeli düzenlenmiş diyetler yeterli miktarda vitamin ve mineral sağlayan diyetlerdir. Ancak düşük enerjili diyetlerde özellikle B grubu vitaminler, demir ve kalsiyum yönünden yetersizlikler söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle kadınlarda 1200, erkeklerde ise 1500 kkal/ gün ve daha kısıtlı enerjili diyetlerde vitamin ve mineral eklenmesi gerekebilmektedir.
7. Bireyin, tuz kısıtlaması gerektiren herhangi bir sağlık sorunu yoksa diyette tuzun kısıtlanmasına gerek yoktur. Sadece vücutta su tutumuna neden olacağı için aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır.
8. Yemek öncesi ve sonrası alındığında mide dolgunluğunu arttırması ve metabolik artıkların atımındaki görevleri nedeniyle günlük 2- 3 litre kadar sıvı tüketimi önerilmektedir. Çay, kahve, soda gibi sıvı olarak tüketilen besinler de düşünülerek günlük bu miktara ulaşılmaya çalışılmalıdır. 
9. Bireyin alkollü içecek tüketme alışkanlığı varsa ve bundan vazgeçemiyorsa miktarları olabildiğince azaltılarak kontrol altına alınmalı ve enerji değerleri hesaplanarak buna uygun diyet düzenlenmelidir. Amerikan Kalp Vakfının önerdiği miktar günde erkeklerde 2 kadeh, kadınlarda 1 kadehtir.
10. Günlük enerji alımının 5- 6 öğüne bölünmesi vücutta enerji harcamasını arttırmaktadır. Ayrıca azar azar sık sık beslenme, acıkmayı ve bir sonraki öğünde besin alımını azaltması nedeniyle önerilmektedir.
11.Sağlıklı zayıflama için bireylerin beslenme düzeninde yapacakları değişikliklerin yanında yaşam biçimleri de değiştirilmelidir. Günlük hayatta daha aktif bir yaşam tarzının geliştirilmesi ve düzenli bir fiziksel aktiviteye yer verilmesi gerekmektedir.  Dünya Sağlık Örgütü en çok tempolu yürümeyi önermektedir. Bunun dışında; bisiklete binme, yüzme, tenis, dans, aerobik, jimnastik tarzı kalbi çalıştıran sporlar da uygun görülmektedir. Haftanın en az 4 günü en az 45 dakika egzersiz yapılması yeterli olacaktır.
 
 
Fark Etmeden Diyet yaşamı kolaylaştıran bir yemek yeme sistemidir. Türkiye’nin ve dünyanın neresinde olursanız olun bulabileceğiniz besinlerden hazırlanabilen bu sağlıklı beslenme eğitimi, kilolarınızı koruyabilecek düzene alışmanızı sağlar. Bu sistemde bireylerin fiziksel ve sosyal koşulları değerlendirilir. Fiziki muayeneleri yaptırılır. Şişmanlığa neden olan bütün faktörler değerlendirilir, bilimsel veriler ile desteklenerek kişiye özel beslenme desteği planlanır. Bu sistemde bireylerin diyetleri birbirine asla benzemez. Fark Etmeden Diyet ile haftada 0.5-1.0 kg kilo kaybetme planlanır. Optimal başarı için süreklilik, devamlılık ve programı iyi anlayabilmek şarttır. Sistemin başarısı için bireyin sevdiği fiziksel aktivite seçilir ki bu yürüyüştür. Düzenli yapması hedeflenir, teşvik edilir.

Besinleri seçerken Fark Etmeden Diyet’in kuralları çok önemlidir. Bunun dışında sağlıklı beslenmede 10 adım kuralı bulunmaktadır. Bu 10 altın kural hastalıklardan korunmada da oldukça önem kazanırken, kilo fazlalığı olan bireylerin kolay kilo vermesinde, kilo fazlalığı olmayanların kilo korumasında oldukça yol gösterici olmaktadır. Bunlar;

Her gün 4 temel besin grubunu beslenmenizde bulundurun. ( Süt grubu, et grubu, sebze-meyve grubu ve ekmek-tahıl grubu) 3 ana öğün yemek yemeğe özen gösterin. Öğünler arası ortalama 4-5 saat olsun.

Sevdiğiniz fiziksel aktiviteyi düzenli yapın.
Sağlıklı yağları seçerek kalp sağlığınızı koruyun.
Taze, ucuz, mevsime uygun bol sebze ve meyve tüketin.
Kemik sağlığınız için kalsiyumdan zengin beslenin.
Kansızlığı önlemek beslenmeniz demir destekli olsun.
Rafine tahıl ürünleri yerine kepekli olanlarını yiyin.
Daha az tuz, şeker ve kahve tüketin.
Sağlıklı hazırlama ve pişirme yöntemlerine uyun
 
 
Selahattin DÖNMEZ
Beslenme ve Diyet Uzmanı

Evet, doğru. İşte şimdi de her şeye gücü yeten vajina konusu. Şu ana kadar onunla ilgili birçok bakım bilgisinden sonra (jinekolog görüşleri, bikini ağdaları, Monistat vb), bu kadar ilgi çeken bir organın karmaşık yapısı ve sınıfının birincisi bir Lexus’tan nasıl daha pürüzsüz bir his verebileceği konusunda senin de tahmin edebileceğin gibi bazı şeyler bilmek durumundayım. İlginçtir ki, kendi bedeniyle en barışık olan kadınlar bile vücudun bu kuytuda kalmış bölgesiyle pek ilgilenmiyor. The V Book’un yazarı Doktor Elizabeth Stewarth kadınların kendi cinsel anatomisiyle bağlantıya geçmemesinin sebebini toplumun yarattığı “bu meselelerden uzak dur” mesajı yüzünden olduğunu düşünüyor.

Vajina Rehberi - Kuytu Köşelerde Neler Oluyor?Okuyacağın rehberde ilgini çekebilecek veya hâlâ daha merak ettiğin bazı şeylerle karşılaşabilirsin. Örnek vermek gerekirse, okumaya devam ettikçe “Niçin adet dönemi akıntıları değişkendir?” veya “Biriyle birlikte olduğunda klitoris kadar zevk veren diğer ateşli noktalar nerelerdir?” gibi gizemini koruyan soruların cevaplarını bulacaksın. Hem iddiaya girerim ki, bu bilgiden aynen senin kadar faydalanabilecek bir başkası daha var. O yüzden bu hikâyeyi O’nun da görebileceği bir yere bıraktığına emin ol.

VIP salonu
İnsanlar kadınların iki bacağının arasında kalan bütün donanımı “vajina” diye adlandırır. Ancak görünen dış kısımların kısa ismi “vulva” olarak tanımlanır. İşi, kiri ve bakteriyi uzak tutmak ve partiye gelenlere misafirperver bir ortam sağlayabilmek için DJ klitoris eşliğinde bir VIP salonu rahatlığı sağlamaktır.

Atlanta’dan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Doktor Lillian Schapiro vajinanın dış dudak adı verilen kısmının tüy ve deriyle kaplı yağ tabakaları olduğunu söylüyor. Görevi ise partnerinin kalçası Iggy Pop’tan daha kemikli bile olsa, seksin rahat olmasını sağlamaktır. Dış dudak kısmının içinde yer alan iç dudaklar, vajinaya ve idrar yoluna girişi koruyan, sallanan kapılar gibidir. Doktor Schapiro, “İç dudaklar dış dudaklardan daha hassas ve daha incedir” diyor. Ek olarak ince kan damarlarından meydana geldiğinden, klitoris kadar olmasa bile sertleşebilen bir dokudur. Bu isimleri veren anatomi uzmanları vulvayı salona benzer bulmuşlar anlaşılan çünkü iç dudakların iç kıvrımlarına ve aradaki bölüme “antre/geçit/hol” adını vermişler.

Fıskiye sistemin
Dudakların derisinin ve klitoris bölgesinin altında yüzlerce küçük bez bulunur. Bunlar sürtünmeden ve ısıdan özel bölgeleri korumak için yağ ve ter salgılar. Bu yüzden yogadan çıktıktan sonra eşofmanının kasık bölgesi ıslanmış olabilir. Vajinanın iç kısmı sağlıklı dokuyu koruyabilmek için nemli kalır. Ancak zaten fark etmişindir ki, tahrik olduğunda daha da ıslanırsın. Bunun nedeni tahrik olduğunda vajinanın dolgularının kanla dolmasıdır. Böylece kandaki plazmanın içindeki tuzlu su, vajinanın duvarlarını ileriye iter. Aynı zamanda vajinanın girişinin her iki yanında bulunan bartolinit bezleri, dışarıya kayganlaştırıcı mukus pompalar. Bu durumun gerçekleşmediği hallerde sıvının hepsi vajinanın içinde geride bir yerde toplanır ve girişe sıvı salgılayamaz. O zaman da seks rahatsız edici olabilir. Ayrıca maalesef bazı kadınlarda kayganlaşma sadece birkaç dakikalığına sağlanır ve sonra durur. Her iki durumda da çözüm, su bazlı kayganlaştırıcı kullanmaktır.

Pilili ve kıvrımlı
Kişiye özel tasarlanmış bir el çantası gibi vulva ve vajina da, değişik doku ve özellikte olabilir. Genel olarak vulva pürüzsüzdür ancak bazı kadınlarda iç dudak kısmı kırışık görünümlü olabilir. “Dudaklar farklı şekilde ve ebatta olabilir. Göğüs uçları ve dudaklar birbirine benzer. Her ikisinde de küçük çıkıntılara benzeyen bezler vardır” diyor Doktor Stewart. Eğer daha yakından bakacak olursan (bir el aynası yardımıyla) küçük sivilcelere benzeyen bu bezleri göreceksin. İç dudakları ayırıp vajinanın girişine doğru bakacak olursan yine kıvrımlı bir hatla veya da düzgün görünmeyen deri parçalarıyla karşılaşacaksın. Bunlar cinsel ilişki yaşamadan önce girişi kaplayan ve daha sonra yırtılan veya yana itilen kızlık zarından geride kalanlardır. Vajinanın dokusu rugae adı verilen (doku katları ya da çizgileri) birçok çıkıntıdan meydana gelir. Aynı pilili etek gibi rugae da esner veya sıkışır. Böylece hem incecik bir tamponu hem de tombul bir bebeği tutabilir.

Lades kemiğini bulmak
Sürekli yoğun bir tempoda çalışan vücutta klitoris parti yapmak konusunda her zaman güvenebileceğimiz bir organdır. İnsan bedeninde amacı sadece zevk olan tek bölüm burasıdır. Northwestern Üniversitesi tıp okulunda kadın hastalıkları ve doğum bölümü ve psikiyatri kliniğinde profesör asistanı olarak görev yapan, aynı zamanda The Passion Prescription kitabının yazarı Doktor Laura Berman, klitorisin normalde göründüğünden daha büyük olduğunu söylüyor. Görünen pembe noktanın (klitoris başı veya glans adı verilen) altında lades kemiği şeklinde 2,5 cm öne kasık kemiğine doğru ve aşağı geriye kalça kemiğine doğru 5-7 cm boyunca uzanan, ters çevrilmiş V şeklinde, bacağa ait anlamına gelen “crura” adı verilen bir yapı bulunur. Seks sırasında bu bölgeden beyne zevk sinyalleri iletilir. Ancak klitorisin görünen kısmı daha hassastır. Bu yüzden kendine ait bir başlığı bulunur. Eğer bu olmasaydı dar bir pantolon sinir sistemine aşırı yüklenme yapabilirdi.

Crura adı verilen bölgenin iki yanında erektil doku bulunur. Avustralya’daki Royal Melbourne Hastanesi ürologlarından Berman ve manyetik rezonans görüntüleme ile klitorisin ilk haritasını çıkaran Helen O’Connell da dahil olmak üzere birçok uzman bu dokunun klitorisin bir bölümü olduğunu düşünüyor. Doktor O’Connell çalışmalarda klitorisin idrar yolunu saran erektil dokuyla bağlantılı olduğunu ve vajinanın ön duvarına (G noktasının bulunduğu yere) kadar uzandığını tespit etmiş. 

Tepenin ardına geçince
Mükemmel bir üçgen, bir iniş pisti veya şans getiren bir yonca şeklinde almazsan, kasık bölgesini kaplayan ve daha dışarıya doğru uzayan tüyler, bir kalkanın üzerindeki arma (Latincede escutcheon) modelinde uzar.

Doğal haline bırakıldığında değişik şekiller ortaya çıkar. Hangi etnik kökenden olduğun da bunu etkiler. Bazısı merkeze doğru, bazısı geriye kalçaya doğru ve bazısı da bikini çizgisini geçmeden uzar. Mesela Asyalı kadınlarda genelde yuvarlaktır. Afrikalı kadınlarda eliptiktir. Kafkaslar’da ve Latinler’de ise her ikisi de olabilir. “Eliptik olarak uzamış olanlarda ağda veya jiletle aldıktan sonra tüyün içeri kıvrılıp deriyi delerek, batık yapması ve o bölgede bir çıkıntı meydana getirmesi daha muhtemeldir. Bir bilgi vermek gerekirse, tüy dökücüler kılı yüzeyde kırdığı için batık olma olasılığı da azalır. Ancak içindeki kimyasalın da derine zarar vermemesi gerekir” diyor dermatolog ve Brown Skin kitabının yazarı Doktor Susan Taylor. “Yeni bir tüy dökücü aldığında her zaman kalçanın iç bölümünde ufak bir alanda önce test yap. Estetik olarak memnun edici bir diğer yöntem de lazer epilasyondur. Ancak tabii ki derine zarar vermemek için bir uzmana gitmelisin” diyor Doktor Taylor.

Özel noktalar
Vajina, vulva kadar duyarlı olmasa da birçok sinir ucunu barındırır. Eğer bir kadın sırt üstü yatar ve vajinasının alt bölgesinin oraya bir saat konulursa (neden olduğunu sorma), en hassas bölge saat 12 yönünde olur. Yani idrar yolunun hemen arkası. 1982 yılında Rutgers Üniversitesi’nde 400 kadınla yapılan bir çalışmada araştırmacı Doktor Beverly Whipple ve iki meslektaşı, bir kadın cinsel olarak heyecanlandığında bu bölgenin uyarıldığını görmüş. Burada beliren ufak bir doku bazen orgazmı da tetikleyen bölgeymiş. O da bu noktaya daha önce ilk 1950 yılında belgeleyen Ernst Grafenberg’in ardından G noktası adını vermiş. Bu süngerimsi dokuyu daha da araştırdıklarında onun erkeklerdeki (zevk aldıkları bir nokta olan) prostat bezine benzerliğini fark etmişler. Bazı doktorlar, G noktası adının “kadın prostatı” olması yönünde değiştirilmesi gerektiğini düşünüyor. Bu düşünceyi destekleyici bir çalışma gösteriyor ki, G noktası orgazm sırasında kadınların çok az bir yüzdesinde görülen ve idrar yolundan çıkan sıvı (kadın boşalması) ile erkeklerin prostatlarında üretilen, birbirine benzemektedir. Peki, ya hiç G noktanı bulamazsan? Whipple’a göre zorlamaya gerek yok. Vajinanın içinde parmakla, vibratörle veya penisle uyarılacak ve zevk verebilecek birçok hassas bölge bulunuyor.

Salgılar doğal
Külodunun ağındaki ekstra kumaş, sebepsiz yere oraya konmamıştır. Regl değilsen veya ufak bir damla ter dahi yoksa orası yine de nemlenir. Vajina sekiz saatte bir ortalama 1-2 gram salgı üretir. “Bu temiz, beyaz veya sarı, akışkan, ince bir ip gibi veya da daha kalın bir tabaka halinde olabilir” diyor Doktor Stewart. Bunun bir kısmı vulvanın içindeki salgı bezlerinden çıkan yağlardır. Bir kısmı da rahim ağzına ait mukustur. Ayrıca vajina salgıları da çıkar. Bir numune alıp mikroskobun altına koyarsan içinde bakteri, deri ve üreme hücreleri bulabilirsin. Miktar ve yoğunluk, regl dönemi boyunca değişir. “Yumurtlama sırasında salgılar, daha ince ve çoktur. Yumurtlama sonrasında ise biraz kalınlaşır. Regl olacağın zamana doğru da daha az gelecektir” diyor Doktor Stewart.

Bu salgı fabrikasını nasıl temiz tutabilirsin? Çok fazla uğraşma. “Vajina kendi kendini temizler. Tezgâh üstü ürünler durumu daha da zorlaştırabilir çünkü koruyucu bakterilerin dengesi bozulabilir. Eğer ifrazat kötü kokuyor ve rahatsız ediyorsa, doktora görünmen gerekebilir” diyor Berman. O bölgeni normalde su ve parfümsüz, pH dengeli bir sabunla (Dove gibi) yıka. Her zaman pamuklu iç çamaşırı giy ve geceleri de iç çamaşırı giyme. Aslında seni rahatsız eden bir kıyafet giymiyorsan, doktorların da önerdiği gibi genel olarak hiç giymemek daha iyi. Tampon kutularındaki diyagramlarda da gördüğün gibi, vajina girişten sonra 30 derecelik bir eğim yapar. Eğimin bir yan etkisi ise görev başındayken penisin, vajinanın en hassas yeri olan ön duvarına temas etmemesidir. Kalçanın altına bir yastık yerleştirmek, bacaklarını partnerinin beline dolamak, öne arkaya sallanmak klitorisin sürtünmesini sağlar ve en fazla mutluluğa ulaşmana yardımcı olur. Ama diğer bilinen pozisyonlar da verimli olabilir. “G noktasının uyarılması için en iyi pozisyon kadının üstte olduğudur” diyor Berman. Üstte olduğun zaman hoşuna gidebilecek farklı açıları deneyimleyebilirsin. “Arkaya eğilmek ön duvarı hedefler” diye de ekliyor. Veya tersini de deneyebilirsin yani senin yüzün onun ayaklarına dönecek şekilde. Hem bu açı onu da oldukça mutlu edecektir.

Güçlü kaslar için
Seksten daha çok zevk almanı sağlayan Kegel egzersizini duymuşsundur. Tuvaletini yaparken idrarın dışarı çıkmasını engellemek için sıktığın kasını sıkıp, tutabildiğin kadar tut ve gevşet. Tut ve gevşet (Bunu tabii tuvaletini yaparken yapma çünkü mesane enfeksiyonu olma riski var). Yeni başlayanlar için ince, plastik, yuvarlak köşeli bir papyona benzeyen görüntüsüyle Isis var. Ve vajinası güçlü kadınlar için de sekiz gramdan 40 grama kadar küre biçiminde ağırlıkları olan plastik bir sopa olan Juno var. (Her ikisini de mypleasure.com adresinden bulabilirsin.) Büyük tarafını vajinaya yerleştirerek başlayabilirsin. Sonra leğen kemiği kaslarını sıkılaştırarak elinde tut. Daha küçük ucunu tutabilmeye başladıkça kaslarının güçlendiğini anlayacaksın. “Aynı diğer kaslar gibi bu kaslar da dirençle karşılaştıklarında daha etkili olur. Zamanla Isis’i ve Juno’yu kullanmak, bu bölgeyi güçlendirerek orgazm olma kabiliyetini geliştirecek ve daha çok zevk almanı sağlayacaktır” diyor Berman. Kegel ise böyle bir şeye gerek duymadan fark yaratabiliyor. Doktor Stewart’a göre günde 10-20 arası kasma hareketini çalışırsan, üç ay içinde daha güçlü orgazmlar yaşayacaksın.

Dost işgalciler
Vajinanın içinde trilyonlarca dost ve dost olmayan bakteri bulunur. “Lactobacillus, faydalı bir bakteri olup, zararlı bakterileri kontrol altında tutar. Klasik idrar yolu hastalıkları sıklıkla Lactobacillus sayısını düşünce ve E.Coli bakterisinin (genelde vajinada bulunan) artmasıyla oluşur” diyor Washington Üniversitesi Doktoru Christopher A. Czaja. E. Coli’nin yan mahalleden vajinaya göçünü engellemek için daima peçeteyle önden arkaya doğru temizlemek gerekir. E. Coli gibi kötü karakterli bakterilere zorbalık etmek dışında Lactobacillus, vajinanın bir diğer sakini olan üreme hücrelerini sıkıştırır. Bunların sayısı artarsa kaşıntılı hastalıklara sebep olabilirler. Lactobacillus’un sayısını dengede tutmak için günde bir kap yoğurt yemelisin. Ve kötülerin yanında iyileri de öldüren gereksiz antibiyotik alımından kaçınmalısın. Daha fazla bilgi edinmek istersen womenshealth.com.tr adresinden cinsellik bölümündeki yazılara göz atabilirsin.

Hijyen
Vajina her ne kadar nazik görünse de aslında yeterince sağlam ve güçlüdür. Ara sıra ufak sürtünmelere maruz kalsa bile, vajina duvarları hemen kendini onarır.  Başka bir rahatsızlık ise sıvıyı çok fazla emen tamponların yanlış kullanılmasıdır. Bu korkutucu toksik şok sendromundan farklı olarak, daha az rastlanan (100.000’de bir gibi) tehlikeli bir durumdur. Sonunda Staphylococcus aureus bakterisi çok fazla üremiş olur. Aynı tamponu sekiz saatten fazla kullanmak bakteriyi azdırabilir. Ancak bu, tamponun kendisinden kaynaklanmaz (Kaçınmanın en iyi yolu tampon değiştirmenin yanı sıra bölgeyle temas eden ellerin veya objelerin temiz olmasıdır).

Tampon, vajinanın dokularının zarar görüp kaybolmasına neden olabilir. Çok fazla rahatsızlık hissettirmese de cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı savunmasız bırakır. “Hafif günlerde fazla sıvı emebilen tampon kullanmak, vajinadan çok fazla sıvı çekerek aşınmaya neden olur” diyor Doktor Stewart. İyi haber ise vajina çok hızlı bir şekilde yeni hücre üretir. Yaralar yaklaşık 48 saat içinde iyileşir. Böyle bir şeyle karşılaşmamak için aşırı emici özelliği olan tamponlardan (en çok kanamanın olduğu günler hariç) kaçınmak gerekir. Ve zaten eğer regl değilsen kesinlikle kullanmamalısın.

Aşağıdan yukarıya
Birçok aşırı şanslı kadın üç tip orgazm yaşadıklarını belirtiyor (eğer sahte olanı da dâhil edersek dört): Birincisi klitoristen yayılan ve biraz üstünkörü olan, ikincisi vajinanın içinde olan ve daha tatmin edici olan ve üçüncüsü bu ikisinin ilahi birleşimi olan patlamadır. Whipple, Doktor Barry Komisaruk ve Doktor Carlos Beyer-Flores’in ortak yazdığı The Science of Orgasm kitabına göre klitorisin uyarılması, cinsel yerlerdeki sinirlerin karıncalanmasına neden olur. Sinirler, vajinadan kalçaya ve rahim boynuna doğru kısaca karnın alt kısmını aktive eder.

Rahim ağzından kafaya ulaşan (normalde bu konuyla alakasız işleri -terlemek ve yutkunmak gibi- kontrol eden) sinirleri, Whipple ve ekibi omuriliğinde hasar olan kadınlar üzerinde klinik bir araştırma yaparken yakın zamanda keşfetmiş. “Bu genital organların omuriliğine normalde mesaj yollamak için kullandıkları bir yol mu, yoksa kaza yüzünden hasar gördüğü için mi aktive olmuş, onu bilmiyoruz” diyor Doktor Stewart. Yalnız beyindeki sinirlerin de işin içine dahil olmasıyla ortaya şu çıkıyor: Kadın orgazmı dışarıdan bakıldığında bile anlaşılıyor ki, gerçekten gizemli bir şey.”


Yazı: Nicole Beland
Derleyen: Tuğçe Tekmen

Ağzınızda yara mı çıkıyor?

Gazi Üniversitesi (GÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cansu Alpaslan, ağız kanserlerinin de en az diğer kanser türleri kadar tehlikeli olduğunu söyledi.

Ağzınızda yara mı çıkıyor?

Haziran ayında Paris'te düzenlenen 'Ağız Kanserinin Önlenmesi, Erken Teşhisi ve Diş Hekimlerinin Sorumluluğu' başlıklı konferansta, Türkiye'yi temsil eden Alpaslan, ağız kanserlerinin tüm kanserler içerisinde dünyada 12. sırada olduğunu anlattı.

Alpaslan, ağız kanserlerinin toplumda çok iyi bilinmediğini, bu nedenle farkındalığın artırılması, diş hekimlerinin rutin muayenelerde mutlaka ağız kanseri bulgularına da bakması gerektiğini ifade ederek, bu konuda hem hekimlerin hem de hastaların yeteri kadar duyarlı olmadığını savundu.

DİŞ HEKİMLERİNİN RUTİN KONTROL YAPMASI LAZIM

Ağız kanserlerinin, diş hekimliği eğitimlerinde müfredatta olan bir konu olmasına rağmen, eğitim dönemi sonrasında çok fazla dikkat edilmediği yönünde eleştiride bulunan Alpaslan, 'Maalesef pek çok diş hekimi, hastalarına ağız kanseri muayenesi yapmıyor, bunu rutin kontrollerde takip edilmesi gereken bir durum gibi algılamıyor' dedi.

Alpaslan, bu durumun sadece Türkiye'ye özgü olmadığını, tüm dünyada göz ardı edildiğini ifade etti. Ağız kanserinin çok bilinmediği için bulguların göz ardı edildiği ve hekime gelinmediği için tanı ve tedaviye geç kalındığını dile getiren Alpaslan, '2008'de yapılan bir araştırmaya göre, Türk toplumunun yüzde 70'i ağızda kanser gelişebileceğini hiç bilmiyor. Ağız kanseri hakkında bilgi sahibi olanların oranı sadece yüzde 5. Katılımcıların yüzde 25'i de bu konuda bir kulak dolgunluğu olduğunu ancak ayrıntılı bir şey bilmediklerini belirtiyor' diye konuştu.

AĞIZ İÇİNDE GÖRÜLEN YARALARA DİKKAT

Alpaslan, ağız kanserinin dil, dudak, ağız tabanı, yanaklarda, diş etinde ve boğazda görülebildiğini vurgulayarak, 'Bu bölgelerde 14 gün boyunca iyileşmeyen yaralar en önemli göstergesidir' dedi. Bulguların yara ya da kitle şeklinde olabildiğini anlatan Alpaslan, şunları kaydetti:

'Bu bulgular, gözle görülebilen, kolay fark edilebilen bulgulardır. Bu bölgelerde kızarıklık, şişlik olabilir, ağızda beyaz plaklar ya da kırmızı lekeler şeklinde lezyonlar görülebilir. Bunlar, zaman içinde kansere dönüşme eğilimindedir. Ağız içinde kanama, kötü koku, dişlerde sallanma, yutma zorluğu, ağrı gibi belirtiler mutlaka önemsenmelidir. Bunlar, ağız kanserinin habercisi olabilir.

Bu nedenle, ağız temizliği yapılırken, bu tür belirtilere dikkat edilmeli. Her gün fark edilen bulgularda değişiklik olup olmadığı kontrol edilmeli, mutlaka vakit kaybetmeden diş hekimine başvurulmalı ve gerekli görüldüğünde o bölgeden bir parça alınarak biyopsi yaptırılmalı.'

Alpaslan, belirtilerin başlangıçta ağrıya neden olmadığı için önemsenmediğini ve bu nedenle de hekime geç gidildiğini ifade ederek, 'Ağız kanseri geç teşhis edildiğinde hastaların yüzde 80'i ilk 5 yıl içinde hayatını kaybediyor. Yani 5 yıllık sağ kalım oranı, yüzde 20'ye kadar düşüyor' diye konuştu.

YILDA BİR KAZ AĞIZ KANSERİ MUAYENESİ YAPTIRILMALI

Alkol ve sigara tüketiminin çok önemli risk faktörü olduğunu anlatan Alpaslan, ağız hijyenine özen göstermeyen kişilerde de bulguların diğer kişilerden daha geç fark edildiğini söyledi. Kanserin her geçen gün gençlerde de görülme sıklığının arttığını, bu nedenle tüm yaş gruplarının temkinli olmasını gerektiğini ifade eden Alpaslan, kişilerin yılda bir kez mutlaka ağız muayenesi yaptırması gerektiğini bildirdi.

Prof.Dr. Cansu ALPASLAN
Prof.Dr. 
Cansu ALPASLAN

Büyük göğüslü, hamile ve emziren bayanların özellikle sıcakların bastırdığı bu günlerde uyku esnasında gögüsleri ile başı dertte olduğunu düşünen ve aynı sıkıntıları çeken ingiliz tasarımcının geliştirdiği bu pratik ürün büyük göğüslü bayanlar tarafından oldukça beğenildi.
Göğüslerde yatış pozisyonuna bağlı olarak oluşan Pişik, kırışıklık, sarkıklık gibi sorunları olanlar için oldukça ideal bir ürün.



Maşallah




REKLAM
Reklam için İletişim Linkini Kullanınız
REKLAM
SAĞLIK KÖŞESİ

Gizlilik Politikası
Kullanım Şartları
Online Doktor

OKUNASI
© Copyright www.XprodoksiT.com 2006-2010 Türkiye'nin Sağlıklı Yaşam Platformu

Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.
Norton Safe Web